<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Ankara Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Teknoloji</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/rss/category/teknoloji</link>
<description>Ankara Son Dakika &amp; Gündem Haberleri &amp; : Teknoloji</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>2025 © MDM Medya Ürünüdür &amp; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Alphabet&amp;apos;ten 32 milyar dolarlık satın alma</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/alphabetten-32-milyar-dolarlik-satin-alma</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/alphabetten-32-milyar-dolarlik-satin-alma</guid>
<description><![CDATA[ Google&#039;ın çatı şirketi Alphabet, bulut güvenlik şirketi Wiz&#039;i 32 milyar dolar karşılığında satın alacak.Alphabet, bulut güvenlik şirketi Wiz&#039;i 32 milyar dolar nakit karşılığında satın alacağını açıkladı.  Bu satın alım siber güvenlik alanındaki yatırımlarını artıran Alphabet&#039;in bugüne kadarki en büyük satın alımı olacak.  Google, Amazon ve Microsoft ile rekabet ettiği bulut bilişim alanında avantaj sağlamak için Wiz&#039;in yapay zekâ destekli siber güvenlik çözümlerini bünyesine katacak.   Şirketler, Wiz&#039;in teknolojisini kullanarak önemli riskleri ortadan kaldırabiliyor.  Alphabet&#039;in geçen yıl Wiz&#039;i satın almak için yaklaşık 23 milyar dolar teklif ettiği fakat tekelcilik karşıtı endişeler nedeniyle anlaşmanın iptal edildiği belirtilmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L6jQkjz-Ykiz8JqrjpCgVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alphabetten, milyar, dolarlık, satın, alma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L6jQkjz-Ykiz8JqrjpCgVw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alphabet'ten 32 milyar dolarlık satın alma"><p>Google'ın çatı şirketi Alphabet, bulut güvenlik şirketi Wiz'i 32 milyar dolar karşılığında satın alacak.</p>Alphabet, bulut güvenlik şirketi Wiz'i 32 milyar dolar nakit karşılığında satın alacağını açıkladı.  Bu satın alım siber güvenlik alanındaki yatırımlarını artıran Alphabet'in bugüne kadarki en büyük satın alımı olacak.  Google, Amazon ve Microsoft ile rekabet ettiği bulut bilişim alanında avantaj sağlamak için Wiz'in yapay zekâ destekli siber güvenlik çözümlerini bünyesine katacak.   Şirketler, Wiz'in teknolojisini kullanarak önemli riskleri ortadan kaldırabiliyor.  Alphabet'in geçen yıl Wiz'i satın almak için yaklaşık 23 milyar dolar teklif ettiği fakat tekelcilik karşıtı endişeler nedeniyle anlaşmanın iptal edildiği belirtilmişti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Google&amp;apos;a ırkçılık davası: Şirket 28 milyon dolar ödeyecek</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/googlea-irkcilik-davasi-sirket-28-milyon-dolar-oedeyecek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/googlea-irkcilik-davasi-sirket-28-milyon-dolar-oedeyecek</guid>
<description><![CDATA[ Google, ırkçılık suçlamasıyla şirkete açılan dava kapsamında 28 milyon dolar ödemeyi kabul etti.Google, beyaz ve Asyalı çalışanlara diğer etnik kökenlerden gelen çalışanlarına göre daha iyi ücret ödediği ve kariyer fırsatları verdiği suçlamasıyla açılan dava kapsamında 28 milyon dolar ödemeyi kabul etti.  BBC&#039;nin haberine göre, eski Google çalışanı Ana Cantu tarafından, şirketin beyaz ve Asyalı çalışanları kayırdığı, diğer kökenlerden gelen çalışanlara daha az maaş verdiği ve kariyer fırsatı sunmadığı suçlamasıyla 2021 yılında açılan davada uzlaşmaya varıldı.  Meksika kökenli Cantu, 7 yıl boyunca Google&#039;da çok çaba sarf ederek çalıştığını ancak beyaz ve Asyalı akranları terfi alırken kendisinin hiç yükselemediğini belirtti.  Google, 15 Şubat 2018 ila 31 Aralık 2024&#039;te istihdam edilen 6 bin 632 çalışanı adına açılan dava kapsamında 28 milyon dolar ödemeyi kabul etti.  California Santa Clara Üst Mahkemesinden Yargıç Charles Adams, taraflar arasında varılan uzlaşmaya ön onay verdi.  Google, çalışanlarına ayrımcılık yaptığı yönündeki suçlamaları kabul etmediğini duyurdu.  Google sözcüsü, &quot;Bir uzlaşmaya vardık ama herhangi birine farklı davrandığımız yönündeki iddialara katılmamaya devam ediyoruz ve tüm çalışanlara adil bir şekilde ödeme yapma, işe alma ve ücretlendirme konusundaki kararlılığımızı sürdüreceğiz&quot; ifadesini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JfYh0Ef4b0aD-s44fgZeag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Googlea, ırkçılık, davası:, Şirket, milyon, dolar, ödeyecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JfYh0Ef4b0aD-s44fgZeag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Google'a ırkçılık davası: Şirket 28 milyon dolar ödeyecek"><p>Google, ırkçılık suçlamasıyla şirkete açılan dava kapsamında 28 milyon dolar ödemeyi kabul etti.</p>Google, beyaz ve Asyalı çalışanlara diğer etnik kökenlerden gelen çalışanlarına göre daha iyi ücret ödediği ve kariyer fırsatları verdiği suçlamasıyla açılan dava kapsamında 28 milyon dolar ödemeyi kabul etti.  BBC'nin haberine göre, eski Google çalışanı Ana Cantu tarafından, şirketin beyaz ve Asyalı çalışanları kayırdığı, diğer kökenlerden gelen çalışanlara daha az maaş verdiği ve kariyer fırsatı sunmadığı suçlamasıyla 2021 yılında açılan davada uzlaşmaya varıldı.  Meksika kökenli Cantu, 7 yıl boyunca Google'da çok çaba sarf ederek çalıştığını ancak beyaz ve Asyalı akranları terfi alırken kendisinin hiç yükselemediğini belirtti.  Google, 15 Şubat 2018 ila 31 Aralık 2024'te istihdam edilen 6 bin 632 çalışanı adına açılan dava kapsamında 28 milyon dolar ödemeyi kabul etti.  California Santa Clara Üst Mahkemesinden Yargıç Charles Adams, taraflar arasında varılan uzlaşmaya ön onay verdi.  Google, çalışanlarına ayrımcılık yaptığı yönündeki suçlamaları kabul etmediğini duyurdu.  Google sözcüsü, "Bir uzlaşmaya vardık ama herhangi birine farklı davrandığımız yönündeki iddialara katılmamaya devam ediyoruz ve tüm çalışanlara adil bir şekilde ödeme yapma, işe alma ve ücretlendirme konusundaki kararlılığımızı sürdüreceğiz" ifadesini kullandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Güneş panelleri ile kendi elektriğini üreten cami: Fazla enerjisi satılıyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/gunes-panelleri-ile-kendi-elektrigini-ureten-cami-fazla-enerjisi-satiliyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/gunes-panelleri-ile-kendi-elektrigini-ureten-cami-fazla-enerjisi-satiliyor</guid>
<description><![CDATA[ Bursa&#039;da çatısına güneş panelleri kurulan Mevlana Camisi ve camiye bağlı Kur&#039;an kursu artık elektrik faturası ödemezken, üretim fazlası enerjiyi de elektrik dağıtım şirketine satarak ayda 15-20 bin lira arasında kazanç sağlıyor.Yıldırım ilçesi Yeşilyayla Mahallesi&#039;ndeki bin kişi kapasiteli Mevlana Camisi&#039;nin dernek yöneticileri, caminin ve camiye bağlı Kur&#039;an kursu binasının, yüksek elektrik faturalarını karşılayabilmek için kendi elektriklerini üretebilecekleri güneş panelleri sistemi kurmaya karar verdi. Bu düşünceyi projelendiren dernek yöneticileri, gerekli maddi desteği hayırseverler ve cami cemaatinden toplayarak hayata geçirdi.
15-20 BİN LİRALIK KAZANÇ ELDE EDİLİYOR
İlk olarak Kur&#039;an kursu binasının çatısına günde 10 kilovat saat elektrik üreten 40 panellik sistem kuruldu. Daha sonra kademeli olarak panel sayısı arttırıldı. Önce Kur&#039;an kursuna daha sonra da camiye kurulan toplam 62 güneş paneli sayesinde artık elektrik faturası ödemeyen cami yönetimi, ürettikleri fazla elektriği de Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.&#039;ye satarak ayda 15-20 bin lira arasında para kazanıyor.Caminin kira gibi herhangi bir gelirinin olmadığını, bu nedenle ihtiyaçların cami cemaati tarafından karşılandığını belirten Mevlana Camisi Yaşatma Derneği Üyesi Erdal Koptagel, &quot;Camimizin bir geliri yoktu. Gelir olmadığı için de sürekli giderleri aramızda topluyorduk. Biz de para toplayıp, elektrik panolarını aldık. 22 adet caminin üstünde, 40 tane de Kur&#039;an kursunun üstünde olmak üzere 62 tane panomuz var. Kendi elektriğimizi üretiyoruz, ihtiyaç fazlasını da elektrik dağıtım şirketine satıyoruz. Hem vatandaşın üzerine yük olmuyor hem de para kazanıyoruz. Kendi ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Başka gelirimiz yok çünkü&quot; dedi.İhtiyaç fazlası elektriği UEDAŞ&#039;a satarak camiye gelir elde ettiklerini söyleyen Koptagel, &quot;Güneş olduğu müddetçe elektrik üretimi güzel oluyor. Aylık ortalama 15-20 bin lira civarında camiye katkısı oluyor&#039;&#039; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J6HqIZtdQUWYbwswfgqfXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güneş, panelleri, ile, kendi, elektriğini, üreten, cami:, Fazla, enerjisi, satılıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J6HqIZtdQUWYbwswfgqfXQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Güneş panelleri ile kendi elektriğini üreten cami"><p>Bursa'da çatısına güneş panelleri kurulan Mevlana Camisi ve camiye bağlı Kur'an kursu artık elektrik faturası ödemezken, üretim fazlası enerjiyi de elektrik dağıtım şirketine satarak ayda 15-20 bin lira arasında kazanç sağlıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-qz7uEnoS0iPpXG2JskqQw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yıldırım ilçesi Yeşilyayla Mahallesi'ndeki bin kişi kapasiteli Mevlana Camisi'nin dernek yöneticileri, caminin ve camiye bağlı Kur'an kursu binasının, yüksek elektrik faturalarını karşılayabilmek için kendi elektriklerini üretebilecekleri güneş panelleri sistemi kurmaya karar verdi. Bu düşünceyi projelendiren dernek yöneticileri, gerekli maddi desteği hayırseverler ve cami cemaatinden toplayarak hayata geçirdi.
15-20 BİN LİRALIK KAZANÇ ELDE EDİLİYOR
İlk olarak Kur'an kursu binasının çatısına günde 10 kilovat saat elektrik üreten 40 panellik sistem kuruldu. Daha sonra kademeli olarak panel sayısı arttırıldı. Önce Kur'an kursuna daha sonra da camiye kurulan toplam 62 güneş paneli sayesinde artık elektrik faturası ödemeyen cami yönetimi, ürettikleri fazla elektriği de Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye satarak ayda 15-20 bin lira arasında para kazanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0Bbb9lmd8kGiVKgR4nW9sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Caminin kira gibi herhangi bir gelirinin olmadığını, bu nedenle ihtiyaçların cami cemaati tarafından karşılandığını belirten Mevlana Camisi Yaşatma Derneği Üyesi Erdal Koptagel, "Camimizin bir geliri yoktu. Gelir olmadığı için de sürekli giderleri aramızda topluyorduk. Biz de para toplayıp, elektrik panolarını aldık. 22 adet caminin üstünde, 40 tane de Kur'an kursunun üstünde olmak üzere 62 tane panomuz var. Kendi elektriğimizi üretiyoruz, ihtiyaç fazlasını da elektrik dağıtım şirketine satıyoruz. Hem vatandaşın üzerine yük olmuyor hem de para kazanıyoruz. Kendi ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Başka gelirimiz yok çünkü" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a1vrmI28C0SXf16YtCcd2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İhtiyaç fazlası elektriği UEDAŞ'a satarak camiye gelir elde ettiklerini söyleyen Koptagel, "Güneş olduğu müddetçe elektrik üretimi güzel oluyor. Aylık ortalama 15-20 bin lira civarında camiye katkısı oluyor'' ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ddkJABZo80aK6f6JLcsSxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Doğanın hoşgeldin partisi: NASA astronotlarını yunus sürüsü karşıladı!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/doganin-hosgeldin-partisi-nasa-astronotlarini-yunus-surusu-karsiladi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/doganin-hosgeldin-partisi-nasa-astronotlarini-yunus-surusu-karsiladi</guid>
<description><![CDATA[ Uzayda mahsur kalan NASA astronotları Butch Wilmore ve Suni Williams, 286 günlük esaretin ardından Dünya&#039;ya döndü. Meksika Körfezi&#039;ne inen astronotları, yunus sürüsü karşıladı. Sosyal medya kullanıcıları, &quot;Dünya Ana, bir yunus sürüsüyle eve hoş geldin partisi gönderdi&quot; yorumunda bulundu.NASA astronotları Butch Wilmore ve Suni Williams, 9 aylık uzay esaretinin ardından Dünya&#039;ya güvenli bir şekilde dönüş yaptı.  Astronotları taşıyan kapsül, saatler süren yolculuğun ardından Meksika Körfezi&#039;ne paraşütle indi.  Bir saat içinde kapsüllerinden çıktılar, kameralara el sallayıp gülümsediler ve rutin tıbbi muayeneler için sedyelerle hızla götürüldüler.SÜRPRİZ KARŞILAMA EKİBİ  Bu sırada beklenmedik bir grup ziyaretçi astronotları karşıladı. Astronotların etrafında yüzen bir yunus sürüsü görüldü. NASA&#039;nın Johnson Uzay Merkezi, sosyal medya platformu X&#039;te yunus sürüsü hakkında, &quot;Planlanmamış karşılama ekibi! Mürettebat-9, bu öğleden sonra suya indikten sonra bazı sürpriz ziyaretçileri ağırladı&quot; şeklinde bir paylaşımda bulundu.  Sosyal medya kullanıcıları, &quot;Dünya Ana, bir yunus sürüsüyle eve hoş geldin partisi gönderdi&quot; yorumunda bulundu.UZAYDA GEÇEN 286 GÜN  Wilmore ve Williams, 5 Haziran&#039;da Boeing&#039;in yeni Starliner kapsülünde fırlatıldıktan sonra uzayda sadece bir hafta geçirmeyi bekliyordu. Ancak görev planlanandan çok daha uzun sürdü.  Wilmore ve Williams, sadece bir haftalık bir yolculuk yerine uzayda 286 gün geçirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SZBpGJMx60q4plyEdl6HHg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, hoşgeldin, partisi:, NASA, astronotlarını, yunus, sürüsü, karşıladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SZBpGJMx60q4plyEdl6HHg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Doğanın hoşgeldin partisi: NASA astronotlarını yunus sürüsü karşıladı!"><p>Uzayda mahsur kalan NASA astronotları Butch Wilmore ve Suni Williams, 286 günlük esaretin ardından Dünya'ya döndü. Meksika Körfezi'ne inen astronotları, yunus sürüsü karşıladı. Sosyal medya kullanıcıları, "Dünya Ana, bir yunus sürüsüyle eve hoş geldin partisi gönderdi" yorumunda bulundu.</p><p>NASA astronotları Butch Wilmore ve Suni Williams, 9 aylık uzay esaretinin ardından Dünya'ya güvenli bir şekilde dönüş yaptı.  Astronotları taşıyan kapsül, saatler süren yolculuğun ardından Meksika Körfezi'ne paraşütle indi.  Bir saat içinde kapsüllerinden çıktılar, kameralara el sallayıp gülümsediler ve rutin tıbbi muayeneler için sedyelerle hızla götürüldüler.</p><p><strong>SÜRPRİZ KARŞILAMA EKİBİ</strong>  Bu sırada beklenmedik bir grup ziyaretçi astronotları karşıladı. Astronotların etrafında yüzen bir yunus sürüsü görüldü. NASA'nın Johnson Uzay Merkezi, sosyal medya platformu X'te yunus sürüsü hakkında, "Planlanmamış karşılama ekibi! Mürettebat-9, bu öğleden sonra suya indikten sonra bazı sürpriz ziyaretçileri ağırladı" şeklinde bir paylaşımda bulundu.  Sosyal medya kullanıcıları, "Dünya Ana, bir yunus sürüsüyle eve hoş geldin partisi gönderdi" yorumunda bulundu.</p><strong>UZAYDA GEÇEN 286 GÜN</strong>  Wilmore ve Williams, 5 Haziran'da Boeing'in yeni Starliner kapsülünde fırlatıldıktan sonra uzayda sadece bir hafta geçirmeyi bekliyordu. Ancak görev planlanandan çok daha uzun sürdü.  Wilmore ve Williams, sadece bir haftalık bir yolculuk yerine uzayda 286 gün geçirdi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA bir ilki paylaştı: Ay&amp;apos;da gün batımı böyle görünüyor!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-bir-ilki-paylasti-ayda-gun-batimi-boeyle-goerunuyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-bir-ilki-paylasti-ayda-gun-batimi-boeyle-goerunuyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzay ajansı NASA, Ay&#039;dan görülen gün batımının ilk yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını paylaştı. Batıya doğru çekilen ve Dünya ile Venüs&#039;ün de görülebildiği görüntüler, Güneş&#039;in battığı sırada parıltının Ay&#039;ın ufku boyunca yayıldığını gösteriyor.NASA, Ay&#039;daki gün batımının ilk yüksek çözünürlüklü görüntülerini yayınladı.  Uzay aracı Blue Ghost tarafından çekilen bu çarpıcı fotoğraflar, bilim insanlarına &quot;Ay ufuk parıltısı&quot; olarak bilinen gizemli fenomen hakkında daha fazla ipucu sunabilir.  Ajans, Houston&#039;daki Johnson Uzay Merkezi&#039;nde düzenlenen bir basın toplantısında görüntüleri sundu.  Firefly Aerospace şirketiyle ortaklaşa yürütülen 14 günlük görev de böylelikle sona ermiş oldu.BLUE GHOST VE AY&#039;A İNSAN GÖNDERMEK2 Mart&#039;ta Ay&#039;ın kuzeydoğu yakın tarafındaki Mare Crisium volkanik oluşumu Mons Latreille yakınlarına inen uzay aracı, NASA&#039;nın 2027&#039;de insanları Ay&#039;a geri döndürmeyi amaçlayan Artemis programınının bir parçası.  Batıya doğru çekilen ve Dünya ile Venüs&#039;ün de görülebildiği görüntüler, Güneş&#039;in battığı sırada parıltının Ay&#039;ın ufku boyunca yayıldığını gösteriyor.  NASA yöneticisi Joel Kearns, &quot;Bunlar, Güneş&#039;in batışının ve ardından ufukta karanlığa bürünüşünün ilk yüksek çözünürlüklü görüntüleri&quot; dedi. AY UFUK PARILTISI NEDİR?Ay ufkunun parıltısı ilk olarak 1972&#039;de Apollo 17 görevi sırasında Ay&#039;a ayak basan son iki kişiden biri olan astronot Eugene Cernan tarafından belgelendi.  Daha sonraki gözlemler, bu olgunun Ay&#039;ın ince atmosferindeki minik toz parçacıklarının Ay gün doğumunda ve gün batımında parlamasından kaynaklandığı sonucuna vardı ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MT23_cgbfEyvKjVE64MjFA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, bir, ilki, paylaştı:, Ayda, gün, batımı, böyle, görünüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MT23_cgbfEyvKjVE64MjFA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA bir ilki paylaştı: Ay'da gün batımı böyle görünüyor!"><p>Uzay ajansı NASA, Ay'dan görülen gün batımının ilk yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını paylaştı. Batıya doğru çekilen ve Dünya ile Venüs'ün de görülebildiği görüntüler, Güneş'in battığı sırada parıltının Ay'ın ufku boyunca yayıldığını gösteriyor.</p>NASA, Ay'daki gün batımının ilk yüksek çözünürlüklü görüntülerini yayınladı.  Uzay aracı Blue Ghost tarafından çekilen bu çarpıcı fotoğraflar, bilim insanlarına "Ay ufuk parıltısı" olarak bilinen gizemli fenomen hakkında daha fazla ipucu sunabilir.  Ajans, Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'nde düzenlenen bir basın toplantısında görüntüleri sundu.  Firefly Aerospace şirketiyle ortaklaşa yürütülen 14 günlük görev de böylelikle sona ermiş oldu.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V9Cwi-zlm0akCb_i6FQqNA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>BLUE GHOST VE AY'A İNSAN GÖNDERMEK</strong></p><p>2 Mart'ta Ay'ın kuzeydoğu yakın tarafındaki Mare Crisium volkanik oluşumu Mons Latreille yakınlarına inen uzay aracı, NASA'nın 2027'de insanları Ay'a geri döndürmeyi amaçlayan Artemis programınının bir parçası.  Batıya doğru çekilen ve Dünya ile Venüs'ün de görülebildiği görüntüler, Güneş'in battığı sırada parıltının Ay'ın ufku boyunca yayıldığını gösteriyor.  NASA yöneticisi Joel Kearns, "Bunlar, Güneş'in batışının ve ardından ufukta karanlığa bürünüşünün ilk yüksek çözünürlüklü görüntüleri" dedi. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PxLlozPn3kit497LwIp3vw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><p><strong>AY UFUK PARILTISI NEDİR?</strong></p><p>Ay ufkunun parıltısı ilk olarak 1972'de Apollo 17 görevi sırasında Ay'a ayak basan son iki kişiden biri olan astronot Eugene Cernan tarafından belgelendi.  Daha sonraki gözlemler, bu olgunun Ay'ın ince atmosferindeki minik toz parçacıklarının Ay gün doğumunda ve gün batımında parlamasından kaynaklandığı sonucuna vardı</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Musk&amp;apos;tan şok iddia: &amp;quot;Kötü insanlar beni öldürmek istiyor&amp;quot;</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/musktan-sok-iddia-koetu-insanlar-beni-oeldurmek-istiyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/musktan-sok-iddia-koetu-insanlar-beni-oeldurmek-istiyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın en zengin insanı Elon Musk, &quot;kötü insanların&quot; kendisini öldürmek istediğini öne sürdü. Musk, kendisine karşı daha önce hiç gösteri yapılmadığına işaret ederek &quot;Bence daha büyük güçler de iş başında&quot; iddiasında bulundu.ABD&#039;de Hükümet Verimliliği Departmanının (DOGE) başındaki milyarder iş insanı Elon Musk, Fox News sunucusu Sean Hannity&#039;ye konuştu.  Başkan Donald Trump&#039;ın ikinci döneminde yönetimde etkin bir rol oynayan Musk, röportajında, &quot;İnsanların, bilirsiniz, hileli bir şekilde aldıkları parayı ellerinden aldığınızda, çok üzüldükleri ortaya çıkıyor.&quot; dedi.&quot;BENİ ÖLDÜRMEK İSTİYORLAR&quot;  Musk, &quot;Ve temelde beni öldürmek istiyorlar çünkü onların sahtekarlıklarını durduruyorum ve Tesla&#039;ya zarar vermek istiyorlar çünkü hükümetteki korkunç israf ve yolsuzluğu durduruyoruz ve sanırım onlar kötü insanlar. Kötü insanlar kötü şeyler yapar.&quot; ifadelerini kullandı.  Kendisine ait şirket Tesla&#039;nın barışçıl olduğunu savunan Musk, &quot;Ben hiç zararlı bir şey yapmadım. Sadece üretken şeyler yaptım. Bence burada bir tür akıl hastalığı var.&quot; değerlendirmesinde bulundu.&quot;DAHA BÜYÜK GÜÇLER İŞ BAŞINDA&quot;  Musk, kendisine karşı daha önce hiç gösteri yapılmadığına işaret ederek &quot;Bence daha büyük güçler de iş başında yani bunu kim finanse ediyor ve kim koordine ediyor? Çünkü bu, çılgınlık. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.&quot; diye konuştu.  TESLA BAYİLERİ ÖNÜNDEKİ PROTESTOLARÜlkenin farklı bölgelerinde ay başından bu yana Musk&#039;ın Üst Yöneticisi (CEO) olduğu Tesla&#039;nın otomobil bayileri önünde gösteriler düzenlenmiş, protestolarda gözaltına alınanlar olmuştu.  Başkan Trump, kıdemli danışmanı olarak atadığı Musk&#039;a desteğini göstermek amacıyla bir Tesla araç satın almıştı.  Trump, Tesla bayilerine yönelik şiddet eylemlerinin &quot;iç terör&quot; olarak nitelendirileceğini ve failler için ağır sonuçlar doğuracağını vurgulamıştı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C0vBfFdOYEWfCPLEO4EwvQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Musktan, şok, iddia:, Kötü, insanlar, beni, öldürmek, istiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C0vBfFdOYEWfCPLEO4EwvQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Musk'tan suikast iddiası: " k insanlar beni istiyor><p>Dünyanın en zengin insanı Elon Musk, "kötü insanların" kendisini öldürmek istediğini öne sürdü. Musk, kendisine karşı daha önce hiç gösteri yapılmadığına işaret ederek "Bence daha büyük güçler de iş başında" iddiasında bulundu.</p><p>ABD'de Hükümet Verimliliği Departmanının (DOGE) başındaki milyarder iş insanı Elon Musk, Fox News sunucusu Sean Hannity'ye konuştu.  Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminde yönetimde etkin bir rol oynayan Musk, röportajında, "İnsanların, bilirsiniz, hileli bir şekilde aldıkları parayı ellerinden aldığınızda, çok üzüldükleri ortaya çıkıyor." dedi.</p><p><strong>"BENİ ÖLDÜRMEK İSTİYORLAR"</strong>  Musk, "Ve temelde beni öldürmek istiyorlar çünkü onların sahtekarlıklarını durduruyorum ve Tesla'ya zarar vermek istiyorlar çünkü hükümetteki korkunç israf ve yolsuzluğu durduruyoruz ve sanırım onlar kötü insanlar. Kötü insanlar kötü şeyler yapar." ifadelerini kullandı.  Kendisine ait şirket Tesla'nın barışçıl olduğunu savunan Musk, "Ben hiç zararlı bir şey yapmadım. Sadece üretken şeyler yaptım. Bence burada bir tür akıl hastalığı var." değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>"DAHA BÜYÜK GÜÇLER İŞ BAŞINDA"</strong>  Musk, kendisine karşı daha önce hiç gösteri yapılmadığına işaret ederek "Bence daha büyük güçler de iş başında yani bunu kim finanse ediyor ve kim koordine ediyor? Çünkü bu, çılgınlık. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim." diye konuştu.  <strong>TESLA BAYİLERİ ÖNÜNDEKİ PROTESTOLAR</strong></p><p>Ülkenin farklı bölgelerinde ay başından bu yana Musk'ın Üst Yöneticisi (CEO) olduğu Tesla'nın otomobil bayileri önünde gösteriler düzenlenmiş, protestolarda gözaltına alınanlar olmuştu.  Başkan Trump, kıdemli danışmanı olarak atadığı Musk'a desteğini göstermek amacıyla bir Tesla araç satın almıştı.  Trump, Tesla bayilerine yönelik şiddet eylemlerinin "iç terör" olarak nitelendirileceğini ve failler için ağır sonuçlar doğuracağını vurgulamıştı. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Jüpiter ve Satürn&amp;apos;ün nasıl oluştuğu kanıtlandı: 130 ışık yılı mesafedeki keşif</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/jupiter-ve-saturnun-nasil-olustugu-kanitlandi-130-isik-yili-mesafedeki-kesif</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/jupiter-ve-saturnun-nasil-olustugu-kanitlandi-130-isik-yili-mesafedeki-kesif</guid>
<description><![CDATA[ Astrofizikçiler, gezegen oluşumu araştırmaları için uzun süredir önemli bir hedef olan 130 ışık yılı mesafedeki çok gezegenli &quot;HR 8799&quot; sistemini gözlemledi.James Webb Uzay Teleskobu (JWST), Güneş sistemi dışında bir gezegenin atmosferinde tespit edilen karbondioksidin ilk görüntülerini elde etti.  Johns Hopkins Üniversitesinden astrofizikçiler, gezegen oluşumu araştırmaları için uzun süredir önemli bir hedef olan 130 ışık yılı mesafedeki çok gezegenli &quot;HR 8799&quot; sistemini gözlemledi.  Fotoğrafları çekmek için James Webb&#039;in yıldızların etrafındaki uzak gezegenleri inceleyen koronagraf cihazını kullanan araştırmacılar, bu sayede Güneş sistemi dışındaki bir gezegenin atmosferinde bulunan karbondioksidin görüntülerini elde etti.  Bulgular ayrıca yaklaşık 30 milyon yaşındaki sistemin dört dev gezegeninin, Jüpiter ve Satürn gibi, yavaşça katı çekirdekler oluşturarak şekillendiğine dair güçlü kanıtlar sunuyor.   Araştırmanın yazarlarından William Balmer, &quot;Bu tespit sayesinde, bu gezegenlerin atmosferlerinde karbon, oksijen ve demir gibi ağır elementlerin önemli bir kısmının bulunduğunu gösterdik&quot; dedi.  Çalışmanın sonuçları &quot;The Astrophysical Journal&quot; dergisinde yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/689MpInEG02YQ3GTfGCaIw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Jüpiter, Satürnün, nasıl, oluştuğu, kanıtlandı:, 130, ışık, yılı, mesafedeki, keşif</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/689MpInEG02YQ3GTfGCaIw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Jüpiter ve Satürn'ün nasıl oluştuğu kanıtlandı: 130 ışık yılı mesafedeki keşif"><p>Astrofizikçiler, gezegen oluşumu araştırmaları için uzun süredir önemli bir hedef olan 130 ışık yılı mesafedeki çok gezegenli "HR 8799" sistemini gözlemledi.</p>James Webb Uzay Teleskobu (JWST), Güneş sistemi dışında bir gezegenin atmosferinde tespit edilen karbondioksidin ilk görüntülerini elde etti.  Johns Hopkins Üniversitesinden astrofizikçiler, gezegen oluşumu araştırmaları için uzun süredir önemli bir hedef olan 130 ışık yılı mesafedeki çok gezegenli "HR 8799" sistemini gözlemledi.  Fotoğrafları çekmek için James Webb'in yıldızların etrafındaki uzak gezegenleri inceleyen koronagraf cihazını kullanan araştırmacılar, bu sayede Güneş sistemi dışındaki bir gezegenin atmosferinde bulunan karbondioksidin görüntülerini elde etti.  Bulgular ayrıca yaklaşık 30 milyon yaşındaki sistemin dört dev gezegeninin, Jüpiter ve Satürn gibi, yavaşça katı çekirdekler oluşturarak şekillendiğine dair güçlü kanıtlar sunuyor.   Araştırmanın yazarlarından William Balmer, "Bu tespit sayesinde, bu gezegenlerin atmosferlerinde karbon, oksijen ve demir gibi ağır elementlerin önemli bir kısmının bulunduğunu gösterdik" dedi.  Çalışmanın sonuçları "The Astrophysical Journal" dergisinde yayımlandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yapay zeka ortaklığı genişliyor: Elon Musk&amp;apos;ın şirketi de katılacak</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yapay-zeka-ortakligi-genisliyor-elon-muskin-sirketi-de-katilacak</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yapay-zeka-ortakligi-genisliyor-elon-muskin-sirketi-de-katilacak</guid>
<description><![CDATA[ Elon Musk&#039;ın yapay zeka şirketi xAI ile çip üreticisi Nvidia, küresel yapay zeka ortaklığına katılacak. Grup içerisinde Microsoft ve BlackRock da bulunuyor.Elon Musk&#039;ın yapay zeka şirketi xAI ve yapay zeka çipleri üreten Nvidia, yapay zeka altyapısı yatırımları için BlackRock, Microsoft ve Birleşik Arap Emirleri&#039;nin desteklediği yatırım şirketi MGX ile birlikte kurulan grubun bir parçası olacak.  Derin öğrenme ve büyük çaplı veri işleme, önemli miktarda işlem kapasitesi ve enerji gerektiriyor. Teknoloji şirketlerinin bu talebi karşılamak için binlerce çipi kümeler halinde kullanması bu işlemler için özelleştirilen veri merkezlerine olan ihtiyaca yol açıyor.  Geçen yıl eylülde Küresel Yapay Zeka Altyapı Yatırım Ortaklığı olarak adlandırılan grubun ismi Yapay Zeka Altyapı Ortaklığı olarak değiştirilecek.  Yatırımcılar, varlık sahipleri ve şirketler başlangıçta 30 milyar dolar sermaye sağlayacak. Grup, borç finansmanı ve toplam yatırımlarla birlikte 100 milyar dolar sermayeye ulaşabileceklerini söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qLYK4xr6_kuxcXZbswxnfg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yapay, zeka, ortaklığı, genişliyor:, Elon, Muskın, şirketi, katılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qLYK4xr6_kuxcXZbswxnfg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yapay zeka ortaklığı genişliyor: Elon Musk'ın şirketi de katılacak"><p>Elon Musk'ın yapay zeka şirketi xAI ile çip üreticisi Nvidia, küresel yapay zeka ortaklığına katılacak. Grup içerisinde Microsoft ve BlackRock da bulunuyor.</p>Elon Musk'ın yapay zeka şirketi xAI ve yapay zeka çipleri üreten Nvidia, yapay zeka altyapısı yatırımları için BlackRock, Microsoft ve Birleşik Arap Emirleri'nin desteklediği yatırım şirketi MGX ile birlikte kurulan grubun bir parçası olacak.  Derin öğrenme ve büyük çaplı veri işleme, önemli miktarda işlem kapasitesi ve enerji gerektiriyor. Teknoloji şirketlerinin bu talebi karşılamak için binlerce çipi kümeler halinde kullanması bu işlemler için özelleştirilen veri merkezlerine olan ihtiyaca yol açıyor.  Geçen yıl eylülde Küresel Yapay Zeka Altyapı Yatırım Ortaklığı olarak adlandırılan grubun ismi Yapay Zeka Altyapı Ortaklığı olarak değiştirilecek.  Yatırımcılar, varlık sahipleri ve şirketler başlangıçta 30 milyar dolar sermaye sağlayacak. Grup, borç finansmanı ve toplam yatırımlarla birlikte 100 milyar dolar sermayeye ulaşabileceklerini söyledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Teknoloji ve otomotiv dünyasının devlerinden yapay zeka ittifakı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/teknoloji-ve-otomotiv-dunyasinin-devlerinden-yapay-zeka-ittifaki</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/teknoloji-ve-otomotiv-dunyasinin-devlerinden-yapay-zeka-ittifaki</guid>
<description><![CDATA[ Teknoloji ve otomotiv dünyasının iki devi, General Motors (GM) ve Nvidia, yapay zekayı fiziksel dünyaya daha derinlemesine entegre etmek için kapsamlı bir iş birliği duyurdu.DİJİTAL FABRİKALAR VE SİMÜLASYON TEKNOLOJİSİGeneral Motors (GM), üretim süreçlerini dönüştürmek ve optimize etmek için Nvidia’nın Omniverse platformunu kullanmayı planlıyor. Bu platform, GM’nin fiziksel fabrikalarının sanal kopyalarını, yani “dijital ikizlerini” oluşturarak üretim süreçlerinin daha etkin bir şekilde yönetilmesini sağlayacak. Bu dijital ikizler, fabrikadaki operasyonların simülasyon yoluyla test edilmesine ve analiz edilmesine olanak tanıyacak. Omniverse sayesinde GM, yeni üretim hatlarının ve süreçlerinin kurulumu sırasında herhangi bir fiziksel aksaklık yaşamadan, bu süreçleri önceden dijital olarak test edebilecek. Fabrikadaki potansiyel darboğazlar, hatalar ya da verimlilik sorunları, üretime geçmeden önce sanal ortamda analiz edilebilecek. Aynı zamanda bir üretim hattında yapılan değişikliklerin tüm fabrikanın performansına etkisi simüle edilerek, daha bilinçli kararlar alınabilecek. Bu dijital simülasyonlar yalnızca üretim hatlarını değil, aynı zamanda fabrikada kullanılan robotların programlanmasını ve eğitimini de kapsıyor. Nvidia’nın yapay zeka araçları, robotların sanal ortamda eğitilmesine olanak tanıyarak daha hızlı öğrenme, hassasiyet ve verimlilik gibi avantajlar sağlayacak. GM, bu dijital dönüşümle yalnızca maliyetleri düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda sürdürülebilirliği artırmayı hedefliyor. Daha az kaynak kullanımı ve enerji tüketimi, bu teknolojilerin çevresel etkisini de azaltıyor. Ayrıca, simülasyonlarla hataların önceden tespiti, üretim kesintilerini ve atıkları en aza indiriyor. OTONOM ARAÇLAR İÇİN YENİ ORTAKGM, Nvidia’nın DRIVE AGX platformunu benimseyerek, sürücüsüz araç teknolojisinde önemli bir sıçrama yapmayı hedefliyor. Bu platform, gelişmiş sürücü destek sistemlerinin yanı sıra, araç içi güvenlik özelliklerini de optimize ederek tamamen otonom araçların geliştirilmesine zemin hazırlayacak.    Otonom araçlar için tasarlanmış güçlü bir donanım ve yazılım çözümü olan DRIVE AGX, otonom sürüş sistemlerinin geliştirilmesi, test edilmesi ve uygulanması için gerekli bileşenleri içeriyor.     Nvidia’nın DRIVE AGX’i, daha önce Volvo’nun elektrikli otomobilleri EX90 ve ES90 modellerinde kullanılmıştı. Ayrıca otonom teslimat araçları geliştiren Nuro şirketi de araçlarında bu teknolojiyi kullanıyor.    YAPAY ZEKA ALTYAPISINDA İŞBİRLİĞİ   GM ve Nvidia arasındaki ortaklık sadece fiziksel ürünlerle sınırlı değil. Nvidia, GM’ye ileri düzey yapay zeka altyapısı sağlayarak GM’nin kendi yapay zeka tabanlı sistemlerini daha hızlı ve etkili bir şekilde geliştirmesine destek olacak.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w6ROwmdFW0-VxX5wQtVfrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Teknoloji, otomotiv, dünyasının, devlerinden, yapay, zeka, ittifakı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w6ROwmdFW0-VxX5wQtVfrQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Teknoloji ve otomotiv dünyasının devlerinden yapay zeka ittifakı"><p>Teknoloji ve otomotiv dünyasının iki devi, General Motors (GM) ve Nvidia, yapay zekayı fiziksel dünyaya daha derinlemesine entegre etmek için kapsamlı bir iş birliği duyurdu.</p><p><strong>DİJİTAL FABRİKALAR VE SİMÜLASYON TEKNOLOJİSİ</strong></p><p>General Motors (GM), üretim süreçlerini dönüştürmek ve optimize etmek için Nvidia’nın Omniverse platformunu kullanmayı planlıyor. Bu platform, GM’nin fiziksel fabrikalarının sanal kopyalarını, yani “dijital ikizlerini” oluşturarak üretim süreçlerinin daha etkin bir şekilde yönetilmesini sağlayacak. Bu dijital ikizler, fabrikadaki operasyonların simülasyon yoluyla test edilmesine ve analiz edilmesine olanak tanıyacak. </p><p>Omniverse sayesinde GM, yeni üretim hatlarının ve süreçlerinin kurulumu sırasında herhangi bir fiziksel aksaklık yaşamadan, bu süreçleri önceden dijital olarak test edebilecek. Fabrikadaki potansiyel darboğazlar, hatalar ya da verimlilik sorunları, üretime geçmeden önce sanal ortamda analiz edilebilecek. Aynı zamanda bir üretim hattında yapılan değişikliklerin tüm fabrikanın performansına etkisi simüle edilerek, daha bilinçli kararlar alınabilecek. </p><p>Bu dijital simülasyonlar yalnızca üretim hatlarını değil, aynı zamanda fabrikada kullanılan robotların programlanmasını ve eğitimini de kapsıyor. Nvidia’nın yapay zeka araçları, robotların sanal ortamda eğitilmesine olanak tanıyarak daha hızlı öğrenme, hassasiyet ve verimlilik gibi avantajlar sağlayacak. </p><p>GM, bu dijital dönüşümle yalnızca maliyetleri düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda sürdürülebilirliği artırmayı hedefliyor. Daha az kaynak kullanımı ve enerji tüketimi, bu teknolojilerin çevresel etkisini de azaltıyor. Ayrıca, simülasyonlarla hataların önceden tespiti, üretim kesintilerini ve atıkları en aza indiriyor. </p><p><strong>OTONOM ARAÇLAR İÇİN YENİ ORTAK</strong></p><p>GM, Nvidia’nın DRIVE AGX platformunu benimseyerek, sürücüsüz araç teknolojisinde önemli bir sıçrama yapmayı hedefliyor. Bu platform, gelişmiş sürücü destek sistemlerinin yanı sıra, araç içi güvenlik özelliklerini de optimize ederek tamamen otonom araçların geliştirilmesine zemin hazırlayacak.    Otonom araçlar için tasarlanmış güçlü bir donanım ve yazılım çözümü olan DRIVE AGX, otonom sürüş sistemlerinin geliştirilmesi, test edilmesi ve uygulanması için gerekli bileşenleri içeriyor.     Nvidia’nın DRIVE AGX’i, daha önce Volvo’nun elektrikli otomobilleri EX90 ve ES90 modellerinde kullanılmıştı. Ayrıca otonom teslimat araçları geliştiren Nuro şirketi de araçlarında bu teknolojiyi kullanıyor.    <strong>YAPAY ZEKA ALTYAPISINDA İŞBİRLİĞİ</strong>   GM ve Nvidia arasındaki ortaklık sadece fiziksel ürünlerle sınırlı değil. Nvidia, GM’ye ileri düzey yapay zeka altyapısı sağlayarak GM’nin kendi yapay zeka tabanlı sistemlerini daha hızlı ve etkili bir şekilde geliştirmesine destek olacak. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fotoğrafları videoya dönüştüren AI: Stable Virtual Camera</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/fotograflari-videoya-doenusturen-ai-stable-virtual-camera</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/fotograflari-videoya-doenusturen-ai-stable-virtual-camera</guid>
<description><![CDATA[ Yaratıcı yapay zeka çözümleriyle tanınan Stability AI, fotoğrafçılık ve 3D modelleme alanlarında çığır açacak yeni bir yapay zeka modeli tanıttı.FOTOĞRAFTAN 3D&#039;YE YOLCULUK  Stable Virtual Camera, derinlik algısı ve perspektif analizine dayalı olarak çalışıyor. Kullanıcılar, basit bir fotoğrafı yükleyerek otomatik olarak 3D bir sahne oluşturabiliyor. Bu sahnelerde, kamera hareketleri ve açılar dinamik şekilde ayarlanabiliyor ve oluşturulan görüntüler, çeşitli video formatlarında dışa aktarılabiliyor.    Stable Virtual Camera; kare (1:1), portre (9:16), manzara (16:9) gibi farklı görüntü oranlarında videolar üretebiliyor. NASIL ÇALIŞIYOR?   Stable Virtual Camera, iki boyutlu görüntülerin derinlik algısı ve perspektifini analiz ederek bu bilgileri üç boyutlu sahnelere dönüştüren bir “diffusion modeli” üzerine inşa edildi. Model, fotoğrafın belirli yapısal detaylarını bir araya getirerek bir sahne haritası oluşturuyor ve kullanıcı tarafından tanımlanan kamera hareketlerini bu harita üzerinde uyguluyor. Sonuç olarak, elde edilen 3D görüntüler, bir dizi akıcı kare ile birleştirilerek etkileyici bir video haline geliyor. Bu işlem, güçlü algoritmaların derin veri işleme yetenekleriyle optimize edilirken, kullanılan kamera yolları kullanıcıya yaratıcı projelerde maksimum kontrol sağlıyor. KULLANIM ALANLARI VE SINIRLAMALAR   Model, 1 ila 32 fotoğraf arasında veri girişine olanak tanıyor ve en fazla bin kare uzunluğunda videolar üretebiliyor. Bu, özellikle 3D modellemeye yeni başlayanlar veya hızlı sonuç almak isteyen profesyoneller için cazip bir çözüm sunuyor. Ancak Stability AI; insan yüzleri, hayvanlar veya dinamik dokular gibi karmaşık görüntü türlerinde modelin bazı kalite sınırlamaları olabileceğini belirtiyor.    Bu teknoloji, kullanıcıların sanatsal üretimlerinde ve projelerinde yaratıcı sınırlarını genişletmek için tasarlanmış olsa da modelin tam potansiyelinin, araştırmalar ve geri bildirimlerle daha da geliştirilmesi amaçlanıyor. GELİŞTİRİCİLERE ERİŞİM SAĞLANDI  Stable Virtual Camera, araştırma topluluğu için Stability AI&#039;nin Hugging Face platformunda erişilebilir hale getirildi. Araştırmacılar ve geliştiriciler, platform üzerinden modeli inceleyebilir, farklı uygulamalar için uyarlayabilir ve teknolojiyi daha ileri noktalara taşımak için katkıda bulunabilir. Şirket, bu modelin bir süre daha bireysel ve ticari kullanıcılara sunulmayacağını açıklasa da heyecanlanan teknoloji meraklılarının duyuruları takip etmelerini önerdi.    Sektör analistlerine göre Stability AI, Stable Virtual Camera’yı 2025 yılı bitmeden piyasaya sürmeyi planlıyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XNTmN1CGUUWIbLH5ZZPm4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Fotoğrafları, videoya, dönüştüren, AI:, Stable, Virtual, Camera</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XNTmN1CGUUWIbLH5ZZPm4g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Fotoğrafları videoya dönüştüren AI: Stable Virtual Camera"><p>Yaratıcı yapay zeka çözümleriyle tanınan Stability AI, fotoğrafçılık ve 3D modelleme alanlarında çığır açacak yeni bir yapay zeka modeli tanıttı.</p><p><strong>FOTOĞRAFTAN 3D'YE YOLCULUK</strong>  Stable Virtual Camera, derinlik algısı ve perspektif analizine dayalı olarak çalışıyor. Kullanıcılar, basit bir fotoğrafı yükleyerek otomatik olarak 3D bir sahne oluşturabiliyor. Bu sahnelerde, kamera hareketleri ve açılar dinamik şekilde ayarlanabiliyor ve oluşturulan görüntüler, çeşitli video formatlarında dışa aktarılabiliyor.    Stable Virtual Camera; kare (1:1), portre (9:16), manzara (16:9) gibi farklı görüntü oranlarında videolar üretebiliyor. </p><p><strong>NASIL ÇALIŞIYOR?</strong>   Stable Virtual Camera, iki boyutlu görüntülerin derinlik algısı ve perspektifini analiz ederek bu bilgileri üç boyutlu sahnelere dönüştüren bir “diffusion modeli” üzerine inşa edildi. Model, fotoğrafın belirli yapısal detaylarını bir araya getirerek bir sahne haritası oluşturuyor ve kullanıcı tarafından tanımlanan kamera hareketlerini bu harita üzerinde uyguluyor. Sonuç olarak, elde edilen 3D görüntüler, bir dizi akıcı kare ile birleştirilerek etkileyici bir video haline geliyor. Bu işlem, güçlü algoritmaların derin veri işleme yetenekleriyle optimize edilirken, kullanılan kamera yolları kullanıcıya yaratıcı projelerde maksimum kontrol sağlıyor. </p><p><strong>KULLANIM ALANLARI VE SINIRLAMALAR</strong>   Model, 1 ila 32 fotoğraf arasında veri girişine olanak tanıyor ve en fazla bin kare uzunluğunda videolar üretebiliyor. Bu, özellikle 3D modellemeye yeni başlayanlar veya hızlı sonuç almak isteyen profesyoneller için cazip bir çözüm sunuyor. Ancak Stability AI; insan yüzleri, hayvanlar veya dinamik dokular gibi karmaşık görüntü türlerinde modelin bazı kalite sınırlamaları olabileceğini belirtiyor.    Bu teknoloji, kullanıcıların sanatsal üretimlerinde ve projelerinde yaratıcı sınırlarını genişletmek için tasarlanmış olsa da modelin tam potansiyelinin, araştırmalar ve geri bildirimlerle daha da geliştirilmesi amaçlanıyor. </p><p><strong>GELİŞTİRİCİLERE ERİŞİM SAĞLANDI</strong>  Stable Virtual Camera, araştırma topluluğu için Stability AI'nin Hugging Face platformunda erişilebilir hale getirildi. Araştırmacılar ve geliştiriciler, platform üzerinden modeli inceleyebilir, farklı uygulamalar için uyarlayabilir ve teknolojiyi daha ileri noktalara taşımak için katkıda bulunabilir. Şirket, bu modelin bir süre daha bireysel ve ticari kullanıcılara sunulmayacağını açıklasa da heyecanlanan teknoloji meraklılarının duyuruları takip etmelerini önerdi.    Sektör analistlerine göre Stability AI, Stable Virtual Camera’yı 2025 yılı bitmeden piyasaya sürmeyi planlıyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nvidia&amp;apos;dan insansı robot adımı: Devrim çok yakın</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nvidiadan-insansi-robot-adimi-devrim-cok-yakin</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nvidiadan-insansi-robot-adimi-devrim-cok-yakin</guid>
<description><![CDATA[ Nvidia, insansı robotların çevrede dolaşmalarını kolaylaştıran yeni yazılımını tanıttı. Şirketin CEO&#039;su Huang, robotların kapsamlı kullanımına beş yıldan az kaldığını söyledi.Teknoloji devi Nvidia, GTC 2025 etkinliğinde insansı robotik için özel olarak tasarlanmış çığır açıcı bir yapay zeka temel modeli olan Groot N1’i tanıttı. Bu yeni model, yapay zekanın endüstriyel ve kişisel robotik kullanımlarda çok yönlülüğünü artırmayı hedefliyor.    Groot N1, yenilikçi bir &quot;hızlı ve yavaş düşünme&quot; sistem mimarisiyle dikkat çekiyor. Bu mimaride hızlı düşünme sistemi, robotlara refleksif ve anında tepki verme yeteneği kazandırıyor. Öte yandan, yavaş düşünme sistemi ise daha karmaşık görevlerde robotların çevreyi analiz etmesini ve daha stratejik kararlar almasını sağlıyor. Böylece robotlar hem hızlı hareket edebiliyor hem de durumlara uygun şekilde daha detaylı bir anlayış geliştirebiliyor.    HIZLI DÜŞÜNME SİSTEMİ   Bu sistem, robotların refleksif ve anlık tepkiler vermesini sağlıyor. Buna sahip olan robotlar, yürürken aniden önüne çıkan bir engeli hızlıca algılayıp yön değiştirebiliyor. Bir nesneyi tutarken kaymasını önlemek için anında kavrama gücünü ayarlayabiliyor ya da üzerine doğru bir sıvı döküldüğünde hızlıca geri çekilme gibi refleksif hareketler yapabiliyor.    Yeni sistem, robotun çevresel değişikliklere hızlıca uyum sağlamasına olanak tanır ve genellikle düşük enerji tüketimiyle çalışır.    YAVAŞ DÜŞÜNME SİSTEMİ   Bu sistem robotların daha karmaşık, metodik kararlar alabilmesi için geliştirildi. Böylece insansı robotlara görev planlama, çevresel algılama gibi özellikler kazandırılıyor. Örnek vermek gerekirse, Groot N1’in yavaş düşünme sistemine sahip bir robota odanızı toplaması talimatı verdiğinizde, önce odanın çevresini tarayıp detaylı bir haritalama yapar, ardından nesneleri düzenlemek için en verimli yolu analiz eder ve görevi gerçekleştirir.    Yavaş düşünme sistemi, robotların birden fazla adımı içeren görevleri yerine getirebilmesini sağlar. Daha fazla işlem gücü ve enerji gerektirir, ancak robotun daha bilinçli ve stratejik hareket etmesini sağlar.    BİRLİKTE ÇALIŞMA ÖRNEKLERİ   Bu iki sistem genellikle birbirleriyle entegre şekilde çalışır. Bir robot, hızlı düşünme sistemiyle bir nesneyi kavrayabilir ve ardından yavaş düşünme sistemiyle bu nesneyi nereye yerleştireceğine karar verebilir. Bir üretim hattında, hızlı düşünme sistemiyle hatalı ürünleri tespit edip ayırabilirken, yavaş düşünme sistemiyle üretim sürecindeki genel sorunları analiz edebilir.    Hızlı ve yavaş düşünme sistemleri, Nobel Ödüllü Daniel Kahneman’ın insan zihni üzerine geliştirdiği “Sistem 1 ve Sistem 2” teorilerinden ilham aldı. Groot N1 yapay zeka modeli, nu teoriyi robotik alana uyarlayarak insansı robotların daha doğal ve etkili şekilde çalışmasını sağlıyor.    AÇIK KAYNAĞA YATIRIM   Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang, Groot N1’i “genelci robotik döneminin başlangıcı” olarak nitelendirdi. Şirket, sadece Groot N1’i sunmakla kalmıyor; aynı zamanda araştırmacıların ve geliştiricilerin kendi uygulamalarını geliştirebileceği açık kaynaklı sentetik veri setleri ve simülasyon çerçeveleri de yayımlıyor. Bu, sektör için büyük bir iş birliği potansiyeli yaratıyor.    GENİŞ KAPSAMLI KULLANIM ALANLARI   Groot N1, insansı robotlar için ev otomasyonundan sağlık hizmetlerine, endüstriyel üretimden lojistik sektörüne kadar çok geniş bir uygulama yelpazesi vadediyor. Nvidia, modelin sadece belirli bir robota uyarlanmakla kalmayıp, farklı insansı robot türleriyle de uyumlu olmasını sağlamak adına esneklik sunuyor.   &quot;ROBOT DEVRİMİ ÇOK YAKIN&quot;  Huang, robotların imalat tesislerinde kapsamlı bir şekilde kullanılmasına beş yıldan daha az süre kaldığını düşündüğünü dile getirdi. Robotların öncelikle fabrikalarda olması gerektiğini belirten Huang, fabrika ortamının güvenlik kurallarının belli olduğunu ve kullanım amaçlarının net belirlendiğini ifade etti.  Huang, insansı robot kiralama bedelinin tahmini 100 bin dolar olabileceğini de sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PvAiY95Au0KfC_ZhuFX1CQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nvidiadan, insansı, robot, adımı:, Devrim, çok, yakın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PvAiY95Au0KfC_ZhuFX1CQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Nvidia'dan insansı robot adımı: Devrim çok yakın"><p>Nvidia, insansı robotların çevrede dolaşmalarını kolaylaştıran yeni yazılımını tanıttı. Şirketin CEO'su Huang, robotların kapsamlı kullanımına beş yıldan az kaldığını söyledi.</p>Teknoloji devi Nvidia, GTC 2025 etkinliğinde insansı robotik için özel olarak tasarlanmış çığır açıcı bir yapay zeka temel modeli olan Groot N1’i tanıttı. Bu yeni model, yapay zekanın endüstriyel ve kişisel robotik kullanımlarda çok yönlülüğünü artırmayı hedefliyor.    Groot N1, yenilikçi bir "hızlı ve yavaş düşünme" sistem mimarisiyle dikkat çekiyor. Bu mimaride hızlı düşünme sistemi, robotlara refleksif ve anında tepki verme yeteneği kazandırıyor. Öte yandan, yavaş düşünme sistemi ise daha karmaşık görevlerde robotların çevreyi analiz etmesini ve daha stratejik kararlar almasını sağlıyor. Böylece robotlar hem hızlı hareket edebiliyor hem de durumlara uygun şekilde daha detaylı bir anlayış geliştirebiliyor.    <strong>HIZLI DÜŞÜNME SİSTEMİ</strong>   Bu sistem, robotların refleksif ve anlık tepkiler vermesini sağlıyor. Buna sahip olan robotlar, yürürken aniden önüne çıkan bir engeli hızlıca algılayıp yön değiştirebiliyor. Bir nesneyi tutarken kaymasını önlemek için anında kavrama gücünü ayarlayabiliyor ya da üzerine doğru bir sıvı döküldüğünde hızlıca geri çekilme gibi refleksif hareketler yapabiliyor.    Yeni sistem, robotun çevresel değişikliklere hızlıca uyum sağlamasına olanak tanır ve genellikle düşük enerji tüketimiyle çalışır.    <strong>YAVAŞ DÜŞÜNME SİSTEMİ</strong>   Bu sistem robotların daha karmaşık, metodik kararlar alabilmesi için geliştirildi. Böylece insansı robotlara görev planlama, çevresel algılama gibi özellikler kazandırılıyor. Örnek vermek gerekirse, Groot N1’in yavaş düşünme sistemine sahip bir robota odanızı toplaması talimatı verdiğinizde, önce odanın çevresini tarayıp detaylı bir haritalama yapar, ardından nesneleri düzenlemek için en verimli yolu analiz eder ve görevi gerçekleştirir.    Yavaş düşünme sistemi, robotların birden fazla adımı içeren görevleri yerine getirebilmesini sağlar. Daha fazla işlem gücü ve enerji gerektirir, ancak robotun daha bilinçli ve stratejik hareket etmesini sağlar.    <strong>BİRLİKTE ÇALIŞMA ÖRNEKLERİ</strong>   Bu iki sistem genellikle birbirleriyle entegre şekilde çalışır. Bir robot, hızlı düşünme sistemiyle bir nesneyi kavrayabilir ve ardından yavaş düşünme sistemiyle bu nesneyi nereye yerleştireceğine karar verebilir. Bir üretim hattında, hızlı düşünme sistemiyle hatalı ürünleri tespit edip ayırabilirken, yavaş düşünme sistemiyle üretim sürecindeki genel sorunları analiz edebilir.    Hızlı ve yavaş düşünme sistemleri, Nobel Ödüllü Daniel Kahneman’ın insan zihni üzerine geliştirdiği “Sistem 1 ve Sistem 2” teorilerinden ilham aldı. Groot N1 yapay zeka modeli, nu teoriyi robotik alana uyarlayarak insansı robotların daha doğal ve etkili şekilde çalışmasını sağlıyor.    <strong>AÇIK KAYNAĞA YATIRIM</strong>   Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang, Groot N1’i “genelci robotik döneminin başlangıcı” olarak nitelendirdi. Şirket, sadece Groot N1’i sunmakla kalmıyor; aynı zamanda araştırmacıların ve geliştiricilerin kendi uygulamalarını geliştirebileceği açık kaynaklı sentetik veri setleri ve simülasyon çerçeveleri de yayımlıyor. Bu, sektör için büyük bir iş birliği potansiyeli yaratıyor.    <strong>GENİŞ KAPSAMLI KULLANIM ALANLARI</strong>   Groot N1, insansı robotlar için ev otomasyonundan sağlık hizmetlerine, endüstriyel üretimden lojistik sektörüne kadar çok geniş bir uygulama yelpazesi vadediyor. Nvidia, modelin sadece belirli bir robota uyarlanmakla kalmayıp, farklı insansı robot türleriyle de uyumlu olmasını sağlamak adına esneklik sunuyor.   <strong>"ROBOT DEVRİMİ ÇOK YAKIN"</strong>  Huang, robotların imalat tesislerinde kapsamlı bir şekilde kullanılmasına beş yıldan daha az süre kaldığını düşündüğünü dile getirdi. Robotların öncelikle fabrikalarda olması gerektiğini belirten Huang, fabrika ortamının güvenlik kurallarının belli olduğunu ve kullanım amaçlarının net belirlendiğini ifade etti.  Huang, insansı robot kiralama bedelinin tahmini 100 bin dolar olabileceğini de sözlerine ekledi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Google Gemini’ye iki yeni özellik: Belgeler sesli kayıtlara dönüşüyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-geminiye-iki-yeni-oezellik-belgeler-sesli-kayitlara-doenusuyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-geminiye-iki-yeni-oezellik-belgeler-sesli-kayitlara-doenusuyor</guid>
<description><![CDATA[ Google, yapay zeka modelleri Gemini’ye Audio Overview ve Canvas adlı iki özellik getirileceğini açıkladı. Bu yenilikler, kullanıcıların belgelerle etkileşimini devrimsel şekilde değiştirmeyi vaat ediyor.AUDIO OVERVİEW: BELGELER KONUŞUYOR Audio Overview, belgeleri podcast benzeri bir formatta dinlenebilir hale getiriyor. Bu özellik, iki yapay zeka sunucusu tarafından yapılan bir diyalog şeklinde sunuluyor ve içerikleri daha erişilebilir bir hale getiriyor. İster uzun bir e-posta zinciri isterse karmaşık bir araştırma makalesi olsun, kullanıcılar bu dokümanları her an ve her yerde dinleyebilir. Şu anda İngilizce olarak hizmet veren bu özellik, gelecekte diğer dillerle de genişletilecek.   Bu teknoloji, zaman sıkıntısı çeken ya da okuma güçlüğü çeken kişiler için önemli bir avantaj sunuyor. Eğitimciler, araştırmacılar ve öğrenciler için özellikle yararlı olacağı öngörülüyor.   CANVAS: ETKİLEŞİMLİ DÜZENLEME VE KODLAMA   Canvas, belgeler veya kodlarla çalışan kullanıcılar için bir işbirliği ve düzenleme alanı sunuyor. Geleneksel belge düzenleme uygulamalarından farklı olarak, Canvas özellikleri arasında belgelerin tonunu değiştirme, uzunluğunu ayarlama ve formatını optimize etme gibi özellikler yer alıyor. Ayrıca, kullanıcılar düzenledikleri içerikleri doğrudan Google Docs’a aktarabiliyor, bu da iş akışını kolaylaştırıyor.   Bu özelliğin diğer bir dikkat çekici yanı ise kodlama projelerine sağladığı destek. Kullanıcılar, kod prototipleri oluşturabilir, düzenleyebilir ve bu projeleri ekip arkadaşlarıyla paylaşabilir. Canvas’ın özellikle yazılım geliştirme ekipleri için oldukça verimli bir araç olması bekleniyor.   YAPAY ZEKA VE KULLANICI DENEYİMİ   Gemini AI’nin bu iki yeniliği, kullanıcıların içeriklerle daha anlamlı bir bağ kurmasını sağlıyor. Audio Overview sayesinde bilgiyi daha erişilebilir hale getiren platform, Canvas ile işbirliği ve inovasyon fırsatlarını artırıyor. Bu özellikler, belgelerle daha etkileşimli bir deneyim sunarak hem bireylerin hem de ekiplerin hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırıyor.   Google’ın bu girişimi, yapay zekanın iş dünyasında ve gündelik yaşamda nasıl bir dönüştürücü güç olabileceğine dair önemli bir örnek sunuyor. Önümüzdeki aylarda bu özelliklerin kullanımda nasıl bir fark yaratacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak şimdiden, Gemini AI’nin yeni özelliklerinin büyük bir ilgi uyandırdığı ve kullanıcılar tarafından heyecanla karşılandığı açık. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3er6_5eSGkSpJbhQmCTDkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Google, Gemini’ye, iki, yeni, özellik:, Belgeler, sesli, kayıtlara, dönüşüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3er6_5eSGkSpJbhQmCTDkQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Google Gemini’ye iki yeni özellik: Belgeler sesli kayıtlara dönüşüyor"><p>Google, yapay zeka modelleri Gemini’ye Audio Overview ve Canvas adlı iki özellik getirileceğini açıkladı. Bu yenilikler, kullanıcıların belgelerle etkileşimini devrimsel şekilde değiştirmeyi vaat ediyor.</p><p><strong>AUDIO OVERVİEW: BELGELER KONUŞUYOR </strong></p><p>Audio Overview, belgeleri podcast benzeri bir formatta dinlenebilir hale getiriyor. Bu özellik, iki yapay zeka sunucusu tarafından yapılan bir diyalog şeklinde sunuluyor ve içerikleri daha erişilebilir bir hale getiriyor. İster uzun bir e-posta zinciri isterse karmaşık bir araştırma makalesi olsun, kullanıcılar bu dokümanları her an ve her yerde dinleyebilir. Şu anda İngilizce olarak hizmet veren bu özellik, gelecekte diğer dillerle de genişletilecek.   Bu teknoloji, zaman sıkıntısı çeken ya da okuma güçlüğü çeken kişiler için önemli bir avantaj sunuyor. Eğitimciler, araştırmacılar ve öğrenciler için özellikle yararlı olacağı öngörülüyor.   <strong>CANVAS: ETKİLEŞİMLİ DÜZENLEME VE KODLAMA</strong>   Canvas, belgeler veya kodlarla çalışan kullanıcılar için bir işbirliği ve düzenleme alanı sunuyor. Geleneksel belge düzenleme uygulamalarından farklı olarak, Canvas özellikleri arasında belgelerin tonunu değiştirme, uzunluğunu ayarlama ve formatını optimize etme gibi özellikler yer alıyor. Ayrıca, kullanıcılar düzenledikleri içerikleri doğrudan Google Docs’a aktarabiliyor, bu da iş akışını kolaylaştırıyor.   Bu özelliğin diğer bir dikkat çekici yanı ise kodlama projelerine sağladığı destek. Kullanıcılar, kod prototipleri oluşturabilir, düzenleyebilir ve bu projeleri ekip arkadaşlarıyla paylaşabilir. Canvas’ın özellikle yazılım geliştirme ekipleri için oldukça verimli bir araç olması bekleniyor.   <strong>YAPAY ZEKA VE KULLANICI DENEYİMİ </strong>  Gemini AI’nin bu iki yeniliği, kullanıcıların içeriklerle daha anlamlı bir bağ kurmasını sağlıyor. Audio Overview sayesinde bilgiyi daha erişilebilir hale getiren platform, Canvas ile işbirliği ve inovasyon fırsatlarını artırıyor. Bu özellikler, belgelerle daha etkileşimli bir deneyim sunarak hem bireylerin hem de ekiplerin hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırıyor.   Google’ın bu girişimi, yapay zekanın iş dünyasında ve gündelik yaşamda nasıl bir dönüştürücü güç olabileceğine dair önemli bir örnek sunuyor. Önümüzdeki aylarda bu özelliklerin kullanımda nasıl bir fark yaratacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak şimdiden, Gemini AI’nin yeni özelliklerinin büyük bir ilgi uyandırdığı ve kullanıcılar tarafından heyecanla karşılandığı açık.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Oyun oynatabilen akıllı saat: Atari ruhu modern teknolojiyle buluştu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/oyun-oynatabilen-akilli-saat-atari-ruhu-modern-teknolojiyle-bulustu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/oyun-oynatabilen-akilli-saat-atari-ruhu-modern-teknolojiyle-bulustu</guid>
<description><![CDATA[ Atari, nostalji severlere yönelik tasarladığı akıllı saati Atari 2600 My Play Watch’u resmen duyurdu. Bu saat, efsanevi Atari ruhunu modern teknolojiyle buluşturarak hem retro oyun tutkunlarına hem de sıradışı bir akıllı saat deneyimi arayanlara hitap ediyor.KLASİK OYUNLAR KOLUNUZDA  Saatin en büyük özelliği, Atari’nin ikonik oyunlarını bileğinize taşıması. Pong, Centipede, Missile Command ve Super Breakout gibi 80&#039;lerin efsanevi oyunları, cihazın dahili oyun platformunda yer alıyor. Saatin retro grafikler ve ses efektleriyle sunduğu oyun deneyimi, geçmişe özlem duyan kullanıcılar için büyüleyici bir nostalji hissi yaratıyor.    RETRO VE MODERN TASARIMIN BULUŞMASIAtari 2600 My Play Watch, 2.02 inç büyüklüğünde TFT dokunmatik ekranı ve metal gövdesiyle zarif bir tasarım sunuyor. Döner kadran ve klasik tuşlar, cihazın retro tasarımını tamamlıyor. Ancak modern bir saatten beklenen kullanıcı dostu dokunmatik arayüz, bu nostaljik tasarımı destekliyor.SAĞLIK VE GÜNLÜK KULLANIM ÖZELLİKLERİ  Saat sadece oyun oynatmakla kalmıyor, aynı zamanda bazı temel sağlık ve günlük yaşam özelliklerini de içeriyor. Adım takibi, kalori hesaplama ve kalp atış hızı izleme gibi işlevler, cihazı kullanıcılar için daha kapsamlı bir hale getiriyor. Ancak Bluetooth veya Wi-Fi bağlantısı sunmaması, cihazın bağımsız bir şekilde çalışmasını sağlıyor ve retro odaklı kullanım felsefesine sadık kalıyor.FİYATI VE ÇIKIŞ TARİHİ   Atari, 2600 My Play Watch’u 80 dolar fiyattan ön siparişe açtı. Saatin resmi lansmanı ve kullanıcılarla buluşma tarihi 10 Haziran 2025 olarak açıklandı. Şirket, bu yeni ürünüyle sadece teknolojik bir cihaz sunmakla kalmıyor, aynı zamanda eski nesil oyun severlere geçmişe yolculuk yapma imkanı da tanıyor.     ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1A_V_vJfEyhUbWYMOgJog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Oyun, oynatabilen, akıllı, saat:, Atari, ruhu, modern, teknolojiyle, buluştu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1A_V_vJfEyhUbWYMOgJog.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Oyun oynatabilen akıllı saat: Atari ruhu modern teknolojiyle buluştu"><p>Atari, nostalji severlere yönelik tasarladığı akıllı saati Atari 2600 My Play Watch’u resmen duyurdu. Bu saat, efsanevi Atari ruhunu modern teknolojiyle buluşturarak hem retro oyun tutkunlarına hem de sıradışı bir akıllı saat deneyimi arayanlara hitap ediyor.</p><p><strong>KLASİK OYUNLAR KOLUNUZDA</strong>  Saatin en büyük özelliği, Atari’nin ikonik oyunlarını bileğinize taşıması. Pong, Centipede, Missile Command ve Super Breakout gibi 80'lerin efsanevi oyunları, cihazın dahili oyun platformunda yer alıyor. Saatin retro grafikler ve ses efektleriyle sunduğu oyun deneyimi, geçmişe özlem duyan kullanıcılar için büyüleyici bir nostalji hissi yaratıyor.   <strong> RETRO VE MODERN TASARIMIN BULUŞMASI</strong></p><p>Atari 2600 My Play Watch, 2.02 inç büyüklüğünde TFT dokunmatik ekranı ve metal gövdesiyle zarif bir tasarım sunuyor. Döner kadran ve klasik tuşlar, cihazın retro tasarımını tamamlıyor. Ancak modern bir saatten beklenen kullanıcı dostu dokunmatik arayüz, bu nostaljik tasarımı destekliyor.</p><p><strong>SAĞLIK VE GÜNLÜK KULLANIM ÖZELLİKLERİ</strong>  Saat sadece oyun oynatmakla kalmıyor, aynı zamanda bazı temel sağlık ve günlük yaşam özelliklerini de içeriyor. Adım takibi, kalori hesaplama ve kalp atış hızı izleme gibi işlevler, cihazı kullanıcılar için daha kapsamlı bir hale getiriyor. Ancak Bluetooth veya Wi-Fi bağlantısı sunmaması, cihazın bağımsız bir şekilde çalışmasını sağlıyor ve retro odaklı kullanım felsefesine sadık kalıyor.</p><p><strong>FİYATI VE ÇIKIŞ TARİHİ</strong>   Atari, 2600 My Play Watch’u 80 dolar fiyattan ön siparişe açtı. Saatin resmi lansmanı ve kullanıcılarla buluşma tarihi 10 Haziran 2025 olarak açıklandı. Şirket, bu yeni ürünüyle sadece teknolojik bir cihaz sunmakla kalmıyor, aynı zamanda eski nesil oyun severlere geçmişe yolculuk yapma imkanı da tanıyor.    </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Xbox Game Pass’e eklenecek oyunlar belli oldu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/xbox-game-passe-eklenecek-oyunlar-belli-oldu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/xbox-game-passe-eklenecek-oyunlar-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Xbox’ın aylık abonelikle sunduğu oyun kütüphanesi Xbox Game Pass’e Mart ayının ikinci yarısında eklenecek ve çıkacak oyunlar belli oldu. Popüler rol yapma oyunu Octopath Traveler II gibi dikkat çekici eklemeler göze çarpıyor.Oyun dünyasının popüler abonelik hizmetlerinden Xbox Game Pass, Mart 2025&#039;in ikinci yarısında oyunculara sunacağı heyecan verici yeni içeriklerini açıkladı. Hem konsol hem PC kullanıcılarını sevindirecek olan bu güncelleme, çeşitli türlerdeki oyunlarla oyunculara keyifli bir deneyim vaat ediyor. İşte eklenen oyunlar:   33 Immortals: Aksiyon-Rguelike türündeki oyunun en dikkat çekici özelliği, 33 kişilik co-op tecrübesi sunması.   Octopath Treveler II: JRPG oyunlarını sevenler için büyük fırsat. Tüm dünyada sevilen ve Metascore’u 8.6/10 olan Octopath Traveler II artık Game Pass’te.   Train Sim World 5: Tren simülasyonlarına ilgi duyan oyuncular için değişik bir tecrübe.   Mythwrecked: Ambrosia Island: Mitolojik hikayelerden esinlenen oyun, bugünden itibaren tüm abonelere açılıyor. Gizemli bir adada geçen oyun, keşif ve hikaye anlatımıyla öne çıkıyor.   Blizzard Arcade Collection: Eski usül oyuncular için Arcade deneyimini bugüne taşıyan bir yapım. Blizzard’ın geçmişte konsollar için ürettiği 5 klasik (Blackthorne, The Los vikings, Lost Vikings 2, Rock N Roll Racing ve RPM Racing) bu pakette 25 Mart’tan itibaren abonelerin beğenisine sunulacak.   Atomfall: Strateji ve aksiyonu birleştiren yapısıyla Atomfall, karanlık bir dünyada hayatta kalma mücadelesi arayanları bekliyor. Oyun, 27 Mart’ta Game Pass’te olacak.    GAME PASS&#039;E VEDA EDEN OYUNLAR Mart sonunda, bazı oyunlar Xbox Game Pass&#039;ten kaldırılacak. Bu oyunlar arasında popüler seriler ve beğenilen yapımlar da yer alıyor.   MLB The Show 24   Lil Gator Game   Hot Wheels Unleashed 2   Open Roads   Yakuza 0   Yakuza Kiwami   Yakuza Kiwami 2   Yakuza Like A Dragon   The Lamplighter’s League   Monster Hunter Rise   Yukarıdaki 10 oyun, 31 Mart’a kadar Game Pass abonelerine sunulmaya devam edecek. Nisan ayından itibaren ise hizmetten kaldırılacak. Bu yapımları oynamaya devam etmek isteyen kullanıcıların oyunları satın alması gerekecek.      ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w9wPRA-M90in4Nt4qoZp0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Xbox, Game, Pass’e, eklenecek, oyunlar, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w9wPRA-M90in4Nt4qoZp0g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Xbox Game Pass’e eklenecek oyunlar belli oldu"><p>Xbox’ın aylık abonelikle sunduğu oyun kütüphanesi Xbox Game Pass’e Mart ayının ikinci yarısında eklenecek ve çıkacak oyunlar belli oldu. Popüler rol yapma oyunu Octopath Traveler II gibi dikkat çekici eklemeler göze çarpıyor.</p><p>Oyun dünyasının popüler abonelik hizmetlerinden Xbox Game Pass, Mart 2025'in ikinci yarısında oyunculara sunacağı heyecan verici yeni içeriklerini açıkladı. Hem konsol hem PC kullanıcılarını sevindirecek olan bu güncelleme, çeşitli türlerdeki oyunlarla oyunculara keyifli bir deneyim vaat ediyor. İşte eklenen oyunlar:   <strong>33 Immortals:</strong> Aksiyon-Rguelike türündeki oyunun en dikkat çekici özelliği, 33 kişilik co-op tecrübesi sunması.   <strong>Octopath Treveler II:</strong> JRPG oyunlarını sevenler için büyük fırsat. Tüm dünyada sevilen ve Metascore’u 8.6/10 olan Octopath Traveler II artık Game Pass’te.   <strong>Train Sim World 5:</strong> Tren simülasyonlarına ilgi duyan oyuncular için değişik bir tecrübe.   <strong>Mythwrecked:</strong> Ambrosia Island: Mitolojik hikayelerden esinlenen oyun, bugünden itibaren tüm abonelere açılıyor. Gizemli bir adada geçen oyun, keşif ve hikaye anlatımıyla öne çıkıyor.   <strong>Blizzard Arcade Collection:</strong> Eski usül oyuncular için Arcade deneyimini bugüne taşıyan bir yapım. Blizzard’ın geçmişte konsollar için ürettiği 5 klasik (Blackthorne, The Los vikings, Lost Vikings 2, Rock N Roll Racing ve RPM Racing) bu pakette 25 Mart’tan itibaren abonelerin beğenisine sunulacak.   <strong>Atomfall:</strong> Strateji ve aksiyonu birleştiren yapısıyla Atomfall, karanlık bir dünyada hayatta kalma mücadelesi arayanları bekliyor. Oyun, 27 Mart’ta Game Pass’te olacak.    <strong>GAME PASS'E VEDA EDEN OYUNLAR</strong> </p><p>Mart sonunda, bazı oyunlar Xbox Game Pass'ten kaldırılacak. Bu oyunlar arasında popüler seriler ve beğenilen yapımlar da yer alıyor.   <strong>MLB The Show 24 </strong>  <strong>Lil Gator Game </strong>  <strong>Hot Wheels Unleashed 2 </strong>  <strong>Open Roads </strong>  <strong>Yakuza 0 </strong>  <strong>Yakuza Kiwami </strong>  <strong>Yakuza Kiwami 2 </strong>  <strong>Yakuza Like A Dragon </strong>  <strong>The Lamplighter’s League </strong>  <strong>Monster Hunter Rise</strong>   Yukarıdaki 10 oyun, 31 Mart’a kadar Game Pass abonelerine sunulmaya devam edecek. Nisan ayından itibaren ise hizmetten kaldırılacak. Bu yapımları oynamaya devam etmek isteyen kullanıcıların oyunları satın alması gerekecek.     </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Redmi&amp;apos;nin çocuklara özel ilk akıllı saati tanıtıldı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/redminin-cocuklara-oezel-ilk-akilli-saati-tanitildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/redminin-cocuklara-oezel-ilk-akilli-saati-tanitildi</guid>
<description><![CDATA[ Teknoloji devi Xiaomi’nin alt markası Redmi, çocuklara yönelik ilk akıllı saatini tanıttı.TEKNİK ÖZELLİKLER VE TASARIM  Redmi Kids Smartwatch, 1.68 inç (4.2 cm) büyüklüğünde ve 360 x 390 çözünürlüğe sahip bir ekrana sahip. Bu ekran, çocukların kolayca içerikleri görebilmesi ve kullanabilmesi için optimize edilmiş. Ayrıca, 5 MP ön kamerası sayesinde video aramalar ve fotoğraf çekimi yapma kabiliyetine sahip.  Saat, 4G bağlantı desteği ile iletişimde yüksek hız sağlıyor. Çocukların konum takibi için dokuz katmanlı bir sistem sunuluyor. Bu sistem GPS, Beidou, Wi-Fi, A-GPS ve yapay zeka destekli algoritmalar gibi teknolojileri birleştiriyor. Ayrıca, saat son 90 günlük konum geçmişini saklayarak ebeveynlere çocuklarının hareketlerini daha net bir şekilde izleme imkanı sunuyor.PİL ÖMRÜ VE SUYA DAYANIKLILIK  950 mAh kapasiteli bataryasıyla saat, üç güne kadar kullanım ömrü sunuyor. Bu, yoğun bir kullanımda bile ebeveynler için pil kaygısını azaltıyor. Ek olarak, 20 metreye kadar suya dayanıklı olan bu cihaz, çocukların oyun ve aktivitelerinde güvenle kullanılabiliyor.  EĞİTİM VE EĞLENCE İÇİN GELİŞTİRİLMİŞ ÖZELLİKLERRedmi Kids Smartwatch, çocukların hem eğlenmesi hem de öğrenmesi için özel uygulamalarla donatılmış. Eğitim odaklı içeriklere ek olarak, saat bir “K12 egzersiz sistemi” sunarak çocukların fiziksel aktivitelerini teşvik ediyor. Ayrıca, sınıf modu sayesinde dikkat dağıtıcı unsurlar devre dışı bırakılabiliyor, bu da cihazın eğitim sırasında etkili bir şekilde kullanılmasını sağlıyor.  Saatin özelleştirilebilir arayüzleri, çocukların kendi tarzlarını yansıtmalarına olanak tanıyor. Ayrıca, iletişim için ebeveynlerin belirlediği güvenli numaralarla sınırlı bir rehber oluşturulabiliyor, bu da çocukların sadece güvenli bağlantılar kurmasını sağlıyor.  REDMİ KIDS SMARTWATCH FİYATI NE KADAR? TÜRKİYE&#039;DE SATILACAK MI?  Redmi’nin çocuklara yönelik akıllı saati, Çin’de 69 dolardan satışa sunuldu. Cihazın küresel pazarda ne zaman satışa çıkacağı konusunda resmi bir açıklama yapılmadı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hgmYkyMVV0O_7B3plIxR8Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Redminin, çocuklara, özel, ilk, akıllı, saati, tanıtıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hgmYkyMVV0O_7B3plIxR8Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Redmi'nin çocuklara özel ilk akıllı saati"><p>Teknoloji devi Xiaomi’nin alt markası Redmi, çocuklara yönelik ilk akıllı saatini tanıttı.</p><p><strong>TEKNİK ÖZELLİKLER VE TASARIM</strong>  Redmi Kids Smartwatch, 1.68 inç (4.2 cm) büyüklüğünde ve 360 x 390 çözünürlüğe sahip bir ekrana sahip. Bu ekran, çocukların kolayca içerikleri görebilmesi ve kullanabilmesi için optimize edilmiş. Ayrıca, 5 MP ön kamerası sayesinde video aramalar ve fotoğraf çekimi yapma kabiliyetine sahip.  Saat, 4G bağlantı desteği ile iletişimde yüksek hız sağlıyor. Çocukların konum takibi için dokuz katmanlı bir sistem sunuluyor. Bu sistem GPS, Beidou, Wi-Fi, A-GPS ve yapay zeka destekli algoritmalar gibi teknolojileri birleştiriyor. Ayrıca, saat son 90 günlük konum geçmişini saklayarak ebeveynlere çocuklarının hareketlerini daha net bir şekilde izleme imkanı sunuyor.</p><p><strong>PİL ÖMRÜ VE SUYA DAYANIKLILIK</strong>  950 mAh kapasiteli bataryasıyla saat, üç güne kadar kullanım ömrü sunuyor. Bu, yoğun bir kullanımda bile ebeveynler için pil kaygısını azaltıyor. Ek olarak, 20 metreye kadar suya dayanıklı olan bu cihaz, çocukların oyun ve aktivitelerinde güvenle kullanılabiliyor.  <strong>EĞİTİM VE EĞLENCE İÇİN GELİŞTİRİLMİŞ ÖZELLİKLER</strong></p><p>Redmi Kids Smartwatch, çocukların hem eğlenmesi hem de öğrenmesi için özel uygulamalarla donatılmış. Eğitim odaklı içeriklere ek olarak, saat bir “K12 egzersiz sistemi” sunarak çocukların fiziksel aktivitelerini teşvik ediyor. Ayrıca, sınıf modu sayesinde dikkat dağıtıcı unsurlar devre dışı bırakılabiliyor, bu da cihazın eğitim sırasında etkili bir şekilde kullanılmasını sağlıyor.  Saatin özelleştirilebilir arayüzleri, çocukların kendi tarzlarını yansıtmalarına olanak tanıyor. Ayrıca, iletişim için ebeveynlerin belirlediği güvenli numaralarla sınırlı bir rehber oluşturulabiliyor, bu da çocukların sadece güvenli bağlantılar kurmasını sağlıyor.  <strong>REDMİ KIDS SMARTWATCH FİYATI NE KADAR? TÜRKİYE'DE SATILACAK MI?</strong>  Redmi’nin çocuklara yönelik akıllı saati, Çin’de 69 dolardan satışa sunuldu. Cihazın küresel pazarda ne zaman satışa çıkacağı konusunda resmi bir açıklama yapılmadı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çığır açıcı kuantum deneyi:  Şifreli sinyalleri 12 bin 900 kilometre uzağa aktardılar</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cigir-acici-kuantum-deneyi-sifreli-sinyalleri-12-bin-900-kilometre-uzaga-aktardilar</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cigir-acici-kuantum-deneyi-sifreli-sinyalleri-12-bin-900-kilometre-uzaga-aktardilar</guid>
<description><![CDATA[ Çinli bilim insanlarının öncülüğündeki bir ekip,12 bin 900 metre mesafeden kuantum iletişimini gerçekleştirerek rekor kırdı. Deney, küresel ölçekte güvenli kuantum iletişimi potansiyelini göstermesi bakımından çığır açıcı görülüyor.Çinli bilim insanlarının öncülüğündeki bir uluslararası araştırma ekibi, Çin ile Güney Afrika arasında uydu aracılığıyla 12 bin 900 metre mesafeden kuantum iletişimini gerçekleştirerek bu alanda rekor kırdı.  Xinhua ajansının haberine göre, Çin Teknoloji ve Bilim Üniversitesinden araştırmacılar, sonuçları Nature dergisinde yayımlanan deneyde, Jinan-1 teknoloji test uydusunu kullanarak Çin&#039;deki yer istasyonundan Güney Afrika&#039;daki yer istasyonuna gerçek zamanlı kuantum anahtar dağıtımı (QKD) yapmayı başardı.  Şifrelenmiş sinyalleri 12 bin 900 kilometre uzağa aktaran araştırmacılar, dünyanın en uzun mesafeli güvenli kuantum iletişimini gerçekleştirdi.  Deney, küresel ölçekte güvenli kuantum iletişimi potansiyelini göstermesi bakımından çığır açıcı görülüyor.  Çin Teknoloji ve Bilim Üniversitesinden araştırmacılar, 2022&#039;de 833 kilometrelik fiber optik kablo üzerinde kuantum anahtar dağılımını gerçekleştirerek bu alanda rekor kırmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TI0RTkT0gkqm-N425al6cQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çığır, açıcı, kuantum, deneyi: , Şifreli, sinyalleri, bin, 900, kilometre, uzağa, aktardılar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TI0RTkT0gkqm-N425al6cQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çığır açıcı kuantum deneyi: Şifreli sinyalleri 12 bin 900 kilometre uzağa aktardılar"><p>Çinli bilim insanlarının öncülüğündeki bir ekip,12 bin 900 metre mesafeden kuantum iletişimini gerçekleştirerek rekor kırdı. Deney, küresel ölçekte güvenli kuantum iletişimi potansiyelini göstermesi bakımından çığır açıcı görülüyor.</p>Çinli bilim insanlarının öncülüğündeki bir uluslararası araştırma ekibi, Çin ile Güney Afrika arasında uydu aracılığıyla 12 bin 900 metre mesafeden kuantum iletişimini gerçekleştirerek bu alanda rekor kırdı.  Xinhua ajansının haberine göre, Çin Teknoloji ve Bilim Üniversitesinden araştırmacılar, sonuçları Nature dergisinde yayımlanan deneyde, Jinan-1 teknoloji test uydusunu kullanarak Çin'deki yer istasyonundan Güney Afrika'daki yer istasyonuna gerçek zamanlı kuantum anahtar dağıtımı (QKD) yapmayı başardı.  Şifrelenmiş sinyalleri 12 bin 900 kilometre uzağa aktaran araştırmacılar, dünyanın en uzun mesafeli güvenli kuantum iletişimini gerçekleştirdi.  Deney, küresel ölçekte güvenli kuantum iletişimi potansiyelini göstermesi bakımından çığır açıcı görülüyor.  Çin Teknoloji ve Bilim Üniversitesinden araştırmacılar, 2022'de 833 kilometrelik fiber optik kablo üzerinde kuantum anahtar dağılımını gerçekleştirerek bu alanda rekor kırmıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yenilenen Google Pixel 9a tanıtıldı: İşte fiyatı ve özellikleri</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yenilenen-google-pixel-9a-tanitildi-iste-fiyati-ve-oezellikleri</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yenilenen-google-pixel-9a-tanitildi-iste-fiyati-ve-oezellikleri</guid>
<description><![CDATA[ Google, akıllı telefon dünyasında güçlü bir etki bırakmak için tasarladığı orta segment cihazı Pixel 9a&#039;yı tanıttı. Bu yeni model, şık tasarımı, güçlü donanımı ve yapay zeka destekli özellikleriyle dikkat çekiyor.TASARIM VE EKRAN    Pixel 9a, A serisinin minimalist tasarım anlayışını sürdürerek sade ve zarif bir görünüm sunuyor. 6.3 inç Actua ekran teknolojisi ile donatılan cihaz, 2700 nit parlaklık ve 120 Hz adaptif yenileme hızı sunarak kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Bu özellikler, açık havada ve multimedya içeriklerinde görüntü kalitesini artırmak için seçilmiş.PERFORMANS VE DEPOLAMA    Pixel 9a, Google’ın geliştirdiği Tensor G4 işlemcisi ile güçlendirilmiş. Bu işlemci, 8 GB RAM ile destekleniyor ve cihazın akıcılığıyla çoklu görevleri sorunsuzca yerine getirmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar için 128 GB ve 256 GB depolama seçenekleri sunuluyor; böylece geniş dosyalar veya uygulamalar için yeterli alan sağlanıyor. KAMERA ÖZELLİKLERİ    Cihazın kamera sistemi, Pixel serisinin öne çıkan noktalarından biri olmaya devam ediyor. Pixel 9a, 48 MP ana kamera ve 13 MP ultra geniş kamera ile donatılmış. Ayrıca, Pixel A serisinde ilk kez yer alan Macro Focus özelliği sayesinde kullanıcılar daha fazla detay yakalayabiliyor. Gece çekimleri için Night Sight ve yıldız fotoğrafçılığı için Astrophotography modları, fotoğrafçılık tutkunlarına hitap ediyor. BATARYA VE DAYANIKLILIK    Pixel 9a, tek bir şarjla 30 saatten fazla kullanım süresi sunuyor. Extreme Battery Saver modu aktif edildiğinde, bu süre 100 saate kadar uzatılabiliyor. Ayrıca cihaz, IP68 sertifikası ile suya ve toza karşı dayanıklılık sunarak zorlu koşullarda bile güvenle kullanılabiliyor. YAPAY ZEKA DESTEKLİ ARAÇLAR    Pixel 9a, Google’ın güçlü yapay zeka altyapısı ile donatılmış bir dizi yenilikçi özellik sunuyor. Özellikle Tensor G4 işlemcisinin özel AI çekirdekleri, bu araçların yüksek verimlilikle çalışmasını sağlıyor.    Bu araçların en dikkat çekici olanı Magic Editor. Bu gelişmiş fotoğraf düzenleme aracı, Tensor G4’ün makine öğrenimi yetenekleri sayesinde, kullanıcıların fotoğraflarını otomatik olarak iyileştirebiliyor. Örneğin, arka plan nesnelerini çıkarma, ışık düzeltme veya renk tonlarını optimize etme gibi işlemleri saniyeler içinde gerçekleştirebiliyor. Derin öğrenme algoritmaları, her düzenlemenin doğal görünmesini sağlıyor.    Google’ın doğal dil işleme modelleriyle desteklenen Canlı Transkript özelliği, Pixel 9a kullanıcılarına gerçek zamanlı metin transkripsiyonu sunacak.Pixel 9a, arka plan gürültüsünü azaltmak için yapay zeka destekli ses işleme tekniklerini de kullanacak. Bu özellik, özellikle video görüşmeleri, sesli aramalar ve ses kayıtları sırasında kullanıcı deneyimini geliştirecek bir yenilik olarak öne çıkıyor.    FİYAT VE ÇIKIŞ TARİHİPixel 9a 128 GB 499 dolar, 256 GB ise 599 dolar fiyatla satılacak. Cihaz, Nisan ayında piyasaya sürülecek ve Peony, Iris, Porcelain ve Obsidian olmak üzere dört farklı renk seçeneğiyle kullanıcılara sunulacak.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b8dR-dlT30yg2zCPWc4AJw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yenilenen, Google, Pixel, tanıtıldı:, İşte, fiyatı, özellikleri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b8dR-dlT30yg2zCPWc4AJw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yenilenen Google Pixel 9a tanıtıldı: İşte fiyatı ve özellikleri"><p>Google, akıllı telefon dünyasında güçlü bir etki bırakmak için tasarladığı orta segment cihazı Pixel 9a'yı tanıttı. Bu yeni model, şık tasarımı, güçlü donanımı ve yapay zeka destekli özellikleriyle dikkat çekiyor.</p><p><strong>TASARIM VE EKRAN</strong>    Pixel 9a, A serisinin minimalist tasarım anlayışını sürdürerek sade ve zarif bir görünüm sunuyor. 6.3 inç Actua ekran teknolojisi ile donatılan cihaz, 2700 nit parlaklık ve 120 Hz adaptif yenileme hızı sunarak kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Bu özellikler, açık havada ve multimedya içeriklerinde görüntü kalitesini artırmak için seçilmiş.</p><p><strong>PERFORMANS VE DEPOLAMA</strong>    Pixel 9a, Google’ın geliştirdiği Tensor G4 işlemcisi ile güçlendirilmiş. Bu işlemci, 8 GB RAM ile destekleniyor ve cihazın akıcılığıyla çoklu görevleri sorunsuzca yerine getirmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar için 128 GB ve 256 GB depolama seçenekleri sunuluyor; böylece geniş dosyalar veya uygulamalar için yeterli alan sağlanıyor. </p><p><strong>KAMERA ÖZELLİKLERİ</strong>    Cihazın kamera sistemi, Pixel serisinin öne çıkan noktalarından biri olmaya devam ediyor. Pixel 9a, 48 MP ana kamera ve 13 MP ultra geniş kamera ile donatılmış. Ayrıca, Pixel A serisinde ilk kez yer alan Macro Focus özelliği sayesinde kullanıcılar daha fazla detay yakalayabiliyor. Gece çekimleri için Night Sight ve yıldız fotoğrafçılığı için Astrophotography modları, fotoğrafçılık tutkunlarına hitap ediyor. </p><p><strong>BATARYA VE DAYANIKLILIK</strong>    Pixel 9a, tek bir şarjla 30 saatten fazla kullanım süresi sunuyor. Extreme Battery Saver modu aktif edildiğinde, bu süre 100 saate kadar uzatılabiliyor. Ayrıca cihaz, IP68 sertifikası ile suya ve toza karşı dayanıklılık sunarak zorlu koşullarda bile güvenle kullanılabiliyor. </p><p><strong>YAPAY ZEKA DESTEKLİ ARAÇLAR</strong>    Pixel 9a, Google’ın güçlü yapay zeka altyapısı ile donatılmış bir dizi yenilikçi özellik sunuyor. Özellikle Tensor G4 işlemcisinin özel AI çekirdekleri, bu araçların yüksek verimlilikle çalışmasını sağlıyor.    Bu araçların en dikkat çekici olanı Magic Editor. Bu gelişmiş fotoğraf düzenleme aracı, Tensor G4’ün makine öğrenimi yetenekleri sayesinde, kullanıcıların fotoğraflarını otomatik olarak iyileştirebiliyor. Örneğin, arka plan nesnelerini çıkarma, ışık düzeltme veya renk tonlarını optimize etme gibi işlemleri saniyeler içinde gerçekleştirebiliyor. Derin öğrenme algoritmaları, her düzenlemenin doğal görünmesini sağlıyor.    Google’ın doğal dil işleme modelleriyle desteklenen Canlı Transkript özelliği, Pixel 9a kullanıcılarına gerçek zamanlı metin transkripsiyonu sunacak.</p><p>Pixel 9a, arka plan gürültüsünü azaltmak için yapay zeka destekli ses işleme tekniklerini de kullanacak. Bu özellik, özellikle video görüşmeleri, sesli aramalar ve ses kayıtları sırasında kullanıcı deneyimini geliştirecek bir yenilik olarak öne çıkıyor.    <strong>FİYAT VE ÇIKIŞ TARİHİ</strong></p><p>Pixel 9a 128 GB 499 dolar, 256 GB ise 599 dolar fiyatla satılacak. Cihaz, Nisan ayında piyasaya sürülecek ve Peony, Iris, Porcelain ve Obsidian olmak üzere dört farklı renk seçeneğiyle kullanıcılara sunulacak. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Google Tensor G5: Pixel serisi için yeni nesil yonga seti</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-tensor-g5-pixel-serisi-icin-yeni-nesil-yonga-seti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-tensor-g5-pixel-serisi-icin-yeni-nesil-yonga-seti</guid>
<description><![CDATA[ Google&#039;ın yakında tanıtılması beklenen Tensor G5 yonga seti, şirketin Pixel telefonları için sunduğu performansı bir sonraki seviyeye taşımayı hedefliyor.TSMC&#039;DEN ÜRETİM DESTEĞİ  Google, Tensor G5 için TSMC&#039;nin 3nm üretim sürecinden faydalanmayı tercih etti. Önceki Tensor yonga setlerinin Samsung tarafından üretilmesine karşın, bu geçiş daha yüksek performans ve enerji verimliliği vaat ediyor. TSMC&#039;nin gelişmiş üretim teknolojisi, yonga setinin işlem gücünü artırırken enerji tüketimini optimize etmeye yardımcı olacak.    YENİ NESİL GRAFİK GÜCÜ  Grafik performansında büyük bir yenilik olarak, Tensor G5, Imagination Technologies&#039;in IMG DXT GPU&#039;sunu kullanacak. Daha önce Arm Mali-G715 GPU&#039;su kullanılan bu seride, yeni GPU&#039;nun oyuncular ve grafik yoğun uygulamalar için daha yüksek performans sunması bekleniyor.    ÖZEL GÖRÜNTÜ İŞLETME YETENEĞİ  Pixel telefonlarının kamera performansı, Google&#039;ın özel olarak tasarladığı Görüntü Sinyal İşlemcisi (ISP) sayesinde güç kazanacak. Bu özel ISP, daha iyi görüntü kalitesi, düşük ışıkta daha net fotoğraflar ve gelişmiş video işleme yetenekleri gibi birçok avantaj sağlayacak.    YENİ VİDEO CODEC ENTEGRASYONU  Tensor G5, Chips&amp;Media tarafından geliştirilen WAVE677DV video codec ile donatılmış olacak. Bu codec, AV1, VP9, HEVC ve H.264 gibi birçok modern video formatını destekleyerek daha akıcı ve kaliteli video deneyimi sunacak.    ÖZEL TASARIM BİLEŞENLER   Yonga seti, bellek denetleyicisi, sistem önbelleği ve güç yönetimi modülleri gibi tamamen özel tasarımlardan oluşacak. Bu özelleştirilmiş tasarım, genel sistem verimliliğini ve uyumunu artıracak.   Google Tensor G5, Pixel 10 serisinin kalbinde yer alacak. Bu gelişmiş yonga seti sayesinde cihazların performansı ve kullanıcı deneyiminin önemli ölçüde iyileşeceği öngörülüyor. Özellikle yapay zeka ve makine öğrenimi tabanlı uygulamaların, cihazlarda daha verimli çalışması bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xk1z1M6P4EKUf5kSri5ESg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Google, Tensor, G5:, Pixel, serisi, için, yeni, nesil, yonga, seti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xk1z1M6P4EKUf5kSri5ESg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Google Tensor G5: Pixel serisi için yeni nesil yonga seti"><p>Google'ın yakında tanıtılması beklenen Tensor G5 yonga seti, şirketin Pixel telefonları için sunduğu performansı bir sonraki seviyeye taşımayı hedefliyor.</p><strong>TSMC'DEN ÜRETİM DESTEĞİ</strong>  Google, Tensor G5 için TSMC'nin 3nm üretim sürecinden faydalanmayı tercih etti. Önceki Tensor yonga setlerinin Samsung tarafından üretilmesine karşın, bu geçiş daha yüksek performans ve enerji verimliliği vaat ediyor. TSMC'nin gelişmiş üretim teknolojisi, yonga setinin işlem gücünü artırırken enerji tüketimini optimize etmeye yardımcı olacak.   <strong> YENİ NESİL GRAFİK GÜCÜ</strong>  Grafik performansında büyük bir yenilik olarak, Tensor G5, Imagination Technologies'in IMG DXT GPU'sunu kullanacak. Daha önce Arm Mali-G715 GPU'su kullanılan bu seride, yeni GPU'nun oyuncular ve grafik yoğun uygulamalar için daha yüksek performans sunması bekleniyor.    <strong>ÖZEL GÖRÜNTÜ İŞLETME YETENEĞİ</strong>  Pixel telefonlarının kamera performansı, Google'ın özel olarak tasarladığı Görüntü Sinyal İşlemcisi (ISP) sayesinde güç kazanacak. Bu özel ISP, daha iyi görüntü kalitesi, düşük ışıkta daha net fotoğraflar ve gelişmiş video işleme yetenekleri gibi birçok avantaj sağlayacak.    <strong>YENİ VİDEO CODEC ENTEGRASYONU</strong>  Tensor G5, Chips&Media tarafından geliştirilen WAVE677DV video codec ile donatılmış olacak. Bu codec, AV1, VP9, HEVC ve H.264 gibi birçok modern video formatını destekleyerek daha akıcı ve kaliteli video deneyimi sunacak.    <strong>ÖZEL TASARIM BİLEŞENLER</strong>   Yonga seti, bellek denetleyicisi, sistem önbelleği ve güç yönetimi modülleri gibi tamamen özel tasarımlardan oluşacak. Bu özelleştirilmiş tasarım, genel sistem verimliliğini ve uyumunu artıracak.   Google Tensor G5, Pixel 10 serisinin kalbinde yer alacak. Bu gelişmiş yonga seti sayesinde cihazların performansı ve kullanıcı deneyiminin önemli ölçüde iyileşeceği öngörülüyor. Özellikle yapay zeka ve makine öğrenimi tabanlı uygulamaların, cihazlarda daha verimli çalışması bekleniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA duyurdu: &amp;quot;Büyük Tekerlek&amp;quot; galaksisi keşfedildi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-duyurdu-buyuk-tekerlek-galaksisi-kesfedildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-duyurdu-buyuk-tekerlek-galaksisi-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ James Webb Uzay Teleskobu, &quot;Büyük Tekerlek&quot; galaksisi keşfetti.NASA&#039;nın James Webb Uzay Teleskobu’nun dev bir galaksi bulduğu açıklandı.  NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ile yapılan derin gözlemlerle erken evrende dev bir galaksi keşfedildi. ‘Büyük Tekerlek’ adı verilen galaksiye ait bulgular Nature Astronomy’de yayınlandı.  Yapılan ayrıntılı JWST gözlemleri, &#039;Büyük Tekerlek&#039;in boyut ve dönüş hızı bakımından günümüz evrenindeki en büyük ‘süper sarmal’ galaksilerle karşılaştırılabilir olduğunu gösterdi. Alışılmadık derecede büyük olan &#039;Büyük Tekerlek&#039;in aynı kozmik yaştaki diğer galaksilere benzer oranda aktif olarak büyüdüğü de tespit edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aZO40V28tk2hlwFpamHVPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, duyurdu:, Büyük, Tekerlek, galaksisi, keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aZO40V28tk2hlwFpamHVPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" b tekerlek galaksisi ke><p>James Webb Uzay Teleskobu, "Büyük Tekerlek" galaksisi keşfetti.</p>NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu’nun dev bir galaksi bulduğu açıklandı.  NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ile yapılan derin gözlemlerle erken evrende dev bir galaksi keşfedildi. ‘Büyük Tekerlek’ adı verilen galaksiye ait bulgular Nature Astronomy’de yayınlandı.  Yapılan ayrıntılı JWST gözlemleri, 'Büyük Tekerlek'in boyut ve dönüş hızı bakımından günümüz evrenindeki en büyük ‘süper sarmal’ galaksilerle karşılaştırılabilir olduğunu gösterdi. Alışılmadık derecede büyük olan 'Büyük Tekerlek'in aynı kozmik yaştaki diğer galaksilere benzer oranda aktif olarak büyüdüğü de tespit edildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Infinix Note 50 Pro+ 5G tanıtıldı: Orta segmentin yeni amiral gemisi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/infinix-note-50-pro-5g-tanitildi-orta-segmentin-yeni-amiral-gemisi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/infinix-note-50-pro-5g-tanitildi-orta-segmentin-yeni-amiral-gemisi</guid>
<description><![CDATA[ Infinix, yeni modeli Note 50 Pro+ 5G&#039;yi resmi olarak duyurdu. İleri seviye donanım özellikleri ve erişilebilir fiyat politikasıyla dikkat çeken cihaz, hem performans hem de tasarım açısından kullanıcılarını etkilemeyi hedefliyor.Note 50 Pro+ 5G, gücünü MediaTek&#039;in Dimensity 8350 Ultimate işlemcisinden alıyor. Bu işlemci, 12 GB RAM ve 256 GB depolama seçeneği ile destekleniyor. Kullanıcılar, yoğun uygulamalarda ve çoklu görevlerde sorunsuz bir deneyim yaşarken, geniş depolama alanı sayesinde medya dosyalarını rahatça saklayabilecek.   YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ EKRAN  Telefon, 6,78 inçlik FHD+ çözünürlüğe sahip bir AMOLED ekranla geliyor. Bu ekran, 144 Hz yenileme hızı ve 1300 nit parlaklık değerleriyle dikkat çekiyor. Böylece kullanıcılar, özellikle video içerikleri ve oyunlarda akıcı ve canlı bir görüntü deneyimi elde ediyor.   ORTA SEGMENTİN EN İDDİALI KAMERALARINDAN  Kamera özellikleriyle de öne çıkan Note 50 Pro+ 5G, 50 MP çözünürlükteki ana kamerasının yanı sıra 6x optik zoom yapabilen 50 MP periskop telefoto lens ve 8 MP ultra geniş açılı sensöre sahip. Kullanıcılar, bu donanımla hem yakınlaştırılmış hem de geniş açılı sahneleri yüksek detayla yakalayabiliyor.   HIZLI ŞARJ VE UZUN SÜRELİ KULLANIM  Cihazın 5200 mAh bataryası, 100 W hızlı şarj desteğiyle birlikte geliyor. Bu özellik sayesinde telefon, sadece dakikalar içerisinde günlük kullanım için yeterli şarj seviyesine ulaşabiliyor.   Telefon, modern tasarımıyla şıklığı ve ergonomiyi bir araya getirirken IP64 sertifikası ile toza ve sıçramalara karşı dayanıklılık sunuyor. Ayrıca JBL destekli hoparlörler, üst düzey bir ses deneyimi vaat ediyor.   FİYATLANDIRMA   Infinix Note 50 Pro+ 5G, globalde 370 dolarlık satış fiyatıyla piyasaya sürüldü. Cihazın Türkiye fiyatlandırmasıyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.   Infinix Note 50 Pro+ 5G’nin Özellikleri   Ekran: 6,78 inç AMOLED, FHD+ çözünürlük, 144 Hz yenileme hızı, 1300 nit parlaklık.   İşlemci: MediaTek Dimensity 8350 Ultimate.   RAM ve Depolama: 12 GB LPDDR5X RAM, 256 GB UFS 4.0 depolama.   Kamera:   Arka: 50 MP ana kamera (Sony IMX896, OIS destekli), 50 MP periskop telefoto lens (6x optik zoom, 100x dijital zoom), 8 MP ultra geniş açı sensör.   Ön: 32 MP selfie kamerası.   Batarya: 5200 mAh kapasite, 100 W hızlı şarj desteği.   Ses: JBL destekli çift hoparlör, Hi-Res Audio.   Dayanıklılık: IP64 sertifikası (toza ve sıçramalara karşı dayanıklı).   Diğer Özellikler: Ekran altı parmak izi okuyucu, XOS 15 işletim sistemi, 5G bağlantı desteği. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2YwERgwOkUu_r7GZfF85Hw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Infinix, Note, Pro, tanıtıldı:, Orta, segmentin, yeni, amiral, gemisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2YwERgwOkUu_r7GZfF85Hw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Infinix Note 50 Pro+ 5G tanıtıldı: Orta segmentin yeni amiral gemisi"><p>Infinix, yeni modeli Note 50 Pro+ 5G'yi resmi olarak duyurdu. İleri seviye donanım özellikleri ve erişilebilir fiyat politikasıyla dikkat çeken cihaz, hem performans hem de tasarım açısından kullanıcılarını etkilemeyi hedefliyor.</p>Note 50 Pro+ 5G, gücünü MediaTek'in Dimensity 8350 Ultimate işlemcisinden alıyor. Bu işlemci, 12 GB RAM ve 256 GB depolama seçeneği ile destekleniyor. Kullanıcılar, yoğun uygulamalarda ve çoklu görevlerde sorunsuz bir deneyim yaşarken, geniş depolama alanı sayesinde medya dosyalarını rahatça saklayabilecek.   <strong>YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ EKRAN</strong>  Telefon, 6,78 inçlik FHD+ çözünürlüğe sahip bir AMOLED ekranla geliyor. Bu ekran, 144 Hz yenileme hızı ve 1300 nit parlaklık değerleriyle dikkat çekiyor. Böylece kullanıcılar, özellikle video içerikleri ve oyunlarda akıcı ve canlı bir görüntü deneyimi elde ediyor.   <strong>ORTA SEGMENTİN EN İDDİALI KAMERALARINDAN</strong>  Kamera özellikleriyle de öne çıkan Note 50 Pro+ 5G, 50 MP çözünürlükteki ana kamerasının yanı sıra 6x optik zoom yapabilen 50 MP periskop telefoto lens ve 8 MP ultra geniş açılı sensöre sahip. Kullanıcılar, bu donanımla hem yakınlaştırılmış hem de geniş açılı sahneleri yüksek detayla yakalayabiliyor.   <strong>HIZLI ŞARJ VE UZUN SÜRELİ KULLANIM</strong>  Cihazın 5200 mAh bataryası, 100 W hızlı şarj desteğiyle birlikte geliyor. Bu özellik sayesinde telefon, sadece dakikalar içerisinde günlük kullanım için yeterli şarj seviyesine ulaşabiliyor.   Telefon, modern tasarımıyla şıklığı ve ergonomiyi bir araya getirirken IP64 sertifikası ile toza ve sıçramalara karşı dayanıklılık sunuyor. Ayrıca JBL destekli hoparlörler, üst düzey bir ses deneyimi vaat ediyor.   <strong>FİYATLANDIRMA</strong>   Infinix Note 50 Pro+ 5G, globalde 370 dolarlık satış fiyatıyla piyasaya sürüldü. Cihazın Türkiye fiyatlandırmasıyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.   <strong>Infinix Note 50 Pro+ 5G’nin Özellikleri </strong>  <strong>Ekran:</strong> 6,78 inç AMOLED, FHD+ çözünürlük, 144 Hz yenileme hızı, 1300 nit parlaklık.   <strong>İşlemci:</strong> MediaTek Dimensity 8350 Ultimate.   <strong>RAM ve Depolama:</strong> 12 GB LPDDR5X RAM, 256 GB UFS 4.0 depolama.   <strong>Kamera:</strong>   <strong>Arka:</strong> 50 MP ana kamera (Sony IMX896, OIS destekli), 50 MP periskop telefoto lens (6x optik zoom, 100x dijital zoom), 8 MP ultra geniş açı sensör.   <strong>Ön:</strong> 32 MP selfie kamerası.   <strong>Batarya:</strong> 5200 mAh kapasite, 100 W hızlı şarj desteği.   <strong>Ses:</strong> JBL destekli çift hoparlör, Hi-Res Audio.   <strong>Dayanıklılık:</strong> IP64 sertifikası (toza ve sıçramalara karşı dayanıklı).   <strong>Diğer Özellikler:</strong> Ekran altı parmak izi okuyucu, XOS 15 işletim sistemi, 5G bağlantı desteği.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yapay zeka, yol açtığı elektrik şebekesi problemlerine çözüm bulabilir mi: Nvidia’ya göre; evet</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yapay-zeka-yol-actigi-elektrik-sebekesi-problemlerine-coezum-bulabilir-mi-nvidiaya-goere-evet</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yapay-zeka-yol-actigi-elektrik-sebekesi-problemlerine-coezum-bulabilir-mi-nvidiaya-goere-evet</guid>
<description><![CDATA[ Nvidia, Elektrik Gücü Araştırma Enstitüsü (EPRI) ile güçlerini birleştireceği “Open Power AI Consortium” adlı yeni bir girişim başlattığını açıkladı. Bu ortaklık, yapay zeka tüketiminin sebep olduğu enerji tüketimi ve şebeke problemlerine yapay zekayı kullanarak çözümler üretebilmek amacıyla kuruldu.Günümüzde yapay zeka uygulamalarının artan kullanımı, veri merkezlerinde yüksek işlem gücü talebi ve buna bağlı olarak yükselen enerji tüketimi ile elektrik şebekelerinde dengesizlik yaratıyor. Nvidia, bu soruna yenilikçi bir yaklaşım getirmek amacıyla, problemin kaynağı olan yapay zekanın potansiyelini çözüm aracı olarak kullanmaya karar verdi.   Open Power AI Consortium’un Amaçları   Nvidia, Elektrik Gücü Araştırma Enstitüsü (EPRI) önderliğinde, Open Power AI Consortium adlı yeni bir girişimi başlattı. Bu konsorsiyum, enerji şirketleri, Microsoft, Oracle gibi teknoloji devleri ve akademik kurumları bir araya getirerek şu hedeflere odaklanıyor:   Alan Spesifik AI Modelleri Geliştirme: Şebeke stabilitesini sağlayacak ve enerji verimliliğini optimize edecek, açık kaynaklı yapay zeka modelleri ile elektrik talebi ve dağıtımı arasındaki dengenin sağlanması.   Yüksek Enerji Tüketiminin Yönetilmesi: Yapay zeka uygulamalarının neden olduğu artan enerji talebini, özellikle veri merkezlerinde ortaya çıkan %4’lük yıllık artışı göz önünde bulundurarak, daha verimli planlamalarla karşılamak.   Yenilenebilir Enerji Entegrasyonu: Şebeke üzerinde kurulu olan geleneksel enerji kaynaklarının yanı sıra, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegrasyonu güçlendirip, sürdürülebilir bir altyapı oluşturmak.   Teknik Yaklaşımlar ve Uygulama Örnekleri   Konsorsiyum kapsamında geliştirileceği açıklanan modellerde dikkat çekici teknik yaklaşımlar göze çarpıyor.   Makine öğrenimi yöntemleriyle, zaman duyarlı olmayan görevlerin düşük enerji talebi olan saatlere kaydırılması gibi stratejiler üzerinde çalışılıyor. Bu sayede, peak (zirve) zamanlarda oluşan aşırı yüklenmenin önüne geçilerek, şebekeye ek kapasite sağlanması hedefleniyor. ABD’nin model alındığı bir yerde bu strateji sayesinde, ek kapasitenin 76 birim artış sağlayabileceği öngörülüyor.   Veri merkezlerinin enerji yönetimi de çalışmanın kapsamına giren konulardan biri. Yapay zeka algoritmalarıyla, veri merkezlerindeki enerji tüketim modelleri analiz ediliyor. Optimum soğutma, yük dengeleme ve verimli enerji dağıtımı gibi konularda çözümler üretebilmek için simülasyonlar gerçekleştiriliyor.   Yapay zeka ile gerçek zamanlı şebeke izleme yöntemi üzerine de çalışılıyor. Bu iş için özel eğitilmiş AI modellerinin, elektrik şebekelerindeki ani yük değişikliklerini tespit edip, hızlı reaktif çözümler üretmesiyle enerjinin daha dengeli dağıtılacağı ve kısa süreli yoğunlukların önleneceği umuluyor.   Yapay Zekanın İkili RolüNvidia’nın bu girişimi, yapay zekanın çift yönlü etkisini gözler önüne seriyor. Bir yandan yüksek hesaplama gücü isteyen AI uygulamaları, veri merkezlerinin enerji tüketimini artırırken; diğer yandan doğru yapılandırılmış AI çözümleri, şebeke üzerindeki baskıyı hafifletip, enerji verimliliğini artırabilir. Bu yaklaşım, gelecekte enerji sektöründe yapay zekanın sadece bir tüketici değil, aynı zamanda kritik bir çözüm ortağı haline gelmesinin yolunu açabilir.   Open Power AI Consortium’un geliştireceği modeller ve stratejiler, enerji sektöründe denge ve verimlilik açısından büyük bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Hem yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılabilmesi hem de veri merkezlerinin enerji maliyetlerinin düşürülmesi gibi alanlarda önemli iyileştirmelerin sağlanması bekleniyor. Nvidia’nın liderliğinde yürütülen bu girişim, elektrik şebekelerinde yapay zekanın yaratabileceği sorunları, aynı teknolojinin sunduğu çözümlerle dengeleyerek geleceğe yönelik sürdürülebilir adımlar atılmasını amaçlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x2Ldja54ik2DF1cWdGQfPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yapay, zeka, yol, açtığı, elektrik, şebekesi, problemlerine, çözüm, bulabilir, mi:, Nvidia’ya, göre, evet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x2Ldja54ik2DF1cWdGQfPw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yapay zeka, yol açtığı elektrik şebekesi problemlerine çözüm bulabilir mi?"><p>Nvidia, Elektrik Gücü Araştırma Enstitüsü (EPRI) ile güçlerini birleştireceği “Open Power AI Consortium” adlı yeni bir girişim başlattığını açıkladı. Bu ortaklık, yapay zeka tüketiminin sebep olduğu enerji tüketimi ve şebeke problemlerine yapay zekayı kullanarak çözümler üretebilmek amacıyla kuruldu.</p><p>Günümüzde yapay zeka uygulamalarının artan kullanımı, veri merkezlerinde yüksek işlem gücü talebi ve buna bağlı olarak yükselen enerji tüketimi ile elektrik şebekelerinde dengesizlik yaratıyor. Nvidia, bu soruna yenilikçi bir yaklaşım getirmek amacıyla, problemin kaynağı olan yapay zekanın potansiyelini çözüm aracı olarak kullanmaya karar verdi.   <strong>Open Power AI Consortium’un Amaçları</strong>   Nvidia, Elektrik Gücü Araştırma Enstitüsü (EPRI) önderliğinde, Open Power AI Consortium adlı yeni bir girişimi başlattı. Bu konsorsiyum, enerji şirketleri, Microsoft, Oracle gibi teknoloji devleri ve akademik kurumları bir araya getirerek şu hedeflere odaklanıyor:   <strong>Alan Spesifik AI Modelleri Geliştirme:</strong> Şebeke stabilitesini sağlayacak ve enerji verimliliğini optimize edecek, açık kaynaklı yapay zeka modelleri ile elektrik talebi ve dağıtımı arasındaki dengenin sağlanması.   <strong>Yüksek Enerji Tüketiminin Yönetilmesi:</strong> Yapay zeka uygulamalarının neden olduğu artan enerji talebini, özellikle veri merkezlerinde ortaya çıkan %4’lük yıllık artışı göz önünde bulundurarak, daha verimli planlamalarla karşılamak.   <strong>Yenilenebilir Enerji Entegrasyonu:</strong> Şebeke üzerinde kurulu olan geleneksel enerji kaynaklarının yanı sıra, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegrasyonu güçlendirip, sürdürülebilir bir altyapı oluşturmak.   <strong>Teknik Yaklaşımlar ve Uygulama Örnekleri </strong>  Konsorsiyum kapsamında geliştirileceği açıklanan modellerde dikkat çekici teknik yaklaşımlar göze çarpıyor.   Makine öğrenimi yöntemleriyle, zaman duyarlı olmayan görevlerin düşük enerji talebi olan saatlere kaydırılması gibi stratejiler üzerinde çalışılıyor. Bu sayede, peak (zirve) zamanlarda oluşan aşırı yüklenmenin önüne geçilerek, şebekeye ek kapasite sağlanması hedefleniyor. ABD’nin model alındığı bir yerde bu strateji sayesinde, ek kapasitenin 76 birim artış sağlayabileceği öngörülüyor.   Veri merkezlerinin enerji yönetimi de çalışmanın kapsamına giren konulardan biri. Yapay zeka algoritmalarıyla, veri merkezlerindeki enerji tüketim modelleri analiz ediliyor. Optimum soğutma, yük dengeleme ve verimli enerji dağıtımı gibi konularda çözümler üretebilmek için simülasyonlar gerçekleştiriliyor.   Yapay zeka ile gerçek zamanlı şebeke izleme yöntemi üzerine de çalışılıyor. Bu iş için özel eğitilmiş AI modellerinin, elektrik şebekelerindeki ani yük değişikliklerini tespit edip, hızlı reaktif çözümler üretmesiyle enerjinin daha dengeli dağıtılacağı ve kısa süreli yoğunlukların önleneceği umuluyor.   <strong>Yapay Zekanın İkili Rolü</strong></p><p>Nvidia’nın bu girişimi, yapay zekanın çift yönlü etkisini gözler önüne seriyor. Bir yandan yüksek hesaplama gücü isteyen AI uygulamaları, veri merkezlerinin enerji tüketimini artırırken; diğer yandan doğru yapılandırılmış AI çözümleri, şebeke üzerindeki baskıyı hafifletip, enerji verimliliğini artırabilir. Bu yaklaşım, gelecekte enerji sektöründe yapay zekanın sadece bir tüketici değil, aynı zamanda kritik bir çözüm ortağı haline gelmesinin yolunu açabilir.   Open Power AI Consortium’un geliştireceği modeller ve stratejiler, enerji sektöründe denge ve verimlilik açısından büyük bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Hem yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılabilmesi hem de veri merkezlerinin enerji maliyetlerinin düşürülmesi gibi alanlarda önemli iyileştirmelerin sağlanması bekleniyor. Nvidia’nın liderliğinde yürütülen bu girişim, elektrik şebekelerinde yapay zekanın yaratabileceği sorunları, aynı teknolojinin sunduğu çözümlerle dengeleyerek geleceğe yönelik sürdürülebilir adımlar atılmasını amaçlıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gmail’e yapay zeka destekli arama güncellemesi getirildi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/gmaile-yapay-zeka-destekli-arama-guncellemesi-getirildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/gmaile-yapay-zeka-destekli-arama-guncellemesi-getirildi</guid>
<description><![CDATA[ Google, Gmail kullanıcılarına posta kutularında daha verimli bir deneyim sunmayı amaçlayan önemli bir güncellemeyi devreye aldı. Geleneksel olarak e-postaların kronolojik olarak sıralandığı arama sonuçları, artık yapay zeka destekli yeni algoritmalar sayesinde kullanıcıya özgü ilgililik sinyallerine dayalı olarak listeleniyor.YENİ ARAMA ALGORİTMASININ TEKNİK TEMELİ  Gmail’in bu yeniliğinde, derin öğrenme ve doğal dil işleme (NLP) tekniklerinin en güncel modellerinden yararlanılıyor. Yeni algoritma, her bir e-posta içeriğini detaylı olarak analiz etmek üzere tasarlanmış; böylece kullanıcıların sorgularına en uygun sonuçları sunmak için gönderici bilgileri, e-posta içeriği, konu başlıkları ve hatta etkileşim geçmişi gibi çok katmanlı verileri değerlendiriyor.   Yapay zeka, e-postaların metinsel içeriklerini anlamlandırmak için transformer tabanlı modeller kullanıyor. Bu sayede, kullanıcıların arama sorgularındaki nüansları ve muhtemel bağlamı kavrayarak sonuçların önem derecesini belirleyebiliyor.   E-postaların okunma sıklığı, yanıtlama oranları ve üzerine yapılan tıklamalar gibi etkileşim verileri, algoritmanın sıralama kriterleri arasında yer alıyor. Bu veriler, geçmiş kullanım alışkanlıklarına göre hangi mesajların daha kritik olduğuna dair ipuçları veriyor.   ÖNCELİKLİ SIRALAMA SEÇENEĞİ  Yeni arama özelliği, Gmail’in hem web sürümünde hem de Android ve iOS uygulamalarında aktif hale getirildi. Kullanıcılar artık arama sonuçlarını “Önem Sırasına Göre” görüntüleyerek; özellikle iş, eğitim ve günlük iletişimde zaman kazanmak için kritik e-postaların en üstte yer almasını sağlayabiliyor. Bunun yanı sıra, sistem kullanıcıya “En Son” gibi geleneksel sıralama seçenekleri sunarak, ihtiyaç ve tercihlere göre esneklik tanıyor.   GÜVENLİK ENDİŞELERİ  Google, yeni sıralama algoritması geliştirilirken, kullanıcı verilerinin güvenliğini ve gizliliğini en üst seviyede tutmaya özen gösterdiğini belirtiyor. Şirket, e-posta içeriklerinin analizinde anonimleştirilmiş veriler ve katmanlı güvenlik protokolleri kullanıldığının altını çiziyor. Bu sayede hem hassas bilgilerin korunması hem de doğru sonuçların elde edilmesi hedefleniyor.   İlk etapta kişisel Google hesapları için aktif edilen bu özellik, önümüzdeki dönemde Google Workspace kullanıcılarına da sunulacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4mMUHTCxSUmMJz6-_axHQw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gmail’e, yapay, zeka, destekli, arama, güncellemesi, getirildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4mMUHTCxSUmMJz6-_axHQw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gmail’e yapay zeka destekli arama"><p>Google, Gmail kullanıcılarına posta kutularında daha verimli bir deneyim sunmayı amaçlayan önemli bir güncellemeyi devreye aldı. Geleneksel olarak e-postaların kronolojik olarak sıralandığı arama sonuçları, artık yapay zeka destekli yeni algoritmalar sayesinde kullanıcıya özgü ilgililik sinyallerine dayalı olarak listeleniyor.</p><strong>YENİ ARAMA ALGORİTMASININ TEKNİK TEMELİ</strong>  Gmail’in bu yeniliğinde, derin öğrenme ve doğal dil işleme (NLP) tekniklerinin en güncel modellerinden yararlanılıyor. Yeni algoritma, her bir e-posta içeriğini detaylı olarak analiz etmek üzere tasarlanmış; böylece kullanıcıların sorgularına en uygun sonuçları sunmak için gönderici bilgileri, e-posta içeriği, konu başlıkları ve hatta etkileşim geçmişi gibi çok katmanlı verileri değerlendiriyor.   Yapay zeka, e-postaların metinsel içeriklerini anlamlandırmak için transformer tabanlı modeller kullanıyor. Bu sayede, kullanıcıların arama sorgularındaki nüansları ve muhtemel bağlamı kavrayarak sonuçların önem derecesini belirleyebiliyor.   E-postaların okunma sıklığı, yanıtlama oranları ve üzerine yapılan tıklamalar gibi etkileşim verileri, algoritmanın sıralama kriterleri arasında yer alıyor. Bu veriler, geçmiş kullanım alışkanlıklarına göre hangi mesajların daha kritik olduğuna dair ipuçları veriyor.   <strong>ÖNCELİKLİ SIRALAMA SEÇENEĞİ</strong>  Yeni arama özelliği, Gmail’in hem web sürümünde hem de Android ve iOS uygulamalarında aktif hale getirildi. Kullanıcılar artık arama sonuçlarını “Önem Sırasına Göre” görüntüleyerek; özellikle iş, eğitim ve günlük iletişimde zaman kazanmak için kritik e-postaların en üstte yer almasını sağlayabiliyor. Bunun yanı sıra, sistem kullanıcıya “En Son” gibi geleneksel sıralama seçenekleri sunarak, ihtiyaç ve tercihlere göre esneklik tanıyor.   <strong>GÜVENLİK ENDİŞELERİ</strong>  Google, yeni sıralama algoritması geliştirilirken, kullanıcı verilerinin güvenliğini ve gizliliğini en üst seviyede tutmaya özen gösterdiğini belirtiyor. Şirket, e-posta içeriklerinin analizinde anonimleştirilmiş veriler ve katmanlı güvenlik protokolleri kullanıldığının altını çiziyor. Bu sayede hem hassas bilgilerin korunması hem de doğru sonuçların elde edilmesi hedefleniyor.   İlk etapta kişisel Google hesapları için aktif edilen bu özellik, önümüzdeki dönemde Google Workspace kullanıcılarına da sunulacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bluesky, yönlendirme trafiğinin takibini kolaylaştırıyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bluesky-yoenlendirme-trafiginin-takibini-kolaylastiriyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bluesky-yoenlendirme-trafiginin-takibini-kolaylastiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Bluesky, platformundan gelen yönlendirme trafiğini daha görünür ve takip edilebilir hale getirmek adına önemli bir yenilik sundu. Yeni sistem, yayıncıların paylaşılan bağlantılar üzerinden aldıkları trafiği analiz etmelerini kolaylaştırarak, platformun haber ve içerik paylaşımında oynadığı rolü daha somut bir şekilde ortaya koymayı hedefliyor.YENİ YÖNLENDİRME MEKANİZMASI  Bluesky’nin sunduğu bu özellik, platformdaki bağlantıların kısa bir süre için &quot;go.bsky.app&quot; alt alan adı üzerinden yönlendirilmesi esasına dayanıyor. Bu yöntem, yayıncıların analiz araçlarının bağlantı trafiğini Bluesky kaynaklı olarak tanımlamasını sağlıyor. Bu sayede, içerik paylaşımının etkileşimden web trafiğine nasıl dönüştüğünü ölçmek daha kolay hale geliyor. Şirket, özellikle haber yayıncılarının ve medya kuruluşlarının faydalanabileceği bir çözüm sunuyor.   TRAFİĞİ X&#039;İN 4.5 KATI  Bluesky&#039;nin bu yeni özelliği, Threads ve X (eski adıyla Twitter) gibi platformlarla olan rekabette öne çıkmasını sağlayabilir. Bluesky&#039;ye göre, yönlendirme trafiği rakiplerinden oldukça fazla. Yayıncıların geri bildirimlerine göre, Bluesky&#039;dan gelen trafik Threads&#039;e göre üç kat, X&#039;e göre ise dört buçuk kat daha fazla. Bu durum, platformun haber paylaşımı ve erişimi konusunda güçlü bir alternatif haline geldiğini gösteriyor.   ABD’nin önemli medya kuruluşlarından The Boston Globe, Kasım 2024’te yayınladığı raporda, sosyal medya platformları arasında en çok Bluesky’dan trafik aldığını açıklamıştı. Rapora göre Bluesky’dan gelen direkt yönlendirme sayısı X’in 4 katı, Threads’in ise 3 katı kadardı. New York Times, Guardian gibi dev isimler de geçtiğimiz yıl Bluesky’ın en yüksek etkileşim aldıkları sosyal medya platformu olduğunu doğrulamıştı.   Bluesky COO’su Rose Wang, yönlendirilmiş trafikte öne çıkmalarını “linkli paylaşımları geri plana atan bir algoritma kullanmamalarına” bağladı. Wang’e göre Threads ve X, kullanıcıların kendi platformlarında daha fazla kalmalarını sağlamak için web sitesi trafiğine yönelik paylaşımlar yapan hesapları ‘cezalandırıyor.’   YAYINCI KURUMLAR İÇİN DEĞERLİ ANALİZLER  Bluesky’ın yeni yönlendirme analiz sistemi sayesinde içerik üreticileri ve medya kuruluşlarının aldıkları beğeni, yeniden paylaşım ve diğer etkileşimlerin gerçek trafiğe dönüşümü daha iyi anlaşılabiliyor. Bu dönüşüm verisi, yayıncıların ve kullanıcıların daha etkili bir sosyal medya stratejisi belirlemelerine yardımcı oluyor.   Bluesky, bu özelliği geliştirerek platformun hem içerik üreticiler hem de son kullanıcılar açısından daha işlevsel bir deneyim sunmasını amaçlıyor. Yeni güncelleme, platformun yayıncılar için daha cazip hale gelmesini sağlarken, kullanıcıların içerikleri daha geniş bir kitleye ulaştırma potansiyelini artırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zYRXLUyRbkuV6YUBBPPYRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bluesky, yönlendirme, trafiğinin, takibini, kolaylaştırıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zYRXLUyRbkuV6YUBBPPYRw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bluesky, yönlendirme trafiğinin takibini kolaylaştırıyor"><p>Bluesky, platformundan gelen yönlendirme trafiğini daha görünür ve takip edilebilir hale getirmek adına önemli bir yenilik sundu. Yeni sistem, yayıncıların paylaşılan bağlantılar üzerinden aldıkları trafiği analiz etmelerini kolaylaştırarak, platformun haber ve içerik paylaşımında oynadığı rolü daha somut bir şekilde ortaya koymayı hedefliyor.</p><strong>YENİ YÖNLENDİRME MEKANİZMASI</strong>  Bluesky’nin sunduğu bu özellik, platformdaki bağlantıların kısa bir süre için "go.bsky.app" alt alan adı üzerinden yönlendirilmesi esasına dayanıyor. Bu yöntem, yayıncıların analiz araçlarının bağlantı trafiğini Bluesky kaynaklı olarak tanımlamasını sağlıyor. Bu sayede, içerik paylaşımının etkileşimden web trafiğine nasıl dönüştüğünü ölçmek daha kolay hale geliyor. Şirket, özellikle haber yayıncılarının ve medya kuruluşlarının faydalanabileceği bir çözüm sunuyor.   <strong>TRAFİĞİ X'İN 4.5 KATI</strong>  Bluesky'nin bu yeni özelliği, Threads ve X (eski adıyla Twitter) gibi platformlarla olan rekabette öne çıkmasını sağlayabilir. Bluesky'ye göre, yönlendirme trafiği rakiplerinden oldukça fazla. Yayıncıların geri bildirimlerine göre, Bluesky'dan gelen trafik Threads'e göre üç kat, X'e göre ise dört buçuk kat daha fazla. Bu durum, platformun haber paylaşımı ve erişimi konusunda güçlü bir alternatif haline geldiğini gösteriyor.   ABD’nin önemli medya kuruluşlarından The Boston Globe, Kasım 2024’te yayınladığı raporda, sosyal medya platformları arasında en çok Bluesky’dan trafik aldığını açıklamıştı. Rapora göre Bluesky’dan gelen direkt yönlendirme sayısı X’in 4 katı, Threads’in ise 3 katı kadardı. New York Times, Guardian gibi dev isimler de geçtiğimiz yıl Bluesky’ın en yüksek etkileşim aldıkları sosyal medya platformu olduğunu doğrulamıştı.   Bluesky COO’su Rose Wang, yönlendirilmiş trafikte öne çıkmalarını “linkli paylaşımları geri plana atan bir algoritma kullanmamalarına” bağladı. Wang’e göre Threads ve X, kullanıcıların kendi platformlarında daha fazla kalmalarını sağlamak için web sitesi trafiğine yönelik paylaşımlar yapan hesapları ‘cezalandırıyor.’   <strong>YAYINCI KURUMLAR İÇİN DEĞERLİ ANALİZLER</strong>  Bluesky’ın yeni yönlendirme analiz sistemi sayesinde içerik üreticileri ve medya kuruluşlarının aldıkları beğeni, yeniden paylaşım ve diğer etkileşimlerin gerçek trafiğe dönüşümü daha iyi anlaşılabiliyor. Bu dönüşüm verisi, yayıncıların ve kullanıcıların daha etkili bir sosyal medya stratejisi belirlemelerine yardımcı oluyor.   Bluesky, bu özelliği geliştirerek platformun hem içerik üreticiler hem de son kullanıcılar açısından daha işlevsel bir deneyim sunmasını amaçlıyor. Yeni güncelleme, platformun yayıncılar için daha cazip hale gelmesini sağlarken, kullanıcıların içerikleri daha geniş bir kitleye ulaştırma potansiyelini artırıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anthropic&amp;apos;ten yenilik: Claude Sohbet Botuna Web Arama özelliği eklendi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/anthropicten-yenilik-claude-sohbet-botuna-web-arama-oezelligi-eklendi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/anthropicten-yenilik-claude-sohbet-botuna-web-arama-oezelligi-eklendi</guid>
<description><![CDATA[ Yapay zeka araştırma şirketi Anthropic, Claude isimli chatbot için web arama özelliği getirdiğini açıkladı. Bu yenilik, Claude&#039;un gerçek zamanlı bilgiye erişmesini sağlayarak, daha güncel ve doğru yanıtlar sunmasını mümkün kılıyor.WEB ARAMA İLE GENİŞLETİLMİŞ BİLGİ TABANI  Web arama özelliği, Claude&#039;un sorulara verdiği yanıtların doğruluğunu artırmayı hedefliyor. Kullanıcılar, Claude&#039;un sunduğu bilgilerin kaynaklarını kolayca görüntüleyerek içeriğin güvenilirliğini değerlendirebiliyor. Bu, özellikle karmaşık konularda doğru bilgiye hızlı erişim sağlamak isteyen kullanıcılar için büyük bir avantaj sunuyor.   Şirket, bu özellikte dikkat edilmesi gereken bazı noktaların olduğunu vurguluyor. Claude, diğer yapay zeka modelleri gibi, yanlış veya yanıltıcı bilgi sunma riski taşıyabiliyor. Bu nedenle, kullanıcıların verilen bilgileri doğrulamak için önerilen kaynakları kontrol etmeleri tavsiye ediliyor.   CHATGPT VE GEMİNİ&#039;YE YENİ RAKİP  Web arama özelliği şu anda sadece ABD&#039;deki ücretli kullanıcılar için ön izleme aşamasında. Anthropic, bu özelliğin yakın gelecekte ücretsiz kullanıcılar ve diğer ülkeler için de kullanıma sunulacağını belirtti. Şirket, bu güncelleme ile Claude&#039;un rekabet gücünü artırmayı hedefliyor ve OpenAI&#039;nin ChatGPT modeli ile Google&#039;ın Gemini botu gibi rakiplerle aynı seviyeye çıkmasını amaçlıyor.   Anthropic&#039;in Claude sohbet botuna eklediği web arama özelliği, yapay zekanın kullanım alanlarını genişleten önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Gerçek zamanlı bilgi erişimi sayesinde eğitim, iş dünyası ve araştırma gibi çeşitli alanlarda kullanıcıların daha fazla destek alması mümkün hale geliyor.   RAKİP MODELLERE GÖRE FARKI NEDİR?  Claude&#039;un web arama özelliği, rakip modellerle benzer seviyede bir yenilik sunsa da Anthropic&#039;in özellikle bilgi kaynaklarını alıntılama tercihiyle, kullanıcıların güvenini kazanma yolunda stratejik bir adım attığı görülüyor. Bu özellik, kullanıcıların bilgiyi doğrulamasını kolaylaştırarak Claude&#039;u daha güvenilir bir seçenek haline getiriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MtiVKFhe-0uuxInFcRzjBA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Anthropicten, yenilik:, Claude, Sohbet, Botuna, Web, Arama, özelliği, eklendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MtiVKFhe-0uuxInFcRzjBA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Anthropic'ten yenilik: Claude Sohbet Botuna Web Arama özelliği eklendi"><p>Yapay zeka araştırma şirketi Anthropic, Claude isimli chatbot için web arama özelliği getirdiğini açıkladı. Bu yenilik, Claude'un gerçek zamanlı bilgiye erişmesini sağlayarak, daha güncel ve doğru yanıtlar sunmasını mümkün kılıyor.</p><strong>WEB ARAMA İLE GENİŞLETİLMİŞ BİLGİ TABANI</strong>  Web arama özelliği, Claude'un sorulara verdiği yanıtların doğruluğunu artırmayı hedefliyor. Kullanıcılar, Claude'un sunduğu bilgilerin kaynaklarını kolayca görüntüleyerek içeriğin güvenilirliğini değerlendirebiliyor. Bu, özellikle karmaşık konularda doğru bilgiye hızlı erişim sağlamak isteyen kullanıcılar için büyük bir avantaj sunuyor.   Şirket, bu özellikte dikkat edilmesi gereken bazı noktaların olduğunu vurguluyor. Claude, diğer yapay zeka modelleri gibi, yanlış veya yanıltıcı bilgi sunma riski taşıyabiliyor. Bu nedenle, kullanıcıların verilen bilgileri doğrulamak için önerilen kaynakları kontrol etmeleri tavsiye ediliyor.   <strong>CHATGPT VE GEMİNİ'YE YENİ RAKİP</strong>  Web arama özelliği şu anda sadece ABD'deki ücretli kullanıcılar için ön izleme aşamasında. Anthropic, bu özelliğin yakın gelecekte ücretsiz kullanıcılar ve diğer ülkeler için de kullanıma sunulacağını belirtti. Şirket, bu güncelleme ile Claude'un rekabet gücünü artırmayı hedefliyor ve OpenAI'nin ChatGPT modeli ile Google'ın Gemini botu gibi rakiplerle aynı seviyeye çıkmasını amaçlıyor.   Anthropic'in Claude sohbet botuna eklediği web arama özelliği, yapay zekanın kullanım alanlarını genişleten önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Gerçek zamanlı bilgi erişimi sayesinde eğitim, iş dünyası ve araştırma gibi çeşitli alanlarda kullanıcıların daha fazla destek alması mümkün hale geliyor.   <strong>RAKİP MODELLERE GÖRE FARKI NEDİR?</strong>  Claude'un web arama özelliği, rakip modellerle benzer seviyede bir yenilik sunsa da Anthropic'in özellikle bilgi kaynaklarını alıntılama tercihiyle, kullanıcıların güvenini kazanma yolunda stratejik bir adım attığı görülüyor. Bu özellik, kullanıcıların bilgiyi doğrulamasını kolaylaştırarak Claude'u daha güvenilir bir seçenek haline getiriyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Threads, kullanıcı deneyimini geliştiren yeni özelliklerini tanıttı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/threads-kullanici-deneyimini-gelistiren-yeni-oezelliklerini-tanitti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/threads-kullanici-deneyimini-gelistiren-yeni-oezelliklerini-tanitti</guid>
<description><![CDATA[ Meta tarafından geliştirilen Threads, kullanıcı etkileşimlerini artırmak ve içerik paylaşımını daha etkili hale getirmek amacıyla bir dizi yeni özelliği kullanıma sundu. Bu güncellemeler, kullanıcıların içeriklerini daha geniş kitlelere ulaştırmasına olanak tanırken, aynı zamanda platformun sunduğu özelleştirme seçeneklerini de genişletiyor.KONULARA ODAKLANMA: İLGİ ALANLARINA ÖZEL ETİKETLEME  Threads, kullanıcıların profillerine en fazla 10 konu etiketi (hashtag) eklemesine olanak tanıyor. Bu etiketler, kullanıcının ilgi alanlarını yansıtırken, profili ziyaret eden kişilere doğrudan ilgili içeriklere ulaşma imkanı sunuyor. Ayrıca, gönderi oluştururken Meta&#039;nın yapay zeka algoritmaları, trend olan konuları ya da kullanıcının geçmişte paylaştığı içeriklere dayalı öneriler sunarak konuların seçimini kolaylaştırıyor.   Bu özellik, kullanıcıların platform üzerindeki içeriklerinin daha fazla görüntülenme almasını hedefliyor. Meta’nın verilerine göre, konu etiketi içeren gönderiler, standart gönderilere kıyasla daha yüksek bir erişim oranına sahip.   YANIT KONTROLÜ: GÖNDERİLER ÜZERİNDE DAHA FAZLA KONTROL   Kullanıcılar artık, yalnızca takipçilerinin yanıt verebileceği ya da alıntı yapabileceği gönderiler oluşturabiliyor. Bu özellik, Kasım 2024&#039;te tanıtılan ve alıntılama kontrolüne odaklanan özelliğin geliştirilmiş bir versiyonu olarak öne çıkıyor. Böylece, kullanıcılar içeriklerinin kimler tarafından görülebileceği ve yanıtlanabileceği konusunda daha fazla kontrol sahibi oluyor.   VARSAYILAN AKIŞ SEÇENEKLERİ VE VİDEO DENEYİMİ  Yeni güncellemeler, kullanıcıların Threads üzerindeki özel akışlarını (feed) varsayılan olarak ayarlamalarına imkan tanıyor. Bu özellik, kullanıcıların yalnızca görmek istedikleri içeriklere odaklanmasını kolaylaştırıyor. Ek olarak, video oynatıcı, kullanıcıların daha rahat kontrol sağlaması için yeniden tasarlandı. Gelişmiş video oynatma kontrolleri, içerik tüketimini daha keyifli hale getirmeyi amaçlıyor.   Kullanıcılar artık videoları hızlandırma, yavaşlatma veya belirli bir zaman damgasına doğrudan gitme seçeneklerine sahip. Bu özellikler, video içeriklerinin detaylı incelemesi veya eğitim materyallerinde daha verimli kullanım için ideal. Oynatma kontrolleri, ekranın alt kısmında düzenli bir şekilde konumlandırıldı ve video izleme sırasında herhangi bir görsel karmaşa yaratmadan erişilebilir durumda.   Meta, bu yeniliklerle Threads&#039;i sosyal medya dünyasında daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor. Yeni özellikler, kullanıcıların içeriklerini daha etkili bir şekilde yönetmelerine ve platformda daha anlamlı etkileşimler kurmalarına olanak tanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TPPqGQvQSUufWWB4gIRSwg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Threads, kullanıcı, deneyimini, geliştiren, yeni, özelliklerini, tanıttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TPPqGQvQSUufWWB4gIRSwg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Threads, kullanıcı deneyimini geliştiren yeni özelliklerini tanıttı"><p>Meta tarafından geliştirilen Threads, kullanıcı etkileşimlerini artırmak ve içerik paylaşımını daha etkili hale getirmek amacıyla bir dizi yeni özelliği kullanıma sundu. Bu güncellemeler, kullanıcıların içeriklerini daha geniş kitlelere ulaştırmasına olanak tanırken, aynı zamanda platformun sunduğu özelleştirme seçeneklerini de genişletiyor.</p><strong>KONULARA ODAKLANMA: İLGİ ALANLARINA ÖZEL ETİKETLEME</strong>  Threads, kullanıcıların profillerine en fazla 10 konu etiketi (hashtag) eklemesine olanak tanıyor. Bu etiketler, kullanıcının ilgi alanlarını yansıtırken, profili ziyaret eden kişilere doğrudan ilgili içeriklere ulaşma imkanı sunuyor. Ayrıca, gönderi oluştururken Meta'nın yapay zeka algoritmaları, trend olan konuları ya da kullanıcının geçmişte paylaştığı içeriklere dayalı öneriler sunarak konuların seçimini kolaylaştırıyor.   Bu özellik, kullanıcıların platform üzerindeki içeriklerinin daha fazla görüntülenme almasını hedefliyor. Meta’nın verilerine göre, konu etiketi içeren gönderiler, standart gönderilere kıyasla daha yüksek bir erişim oranına sahip.   <strong>YANIT KONTROLÜ: GÖNDERİLER ÜZERİNDE DAHA FAZLA KONTROL </strong>  Kullanıcılar artık, yalnızca takipçilerinin yanıt verebileceği ya da alıntı yapabileceği gönderiler oluşturabiliyor. Bu özellik, Kasım 2024'te tanıtılan ve alıntılama kontrolüne odaklanan özelliğin geliştirilmiş bir versiyonu olarak öne çıkıyor. Böylece, kullanıcılar içeriklerinin kimler tarafından görülebileceği ve yanıtlanabileceği konusunda daha fazla kontrol sahibi oluyor.   <strong>VARSAYILAN AKIŞ SEÇENEKLERİ VE VİDEO DENEYİMİ</strong>  Yeni güncellemeler, kullanıcıların Threads üzerindeki özel akışlarını (feed) varsayılan olarak ayarlamalarına imkan tanıyor. Bu özellik, kullanıcıların yalnızca görmek istedikleri içeriklere odaklanmasını kolaylaştırıyor. Ek olarak, video oynatıcı, kullanıcıların daha rahat kontrol sağlaması için yeniden tasarlandı. Gelişmiş video oynatma kontrolleri, içerik tüketimini daha keyifli hale getirmeyi amaçlıyor.   Kullanıcılar artık videoları hızlandırma, yavaşlatma veya belirli bir zaman damgasına doğrudan gitme seçeneklerine sahip. Bu özellikler, video içeriklerinin detaylı incelemesi veya eğitim materyallerinde daha verimli kullanım için ideal. Oynatma kontrolleri, ekranın alt kısmında düzenli bir şekilde konumlandırıldı ve video izleme sırasında herhangi bir görsel karmaşa yaratmadan erişilebilir durumda.   Meta, bu yeniliklerle Threads'i sosyal medya dünyasında daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor. Yeni özellikler, kullanıcıların içeriklerini daha etkili bir şekilde yönetmelerine ve platformda daha anlamlı etkileşimler kurmalarına olanak tanıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Airbyte’tan veri analitiği ve yapay zeka için yeni destek</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/airbytetan-veri-analitigi-ve-yapay-zeka-icin-yeni-destek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/airbytetan-veri-analitigi-ve-yapay-zeka-icin-yeni-destek</guid>
<description><![CDATA[ Açık kaynaklı veri entegrasyonu platformu Airbyte, şirketlerin verilerini daha verimli ve güvenli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyan yeni bağlayıcı paketini kullanıma sundu. Google Drive, SharePoint gibi uygulamalardan veri çekmeyi sağlayan bu güncelleme, işletmelerin veri taşıma ve analiz süreçlerini optimize etmelerini hedefliyor.YAPILANDIRILMAMIŞ VERİ YÖNETİMİNDE YENİLİK  Airbyte’ın yeni bağlayıcıları, Google Drive ve SharePoint gibi popüler uygulamalardan yapılandırılmamış verilerin aktarılmasını sağlıyor. Bu, belge yönetim sistemleri ve bulut tabanlı hizmetlerde tutulan geniş veri havuzlarının iş süreçlerine entegre edilmesini kolaylaştırıyor. Airbyte, bu süreçte veri bütünlüğünü koruyarak, şirketlerin yapay zeka uygulamalarında kullanabilecekleri veriyi daha erişilebilir hale getiriyor. Bu yenilik, veri formatlarında uyumluluk ve özelleştirilebilir bağlayıcı kullanımı gibi teknik avantajlar sağlıyor.   Airbyte’ın bağlayıcıları, Apache Iceberg gibi açık kaynaklı analitik veri formatları ile uyumlu çalışarak büyük veri tablolarının depolanmasını ve işlenmesini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda kullanıcılar, bağlayıcıların yapılandırmasını iş ihtiyaçlarına göre özelleştirme ve data entegrasyonu sırasında esneklik sağlama şansı elde ediyor.   KURUMSAL UYGULAMALARA ÖZEL DESTEK  Airbyte, NetSuite, SAP, ServiceNow ve Workday gibi kurumsal yazılımlar için veri bağlayıcılar sunarak, özellikle büyük ölçekli işletmelerin ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor. Bu bağlayıcılar, finansal raporlamadan insan kaynakları yönetimine kadar geniş bir yelpazede daha verimli data entegrasyonu sağlıyor.   Bir işletme, SAP sisteminden müşteri verilerini Apache Iceberg formatında veri gölüne aktarmak istediğinde, Airbyte’ın bağlayıcıları bunu hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Bu veriler, daha sonra iş analitiği ve yapay zeka modelleri için kullanılabiliyor.   VERİ GÜVENLİĞİ VE KORUMA    Airbyte, bağlayıcılarını geliştirmede veri güvenliğine özel önem verdiğini vurguluyor. Veri şifreleme protokolleri ve hassas veri maskeleme gibi ileri güvenlik önlemleri, kullanıcıların kritik bilgilerini koruma altına alıyor. Ayrıca, veri taşınması sırasında anonimleştirme yöntemleri kullanılarak, şirketlerin veri gizliliği standartlarını karşılaması sağlanıyor.   Airbyte, yeni bağlayıcıları sayesinde şirketlerin, farklı platformlardaki veriyi entegre ederek süreçlerini hızlandıracağını, veri analitiği ve yapay zeka projelerinde daha tutarlı veri akışları oluşturacağını iddia ediyor. Şirketin bir diğer vaadi de veri yönetim süreçlerinde maliyetleri azaltmak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2GCLL1SW7EeMzGse0U0J_A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Airbyte’tan, veri, analitiği, yapay, zeka, için, yeni, destek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2GCLL1SW7EeMzGse0U0J_A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Airbyte’tan veri analitiği ve yapay zeka için yeni destek"><p>Açık kaynaklı veri entegrasyonu platformu Airbyte, şirketlerin verilerini daha verimli ve güvenli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyan yeni bağlayıcı paketini kullanıma sundu. Google Drive, SharePoint gibi uygulamalardan veri çekmeyi sağlayan bu güncelleme, işletmelerin veri taşıma ve analiz süreçlerini optimize etmelerini hedefliyor.</p><strong>YAPILANDIRILMAMIŞ VERİ YÖNETİMİNDE YENİLİK</strong>  Airbyte’ın yeni bağlayıcıları, Google Drive ve SharePoint gibi popüler uygulamalardan yapılandırılmamış verilerin aktarılmasını sağlıyor. Bu, belge yönetim sistemleri ve bulut tabanlı hizmetlerde tutulan geniş veri havuzlarının iş süreçlerine entegre edilmesini kolaylaştırıyor. Airbyte, bu süreçte veri bütünlüğünü koruyarak, şirketlerin yapay zeka uygulamalarında kullanabilecekleri veriyi daha erişilebilir hale getiriyor. Bu yenilik, veri formatlarında uyumluluk ve özelleştirilebilir bağlayıcı kullanımı gibi teknik avantajlar sağlıyor.   Airbyte’ın bağlayıcıları, Apache Iceberg gibi açık kaynaklı analitik veri formatları ile uyumlu çalışarak büyük veri tablolarının depolanmasını ve işlenmesini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda kullanıcılar, bağlayıcıların yapılandırmasını iş ihtiyaçlarına göre özelleştirme ve data entegrasyonu sırasında esneklik sağlama şansı elde ediyor.   <strong>KURUMSAL UYGULAMALARA ÖZEL DESTEK</strong>  Airbyte, NetSuite, SAP, ServiceNow ve Workday gibi kurumsal yazılımlar için veri bağlayıcılar sunarak, özellikle büyük ölçekli işletmelerin ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor. Bu bağlayıcılar, finansal raporlamadan insan kaynakları yönetimine kadar geniş bir yelpazede daha verimli data entegrasyonu sağlıyor.   Bir işletme, SAP sisteminden müşteri verilerini Apache Iceberg formatında veri gölüne aktarmak istediğinde, Airbyte’ın bağlayıcıları bunu hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Bu veriler, daha sonra iş analitiği ve yapay zeka modelleri için kullanılabiliyor.   <strong>VERİ GÜVENLİĞİ VE KORUMA </strong>   Airbyte, bağlayıcılarını geliştirmede veri güvenliğine özel önem verdiğini vurguluyor. Veri şifreleme protokolleri ve hassas veri maskeleme gibi ileri güvenlik önlemleri, kullanıcıların kritik bilgilerini koruma altına alıyor. Ayrıca, veri taşınması sırasında anonimleştirme yöntemleri kullanılarak, şirketlerin veri gizliliği standartlarını karşılaması sağlanıyor.   Airbyte, yeni bağlayıcıları sayesinde şirketlerin, farklı platformlardaki veriyi entegre ederek süreçlerini hızlandıracağını, veri analitiği ve yapay zeka projelerinde daha tutarlı veri akışları oluşturacağını iddia ediyor. Şirketin bir diğer vaadi de veri yönetim süreçlerinde maliyetleri azaltmak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Huawei yeni katlanabilir telefonunu duyurdu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/huawei-yeni-katlanabilir-telefonunu-duyurdu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/huawei-yeni-katlanabilir-telefonunu-duyurdu</guid>
<description><![CDATA[ Katlanabilir akıllı telefon teknolojisinin öncülerinden Huawei, yeni modeli Pura X’i tanıttı. Hem dikey hem yatay kullanım imkanı sunan cihaz, yenilikçi tasarımı ve güçlü donanımıyla dikkat çekiyor.TASARIM VE EKRAN ÖZELLİKLERİ  Huawei Pura X, kitap tarzı ve kapaklı katlanabilir tasarımı bir araya getirerek benzersiz bir form faktör sunuyor. Cihazın iç ekranı 6.3 inç OLED panelden oluşuyor ve 2120 x 1320 çözünürlük, 120 Hz yenileme hızı, 2500 nit parlaklık gibi özelliklere sahip. Kapak ekranı ise 3.5 inç OLED panelle donatılmış ve 980 x 980 çözünürlük sunuyor. Her iki ekran da P3 renk gamı ve 1440 Hz PWM karartma desteğiyle üstün bir görüntü deneyimi sağlıyor.   Kamera Donanımı   Pura X, arka tarafta üçlü kamera kurulumuna sahip:   50 MP ana kamera   40 MP ultra geniş açı kamera   8 MP telefoto lens   Ön tarafta ise 10.7 MP ultra geniş açı kamera yer alıyor. Kamera özellikleri arasında AI Portre Modu, AI Hareket Takibi ve Çift Ekran Önizleme gibi yenilikçi çözümler bulunuyor.   PERFORMANS VE YAZILIM  Huawei Pura X, HarmonyOS 5.0.1 işletim sistemiyle çalışıyor. Bu sistem, yapay zeka destekli özellikler ve optimize edilmiş performans sunuyor. Cihaz, 12 GB RAM ve 256 GB/512 GB depolama seçenekleriyle geliyor. Ayrıca 16 GB RAM ve 1 TB depolama sunan özel bir versiyonu da mevcut.   BATARYA VE ŞARJ TEKNOLOJİSİ  Cihaz, 4720 mAh kapasiteli bir bataryaya sahip ve 66W kablolu ile 40W kablosuz şarj desteği sunuyor. Ayrıca gelişmiş grafit plaka teknolojisi sayesinde etkili bir ısı yönetimi sağlanıyor.   FİYATLANDIRMA VE RENK SEÇENEKLERİ  Huawei Pura X, Çin&#039;de 7499 yenden (yaklaşık 1035 dolardan) başlayan fiyatlarla 30 Mart’ta satışa sunulacak. Bellek ve depolama seçeneklerine göre fiyatlar değişiklik gösteriyor. Cihaz, yeşil, kırmızı, siyah, beyaz ve gümüş renk seçenekleriyle geliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zO2DVlupx0aUTWDemc5PKg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Huawei, yeni, katlanabilir, telefonunu, duyurdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zO2DVlupx0aUTWDemc5PKg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeni katlanabilir telefonu duyurdu"><p>Katlanabilir akıllı telefon teknolojisinin öncülerinden Huawei, yeni modeli Pura X’i tanıttı. Hem dikey hem yatay kullanım imkanı sunan cihaz, yenilikçi tasarımı ve güçlü donanımıyla dikkat çekiyor.</p><strong>TASARIM VE EKRAN ÖZELLİKLERİ</strong>  Huawei Pura X, kitap tarzı ve kapaklı katlanabilir tasarımı bir araya getirerek benzersiz bir form faktör sunuyor. Cihazın iç ekranı 6.3 inç OLED panelden oluşuyor ve 2120 x 1320 çözünürlük, 120 Hz yenileme hızı, 2500 nit parlaklık gibi özelliklere sahip. Kapak ekranı ise 3.5 inç OLED panelle donatılmış ve 980 x 980 çözünürlük sunuyor. Her iki ekran da P3 renk gamı ve 1440 Hz PWM karartma desteğiyle üstün bir görüntü deneyimi sağlıyor.   <strong>Kamera Donanımı</strong>   Pura X, arka tarafta üçlü kamera kurulumuna sahip:   50 MP ana kamera   40 MP ultra geniş açı kamera   8 MP telefoto lens   Ön tarafta ise 10.7 MP ultra geniş açı kamera yer alıyor. Kamera özellikleri arasında AI Portre Modu, AI Hareket Takibi ve Çift Ekran Önizleme gibi yenilikçi çözümler bulunuyor.   <strong>PERFORMANS VE YAZILIM</strong>  Huawei Pura X, HarmonyOS 5.0.1 işletim sistemiyle çalışıyor. Bu sistem, yapay zeka destekli özellikler ve optimize edilmiş performans sunuyor. Cihaz, 12 GB RAM ve 256 GB/512 GB depolama seçenekleriyle geliyor. Ayrıca 16 GB RAM ve 1 TB depolama sunan özel bir versiyonu da mevcut.   <strong>BATARYA VE ŞARJ TEKNOLOJİSİ</strong>  Cihaz, 4720 mAh kapasiteli bir bataryaya sahip ve 66W kablolu ile 40W kablosuz şarj desteği sunuyor. Ayrıca gelişmiş grafit plaka teknolojisi sayesinde etkili bir ısı yönetimi sağlanıyor.   <strong>FİYATLANDIRMA VE RENK SEÇENEKLERİ</strong>  Huawei Pura X, Çin'de 7499 yenden (yaklaşık 1035 dolardan) başlayan fiyatlarla 30 Mart’ta satışa sunulacak. Bellek ve depolama seçeneklerine göre fiyatlar değişiklik gösteriyor. Cihaz, yeşil, kırmızı, siyah, beyaz ve gümüş renk seçenekleriyle geliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ASUS Vivobook Pro 15 ABD&amp;apos;de satışa sunuldu: İçerik üreticilere ve oyunculara özel bir seçenek</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/asus-vivobook-pro-15-abdde-satisa-sunuldu-icerik-ureticilere-ve-oyunculara-oezel-bir-secenek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/asus-vivobook-pro-15-abdde-satisa-sunuldu-icerik-ureticilere-ve-oyunculara-oezel-bir-secenek</guid>
<description><![CDATA[ ASUS, yüksek performans ve yenilikçi özelliklerle donatılmış yeni dizüstü bilgisayarı Vivobook Pro 15’i ABD pazarında kullanıcılarla buluşturdu. Özellikle içerik üreticilerine ve oyunculara hitap eden cihaz, güçlü donanımı ve şık tasarımıyla dikkat çekiyor.PERFORMANS ODAKLI DONANIM  Vivobook Pro 15, Intel Core Ultra 9 13900H işlemciden güç alıyor. 14 çekirdekli bu işlemci, 6 performans ve 8 verimlilik çekirdeğiyle 5.4 GHz’e kadar turbo frekans sunuyor. Grafik tarafında ise NVIDIA GeForce RTX 4050 ekran kartı yer alıyor. Bu GPU, 6 GB GDDR6 VRAM ile desteklenmiş olup, hem video düzenleme hem de AAA oyunlar için yüksek performans sağlıyor.   Bellek ve depolama alanında ise 24 GB DDR5 RAM (4800 MHz hızında) ve 2 TB PCIe Gen4 SSD ile kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap veriyor.   EKRAN ÖZELLİKLERİ  Cihaz, 3K (2880 x 1620 çözünürlük), 16:10 en-boy oranına sahip OLED NanoEdge ekrana sahip. 120 Hz yenileme hızı, 0.2 ms tepki süresi, ve %100 DCI-P3 renk gamı desteği, ekranı hem profesyonel işler hem de eğlence için ideal hale getiriyor. Ayrıca ekran, DisplayHDR True Black 500 sertifikası ve 500 nit parlaklık sunarak mükemmel bir görsel kalite sağlıyor.   İNOVATİF ÖZELLİKLER  ASUS, Vivobook Pro 15’e kullanıcı deneyimini zenginleştiren özellikler eklemeyi ihmal etmemiş. ASUS DialPad, Adobe Creative Suite gibi uygulamalara özel kısayollar sunularak, içerik üreticilerin iş akışlarını hızlandırmak amaçlanmış. Ayrıca cihaz, Windows 11 Copilot Key özelliği sayesinde daha fazla üretkenlik arayan kullanıcılar için etkili bir çözüm getiriyor.   ASUS’un yeni dizüstü bilgisayarı, bağlantı seçeneklerinde ise Wi-Fi 6E desteği, düşük gecikme süreleri ve yüksek veri aktarım hızı sağlıyor. Cihazın üzerindeki Thunderbolt 4, HDMI 2.1, ve USB-A 3.2 Gen 2 portları geniş bağlantı olanakları sağlıyor.   TASARIM VE TAŞINABİLİRLİK  Vivobook Pro 15, yalnızca 1.8 kg ağırlığında ve 18.9 mm kalınlığında. Ayrıca arka aydınlatmalı klavye, geliştirilmiş bir dokunmatik yüzey ve 1080p çözünürlüklü bir web kamerasıyla geliyor. Güvenlik tarafında ise parmak izi okuyucu ve fiziksel web kamerası kapak mekanizması bulunuyor.   PİL VE FİYATLANDIRMA  70 Wh batarya kapasitesine sahip olan cihaz, uzun süreli kullanım sunarken 150 W hızlı şarj adaptörüyle hızlı bir şekilde enerji depolayabiliyor. ABD^de 1500 dolardan satışa çıkan Vivobook Pro 15, fiyat-performans açısından rekabetçi bir seçenek olarak öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAz-rgFpKUiijjr9Ok-m8Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ASUS, Vivobook, Pro, ABDde, satışa, sunuldu:, İçerik, üreticilere, oyunculara, özel, bir, seçenek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAz-rgFpKUiijjr9Ok-m8Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ASUS Vivobook Pro 15 ABD'de satışa sunuldu"><p>ASUS, yüksek performans ve yenilikçi özelliklerle donatılmış yeni dizüstü bilgisayarı Vivobook Pro 15’i ABD pazarında kullanıcılarla buluşturdu. Özellikle içerik üreticilerine ve oyunculara hitap eden cihaz, güçlü donanımı ve şık tasarımıyla dikkat çekiyor.</p><strong>PERFORMANS ODAKLI DONANIM</strong>  Vivobook Pro 15, Intel Core Ultra 9 13900H işlemciden güç alıyor. 14 çekirdekli bu işlemci, 6 performans ve 8 verimlilik çekirdeğiyle 5.4 GHz’e kadar turbo frekans sunuyor. Grafik tarafında ise NVIDIA GeForce RTX 4050 ekran kartı yer alıyor. Bu GPU, 6 GB GDDR6 VRAM ile desteklenmiş olup, hem video düzenleme hem de AAA oyunlar için yüksek performans sağlıyor.   Bellek ve depolama alanında ise 24 GB DDR5 RAM (4800 MHz hızında) ve 2 TB PCIe Gen4 SSD ile kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap veriyor.   <strong>EKRAN ÖZELLİKLERİ</strong>  Cihaz, 3K (2880 x 1620 çözünürlük), 16:10 en-boy oranına sahip OLED NanoEdge ekrana sahip. 120 Hz yenileme hızı, 0.2 ms tepki süresi, ve %100 DCI-P3 renk gamı desteği, ekranı hem profesyonel işler hem de eğlence için ideal hale getiriyor. Ayrıca ekran, DisplayHDR True Black 500 sertifikası ve 500 nit parlaklık sunarak mükemmel bir görsel kalite sağlıyor.   <strong>İNOVATİF ÖZELLİKLER</strong>  ASUS, Vivobook Pro 15’e kullanıcı deneyimini zenginleştiren özellikler eklemeyi ihmal etmemiş. ASUS DialPad, Adobe Creative Suite gibi uygulamalara özel kısayollar sunularak, içerik üreticilerin iş akışlarını hızlandırmak amaçlanmış. Ayrıca cihaz, Windows 11 Copilot Key özelliği sayesinde daha fazla üretkenlik arayan kullanıcılar için etkili bir çözüm getiriyor.   ASUS’un yeni dizüstü bilgisayarı, bağlantı seçeneklerinde ise Wi-Fi 6E desteği, düşük gecikme süreleri ve yüksek veri aktarım hızı sağlıyor. Cihazın üzerindeki Thunderbolt 4, HDMI 2.1, ve USB-A 3.2 Gen 2 portları geniş bağlantı olanakları sağlıyor.   <strong>TASARIM VE TAŞINABİLİRLİK</strong>  Vivobook Pro 15, yalnızca 1.8 kg ağırlığında ve 18.9 mm kalınlığında. Ayrıca arka aydınlatmalı klavye, geliştirilmiş bir dokunmatik yüzey ve 1080p çözünürlüklü bir web kamerasıyla geliyor. Güvenlik tarafında ise parmak izi okuyucu ve fiziksel web kamerası kapak mekanizması bulunuyor.   <strong>PİL VE FİYATLANDIRMA</strong>  70 Wh batarya kapasitesine sahip olan cihaz, uzun süreli kullanım sunarken 150 W hızlı şarj adaptörüyle hızlı bir şekilde enerji depolayabiliyor. ABD^de 1500 dolardan satışa çıkan Vivobook Pro 15, fiyat-performans açısından rekabetçi bir seçenek olarak öne çıkıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>SpaceX, casus uydu &amp;quot;NROL&amp;57&amp;quot;yi uzaya fırlattı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/spacex-casus-uydu-nrol-57yi-uzaya-firlatti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/spacex-casus-uydu-nrol-57yi-uzaya-firlatti</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;li uzay devi SpaceX, &quot;NROL-57&quot; adlı casus uydusunu uzaya fırlattı. Fırlatılış internetten canlı yayımlanırken, NROL-57&#039;yi taşıyan roket yaklaşık 7,5 dakika sonra planlandığı şekilde uzay üssüne geri döndü.Space.com internet sitesinde yer alan habere göre, işlevi gizli tutulan casus uydu, ABD&#039;nin Kaliforniya eyaletindeki Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü&#039;nden yerel saatle 23:49&#039;da SpaceX firmasına ait Falcon 9 roketi aracılığıyla fırlatıldı.ROKET 7,5 DAKİKA SONRA GERİ DÖNDÜFırlatılış internetten canlı yayımlanırken, NROL-57&#039;yi taşıyan roketin birinci aşaması fırlatıldıktan yaklaşık 7,5 dakika sonra planlandığı şekilde uzay üssüne geri döndü.  Roketin üst aşaması uydunun yüklerini yörüngeye taşımaya devam ederken, bu yüklerin ne zaman ya da nerede konuşlandırılacağı ise belirtilmedi.ABD&#039;NİN KEŞİF UYDULARI  ABD&#039;de keşif uydularının tasarlanması, üretimi, fırlatılması ve işletilmesinden sorumlu istihbarat birimi Ulusal Keşif Bürosuna (NRO) ait uydunun hangi görev için kullanılacağı bilinmiyor.  Misyonda kullanılan roket, daha önce NROL-126, Transporter-12 ve SPHEREx teleskobu misyonlarını da uzaya fırlatmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6_lH_g4kykGF3ORK7RmowA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>SpaceX, casus, uydu, NROL-57yi, uzaya, fırlattı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6_lH_g4kykGF3ORK7RmowA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="SpaceX, casus uydu " nrol-57 uzaya f><p>ABD'li uzay devi SpaceX, "NROL-57" adlı casus uydusunu uzaya fırlattı. Fırlatılış internetten canlı yayımlanırken, NROL-57'yi taşıyan roket yaklaşık 7,5 dakika sonra planlandığı şekilde uzay üssüne geri döndü.</p><p>Space.com internet sitesinde yer alan habere göre, işlevi gizli tutulan casus uydu, ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü'nden yerel saatle 23:49'da SpaceX firmasına ait Falcon 9 roketi aracılığıyla fırlatıldı.</p><p><strong>ROKET 7,5 DAKİKA SONRA GERİ DÖNDÜ</strong></p><p>Fırlatılış internetten canlı yayımlanırken, NROL-57'yi taşıyan roketin birinci aşaması fırlatıldıktan yaklaşık 7,5 dakika sonra planlandığı şekilde uzay üssüne geri döndü.  Roketin üst aşaması uydunun yüklerini yörüngeye taşımaya devam ederken, bu yüklerin ne zaman ya da nerede konuşlandırılacağı ise belirtilmedi.</p><p><strong>ABD'NİN KEŞİF UYDULARI</strong>  ABD'de keşif uydularının tasarlanması, üretimi, fırlatılması ve işletilmesinden sorumlu istihbarat birimi Ulusal Keşif Bürosuna (NRO) ait uydunun hangi görev için kullanılacağı bilinmiyor.  Misyonda kullanılan roket, daha önce NROL-126, Transporter-12 ve SPHEREx teleskobu misyonlarını da uzaya fırlatmıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sosyal medya platformu X, Hindistan&amp;apos;a dava açtı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sosyal-medya-platformu-x-hindistana-dava-acti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sosyal-medya-platformu-x-hindistana-dava-acti</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın en zengin insanı Elon Musk&#039;ın sosyal medya şirketi X, Hindistan hükümetine dava açtı. Şirket, hükümetin platformdaki içerikleri yasa dışı şekilde engellediğini iddia ediyor.Washington Post (WP) gazetesinin haberine göre, X sosyal medya platformu, mart başında Hindistan hükümetine dava açtı.  X&#039;teki içerikleri yasa dışı şekilde engellediği gerekçesiyle Hindistan&#039;a açılan davada, ülkede kurulan &quot;sansür portalının&quot; devlet kurumlarına ve yetkililere toplu şekilde içerik kaldırma talimatı verme yetkisi tanıdığı ve böylece Hindistan Anayasası ve Bilgi Teknolojisi Yasası&#039;nın ihlal edildiği öne sürüldü.  Dava dosyasında, bu durumun &quot;X&#039;te yer alan yasal bilgilerin önemli ölçüde sansürlenmesine ve yasa dışı şekilde engellenmesine yol açarak sosyal medya platformuna zarar vereceği&quot; kaydedilerek, şirketin bu talimatların iptal edilmesini talep ettiği aktarıldı.  Hindistan Elektronik ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığından ise henüz konuyla ilgili açıklama yapılmadı.  Söz konusu hamle, Musk&#039;ın Starlink ve Tesla girişimleri aracılığıyla Hindistan&#039;a yeni ekonomik giriş yolları aradığı bir dönemde geldi.  HİNDİSTAN&#039;DA ÇEVRİM İÇİ DÜZENLEMEHindistan, 8 Şubat 2021&#039;de X&#039;ten (eski adıyla Twitter), ülke çapında aylardır devam eden çiftçi protestolarıyla ilgili paylaşımlarda bulunan 1178 hesabın kapatılması ya da engellenmesi talebinde bulunmuştu.  Ardından, ülkede sosyal medya platformlarına yönelik yeni kurallar getirileceği bildirilmişti. Söz konusu internet düzenlemesiyle Facebook ve X gibi sosyal paylaşım sitelerine suç niteliği taşıyan paylaşımları kaldırma, kötü niyetli enformasyon yayma girişimlerine karşı kullanıcı trafiğini ve bilgilerini paylaşma ile tüm paylaşımları adli takibe olanak sağlamak üzere üçüncü taraflar için erişilebilir kılacak şekilde düzenleme zorunluluğu getirilmişti.  Gelişmelerin ardından Hindistan hükümeti ile X arasında gerilim yaşanmıştı.  Hindistan, 2023&#039;te X, Youtube ve Telegram dahil sosyal medya platformlarından, çocuklara yönelik cinsel istismar barındıran içerikleri kaldırmaları çağrısında bulunmuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WYxkGfGPWEu0AozaFryimw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sosyal, medya, platformu, Hindistana, dava, açtı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WYxkGfGPWEu0AozaFryimw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sosyal medya platformu X, Hindistan'a dava açtı"><p>Dünyanın en zengin insanı Elon Musk'ın sosyal medya şirketi X, Hindistan hükümetine dava açtı. Şirket, hükümetin platformdaki içerikleri yasa dışı şekilde engellediğini iddia ediyor.</p><p>Washington Post (WP) gazetesinin haberine göre, X sosyal medya platformu, mart başında Hindistan hükümetine dava açtı.  X'teki içerikleri yasa dışı şekilde engellediği gerekçesiyle Hindistan'a açılan davada, ülkede kurulan "sansür portalının" devlet kurumlarına ve yetkililere toplu şekilde içerik kaldırma talimatı verme yetkisi tanıdığı ve böylece Hindistan Anayasası ve Bilgi Teknolojisi Yasası'nın ihlal edildiği öne sürüldü.  Dava dosyasında, bu durumun "X'te yer alan yasal bilgilerin önemli ölçüde sansürlenmesine ve yasa dışı şekilde engellenmesine yol açarak sosyal medya platformuna zarar vereceği" kaydedilerek, şirketin bu talimatların iptal edilmesini talep ettiği aktarıldı.  Hindistan Elektronik ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığından ise henüz konuyla ilgili açıklama yapılmadı.  Söz konusu hamle, Musk'ın Starlink ve Tesla girişimleri aracılığıyla Hindistan'a yeni ekonomik giriş yolları aradığı bir dönemde geldi.  <strong>HİNDİSTAN'DA ÇEVRİM İÇİ DÜZENLEME</strong></p><p>Hindistan, 8 Şubat 2021'de X'ten (eski adıyla Twitter), ülke çapında aylardır devam eden çiftçi protestolarıyla ilgili paylaşımlarda bulunan 1178 hesabın kapatılması ya da engellenmesi talebinde bulunmuştu.  Ardından, ülkede sosyal medya platformlarına yönelik yeni kurallar getirileceği bildirilmişti. Söz konusu internet düzenlemesiyle Facebook ve X gibi sosyal paylaşım sitelerine suç niteliği taşıyan paylaşımları kaldırma, kötü niyetli enformasyon yayma girişimlerine karşı kullanıcı trafiğini ve bilgilerini paylaşma ile tüm paylaşımları adli takibe olanak sağlamak üzere üçüncü taraflar için erişilebilir kılacak şekilde düzenleme zorunluluğu getirilmişti.  Gelişmelerin ardından Hindistan hükümeti ile X arasında gerilim yaşanmıştı.  Hindistan, 2023'te X, Youtube ve Telegram dahil sosyal medya platformlarından, çocuklara yönelik cinsel istismar barındıran içerikleri kaldırmaları çağrısında bulunmuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Twitter&amp;apos;ın ikonik logosu 34 bin dolara satıldı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/twitterin-ikonik-logosu-34-bin-dolara-satildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/twitterin-ikonik-logosu-34-bin-dolara-satildi</guid>
<description><![CDATA[ Twitter&#039;ın mavi kuş logosu, açık artırmada 34 bin 375 dolara satıldı. Alıcının adı açıklanmadı.ABD&#039;li milyarder Elon Musk&#039;ın satın alıp adını &quot;X&quot; olarak değiştirdiği sosyal medya platformu Twitter&#039;ın mavi kuş logosu, açık artırmada 34 bin 375 dolara satıldı.ABD medyasının haberine göre şu anda &quot;X&quot; olarak bilinen sosyal medya platformu Twitter&#039;ın San Francisco&#039;daki eski merkez binasından kaldırılan mavi kuş logosu RR Auction müzayede evinde açık artırmaya çıkarıldı. 254 kilogram ağırlığında ve 3.7x 2.7 metre ölçülerindeki ikonik logo, 34 bin 375 dolara alıcı buldu. Alıcının ismi ise açıklanmadı.ABD&#039;li milyarder Elon Musk, Twitter&#039;ı satın aldıktan sonra ismini &quot;X&quot; olarak değiştirmiş ve şirketin bulunduğu binadaki farklı eşyaları açık artırmayla satmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uLAq4QukO02znux39llVjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Twitterın, ikonik, logosu, bin, dolara, satıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uLAq4QukO02znux39llVjQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Twitter'ın ikonik logosu 34 bin dolara satıldı"><p>Twitter'ın mavi kuş logosu, açık artırmada 34 bin 375 dolara satıldı. Alıcının adı açıklanmadı.</p><p>ABD'li milyarder Elon Musk'ın satın alıp adını "X" olarak değiştirdiği sosyal medya platformu Twitter'ın mavi kuş logosu, açık artırmada 34 bin 375 dolara satıldı.</p><p>ABD medyasının haberine göre şu anda "X" olarak bilinen sosyal medya platformu Twitter'ın San Francisco'daki eski merkez binasından kaldırılan mavi kuş logosu RR Auction müzayede evinde açık artırmaya çıkarıldı. </p><p>254 kilogram ağırlığında ve 3.7x 2.7 metre ölçülerindeki ikonik logo, 34 bin 375 dolara alıcı buldu. Alıcının ismi ise açıklanmadı.</p><p>ABD'li milyarder Elon Musk, Twitter'ı satın aldıktan sonra ismini "X" olarak değiştirmiş ve şirketin bulunduğu binadaki farklı eşyaları açık artırmayla satmıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Üçüncü uzay yürüyüşü sona erdi: Çinli taykonotlar görevi tamamladı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/ucuncu-uzay-yuruyusu-sona-erdi-cinli-taykonotlar-goerevi-tamamladi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/ucuncu-uzay-yuruyusu-sona-erdi-cinli-taykonotlar-goerevi-tamamladi</guid>
<description><![CDATA[ Üç Çinli taykonotun üçüncü uzay aracı dışı faaliyetleri tamamlandı. Taykonotlar beş aylık sürede çok sayıda uzay bilimi deneyi gerçekleştirdi.Çin İnsanlı Uzay Mühendisliği Ofisi, Shenzhou-19 misyonunda görevli üç taykonotun Pekin saatiyle dün 20.50’de üçüncü uzay aracı dışı faaliyetlerini tamamladığını bildirdi.Taykonotlar Cai Xuzhe, Song Lingdong ve Wang Haoze, yaklaşık 7 saatlik uzay aracı dışı faaliyetlerinin ardından uzay istasyonunun robotik kolu ve yeryüzündeki araştırmacıların desteğiyle planlanan tüm görevleri tamamladı.  Shenzhou-19 misyonunda görevli taykonotlar, yaklaşık beş aylık sürede çok sayıda uzay bilimi deneyi ve teknik test gerçekleştirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cDPRB5SIwEizbm0oPBADUA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Üçüncü, uzay, yürüyüşü, sona, erdi:, Çinli, taykonotlar, görevi, tamamladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cDPRB5SIwEizbm0oPBADUA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Üçüncü uzay yürüyüşü sona erdi: Çinli taykonotlar görevi tamamladı"><p>Üç Çinli taykonotun üçüncü uzay aracı dışı faaliyetleri tamamlandı. Taykonotlar beş aylık sürede çok sayıda uzay bilimi deneyi gerçekleştirdi.</p><p>Çin İnsanlı Uzay Mühendisliği Ofisi, Shenzhou-19 misyonunda görevli üç taykonotun Pekin saatiyle dün 20.50’de üçüncü uzay aracı dışı faaliyetlerini tamamladığını bildirdi.</p><p>Taykonotlar Cai Xuzhe, Song Lingdong ve Wang Haoze, yaklaşık 7 saatlik uzay aracı dışı faaliyetlerinin ardından uzay istasyonunun robotik kolu ve yeryüzündeki araştırmacıların desteğiyle planlanan tüm görevleri tamamladı.  Shenzhou-19 misyonunda görevli taykonotlar, yaklaşık beş aylık sürede çok sayıda uzay bilimi deneyi ve teknik test gerçekleştirdi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Google, sahte işletme profilleri açan dolandırıcılara dava açtı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-sahte-isletme-profilleri-acan-dolandiricilara-dava-acti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-sahte-isletme-profilleri-acan-dolandiricilara-dava-acti</guid>
<description><![CDATA[ Google, kullanıcılarına sunulan hizmet güvenliğini korumak amacıyla Google Maps üzerinde oluşturulan sahte işletme profilleri aracılığıyla dolandırıcılık yapan suç örgütlerine karşı yasal işlem başlattığını duyurdu.Yapılan çalışmalar sonucunda, Google Maps platformunda yaklaşık 10.000 sahte işletme profilinin bulunduğu tespit edildi. Bu profillerin, kullanıcıların ihtiyaç duydukları hizmetlere ulaşırken, yanıltıcı bilgiler ve sahte onaylanmış yorumlar ekleyerek dolandırıcılık faaliyetlerini desteklediği öğrenildi.  Dolandırıcılar, özellikle acil hizmetlere ihtiyaç duyan kullanıcıları hedef alarak, sahte olumlu yorumlar ve yanıltıcı iletişim bilgileriyle güven inşa etmeye çalıştı. Bu durum, hem kullanıcıların platforma olan güvenini zedeledi hem de Google Maps’in işletmeler için sağladığı şeffaflık algısını tehlikeye attı. Google’ın araştırma ekipleri, otomatik tarama araçlarını kullanarak bu dolandırıcılık ağını tespit etti ve sahte profillerin hızla kaldırılmasını sağladı.  Şirket, sahte profillere karşı yasal işlem başlatarak, dolandırıcıların cezalandırılmasını hedefliyor. Bunun yanı sıra, kullanıcıların güvenliğini artırmak için bilgilendirme kampanyaları ve kaynaklar sunuluyor. Google, ScamSpotters.com gibi platformlar aracılığıyla kullanıcıları sahte işletme profillerini nasıl tanıyabilecekleri konusunda eğitmeye yönelik adımlar atıyor. Ayrıca, kullanıcıların işletme bilgilerini doğrulama alışkanlığını benimsemelerinin önemini vurguluyor.  BİR ŞİRKETİN SAHTE PROFİL KULLANDIĞI NASIL ANLAŞILIR?  Uzmanlar, sahte bir işletme profilini tespit etmek için aşağıdaki işaretlere dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor:   ● Tutarsız bilgiler: İşletmenin adı, adresi ve telefon numarası gibi bilgilerde tutarsızlıklar veya belirsizlikler varsa şüphelenebilirsiniz.  ● Olmayan internet sitesi: Belirtilen web sitesi çalışmıyorsa ya da güvenilir görünmüyorsa, profil sahte olabilir.  ● Sahte yorumlar: Gerçek dışı görünecek kadar olumlu veya aynı kalıpla yazılmış birden fazla yorum, sahte profillerin yaygın özelliklerindendir.  ● Eksik detaylar: İşletmenin hizmetleri, geçmişi veya çalışanları hakkında çok az bilgi verilmişse dikkatli olun.  ● Kimlik doğrulama eksikliği: İşletmenin Google tarafından doğrulanmamış olması, güvenilirliği sorgulamanız gerektiğini gösterebilir.  Kullanıcılar, bu tür işaretlere karşı dikkatli olabilir ve Google’ın sunduğu işletme raporlama araçlarını kullanarak şüpheli profilleri bildirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JIhRhg3qc0-Szf86yXEYEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Google, sahte, işletme, profilleri, açan, dolandırıcılara, dava, açtı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JIhRhg3qc0-Szf86yXEYEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Google, sahte işletme profilleri açan dolandırıcılara dava açtı"><p>Google, kullanıcılarına sunulan hizmet güvenliğini korumak amacıyla Google Maps üzerinde oluşturulan sahte işletme profilleri aracılığıyla dolandırıcılık yapan suç örgütlerine karşı yasal işlem başlattığını duyurdu.</p>Yapılan çalışmalar sonucunda, Google Maps platformunda yaklaşık 10.000 sahte işletme profilinin bulunduğu tespit edildi. Bu profillerin, kullanıcıların ihtiyaç duydukları hizmetlere ulaşırken, yanıltıcı bilgiler ve sahte onaylanmış yorumlar ekleyerek dolandırıcılık faaliyetlerini desteklediği öğrenildi.  Dolandırıcılar, özellikle acil hizmetlere ihtiyaç duyan kullanıcıları hedef alarak, sahte olumlu yorumlar ve yanıltıcı iletişim bilgileriyle güven inşa etmeye çalıştı. Bu durum, hem kullanıcıların platforma olan güvenini zedeledi hem de Google Maps’in işletmeler için sağladığı şeffaflık algısını tehlikeye attı. Google’ın araştırma ekipleri, otomatik tarama araçlarını kullanarak bu dolandırıcılık ağını tespit etti ve sahte profillerin hızla kaldırılmasını sağladı.  Şirket, sahte profillere karşı yasal işlem başlatarak, dolandırıcıların cezalandırılmasını hedefliyor. Bunun yanı sıra, kullanıcıların güvenliğini artırmak için bilgilendirme kampanyaları ve kaynaklar sunuluyor. Google, ScamSpotters.com gibi platformlar aracılığıyla kullanıcıları sahte işletme profillerini nasıl tanıyabilecekleri konusunda eğitmeye yönelik adımlar atıyor. Ayrıca, kullanıcıların işletme bilgilerini doğrulama alışkanlığını benimsemelerinin önemini vurguluyor.  <strong>BİR ŞİRKETİN SAHTE PROFİL KULLANDIĞI NASIL ANLAŞILIR?</strong>  Uzmanlar, sahte bir işletme profilini tespit etmek için aşağıdaki işaretlere dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor:   ● <strong>Tutarsız bilgiler:</strong> İşletmenin adı, adresi ve telefon numarası gibi bilgilerde tutarsızlıklar veya belirsizlikler varsa şüphelenebilirsiniz.  ● <strong>Olmayan internet sitesi: </strong>Belirtilen web sitesi çalışmıyorsa ya da güvenilir görünmüyorsa, profil sahte olabilir.  ●<strong> Sahte yorumlar:</strong> Gerçek dışı görünecek kadar olumlu veya aynı kalıpla yazılmış birden fazla yorum, sahte profillerin yaygın özelliklerindendir.  ● <strong>Eksik detaylar:</strong> İşletmenin hizmetleri, geçmişi veya çalışanları hakkında çok az bilgi verilmişse dikkatli olun.  ● <strong>Kimlik doğrulama eksikliği:</strong> İşletmenin Google tarafından doğrulanmamış olması, güvenilirliği sorgulamanız gerektiğini gösterebilir.  Kullanıcılar, bu tür işaretlere karşı dikkatli olabilir ve Google’ın sunduğu işletme raporlama araçlarını kullanarak şüpheli profilleri bildirebilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Türk bilim insanı yeni bir bitki türü keşfetti: Finlandiya kökenli dergide yayımlandı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/turk-bilim-insani-yeni-bir-bitki-turu-kesfetti-finlandiya-koekenli-dergide-yayimlandi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/turk-bilim-insani-yeni-bir-bitki-turu-kesfetti-finlandiya-koekenli-dergide-yayimlandi</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Rıza Binzet tarafından Tunceli&#039;nin Pülümür ilçesinde halk arasında &#039;emzik otu, emcek, mıjmıjok&#039; gibi adlarla bilinen ve bilimsel adı Onosma olan cinse ait yeni bir bitki türü keşfedildi.Yeni türe, &#039;Pülümür emceği&#039; adı verilirken, bilimsel ismi de 2023&#039;te hayatını kaybeden Prof. Dr. Zafer Kaya&#039;ya ithafen &#039;Onosma zaferkayae&#039; oldu.
MEÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıza Binzet, 2023 yılının Haziran ayında Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu&#039;yu kapsayan arazi çalışması gerçekleştirdi.Tunceli&#039;nin Pülümür ilçesinde sürdürdüğü çalışma sırasında Prof. Dr. Binzet, Pülümür-Erzincan kara yoluna yakın Hivar Köyü&#039;nün kuzey kesimlerinde, halk arasında &#039;emzik otu, emcek, mıjmıjok&#039; gibi adlarla bilinen ve bilimsel adı Onosma olan cinse ait yeni bir bitki türü keşfetti.
KEŞİF FİNLANDİYA KÖKENLİ DERGİDE YAYIMLANDI
Yaklaşık 27 yıldır Onosma cinsi üzerinde çalışan Prof. Dr. Binzet tarafından keşfedilen türün, detaylı sistematik incelemeler ve herbaryumlardaki diğer Onosma türleriyle yapılan karşılaştırmaları sonucunda, morfolojik farklar ile diğer türlerden ayrıldığı belirlendi. Bu yeni türe, &#039;Pülümür emceği&#039; adı verilirken, bilimsel adı Bitki Sistematiği alanına önemli katkılar sunan ve 12 Mart 2023&#039;te hayatını kaybeden Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Kaya&#039;ya ithafen &#039;Onosma zaferkayae&#039; olarak belirlendi. Keşif, Annales Botanici Fennici adlı Finlandiya kökenli taksonomik botanik dergisinde yayımlanarak, bilim dünyasına tanıtıldı.Prof. Dr. Rıza Binzet, en büyük çeşitlilik merkezleri sırasıyla Türkiye, İran ve Orta Asya olan türe ilişkin gazetecilere açıklamada bulundu.
1998&#039;den beri Onosma cinsi üzerinde çalıştığını belirten Binzet, Türkiye&#039;de yaklaşık 375 türün yayılış gösterdiğini ifade ederek, şu şekilde konuştu:
&quot;Bunların da yaklaşık 108&#039;i son bulduğumuz bitkiyle beraber onosma cinsine ait. Dünyada en az 270 civarında tür yayılış gösteriyor. Bunların 108&#039;inin ülkemizde doğal yayılışı var ve bu 108 türün de yaklaşık yüzde 60&#039;ı sadece ülkemize mahsus, yani endemik türlerimiz. Dolayısıyla sadece ülkemizde yayılış gösteriyor.
İkinci sırada, bizi takip eden ülke olarak İran var. İran&#039;da, son yıllarda özellikle Zagros dağlarında yapılan çalışmalarla bu sayı 72&#039;ye ulaşmış vaziyette; onlarda da 34 endemik tür var. Üzerinde çalıştığımız cinsin İran-Turan fitocoğrafik bölgesinde hakim olduğunu, buradan dünyaya yayıldığını, gen merkezinin aslında ülkemiz ve İran olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu yönüyle son derece önemli.&#039;&#039;Binzet, sözlerine şu şekilde devam etti:
&quot;2023 yılında Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi&#039;ne yaptığım bir araştırmada daha önce karşılaşmadığım ya da ilk baktığımda farklı olarak gördüğüm bir popülasyona denk geldim. Özellikle Tunceli&#039;nin Pülümür ilçesi ile Erzincan arasında Hivar Köyü civarında. Örneği, uygun şartlarda araziden topladık. Örnek üzerinde yaptığımız çalışmalarda, örneğin daha önceki türlerden farklı olduğunu gördük. Yaptığımız sistematik analizler ve diğer herbaryum örneklerini karşılaştırdığımızda türün yeni olduğuna karar verdik.
Karardan sonra üzerinde detaylı sistematik çalışmalar yaptık ve türün bilimsel adına &#039;Onosma zaferkayae&#039; vermeyi uygun gördük. Prof. Dr. Zafer Kaya, 2023 yılında kaybettiğimiz çok değerli bir hocamızdı. O da bitki sistematikçisiydi. Önemli çalışmaları vardı. Hem onu yad etmek hem de ölümsüzleştirmek istediğim için Zafer hocaya atfettim.&#039;&#039;Topladıkları popülasyondaki en iyi örneği seçerek onu &#039;şahit örneği&#039; yaptıklarını vurgulayan Binzet, &quot;Yani &#039;tip örnek&#039; yapıyoruz. Bu bizim holotipimiz oluyor. Ben bitkiyi tanımlarken, bu örnekten faydalanarak çıkarmış oluyorum. Onun için bu örnek değerli ve bunu Mersin Üniversitesi Araştırma Herbaryumu&#039;nda saklayacağız&quot; diyerek sözlerini tamamladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tPhtq98bK0OVlABCYFndrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türk, bilim, insanı, yeni, bir, bitki, türü, keşfetti:, Finlandiya, kökenli, dergide, yayımlandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tPhtq98bK0OVlABCYFndrQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Türk bilim insanı yeni bir bitki türü keşfetti: Finlandiya kökenli dergide yayımlandı"><p>Prof. Dr. Rıza Binzet tarafından Tunceli'nin Pülümür ilçesinde halk arasında 'emzik otu, emcek, mıjmıjok' gibi adlarla bilinen ve bilimsel adı Onosma olan cinse ait yeni bir bitki türü keşfedildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TAlBs8LVCUGe-6FfaRHnmg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni türe, 'Pülümür emceği' adı verilirken, bilimsel ismi de 2023'te hayatını kaybeden Prof. Dr. Zafer Kaya'ya ithafen 'Onosma zaferkayae' oldu.
MEÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıza Binzet, 2023 yılının Haziran ayında Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'yu kapsayan arazi çalışması gerçekleştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WtDm2U8sxU2RlGE2vodRAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tunceli'nin Pülümür ilçesinde sürdürdüğü çalışma sırasında Prof. Dr. Binzet, Pülümür-Erzincan kara yoluna yakın Hivar Köyü'nün kuzey kesimlerinde, halk arasında 'emzik otu, emcek, mıjmıjok' gibi adlarla bilinen ve bilimsel adı Onosma olan cinse ait yeni bir bitki türü keşfetti.
KEŞİF FİNLANDİYA KÖKENLİ DERGİDE YAYIMLANDI
Yaklaşık 27 yıldır Onosma cinsi üzerinde çalışan Prof. Dr. Binzet tarafından keşfedilen türün, detaylı sistematik incelemeler ve herbaryumlardaki diğer Onosma türleriyle yapılan karşılaştırmaları sonucunda, morfolojik farklar ile diğer türlerden ayrıldığı belirlendi. Bu yeni türe, 'Pülümür emceği' adı verilirken, bilimsel adı Bitki Sistematiği alanına önemli katkılar sunan ve 12 Mart 2023'te hayatını kaybeden Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Kaya'ya ithafen 'Onosma zaferkayae' olarak belirlendi. Keşif, Annales Botanici Fennici adlı Finlandiya kökenli taksonomik botanik dergisinde yayımlanarak, bilim dünyasına tanıtıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NuMQPH6qpUKG24ZmIkZYNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Dr. Rıza Binzet, en büyük çeşitlilik merkezleri sırasıyla Türkiye, İran ve Orta Asya olan türe ilişkin gazetecilere açıklamada bulundu.
1998'den beri Onosma cinsi üzerinde çalıştığını belirten Binzet, Türkiye'de yaklaşık 375 türün yayılış gösterdiğini ifade ederek, şu şekilde konuştu:
"Bunların da yaklaşık 108'i son bulduğumuz bitkiyle beraber onosma cinsine ait. Dünyada en az 270 civarında tür yayılış gösteriyor. Bunların 108'inin ülkemizde doğal yayılışı var ve bu 108 türün de yaklaşık yüzde 60'ı sadece ülkemize mahsus, yani endemik türlerimiz. Dolayısıyla sadece ülkemizde yayılış gösteriyor.
İkinci sırada, bizi takip eden ülke olarak İran var. İran'da, son yıllarda özellikle Zagros dağlarında yapılan çalışmalarla bu sayı 72'ye ulaşmış vaziyette; onlarda da 34 endemik tür var. Üzerinde çalıştığımız cinsin İran-Turan fitocoğrafik bölgesinde hakim olduğunu, buradan dünyaya yayıldığını, gen merkezinin aslında ülkemiz ve İran olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu yönüyle son derece önemli.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hsRih3WA1keLT8AowhVwfw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Binzet, sözlerine şu şekilde devam etti:
"2023 yılında Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi'ne yaptığım bir araştırmada daha önce karşılaşmadığım ya da ilk baktığımda farklı olarak gördüğüm bir popülasyona denk geldim. Özellikle Tunceli'nin Pülümür ilçesi ile Erzincan arasında Hivar Köyü civarında. Örneği, uygun şartlarda araziden topladık. Örnek üzerinde yaptığımız çalışmalarda, örneğin daha önceki türlerden farklı olduğunu gördük. Yaptığımız sistematik analizler ve diğer herbaryum örneklerini karşılaştırdığımızda türün yeni olduğuna karar verdik.
Karardan sonra üzerinde detaylı sistematik çalışmalar yaptık ve türün bilimsel adına 'Onosma zaferkayae' vermeyi uygun gördük. Prof. Dr. Zafer Kaya, 2023 yılında kaybettiğimiz çok değerli bir hocamızdı. O da bitki sistematikçisiydi. Önemli çalışmaları vardı. Hem onu yad etmek hem de ölümsüzleştirmek istediğim için Zafer hocaya atfettim.''</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z9RR4N0jhkSSvK7aOvqe0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Topladıkları popülasyondaki en iyi örneği seçerek onu 'şahit örneği' yaptıklarını vurgulayan Binzet, "Yani 'tip örnek' yapıyoruz. Bu bizim holotipimiz oluyor. Ben bitkiyi tanımlarken, bu örnekten faydalanarak çıkarmış oluyorum. Onun için bu örnek değerli ve bunu Mersin Üniversitesi Araştırma Herbaryumu'nda saklayacağız" diyerek sözlerini tamamladı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meta, Instagram’da yapay zeka destekli yorumları test ediyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/meta-instagramda-yapay-zeka-destekli-yorumlari-test-ediyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/meta-instagramda-yapay-zeka-destekli-yorumlari-test-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Meta, Instagram platformunda, kullanıcı deneyimini daha kişiselleştirilmiş ve etkileşimli hale getirmeyi amaçlayan yeni bir yapay zeka destekli yorum özelliği üzerinde çalışıyor.NASIL ÇALIŞIYOR?  Test aşamasındaki bu özellik, kullanıcıların bir gönderiye yorum yaparken yapay zeka tarafından önerilen ifadeleri seçmesine olanak tanıyor. Kullanıcı, gönderi altındaki yorum çubuğunda bulunan kalem simgesine tıklayarak yapay zeka tabanlı öneri sistemine erişebiliyor. Meta&#039;nın AI modeli, fotoğrafın içeriğini analiz ederek uygun üç farklı yorum önerisi sunuyor. Örneğin, bir ev dekorasyonu fotoğrafı için öneriler arasında &quot;Sade ve modern bir görünüm!&quot; veya &quot;Bu tasarıma bayıldım!&quot; gibi ifadeler yer alabiliyor.  Yapay zeka, önerilen yorumların kullanıcı beklentilerine uymadığı durumlarda yeni seçenekler üretebiliyor. Bu, teknolojinin hem kullanıcıyı anlamaya yönelik esneklik hem de kişiselleştirme yeteneği sunduğunu gösteriyor.META&#039;NIN HEDEFİ NE?  Meta, AI destekli yorumlarla bir yandan etkileşim oranlarını artırmayı, diğer yandan kullanıcıların içerikler üzerine düşündürücü ve anlamlı bir şekilde etkileşim kurmasını sağlamayı hedefliyor. Geleneksel &quot;emojilerle geçiştirilen&quot; yorumları daha sofistike ve içerikle uyumlu hale getirmek, kullanıcıların paylaşımlarında daha değerli geri bildirimler almasına katkı sağlayabilir.  TARTIŞMALAR VE ETİK SORULAR  Meta&#039;nın yapay zeka destekli yorum önerileri, teknolojik açıdan heyecan verici olsa da, bazı etik kaygıları da beraberinde getiriyor. Bu tür bir sistemin sosyal medya platformlarında uygulanması, kullanıcıların ve uzmanların çeşitli sorular sormasına neden oluyor.  Birçok kullanıcı için sosyal medya, bireysel düşüncelerin ve özgün ifadelerin paylaşıldığı bir alan. Ancak, yapay zeka tarafından üretilen yorumlar, platformlardaki içeriğin otantikliğini zedeleyebilir. Özgün yorumlar yerine algoritma tarafından oluşturulmuş ifadelerin yayılması, kullanıcılar arasında güven sorunlarına yol açabilir. İnsanların bir paylaşım altındaki yapay ya da otomatik yorumları gerçek insan etkileşimlerinden ayırt edememesi, sosyal medyanın samimiyet algısını olumsuz etkileyebilir.  Meta&#039;nın bu sistem için fotoğraf içeriğini analiz etmesi, kullanıcıların kişisel verilerinin nasıl kullanıldığına dair soru işaretlerini artırıyor. Görsel veriler üzerinden yapılan analizlerin yorum önerilerine dönüşmesi, kullanıcıların fotoğraflarının yalnızca görünürde bir öneri aracı olarak değil, aynı zamanda daha geniş veri işleme süreçlerinde kullanılabileceği endişesini doğuruyor. Veri gizliliği konusunda net ve şeffaf politikalar olmadan, kullanıcıların bu özelliği benimsemesi zor olabilir.PLATFORMUN EŞİTLİK POLİTİKALARI SORGULANABİLİR  Yapay zeka algoritmalarının tarafsızlık ilkesine uygun çalışması her zaman kritik bir sorundur. Meta&#039;nın öneri sistemi, belirli içerik türleri veya kullanıcı profilleri için sürekli benzer yorumlar öneriyorsa, bu durum algoritmik önyargılara işaret edebilir. Örneğin, belirli coğrafi bölgelerdeki veya demografik gruplardaki kullanıcılar için daha olumlu ya da olumsuz yorumlar oluşturulması, platformun eşitlik ve kapsayıcılık politikalarını sorgulatabilir.Platform üzerindeki yapay zeka destekli yorumların varlığı, &quot;sahte etkileşim&quot; algısını güçlendirebilir. Bazı kullanıcılar, bir gönderinin aldığı yorumların gerçek insanlar yerine yapay zeka tarafından oluşturulduğunu fark ettiklerinde, bu durum onların platforma olan güvenlerini ve katılım motivasyonlarını zayıflatabilir. Yapay etkileşimlerin çoğalması, sosyal medyada değerli etkileşimlerin anlamını da değiştirebilir.  Sonuç olarak, Meta&#039;nın yapay zeka destekli yorum sistemi, sosyal medya etkileşimlerini yeniden şekillendirecek potansiyele sahip bir yenilik olarak öne çıkıyor. Teknoloji, kullanıcı deneyimini kolaylaştırmayı ve içeriklerle daha anlamlı bağlar kurmayı hedeflerken, otantiklik, veri gizliliği ve algoritmik tarafsızlık gibi önemli etik soruları da gündeme getiriyor. Test sürecinin sonuçları, bu özellikten maksimum fayda sağlanmasını ve potansiyel risklerin nasıl ele alınacağını belirleyecek. Meta&#039;nın bu yeniliği, yapay zeka teknolojisinin sosyal medya platformlarındaki rolünü derinlemesine keşfetmek için bir fırsat sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSjs5kMqiE2-pTzUIGgHHw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meta, Instagram’da, yapay, zeka, destekli, yorumları, test, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSjs5kMqiE2-pTzUIGgHHw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Meta, Instagram’da yapay zeka destekli yorumları test ediyor"><p>Meta, Instagram platformunda, kullanıcı deneyimini daha kişiselleştirilmiş ve etkileşimli hale getirmeyi amaçlayan yeni bir yapay zeka destekli yorum özelliği üzerinde çalışıyor.</p><p><strong>NASIL ÇALIŞIYOR?</strong>  Test aşamasındaki bu özellik, kullanıcıların bir gönderiye yorum yaparken yapay zeka tarafından önerilen ifadeleri seçmesine olanak tanıyor. Kullanıcı, gönderi altındaki yorum çubuğunda bulunan kalem simgesine tıklayarak yapay zeka tabanlı öneri sistemine erişebiliyor. Meta'nın AI modeli, fotoğrafın içeriğini analiz ederek uygun üç farklı yorum önerisi sunuyor. Örneğin, bir ev dekorasyonu fotoğrafı için öneriler arasında "Sade ve modern bir görünüm!" veya "Bu tasarıma bayıldım!" gibi ifadeler yer alabiliyor.  Yapay zeka, önerilen yorumların kullanıcı beklentilerine uymadığı durumlarda yeni seçenekler üretebiliyor. Bu, teknolojinin hem kullanıcıyı anlamaya yönelik esneklik hem de kişiselleştirme yeteneği sunduğunu gösteriyor.</p><p><strong>META'NIN HEDEFİ NE?</strong>  Meta, AI destekli yorumlarla bir yandan etkileşim oranlarını artırmayı, diğer yandan kullanıcıların içerikler üzerine düşündürücü ve anlamlı bir şekilde etkileşim kurmasını sağlamayı hedefliyor. Geleneksel "emojilerle geçiştirilen" yorumları daha sofistike ve içerikle uyumlu hale getirmek, kullanıcıların paylaşımlarında daha değerli geri bildirimler almasına katkı sağlayabilir.  <strong>TARTIŞMALAR VE ETİK SORULAR</strong>  Meta'nın yapay zeka destekli yorum önerileri, teknolojik açıdan heyecan verici olsa da, bazı etik kaygıları da beraberinde getiriyor. Bu tür bir sistemin sosyal medya platformlarında uygulanması, kullanıcıların ve uzmanların çeşitli sorular sormasına neden oluyor.  Birçok kullanıcı için sosyal medya, bireysel düşüncelerin ve özgün ifadelerin paylaşıldığı bir alan. Ancak, yapay zeka tarafından üretilen yorumlar, platformlardaki içeriğin otantikliğini zedeleyebilir. Özgün yorumlar yerine algoritma tarafından oluşturulmuş ifadelerin yayılması, kullanıcılar arasında güven sorunlarına yol açabilir. İnsanların bir paylaşım altındaki yapay ya da otomatik yorumları gerçek insan etkileşimlerinden ayırt edememesi, sosyal medyanın samimiyet algısını olumsuz etkileyebilir.  Meta'nın bu sistem için fotoğraf içeriğini analiz etmesi, kullanıcıların kişisel verilerinin nasıl kullanıldığına dair soru işaretlerini artırıyor. Görsel veriler üzerinden yapılan analizlerin yorum önerilerine dönüşmesi, kullanıcıların fotoğraflarının yalnızca görünürde bir öneri aracı olarak değil, aynı zamanda daha geniş veri işleme süreçlerinde kullanılabileceği endişesini doğuruyor. Veri gizliliği konusunda net ve şeffaf politikalar olmadan, kullanıcıların bu özelliği benimsemesi zor olabilir.</p><p><strong>PLATFORMUN EŞİTLİK POLİTİKALARI SORGULANABİLİR</strong>  Yapay zeka algoritmalarının tarafsızlık ilkesine uygun çalışması her zaman kritik bir sorundur. Meta'nın öneri sistemi, belirli içerik türleri veya kullanıcı profilleri için sürekli benzer yorumlar öneriyorsa, bu durum algoritmik önyargılara işaret edebilir. Örneğin, belirli coğrafi bölgelerdeki veya demografik gruplardaki kullanıcılar için daha olumlu ya da olumsuz yorumlar oluşturulması, platformun eşitlik ve kapsayıcılık politikalarını sorgulatabilir.</p><p>Platform üzerindeki yapay zeka destekli yorumların varlığı, "sahte etkileşim" algısını güçlendirebilir. Bazı kullanıcılar, bir gönderinin aldığı yorumların gerçek insanlar yerine yapay zeka tarafından oluşturulduğunu fark ettiklerinde, bu durum onların platforma olan güvenlerini ve katılım motivasyonlarını zayıflatabilir. Yapay etkileşimlerin çoğalması, sosyal medyada değerli etkileşimlerin anlamını da değiştirebilir.  Sonuç olarak, Meta'nın yapay zeka destekli yorum sistemi, sosyal medya etkileşimlerini yeniden şekillendirecek potansiyele sahip bir yenilik olarak öne çıkıyor. Teknoloji, kullanıcı deneyimini kolaylaştırmayı ve içeriklerle daha anlamlı bağlar kurmayı hedeflerken, otantiklik, veri gizliliği ve algoritmik tarafsızlık gibi önemli etik soruları da gündeme getiriyor.</p><p> Test sürecinin sonuçları, bu özellikten maksimum fayda sağlanmasını ve potansiyel risklerin nasıl ele alınacağını belirleyecek. Meta'nın bu yeniliği, yapay zeka teknolojisinin sosyal medya platformlarındaki rolünü derinlemesine keşfetmek için bir fırsat sunuyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Microsoft&amp;apos;tan yapay zeka eğitim verilerinde şeffaflık hamlesi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/microsofttan-yapay-zeka-egitim-verilerinde-seffaflik-hamlesi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/microsofttan-yapay-zeka-egitim-verilerinde-seffaflik-hamlesi</guid>
<description><![CDATA[ Microsoft, yapay zeka modellerinin eğitimi sürecine dair şeffaflık ve adaleti artırmak amacıyla, &quot;Eğitim Zamanı Kökeni&quot; (Training-Time Provenance) adlı bir araştırma projesini duyurdu.EĞİTİM ZAMANI KÖKENİ NEDİR?Microsoft&#039;un araştırma projesi, yapay zeka modellerini eğitirken kullanılan bireysel veri kaynaklarının (örneğin, bir fotoğraf koleksiyonu ya da metin içerikleri) çıktılar üzerindeki etkisini analiz etmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, &quot;veri katkısı analitiği&quot; olarak adlandırılabilecek bir teknolojiye dayanıyor. Yapay zeka modelleri genellikle büyük miktarda çeşitli veri setleri üzerinde eğitilir ve bu verilerin her birinin model üzerindeki etkisi genelde belirsiz kalır. Microsoft&#039;un geliştirdiği bu sistem, belirli bir veri parçasının yapay zeka çıktısına ne kadar katkıda bulunduğunu matematiksel ve analitik yöntemlerle belirleyebiliyor.VERİ KATKISI SUNANLARIN HAKLARI   Microsoft Research ekibinin başını çeken isimlerden biri olan Jaron Lanier, bu projenin temel bir &quot;veri onuru&quot; (data dignity) kavramını vurguladığını ifade ediyor. Lanier&#039;e göre, yapay zeka modellerinin başarısında önemli rol oynayan veri katkısı sunanların hem tanınması hem de gerektiğinde ödüllendirilmesi gerekiyor. Örneğin, bir yapay zeka modeli bir sanat eserinden esinlenerek bir görüntü oluşturduğunda, orijinal eserin yaratıcıları bu katkılarından dolayı tanınabilir ya da telif haklarına dayalı bir ödüllendirme sistemine tabi tutulabilir.  TEKNOLOJİK DETAYLAR  Microsoft&#039;un geliştirdiği sistem, yapay zeka modellerinin eğitim sürecinde kullanılan her bir veri parçasının çıktılara olan etkisini ölçen katkı izleme algoritmalarına dayanıyor. Bu algoritmalar sayesinde, veri kaynaklarının yapay zeka çıktılarındaki rolü analiz ediliyor ve hangi verilerin model üzerinde daha etkili olduğu belirleniyor. Ayrıca, şeffaflık raporlama araçlarıyla kullanıcıların veri kaynaklarının etkilerini görmesine olanak tanınıyor ve bu bilgiler, telif hakkı ödemeleri veya tanıma süreçlerinde temel referans olarak kullanılabiliyor. Sistem, veri kaynaklarının model üzerindeki etkisini derecelendirerek adil bir ödüllendirme veya tanınma mekanizması oluşturulmasını sağlıyor.  HUKUKİ VE ETİK BOYUT  Bu yenilikçi yaklaşım, özellikle son dönemde yapay zeka şirketlerine karşı açılan telif hakkı davaları ve etik tartışmalar ışığında önem kazanıyor. Microsoft, bu sistemin hem yapay zeka teknolojilerinde etik standartları yükseltmeyi hem de yasal sorunları çözmeyi amaçladığını belirtiyor.  Microsoft&#039;un bu hamlesi, yapay zeka ekosisteminde daha adil ve şeffaf bir düzen oluşturma potansiyeline sahip. Eğitim verilerinin katkıcılarını tanıma ve ödüllendirme sistemi, yalnızca bireysel yaratıcılar için değil, aynı zamanda geniş çapta veri üreten topluluklar ve kuruluşlar için de faydalı olabilir.  Bu proje, yapay zekanın daha sorumlu ve etik bir şekilde geliştirilmesine yönelik önemli bir adım olarak görülüyor. Microsoft&#039;un bu yaklaşımı, teknoloji sektöründe diğer şirketler için de bir örnek teşkil edebilir.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZgapqwB_VEW4UwKeLi7mBw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Microsofttan, yapay, zeka, eğitim, verilerinde, şeffaflık, hamlesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZgapqwB_VEW4UwKeLi7mBw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Microsoft'tan yapay zeka eğitim verilerinde şeffaflık hamlesi"><p>Microsoft, yapay zeka modellerinin eğitimi sürecine dair şeffaflık ve adaleti artırmak amacıyla, "Eğitim Zamanı Kökeni" (Training-Time Provenance) adlı bir araştırma projesini duyurdu.</p><p><strong>EĞİTİM ZAMANI KÖKENİ NEDİR?</strong></p><p>Microsoft'un araştırma projesi, yapay zeka modellerini eğitirken kullanılan bireysel veri kaynaklarının (örneğin, bir fotoğraf koleksiyonu ya da metin içerikleri) çıktılar üzerindeki etkisini analiz etmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, "veri katkısı analitiği" olarak adlandırılabilecek bir teknolojiye dayanıyor. Yapay zeka modelleri genellikle büyük miktarda çeşitli veri setleri üzerinde eğitilir ve bu verilerin her birinin model üzerindeki etkisi genelde belirsiz kalır. Microsoft'un geliştirdiği bu sistem, belirli bir veri parçasının yapay zeka çıktısına ne kadar katkıda bulunduğunu matematiksel ve analitik yöntemlerle belirleyebiliyor.</p><p><strong>VERİ KATKISI SUNANLARIN HAKLARI</strong>   Microsoft Research ekibinin başını çeken isimlerden biri olan Jaron Lanier, bu projenin temel bir "veri onuru" (data dignity) kavramını vurguladığını ifade ediyor. Lanier'e göre, yapay zeka modellerinin başarısında önemli rol oynayan veri katkısı sunanların hem tanınması hem de gerektiğinde ödüllendirilmesi gerekiyor. Örneğin, bir yapay zeka modeli bir sanat eserinden esinlenerek bir görüntü oluşturduğunda, orijinal eserin yaratıcıları bu katkılarından dolayı tanınabilir ya da telif haklarına dayalı bir ödüllendirme sistemine tabi tutulabilir.  <strong>TEKNOLOJİK DETAYLAR</strong>  Microsoft'un geliştirdiği sistem, yapay zeka modellerinin eğitim sürecinde kullanılan her bir veri parçasının çıktılara olan etkisini ölçen katkı izleme algoritmalarına dayanıyor. Bu algoritmalar sayesinde, veri kaynaklarının yapay zeka çıktılarındaki rolü analiz ediliyor ve hangi verilerin model üzerinde daha etkili olduğu belirleniyor. Ayrıca, şeffaflık raporlama araçlarıyla kullanıcıların veri kaynaklarının etkilerini görmesine olanak tanınıyor ve bu bilgiler, telif hakkı ödemeleri veya tanıma süreçlerinde temel referans olarak kullanılabiliyor. Sistem, veri kaynaklarının model üzerindeki etkisini derecelendirerek adil bir ödüllendirme veya tanınma mekanizması oluşturulmasını sağlıyor.  <strong>HUKUKİ VE ETİK BOYUT</strong>  Bu yenilikçi yaklaşım, özellikle son dönemde yapay zeka şirketlerine karşı açılan telif hakkı davaları ve etik tartışmalar ışığında önem kazanıyor. Microsoft, bu sistemin hem yapay zeka teknolojilerinde etik standartları yükseltmeyi hem de yasal sorunları çözmeyi amaçladığını belirtiyor.  Microsoft'un bu hamlesi, yapay zeka ekosisteminde daha adil ve şeffaf bir düzen oluşturma potansiyeline sahip. Eğitim verilerinin katkıcılarını tanıma ve ödüllendirme sistemi, yalnızca bireysel yaratıcılar için değil, aynı zamanda geniş çapta veri üreten topluluklar ve kuruluşlar için de faydalı olabilir.  Bu proje, yapay zekanın daha sorumlu ve etik bir şekilde geliştirilmesine yönelik önemli bir adım olarak görülüyor. Microsoft'un bu yaklaşımı, teknoloji sektöründe diğer şirketler için de bir örnek teşkil edebilir.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsansı robotların ev mesaisi başlıyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/insansi-robotlarin-ev-mesaisi-basliyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/insansi-robotlarin-ev-mesaisi-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ Norveç merkezli robotik girişimi 1X, insansı robotu Neo Gamma’nın ev testlerine 2025 yılı sonlarında başlamayı planlıyor.TEKNOLOJİK ALTYAPI VE ÖZELLİKLERİNeo Gamma, yapay zeka destekli yürüyüş ve denge kabiliyetleriyle dikkat çekiyor. Robotun dizaynı, insan hareketlerini taklit ederek daha doğal bir etkileşim sunmayı hedefliyor. Ancak, şu anda tam otonom hareket kabiliyetine ulaşmamış olan robot, test sürecinde uzaktan kontrol edilebilecek.Robotun ev içi testlerinde elde edilecek veriler, yapay zeka modellerini daha da geliştirmek ve Neo Gamma&#039;nın otonomi seviyesini artırmak için kullanılacak. Robotun mikrofon ve kameralar aracılığıyla veri toplayacağı belirtilirken, kullanıcılar bu veri toplama süreçlerini kontrol edebilme yetkisine sahip olacaklar.TEST SÜRECİ VE AMAÇ  1X şirketinin CEO&#039;su Bernt Børnich, testlerin Neo Gamma&#039;nın insansı robotlar arasında nasıl bir performans sergilediğini ve insanlarla birlikte yaşayarak öğrenme sürecini değerlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu ifade ediyor. Şirket, ev testlerinden elde edeceği veriler sayesinde, robotun adaptasyon kabiliyetlerini artırmayı ve kullanıcı ihtiyaçlarına daha iyi cevap veren bir teknoloji geliştirmeyi hedefliyor. ETİK VE GİZLİLİK TARTIŞMALARI  Ev ortamında veri toplama süreci, kullanıcıların gizlilik endişelerini beraberinde getiriyor. Mikrofonlar ve kameraların aktif olduğu bir cihazın evde bulunması, veri güvenliği konusundaki soruları gündeme taşıyor. 1X, kullanıcıların robotun veri toplama işlevlerini ne zaman aktif hale getirebileceğini kontrol edebileceğini belirterek bu endişeleri gidermeyi amaçlıyor. Ancak, bu tür teknolojilerin yaygınlaşması, uzun vadede mahremiyet ve veri güvenliği konularında daha geniş çaplı tartışmaları da beraberinde getirebilir.  POTANSİYEL KULLANIM ALANLARI  Neo Gamma&#039;nın insansı tasarımı, robotun ev dışında da bir dizi uygulama için ideal hale getirebilir. Afet müdahalesi, sağlık hizmetleri, yaşlı bakım merkezleri ve sanayi alanlarında bu tür bir robotun adaptasyon yeteneği önemli avantajlar sağlayabilir. Ayrıca, robotun öğrenme kabiliyeti, özel ihtiyaçlara göre kişiselleştirilebilen çözümler geliştirme konusunda umut vaat ediyor.  Neo Gamma&#039;nın test süreci, insansı robot teknolojisinin günlük yaşama nasıl entegre edilebileceğine dair değerli veriler sağlayacak. Bu tür robotların gerçek hayat senaryolarında etkili bir şekilde çalışabilmesi, uzun vadede iş gücünü destekleyici ve yaşam kalitesini artırıcı çözümler sunabilir. Ancak, bu süreçte etik ve gizlilik konularının da dikkatle ele alınması gerekiyor.  1X&#039;in önümüzdeki aylarda gerçekleştireceği testlerin sonuçları, insansı robotların geleceği üzerinde önemli bir etki yaratacak ve teknolojinin nasıl şekilleneceğine dair bir yol haritası sunacak.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RbgEpzabVkKgqZVA67RDuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İnsansı, robotların, mesaisi, başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RbgEpzabVkKgqZVA67RDuQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İnsansı robotların ev mesaisi başlıyor"><p>Norveç merkezli robotik girişimi 1X, insansı robotu Neo Gamma’nın ev testlerine 2025 yılı sonlarında başlamayı planlıyor.</p><p><strong>TEKNOLOJİK ALTYAPI VE ÖZELLİKLERİ</strong></p><p>Neo Gamma, yapay zeka destekli yürüyüş ve denge kabiliyetleriyle dikkat çekiyor. Robotun dizaynı, insan hareketlerini taklit ederek daha doğal bir etkileşim sunmayı hedefliyor. Ancak, şu anda tam otonom hareket kabiliyetine ulaşmamış olan robot, test sürecinde uzaktan kontrol edilebilecek.</p><p>Robotun ev içi testlerinde elde edilecek veriler, yapay zeka modellerini daha da geliştirmek ve Neo Gamma'nın otonomi seviyesini artırmak için kullanılacak. Robotun mikrofon ve kameralar aracılığıyla veri toplayacağı belirtilirken, kullanıcılar bu veri toplama süreçlerini kontrol edebilme yetkisine sahip olacaklar.</p><p><strong>TEST SÜRECİ VE AMAÇ</strong>  1X şirketinin CEO'su Bernt Børnich, testlerin Neo Gamma'nın insansı robotlar arasında nasıl bir performans sergilediğini ve insanlarla birlikte yaşayarak öğrenme sürecini değerlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu ifade ediyor. Şirket, ev testlerinden elde edeceği veriler sayesinde, robotun adaptasyon kabiliyetlerini artırmayı ve kullanıcı ihtiyaçlarına daha iyi cevap veren bir teknoloji geliştirmeyi hedefliyor. </p><p><strong>ETİK VE GİZLİLİK TARTIŞMALARI</strong>  Ev ortamında veri toplama süreci, kullanıcıların gizlilik endişelerini beraberinde getiriyor. Mikrofonlar ve kameraların aktif olduğu bir cihazın evde bulunması, veri güvenliği konusundaki soruları gündeme taşıyor. 1X, kullanıcıların robotun veri toplama işlevlerini ne zaman aktif hale getirebileceğini kontrol edebileceğini belirterek bu endişeleri gidermeyi amaçlıyor. Ancak, bu tür teknolojilerin yaygınlaşması, uzun vadede mahremiyet ve veri güvenliği konularında daha geniş çaplı tartışmaları da beraberinde getirebilir.  <strong>POTANSİYEL KULLANIM ALANLARI</strong>  Neo Gamma'nın insansı tasarımı, robotun ev dışında da bir dizi uygulama için ideal hale getirebilir. Afet müdahalesi, sağlık hizmetleri, yaşlı bakım merkezleri ve sanayi alanlarında bu tür bir robotun adaptasyon yeteneği önemli avantajlar sağlayabilir. Ayrıca, robotun öğrenme kabiliyeti, özel ihtiyaçlara göre kişiselleştirilebilen çözümler geliştirme konusunda umut vaat ediyor.  Neo Gamma'nın test süreci, insansı robot teknolojisinin günlük yaşama nasıl entegre edilebileceğine dair değerli veriler sağlayacak. Bu tür robotların gerçek hayat senaryolarında etkili bir şekilde çalışabilmesi, uzun vadede iş gücünü destekleyici ve yaşam kalitesini artırıcı çözümler sunabilir. Ancak, bu süreçte etik ve gizlilik konularının da dikkatle ele alınması gerekiyor.  1X'in önümüzdeki aylarda gerçekleştireceği testlerin sonuçları, insansı robotların geleceği üzerinde önemli bir etki yaratacak ve teknolojinin nasıl şekilleneceğine dair bir yol haritası sunacak. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İnsan öğrenmesini taklit eden robot köpek üretildi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/insan-oegrenmesini-taklit-eden-robot-koepek-uretildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/insan-oegrenmesini-taklit-eden-robot-koepek-uretildi</guid>
<description><![CDATA[ İsveç merkezli yapay zeka girişimi IntuiCell, robotik ve yapay zeka alanlarında yeni bir dönemi başlatma potansiyeline sahip Luna isimli robot köpeğiyle dikkat çekiyor. Luna, insan ve hayvan öğrenme mekanizmalarını örnek alan dijital bir sinir sistemi ile donatılmış olup, geleneksel veri odaklı yapay zeka yaklaşımlarından önemli ölçüde ayrışıyor.DOĞADAN İLHAM ALAN SİSTEM  Luna&#039;nın öğrenme sürecinin temelinde, nöronların bilgiyi işleme yöntemlerini taklit eden bir model yatıyor. IntuiCell, bu dijital sinir sistemi teknolojisiyle, robotun çevresiyle daha derin bir etkileşim kurmasına olanak sağlıyor. Bu yaklaşım, robotların sadece önceden tanımlanmış kuralları takip etmesinden çok, olaylar karşısında bağımsız karar verme, öğrenme ve kendini adapte etme yeteneklerini kazanmalarını amaçlıyor.  Dijital sinir sistemi, Luna&#039;ya büyük veri setlerine ya da devasa yapay zeka modellerine bağımlı olmadan öğrenme esnekliği kazandırıyor. Luna, çevresindeki değişikliklere hızlıca yanıt verebilmek ve kendisini sürekli olarak geliştirebilmek için etkileşim ve gözleme dayalı bir yöntem kullanıyor. Eğitmenler tarafından yönlendirilen bir öğrenme süreci, Luna&#039;nın görevlerini doğru ve etkili bir şekilde yerine getirmesini mümkün kılıyor.UYGULAMA ALANLARI  Luna&#039;nın öne çıkan özellikleri arasında, karmaşık ve öngörülemez çevresel koşullara adaptasyon yeteneği bulunuyor. Bu da onu bir dizi ileri teknoloji kullanım alanı için ideal bir çözüm haline getiriyor:  ●  Afet müdahalesi: Deprem veya sel gibi felaket bölgelerinde, Luna&#039;nın çevre koşullarını hızla analiz edip kararlar alması, arama-kurtarma çalışmalarını daha verimli hale getirebilir.   ● Uzay keşifleri: Öngörülemeyen koşulları ve riskleri içeren uzay görevlerinde Luna, insansı karar verme mekanizmasıyla güvenilir bir ortak olabilir.   ● Derin deniz araştırmaları: Luna&#039;nın adaptasyon becerisi, deniz altındaki değişen basınç ve çevre koşullarına uyum sağlamasına olanak tanır.   ● Otonom görevler: Enerji santralleri, petrol platformları ya da uzak tarım alanları gibi insan erişiminin zor olduğu bölgelerde görev alabilir.  ROBOTİKTE YENİ ÇAĞ  IntuiCell&#039;in geliştirdiği bu teknoloji, sadece robotik ve yapay zeka alanında değil, bilimsel ve endüstriyel uygulamalarda da devrim yaratma potansiyeline sahip. Şirketin hedefi, daha doğal ve insan merkezli yapay zeka sistemleriyle robotik teknolojiyi ileriye taşımak. Ayrıca, Luna&#039;nın öğrenme ve karar verme kabiliyetleri, gelecekteki insansı robotlar için de temel bir model oluşturabilir.  Bu tür bir teknoloji, yalnızca pratik uygulamalarla sınırlı kalmayıp, yapay zeka araştırmalarında da önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor. Luna&#039;nın nöral ağlardan ilham alan öğrenme sistemi, geleneksel veri odaklı yapay zeka yaklaşımlarına kıyasla daha etkili ve esnek çözümler sunabilir. IntuiCell, bu yenilikçi sistemin potansiyelini daha geniş bir yelpazede keşfetmek için çalışmalarına devam ediyor.  Luna&#039;nın yetenekleri, insansı robotik teknolojilerde çığır açarak, yapay zekanın yalnızca bir araç olmaktan çıkıp öğrenen, karar veren ve adapte olan bir ortak haline gelmesinin yolunu açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LsmHekd3YkiSoay7iwQ8Sg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İnsan, öğrenmesini, taklit, eden, robot, köpek, üretildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LsmHekd3YkiSoay7iwQ8Sg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İnsan öğrenmesini taklit eden robot köpek üretildi"><p>İsveç merkezli yapay zeka girişimi IntuiCell, robotik ve yapay zeka alanlarında yeni bir dönemi başlatma potansiyeline sahip Luna isimli robot köpeğiyle dikkat çekiyor. Luna, insan ve hayvan öğrenme mekanizmalarını örnek alan dijital bir sinir sistemi ile donatılmış olup, geleneksel veri odaklı yapay zeka yaklaşımlarından önemli ölçüde ayrışıyor.</p><p><strong>DOĞADAN İLHAM ALAN SİSTEM</strong>  Luna'nın öğrenme sürecinin temelinde, nöronların bilgiyi işleme yöntemlerini taklit eden bir model yatıyor. IntuiCell, bu dijital sinir sistemi teknolojisiyle, robotun çevresiyle daha derin bir etkileşim kurmasına olanak sağlıyor. Bu yaklaşım, robotların sadece önceden tanımlanmış kuralları takip etmesinden çok, olaylar karşısında bağımsız karar verme, öğrenme ve kendini adapte etme yeteneklerini kazanmalarını amaçlıyor.  Dijital sinir sistemi, Luna'ya büyük veri setlerine ya da devasa yapay zeka modellerine bağımlı olmadan öğrenme esnekliği kazandırıyor. Luna, çevresindeki değişikliklere hızlıca yanıt verebilmek ve kendisini sürekli olarak geliştirebilmek için etkileşim ve gözleme dayalı bir yöntem kullanıyor. Eğitmenler tarafından yönlendirilen bir öğrenme süreci, Luna'nın görevlerini doğru ve etkili bir şekilde yerine getirmesini mümkün kılıyor.</p><p><strong>UYGULAMA ALANLARI</strong>  Luna'nın öne çıkan özellikleri arasında, karmaşık ve öngörülemez çevresel koşullara adaptasyon yeteneği bulunuyor. Bu da onu bir dizi ileri teknoloji kullanım alanı için ideal bir çözüm haline getiriyor:  ●<strong>  Afet müdahalesi:</strong> Deprem veya sel gibi felaket bölgelerinde, Luna'nın çevre koşullarını hızla analiz edip kararlar alması, arama-kurtarma çalışmalarını daha verimli hale getirebilir.   ●<strong> Uzay keşifleri:</strong> Öngörülemeyen koşulları ve riskleri içeren uzay görevlerinde Luna, insansı karar verme mekanizmasıyla güvenilir bir ortak olabilir.   ●<strong> Derin deniz araştırmaları:</strong> Luna'nın adaptasyon becerisi, deniz altındaki değişen basınç ve çevre koşullarına uyum sağlamasına olanak tanır.   ● <strong>Otonom görevler:</strong> Enerji santralleri, petrol platformları ya da uzak tarım alanları gibi insan erişiminin zor olduğu bölgelerde görev alabilir.  <strong>ROBOTİKTE YENİ ÇAĞ</strong>  IntuiCell'in geliştirdiği bu teknoloji, sadece robotik ve yapay zeka alanında değil, bilimsel ve endüstriyel uygulamalarda da devrim yaratma potansiyeline sahip. Şirketin hedefi, daha doğal ve insan merkezli yapay zeka sistemleriyle robotik teknolojiyi ileriye taşımak. Ayrıca, Luna'nın öğrenme ve karar verme kabiliyetleri, gelecekteki insansı robotlar için de temel bir model oluşturabilir.  Bu tür bir teknoloji, yalnızca pratik uygulamalarla sınırlı kalmayıp, yapay zeka araştırmalarında da önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor. Luna'nın nöral ağlardan ilham alan öğrenme sistemi, geleneksel veri odaklı yapay zeka yaklaşımlarına kıyasla daha etkili ve esnek çözümler sunabilir. IntuiCell, bu yenilikçi sistemin potansiyelini daha geniş bir yelpazede keşfetmek için çalışmalarına devam ediyor.  Luna'nın yetenekleri, insansı robotik teknolojilerde çığır açarak, yapay zekanın yalnızca bir araç olmaktan çıkıp öğrenen, karar veren ve adapte olan bir ortak haline gelmesinin yolunu açabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fizikçiler yeni bir &amp;apos;zaman kuasikristal&amp;apos; türü keşfetti</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/fizikciler-yeni-bir-zaman-kuasikristal-turu-kesfetti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/fizikciler-yeni-bir-zaman-kuasikristal-turu-kesfetti</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanlarının yeni bir ‘zaman kuasikristal’ türü keşfettikleri açıklandı.ABD’deki Washington Üniversitesi’nden bilim insanları, ‘zaman kuasikristalleri’ olarak bilinen yeni bir madde fazı keşfederek, kuantum mekaniği alanında ilerleme kaydettiklerini bildirdi. Çalışmada yer alan fizikçilerden öğretim üyesi Chong Zu yaptığı açıklamada, “Esasen RAM&#039;in kuantum analoğu gibi uzun süreler boyunca kuantum hafızasını depolayabilirler. Bu tür bir teknolojiden çok uzağız. Ancak bir zaman kuasikristali yaratmak önemli bir ilk adım. Bu maddenin tamamen yeni bir aşaması” ifadelerini kullandı.  DENEYSEL OLARAK GÖZLEMLENDİ  Zaman kristalleri, geçmişte farklı malzemeler kullanılarak birçok kez deneysel olarak gözlemlendi. Uzmanlar, bir zaman kristali yaratmanın yolunun, karbon atomlarının bir kısmını elmasın kristal kafesinden dışarı atarak, komşu bir nitrojen atomu ve boş bir alan olan nitrojen boşluk merkezi olarak bilinen şeyi yaratmak olduğunu söylüyor. Araştırmacılar, sonuçların kuantum dünyasının yanı sıra zaman kristallerinin kendilerini daha iyi anlamaya yardımcı olabilecek yeni bilgiler sunduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QRdSWkZ2uE2iptZyXmyzEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Fizikçiler, yeni, bir, zaman, kuasikristal, türü, keşfetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QRdSWkZ2uE2iptZyXmyzEQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim insanlarının yeni bir ‘zaman kuasikristal’ türü keşfettikleri açıklandı"><p>Bilim insanlarının yeni bir ‘zaman kuasikristal’ türü keşfettikleri açıklandı.</p>ABD’deki Washington Üniversitesi’nden bilim insanları, ‘zaman kuasikristalleri’ olarak bilinen yeni bir madde fazı keşfederek, kuantum mekaniği alanında ilerleme kaydettiklerini bildirdi. Çalışmada yer alan fizikçilerden öğretim üyesi Chong Zu yaptığı açıklamada, “Esasen RAM'in kuantum analoğu gibi uzun süreler boyunca kuantum hafızasını depolayabilirler. Bu tür bir teknolojiden çok uzağız. Ancak bir zaman kuasikristali yaratmak önemli bir ilk adım. Bu maddenin tamamen yeni bir aşaması” ifadelerini kullandı.  <strong>DENEYSEL OLARAK GÖZLEMLENDİ</strong>  Zaman kristalleri, geçmişte farklı malzemeler kullanılarak birçok kez deneysel olarak gözlemlendi. Uzmanlar, bir zaman kristali yaratmanın yolunun, karbon atomlarının bir kısmını elmasın kristal kafesinden dışarı atarak, komşu bir nitrojen atomu ve boş bir alan olan nitrojen boşluk merkezi olarak bilinen şeyi yaratmak olduğunu söylüyor. Araştırmacılar, sonuçların kuantum dünyasının yanı sıra zaman kristallerinin kendilerini daha iyi anlamaya yardımcı olabilecek yeni bilgiler sunduğunu belirtiyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>OpenAI, yapay zekasının sesini güçlendiriyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/openai-yapay-zekasinin-sesini-guclendiriyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/openai-yapay-zekasinin-sesini-guclendiriyor</guid>
<description><![CDATA[ OpenAI, yeni nesil ses modellerini tanıttı. Bu gelişmiş modeller, sesli aracıların daha doğal, hızlı ve etkili bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla tasarlandı. Şirket, konuşma metni dönüştürme (speech-to-text) ve metni konuşmaya dönüştürme (text-to-speech) alanlarında performansı artıran yenilikler sunuyor.OpenAI&#039;nin yeni nesil ses modelleri, hem konuşma metni dönüştürme (speech-to-text) hem de metni konuşmaya dönüştürme (text-to-speech) alanlarında çığır açan yenilikler sunuyor. Bu modeller, teknolojik gelişmişlikleriyle dikkat çekmekle kalmıyor, aynı zamanda çeşitli endüstriyel ve bireysel uygulamalar için efektif bir çözüm sunuyor.   TEKNİK ÖZELLİKLER VE YENİLİKLER  Gpt-4o-transcribe ve gpt-4o-mini-transcribe modelleri, transkripsiyon işlemlerinde son derece yüksek bir doğruluk oranı sunuyor. Bu modeller, yalnızca kelime hata oranını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda çok dilli tanıma yeteneği ile dil bariyerlerini ortadan kaldırıyor. Çeşitli aksanları ve dil varyasyonlarını algılayabilen yapısı sayesinde daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor. Özellikle, Whisper modellerine kıyasla daha hassas ve hızlı sonuçlar elde edilmesi bu teknolojiyi öne çıkarıyor.   Gpt-4o-mini-tts modeli, sesin tonlamasını, duygusunu ve hızını kullanıcı taleplerine göre özelleştirme yeteneğine sahip. Bu özellik, dijital etkileşimleri daha doğal ve insan odaklı hale getiriyor. Kullanıcılar, sesli yanıt sistemlerinde, müşteri hizmetlerinde ve eğitim uygulamalarında daha gerçekçi ses deneyimleri yaşayabilir. Özellikle bu teknoloji, dijital hikaye anlatımında yaratıcı içerik üreticilerine büyük avantajlar sunuyor.   Yeni ses modelleri, ses üretiminde yalnızca teknik doğruluğa odaklanmıyor, aynı zamanda kullanıcı deneyimini iyileştiren duygusal bir derinlik katıyor. Duygu aktarımı, tonlama ve bağlam algısı gibi parametrik özelliklerin bir araya gelmesi, bu modelleri diğer ses teknolojilerinden ayırıyor. Kullanıcıların kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşaması hedefleniyor.   Bu yeni nesil modeller, müşteri hizmetleri, toplantı notları transkripsiyonu, yaratıcı hikaye anlatımı, eğitim ve sağlık sektörü gibi birçok alanda kullanılabilir. Ayrıca, API aracılığıyla geliştiricilere sunulması, modellerin farklı platformlarda kolayca entegre edilmesini ve özelleştirilmesini sağlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IMwJY4jZikyahCjGaOy7zA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>OpenAI, yapay, zekasının, sesini, güçlendiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IMwJY4jZikyahCjGaOy7zA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="OpenAI, yapay zekasının sesini güçlendiriyor"><p>OpenAI, yeni nesil ses modellerini tanıttı. Bu gelişmiş modeller, sesli aracıların daha doğal, hızlı ve etkili bir şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla tasarlandı. Şirket, konuşma metni dönüştürme (speech-to-text) ve metni konuşmaya dönüştürme (text-to-speech) alanlarında performansı artıran yenilikler sunuyor.</p>OpenAI'nin yeni nesil ses modelleri, hem konuşma metni dönüştürme (speech-to-text) hem de metni konuşmaya dönüştürme (text-to-speech) alanlarında çığır açan yenilikler sunuyor. Bu modeller, teknolojik gelişmişlikleriyle dikkat çekmekle kalmıyor, aynı zamanda çeşitli endüstriyel ve bireysel uygulamalar için efektif bir çözüm sunuyor.   <strong>TEKNİK ÖZELLİKLER VE YENİLİKLER</strong>  Gpt-4o-transcribe ve gpt-4o-mini-transcribe modelleri, transkripsiyon işlemlerinde son derece yüksek bir doğruluk oranı sunuyor. Bu modeller, yalnızca kelime hata oranını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda çok dilli tanıma yeteneği ile dil bariyerlerini ortadan kaldırıyor. Çeşitli aksanları ve dil varyasyonlarını algılayabilen yapısı sayesinde daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor. Özellikle, Whisper modellerine kıyasla daha hassas ve hızlı sonuçlar elde edilmesi bu teknolojiyi öne çıkarıyor.   Gpt-4o-mini-tts modeli, sesin tonlamasını, duygusunu ve hızını kullanıcı taleplerine göre özelleştirme yeteneğine sahip. Bu özellik, dijital etkileşimleri daha doğal ve insan odaklı hale getiriyor. Kullanıcılar, sesli yanıt sistemlerinde, müşteri hizmetlerinde ve eğitim uygulamalarında daha gerçekçi ses deneyimleri yaşayabilir. Özellikle bu teknoloji, dijital hikaye anlatımında yaratıcı içerik üreticilerine büyük avantajlar sunuyor.   Yeni ses modelleri, ses üretiminde yalnızca teknik doğruluğa odaklanmıyor, aynı zamanda kullanıcı deneyimini iyileştiren duygusal bir derinlik katıyor. Duygu aktarımı, tonlama ve bağlam algısı gibi parametrik özelliklerin bir araya gelmesi, bu modelleri diğer ses teknolojilerinden ayırıyor. Kullanıcıların kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşaması hedefleniyor.   Bu yeni nesil modeller, müşteri hizmetleri, toplantı notları transkripsiyonu, yaratıcı hikaye anlatımı, eğitim ve sağlık sektörü gibi birçok alanda kullanılabilir. Ayrıca, API aracılığıyla geliştiricilere sunulması, modellerin farklı platformlarda kolayca entegre edilmesini ve özelleştirilmesini sağlıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Perplexity AI, TikTok’u satın almak istiyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/perplexity-ai-tiktoku-satin-almak-istiyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/perplexity-ai-tiktoku-satin-almak-istiyor</guid>
<description><![CDATA[ Yapay zeka tabanlı arama motoru girişimi Perplexity AI, TikTok&#039;un ABD operasyonlarını satın almak için dikkat çekici bir teklif sundu.TEKLİFİN DETAYLARIPerplexity AI&#039;nin TikTok&#039;un ABD operasyonlarını satın alma teklifi, teknoloji ve sosyal medya dünyasında dikkat çeken önemli bir stratejik hamle olarak değerlendiriliyor. Bu teklif, yalnızca TikTok&#039;un mevcut yapısını korumayı değil, aynı zamanda platformun algoritma sistemlerini şeffaflık ve kullanıcı güvenliği açısından yeniden inşa etmeyi hedefliyor. Perplexity AI, TikTok&#039;un kullanıcılarına daha güvenilir ve anlamlı bir deneyim sunmak için bir dizi yenilikçi değişiklik planlıyor.  Öncelikle, Perplexity AI&#039;nin en dikkat çekici planlarından biri, TikTok&#039;un içerik öneri algoritmalarını tamamen yeniden yapılandırmak. Şirket, mevcut algoritmanın &quot;kara kutu&quot; doğasını ortadan kaldırarak, içeriklerin nasıl ve neden önerildiği konusunda daha şeffaf bir yapı sunmayı amaçlıyor. Kullanıcılar, kendi içerik önerileri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olacak ve TikTok&#039;un hangi verileri nasıl kullandığı konusunda bilgi sahibi olabilecek.  Ayrıca, Perplexity AI&#039;nin TikTok&#039;a yapay zeka destekli arama özelliklerini entegre etme planı, platformu yalnızca bir eğlence aracı olmanın ötesine taşımayı vaat ediyor. Bu yenilik, kullanıcıların içerikleri daha verimli bir şekilde keşfetmesine olanak tanırken, TikTok&#039;un bilgi paylaşımı ve eğitim alanlarında da kullanılabilirliğini artırabilir. Örneğin, kullanıcılar bir içeriği sadece eğlenceli olarak değil, aynı zamanda öğrenme ve bilgi edinme aracı olarak da değerlendirebilecek.  Teklifin önemli bir unsuru da ByteDance&#039;ın mevcut yatırımcılarının haklarını korumaya yönelik yapısıdır. Perplexity AI, platformun Amerikan kullanıcılarının güvenini artırmayı hedeflerken, aynı zamanda yatırımcıların hisselerini korumalarını ve kâr potansiyelinden faydalanmaya devam etmelerini sağlayacak bir çözüm sunuyor. Bu yapı, TikTok&#039;un ticari istikrarını koruma ve gelecekteki büyüme stratejilerini destekleme amacı taşıyor.DÜZENLEYİCİ BASKILAR VE STRATEJİK HAMLE  Perplexity AI ayrıca, TikTok&#039;un ABD&#039;deki operasyonlarını devralarak, platformun yerel düzenleyici taleplere uyumunu ve veri güvenliği standartlarını güçlendirmeyi planlıyor. Özellikle, kullanıcı verilerinin işlenmesi ve depolanması süreçlerinin, Amerikan yasalarına uygun bir şekilde yapılandırılması üzerinde duruluyor. Bu hamle, TikTok&#039;a yönelik ulusal güvenlik endişelerini hafifletmek için kritik bir adım olabilir.DİĞER SOSYAL MEDYA PLATFORMLARI İÇİN ÖRNEK TEŞKİL EDEBİLİR  Perplexity AI&#039;nin bu hamlesi, yalnızca TikTok&#039;un geleceği için değil, aynı zamanda yapay zeka teknolojilerinin sosyal medya üzerindeki etkisi açısından da önemli bir dönüm noktası olabilir. Eğer teklif kabul edilirse, TikTok&#039;un ABD&#039;deki operasyonları, daha şeffaf ve kullanıcı odaklı bir yapıya dönüşebilir. Bu durum, diğer sosyal medya platformları için de bir örnek teşkil edebilir.    ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pkBQgP4sZE-nfYA4I4W2dQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Perplexity, AI, TikTok’u, satın, almak, istiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pkBQgP4sZE-nfYA4I4W2dQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Perplexity AI, TikTok’u satın almak istiyor"><p>Yapay zeka tabanlı arama motoru girişimi Perplexity AI, TikTok'un ABD operasyonlarını satın almak için dikkat çekici bir teklif sundu.</p><p><strong>TEKLİFİN DETAYLARI</strong></p><p>Perplexity AI'nin TikTok'un ABD operasyonlarını satın alma teklifi, teknoloji ve sosyal medya dünyasında dikkat çeken önemli bir stratejik hamle olarak değerlendiriliyor. Bu teklif, yalnızca TikTok'un mevcut yapısını korumayı değil, aynı zamanda platformun algoritma sistemlerini şeffaflık ve kullanıcı güvenliği açısından yeniden inşa etmeyi hedefliyor. Perplexity AI, TikTok'un kullanıcılarına daha güvenilir ve anlamlı bir deneyim sunmak için bir dizi yenilikçi değişiklik planlıyor.  Öncelikle, Perplexity AI'nin en dikkat çekici planlarından biri, TikTok'un içerik öneri algoritmalarını tamamen yeniden yapılandırmak. Şirket, mevcut algoritmanın "kara kutu" doğasını ortadan kaldırarak, içeriklerin nasıl ve neden önerildiği konusunda daha şeffaf bir yapı sunmayı amaçlıyor. Kullanıcılar, kendi içerik önerileri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olacak ve TikTok'un hangi verileri nasıl kullandığı konusunda bilgi sahibi olabilecek.  Ayrıca, Perplexity AI'nin TikTok'a yapay zeka destekli arama özelliklerini entegre etme planı, platformu yalnızca bir eğlence aracı olmanın ötesine taşımayı vaat ediyor. Bu yenilik, kullanıcıların içerikleri daha verimli bir şekilde keşfetmesine olanak tanırken, TikTok'un bilgi paylaşımı ve eğitim alanlarında da kullanılabilirliğini artırabilir. Örneğin, kullanıcılar bir içeriği sadece eğlenceli olarak değil, aynı zamanda öğrenme ve bilgi edinme aracı olarak da değerlendirebilecek.  Teklifin önemli bir unsuru da ByteDance'ın mevcut yatırımcılarının haklarını korumaya yönelik yapısıdır. Perplexity AI, platformun Amerikan kullanıcılarının güvenini artırmayı hedeflerken, aynı zamanda yatırımcıların hisselerini korumalarını ve kâr potansiyelinden faydalanmaya devam etmelerini sağlayacak bir çözüm sunuyor. Bu yapı, TikTok'un ticari istikrarını koruma ve gelecekteki büyüme stratejilerini destekleme amacı taşıyor.</p><p><strong>DÜZENLEYİCİ BASKILAR VE STRATEJİK HAMLE</strong>  Perplexity AI ayrıca, TikTok'un ABD'deki operasyonlarını devralarak, platformun yerel düzenleyici taleplere uyumunu ve veri güvenliği standartlarını güçlendirmeyi planlıyor. Özellikle, kullanıcı verilerinin işlenmesi ve depolanması süreçlerinin, Amerikan yasalarına uygun bir şekilde yapılandırılması üzerinde duruluyor. Bu hamle, TikTok'a yönelik ulusal güvenlik endişelerini hafifletmek için kritik bir adım olabilir.</p><p><strong>DİĞER SOSYAL MEDYA PLATFORMLARI İÇİN ÖRNEK TEŞKİL EDEBİLİR</strong>  Perplexity AI'nin bu hamlesi, yalnızca TikTok'un geleceği için değil, aynı zamanda yapay zeka teknolojilerinin sosyal medya üzerindeki etkisi açısından da önemli bir dönüm noktası olabilir. Eğer teklif kabul edilirse, TikTok'un ABD'deki operasyonları, daha şeffaf ve kullanıcı odaklı bir yapıya dönüşebilir. Bu durum, diğer sosyal medya platformları için de bir örnek teşkil edebilir.   </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TikTok&amp;apos;un ABD operasyonlarına yönelik çözüm planı: ByteDance&amp;apos;in yatırımcıları öne çıkıyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktokun-abd-operasyonlarina-yoenelik-coezum-plani-bytedancein-yatirimcilari-oene-cikiyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktokun-abd-operasyonlarina-yoenelik-coezum-plani-bytedancein-yatirimcilari-oene-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;nin TikTok&#039;u yasaklama planlarıyla ilgili tartışmalar sürerken, ByteDance&#039;in Çin dışı yatırımcıları, uygulamanın ABD operasyonlarını devralmak için çözüm arayışlarının merkezinde yer alıyor. ABD hükümetinin uzun süredir dile getirdiği güvenlik endişelerini gidermek ve TikTok&#039;un ülkedeki faaliyetlerini sürdürmesini sağlamak için yenilikçi bir plan masaya konmuş durumda.Beyaz Saray tarafından önerilen plan, ByteDance&#039;in en büyük Çin dışı yatırımcılarının TikTok&#039;un ABD operasyonlarını satın almasını ve bağımsız bir şirket olarak yeniden yapılandırmasını içeriyor. Bu, Çinli yatırımcıların sahiplik oranının %20&#039;nin altında tutulması anlamına geliyor. Aynı zamanda Oracle&#039;ın, ABD kullanıcı verilerini korumaya devam edeceği, böylece kullanıcı bilgilerinin güvenliğinin artırılacağı ifade ediliyor.   NEDEN YASAKLANMAK İSTENİYOR?  Bu hamle, TikTok&#039;un 2020 yılından bu yana ABD&#039;de karşı karşıya kaldığı çeşitli düzenleyici zorlukların ardından en ciddi çözüm girişimlerinden biri olarak öne çıkıyor. ABD hükümeti, uygulamanın ulusal güvenliği tehdit edebileceği endişesini dile getirmiş ve Çin hükümetinin kullanıcı verilerine erişim sağlayabileceği iddialarını gündeme taşımıştı.   ABD PAZARINI KAYBETMEK İSTEMİYORLAR  Susquehanna International Group, General Atlantic, KKR gibi yatırımcılardan oluşan bu grubun yeni planı, hem ABD yönetiminin güvenlik kaygılarını azaltmayı hem de TikTok&#039;un milyonlarca Amerikalı kullanıcıya hizmet vermeye devam etmesini sağlamayı hedefliyor. Planın detayları henüz tam olarak netleşmiş değil; ancak bu girişim, TikTok&#039;un ABD pazarında varlığını sürdürebilmesinde kritik bir dönüm noktası olabilir.   KULLANICILARIN DESTEĞİ VE TEPKİSİ   Uzmanlar, bu planın başarıya ulaşmasının yalnızca düzenleyici onaylara değil, aynı zamanda kamuoyu desteğine de bağlı olduğunun altını çiziyor. Sosyal medya platformu, özellikle genç kullanıcılar arasında popülerliğini korurken, kullanıcılar TikTok&#039;un geleceği konusunda endişelerini dile getirmeye devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V9BVSmDOwE-tnbYGEMjxeA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TikTokun, ABD, operasyonlarına, yönelik, çözüm, planı:, ByteDancein, yatırımcıları, öne, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/V9BVSmDOwE-tnbYGEMjxeA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="TikTok'un ABD operasyonlarına yönelik çözüm planı"><p>ABD'nin TikTok'u yasaklama planlarıyla ilgili tartışmalar sürerken, ByteDance'in Çin dışı yatırımcıları, uygulamanın ABD operasyonlarını devralmak için çözüm arayışlarının merkezinde yer alıyor. ABD hükümetinin uzun süredir dile getirdiği güvenlik endişelerini gidermek ve TikTok'un ülkedeki faaliyetlerini sürdürmesini sağlamak için yenilikçi bir plan masaya konmuş durumda.</p>Beyaz Saray tarafından önerilen plan, ByteDance'in en büyük Çin dışı yatırımcılarının TikTok'un ABD operasyonlarını satın almasını ve bağımsız bir şirket olarak yeniden yapılandırmasını içeriyor. Bu, Çinli yatırımcıların sahiplik oranının %20'nin altında tutulması anlamına geliyor. Aynı zamanda Oracle'ın, ABD kullanıcı verilerini korumaya devam edeceği, böylece kullanıcı bilgilerinin güvenliğinin artırılacağı ifade ediliyor.   <strong>NEDEN YASAKLANMAK İSTENİYOR?</strong>  Bu hamle, TikTok'un 2020 yılından bu yana ABD'de karşı karşıya kaldığı çeşitli düzenleyici zorlukların ardından en ciddi çözüm girişimlerinden biri olarak öne çıkıyor. ABD hükümeti, uygulamanın ulusal güvenliği tehdit edebileceği endişesini dile getirmiş ve Çin hükümetinin kullanıcı verilerine erişim sağlayabileceği iddialarını gündeme taşımıştı.   <strong>ABD PAZARINI KAYBETMEK İSTEMİYORLAR</strong>  Susquehanna International Group, General Atlantic, KKR gibi yatırımcılardan oluşan bu grubun yeni planı, hem ABD yönetiminin güvenlik kaygılarını azaltmayı hem de TikTok'un milyonlarca Amerikalı kullanıcıya hizmet vermeye devam etmesini sağlamayı hedefliyor. Planın detayları henüz tam olarak netleşmiş değil; ancak bu girişim, TikTok'un ABD pazarında varlığını sürdürebilmesinde kritik bir dönüm noktası olabilir.   <strong>KULLANICILARIN DESTEĞİ VE TEPKİSİ </strong>  Uzmanlar, bu planın başarıya ulaşmasının yalnızca düzenleyici onaylara değil, aynı zamanda kamuoyu desteğine de bağlı olduğunun altını çiziyor. Sosyal medya platformu, özellikle genç kullanıcılar arasında popülerliğini korurken, kullanıcılar TikTok'un geleceği konusunda endişelerini dile getirmeye devam ediyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Xiaomi CEO’su, bataryalarının dayanıklılığını ilginç bir yolla kanıtladı: Karpuz Testi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/xiaomi-ceosu-bataryalarinin-dayanikliligini-ilginc-bir-yolla-kanitladi-karpuz-testi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/xiaomi-ceosu-bataryalarinin-dayanikliligini-ilginc-bir-yolla-kanitladi-karpuz-testi</guid>
<description><![CDATA[ Teknoloji devi Xiaomi’nin CEO’su Lei Jun, SU7 Ultra isimli yeni elektrikli otomobillerinin batarya dayanıklılığını sıra dışı bir gösteriyle sergiledi. Elektrikli sedanın batarya sisteminde kullanılan teknolojik kaplama bir karpuzun etrafına uygulandı ve Xiaomi fabrikasının altıncı katından aşağı atıldı. Yere çarpma sonrasında karpuzun zarar görmediği görüldü.SU7 Ultra&#039;nın bataryası, yalnızca dayanıklılık değil, aynı zamanda verimlilik ve güvenlik açısından da ileri teknolojilerle donatılmış durumda. Batarya sistemi, 14 katmanlı bir koruma yapısına sahip. Bu yapı, ultra yüksek mukavemetli çelik takviyeler ve yapay zeka destekli Batarya Yönetim Sistemi (BMS) gibi teknolojilerle destekleniyor. Ayrıca, aktif soğutma sistemi ve aerojel yalıtım özellikleri, bataryanın aşırı ısınma riskini minimize ediyor.   93.7 kWh kapasitesindeki batarya, 11 dakikalık bir hızlı şarj süresi içinde %10&#039;dan %80&#039;e kadar şarj edilebiliyor ve tam dolu bataryayla 620 kilometrelik bir menzil sunuyor. Performans açısından bakıldığında, SU7 Ultra’nın 0’dan 100 km/s hıza yalnızca 1.98 saniyede ulaşabilmesi, hem güvenlik hem de hız odaklı kullanıcılar için dikkat çekici bir özellik.   Xiaomi SU7 Ultra, elektrikli araç teknolojisinde performans ve güvenliği bir araya getiren yenilikçi bir sedan olarak öne çıkıyor. Araç, 1548 beygir gücüne sahip motoruyla yalnızca 1.98 saniyede 0’dan 100 km/s hıza ulaşabilirken, maksimum 350 km/s hız sunuyor. 93.7 kWh kapasiteli bataryası, hızlı şarj teknolojisiyle 11 dakikada %10&#039;dan %80&#039;e kadar dolabiliyor ve 620 kilometrelik etkileyici bir menzil sağlıyor. 14 katmanlı koruma sistemi, ultra dayanıklı çelik takviyeler ve yapay zeka destekli Batarya Yönetim Sistemi (BMS) gibi özelliklerle donatılan batarya, hem güvenlik hem de dayanıklılık açısından standartları yeniden tanımlıyor. İç mekandaki lüks Alcantara deri döşemeler ve karbon fiber detaylarla konfor sunan SU7 Ultra, aerodinamik tasarımı, karbon seramik fren sistemi ve yüksek teknolojiyle optimize edilmiş detayları sayesinde sadece bir araç değil, geleceğin teknolojik vizyonunu temsil eden bir ulaşım çözümü olarak dikkat çekiyor.   ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA GÜVENLİK ODAKLI YAKLAŞIM   Bu yenilikçi batarya güvenlik sistemi, yalnızca kazaları önlemekle kalmıyor, aynı zamanda pil ömrünü optimize ederek uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlıyor. Karpuz testi, sıradan bir tanıtım etkinliğinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Xiaomi’nin bu gösteriyle sektördeki güvenlik standartlarını artırma konusundaki kararlılığını ortaya koyduğu belirtiliyor.   Xiaomi, SU7 Ultra ile yalnızca elektrikli araç pazarında değil, aynı zamanda ileri teknoloji batarya çözümleri geliştirme alanında da öncü bir rol oynamayı hedefliyor. Şirketin önümüzdeki yıllarda daha fazla yenilik ve çevre dostu teknoloji geliştirme planları olduğu biliniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qgMhVLeKFUu0_xCuCRfnHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Xiaomi, CEO’su, bataryalarının, dayanıklılığını, ilginç, bir, yolla, kanıtladı:, Karpuz, Testi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qgMhVLeKFUu0_xCuCRfnHQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İlginç batarya dayanıklılık testi"><p>Teknoloji devi Xiaomi’nin CEO’su Lei Jun, SU7 Ultra isimli yeni elektrikli otomobillerinin batarya dayanıklılığını sıra dışı bir gösteriyle sergiledi. Elektrikli sedanın batarya sisteminde kullanılan teknolojik kaplama bir karpuzun etrafına uygulandı ve Xiaomi fabrikasının altıncı katından aşağı atıldı. Yere çarpma sonrasında karpuzun zarar görmediği görüldü.</p>SU7 Ultra'nın bataryası, yalnızca dayanıklılık değil, aynı zamanda verimlilik ve güvenlik açısından da ileri teknolojilerle donatılmış durumda. Batarya sistemi, 14 katmanlı bir koruma yapısına sahip. Bu yapı, ultra yüksek mukavemetli çelik takviyeler ve yapay zeka destekli Batarya Yönetim Sistemi (BMS) gibi teknolojilerle destekleniyor. Ayrıca, aktif soğutma sistemi ve aerojel yalıtım özellikleri, bataryanın aşırı ısınma riskini minimize ediyor.   93.7 kWh kapasitesindeki batarya, 11 dakikalık bir hızlı şarj süresi içinde %10'dan %80'e kadar şarj edilebiliyor ve tam dolu bataryayla 620 kilometrelik bir menzil sunuyor. Performans açısından bakıldığında, SU7 Ultra’nın 0’dan 100 km/s hıza yalnızca 1.98 saniyede ulaşabilmesi, hem güvenlik hem de hız odaklı kullanıcılar için dikkat çekici bir özellik.   Xiaomi SU7 Ultra, elektrikli araç teknolojisinde performans ve güvenliği bir araya getiren yenilikçi bir sedan olarak öne çıkıyor. Araç, 1548 beygir gücüne sahip motoruyla yalnızca 1.98 saniyede 0’dan 100 km/s hıza ulaşabilirken, maksimum 350 km/s hız sunuyor. 93.7 kWh kapasiteli bataryası, hızlı şarj teknolojisiyle 11 dakikada %10'dan %80'e kadar dolabiliyor ve 620 kilometrelik etkileyici bir menzil sağlıyor. 14 katmanlı koruma sistemi, ultra dayanıklı çelik takviyeler ve yapay zeka destekli Batarya Yönetim Sistemi (BMS) gibi özelliklerle donatılan batarya, hem güvenlik hem de dayanıklılık açısından standartları yeniden tanımlıyor. İç mekandaki lüks Alcantara deri döşemeler ve karbon fiber detaylarla konfor sunan SU7 Ultra, aerodinamik tasarımı, karbon seramik fren sistemi ve yüksek teknolojiyle optimize edilmiş detayları sayesinde sadece bir araç değil, geleceğin teknolojik vizyonunu temsil eden bir ulaşım çözümü olarak dikkat çekiyor.   <strong>ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA GÜVENLİK ODAKLI YAKLAŞIM </strong>  Bu yenilikçi batarya güvenlik sistemi, yalnızca kazaları önlemekle kalmıyor, aynı zamanda pil ömrünü optimize ederek uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlıyor. Karpuz testi, sıradan bir tanıtım etkinliğinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Xiaomi’nin bu gösteriyle sektördeki güvenlik standartlarını artırma konusundaki kararlılığını ortaya koyduğu belirtiliyor.   Xiaomi, SU7 Ultra ile yalnızca elektrikli araç pazarında değil, aynı zamanda ileri teknoloji batarya çözümleri geliştirme alanında da öncü bir rol oynamayı hedefliyor. Şirketin önümüzdeki yıllarda daha fazla yenilik ve çevre dostu teknoloji geliştirme planları olduğu biliniyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apple, iOS 18.4 güncellemesi: Yeni özellikler geliyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-ios-184-guncellemesi-yeni-oezellikler-geliyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-ios-184-guncellemesi-yeni-oezellikler-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Apple, iOS 18.4 güncellemesiyle kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Şirketin Nisan ayının başlarında yayınlanması beklenen bu yeni sürümü, bir dizi yenilik ve iyileştirme içeriyor. Güncelleme, cihaz performansını artırmaya yönelik optimizasyonlardan, yeni özelliklere kadar geniş bir yelpazede değişiklikler sunuyor.ÖNE ÇIKAN YENİLİKLER   iOS 18.4&#039;ün getirdiği yenilikler arasında, özellikle kullanıcıların günlük hayatlarını kolaylaştırmayı hedefleyen &quot;Öncelikli Bildirimler&quot; özelliği dikkat çekiyor. Bu özellik, önemli bildirimlerin kullanıcıya anında ulaşmasını sağlarken, daha az önemli mesajların daha sonra incelenmesine olanak tanıyor. Kullanıcıların bildirim yönetiminde daha fazla kontrol sağlaması amaçlanıyor.   Ayrıca, Apple News&#039;e eklenen yemek tarifleri bölümü, yemek yapmayı seven kullanıcılar için tasarlanmış bir yenilik olarak öne çıkıyor. Tarifi arayan kullanıcılar, kolayca erişilebilir bilgilerle çeşitli tarifleri keşfedebilecek.   Güncellemede ayrıca, Unicode konsorsiyumunun en yeni standartlarını içeren bir dizi yeni emoji sunuluyor. Bu yeni emojiler, kullanıcıların daha yaratıcı ve eğlenceli ifadeler kullanmasını mümkün kılıyor.   TEKNOLOJİK İYİLEŞTİRMELER  Apple Intelligence için genişletilmiş dil desteği, yapay zeka özelliklerinden faydalanan kullanıcılar için önemli bir güncelleme olacak. Bu destek, Siri ve diğer Apple hizmetlerinin daha fazla dilde, daha hassas yanıtlar sunabilmesini sağlıyor.   &quot;Görsel Zeka&quot; özelliği, cihazların görüntüleri daha verimli bir şekilde analiz etmesine olanak tanıyor. Bu özellik, bilhassa yeni nesil iPhone modelleriyle uyumlu olacak şekilde genişletilmiş durumda. Görsel Zeka, günlük fotoğraf düzenlemelerinden profesyonel görsel analizlerine kadar çeşitli uygulamalara olanak tanıyor.   KULLANICI GERİ BİLDİRİMLERİNE ODAKLANMA  Apple, iOS 18.4 güncellemesinde kullanıcı geri bildirimlerine önem verdiğini vurguluyor. Güncelleme, hem kullanıcıların uzun süredir talep ettiği özellikleri içeriyor hem de cihaz güvenliği ve performansını artırmaya yönelik teknik yenilikler sunuyor. Şirket, güncelleme sonrası kullanıcılarından gelen talep, istek ve şikayetlere hızla cevap vererek, oluşabilecek sorunlara çabuk çözümler getirmek istiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9YPMJ0OiIUOVxSicRE1TuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Apple, iOS, 18.4, güncellemesi:, Yeni, özellikler, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9YPMJ0OiIUOVxSicRE1TuQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apple, iOS 18.4 güncellemesi: Yeni özellikler geliyor"><p>Apple, iOS 18.4 güncellemesiyle kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Şirketin Nisan ayının başlarında yayınlanması beklenen bu yeni sürümü, bir dizi yenilik ve iyileştirme içeriyor. Güncelleme, cihaz performansını artırmaya yönelik optimizasyonlardan, yeni özelliklere kadar geniş bir yelpazede değişiklikler sunuyor.</p><strong>ÖNE ÇIKAN YENİLİKLER</strong>   iOS 18.4'ün getirdiği yenilikler arasında, özellikle kullanıcıların günlük hayatlarını kolaylaştırmayı hedefleyen "Öncelikli Bildirimler" özelliği dikkat çekiyor. Bu özellik, önemli bildirimlerin kullanıcıya anında ulaşmasını sağlarken, daha az önemli mesajların daha sonra incelenmesine olanak tanıyor. Kullanıcıların bildirim yönetiminde daha fazla kontrol sağlaması amaçlanıyor.   Ayrıca, Apple News'e eklenen yemek tarifleri bölümü, yemek yapmayı seven kullanıcılar için tasarlanmış bir yenilik olarak öne çıkıyor. Tarifi arayan kullanıcılar, kolayca erişilebilir bilgilerle çeşitli tarifleri keşfedebilecek.   Güncellemede ayrıca, Unicode konsorsiyumunun en yeni standartlarını içeren bir dizi yeni emoji sunuluyor. Bu yeni emojiler, kullanıcıların daha yaratıcı ve eğlenceli ifadeler kullanmasını mümkün kılıyor.   <strong>TEKNOLOJİK İYİLEŞTİRMELER</strong>  Apple Intelligence için genişletilmiş dil desteği, yapay zeka özelliklerinden faydalanan kullanıcılar için önemli bir güncelleme olacak. Bu destek, Siri ve diğer Apple hizmetlerinin daha fazla dilde, daha hassas yanıtlar sunabilmesini sağlıyor.   "Görsel Zeka" özelliği, cihazların görüntüleri daha verimli bir şekilde analiz etmesine olanak tanıyor. Bu özellik, bilhassa yeni nesil iPhone modelleriyle uyumlu olacak şekilde genişletilmiş durumda. Görsel Zeka, günlük fotoğraf düzenlemelerinden profesyonel görsel analizlerine kadar çeşitli uygulamalara olanak tanıyor.   <strong>KULLANICI GERİ BİLDİRİMLERİNE ODAKLANMA</strong>  Apple, iOS 18.4 güncellemesinde kullanıcı geri bildirimlerine önem verdiğini vurguluyor. Güncelleme, hem kullanıcıların uzun süredir talep ettiği özellikleri içeriyor hem de cihaz güvenliği ve performansını artırmaya yönelik teknik yenilikler sunuyor. Şirket, güncelleme sonrası kullanıcılarından gelen talep, istek ve şikayetlere hızla cevap vererek, oluşabilecek sorunlara çabuk çözümler getirmek istiyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>BYD, elektrikli araç şarj süresini benzin doldurmayla eşitleyecek</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/byd-elektrikli-arac-sarj-suresini-benzin-doldurmayla-esitleyecek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/byd-elektrikli-arac-sarj-suresini-benzin-doldurmayla-esitleyecek</guid>
<description><![CDATA[ Elektrikli araç sektöründe hızlı şarj teknolojisiyle adından söz ettiren Çin merkezli BYD, yeni Han L modeliyle sektörde çığır açmaya hazırlanıyor. Bu gelişmiş teknoloji, elektrikli araç kullanıcılarının şarj sürelerini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor.HAN L&#039;NİN TEKNİK ÖZELLİKLERİ  Han L, lityum-demir-fosfat (LFP) bataryasıyla dikkat çekiyor. 83.2 kWh kapasiteye sahip bu batarya, enerji depolama ve kullanımında yüksek verimlilik sağlıyor. LFP teknolojisi, özellikle uzun ömür ve güvenlik açısından avantajlı olmasıyla bilinir ve BYD&#039;nin bu tercihi, elektrikli araçlarda sürdürülebilir bir enerji çözümü hedeflediğini gösteriyor.   YÜKSEK VOLTAJLI ŞARJIN AVANTAJLARI  Aracın 945 voltluk yüksek gerilim sistemi, enerji aktarımını önemli ölçüde hızlandırıyor ve şarj işlemi sırasında oluşan enerji kaybını minimuma indiriyor. Bu sistem, aynı zamanda daha az ısı üretmesi nedeniyle bataryanın uzun vadeli dayanıklılığına katkıda bulunuyor. Yüksek voltajlı yapı, Han L&#039;nin daha verimli bir enerji yönetimine sahip olmasını sağlıyor.   Bir diğer çarpıcı özellik ise Han L&#039;nin çift şarj portu sayesinde aynı anda iki 500 kW şarj cihazına bağlanabilmesi. Bu eşzamanlı bağlantı, toplamda 1 megawattlık bir şarj kapasitesine ulaşmayı mümkün kılıyor. Bu yenilik, şarj sürelerini önemli ölçüde kısaltarak kullanıcılara zaman kazandırmayı hedefliyor.   YENİ TEKNOLOJİNİN GETİRDİĞİ ZORLUKLAR  Her yenilik gibi bu teknolojinin de aşması gereken bazı problemler bulunuyor. Bunların en göze çarpanı, 1 megawatt kapasiteye sahip şarj istasyonlarının kurulumu. Mevcut istasyonlardan daha yüksek altyapı gereksinimleri olan bu teknoloji, ciddi ölçüde altyapı genişletmesi gerektiriyor. Bu da hali hazırda belli standartlara ulaşan şarj istasyonlarının yeniden tasarlanması anlamına geliyor.   Çok kısa süren şarjlarla uzun mesafeler gidebilme fikri heyecan verici olsa da uzmanlar, hem üretim hem de uygulama aşamasındaki yüksek maliyetlerin, bu teknolojinin en azından ilk zamanlarda çok kısıtlı bir kullanıcı kitlesine hitap edeceğini öngörüyor.   BYD’nin geliştirdiği hızlı şarj teknolojisi, uygun maliyetlere çekilebildiği takdirde, elektrikli araçların daha geniş kitlelerce benimsenmesini teşvik edecek bir adım olabilir. Hızlı şarj süreleri, doğa dostu özelliklerin yanı sıra, kullanıcıların elektrikli otomobillere ilgisini artırabilir ve endüstride yeni bir standart oluşturabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xSwuG-hPeUObOWLD7b-bmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>BYD, elektrikli, araç, şarj, süresini, benzin, doldurmayla, eşitleyecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xSwuG-hPeUObOWLD7b-bmw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="BYD, elektrikli araç şarj süresini benzin doldurmayla eşitleyecek"><p>Elektrikli araç sektöründe hızlı şarj teknolojisiyle adından söz ettiren Çin merkezli BYD, yeni Han L modeliyle sektörde çığır açmaya hazırlanıyor. Bu gelişmiş teknoloji, elektrikli araç kullanıcılarının şarj sürelerini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor.</p><strong>HAN L'NİN TEKNİK ÖZELLİKLERİ</strong>  Han L, lityum-demir-fosfat (LFP) bataryasıyla dikkat çekiyor. 83.2 kWh kapasiteye sahip bu batarya, enerji depolama ve kullanımında yüksek verimlilik sağlıyor. LFP teknolojisi, özellikle uzun ömür ve güvenlik açısından avantajlı olmasıyla bilinir ve BYD'nin bu tercihi, elektrikli araçlarda sürdürülebilir bir enerji çözümü hedeflediğini gösteriyor.   <strong>YÜKSEK VOLTAJLI ŞARJIN AVANTAJLARI</strong>  Aracın 945 voltluk yüksek gerilim sistemi, enerji aktarımını önemli ölçüde hızlandırıyor ve şarj işlemi sırasında oluşan enerji kaybını minimuma indiriyor. Bu sistem, aynı zamanda daha az ısı üretmesi nedeniyle bataryanın uzun vadeli dayanıklılığına katkıda bulunuyor. Yüksek voltajlı yapı, Han L'nin daha verimli bir enerji yönetimine sahip olmasını sağlıyor.   Bir diğer çarpıcı özellik ise Han L'nin çift şarj portu sayesinde aynı anda iki 500 kW şarj cihazına bağlanabilmesi. Bu eşzamanlı bağlantı, toplamda 1 megawattlık bir şarj kapasitesine ulaşmayı mümkün kılıyor. Bu yenilik, şarj sürelerini önemli ölçüde kısaltarak kullanıcılara zaman kazandırmayı hedefliyor.   <strong>YENİ TEKNOLOJİNİN GETİRDİĞİ ZORLUKLAR</strong>  Her yenilik gibi bu teknolojinin de aşması gereken bazı problemler bulunuyor. Bunların en göze çarpanı, 1 megawatt kapasiteye sahip şarj istasyonlarının kurulumu. Mevcut istasyonlardan daha yüksek altyapı gereksinimleri olan bu teknoloji, ciddi ölçüde altyapı genişletmesi gerektiriyor. Bu da hali hazırda belli standartlara ulaşan şarj istasyonlarının yeniden tasarlanması anlamına geliyor.   Çok kısa süren şarjlarla uzun mesafeler gidebilme fikri heyecan verici olsa da uzmanlar, hem üretim hem de uygulama aşamasındaki yüksek maliyetlerin, bu teknolojinin en azından ilk zamanlarda çok kısıtlı bir kullanıcı kitlesine hitap edeceğini öngörüyor.   BYD’nin geliştirdiği hızlı şarj teknolojisi, uygun maliyetlere çekilebildiği takdirde, elektrikli araçların daha geniş kitlelerce benimsenmesini teşvik edecek bir adım olabilir. Hızlı şarj süreleri, doğa dostu özelliklerin yanı sıra, kullanıcıların elektrikli otomobillere ilgisini artırabilir ve endüstride yeni bir standart oluşturabilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apple Watch modellerinde yeni özellik gündemde</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-watch-modellerinde-yeni-oezellik-gundemde</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-watch-modellerinde-yeni-oezellik-gundemde</guid>
<description><![CDATA[ Apple, giyilebilir teknoloji dünyasını yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. Şirketin, gelecekteki Apple Watch modellerine kamera entegrasyonu ve &quot;Apple Intelligence&quot; olarak adlandırılan yenilikçi yapay zeka özellikleri eklemeyi planladığı bildiriliyor.YAPAY ZEKA İLE GÜÇLENEN KAMERA YETENEĞİ Bloomberg’den Mark Gurman’ın haberine göre, yeni modellerde yer alacak kameralar, kullanıcıların hayatlarını kolaylaştıracak birçok özelliği destekleyecek. Yapay zeka tabanlı &quot;Apple Intelligence&quot; sayesinde, kameralar nesne tanıma, yazılı metinlerin anında çevirisi ve daha pek çok işlevi gerçekleştirebilecek. Bu sistem, kullanıcılara daha etkileşimli bir deneyim sunarak saatin yalnızca bir sağlık ve fitness cihazı olmanın ötesine geçmesini sağlayacak. TASARIM VE KONUMLANDIRMA  Apple, yeni Apple Watch modellerinde kamera entegrasyonunu kullanıcı deneyimine zarar vermeden sunmayı hedefliyor. Standart modellerde, kamera ekranın içine gömülü olarak yer alacak ve cihazın kompakt yapısını koruyacak şekilde tasarlanacak. Bu yaklaşım, kullanıcıların saati her zamanki gibi rahatça kullanabilmelerine olanak tanıyacak. Ekran içi kameralar, görüntü kalitesinden ödün vermeden, estetik açıdan da minimal bir görünüm sağlayacak.    Daha gelişmiş modellerde ise kamera, cihazın dijital crown veya yan düğme gibi mevcut kontrol mekanizmalarına yakın bir noktaya entegre edilecek. Bu tasarım, kullanıcıların kameraya kolay erişimini sağlarken aynı zamanda saatin geleneksel kullanım şeklini de bozmayacak. Apple, bu yerleşimle, hem pratikliği hem de ergonomiyi önceliklendiriyor.    Apple&#039;ın tasarım sürecinde, kameranın sadece görüntü kaydeden bir araç olmaktan öte, yapay zeka tabanlı özelliklerle etkileşim halinde çalışması planlanıyor. Bu, kameranın kullanıcıdan gelen komutlara hızlı bir şekilde yanıt vermesini ve nesne tanıma ya da metin çevirisi gibi işlevlerin sorunsuz şekilde yürütülmesini sağlayacak.    Son olarak, kamera donanımının dayanıklılığına da dikkat çekiliyor. Suya ve toza karşı dayanıklılık gibi özellikler, Apple Watch&#039;un günlük kullanım şartlarına uygunluğunu artıracak. Ayrıca, mahremiyet konusuna büyük önem veren Apple, kullanıcıların güvenliği için özel kamera kapatma kontrolleri ve gelişmiş veri işleme politikaları sunmayı hedefliyor. GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİNİN GELECEĞİ    Apple&#039;ın yeni Apple Watch modellerine entegre etmeyi planladığı kamera ve yapay zeka destekli &quot;Apple Intelligence&quot; teknolojisi, giyilebilir cihazların gelecekte nasıl bir evrim geçireceğine dair önemli ipuçları veriyor. Bu tür yenilikler, yalnızca bir cihazın işlevselliğini artırmakla kalmayıp aynı zamanda kullanıcıların günlük yaşamlarına entegre olan bir teknoloji ekosistemi yaratma vizyonunu da temsil ediyor.    Giyilebilir teknolojiler, sağlık takibinden iletişime, eğlenceden üretkenliğe kadar pek çok farklı alanda kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyor. Apple, yeni özelliklerle bu alanları daha da genişleterek akıllı saatlerin bir aksesuar olmaktan çıkıp hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesini hedefliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o4VeFw6VK0WPwpPUovXJ1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Apple, Watch, modellerinde, yeni, özellik, gündemde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/o4VeFw6VK0WPwpPUovXJ1A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apple Watch modellerinde yeni özellik gündemde"><p>Apple, giyilebilir teknoloji dünyasını yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. Şirketin, gelecekteki Apple Watch modellerine kamera entegrasyonu ve "Apple Intelligence" olarak adlandırılan yenilikçi yapay zeka özellikleri eklemeyi planladığı bildiriliyor.</p><p><strong>YAPAY ZEKA İLE GÜÇLENEN KAMERA YETENEĞİ</strong> </p><p>Bloomberg’den Mark Gurman’ın haberine göre, yeni modellerde yer alacak kameralar, kullanıcıların hayatlarını kolaylaştıracak birçok özelliği destekleyecek. Yapay zeka tabanlı "Apple Intelligence" sayesinde, kameralar nesne tanıma, yazılı metinlerin anında çevirisi ve daha pek çok işlevi gerçekleştirebilecek. Bu sistem, kullanıcılara daha etkileşimli bir deneyim sunarak saatin yalnızca bir sağlık ve fitness cihazı olmanın ötesine geçmesini sağlayacak. </p><p><strong>TASARIM VE KONUMLANDIRMA</strong>  Apple, yeni Apple Watch modellerinde kamera entegrasyonunu kullanıcı deneyimine zarar vermeden sunmayı hedefliyor. Standart modellerde, kamera ekranın içine gömülü olarak yer alacak ve cihazın kompakt yapısını koruyacak şekilde tasarlanacak. Bu yaklaşım, kullanıcıların saati her zamanki gibi rahatça kullanabilmelerine olanak tanıyacak. Ekran içi kameralar, görüntü kalitesinden ödün vermeden, estetik açıdan da minimal bir görünüm sağlayacak.    Daha gelişmiş modellerde ise kamera, cihazın dijital crown veya yan düğme gibi mevcut kontrol mekanizmalarına yakın bir noktaya entegre edilecek. Bu tasarım, kullanıcıların kameraya kolay erişimini sağlarken aynı zamanda saatin geleneksel kullanım şeklini de bozmayacak. Apple, bu yerleşimle, hem pratikliği hem de ergonomiyi önceliklendiriyor.    Apple'ın tasarım sürecinde, kameranın sadece görüntü kaydeden bir araç olmaktan öte, yapay zeka tabanlı özelliklerle etkileşim halinde çalışması planlanıyor. Bu, kameranın kullanıcıdan gelen komutlara hızlı bir şekilde yanıt vermesini ve nesne tanıma ya da metin çevirisi gibi işlevlerin sorunsuz şekilde yürütülmesini sağlayacak.    Son olarak, kamera donanımının dayanıklılığına da dikkat çekiliyor. Suya ve toza karşı dayanıklılık gibi özellikler, Apple Watch'un günlük kullanım şartlarına uygunluğunu artıracak. Ayrıca, mahremiyet konusuna büyük önem veren Apple, kullanıcıların güvenliği için özel kamera kapatma kontrolleri ve gelişmiş veri işleme politikaları sunmayı hedefliyor. </p><p><strong>GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİNİN GELECEĞİ</strong>    Apple'ın yeni Apple Watch modellerine entegre etmeyi planladığı kamera ve yapay zeka destekli "Apple Intelligence" teknolojisi, giyilebilir cihazların gelecekte nasıl bir evrim geçireceğine dair önemli ipuçları veriyor. Bu tür yenilikler, yalnızca bir cihazın işlevselliğini artırmakla kalmayıp aynı zamanda kullanıcıların günlük yaşamlarına entegre olan bir teknoloji ekosistemi yaratma vizyonunu da temsil ediyor.    Giyilebilir teknolojiler, sağlık takibinden iletişime, eğlenceden üretkenliğe kadar pek çok farklı alanda kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyor. Apple, yeni özelliklerle bu alanları daha da genişleterek akıllı saatlerin bir aksesuar olmaktan çıkıp hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesini hedefliyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Google kullanıcıların verilerini yanlışlıkla sildi: Özür dilemek zorunda kaldı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-kullanicilarin-verilerini-yanlislikla-sildi-ozur-dilemek-zorunda-kaldi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-kullanicilarin-verilerini-yanlislikla-sildi-ozur-dilemek-zorunda-kaldi</guid>
<description><![CDATA[ Teknoloji dünyasında büyük bir yankı uyandıran gelişme, Google Maps kullanıcılarını doğrudan etkiledi. Google Maps&#039;in Zaman Çizelgesi özelliği, kullanıcıların geçmişteki seyahatlerini ve günlük hareketlerini detaylı bir şekilde takip etmelerine olanak tanıyordu. Ancak, son günlerde yaşanan teknik bir sorun nedeniyle birçok kullanıcının konum geçmişi verileri geri dönüşü olmayacak şekilde silindi. Bu hatanın üzerine kullanıcılara mail atan şirket, veri kaybının kalıcı olduğunu aktarırken kullanıcılardan özür diledi.Google Maps Zaman Çizelgesi, kullanıcıların geçmişte ziyaret ettikleri yerleri ve seyahat alışkanlıklarını görselleştirmesine olanak tanıyan bir özelliktir. Harita üzerinde belirli bir gün veya zaman dilimi seçerek, o süreçteki hareketler ve ziyaret edilen mekanlar detaylı bir şekilde görüntülenebilir. Bu özellik, Google&#039;ın konum takibi yeteneklerinden yararlanır. Google bu özelliği kullanan bazı kullanıcıların verilerini yanlışlıkla sildi.Google, olayın ardından etkilenen kullanıcılara e-posta ile bilgilendirme yaptı. Bu iletişimde, verilerini yedekleyen kullanıcıların bir kısmının bu verilere yeniden erişim sağlayabileceği belirtilirken, yedekleme yapmayanlar için maalesef veri kaybının kalıcı olduğu ifade edildi. Şirket, teknik sorunla ilgili özür dilemekle beraber sorunun tekrar etmemesi adına altyapı iyileştirmeleri üzerinde çalıştıklarını vurguladı.Bu olay, bulut tabanlı veri depolama sistemlerinin güvenilirliği ve yedekleme stratejilerinin önemi konusunda yeni soruları gündeme getirdi. Uzmanlar, bireysel kullanıcıların bu tür kayıplardan korunmak için düzenli yedeklemeler yapmaları gerektiğinin altını çiziyor.Veri kaybına uğrayan kullanıcıların bir kısmı ise durumu sosyal medya platformlarında dile getirerek, Google&#039;dan daha etkili bir çözüm ve kullanıcı dostu iletişim beklediklerini ifade etti.Dijital dünyada hayatımıza kolaylık sağlayan araçların, bazen beklenmeyen sorunlara yol açabileceğini bir kez daha hatırlatan bu olay, teknoloji şirketlerinin veri güvenliği konusundaki sorumluluğunu artırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SOMxbD8UFk-4MaRB54AYNw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Google, kullanıcıların, verilerini, yanlışlıkla, sildi:, Özür, dilemek, zorunda, kaldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SOMxbD8UFk-4MaRB54AYNw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Google kullanıcı verilerini yanlışlıkla sildi: Özür diledi"><p>Teknoloji dünyasında büyük bir yankı uyandıran gelişme, Google Maps kullanıcılarını doğrudan etkiledi. Google Maps'in Zaman Çizelgesi özelliği, kullanıcıların geçmişteki seyahatlerini ve günlük hareketlerini detaylı bir şekilde takip etmelerine olanak tanıyordu. Ancak, son günlerde yaşanan teknik bir sorun nedeniyle birçok kullanıcının konum geçmişi verileri geri dönüşü olmayacak şekilde silindi. Bu hatanın üzerine kullanıcılara mail atan şirket, veri kaybının kalıcı olduğunu aktarırken kullanıcılardan özür diledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mXSx69KyVkWKn7JjhFwTbA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Google Maps Zaman Çizelgesi, kullanıcıların geçmişte ziyaret ettikleri yerleri ve seyahat alışkanlıklarını görselleştirmesine olanak tanıyan bir özelliktir. Harita üzerinde belirli bir gün veya zaman dilimi seçerek, o süreçteki hareketler ve ziyaret edilen mekanlar detaylı bir şekilde görüntülenebilir. Bu özellik, Google'ın konum takibi yeteneklerinden yararlanır. Google bu özelliği kullanan bazı kullanıcıların verilerini yanlışlıkla sildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SBcUxI6zbUeDB05JrqMupQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Google, olayın ardından etkilenen kullanıcılara e-posta ile bilgilendirme yaptı. Bu iletişimde, verilerini yedekleyen kullanıcıların bir kısmının bu verilere yeniden erişim sağlayabileceği belirtilirken, yedekleme yapmayanlar için maalesef veri kaybının kalıcı olduğu ifade edildi. Şirket, teknik sorunla ilgili özür dilemekle beraber sorunun tekrar etmemesi adına altyapı iyileştirmeleri üzerinde çalıştıklarını vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hw2kwLLn40iRmFhCx_m6JQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu olay, bulut tabanlı veri depolama sistemlerinin güvenilirliği ve yedekleme stratejilerinin önemi konusunda yeni soruları gündeme getirdi. Uzmanlar, bireysel kullanıcıların bu tür kayıplardan korunmak için düzenli yedeklemeler yapmaları gerektiğinin altını çiziyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r8RCvKSCM0WrR08PxrMWNQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Veri kaybına uğrayan kullanıcıların bir kısmı ise durumu sosyal medya platformlarında dile getirerek, Google'dan daha etkili bir çözüm ve kullanıcı dostu iletişim beklediklerini ifade etti.Dijital dünyada hayatımıza kolaylık sağlayan araçların, bazen beklenmeyen sorunlara yol açabileceğini bir kez daha hatırlatan bu olay, teknoloji şirketlerinin veri güvenliği konusundaki sorumluluğunu artırıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çırak olarak başladı, 50 yıldır mesleğini yapıyor: Ustalığını gençlere aktarmak istiyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cirak-olarak-basladi-50-yildir-meslegini-yapiyor-ustaligini-genclere-aktarmak-istiyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cirak-olarak-basladi-50-yildir-meslegini-yapiyor-ustaligini-genclere-aktarmak-istiyor</guid>
<description><![CDATA[ Teknolojiye yenik düşen bakır ve kalaycılığın Aydın’daki son temsilcilerinden olan 57 yaşındaki 2 çocuk babası Murat Uçar, çırak olarak girdiği mesleğinde 50 yıla yaklaşırken, en büyük korkusunun vatandaşın bakırlarının ortada kalması olduğunu söyleyerek &quot;Bakır bitmez ama usta bitti&quot; dedi.Aydın’da yaşayan Murat Uçar (57), çırak olarak başladığı bakır ve kalaycılık işinde 49. yılını doldurdu. Bu mesleğin şehirdeki son temsilcilerinden olan Uçar, yetiştirecek çırak bulamadıklarını ifade ederken, en büyük hayallerinden birisinin de ustalığını genç nesillere aktarabilmek olduğunu söyledi. Aydın genelinde kalay ustası sayısının bir elin parmağını geçmediğini ve işini bıraktıktan sonra vatandaşların bakırlarının orta kalacağını ifade eden Uçar; &quot;Bakır bitmez ama usta bitti&quot; dedi.  Kendisinin mesleğinde sona yaklaştığını ve mesleği bıraktıklarında kalay ustalığı mesleğinin kendileriyle beraber toprağa gideceğini vurgulayan Uçar; &quot;1976’dan beri bu mesleği yapıyorum. Baba mesleği zaten. Allah’a çok şükür çocuklarımı evlendirdim, geçimimi buradan sağlıyorum ama tek sıkıntımız çırak bulunmaması. Maalesef çırak yetişmiyor. Öğrenen nesil yok. En büyük korkum, ben de mesleği bıraktıktan sonra bu milletin bakırları ne olacak. Çünkü bu işi yapan usta kalmadı. Bir elin parmağını geçmez 3-5 usta kaldık. Yetişen eleman da yok. Yani bakır bitmez ama usta bitti. Ne olacak bu bakırlar bakalım. Bu sokakta 2 kişiyiz. Aydın genelinde toplasan 5 kişi anca kaldık. Artık yetiştirecek çırak bulamıyoruz. Gerçekten en büyük korkum bu. Bakır çok ama usta yok. Maalesef ustalığımı aktarabileceğim kimse yok. Keşke birisine bırakabilsem&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e5VUHTE-UUqLAXO0V4elmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çırak, olarak, başladı, yıldır, mesleğini, yapıyor:, Ustalığını, gençlere, aktarmak, istiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e5VUHTE-UUqLAXO0V4elmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çırak olarak başladı, 50 yıldır mesleğini yapıyor: Ustalığını gençlere aktarmak istiyor"><p>Teknolojiye yenik düşen bakır ve kalaycılığın Aydın’daki son temsilcilerinden olan 57 yaşındaki 2 çocuk babası Murat Uçar, çırak olarak girdiği mesleğinde 50 yıla yaklaşırken, en büyük korkusunun vatandaşın bakırlarının ortada kalması olduğunu söyleyerek "Bakır bitmez ama usta bitti" dedi.</p><p>Aydın’da yaşayan Murat Uçar (57), çırak olarak başladığı bakır ve kalaycılık işinde 49. yılını doldurdu. </p><p>Bu mesleğin şehirdeki son temsilcilerinden olan Uçar, yetiştirecek çırak bulamadıklarını ifade ederken, en büyük hayallerinden birisinin de ustalığını genç nesillere aktarabilmek olduğunu söyledi. </p><p>Aydın genelinde kalay ustası sayısının bir elin parmağını geçmediğini ve işini bıraktıktan sonra vatandaşların bakırlarının orta kalacağını ifade eden Uçar; "Bakır bitmez ama usta bitti" dedi.  Kendisinin mesleğinde sona yaklaştığını ve mesleği bıraktıklarında kalay ustalığı mesleğinin kendileriyle beraber toprağa gideceğini vurgulayan Uçar; "1976’dan beri bu mesleği yapıyorum. Baba mesleği zaten. Allah’a çok şükür çocuklarımı evlendirdim, geçimimi buradan sağlıyorum ama tek sıkıntımız çırak bulunmaması. Maalesef çırak yetişmiyor. Öğrenen nesil yok. En büyük korkum, ben de mesleği bıraktıktan sonra bu milletin bakırları ne olacak. Çünkü bu işi yapan usta kalmadı. Bir elin parmağını geçmez 3-5 usta kaldık. Yetişen eleman da yok. Yani bakır bitmez ama usta bitti. Ne olacak bu bakırlar bakalım. Bu sokakta 2 kişiyiz. Aydın genelinde toplasan 5 kişi anca kaldık. Artık yetiştirecek çırak bulamıyoruz. Gerçekten en büyük korkum bu. Bakır çok ama usta yok. Maalesef ustalığımı aktarabileceğim kimse yok. Keşke birisine bırakabilsem" dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tencent&amp;apos;ten yeni nesil yapay zeka: T1 akıl yürütme modeli piyasada</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tencentten-yeni-nesil-yapay-zeka-t1-akil-yurutme-modeli-piyasada</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tencentten-yeni-nesil-yapay-zeka-t1-akil-yurutme-modeli-piyasada</guid>
<description><![CDATA[ Çin’in teknoloji devi Tencent, yapay zeka alanında rekabetin her geçen gün arttığı bir dönemde T1 adını verdiği yeni akıl yürütme modelini resmen tanıttı. Şirket, bu modelin özellikle bilgi işleme ve hız açısından oldukça yenilikçi özellikler sunduğunu belirtiyor. T1&#039;in, Tencent&#039;in önceden geliştirdiği Turbo S adlı temel dil modeli üzerine inşa edildiği ve rakip modellerin performansını bazı metriklerde aşmayı hedeflediği bildiriliyor.TEKNİK ÖZELLİKLER VE YENİLİKLER  Tencent’in T1 modeli, yapay zekanın bilgi işleme ve akıl yürütme kapasitelerinde çığır açan yenilikler sunma iddiasında. Turbo S adı verilen temel dil modeli üzerine inşa edilen T1, özellikle büyük ve karmaşık veri kümelerini verimli bir şekilde işleme, analiz etme ve hızlı sonuçlar üretme yeteneği ile dikkat çekiyor. Bu model, yapay zekanın hata oranlarını düşürmek ve doğruluk oranını artırmak için bir dizi teknik geliştirme içeriyor.   T1, önceki modellere ve rakip sistemlere kıyasla daha yüksek işlem hızlarına sahip. Uzun metin belgelerini analiz ederken, içeriklerin bağlamsal ilişkilerini hızlı bir şekilde çıkarabiliyor. Bu özelliği, modelin yalnızca bilgiye erişim hızını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcı etkileşimlerinde daha kesintisiz bir deneyim sunmasını sağlıyor.   Yapay zeka modellerinin &quot;halüsinasyon&quot; olarak bilinen yanlış bilgi üretme eğilimleri, T1&#039;in geliştirilmesi sürecinde odak noktalarından biri oldu. Tencent&#039;in belirttiğine göre, T1 modeli, halüsinasyon oranlarını minimum seviyelere indirgemeyi başardı. Bu, modelin yalnızca daha güvenilir ve doğru bilgi sağlamasını değil, aynı zamanda özellikle bilgi güvenliği ve doğruluğun kritik olduğu sektörlerde kullanılabilirliğini artırıyor.   T1’in bağlamsal anlama yeteneği, uzun ve karmaşık metinlerde bile metin içindeki anlam ilişkilerini derinlemesine analiz edebilmesini sağlıyor. Model, metinlerdeki örtük anlamları ve nüansları algılamak için geliştirilmiş algoritmalarla donatılmış durumda. Bu, özellikle belge analizi, hukuki metinlerin yorumlanması ve akademik çalışmalar gibi uzmanlık gerektiren alanlarda kullanılabilmesini sağlıyor.   Tencent, T1’i modüler bir yapıda tasarlayarak kullanım senaryolarına göre özelleştirilebilir hale getirdi. Model, farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik optimize edilebilecek bir mimariye sahip. Eğitim, finans, sağlık gibi çok çeşitli alanlarda uygulama potansiyeli sunarken, kullanıcı taleplerine göre kolayca genişletilebiliyor.   ÇEVRE DOSTU YAPAY ZEKA   T1’in geliştirilmesi sırasında enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik ilkeleri de ön planda tutuldu. Tencent, modelin enerji tüketimini optimize eden bir altyapı üzerinde çalıştığını belirtiyor. Bu, yapay zeka teknolojilerinin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.   YAPAY ZEKA YATIRIMCILARI DEVAM EDECEK  Tencent’in T1 modeli, Çin’deki AI rekabetinin giderek kızıştığı bir dönemde piyasaya sürüldü. Yapay zeka sektöründe konumunu güçlendirmek isteyen Tencent, yeni modelin yanı sıra, teknoloji geliştirme ve araştırma yatırımlarını artıracağını duyurdu. Şirket, gelecekteki uygulamalar için daha da optimize edilmiş modeller geliştirme taahhüdü vererek, bu alandaki yenilikçiliğini sürdürmeyi planlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uiC1GXjsuESDRCMG8RvTOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tencentten, yeni, nesil, yapay, zeka:, akıl, yürütme, modeli, piyasada</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uiC1GXjsuESDRCMG8RvTOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tencent'ten yeni nesil yapay zeka: T1 akıl yürütme modeli piyasada"><p>Çin’in teknoloji devi Tencent, yapay zeka alanında rekabetin her geçen gün arttığı bir dönemde T1 adını verdiği yeni akıl yürütme modelini resmen tanıttı. Şirket, bu modelin özellikle bilgi işleme ve hız açısından oldukça yenilikçi özellikler sunduğunu belirtiyor. T1'in, Tencent'in önceden geliştirdiği Turbo S adlı temel dil modeli üzerine inşa edildiği ve rakip modellerin performansını bazı metriklerde aşmayı hedeflediği bildiriliyor.</p><strong>TEKNİK ÖZELLİKLER VE YENİLİKLER</strong>  Tencent’in T1 modeli, yapay zekanın bilgi işleme ve akıl yürütme kapasitelerinde çığır açan yenilikler sunma iddiasında. Turbo S adı verilen temel dil modeli üzerine inşa edilen T1, özellikle büyük ve karmaşık veri kümelerini verimli bir şekilde işleme, analiz etme ve hızlı sonuçlar üretme yeteneği ile dikkat çekiyor. Bu model, yapay zekanın hata oranlarını düşürmek ve doğruluk oranını artırmak için bir dizi teknik geliştirme içeriyor.   T1, önceki modellere ve rakip sistemlere kıyasla daha yüksek işlem hızlarına sahip. Uzun metin belgelerini analiz ederken, içeriklerin bağlamsal ilişkilerini hızlı bir şekilde çıkarabiliyor. Bu özelliği, modelin yalnızca bilgiye erişim hızını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcı etkileşimlerinde daha kesintisiz bir deneyim sunmasını sağlıyor.   Yapay zeka modellerinin "halüsinasyon" olarak bilinen yanlış bilgi üretme eğilimleri, T1'in geliştirilmesi sürecinde odak noktalarından biri oldu. Tencent'in belirttiğine göre, T1 modeli, halüsinasyon oranlarını minimum seviyelere indirgemeyi başardı. Bu, modelin yalnızca daha güvenilir ve doğru bilgi sağlamasını değil, aynı zamanda özellikle bilgi güvenliği ve doğruluğun kritik olduğu sektörlerde kullanılabilirliğini artırıyor.   T1’in bağlamsal anlama yeteneği, uzun ve karmaşık metinlerde bile metin içindeki anlam ilişkilerini derinlemesine analiz edebilmesini sağlıyor. Model, metinlerdeki örtük anlamları ve nüansları algılamak için geliştirilmiş algoritmalarla donatılmış durumda. Bu, özellikle belge analizi, hukuki metinlerin yorumlanması ve akademik çalışmalar gibi uzmanlık gerektiren alanlarda kullanılabilmesini sağlıyor.   Tencent, T1’i modüler bir yapıda tasarlayarak kullanım senaryolarına göre özelleştirilebilir hale getirdi. Model, farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik optimize edilebilecek bir mimariye sahip. Eğitim, finans, sağlık gibi çok çeşitli alanlarda uygulama potansiyeli sunarken, kullanıcı taleplerine göre kolayca genişletilebiliyor.   <strong>ÇEVRE DOSTU YAPAY ZEKA</strong>   T1’in geliştirilmesi sırasında enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik ilkeleri de ön planda tutuldu. Tencent, modelin enerji tüketimini optimize eden bir altyapı üzerinde çalıştığını belirtiyor. Bu, yapay zeka teknolojilerinin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.   <strong>YAPAY ZEKA YATIRIMCILARI DEVAM EDECEK</strong>  Tencent’in T1 modeli, Çin’deki AI rekabetinin giderek kızıştığı bir dönemde piyasaya sürüldü. Yapay zeka sektöründe konumunu güçlendirmek isteyen Tencent, yeni modelin yanı sıra, teknoloji geliştirme ve araştırma yatırımlarını artıracağını duyurdu. Şirket, gelecekteki uygulamalar için daha da optimize edilmiş modeller geliştirme taahhüdü vererek, bu alandaki yenilikçiliğini sürdürmeyi planlıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Piramitlerin gizemi artıyor: Altında yeraltı şehri olabilir!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/piramitlerin-gizemi-artiyor-altinda-yeralti-sehri-olabilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/piramitlerin-gizemi-artiyor-altinda-yeralti-sehri-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ İtalyan bilim insanları, Kefren Piramidi’nin yaklaşık 700 metre altında devasa bir su sistemi ve yeraltı yapıları keşfettiklerini açıkladı. Radar teknolojisiyle yapılan araştırmalar, piramitlerin altında gizli bir yeraltı şehrinin varlığını işaret ediyor. Ancak, bilim dünyasında bu keşfe dair şüpheler de devam ediyor.Mısır’daki ünlü piramitlerin altındaki &quot;yeraltı şehri&quot;ne dair yeni keşif, bilim dünyasında heyecan yaratmaya devam ediyor. İtalyan araştırmacılardan oluşan bir ekip, Kefren Piramidi’nin  yaklaşık 700 metre derinliğinde yer alan gizemli su sistemi ve yeraltı yapıları tespit ettiklerini açıkladı.Ekip, sonar radar teknolojisi kullanarak, piramitlerin altındaki yerin derinliklerinden yüksek çözünürlüklü görüntüler elde etti ve yapıları üç boyutlu haritaladı.&quot;YERALTI ŞEHRİNİ ORTAYA ÇIKARACAĞIZ&quot;  Daily Mail&#039;de yer alan habere göre, Cumartesi günü yapılan bir basın açıklamasında, araştırmacılar, bu keşfin yalnızca su sistemini değil, aynı zamanda derinlere inen yeraltı yollarını da işaret ettiğini belirtti. İtalya&#039;nın Pisa Üniversitesi&#039;nden Prof. Corrado Malanga, &quot;Bu görüntüleri gelecekte büyüttüğümüzde, altındaki yapıların gerçek bir yeraltı şehri olduğunu ortaya çıkaracağız&quot; şeklinde konuştu.  Keşfe dair ilk tepkiler karışık oldu. Bazı bilim insanları, bu iddiaları &quot;yanlış&quot; ve &quot;abartılı&quot; olarak nitelendirirken, diğerleri yeraltı yapılarının varlığını ciddiyetle ele aldı. Özellikle, Kefren Piramidi&#039;nin altındaki dikey şaftlar ve devasa odalarla ilgili yapılan açıklamalar, dikkatleri üzerine çekti. Ekip, piramidin yapısının sağlam kalabilmesi için bu yeraltı sistemlerinin önemli bir rol oynayabileceğini öne sürdü.  Denver Üniversitesi&#039;nden radar uzmanı Prof. Lawrence Conyers ise, yerin bu kadar derinine inen radar teknolojilerinin henüz bu kadar ileri gitmeye yetmediğini, dolayısıyla yeraltı şehri fikrinin aşırı abartı olduğunu savundu. Ancak, piramitlerin altındaki küçük yapıların varlığına dair olasılıkları dışlamadı.GİZEMLİ BÜYÜK ODALAR   İtalya’daki basın toplantısında paylaşılan bir diğer ilginç bulgu ise, piramitlerin altındaki &quot;Amenti Salonları&quot; ile bağlantılı olduğu iddia edilen büyük odaların keşfi oldu. Bu odaların, eski Mısır&#039;a dair kayıp bilgileri barındırdığına inanılıyor. Ekip, ayrıca, yeraltı yapılarının birbirine bağlı şaftlarla erişilebilen büyük dikdörtgen muhafazalar içerdiğini ve bu yapıların piramitlerin boyutlarına yakın büyüklükte olduğunu belirtti.  Malanga ve diğer araştırmacılar, 2022’de yaptıkları bir çalışma ile Kefren Piramidi’nin tabanına yakın bir termal anomali tespit ettiklerini ve bu bulguların, piramidin altındaki gizli odalarla ilgili daha fazla kanıt sunduğunu belirttiler. Ekip, bu yeni keşiflerin Mısır’ın eski medeniyetlerine dair daha derin anlayışlar sunduğuna inanıyor.  Ancak, bu araştırmanın henüz bağımsız uzmanlar tarafından doğrulanmadığı ve bilimsel dergilerde yayımlanmadığı belirtiliyor. Bu nedenle, konuyla ilgili kesin sonuçlara ulaşmak için daha fazla inceleme yapılması gerektiği vurgulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hDHomS4ysEepDLXvEdWZpQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Piramitlerin, gizemi, artıyor:, Altında, yeraltı, şehri, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hDHomS4ysEepDLXvEdWZpQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Piramitlerin gizemi artıyor: Altında yeraltı şehri olabilir!"><p>İtalyan bilim insanları, Kefren Piramidi’nin yaklaşık 700 metre altında devasa bir su sistemi ve yeraltı yapıları keşfettiklerini açıkladı. Radar teknolojisiyle yapılan araştırmalar, piramitlerin altında gizli bir yeraltı şehrinin varlığını işaret ediyor. Ancak, bilim dünyasında bu keşfe dair şüpheler de devam ediyor.</p><p>Mısır’daki ünlü piramitlerin altındaki "yeraltı şehri"ne dair yeni keşif, bilim dünyasında heyecan yaratmaya devam ediyor. İtalyan araştırmacılardan oluşan bir ekip, Kefren Piramidi’nin  yaklaşık 700 metre derinliğinde yer alan gizemli su sistemi ve yeraltı yapıları tespit ettiklerini açıkladı.</p><p>Ekip, sonar radar teknolojisi kullanarak, piramitlerin altındaki yerin derinliklerinden yüksek çözünürlüklü görüntüler elde etti ve yapıları üç boyutlu haritaladı.</p><p><strong>"YERALTI ŞEHRİNİ ORTAYA ÇIKARACAĞIZ"</strong>  Daily Mail'de yer alan habere göre, Cumartesi günü yapılan bir basın açıklamasında, araştırmacılar, bu keşfin yalnızca su sistemini değil, aynı zamanda derinlere inen yeraltı yollarını da işaret ettiğini belirtti. İtalya'nın Pisa Üniversitesi'nden Prof. Corrado Malanga, "Bu görüntüleri gelecekte büyüttüğümüzde, altındaki yapıların gerçek bir yeraltı şehri olduğunu ortaya çıkaracağız" şeklinde konuştu.  Keşfe dair ilk tepkiler karışık oldu. Bazı bilim insanları, bu iddiaları "yanlış" ve "abartılı" olarak nitelendirirken, diğerleri yeraltı yapılarının varlığını ciddiyetle ele aldı. Özellikle, Kefren Piramidi'nin altındaki dikey şaftlar ve devasa odalarla ilgili yapılan açıklamalar, dikkatleri üzerine çekti. Ekip, piramidin yapısının sağlam kalabilmesi için bu yeraltı sistemlerinin önemli bir rol oynayabileceğini öne sürdü.  Denver Üniversitesi'nden radar uzmanı Prof. Lawrence Conyers ise, yerin bu kadar derinine inen radar teknolojilerinin henüz bu kadar ileri gitmeye yetmediğini, dolayısıyla yeraltı şehri fikrinin aşırı abartı olduğunu savundu. Ancak, piramitlerin altındaki küçük yapıların varlığına dair olasılıkları dışlamadı.</p><p><strong>GİZEMLİ BÜYÜK ODALAR </strong>  İtalya’daki basın toplantısında paylaşılan bir diğer ilginç bulgu ise, piramitlerin altındaki "Amenti Salonları" ile bağlantılı olduğu iddia edilen büyük odaların keşfi oldu. Bu odaların, eski Mısır'a dair kayıp bilgileri barındırdığına inanılıyor. Ekip, ayrıca, yeraltı yapılarının birbirine bağlı şaftlarla erişilebilen büyük dikdörtgen muhafazalar içerdiğini ve bu yapıların piramitlerin boyutlarına yakın büyüklükte olduğunu belirtti.  Malanga ve diğer araştırmacılar, 2022’de yaptıkları bir çalışma ile Kefren Piramidi’nin tabanına yakın bir termal anomali tespit ettiklerini ve bu bulguların, piramidin altındaki gizli odalarla ilgili daha fazla kanıt sunduğunu belirttiler. Ekip, bu yeni keşiflerin Mısır’ın eski medeniyetlerine dair daha derin anlayışlar sunduğuna inanıyor.  Ancak, bu araştırmanın henüz bağımsız uzmanlar tarafından doğrulanmadığı ve bilimsel dergilerde yayımlanmadığı belirtiliyor. Bu nedenle, konuyla ilgili kesin sonuçlara ulaşmak için daha fazla inceleme yapılması gerektiği vurgulanıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Game of Thrones: Kingsroad oyunu erken erişime açılıyor! İşte fiyatı ve detayları</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/game-of-thrones-kingsroad-oyunu-erken-erisime-aciliyor-iste-fiyati-ve-detaylari</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/game-of-thrones-kingsroad-oyunu-erken-erisime-aciliyor-iste-fiyati-ve-detaylari</guid>
<description><![CDATA[ Netmarble Neo tarafından geliştirilen Game of Thrones: Kingsroad, oyuncuları, George R.R. Martin&#039;in büyüleyici Westeros evrenine taşıyacak yepyeni bir aksiyon-macera RPG deneyimi sunuyor.ANA HİKAYE VE YAN GÖREVLERLE DOLU BİR DÜNYA   Game of Thrones: Kingsroad, oyunculara Winterfell, King&#039;s Landing ve Highgarden gibi Game of Thrones evreninin en tanınmış mekanlarını keşfetme fırsatı veriyor. Erken erişim aşamasında oyuncular, ana hikayenin 50 bölümünü oynayabilecek ve yüzlerce yan görev ile açık dünya karşılaşmalarına katılabilecek. GAME OF THRONES: KINGSROAD FİYATI NE KADAR?   Oyun, tam sürümüyle ücretsiz olarak sunulacak, ancak erken erişim döneminde yer almak isteyen oyuncular için özel Founder&#039;s Pack paketleri mevcut. Bu paketler, oyunculara oyun içi para birimi, özel kostümler ve binekler gibi avantajlar sağlayarak erken erişim sürecini daha cazip hale getiriyor.    Şirketin sunduğu iki başlangıç paketinden biri 25 dolar, diğeri 50 dolardan satılacak. GELİŞTİRME SÜRECİ VE TOPLULUK GERİ BİLDİRİMİ   Netmarble Neo, erken erişim süreci boyunca oyunculardan aktif geri bildirim toplayarak oyunun grafik performansını, kullanıcı arayüzünü ve oyun dengesini geliştirmeyi hedefliyor. Bu, hem oyun içeriğinin hem de teknik altyapının oyuncu beklentilerine göre şekillendirilmesini sağlayacak. Yapımcı ekip, oyuncu topluluğunun bu süreçteki katılımının oyunu daha iyi bir noktaya taşıyacağını vurguluyor.    Game of Thrones: Kingsroad, Westeros&#039;un karmaşık politikaları ve tarihiyle harmanlanmış bir hikaye sunarak oyuncuları kendine çekiyor. Gelişmiş grafikler, dikkat çekici karakter modellemeleri ve sürükleyici bir anlatım, Game of Thrones evrenine duyulan hayranlığı yeni bir seviyeye taşıyabilir.    Netmarble Neo’nun bu yeni projesi, Game of Thrones hayranlarının yanı sıra RPG sevenler için de heyecan verici bir deneyim sunmayı vaat ediyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JpuAhuVQQEWF6_W1vDkIuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Game, Thrones:, Kingsroad, oyunu, erken, erişime, açılıyor, İşte, fiyatı, detayları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JpuAhuVQQEWF6_W1vDkIuQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Game of Thrones: Kingsroad oyunu erken erişime açılıyor! İşte fiyatı ve detayları"><p>Netmarble Neo tarafından geliştirilen Game of Thrones: Kingsroad, oyuncuları, George R.R. Martin'in büyüleyici Westeros evrenine taşıyacak yepyeni bir aksiyon-macera RPG deneyimi sunuyor.</p><p><strong>ANA HİKAYE VE YAN GÖREVLERLE DOLU BİR DÜNYA</strong>   Game of Thrones: Kingsroad, oyunculara Winterfell, King's Landing ve Highgarden gibi Game of Thrones evreninin en tanınmış mekanlarını keşfetme fırsatı veriyor. Erken erişim aşamasında oyuncular, ana hikayenin 50 bölümünü oynayabilecek ve yüzlerce yan görev ile açık dünya karşılaşmalarına katılabilecek. </p><p><strong>GAME OF THRONES: KINGSROAD FİYATI NE KADAR?</strong>   Oyun, tam sürümüyle ücretsiz olarak sunulacak, ancak erken erişim döneminde yer almak isteyen oyuncular için özel Founder's Pack paketleri mevcut. Bu paketler, oyunculara oyun içi para birimi, özel kostümler ve binekler gibi avantajlar sağlayarak erken erişim sürecini daha cazip hale getiriyor.    Şirketin sunduğu iki başlangıç paketinden biri 25 dolar, diğeri 50 dolardan satılacak. </p><p><strong>GELİŞTİRME SÜRECİ VE TOPLULUK GERİ BİLDİRİMİ</strong>   Netmarble Neo, erken erişim süreci boyunca oyunculardan aktif geri bildirim toplayarak oyunun grafik performansını, kullanıcı arayüzünü ve oyun dengesini geliştirmeyi hedefliyor. Bu, hem oyun içeriğinin hem de teknik altyapının oyuncu beklentilerine göre şekillendirilmesini sağlayacak. Yapımcı ekip, oyuncu topluluğunun bu süreçteki katılımının oyunu daha iyi bir noktaya taşıyacağını vurguluyor.    Game of Thrones: Kingsroad, Westeros'un karmaşık politikaları ve tarihiyle harmanlanmış bir hikaye sunarak oyuncuları kendine çekiyor. Gelişmiş grafikler, dikkat çekici karakter modellemeleri ve sürükleyici bir anlatım, Game of Thrones evrenine duyulan hayranlığı yeni bir seviyeye taşıyabilir.    Netmarble Neo’nun bu yeni projesi, Game of Thrones hayranlarının yanı sıra RPG sevenler için de heyecan verici bir deneyim sunmayı vaat ediyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apple’dan katlanabilir iPhone hamlesi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/appledan-katlanabilir-iphone-hamlesi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/appledan-katlanabilir-iphone-hamlesi</guid>
<description><![CDATA[ Apple, geleceğin katlanabilir iPhone modelleri üzerinde ilerlerken, kritik mekanik bileşenlerden biri olan menteşe tasarımında çığır açacak bir yaklaşım benimsiyor. Şirkete dair çıkan söylentilere göre, katlanabilir cihazın ana dönüş noktasında, uzun ömür, estetik bütünlük ve sorunsuz bir katlanma deneyimi sunmayı amaçlayan sıvı metal menteşe teknolojisi kullanılacak.Geleneksel menteşe çözümleri, zamanla oluşan mekanik yıpranma, sık kullanımda oluşan kireçlenme ve tekrarlanan katlamalardan dolayı yapı malzemesinde aşınma gibi sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor. Apple’ın gündeme taşıdığı sıvı metal, amorf (düzensiz kristal yapıda) bir yapı sunarak, bu sorunların önüne geçmeyi hedefliyor. SIVI METAL MENTEŞENİN AVANTAJLARI NELER?   Apple’ın kullanmayı planladığı malzemenin sağladığı en önemli avantaj, yüksek dayanıklılık. Amorf yapısı sayesinde, geleneksel alaşımlara göre mekanik yorulmayı minimize eder. Böylece yüzlerce hatta binlerce katlama sonrasında bile menteşe performansından ödün vermez.    Sıvı metal, düşük sürtünme katsayısına sahip olduğu için, katlanma sırasında oluşan aşınmayı azaltır ve ekranın doğal eğriliği ile menteşe arasındaki geçişi yumuşak hale getirir.    Malzemenin modern ve pürüzsüz görünümü, Apple’ın tasarım felsefesiyle de uyum sağlayarak, cihazın şıklığını korur. Geleneksel mekanik menteşelerin yarattığı kalınlık problemi, sıvı metal teknolojisi ile giderilerek daha ince ve kompakt bir yapı ortaya çıkarılabilir. ENTEGRASYON VE ÜRETİM SÜRECİ Apple’ın bu yenilikçi menteşe tasarımını hayata geçirme sürecinde, hem ileri malzeme mühendisliğinden hem de robotik otomasyon teknolojilerinden faydalanması bekleniyor. Geliştirme aşamasında, prototip testleriyle malzemenin Ay yüzeyinde ve ofis ortamındaki dayanıklılığı benzeri görülmemiş bir titizlikle değerlendirilecek. Sıvı metalin, yüksek ısı dalgalanmaları, mekanik yük ve uzun süreli kullanım koşullarında nasıl davrandığına dair kapsamlı mühendislik analizleri yapılacak. Bu test süreçleri, Apple’ın ürünlerinin kalite ve güvenlik standartlarını karşılaması için kritik bir adım olarak öne çıkıyor. APPLE, STANDARTLARI BELİRLEMENİN PEŞİNDE   Sıvı metal menteşe, Apple’ın katlanabilir iPhone projesinde sadece bir “parça” olmanın ötesine geçerek, geleceğin cihazlarında endüstri standardını yeniden tanımlayabilecek bir yapı sunuyor. Diğer üreticilerin de katlanabilir cihazlardaki mekanik sorunlarına çözüm ararken ilham alabileceği bu teknoloji, markanın teknolojiye getireceği yenilikçi dokunuşların habercisi olarak değerlendiriliyor. Ergonomik tasarımın yanı sıra, uzun ömür ve hassas işlevsellik gibi kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen özellikler, bu yeni menteşe yaklaşımının ana vurguları arasında yer alıyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X6GyB1uGb0mRlpJ5UM6EDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Apple’dan, katlanabilir, iPhone, hamlesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X6GyB1uGb0mRlpJ5UM6EDw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apple’dan katlanabilir iPhone hamlesi"><p>Apple, geleceğin katlanabilir iPhone modelleri üzerinde ilerlerken, kritik mekanik bileşenlerden biri olan menteşe tasarımında çığır açacak bir yaklaşım benimsiyor. Şirkete dair çıkan söylentilere göre, katlanabilir cihazın ana dönüş noktasında, uzun ömür, estetik bütünlük ve sorunsuz bir katlanma deneyimi sunmayı amaçlayan sıvı metal menteşe teknolojisi kullanılacak.</p><p>Geleneksel menteşe çözümleri, zamanla oluşan mekanik yıpranma, sık kullanımda oluşan kireçlenme ve tekrarlanan katlamalardan dolayı yapı malzemesinde aşınma gibi sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor. Apple’ın gündeme taşıdığı sıvı metal, amorf (düzensiz kristal yapıda) bir yapı sunarak, bu sorunların önüne geçmeyi hedefliyor. </p><p><strong>SIVI METAL MENTEŞENİN AVANTAJLARI NELER?</strong>   Apple’ın kullanmayı planladığı malzemenin sağladığı en önemli avantaj, yüksek dayanıklılık. Amorf yapısı sayesinde, geleneksel alaşımlara göre mekanik yorulmayı minimize eder. Böylece yüzlerce hatta binlerce katlama sonrasında bile menteşe performansından ödün vermez.    Sıvı metal, düşük sürtünme katsayısına sahip olduğu için, katlanma sırasında oluşan aşınmayı azaltır ve ekranın doğal eğriliği ile menteşe arasındaki geçişi yumuşak hale getirir.    Malzemenin modern ve pürüzsüz görünümü, Apple’ın tasarım felsefesiyle de uyum sağlayarak, cihazın şıklığını korur. Geleneksel mekanik menteşelerin yarattığı kalınlık problemi, sıvı metal teknolojisi ile giderilerek daha ince ve kompakt bir yapı ortaya çıkarılabilir. </p><p><strong>ENTEGRASYON VE ÜRETİM SÜRECİ</strong> </p><p>Apple’ın bu yenilikçi menteşe tasarımını hayata geçirme sürecinde, hem ileri malzeme mühendisliğinden hem de robotik otomasyon teknolojilerinden faydalanması bekleniyor. Geliştirme aşamasında, prototip testleriyle malzemenin Ay yüzeyinde ve ofis ortamındaki dayanıklılığı benzeri görülmemiş bir titizlikle değerlendirilecek. Sıvı metalin, yüksek ısı dalgalanmaları, mekanik yük ve uzun süreli kullanım koşullarında nasıl davrandığına dair kapsamlı mühendislik analizleri yapılacak. Bu test süreçleri, Apple’ın ürünlerinin kalite ve güvenlik standartlarını karşılaması için kritik bir adım olarak öne çıkıyor. </p><p><strong>APPLE, STANDARTLARI BELİRLEMENİN PEŞİNDE</strong>   Sıvı metal menteşe, Apple’ın katlanabilir iPhone projesinde sadece bir “parça” olmanın ötesine geçerek, geleceğin cihazlarında endüstri standardını yeniden tanımlayabilecek bir yapı sunuyor. Diğer üreticilerin de katlanabilir cihazlardaki mekanik sorunlarına çözüm ararken ilham alabileceği bu teknoloji, markanın teknolojiye getireceği yenilikçi dokunuşların habercisi olarak değerlendiriliyor. Ergonomik tasarımın yanı sıra, uzun ömür ve hassas işlevsellik gibi kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen özellikler, bu yeni menteşe yaklaşımının ana vurguları arasında yer alıyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çin, Ay&amp;apos;da dev bir radyo teleskop ağı kurmayı planlıyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cin-ayda-dev-bir-radyo-teleskop-agi-kurmayi-planliyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cin-ayda-dev-bir-radyo-teleskop-agi-kurmayi-planliyor</guid>
<description><![CDATA[ Çin, Ay&#039;ın Dünya&#039;dan görünmeyen uzak tarafında devasa bir radyo teleskop ağı kurmayı planlıyor. Bu proje, ultra uzun dalga boyundaki kozmik sinyalleri tespit ederek evrenin erken dönemlerini, özellikle de &quot;kozmik karanlık çağlar&quot; olarak adlandırılan dönemi incelemeyi hedefliyor.TELESKOP DİZİSİ VE TEKNİK YAPI  Çin&#039;in Ay&#039;ın uzak tarafına inşa etmeyi planladığı radyo teleskop dizisi, ultra uzun dalga boyundaki radyo sinyallerini algılamak için son derece gelişmiş bir teknolojiye sahip olacak. Bu dizide yaklaşık 7.200 anten yer alacak ve her biri birbirine senkronize bir şekilde çalışarak geniş bir alandan kozmik sinyalleri toplayacak. Ay&#039;ın bu bölgesi, Dünya&#039;dan gelen radyo frekans kirliliğinden izole olduğu için, sinyallerin daha net bir şekilde algılanmasına olanak tanıyacak. Ayrıca, Ay yüzeyindeki düşük yerçekimi, antenlerin yerleştirilmesi ve yapılandırılması sırasında avantaj sağlayacak.   Antenlerin tasarımı, hem yüksek hassasiyetle veri toplamak hem de dayanıklılık sağlamak için optimize edilecek. Bu antenler, Ay&#039;ın zorlu koşullarında - aşırı sıcaklık değişimleri, radyasyon ve toz fırtınaları - işlevini sürdürebilecek malzemelerden üretilecek. Dizinin kurulumu sırasında robotik araçlar kullanılacak ve bu robotlar, antenlerin belirlenen bölgelere hassas bir şekilde yerleştirilmesini sağlayacak.   Antenlerden toplanan veriler, Ay yüzeyinde kurulacak bir merkez aracılığıyla işlenecek ve Dünya&#039;ya aktarılacak. Bu, Ay&#039;ın uzak tarafındaki veri toplama sürecini daha verimli hale getirecek ve bilim insanlarının gerçek zamanlı analizler yapmasını mümkün kılacak. Ayrıca, teleskop dizisinin farklı frekans aralıklarında çalışabilmesi, geniş bir spektruma dair veriler elde edilmesine olanak tanıyacak.   BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK YENİLİKLER  Proje, sadece astronomi alanında değil, aynı zamanda mühendislik ve robotik alanlarında da yenilikçi çözümler sunmayı hedefliyor. Ay yüzeyinde böylesine karmaşık bir yapıyı hayata geçirmek, insanlığın uzay mühendisliği konusundaki yeteneklerini bir üst seviyeye taşıyabilir. Uzun vadede bu proje, Ay&#039;da daha kapsamlı bilimsel altyapılar oluşturulması için bir temel niteliği taşıyabilir.    PROJENİN AMACI  Projenin temel amacı, evrenin başlangıç evrelerine dair daha fazla bilgi edinmek ve özellikle &quot;kozmik karanlık çağlar&quot; olarak adlandırılan dönemi araştırmak. Bu dönem, Büyük Patlama&#039;dan sonraki ilk yıldızların oluşumuna kadar geçen süreci kapsar ve bu süreçte yayılan radyo dalgaları, evrenin oluşumuna dair eşsiz veriler taşıyabilir.   Geleneksel radyo teleskoplar, Dünya atmosferi tarafından engellenen ultra uzun dalga boylarındaki sinyalleri yakalamakta zorluk çeker. Ancak, Ay&#039;ın uzak tarafındaki radyo teleskop ağı, bu engellerden arındırılmış bir ortamda çalışacak. Ay, radyo frekans kirliliğine karşı doğal bir bariyer sağladığı için bu tür gözlemler için ideal bir konumdur. Proje sayesinde bilim insanları, evrenin ilk ışıkları ve maddenin dağılımı gibi konular üzerinde daha detaylı analizler yapabilecek.   Bu gözlem aynı zamanda, galaksilerin nasıl oluştuğuna ve evrenin erken dönemlerdeki yapısına dair birçok temel soruya ışık tutabilir. Ayrıca, bu araştırmalar, karanlık madde ve karanlık enerjinin dinamikleri hakkında da daha fazla ipucu sağlayabilir.  Ay keşif programı, bilimsel ilerlemeyi hızlandırmanın yanı sıra uluslararası işbirliği fırsatları da sunabilir. Söz konusu proje, uzaydaki altyapının nasıl daha efektif kullanılabileceği konusunda yeni bir standart belirleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FwkDmjsxgk-DRhWkueafnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çin, Ayda, dev, bir, radyo, teleskop, ağı, kurmayı, planlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FwkDmjsxgk-DRhWkueafnw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çin'den Ay'da teleskop adımı"><p>Çin, Ay'ın Dünya'dan görünmeyen uzak tarafında devasa bir radyo teleskop ağı kurmayı planlıyor. Bu proje, ultra uzun dalga boyundaki kozmik sinyalleri tespit ederek evrenin erken dönemlerini, özellikle de "kozmik karanlık çağlar" olarak adlandırılan dönemi incelemeyi hedefliyor.</p><p><strong>TELESKOP DİZİSİ VE TEKNİK YAPI</strong>  Çin'in Ay'ın uzak tarafına inşa etmeyi planladığı radyo teleskop dizisi, ultra uzun dalga boyundaki radyo sinyallerini algılamak için son derece gelişmiş bir teknolojiye sahip olacak. Bu dizide yaklaşık 7.200 anten yer alacak ve her biri birbirine senkronize bir şekilde çalışarak geniş bir alandan kozmik sinyalleri toplayacak. Ay'ın bu bölgesi, Dünya'dan gelen radyo frekans kirliliğinden izole olduğu için, sinyallerin daha net bir şekilde algılanmasına olanak tanıyacak. Ayrıca, Ay yüzeyindeki düşük yerçekimi, antenlerin yerleştirilmesi ve yapılandırılması sırasında avantaj sağlayacak.   Antenlerin tasarımı, hem yüksek hassasiyetle veri toplamak hem de dayanıklılık sağlamak için optimize edilecek. Bu antenler, Ay'ın zorlu koşullarında - aşırı sıcaklık değişimleri, radyasyon ve toz fırtınaları - işlevini sürdürebilecek malzemelerden üretilecek. Dizinin kurulumu sırasında robotik araçlar kullanılacak ve bu robotlar, antenlerin belirlenen bölgelere hassas bir şekilde yerleştirilmesini sağlayacak.   Antenlerden toplanan veriler, Ay yüzeyinde kurulacak bir merkez aracılığıyla işlenecek ve Dünya'ya aktarılacak. Bu, Ay'ın uzak tarafındaki veri toplama sürecini daha verimli hale getirecek ve bilim insanlarının gerçek zamanlı analizler yapmasını mümkün kılacak. Ayrıca, teleskop dizisinin farklı frekans aralıklarında çalışabilmesi, geniş bir spektruma dair veriler elde edilmesine olanak tanıyacak.   <strong>BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK YENİLİKLER</strong>  Proje, sadece astronomi alanında değil, aynı zamanda mühendislik ve robotik alanlarında da yenilikçi çözümler sunmayı hedefliyor. Ay yüzeyinde böylesine karmaşık bir yapıyı hayata geçirmek, insanlığın uzay mühendisliği konusundaki yeteneklerini bir üst seviyeye taşıyabilir. Uzun vadede bu proje, Ay'da daha kapsamlı bilimsel altyapılar oluşturulması için bir temel niteliği taşıyabilir.    <strong>PROJENİN AMACI</strong>  Projenin temel amacı, evrenin başlangıç evrelerine dair daha fazla bilgi edinmek ve özellikle "kozmik karanlık çağlar" olarak adlandırılan dönemi araştırmak. Bu dönem, Büyük Patlama'dan sonraki ilk yıldızların oluşumuna kadar geçen süreci kapsar ve bu süreçte yayılan radyo dalgaları, evrenin oluşumuna dair eşsiz veriler taşıyabilir.   Geleneksel radyo teleskoplar, Dünya atmosferi tarafından engellenen ultra uzun dalga boylarındaki sinyalleri yakalamakta zorluk çeker. Ancak, Ay'ın uzak tarafındaki radyo teleskop ağı, bu engellerden arındırılmış bir ortamda çalışacak. Ay, radyo frekans kirliliğine karşı doğal bir bariyer sağladığı için bu tür gözlemler için ideal bir konumdur. Proje sayesinde bilim insanları, evrenin ilk ışıkları ve maddenin dağılımı gibi konular üzerinde daha detaylı analizler yapabilecek.   Bu gözlem aynı zamanda, galaksilerin nasıl oluştuğuna ve evrenin erken dönemlerdeki yapısına dair birçok temel soruya ışık tutabilir. Ayrıca, bu araştırmalar, karanlık madde ve karanlık enerjinin dinamikleri hakkında da daha fazla ipucu sağlayabilir.  </p><p>Ay keşif programı, bilimsel ilerlemeyi hızlandırmanın yanı sıra uluslararası işbirliği fırsatları da sunabilir. Söz konusu proje, uzaydaki altyapının nasıl daha efektif kullanılabileceği konusunda yeni bir standart belirleyebilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitcoin, zayıf likidite girişleri nedeniyle satış baskısı altında kalmaya devam ediyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bitcoin-zayif-likidite-girisleri-nedeniyle-satis-baskisi-altinda-kalmaya-devam-ediyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bitcoin-zayif-likidite-girisleri-nedeniyle-satis-baskisi-altinda-kalmaya-devam-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Kripto para piyasası, düşük likidite girişleri ve yatırımcı güvenindeki kırılganlık nedeniyle zayıf bir görünüm sergiliyor. Glassnode’un yayımladığı son rapora göre, Bitcoin (BTC) piyasa genelinde azalan katılım ve süregelen satış baskısı nedeniyle aşağı yönlü risklerle karşı karşıya.Kripto para piyasası, düşük likidite girişleri ve yatırımcı güvenindeki zayıflama nedeniyle savunmacı bir duruş sergiliyor. Blockchain analiz firması Glassnode’un yayımladığı son rapora göre, Bitcoin (BTC), piyasa genelindeki düşük katılım ve süregelen satış baskısı nedeniyle aşağı yönlü risklerle karşı karşıya. Raporda, bazı spekülatif işlemler devam etse de, piyasanın genel yönünün belirsizliğini koruduğu vurgulanıyor.   Glassnode’un analizine göre, piyasanın temel göstergeleri Bitcoin’de zayıf bir satın alma iştahına işaret ediyor. Spot piyasa hacimleri düşük seyrederken, sürekli sözleşme hacmi deltası (CVD) pozitife dönse de, bu toparlanmanın güçlü bir trend oluşturmak için yeterli olmadığı görülüyor. Son birkaç haftada piyasa katılımındaki daralma dikkat çekerken, yatırımcıların alım tarafında temkinli davrandığı gözlemleniyor.   Borsa yatırım fonu (ETF) piyasalarındaki hareketlilik de piyasanın mevcut eğilimini destekler nitelikte. Bitcoin ETF&#039;lerinde devam eden çıkışlar, kurumsal yatırımcıların risk azaltma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Her ne kadar çıkışlar hız kesmiş olsa da, işlem hacimlerinin düşük seviyelere gerilemesi, büyük yatırımcıların piyasada daha ihtiyatlı davrandığını ortaya koyuyor.   TÜREV PİYASASINDA BELİRSİZLİK HAKİM  Vadeli işlemler piyasasında ise karışık sinyaller görülüyor. Açık pozisyon sayıları son düşüşlerin ardından dengelenmiş olsa da, fonlama oranları uzun vadeli ortalamaların oldukça altında seyrediyor. Bu durum, kaldıraçlı uzun pozisyonlara olan talebin zayıfladığını gösteriyor. Öte yandan, opsiyon piyasasında aşağı yönlü risklere karşı artan bir koruma eğilimi göze çarpıyor. 25 Delta Skew göstergesi, yatırımcıların fiyat düşüşlerine karşı hedge pozisyonlarını artırdığını ortaya koyuyor.   ZİNCİR ÜSTÜ VERİLER VE BİTCOİN&#039;İN TEMELLERİ  Zincir üstü veriler, piyasanın mevcut durumu hakkında daha temkinli bir tablo çiziyor. Bitcoin ağındaki aktif adres sayısı, transfer hacimleri ve işlem ücretleri düşmeye devam ederken, bu göstergelerdeki gerileme yatırımcı ilgisinin ve sermaye girişlerinin azaldığını gösteriyor. Ayrıca, sıcak sermaye payındaki azalma ve gerçekleşen sermaye büyümesinin yavaşlaması, piyasanın daha savunmacı bir duruş sergilediğine işaret ediyor.   Kârlılık ölçütlerinde de olumsuz sinyaller görülüyor. Bitcoin arzının kârda olan kısmı gerilerken, Net Gerçekleşmemiş Kar/Zarar (NUPL) göstergesi yatırımcıların giderek daha fazla stres altında olduğunu ve zorunlu satış ihtimalinin yükseldiğini gösteriyor.   BİTCOİN İÇİN RİSKLER DEVAM EDİYOR  Genel piyasa görünümü, Bitcoin’in yukarı yönlü hareket etmekte zorlanmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. ETF piyasalarından çıkışların sürmesi, zincir üstü temellerin zayıflaması ve opsiyon piyasasında aşağı yönlü risklere karşı artan korunma talebi, Bitcoin’in güçlü bir toparlanma yaşaması için yeterli destek bulamayabileceğini gösteriyor. Eğer likidite girişlerinde belirgin bir artış olmazsa, piyasa koşullarının mevcut düşüş eğilimini koruyabileceği belirtiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dvD02LMAuE-0Ywagk_LVKA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bitcoin, zayıf, likidite, girişleri, nedeniyle, satış, baskısı, altında, kalmaya, devam, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dvD02LMAuE-0Ywagk_LVKA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bitcoin satış baskısı altında kalmaya devam ediyor"><p>Kripto para piyasası, düşük likidite girişleri ve yatırımcı güvenindeki kırılganlık nedeniyle zayıf bir görünüm sergiliyor. Glassnode’un yayımladığı son rapora göre, Bitcoin (BTC) piyasa genelinde azalan katılım ve süregelen satış baskısı nedeniyle aşağı yönlü risklerle karşı karşıya.</p>Kripto para piyasası, düşük likidite girişleri ve yatırımcı güvenindeki zayıflama nedeniyle savunmacı bir duruş sergiliyor. Blockchain analiz firması Glassnode’un yayımladığı son rapora göre, Bitcoin (BTC), piyasa genelindeki düşük katılım ve süregelen satış baskısı nedeniyle aşağı yönlü risklerle karşı karşıya. Raporda, bazı spekülatif işlemler devam etse de, piyasanın genel yönünün belirsizliğini koruduğu vurgulanıyor.   Glassnode’un analizine göre, piyasanın temel göstergeleri Bitcoin’de zayıf bir satın alma iştahına işaret ediyor. Spot piyasa hacimleri düşük seyrederken, sürekli sözleşme hacmi deltası (CVD) pozitife dönse de, bu toparlanmanın güçlü bir trend oluşturmak için yeterli olmadığı görülüyor. Son birkaç haftada piyasa katılımındaki daralma dikkat çekerken, yatırımcıların alım tarafında temkinli davrandığı gözlemleniyor.   Borsa yatırım fonu (ETF) piyasalarındaki hareketlilik de piyasanın mevcut eğilimini destekler nitelikte. Bitcoin ETF'lerinde devam eden çıkışlar, kurumsal yatırımcıların risk azaltma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Her ne kadar çıkışlar hız kesmiş olsa da, işlem hacimlerinin düşük seviyelere gerilemesi, büyük yatırımcıların piyasada daha ihtiyatlı davrandığını ortaya koyuyor.   <strong>TÜREV PİYASASINDA BELİRSİZLİK HAKİM</strong>  Vadeli işlemler piyasasında ise karışık sinyaller görülüyor. Açık pozisyon sayıları son düşüşlerin ardından dengelenmiş olsa da, fonlama oranları uzun vadeli ortalamaların oldukça altında seyrediyor. Bu durum, kaldıraçlı uzun pozisyonlara olan talebin zayıfladığını gösteriyor. Öte yandan, opsiyon piyasasında aşağı yönlü risklere karşı artan bir koruma eğilimi göze çarpıyor. 25 Delta Skew göstergesi, yatırımcıların fiyat düşüşlerine karşı hedge pozisyonlarını artırdığını ortaya koyuyor.   <strong>ZİNCİR ÜSTÜ VERİLER VE BİTCOİN'İN TEMELLERİ</strong>  Zincir üstü veriler, piyasanın mevcut durumu hakkında daha temkinli bir tablo çiziyor. Bitcoin ağındaki aktif adres sayısı, transfer hacimleri ve işlem ücretleri düşmeye devam ederken, bu göstergelerdeki gerileme yatırımcı ilgisinin ve sermaye girişlerinin azaldığını gösteriyor. Ayrıca, sıcak sermaye payındaki azalma ve gerçekleşen sermaye büyümesinin yavaşlaması, piyasanın daha savunmacı bir duruş sergilediğine işaret ediyor.   Kârlılık ölçütlerinde de olumsuz sinyaller görülüyor. Bitcoin arzının kârda olan kısmı gerilerken, Net Gerçekleşmemiş Kar/Zarar (NUPL) göstergesi yatırımcıların giderek daha fazla stres altında olduğunu ve zorunlu satış ihtimalinin yükseldiğini gösteriyor.   <strong>BİTCOİN İÇİN RİSKLER DEVAM EDİYOR</strong>  Genel piyasa görünümü, Bitcoin’in yukarı yönlü hareket etmekte zorlanmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. ETF piyasalarından çıkışların sürmesi, zincir üstü temellerin zayıflaması ve opsiyon piyasasında aşağı yönlü risklere karşı artan korunma talebi, Bitcoin’in güçlü bir toparlanma yaşaması için yeterli destek bulamayabileceğini gösteriyor. Eğer likidite girişlerinde belirgin bir artış olmazsa, piyasa koşullarının mevcut düşüş eğilimini koruyabileceği belirtiliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bitcoin, &amp;quot;Muhteşem 7&amp;quot;de Tesla’nın yerini alabilir mi?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bitcoin-muhtesem-7de-teslanin-yerini-alabilir-mi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bitcoin-muhtesem-7de-teslanin-yerini-alabilir-mi</guid>
<description><![CDATA[ Standard Chartered&#039;ın yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, Bitcoin’in finans piyasalarındaki rolü dönüşüm geçiriyor. Geleneksel olarak enflasyona ve makroekonomik dalgalanmalara karşı bir koruma aracı olarak değerlendirilen Bitcoin, artık Nasdaq’ta işlem gören teknoloji hisseleriyle daha güçlü bir korelasyon sergiliyor.Standard Chartered&#039;ın Dijital Varlık Araştırmaları Başkanı Geoffrey Kendrick tarafından hazırlanan yeni bir araştırma, Bitcoin’in (BTC) geleneksel finans piyasalarındaki rolünün evrim geçirdiğini ve giderek Nasdaq’ta işlem gören bir teknoloji hissesi gibi hareket ettiğini öne sürüyor. Araştırmaya göre Bitcoin, yalnızca makroekonomik dalgalanmalara karşı bir koruma aracı olarak değil, aynı zamanda daha geniş çapta teknoloji hisseleriyle ilişkili bir yatırım aracı olarak da işlev görüyor.   BİTCOİN&#039;İN ROLÜ DEĞİŞİYOR  Standard Chartered tarafından yayımlanan raporda, Bitcoin’in kısa vadeli işlem modellerinin Nasdaq Composite endeksi ile yüksek bir korelasyona sahip olduğu vurgulanıyor. Tarihsel olarak Bitcoin, geleneksel finans sistemindeki türbülanslara karşı bir hedge aracı olarak öne çıkarken, son dönemde ABD teknoloji hisseleriyle daha senkronize bir hareket sergiliyor. Örneğin, Mart 2023&#039;te Silicon Valley Bank’in çöküşü sırasında Bitcoin&#039;in yükselmesi, yatırımcılar tarafından riskten korunma aracı olarak görüldüğünü gösterirken, son zamanlardaki fiyat hareketleri Nasdaq ile paralellik gösteriyor.   Bu eğilimi test etmek amacıyla Standard Chartered, Tesla&#039;yı &quot;Muhteşem 7&quot; teknoloji hisseleri arasından çıkararak yerine Bitcoin’i ekleyen “Mag 7B” adlı yeni bir varsayımsal endeks oluşturdu. “Muhteşem 7” olarak bilinen teknoloji hisseleri genellikle Apple, Microsoft, Amazon, Meta, Alphabet, Nvidia ve Tesla’yı içeriyor. Yeni oluşturulan &quot;Mag 7B&quot; endeksi ise Tesla yerine Bitcoin’i içeriyor.   DAHA YÜKSEK GETİRİ, DAHA DÜŞÜK OYNAKLIK  Araştırmaya göre, bu yeni endeksin performansı incelendiğinde, geleneksel &quot;Muhteşem 7&quot;ye kıyasla hem daha yüksek getiri hem de daha düşük oynaklık sunduğu görülüyor. Kendrick, bu bulguların Bitcoin’in hem bir teknoloji hissesi hem de geleneksel finans piyasaları için bir riskten korunma aracı olarak konumlandığını gösterdiğini belirtiyor.   Bitcoin’in Tesla’nın yerine eklenmesiyle oluşturulan &quot;Mag 7B&quot; endeksinin daha dayanıklı ve potansiyel olarak daha kârlı bir yatırım sepeti sunduğunu vurgulayan Kendrick, Bitcoin’in teknoloji sektörü ile olan bağlarının güçlenmesiyle birlikte, yatırımcı portföylerindeki rolünün de değişebileceğini ifade ediyor.   KURUMSAL İLGİ VE GELECEK BEKLENTİLERİ  Bitcoin’in geleneksel yatırım portföylerinde giderek daha fazla yer edinmesi, kurumsal yatırımcıların ilgisini artırıyor. Kendrick’e göre Bitcoin, hem riskten korunma hem de büyüme varlığı olarak çift yönlü bir fayda sağlıyor. Bu durum, Bitcoin’e yönelik yeni sermaye girişlerini teşvik edebilir.   Öte yandan, Kendrick Bitcoin’in kısa vadede yukarı yönlü bir hareket sergileyebileceğini düşünüyor. ABD’de kripto varlıklarla ilgili daha olumlu düzenlemelerin gündeme gelmesi ve Nasdaq’ın yeniden dengelenmesi gibi faktörlerin Bitcoin’i destekleyebileceğini ifade eden Kendrick, “Daha yüksek Nasdaq, daha yüksek Bitcoin anlamına gelecek. Şu anda 90.000 dolar seviyesi odakta” değerlendirmesinde bulundu.   Bitcoin, pazartesi günü %3,5’in üzerinde yükseliş kaydederken, toplam kripto para piyasasının değeri de %1,5 artarak 2,9 trilyon dolara ulaştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cds4od3Cw0-ziOp8du1C4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bitcoin, Muhteşem, 7de, Tesla’nın, yerini, alabilir, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cds4od3Cw0-ziOp8du1C4g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bitcoin, ‘Muhteşem 7’de Tesla’nın yerini alabilir mi?"><p>Standard Chartered'ın yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, Bitcoin’in finans piyasalarındaki rolü dönüşüm geçiriyor. Geleneksel olarak enflasyona ve makroekonomik dalgalanmalara karşı bir koruma aracı olarak değerlendirilen Bitcoin, artık Nasdaq’ta işlem gören teknoloji hisseleriyle daha güçlü bir korelasyon sergiliyor.</p>Standard Chartered'ın Dijital Varlık Araştırmaları Başkanı Geoffrey Kendrick tarafından hazırlanan yeni bir araştırma, Bitcoin’in (BTC) geleneksel finans piyasalarındaki rolünün evrim geçirdiğini ve giderek Nasdaq’ta işlem gören bir teknoloji hissesi gibi hareket ettiğini öne sürüyor. Araştırmaya göre Bitcoin, yalnızca makroekonomik dalgalanmalara karşı bir koruma aracı olarak değil, aynı zamanda daha geniş çapta teknoloji hisseleriyle ilişkili bir yatırım aracı olarak da işlev görüyor.   <strong>BİTCOİN'İN ROLÜ DEĞİŞİYOR</strong>  Standard Chartered tarafından yayımlanan raporda, Bitcoin’in kısa vadeli işlem modellerinin Nasdaq Composite endeksi ile yüksek bir korelasyona sahip olduğu vurgulanıyor. Tarihsel olarak Bitcoin, geleneksel finans sistemindeki türbülanslara karşı bir hedge aracı olarak öne çıkarken, son dönemde ABD teknoloji hisseleriyle daha senkronize bir hareket sergiliyor. Örneğin, Mart 2023'te Silicon Valley Bank’in çöküşü sırasında Bitcoin'in yükselmesi, yatırımcılar tarafından riskten korunma aracı olarak görüldüğünü gösterirken, son zamanlardaki fiyat hareketleri Nasdaq ile paralellik gösteriyor.   Bu eğilimi test etmek amacıyla Standard Chartered, Tesla'yı "Muhteşem 7" teknoloji hisseleri arasından çıkararak yerine Bitcoin’i ekleyen “Mag 7B” adlı yeni bir varsayımsal endeks oluşturdu. “Muhteşem 7” olarak bilinen teknoloji hisseleri genellikle Apple, Microsoft, Amazon, Meta, Alphabet, Nvidia ve Tesla’yı içeriyor. Yeni oluşturulan "Mag 7B" endeksi ise Tesla yerine Bitcoin’i içeriyor.   <strong>DAHA YÜKSEK GETİRİ, DAHA DÜŞÜK OYNAKLIK</strong>  Araştırmaya göre, bu yeni endeksin performansı incelendiğinde, geleneksel "Muhteşem 7"ye kıyasla hem daha yüksek getiri hem de daha düşük oynaklık sunduğu görülüyor. Kendrick, bu bulguların Bitcoin’in hem bir teknoloji hissesi hem de geleneksel finans piyasaları için bir riskten korunma aracı olarak konumlandığını gösterdiğini belirtiyor.   Bitcoin’in Tesla’nın yerine eklenmesiyle oluşturulan "Mag 7B" endeksinin daha dayanıklı ve potansiyel olarak daha kârlı bir yatırım sepeti sunduğunu vurgulayan Kendrick, Bitcoin’in teknoloji sektörü ile olan bağlarının güçlenmesiyle birlikte, yatırımcı portföylerindeki rolünün de değişebileceğini ifade ediyor.   <strong>KURUMSAL İLGİ VE GELECEK BEKLENTİLERİ</strong>  Bitcoin’in geleneksel yatırım portföylerinde giderek daha fazla yer edinmesi, kurumsal yatırımcıların ilgisini artırıyor. Kendrick’e göre Bitcoin, hem riskten korunma hem de büyüme varlığı olarak çift yönlü bir fayda sağlıyor. Bu durum, Bitcoin’e yönelik yeni sermaye girişlerini teşvik edebilir.   Öte yandan, Kendrick Bitcoin’in kısa vadede yukarı yönlü bir hareket sergileyebileceğini düşünüyor. ABD’de kripto varlıklarla ilgili daha olumlu düzenlemelerin gündeme gelmesi ve Nasdaq’ın yeniden dengelenmesi gibi faktörlerin Bitcoin’i destekleyebileceğini ifade eden Kendrick, “Daha yüksek Nasdaq, daha yüksek Bitcoin anlamına gelecek. Şu anda 90.000 dolar seviyesi odakta” değerlendirmesinde bulundu.   Bitcoin, pazartesi günü %3,5’in üzerinde yükseliş kaydederken, toplam kripto para piyasasının değeri de %1,5 artarak 2,9 trilyon dolara ulaştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kronik ağrı tedavisinde yeni yöntem: Bilim insanları cihaz geliştiriyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/kronik-agritedavisinde-yeni-yoentem-bilim-insanlari-cihaz-gelistiriyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/kronik-agritedavisinde-yeni-yoentem-bilim-insanlari-cihaz-gelistiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, kronik ağrı yaşayanlar için yeni bir yöntem üzerinde çalışıyor. ABD&#039;li bir uzman, vücuttaki sinir lifleri tarafından iletilen ağrı hislerini ölçmek için bir yol geliştiriyor.Bilim insanları, ağrı ile bağlantılı olan proteinler, hormonlar ve metabolitler arasında biyobelirteçleri tespit etmeyi umuyor.Doktorlar, bu belirteçleri kullanarak ağrıyı ölçebilmenin teşhislerin doğruluğunu artıracağını ve ilaçların hastalarının acılarını hafifletmede ne kadar etkili olduğunu belirlemeye yardımcı olacağını söyledi.  Washington Post gazetesinde yer alan habere göre genomik tıp ve yapay zeka çağında doktorlar hala hastalarından ağrılarını 0&#039;dan 10&#039;a kadar derecelendirmelerini ya da çok küçük çocuklar söz konusu olduğunda gülen surattan çatık kaşlıya kadar değişen çizgi film yüzleriyle derecelendirmelerini istiyor.  Araştırmalar, bu çabaların tıp camiasının kadınların ve azınlıkların, özellikle de Siyahi Amerikalıların ağrılarını sürekli olarak hafife almasına yol açan önyargılar tarafından baltalandığını gösterdi.  Ancak araştırmacılar şimdi, doktorların kalp atış hızı ve kan basıncını ölçtükleri gibi ağrıyı da ölçmelerini sağlayacak objektif biyolojik göstergeler bulma arayışındalar. Biyobelirteçler olarak bilinen bu göstergelere yönelik araştırma dalgası, kronik ağrıyla yaşayan yaklaşık her 4 Amerikalıdan 1&#039;i için sonuçlar doğuruyor. Ayrıca doktorlara ne hissettiklerini söyleyemeyen bebekler ve diğerleri için de konuşabilir. &quot;İLK SEFERDE DOĞRU OLANI ELDE EDERSİNİZ&quot;Bir araştırmacı, vücuttaki sinir lifleri tarafından iletilen ağrı hislerini ölçmek için bir yol geliştiriyor.  Washington&#039;daki Children&#039;s National Hospital&#039;da anestezi uzmanı olan ve ağrının hem türünü hem de yoğunluğunu belirleyen ilk cihazı geliştirmeyi uman Julia Finkel, doğru bir objektif ağrı ölçümünün sağlık sisteminin paradan tasarruf etmesini de sağlayabileceğini dile getirdi.  Finkel, “Bu ampirik, deneme-yanılma yaklaşımı yerine ilk seferde doğru olanı elde edersiniz. Şu anki bakım standardı, hastaya bir sürü soru sormamız; laboratuvar verilerinin alınması. Gelecek hafta size geri dönüyorlar. Bir sonraki ziyarette, yani bir sonraki ay, laboratuarlarda gördüklerimize dayanarak dozu artırıyor, azaltıyor ya da ilacı değiştiriyoruz&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uYLLEKFOD0SmLq2bHoM5Uw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kronik, ağrı tedavisinde, yeni, yöntem:, Bilim, insanları, cihaz, geliştiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uYLLEKFOD0SmLq2bHoM5Uw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kronik ağrı tedavisinde yeni dönem: Bilim insanları cihaz geliştiriyor"><p>Bilim insanları, kronik ağrı yaşayanlar için yeni bir yöntem üzerinde çalışıyor. ABD'li bir uzman, vücuttaki sinir lifleri tarafından iletilen ağrı hislerini ölçmek için bir yol geliştiriyor.</p><p>Bilim insanları, ağrı ile bağlantılı olan proteinler, hormonlar ve metabolitler arasında biyobelirteçleri tespit etmeyi umuyor.</p><p>Doktorlar, bu belirteçleri kullanarak ağrıyı ölçebilmenin teşhislerin doğruluğunu artıracağını ve ilaçların hastalarının acılarını hafifletmede ne kadar etkili olduğunu belirlemeye yardımcı olacağını söyledi.  </p><p>Washington Post gazetesinde yer alan habere göre genomik tıp ve yapay zeka çağında doktorlar hala hastalarından ağrılarını 0'dan 10'a kadar derecelendirmelerini ya da çok küçük çocuklar söz konusu olduğunda gülen surattan çatık kaşlıya kadar değişen çizgi film yüzleriyle derecelendirmelerini istiyor.  Araştırmalar, bu çabaların tıp camiasının kadınların ve azınlıkların, özellikle de Siyahi Amerikalıların ağrılarını sürekli olarak hafife almasına yol açan önyargılar tarafından baltalandığını gösterdi.  Ancak araştırmacılar şimdi, doktorların kalp atış hızı ve kan basıncını ölçtükleri gibi ağrıyı da ölçmelerini sağlayacak objektif biyolojik göstergeler bulma arayışındalar. </p><p>Biyobelirteçler olarak bilinen bu göstergelere yönelik araştırma dalgası, kronik ağrıyla yaşayan yaklaşık her 4 Amerikalıdan 1'i için sonuçlar doğuruyor. Ayrıca doktorlara ne hissettiklerini söyleyemeyen bebekler ve diğerleri için de konuşabilir. </p><p><strong>"İLK SEFERDE DOĞRU OLANI ELDE EDERSİNİZ"</strong></p><p>Bir araştırmacı, vücuttaki sinir lifleri tarafından iletilen ağrı hislerini ölçmek için bir yol geliştiriyor.  Washington'daki Children's National Hospital'da anestezi uzmanı olan ve ağrının hem türünü hem de yoğunluğunu belirleyen ilk cihazı geliştirmeyi uman Julia Finkel, doğru bir objektif ağrı ölçümünün sağlık sisteminin paradan tasarruf etmesini de sağlayabileceğini dile getirdi.  Finkel, “Bu ampirik, deneme-yanılma yaklaşımı yerine ilk seferde doğru olanı elde edersiniz. Şu anki bakım standardı, hastaya bir sürü soru sormamız; laboratuvar verilerinin alınması. Gelecek hafta size geri dönüyorlar. Bir sonraki ziyarette, yani bir sonraki ay, laboratuarlarda gördüklerimize dayanarak dozu artırıyor, azaltıyor ya da ilacı değiştiriyoruz" diye konuştu.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mariana Çukuru’nda bir robot: Çinli bilim insanlarından yeni atak</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/mariana-cukurunda-bir-robot-cinli-bilim-insanlarindan-yeni-atak</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/mariana-cukurunda-bir-robot-cinli-bilim-insanlarindan-yeni-atak</guid>
<description><![CDATA[ Çinli bilim insanları, dünyanın en derin deniz çukuru olan Mariana Çukuru&#039;nda aşırı yüksek basınç altında çalışabilen robot geliştirdi. Robot saha testlerini başarıyla tamamladı.Çinli bilim insanlarının Mariana Çukuru&#039;nda basınç altında çalışan küçük bir robot geliştirdiği bildirildi.  Beihang Üniversitesi öğretim üyeleri liderliğindeki araştırmacılar, yarasa balığının hareket modellerinden ilham alarak yüzme, süzülme ve emekleme yeteneğine sahip 50 santimetre uzunluğunda bir robot tasarladı.  Robotun, yüzerken kuyruk yüzgecinden aldığı itme kuvvetiyle saniyede maksimum 5,5 santimetre hıza ulaşabildiği ve emeklerken uzuvlarını kullanarak kumlu yüzeylerde saniyede 3 santimetre hızla hareket edebildiği bildirildi.  Beihang Üniversitesi&#039;nden Wen Li, Çin&#039;in insanlı denizaltılarına monte edilen bu kompakt robot türünün Mariana Çukuru ile diğer derin deniz noktalarında saha testlerini başarıyla tamamladığını ve robotun sağlam şekilde çıkarıldığını söyledi.   Ekip, deniz kaynaklarının geliştirilmesi, arkeoloji ve çevre izleme gibi alanlarda kullanılmak üzere derin deniz robotunun dayanıklılığını ve verimliliğini artırmayı hedefliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j7-F-vc2lkiUSOdSmEnRPg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mariana, Çukuru’nda, bir, robot:, Çinli, bilim, insanlarından, yeni, atak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j7-F-vc2lkiUSOdSmEnRPg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çinli bilim insanları Mariana Çukuru’na robot indirdi"><p>Çinli bilim insanları, dünyanın en derin deniz çukuru olan Mariana Çukuru'nda aşırı yüksek basınç altında çalışabilen robot geliştirdi. Robot saha testlerini başarıyla tamamladı.</p>Çinli bilim insanlarının Mariana Çukuru'nda basınç altında çalışan küçük bir robot geliştirdiği bildirildi.  Beihang Üniversitesi öğretim üyeleri liderliğindeki araştırmacılar, yarasa balığının hareket modellerinden ilham alarak yüzme, süzülme ve emekleme yeteneğine sahip 50 santimetre uzunluğunda bir robot tasarladı.  Robotun, yüzerken kuyruk yüzgecinden aldığı itme kuvvetiyle saniyede maksimum 5,5 santimetre hıza ulaşabildiği ve emeklerken uzuvlarını kullanarak kumlu yüzeylerde saniyede 3 santimetre hızla hareket edebildiği bildirildi.  Beihang Üniversitesi'nden Wen Li, Çin'in insanlı denizaltılarına monte edilen bu kompakt robot türünün Mariana Çukuru ile diğer derin deniz noktalarında saha testlerini başarıyla tamamladığını ve robotun sağlam şekilde çıkarıldığını söyledi.   Ekip, deniz kaynaklarının geliştirilmesi, arkeoloji ve çevre izleme gibi alanlarda kullanılmak üzere derin deniz robotunun dayanıklılığını ve verimliliğini artırmayı hedefliyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2BGQ4AXfkUiPDLRXWDCPnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Microsoft’un 11 yeni ajanı tanıtıldı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/microsoftun-11-yeni-ajani-tanitildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/microsoftun-11-yeni-ajani-tanitildi</guid>
<description><![CDATA[ Microsoft, siber güvenlik alanında hizmet veren Security Copilot platformuna 11 yeni yapay zeka destekli ajan eklediğini duyurdu.Microsoft, siber güvenlik alanında hizmet veren Security Copilot platformuna 11 yeni yapay zeka destekli ajan eklediğini duyurdu. Bu yeni ajanlar, güvenlik ve bilişim teknolojileri ekiplerinin günlük operasyonlarını hızlandırmayı, otomatikleştirmeyi ve daha öngörülebilir bir risk yönetimi gerçekleştirmesini amaçlıyor.    Artan siber saldırı tehdidi ve karmaşık saldırı vektörleri, işletmelerin güvenlik altyapılarını sürekli güncellemesini gerektiriyor. Microsoft’ün yeni ajanları, bu zorluklara karşı savaşta ekiplerin iş yükünü hafifletmek üzere tasarlandı. Örneğin, Phishing Triage Agent adlı ajan, gelen şüpheli e-postaları ve mesajları otomatik olarak analiz ederek kimlik avı saldırılarının erken teşhisinde önemli rol oynuyor. Bu ajan, şüpheli etkinlikleri sınıflandırarak güvenlik ekibine önceliklendirilmiş aksiyon önerileri sunuyor. DERİNLEMESİNE ANALİZ VE KRİTİK AÇIKLARI GİDERME    Sistemlerde mevcut olan güvenlik açıklarını hızlıca belirleyip gidermek, başarılı bir siber savunmanın anahtarı konumunda. Vulnerability Remediation Agent bu amaçla devreye giriyor; sistemlerdeki zayıflıkları tespit ediyor, öncelik sırasına göre düzenleme önerilerinde bulunuyor ve risk seviyesini otomatik olarak değerlendiriyor. Bu, özellikle büyük ölçekli altyapılarda manuel müdahale gereksinimini azaltarak, açıkların kapatılmasını hızlandırıyor. ANINDA BİLGİ VE OPERASYONEL İSTİHBARAT    Günümüz siber ortamında, gelebilecek tehditleri önceden görmek ve anında tepki vermek kritik önem taşıyor. Threat Intelligence Briefing Agent isimli yeni ajan, güncel tehdit istihbaratını derleyerek özet halinde sunuyor; böylece ekipler, saldırı trendlerini ve potansiyel riskleri daha hızlı kavrayabiliyor. Bu hızlı bilgi akışı, özellikle belirli olaylara yönelik acil müdahaleler sırasında karar verme süreçlerinde önemli veriler sağlıyor. Ayrıca, bu ajan insan faktörünü minimize ederek hata payını düşürmeye yardımcı oluyor. ZERO TRUST VE SÜREKLİ ÖĞRENEN YAPAY ZEKA    Microsoft’un yeni ajanları, şirketin savunma stratejilerinde temel taş olan Zero Trust mimarisi ile uyum içinde çalışıyor. Her ajan, kurumsal ağdaki farklı veri kaynaklarını ve güvenlik katmanlarını entegre bir biçimde tarıyor; böylece saldırı yüzeyi küçülüyor. Gelişmiş yapay zeka algoritmaları, geçmiş olaylardan edindiği deneyimleri sürekli olarak güncelleyerek, her türlü yeni siber tehdide karşı proaktif önlem almayı mümkün kılıyor. Bu durum, geleceğe yönelik savunmanın hem esnek hem de adaptif olmasını sağlıyor.    Microsoft, bu yenilikçi ajanları Nisan 2025 önizleme sürümü kapsamında kullanıma sunmayı planlıyor. Yeni özelliklerin, kurumsal ve devlet kurumlarında güvenlik operasyonlarının kalitesini artırması, olay müdahalesini hızlandırması ve siber saldırıların etkilerini azaltması bekleniyor. Teknoloji devinin siber güvenlik alanındaki bu hamlesi, aynı zamanda şirketin yapay zeka tabanlı çözümlerle geleceğin dijital savunma stratejilerine öncülük etme hedeflerine de işaret ediyor.    Microsoft’un Security Copilot platformuna eklenen yeni AI ajanları, siber güvenlik operasyonlarını daha otomatik, hızlı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor. Gelişen siber tehdit ortamında, bu tür teknolojik yenilikler kurumlara sadece operasyonel kolaylık sağlamanın ötesinde stratejik bir avantaj sunuyor. Güvenlik operasyonlarındaki bu dönüşümü yakından takip etmek, hem teknolojinin hem de dijital dünyanın geleceğine ışık tutuyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tpKdiJsAHE-fos3pzUhZmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Microsoft’un, yeni, ajanı, tanıtıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tpKdiJsAHE-fos3pzUhZmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Microsoft’un 11 yeni ajanı tanıtıldı"><p>Microsoft, siber güvenlik alanında hizmet veren Security Copilot platformuna 11 yeni yapay zeka destekli ajan eklediğini duyurdu.</p><p>Microsoft, siber güvenlik alanında hizmet veren Security Copilot platformuna 11 yeni yapay zeka destekli ajan eklediğini duyurdu. Bu yeni ajanlar, güvenlik ve bilişim teknolojileri ekiplerinin günlük operasyonlarını hızlandırmayı, otomatikleştirmeyi ve daha öngörülebilir bir risk yönetimi gerçekleştirmesini amaçlıyor.    Artan siber saldırı tehdidi ve karmaşık saldırı vektörleri, işletmelerin güvenlik altyapılarını sürekli güncellemesini gerektiriyor. Microsoft’ün yeni ajanları, bu zorluklara karşı savaşta ekiplerin iş yükünü hafifletmek üzere tasarlandı. Örneğin, Phishing Triage Agent adlı ajan, gelen şüpheli e-postaları ve mesajları otomatik olarak analiz ederek kimlik avı saldırılarının erken teşhisinde önemli rol oynuyor. Bu ajan, şüpheli etkinlikleri sınıflandırarak güvenlik ekibine önceliklendirilmiş aksiyon önerileri sunuyor. </p><p><strong>DERİNLEMESİNE ANALİZ VE KRİTİK AÇIKLARI GİDERME</strong>    Sistemlerde mevcut olan güvenlik açıklarını hızlıca belirleyip gidermek, başarılı bir siber savunmanın anahtarı konumunda. Vulnerability Remediation Agent bu amaçla devreye giriyor; sistemlerdeki zayıflıkları tespit ediyor, öncelik sırasına göre düzenleme önerilerinde bulunuyor ve risk seviyesini otomatik olarak değerlendiriyor. Bu, özellikle büyük ölçekli altyapılarda manuel müdahale gereksinimini azaltarak, açıkların kapatılmasını hızlandırıyor. </p><p><strong>ANINDA BİLGİ VE OPERASYONEL İSTİHBARAT</strong>    Günümüz siber ortamında, gelebilecek tehditleri önceden görmek ve anında tepki vermek kritik önem taşıyor. Threat Intelligence Briefing Agent isimli yeni ajan, güncel tehdit istihbaratını derleyerek özet halinde sunuyor; böylece ekipler, saldırı trendlerini ve potansiyel riskleri daha hızlı kavrayabiliyor. Bu hızlı bilgi akışı, özellikle belirli olaylara yönelik acil müdahaleler sırasında karar verme süreçlerinde önemli veriler sağlıyor. Ayrıca, bu ajan insan faktörünü minimize ederek hata payını düşürmeye yardımcı oluyor. </p><p><strong>ZERO TRUST VE SÜREKLİ ÖĞRENEN YAPAY ZEKA</strong>    Microsoft’un yeni ajanları, şirketin savunma stratejilerinde temel taş olan Zero Trust mimarisi ile uyum içinde çalışıyor. Her ajan, kurumsal ağdaki farklı veri kaynaklarını ve güvenlik katmanlarını entegre bir biçimde tarıyor; böylece saldırı yüzeyi küçülüyor. Gelişmiş yapay zeka algoritmaları, geçmiş olaylardan edindiği deneyimleri sürekli olarak güncelleyerek, her türlü yeni siber tehdide karşı proaktif önlem almayı mümkün kılıyor. Bu durum, geleceğe yönelik savunmanın hem esnek hem de adaptif olmasını sağlıyor.    Microsoft, bu yenilikçi ajanları Nisan 2025 önizleme sürümü kapsamında kullanıma sunmayı planlıyor. Yeni özelliklerin, kurumsal ve devlet kurumlarında güvenlik operasyonlarının kalitesini artırması, olay müdahalesini hızlandırması ve siber saldırıların etkilerini azaltması bekleniyor. Teknoloji devinin siber güvenlik alanındaki bu hamlesi, aynı zamanda şirketin yapay zeka tabanlı çözümlerle geleceğin dijital savunma stratejilerine öncülük etme hedeflerine de işaret ediyor.    Microsoft’un Security Copilot platformuna eklenen yeni AI ajanları, siber güvenlik operasyonlarını daha otomatik, hızlı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor. Gelişen siber tehdit ortamında, bu tür teknolojik yenilikler kurumlara sadece operasyonel kolaylık sağlamanın ötesinde stratejik bir avantaj sunuyor. Güvenlik operasyonlarındaki bu dönüşümü yakından takip etmek, hem teknolojinin hem de dijital dünyanın geleceğine ışık tutuyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apple, AirPods Max&amp;apos;in yeni özelliğini duyurdu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-airpods-maxin-yeni-oezelligini-duyurdu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-airpods-maxin-yeni-oezelligini-duyurdu</guid>
<description><![CDATA[ Teknoloji devi Apple, AirPods Max kullanıcıları için önemli bir güncelleme duyurdu. Bu güncelleme, kayıpsız ses (lossless audio) ve ultra düşük gecikmeli ses özelliklerini cihazlara ekleyerek hem müzik tutkunlarını hem de profesyonel kullanıcıları sevindirecek.YENİ ÖZELLİKLER NELER SUNUYOR?   AirPods Max&#039;in artık desteklediği 24-bit/48 kHz kayıpsız ses teknolojisi, müziklerin stüdyoda kaydedildiği gibi çalınmasına olanak sağlıyor. Bu, sıradan sıkıştırılmış ses dosyalarındaki detay kaybını ortadan kaldırıyor ve dinleyicilere müzikteki her nüansı, tonun orijinal netliğiyle sunuyor. Özellikle yüksek kaliteli ses deneyimi arayan kullanıcılar için bu gelişme, kablosuz kulaklık teknolojisinde yeni bir standart oluşturabilir. Kullanıcılar, müziklerini sanatçının hayal ettiği şekilde, hiçbir kalite kaybı olmadan dinleyebilecekler.    Gecikme süresi, özellikle profesyonel işler ve hızlı reaksiyon gerektiren aktiviteler için kritik önem taşır. AirPods Max, ultra düşük gecikme özelliği ile ses ve görüntü arasında neredeyse tamamen eşzamanlı bir senkronizasyon sunuyor. Bu, oyuncuların anında ses geri bildirimi aldığı bir oyun deneyimi yaşamalarını sağlarken, video düzenleme veya canlı yayın yapan içerik üreticilerine de büyük bir avantaj sağlıyor. Müzik prodüksiyonuyla uğraşan profesyoneller ise seslerin giriş ve çıkış zamanlamasını hassas bir şekilde kontrol edebilecekler.    Bu yenilikler, AirPods Max&#039;i yalnızca bir kulaklık olmaktan çıkarıp çok yönlü bir ses çözümü haline getiriyor. Gelişmiş ses kalitesi ve düşük gecikme sayesinde, kullanıcılar hem gündelik yaşamlarında hem de profesyonel işlerinde daha verimli bir şekilde çalışabilecekler. Örneğin, Logic Pro gibi ses düzenleme yazılımları kullananlar, en küçük frekans değişimlerini bile ayırt edebilirken, online konferanslar yapan kullanıcılar ise ses gecikmesi yaşamadan etkili bir iletişim kurabilecekler.    UYUMLULUK VE YAYIN TARİHİ Bu özellikler, yalnızca USB-C bağlantısına sahip AirPods Max modelleri için geçerli olacak ve Nisan ayında yayınlanacak olan iOS 18.4, iPadOS 18.4 ve macOS Sequoia 15.4 güncellemeleriyle kullanıcılara sunulacak. Güncellemelerin tamamı ücretsiz olacak.    Apple’ın bu adımı, hem müzik hem de teknoloji dünyasında ses getirecek gibi görünüyor. Kayıpsız ses kalitesi ve düşük gecikme ile bu güncelleme, AirPods Max&#039;i şu ana kadarki en yetenekli kablosuz kulaklıklardan biri haline getirebilir.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n9B7x2I4jkylDi-5h5Sc3g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Apple, AirPods, Maxin, yeni, özelliğini, duyurdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n9B7x2I4jkylDi-5h5Sc3g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="AirPods Max'e yeni özellik"><p>Teknoloji devi Apple, AirPods Max kullanıcıları için önemli bir güncelleme duyurdu. Bu güncelleme, kayıpsız ses (lossless audio) ve ultra düşük gecikmeli ses özelliklerini cihazlara ekleyerek hem müzik tutkunlarını hem de profesyonel kullanıcıları sevindirecek.</p><p><strong>YENİ ÖZELLİKLER NELER SUNUYOR?</strong>   AirPods Max'in artık desteklediği 24-bit/48 kHz kayıpsız ses teknolojisi, müziklerin stüdyoda kaydedildiği gibi çalınmasına olanak sağlıyor. Bu, sıradan sıkıştırılmış ses dosyalarındaki detay kaybını ortadan kaldırıyor ve dinleyicilere müzikteki her nüansı, tonun orijinal netliğiyle sunuyor. Özellikle yüksek kaliteli ses deneyimi arayan kullanıcılar için bu gelişme, kablosuz kulaklık teknolojisinde yeni bir standart oluşturabilir. Kullanıcılar, müziklerini sanatçının hayal ettiği şekilde, hiçbir kalite kaybı olmadan dinleyebilecekler.    Gecikme süresi, özellikle profesyonel işler ve hızlı reaksiyon gerektiren aktiviteler için kritik önem taşır. AirPods Max, ultra düşük gecikme özelliği ile ses ve görüntü arasında neredeyse tamamen eşzamanlı bir senkronizasyon sunuyor. Bu, oyuncuların anında ses geri bildirimi aldığı bir oyun deneyimi yaşamalarını sağlarken, video düzenleme veya canlı yayın yapan içerik üreticilerine de büyük bir avantaj sağlıyor. Müzik prodüksiyonuyla uğraşan profesyoneller ise seslerin giriş ve çıkış zamanlamasını hassas bir şekilde kontrol edebilecekler.    Bu yenilikler, AirPods Max'i yalnızca bir kulaklık olmaktan çıkarıp çok yönlü bir ses çözümü haline getiriyor. Gelişmiş ses kalitesi ve düşük gecikme sayesinde, kullanıcılar hem gündelik yaşamlarında hem de profesyonel işlerinde daha verimli bir şekilde çalışabilecekler. Örneğin, Logic Pro gibi ses düzenleme yazılımları kullananlar, en küçük frekans değişimlerini bile ayırt edebilirken, online konferanslar yapan kullanıcılar ise ses gecikmesi yaşamadan etkili bir iletişim kurabilecekler.    <strong>UYUMLULUK VE YAYIN TARİHİ </strong></p><p>Bu özellikler, yalnızca USB-C bağlantısına sahip AirPods Max modelleri için geçerli olacak ve Nisan ayında yayınlanacak olan iOS 18.4, iPadOS 18.4 ve macOS Sequoia 15.4 güncellemeleriyle kullanıcılara sunulacak. Güncellemelerin tamamı ücretsiz olacak.    Apple’ın bu adımı, hem müzik hem de teknoloji dünyasında ses getirecek gibi görünüyor. Kayıpsız ses kalitesi ve düşük gecikme ile bu güncelleme, AirPods Max'i şu ana kadarki en yetenekli kablosuz kulaklıklardan biri haline getirebilir. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tamamen güneş enerjisiyle çalışan reaktör geliştirildi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tamamen-gunes-enerjisiyle-calisan-reaktoer-gelistirildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tamamen-gunes-enerjisiyle-calisan-reaktoer-gelistirildi</guid>
<description><![CDATA[ Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar, atmosferden doğrudan karbondioksiti yakalayıp geri dönüştürebilen, tamamen güneş enerjisiyle çalışan bir reaktör geliştirdi.ÇALIŞMA PRENSİBİ VE TEKNOLOJİ DETAYLARI    Geliştirilen reaktör, karbondioksit yakalama ve fotosentez benzeri kimyasal dönüşümü bir araya getiriyor. Atmosferden alınan karbondioksit, özel olarak tasarlanmış yüzeyler ve gözenekli yapılar sayesinde reaktöre çekiliyor. Bu yapı, CO₂ moleküllerinin verimli bir şekilde yakalanmasını sağlayacak şekilde optimize edildi.     Reaktörün kalbinde yer alan fotokimyasal hücre, gelen güneş ışığından elde ettiği enerjiyi kullanarak karbondioksiti dönüştürüyor. Bu hücre, ışığı soğurabilen yarı iletken malzemeler ve nanoyapılı katalizörler içeriyor. İşlem sırasında su molekülleri de ayrıştırılarak hidrojen elde ediliyor; böylece CO₂, hidrojenle etkileşime girerek karbon monoksit (CO) ve diğer reaktif bileşenleri içeren sentez gazına (syngas) dönüşüyor.    Bu yaklaşım, doğanın fotosentez sürecine benzer şekilde, kimyasal enerjiyi güneş ışığından elde ediyor ancak biyolojik sınırlamaların ötesinde, mükemmel kontrol edilebilir reaksiyon koşulları sunuyor. Geliştirilen katalizörler ve ışık absorban sistemler, hem verimliliği artırmakta hem de istenmeyen yan ürün oluşumunu minimize etmekte kritik rol oynuyor. TEKNİK AVANTAJLAR VE UYGULAMA POTANSİYELİ    Sistemin tamamen güneş enerjisiyle çalışması, onu çevre dostu ve sürdürülebilir kılıyor. Fosil yakıt gerektirmemesi, karbon ayak izinin önemli ölçüde azaltılmasına katkı sağlıyor.    Laboratuvar ölçeğinde başarıyla test edilen sistem, ileri aşamalarda endüstriyel ölçekte uygulanabilmek amacıyla modüler bir yapı ile tasarlandı. Böylece, enerjiye erişimin sınırlı olduğu bölgelerde yerel enerji üretimine entegre edilebileceği öngörülüyor.    Ortaya çıkan syngas, kimya sektörü, yakıt üretimi ve hatta ilaç endüstrisinde ara madde olarak kullanılabiliyor. Bu yönüyle, sistem hem enerji üretimi hem de endüstriyel kimya alanlarında devrim yaratabilecek potansiyele sahip.    Araştırmacılar, bu karbondioksit yiyen reaktörün henüz konsept kanıtı aşamasında olduğunu belirtiyor. Önümüzdeki dönemlerde, verimlilik ve uzun süreli istikrar konularında yapılan iyileştirmelerle sistemin endüstriyel ölçekte uygulanabilirliği üzerinde çalışmalar sürüyor. Özellikle, sentez gazından sıvı yakıt üretimi için Fischer-Tropsch gibi süreçlerle entegrasyon, temiz enerji üretiminde önemli bir alternatif olarak değerlendiriliyor.    Bu teknoloji, artan küresel ısınma ve karbon emisyonları ile mücadelede önemli bir adım olarak görülüyor. Güneş enerjisiyle çalışan bu dönüştürme sisteminin, geleceğin enerji ve çevre politikalarında yenilikçi çözümler sunabileceği düşünülüyor.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k24sayynukmQkMnmfIuYhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tamamen, güneş, enerjisiyle, çalışan, reaktör, geliştirildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k24sayynukmQkMnmfIuYhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tamamen güneş enerjisiyle çalışan reaktör geliştirildi"><p>Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar, atmosferden doğrudan karbondioksiti yakalayıp geri dönüştürebilen, tamamen güneş enerjisiyle çalışan bir reaktör geliştirdi.</p><p><strong>ÇALIŞMA PRENSİBİ VE TEKNOLOJİ DETAYLARI</strong>    Geliştirilen reaktör, karbondioksit yakalama ve fotosentez benzeri kimyasal dönüşümü bir araya getiriyor. Atmosferden alınan karbondioksit, özel olarak tasarlanmış yüzeyler ve gözenekli yapılar sayesinde reaktöre çekiliyor. Bu yapı, CO₂ moleküllerinin verimli bir şekilde yakalanmasını sağlayacak şekilde optimize edildi.     Reaktörün kalbinde yer alan fotokimyasal hücre, gelen güneş ışığından elde ettiği enerjiyi kullanarak karbondioksiti dönüştürüyor. Bu hücre, ışığı soğurabilen yarı iletken malzemeler ve nanoyapılı katalizörler içeriyor. İşlem sırasında su molekülleri de ayrıştırılarak hidrojen elde ediliyor; böylece CO₂, hidrojenle etkileşime girerek karbon monoksit (CO) ve diğer reaktif bileşenleri içeren sentez gazına (syngas) dönüşüyor.    Bu yaklaşım, doğanın fotosentez sürecine benzer şekilde, kimyasal enerjiyi güneş ışığından elde ediyor ancak biyolojik sınırlamaların ötesinde, mükemmel kontrol edilebilir reaksiyon koşulları sunuyor. Geliştirilen katalizörler ve ışık absorban sistemler, hem verimliliği artırmakta hem de istenmeyen yan ürün oluşumunu minimize etmekte kritik rol oynuyor. </p><p><strong>TEKNİK AVANTAJLAR VE UYGULAMA POTANSİYELİ</strong>    Sistemin tamamen güneş enerjisiyle çalışması, onu çevre dostu ve sürdürülebilir kılıyor. Fosil yakıt gerektirmemesi, karbon ayak izinin önemli ölçüde azaltılmasına katkı sağlıyor.    Laboratuvar ölçeğinde başarıyla test edilen sistem, ileri aşamalarda endüstriyel ölçekte uygulanabilmek amacıyla modüler bir yapı ile tasarlandı. Böylece, enerjiye erişimin sınırlı olduğu bölgelerde yerel enerji üretimine entegre edilebileceği öngörülüyor.    Ortaya çıkan syngas, kimya sektörü, yakıt üretimi ve hatta ilaç endüstrisinde ara madde olarak kullanılabiliyor. Bu yönüyle, sistem hem enerji üretimi hem de endüstriyel kimya alanlarında devrim yaratabilecek potansiyele sahip.    Araştırmacılar, bu karbondioksit yiyen reaktörün henüz konsept kanıtı aşamasında olduğunu belirtiyor. Önümüzdeki dönemlerde, verimlilik ve uzun süreli istikrar konularında yapılan iyileştirmelerle sistemin endüstriyel ölçekte uygulanabilirliği üzerinde çalışmalar sürüyor. Özellikle, sentez gazından sıvı yakıt üretimi için Fischer-Tropsch gibi süreçlerle entegrasyon, temiz enerji üretiminde önemli bir alternatif olarak değerlendiriliyor.    Bu teknoloji, artan küresel ısınma ve karbon emisyonları ile mücadelede önemli bir adım olarak görülüyor. Güneş enerjisiyle çalışan bu dönüştürme sisteminin, geleceğin enerji ve çevre politikalarında yenilikçi çözümler sunabileceği düşünülüyor.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yeni bir araştırmaya göre ChatGPT yalnızlığı artırabilir</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yeni-bir-arastirmaya-goere-chatgpt-yalnizligi-artirabilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yeni-bir-arastirmaya-goere-chatgpt-yalnizligi-artirabilir</guid>
<description><![CDATA[ Ortak çalışma, sohbet robotlarıyla aktif etkileşimin yalnızlık hissinin artmasına ve sosyalleşmenin azalmasına neden olabileceğini ortaya koydu.OpenAI ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü tarafından ortaklaşa yapılan bir çalışmaya göre ChatGPT gibi sohbet robotlarıyla aktif etkileşim, yalnızlık hissinin artmasına ve sosyalleşmenin azalmasına neden olabilir.   Çalışmanın bir parçası olarak, yaklaşık bin katılımcı bir ay boyunca ChatGPT ile günde en az beş dakika yazılı veya sesli olarak etkileşimde bulundu.   Sonuçlar, duygusal olarak bağlı olma eğiliminde olan ve sohbet robotuna oldukça güvenen kullanıcıların ChatGPT&#039;ye karşı artan yalnızlık ve bağımlılık duygularını bildirme olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösterdi.   Çalışma ayrıca kullanıcıların sadece küçük bir kısmının chatbotu duygusal olarak renklendirilmiş iletişim için kullandığını ortaya koydu.  OpenAI daha önce ABD&#039;ye Çin&#039;in DeepSeek şirketi tarafından yapay zeka modellerinin kullanımının yasaklanması çağrısında bulunmuştu.  Şirket ayrıca sanatsal düzyazı oluşturmak için bir sinir ağı tanıttı ve ChatGPT&#039;ye Sora video oluşturucuyu eklemeyi planlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MlHWJVaA806uU_tPAbLn-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, bir, araştırmaya, göre, ChatGPT, yalnızlığı, artırabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MlHWJVaA806uU_tPAbLn-g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yeni bir araştırmaya göre ChatGPT yalnızlığı artırabilir"><p>Ortak çalışma, sohbet robotlarıyla aktif etkileşimin yalnızlık hissinin artmasına ve sosyalleşmenin azalmasına neden olabileceğini ortaya koydu.</p>OpenAI ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü tarafından ortaklaşa yapılan bir çalışmaya göre ChatGPT gibi sohbet robotlarıyla aktif etkileşim, yalnızlık hissinin artmasına ve sosyalleşmenin azalmasına neden olabilir.   Çalışmanın bir parçası olarak, yaklaşık bin katılımcı bir ay boyunca ChatGPT ile günde en az beş dakika yazılı veya sesli olarak etkileşimde bulundu.   Sonuçlar, duygusal olarak bağlı olma eğiliminde olan ve sohbet robotuna oldukça güvenen kullanıcıların ChatGPT'ye karşı artan yalnızlık ve bağımlılık duygularını bildirme olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösterdi.   Çalışma ayrıca kullanıcıların sadece küçük bir kısmının chatbotu duygusal olarak renklendirilmiş iletişim için kullandığını ortaya koydu.  OpenAI daha önce ABD'ye Çin'in DeepSeek şirketi tarafından yapay zeka modellerinin kullanımının yasaklanması çağrısında bulunmuştu.  Şirket ayrıca sanatsal düzyazı oluşturmak için bir sinir ağı tanıttı ve ChatGPT'ye Sora video oluşturucuyu eklemeyi planlıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ölen kadının kimliği 60 yıl sonra ortaya çıktı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/olen-kadinin-kimligi-60-yil-sonra-ortaya-cikti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/olen-kadinin-kimligi-60-yil-sonra-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de 1966 yılında ölen kadının kimliği DNA ile belirlendi.  Bir uçurumda bulunan ve &quot;Marin County Jane Doe&quot; olarak bilinen kadının kimliği, 60 yıl sonra tespit edildi.ABD&#039;nin Kaliforniya eyaletinin Tiburon bölgesinde 1966 yılında bir uçurumda bulunan ve &#039;Marin County Jane Doe&#039; olarak bilinen kadının kimliği, DNA teknolojisi ile tespit edildi. Kadının Tazmanyalı Dorothy Jean Vaillancourt olduğu belirtildi. Şerif Ofisi Sözcüsü Adam Schermerhorn &quot;20 yıl önce bu teknoloji yoktu.Genetik veritabanları sayesinde artık faili meçhul vakaları çözebiliyoruz&quot; ifadelerini kullandı. Soruşturmayı yürüten yetkililer, yıllardır kimliği belirlenemeyen vakalar üzerinde çalıştıklarını ve bu tür teknolojik gelişmelerin kayıp kişilerin ailelerine cevap bulma konusunda önemli bir rol oynadığını vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FMJWFSmSAk6NZhPxPMCCOQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ölen, kadının, kimliği, yıl, sonra, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FMJWFSmSAk6NZhPxPMCCOQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ölen kadının kimliği 60 yıl sonra ortaya çıktı"><p>ABD'de 1966 yılında ölen kadının kimliği DNA ile belirlendi.  Bir uçurumda bulunan ve "Marin County Jane Doe" olarak bilinen kadının kimliği, 60 yıl sonra tespit edildi.</p><p>ABD'nin Kaliforniya eyaletinin Tiburon bölgesinde 1966 yılında bir uçurumda bulunan ve 'Marin County Jane Doe' olarak bilinen kadının kimliği, DNA teknolojisi ile tespit edildi. </p><p>Kadının Tazmanyalı Dorothy Jean Vaillancourt olduğu belirtildi. Şerif Ofisi Sözcüsü Adam Schermerhorn "20 yıl önce bu teknoloji yoktu.</p><p>Genetik veritabanları sayesinde artık faili meçhul vakaları çözebiliyoruz" ifadelerini kullandı. </p><p>Soruşturmayı yürüten yetkililer, yıllardır kimliği belirlenemeyen vakalar üzerinde çalıştıklarını ve bu tür teknolojik gelişmelerin kayıp kişilerin ailelerine cevap bulma konusunda önemli bir rol oynadığını vurguladı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Vivo X Fold 4’ün ayrıntıları sızdı! İşte ucuz fiyatlı amiral gemisi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/vivo-x-fold-4un-ayrintilari-sizdi-iste-ucuz-fiyatli-amiral-gemisi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/vivo-x-fold-4un-ayrintilari-sizdi-iste-ucuz-fiyatli-amiral-gemisi</guid>
<description><![CDATA[ Vivo’nun bu yıl satışa çıkması beklenen katlanabilir telefonu X Fold 4’e dair bilgiler internete sızdı. Paylaşılan özellikler, üst segment akıllı telefonlarla rekabet edebilecek bir fiyat-performans ürünü hayal ettirirken teknoloji meraklılarını heyecanlandırdı.Vivo X Fold 4, Qualcomm’un en yeni işlemcisi olan Snapdragon 8 Gen 3 ile güçlendirildiği iddia ediliyor. Bu çip, kullanıcıların yüksek performans beklentilerini karşılamak için tasarlandı. Cihazın yüksek işlem gücü sayesinde, yoğun görevlerde bile kesintisiz ve hızlı bir deneyim sunması bekleniyor. Bu durum, hem iş hem de eğlence amaçlı kullanımlar için X Fold 4’ü ideal bir seçenek haline getirebilir.    HAFİF VE ERGONOMİK TASARIM  Katlanabilir telefonların en büyük zorluklarından biri olan ağırlık ve kalınlık, Vivo X Fold 4&#039;te büyük ölçüde azaltılmış. Yeni nesil menteşe mekanizması sayesinde cihaz, daha ince ve hafif bir yapıya kavuşmuş durumda. Bu tasarım, hem günlük kullanımda pratiklik sunuyor hem de cihaza modern ve premium bir estetik kazandırıyor.GELİŞMİŞ KAMERA ÖZELLİKLERİ   Çin’deki sektör sızıntılarıyla tanınan Digital Chat Station’a göre Vivo X Fold 4’te 50 MP periskop telefoto kamera kullanılacak. Cihazın düşük ışık koşullarında dahi net ve kaliteli çekimler yapabilme imkanı tanıdığı, fotoğraf tutkunları için tercih edilebilir bir model olacağı vurgulanıyor.    DAYANIKLILIK VE PİL PERFORMANSI  Cihaz, 6.000 mAh kapasiteli bir batarya ile donatılmış. Bu, kullanıcıların uzun süreli bir deneyim yaşamasını sağlayacak. Ayrıca, IPX8 sertifikası sayesinde cihaz suya karşı dayanıklılık sunuyor ve bu da özellikle hareketli bir yaşam tarzı olanlar için ekstra bir güvence sağlıyor.   Vivo X Fold 4, yüksek yenileme hızına sahip AMOLED ekranı ile hem akıcı bir görüntü deneyimi sağlıyor hem de kullanıcı dostu bir arayüz sunuyor. Parmak izi okuyucu, ekran altından yan tarafa alınarak cihazın maliyetinde optimizasyon sağlanmış durumda. Bu yenilik, cihazın hem daha erişilebilir bir fiyat aralığında sunulmasını hem de kullanım kolaylığını artırmasını hedefliyor.    ÇIKIŞ TARİHİ VE BEKLENTİLER  Vivo X Fold 4&#039;ün, Haziran 2025’te Çin’de tanıtılması planlanıyor. Teknoloji tutkunları, cihazın yenilikçi özelliklerini deneyimlemek için şimdiden büyük bir heyecan duyuyor. Vivo’nun bu yeni modeli, katlanabilir telefon segmentinde daha geniş bir kitleye hitap etmeyi amaçlıyor. Bu sebeple cihazın, benzer özelliklere sahip rakiplerine kıyasla daha ucuz bir fiyatla satışa sunulması bekleniyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jYCiymYIUUqrG1aA0aSpdg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vivo, Fold, 4’ün, ayrıntıları, sızdı, İşte, ucuz, fiyatlı, amiral, gemisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jYCiymYIUUqrG1aA0aSpdg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Vivo X Fold 4’ün ayrıntıları sızdı!"><p>Vivo’nun bu yıl satışa çıkması beklenen katlanabilir telefonu X Fold 4’e dair bilgiler internete sızdı. Paylaşılan özellikler, üst segment akıllı telefonlarla rekabet edebilecek bir fiyat-performans ürünü hayal ettirirken teknoloji meraklılarını heyecanlandırdı.</p><p>Vivo X Fold 4, Qualcomm’un en yeni işlemcisi olan Snapdragon 8 Gen 3 ile güçlendirildiği iddia ediliyor. Bu çip, kullanıcıların yüksek performans beklentilerini karşılamak için tasarlandı. Cihazın yüksek işlem gücü sayesinde, yoğun görevlerde bile kesintisiz ve hızlı bir deneyim sunması bekleniyor. Bu durum, hem iş hem de eğlence amaçlı kullanımlar için X Fold 4’ü ideal bir seçenek haline getirebilir.    <strong>HAFİF VE ERGONOMİK TASARIM</strong>  Katlanabilir telefonların en büyük zorluklarından biri olan ağırlık ve kalınlık, Vivo X Fold 4'te büyük ölçüde azaltılmış. Yeni nesil menteşe mekanizması sayesinde cihaz, daha ince ve hafif bir yapıya kavuşmuş durumda. Bu tasarım, hem günlük kullanımda pratiklik sunuyor hem de cihaza modern ve premium bir estetik kazandırıyor.</p><p><strong>GELİŞMİŞ KAMERA ÖZELLİKLERİ</strong>   Çin’deki sektör sızıntılarıyla tanınan Digital Chat Station’a göre Vivo X Fold 4’te 50 MP periskop telefoto kamera kullanılacak. Cihazın düşük ışık koşullarında dahi net ve kaliteli çekimler yapabilme imkanı tanıdığı, fotoğraf tutkunları için tercih edilebilir bir model olacağı vurgulanıyor.    <strong>DAYANIKLILIK VE PİL PERFORMANSI</strong>  Cihaz, 6.000 mAh kapasiteli bir batarya ile donatılmış. Bu, kullanıcıların uzun süreli bir deneyim yaşamasını sağlayacak. Ayrıca, IPX8 sertifikası sayesinde cihaz suya karşı dayanıklılık sunuyor ve bu da özellikle hareketli bir yaşam tarzı olanlar için ekstra bir güvence sağlıyor.   Vivo X Fold 4, yüksek yenileme hızına sahip AMOLED ekranı ile hem akıcı bir görüntü deneyimi sağlıyor hem de kullanıcı dostu bir arayüz sunuyor. Parmak izi okuyucu, ekran altından yan tarafa alınarak cihazın maliyetinde optimizasyon sağlanmış durumda. Bu yenilik, cihazın hem daha erişilebilir bir fiyat aralığında sunulmasını hem de kullanım kolaylığını artırmasını hedefliyor.    <strong>ÇIKIŞ TARİHİ VE BEKLENTİLER</strong>  Vivo X Fold 4'ün, Haziran 2025’te Çin’de tanıtılması planlanıyor. Teknoloji tutkunları, cihazın yenilikçi özelliklerini deneyimlemek için şimdiden büyük bir heyecan duyuyor. Vivo’nun bu yeni modeli, katlanabilir telefon segmentinde daha geniş bir kitleye hitap etmeyi amaçlıyor. Bu sebeple cihazın, benzer özelliklere sahip rakiplerine kıyasla daha ucuz bir fiyatla satışa sunulması bekleniyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Google Gemini&amp;apos;ye yeni özellik eklendi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-geminiye-yeni-oezellik-eklendi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-geminiye-yeni-oezellik-eklendi</guid>
<description><![CDATA[ Google, yapay zeka asistanı Gemini’ye canlı video ve ekran paylaşma özellikleri getirdi. Şirket, Google One AI Premium aboneleri için bu yetenekleri kullanıma sundu.CANLI VİDEO ÖZELLİĞİ NEDİR?   Gemini&#039;nin canlı video özelliği, kullanıcılara çevrelerini daha etkili bir şekilde keşfetme fırsatı sunuyor. Bu özellik, cihazın kamerasını aktif bir araç haline getirerek, kullanıcıların nesneler, yerler veya çevresindeki diğer detaylar hakkında gerçek zamanlı bilgi almasına olanak tanıyor. Yapay zekanın görsel analiz yeteneklerinden yararlanan bu teknoloji, gündelik hayatın birçok alanında kullanıcılara kolaylık sağlayabilir.   Örneğin, bir kullanıcı bir sanat galerisinde geziyorsa, kamerayı bir tabloya doğrultarak tablonun sanatçısı, yaratıldığı yıl ve kullanılan teknikler gibi bilgileri anında edinebilir. Benzer şekilde, bir restoranda otururken menüdeki bir yemeğin adına odaklanarak yemeğin içeriği ve kökenine dair bilgiler elde edebilir. Turistler için de son derece faydalı olan bu özellik, bir tarihi anıtın hikayesinden mimari tarzına kadar detaylı bilgileri anında sunarak, gezileri daha bilgilendirici ve keyifli hale getirebilir.   Ayrıca, günlük hayatta alışveriş sırasında bu özellik büyük bir fark yaratabilir. Kullanıcılar, bir mağazadayken bir ürünün barkoduna ya da etiketine odaklanarak ürünün fiyatını, değerlendirmelerini veya alternatiflerini kolayca öğrenebilirler. Örneğin, bir teknoloji mağazasında bir cihazı incelerken, o cihazın en son özellikleri, güncel fiyat karşılaştırmaları ve kullanıcı incelemelerine dair bilgi alabilirsiniz.   Bu özellik, bilginin kolay erişilebilirliğiyle kullanıcıların çevrelerindeki dünyayı daha iyi anlamalarına yardımcı olurken, bilgiye dayalı daha bilinçli kararlar almalarını sağlıyor. Gemini, çevrenizdeki nesneler ve yerler hakkında bilgi edinmek için artık yalnızca bir asistan değil, aynı zamanda bir dijital rehber.    EKRAN PAYLAŞMA YETENEĞİ NASIL ÇALIŞIYOR? Gemini&#039;nin ekran paylaşımı özelliği, kullanıcıların dijital deneyimlerini dönüştürerek cihazlarındaki içeriklerle daha sezgisel bir etkileşim kurmalarını sağlıyor. Bu yenilik, hem bireysel kullanıcılar hem de profesyoneller için ekran üzerindeki içerikleri gerçek zamanlı olarak analiz etmek ve rehberlik almak konusunda büyük avantajlar sunuyor.   Ekran paylaşımı, kullanıcıların cihaz ekranlarını doğrudan Gemini&#039;ye sunmasına olanak tanıyor. Örneğin, bir kullanıcı internette gezerken anlamadığı bir terime rastlarsa, Gemini bu terimi analiz ederek anlamını, bağlantılarını ve ilgili bilgileri sunabilir. Benzer şekilde, bir belge veya grafik üzerinde çalışan bir kişi, Gemini&#039;nin ekranında gördüklerini yorumlamasını ve ek bilgiler sağlamasını isteyebilir. Bu özellik, ekran içeriğini zahmetsizce anlamlandırarak bilgiye erişimi hızlandırır.   Gemini&#039;nin ekran paylaşımı özelliği, özellikle teknik destek ihtiyaçları için ideal bir çözüm sunuyor. Kullanıcılar, cihazlarındaki bir uygulamanın nasıl çalıştığını öğrenmek istediklerinde ekranlarını Gemini ile paylaşarak, rehberlik alabilirler. Örneğin, bir fotoğraf düzenleme uygulamasında hangi araçların ne işe yaradığı veya bir yazılım kurulumunda hangi adımların izlenmesi gerektiği hakkında anında bilgi sağlayabilir. Bu, kullanıcıların teknik zorluklarla başa çıkmasını kolaylaştıran bir dijital yardım mekanizmasıdır.   Gemini&#039;nin bu özelliği, yalnızca bilgiye erişim değil, aynı zamanda günlük dijital faaliyetlerde daha bilinçli ve verimli sonuçlar elde edilmesine yardımcı oluyor. Kullanıcılar, ekranlarını paylaşarak, metin, görseller veya uygulamalar üzerindeki belirsizlikleri ortadan kaldırabilir ve daha net bir anlayışa kavuşabilirler.    KULLANILABİLİRLİK VE UYUMLULUK  Her iki özellik de yalnızca Android cihazlarda ve Google One AI Premium aboneleri için kullanılabilir durumda. Google, bu yeniliklerin daha geniş bir cihaz ve kullanıcı yelpazesinde erişilebilir hale gelmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Güncellemeler, Project Astra girişiminin bir parçası olarak sunuluyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QZ0MYe-39UOFCdZkNas1dg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Google, Geminiye, yeni, özellik, eklendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QZ0MYe-39UOFCdZkNas1dg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Google Gemini'ye yeni özellik eklendi"><p>Google, yapay zeka asistanı Gemini’ye canlı video ve ekran paylaşma özellikleri getirdi. Şirket, Google One AI Premium aboneleri için bu yetenekleri kullanıma sundu.</p><p><strong>CANLI VİDEO ÖZELLİĞİ NEDİR?</strong>   Gemini'nin canlı video özelliği, kullanıcılara çevrelerini daha etkili bir şekilde keşfetme fırsatı sunuyor. Bu özellik, cihazın kamerasını aktif bir araç haline getirerek, kullanıcıların nesneler, yerler veya çevresindeki diğer detaylar hakkında gerçek zamanlı bilgi almasına olanak tanıyor. Yapay zekanın görsel analiz yeteneklerinden yararlanan bu teknoloji, gündelik hayatın birçok alanında kullanıcılara kolaylık sağlayabilir.   Örneğin, bir kullanıcı bir sanat galerisinde geziyorsa, kamerayı bir tabloya doğrultarak tablonun sanatçısı, yaratıldığı yıl ve kullanılan teknikler gibi bilgileri anında edinebilir. Benzer şekilde, bir restoranda otururken menüdeki bir yemeğin adına odaklanarak yemeğin içeriği ve kökenine dair bilgiler elde edebilir. Turistler için de son derece faydalı olan bu özellik, bir tarihi anıtın hikayesinden mimari tarzına kadar detaylı bilgileri anında sunarak, gezileri daha bilgilendirici ve keyifli hale getirebilir.   Ayrıca, günlük hayatta alışveriş sırasında bu özellik büyük bir fark yaratabilir. Kullanıcılar, bir mağazadayken bir ürünün barkoduna ya da etiketine odaklanarak ürünün fiyatını, değerlendirmelerini veya alternatiflerini kolayca öğrenebilirler. Örneğin, bir teknoloji mağazasında bir cihazı incelerken, o cihazın en son özellikleri, güncel fiyat karşılaştırmaları ve kullanıcı incelemelerine dair bilgi alabilirsiniz.   Bu özellik, bilginin kolay erişilebilirliğiyle kullanıcıların çevrelerindeki dünyayı daha iyi anlamalarına yardımcı olurken, bilgiye dayalı daha bilinçli kararlar almalarını sağlıyor. Gemini, çevrenizdeki nesneler ve yerler hakkında bilgi edinmek için artık yalnızca bir asistan değil, aynı zamanda bir dijital rehber.    <strong>EKRAN PAYLAŞMA YETENEĞİ NASIL ÇALIŞIYOR?</strong> </p><p>Gemini'nin ekran paylaşımı özelliği, kullanıcıların dijital deneyimlerini dönüştürerek cihazlarındaki içeriklerle daha sezgisel bir etkileşim kurmalarını sağlıyor. Bu yenilik, hem bireysel kullanıcılar hem de profesyoneller için ekran üzerindeki içerikleri gerçek zamanlı olarak analiz etmek ve rehberlik almak konusunda büyük avantajlar sunuyor.   Ekran paylaşımı, kullanıcıların cihaz ekranlarını doğrudan Gemini'ye sunmasına olanak tanıyor. Örneğin, bir kullanıcı internette gezerken anlamadığı bir terime rastlarsa, Gemini bu terimi analiz ederek anlamını, bağlantılarını ve ilgili bilgileri sunabilir. Benzer şekilde, bir belge veya grafik üzerinde çalışan bir kişi, Gemini'nin ekranında gördüklerini yorumlamasını ve ek bilgiler sağlamasını isteyebilir. Bu özellik, ekran içeriğini zahmetsizce anlamlandırarak bilgiye erişimi hızlandırır.   Gemini'nin ekran paylaşımı özelliği, özellikle teknik destek ihtiyaçları için ideal bir çözüm sunuyor. Kullanıcılar, cihazlarındaki bir uygulamanın nasıl çalıştığını öğrenmek istediklerinde ekranlarını Gemini ile paylaşarak, rehberlik alabilirler. Örneğin, bir fotoğraf düzenleme uygulamasında hangi araçların ne işe yaradığı veya bir yazılım kurulumunda hangi adımların izlenmesi gerektiği hakkında anında bilgi sağlayabilir. Bu, kullanıcıların teknik zorluklarla başa çıkmasını kolaylaştıran bir dijital yardım mekanizmasıdır.   Gemini'nin bu özelliği, yalnızca bilgiye erişim değil, aynı zamanda günlük dijital faaliyetlerde daha bilinçli ve verimli sonuçlar elde edilmesine yardımcı oluyor. Kullanıcılar, ekranlarını paylaşarak, metin, görseller veya uygulamalar üzerindeki belirsizlikleri ortadan kaldırabilir ve daha net bir anlayışa kavuşabilirler.    <strong>KULLANILABİLİRLİK VE UYUMLULUK</strong>  Her iki özellik de yalnızca Android cihazlarda ve Google One AI Premium aboneleri için kullanılabilir durumda. Google, bu yeniliklerin daha geniş bir cihaz ve kullanıcı yelpazesinde erişilebilir hale gelmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Güncellemeler, Project Astra girişiminin bir parçası olarak sunuluyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mars&amp;apos;ta yeni keşif: &amp;quot;Antik yaşama&amp;quot; ait kanıtlar bulundu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/marsta-yeni-kesif-antik-yasama-ait-kanitlar-bulundu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/marsta-yeni-kesif-antik-yasama-ait-kanitlar-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ Mars&#039;ta yapılan araştırmalarda eski bir göl yatağında bir düzine karbon atomundan oluşan zincirler tespit edildi.Mars&#039;taki eski bir göl yatağında bir düzine karbon atomundan oluşan zincirler tespit edildi. Zincirlerin Mars&#039;taki yaşamın tarihi hakkında önemli bir ipucu olabileceği açıklandı.  Bulgular, NASA&#039;nın &quot;Curiosity&quot; uzay aracındaki örnekleme cihazı tarafından toplandı ve uluslararası bir ekip, sonuçları Dünya&#039;daki bir laboratuvarda doğruladı. Araştırma, Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi&#039;nde (CNRS) görevli analitik kimyager Caroline Freissinet tarafından yönetildi.  NASA araştırmacıları yayınlanan raporda, &quot;Bu moleküllerin kökeni ve dağılımı, Mars&#039;taki potansiyel biyolojik imzaların araştırılmasında büyük ilgi görüyor&quot; ifadelerini kullandı.  Curiosity&#039;nin amacının, Mars&#039;ta yaşam olup olmadığını belirleyebilecek ipuçları toplamak olduğu ifade edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Rj64c9FHk2CcxbpkIM-3Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Marsta, yeni, keşif:, Antik, yaşama, ait, kanıtlar, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3Rj64c9FHk2CcxbpkIM-3Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mars'ta " antik ya ait kan bulundu><p>Mars'ta yapılan araştırmalarda eski bir göl yatağında bir düzine karbon atomundan oluşan zincirler tespit edildi.</p>Mars'taki eski bir göl yatağında bir düzine karbon atomundan oluşan zincirler tespit edildi. Zincirlerin Mars'taki yaşamın tarihi hakkında önemli bir ipucu olabileceği açıklandı.  Bulgular, NASA'nın "Curiosity" uzay aracındaki örnekleme cihazı tarafından toplandı ve uluslararası bir ekip, sonuçları Dünya'daki bir laboratuvarda doğruladı. Araştırma, Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'nde (CNRS) görevli analitik kimyager Caroline Freissinet tarafından yönetildi.  NASA araştırmacıları yayınlanan raporda, "Bu moleküllerin kökeni ve dağılımı, Mars'taki potansiyel biyolojik imzaların araştırılmasında büyük ilgi görüyor" ifadelerini kullandı.  Curiosity'nin amacının, Mars'ta yaşam olup olmadığını belirleyebilecek ipuçları toplamak olduğu ifade edildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Samsung&amp;apos;un eş CEO&amp;apos;su hayatını kaybetti</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/samsungun-es-ceosu-hayatini-kaybetti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/samsungun-es-ceosu-hayatini-kaybetti</guid>
<description><![CDATA[ Samsung&#039;un Eş CEO&#039;su Han Jong-Hee, 63 yaşında kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti.Samsung Electronics&#039;in Eş Üst Yöneticisi (Eş CEO) Han Jong-Hee&#039;nin kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi.  Samsung Electronics tarafından yapılan açıklamada, şirketin tüketici elektroniği ve mobil cihazlar bölümünün başında bulunan 63 yaşındaki Han&#039;ın kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği duyuruldu.  Açıklamada Han&#039;ın &quot;zorlu bir iş ortamında&quot; şirketin büyümesine katkıda bulunduğu ifade edilerek, &quot;Bu zor zamanda en derin taziyelerimiz ailesi ve sevdikleriyle birlikte.&quot; denildi.  37 yıldır Samsung için çalışan Han, 2022&#039;den bu yana şirketin başkan yardımcılığı ve Eş Üst Yöneticisi görevini yürütüyordu.  Han, geçen hafta yatırımcılarla yaptığı yıllık toplantıda Samsung hisselerinin performansından dolayı özür dilemiş ve büyük ekonomilerin politikalarındaki belirsizlikler nedeniyle bu yılın zorlu olabileceği uyarısında bulunmuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_H6e5pzMkOYaLZrMpvfnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Samsungun, eş, CEOsu, hayatını, kaybetti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X_H6e5pzMkOYaLZrMpvfnw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Samsung'un eş CEO'su hayatını kaybetti"><p>Samsung'un Eş CEO'su Han Jong-Hee, 63 yaşında kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti.</p>Samsung Electronics'in Eş Üst Yöneticisi (Eş CEO) Han Jong-Hee'nin kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi.  Samsung Electronics tarafından yapılan açıklamada, şirketin tüketici elektroniği ve mobil cihazlar bölümünün başında bulunan 63 yaşındaki Han'ın kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği duyuruldu.  Açıklamada Han'ın "zorlu bir iş ortamında" şirketin büyümesine katkıda bulunduğu ifade edilerek, "Bu zor zamanda en derin taziyelerimiz ailesi ve sevdikleriyle birlikte." denildi.  37 yıldır Samsung için çalışan Han, 2022'den bu yana şirketin başkan yardımcılığı ve Eş Üst Yöneticisi görevini yürütüyordu.  Han, geçen hafta yatırımcılarla yaptığı yıllık toplantıda Samsung hisselerinin performansından dolayı özür dilemiş ve büyük ekonomilerin politikalarındaki belirsizlikler nedeniyle bu yılın zorlu olabileceği uyarısında bulunmuştu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bayraktar TB3 SİHA&amp;apos;dan süpersonik füzeyle tam isabet</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bayraktar-tb3-sihadan-supersonik-fuzeyle-tam-isabet</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bayraktar-tb3-sihadan-supersonik-fuzeyle-tam-isabet</guid>
<description><![CDATA[ Kısa pistli bir gemiden iniş kalkış yapan ilk silahlı insansız hava aracı (SİHA) olan Bayraktar TB3, ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-122 süpersonik füze ile gerçekleştirdiği ilk atış testinde hedefi tam isabetle vurdu.Baykar&#039;dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar TB3 SİHA, geliştirme sürecinde yeni bir kilometre taşını daha geride bırakarak mühimmat entegrasyon testlerini sürdürüyor.  Bayraktar TB3 SİHA, bugün Muğla&#039;nın Dalaman ilçesinden ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-122 süpersonik füze ile havalandı. Atış testi için gökyüzüne yükselen Bayraktar TB3, ilk denemesinde 50 kilometreyi geçen mesafeden deniz üzerinde bulunan 6x6 metre ebadındaki perdeli hedefi tam isabetle vurdu.  Atış testinin lazerle hedefleme görevini havada bulunan Bayraktar TB2 SİHA üstlendi. Bayraktar TB2&#039;nin işaretlediği hedef, Bayraktar TB3 tarafından başarıyla imha edildi.  Böylece havada bulunan iki SİHA&#039;nın koordineli lazerle işaretleme ve hedefe angajman yeteneği de başarıyla test edildi. Belirlenen takvim doğrultusunda, Bayraktar TB3&#039;ün mühimmat ve faydalı yük entegrasyon testlerine geliştirme süreci boyunca devam edilecek.HAVACILIK TARİHİNE GEÇTİ  Bayraktar TB3 SİHA, 19 Kasım 2024&#039;te TCG Anadolu&#039;nun 12 derece eğimli rampaya sahip kısa pistinden başarıyla havalanmıştı. Ege ve Akdeniz&#039;in buluşma noktasında 46 dakikalık tarihi bir test uçuşu gerçekleştiren Bayraktar TB3, aynı kısa piste hiçbir iniş destek ekipmanı kullanmadan başarıyla iniş yaparak dünyada bir ilki gerçekleştirmişti.  Milli SİHA, gemi testlerine başarıyla devam ederek, Çanakkale açıklarında seyreden TCG Anadolu gemisinde gerçekleşen ikinci uçuş testinde de iniş destek ekipmanı kullanmadan iki kez daha başarıyla iniş kalkış yapmıştı. Test parametrelerini başarılı bir şekilde icra eden milli SİHA, ortalama 20 bin feet irtifada uçtuğu testi başarıyla tamamlamıştı.  Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran 2024&#039;te Edirne&#039;nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi&#039;nde gerçekleştirilen uçuşta 36 bin 310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testini başarıyla tamamlamıştı. TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçmişti.  Türk havacılık tarihinin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Bayraktar AKINCI TİHA&#039;ya ait bulunuyor.TOPLAM 967 SAAT 55 DAKİKA HAVADA KALDI  Bayraktar TB3 SİHA bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 967 saat 55 dakika havada kaldı. Milli SİHA 20 Aralık 2023&#039;te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde ise yere inmeden 32 saat havada kaldı ve gökyüzünde 5 bin 700 km yol kat etti.  Bayraktar TB3 SİHA, katlanabilen kanat yapısının yanı sıra sahip olacağı Görüş hattı ötesi haberleşme kabiliyetine de sahip olacak milli SİHA, bu sayede çok uzun mesafelerden kumanda edilebilecek. Böylece keşif-gözetleme, istihbarat ve taşıdığı akıllı mühimmatlar ile taarruz görevlerini deniz aşırı hedeflere karşı icra ederek Türkiye&#039;nin caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlayacak.  İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu.  2023&#039;te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024&#039;te de savunma ve havacılık sektörünün toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye&#039;yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı.  Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 11 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Av04VAulzk2XPIB_GwDSww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bayraktar, TB3, SİHAdan, süpersonik, füzeyle, tam, isabet</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Av04VAulzk2XPIB_GwDSww.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bayraktar TB3 SİHA'dan tam isabet"><p>Kısa pistli bir gemiden iniş kalkış yapan ilk silahlı insansız hava aracı (SİHA) olan Bayraktar TB3, ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-122 süpersonik füze ile gerçekleştirdiği ilk atış testinde hedefi tam isabetle vurdu.</p>Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar TB3 SİHA, geliştirme sürecinde yeni bir kilometre taşını daha geride bırakarak mühimmat entegrasyon testlerini sürdürüyor.  Bayraktar TB3 SİHA, bugün Muğla'nın Dalaman ilçesinden ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-122 süpersonik füze ile havalandı. Atış testi için gökyüzüne yükselen Bayraktar TB3, ilk denemesinde 50 kilometreyi geçen mesafeden deniz üzerinde bulunan 6x6 metre ebadındaki perdeli hedefi tam isabetle vurdu.  Atış testinin lazerle hedefleme görevini havada bulunan Bayraktar TB2 SİHA üstlendi. Bayraktar TB2'nin işaretlediği hedef, Bayraktar TB3 tarafından başarıyla imha edildi.  Böylece havada bulunan iki SİHA'nın koordineli lazerle işaretleme ve hedefe angajman yeteneği de başarıyla test edildi. Belirlenen takvim doğrultusunda, Bayraktar TB3'ün mühimmat ve faydalı yük entegrasyon testlerine geliştirme süreci boyunca devam edilecek.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uC3oZuO6y0aj0or1XA1GUw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>HAVACILIK TARİHİNE GEÇTİ</strong>  Bayraktar TB3 SİHA, 19 Kasım 2024'te TCG Anadolu'nun 12 derece eğimli rampaya sahip kısa pistinden başarıyla havalanmıştı. Ege ve Akdeniz'in buluşma noktasında 46 dakikalık tarihi bir test uçuşu gerçekleştiren Bayraktar TB3, aynı kısa piste hiçbir iniş destek ekipmanı kullanmadan başarıyla iniş yaparak dünyada bir ilki gerçekleştirmişti.  Milli SİHA, gemi testlerine başarıyla devam ederek, Çanakkale açıklarında seyreden TCG Anadolu gemisinde gerçekleşen ikinci uçuş testinde de iniş destek ekipmanı kullanmadan iki kez daha başarıyla iniş kalkış yapmıştı. Test parametrelerini başarılı bir şekilde icra eden milli SİHA, ortalama 20 bin feet irtifada uçtuğu testi başarıyla tamamlamıştı.  Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran 2024'te Edirne'nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nde gerçekleştirilen uçuşta 36 bin 310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testini başarıyla tamamlamıştı. TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçmişti.  Türk havacılık tarihinin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Bayraktar AKINCI TİHA'ya ait bulunuyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xf1ilkSNY0mOMLYRK_Q5kw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>TOPLAM 967 SAAT 55 DAKİKA HAVADA KALDI</strong>  Bayraktar TB3 SİHA bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 967 saat 55 dakika havada kaldı. Milli SİHA 20 Aralık 2023'te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde ise yere inmeden 32 saat havada kaldı ve gökyüzünde 5 bin 700 km yol kat etti.  Bayraktar TB3 SİHA, katlanabilen kanat yapısının yanı sıra sahip olacağı Görüş hattı ötesi haberleşme kabiliyetine de sahip olacak milli SİHA, bu sayede çok uzun mesafelerden kumanda edilebilecek. Böylece keşif-gözetleme, istihbarat ve taşıdığı akıllı mühimmatlar ile taarruz görevlerini deniz aşırı hedeflere karşı icra ederek Türkiye'nin caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlayacak.  İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu.  2023'te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024'te de savunma ve havacılık sektörünün toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye'yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı.  Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 11 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Google, ‘düşünebilen’ yapay zekası Gemini 2.5’i piyasaya sürdü</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-dusunebilen-yapay-zekasi-gemini-25i-piyasaya-surdu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/google-dusunebilen-yapay-zekasi-gemini-25i-piyasaya-surdu</guid>
<description><![CDATA[ Google, ileri düzey akıl yürütme yetenekleriyle dikkat çeken yapay zeka modeli Gemini 2.5’i tanıttı. Bu model, özellikle matematiksel problemler, kodlama ve veri analizi gibi alanlarda benzersiz bir performans sergilemek için tasarlandı. Gemini 2.5, yapay zekanın insan benzeri düşünme kapasitesini bir adım ileri taşıyarak sektörde çığır açmayı hedefliyor.AKIL YÜRÜTME VE DÜŞÜNME YETENEĞİ  Gemini 2.5’in en dikkat çekici özelliklerinden biri, bir soruya yanıt üretmeden önce adeta “düşünme” sürecini simüle edebilmesi. Bu model çok adımlı mantık yürütme yeteneğiyle, karmaşık problemleri çözmede yüksek doğruluk sağlıyor. Mantıksal sorgulamaları analiz edebilen Gemini 2.5, çoklu adımlar gerektiren işlemleri kesintisiz bir şekilde gerçekleştirebiliyor ve sonuçlarını optimize ederek sunabiliyor.   TEKNİK DETAYLAR  Gemini 2.5, yaklaşık 1 milyon tokenlik bir bağlam penceresiyle çalışıyor. Bu, modelin aynı anda 750.000’den fazla kelimeyi işleyebileceği anlamına geliyor. Google, bu kapasitenin ilerleyen dönemde iki katına çıkarılacağını belirtiyor. Bu geniş bağlam penceresi sayesinde, model daha karmaşık metinleri anlamlandırma ve uzun biçimli içeriklerde tutarlılık sağlama konusunda önemli performans gösteriyor.   Ayrıca, Gemini 2.5&#039;in geliştirilmesinde, transformer mimarisi üzerine inşa edilmiş yeni nesil algoritmalar kullanıldı. Bu teknoloji, modelin karmaşık veri analizlerini hızlı bir şekilde yapmasına olanak tanırken, hesaplama süreçlerini optimize ediyor ve enerji verimliliğini artırıyor.   MATEMATİK VE KODLAMADA ÜSTÜNLÜK  Gemini 2.5’in öne çıkan bir diğer özelliği ise, teknik alanlardaki başarısı. Model, karmaşık matematiksel ifadeleri çözebiliyor, çok adımlı matematik işlemlerini hassas bir şekilde yürütebiliyor. Kodlama projelerinde ise temiz ve optimize edilmiş kodlar üretebilirken, hata ayıklama süreçlerini daha hızlı hale getirmesiyle yazılım geliştiricilere büyük kolaylık sunuyor. Bu, özellikle görsel olarak etkileyici web uygulamaları ve kapsamlı yazılım projeleri geliştirmek isteyen kullanıcılar için modeli güçlü bir araç haline getiriyor.   GELİŞMİŞ AKIL YÜRÜTME MODELLERİNİN ÖNEMİ  Gemini 2.5, yapay zeka teknolojilerinde akıl yürütme yeteneklerinin önemini vurgulayan bir örnek olarak öne çıkıyor. Modelin, kullanıcı ihtiyaçlarına duyarlı ve bağlamsal yanıtlar üretebilme kapasitesi, sadece bireysel tüketiciler için değil, otonom sistemler ve endüstriyel uygulamalar gibi geniş kullanım alanlarında da yenilikçi çözümler sunmayı vaat ediyor.   ZORLUKLAR VE GELECEK PLANLARI  Böylesine ileri bir teknolojinin getirdiği yüksek işlem gücü ve enerji maliyetleri, Google’ın karşılaştığı başlıca zorluklar arasında yer alıyor. Ancak şirket, bu engelleri aşmak için yenilikçi donanım ve yazılım çözümleri üzerinde çalıştığını belirtiyor. Ayrıca, Google, Gemini 2.5’in başarılı bir şekilde ticari uygulamalara entegrasyonunu sağlamak ve daha geniş kullanıcı kitlesine erişimini artırmak adına gelecekte çeşitli güncellemeler planlıyor.   Google’ın “en zeki yapay zekamız” şeklinde nitelediği Gemini 2.5 modeli, Gemini abonelerinin kullanımına sunulmuş durumda. Aboneliğin aylık bedeli globalde 20 dolar, Türkiye’de ise 720 TL. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3E_ZCNduk06dFFGyF6TJyQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Google, ‘düşünebilen’, yapay, zekası, Gemini, 2.5’i, piyasaya, sürdü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3E_ZCNduk06dFFGyF6TJyQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Google, ‘düşünebilen’ yapay zekası Gemini 2.5’i piyasaya sürdü"><p>Google, ileri düzey akıl yürütme yetenekleriyle dikkat çeken yapay zeka modeli Gemini 2.5’i tanıttı. Bu model, özellikle matematiksel problemler, kodlama ve veri analizi gibi alanlarda benzersiz bir performans sergilemek için tasarlandı. Gemini 2.5, yapay zekanın insan benzeri düşünme kapasitesini bir adım ileri taşıyarak sektörde çığır açmayı hedefliyor.</p><strong>AKIL YÜRÜTME VE DÜŞÜNME YETENEĞİ</strong>  Gemini 2.5’in en dikkat çekici özelliklerinden biri, bir soruya yanıt üretmeden önce adeta “düşünme” sürecini simüle edebilmesi. Bu model çok adımlı mantık yürütme yeteneğiyle, karmaşık problemleri çözmede yüksek doğruluk sağlıyor. Mantıksal sorgulamaları analiz edebilen Gemini 2.5, çoklu adımlar gerektiren işlemleri kesintisiz bir şekilde gerçekleştirebiliyor ve sonuçlarını optimize ederek sunabiliyor.   <strong>TEKNİK DETAYLAR</strong>  Gemini 2.5, yaklaşık 1 milyon tokenlik bir bağlam penceresiyle çalışıyor. Bu, modelin aynı anda 750.000’den fazla kelimeyi işleyebileceği anlamına geliyor. Google, bu kapasitenin ilerleyen dönemde iki katına çıkarılacağını belirtiyor. Bu geniş bağlam penceresi sayesinde, model daha karmaşık metinleri anlamlandırma ve uzun biçimli içeriklerde tutarlılık sağlama konusunda önemli performans gösteriyor.   Ayrıca, Gemini 2.5'in geliştirilmesinde, transformer mimarisi üzerine inşa edilmiş yeni nesil algoritmalar kullanıldı. Bu teknoloji, modelin karmaşık veri analizlerini hızlı bir şekilde yapmasına olanak tanırken, hesaplama süreçlerini optimize ediyor ve enerji verimliliğini artırıyor.   <strong>MATEMATİK VE KODLAMADA ÜSTÜNLÜK</strong>  Gemini 2.5’in öne çıkan bir diğer özelliği ise, teknik alanlardaki başarısı. Model, karmaşık matematiksel ifadeleri çözebiliyor, çok adımlı matematik işlemlerini hassas bir şekilde yürütebiliyor. Kodlama projelerinde ise temiz ve optimize edilmiş kodlar üretebilirken, hata ayıklama süreçlerini daha hızlı hale getirmesiyle yazılım geliştiricilere büyük kolaylık sunuyor. Bu, özellikle görsel olarak etkileyici web uygulamaları ve kapsamlı yazılım projeleri geliştirmek isteyen kullanıcılar için modeli güçlü bir araç haline getiriyor.   <strong>GELİŞMİŞ AKIL YÜRÜTME MODELLERİNİN ÖNEMİ</strong>  Gemini 2.5, yapay zeka teknolojilerinde akıl yürütme yeteneklerinin önemini vurgulayan bir örnek olarak öne çıkıyor. Modelin, kullanıcı ihtiyaçlarına duyarlı ve bağlamsal yanıtlar üretebilme kapasitesi, sadece bireysel tüketiciler için değil, otonom sistemler ve endüstriyel uygulamalar gibi geniş kullanım alanlarında da yenilikçi çözümler sunmayı vaat ediyor.   <strong>ZORLUKLAR VE GELECEK PLANLARI</strong>  Böylesine ileri bir teknolojinin getirdiği yüksek işlem gücü ve enerji maliyetleri, Google’ın karşılaştığı başlıca zorluklar arasında yer alıyor. Ancak şirket, bu engelleri aşmak için yenilikçi donanım ve yazılım çözümleri üzerinde çalıştığını belirtiyor. Ayrıca, Google, Gemini 2.5’in başarılı bir şekilde ticari uygulamalara entegrasyonunu sağlamak ve daha geniş kullanıcı kitlesine erişimini artırmak adına gelecekte çeşitli güncellemeler planlıyor.   Google’ın “en zeki yapay zekamız” şeklinde nitelediği Gemini 2.5 modeli, Gemini abonelerinin kullanımına sunulmuş durumda. Aboneliğin aylık bedeli globalde 20 dolar, Türkiye’de ise 720 TL.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Character AI, genç kullanıcılar için ebeveyn denetim araçlarını tanıttı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/character-ai-genc-kullanicilar-icin-ebeveyn-denetim-araclarini-tanitti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/character-ai-genc-kullanicilar-icin-ebeveyn-denetim-araclarini-tanitti</guid>
<description><![CDATA[ Dijital dünyanın hızla genişleyen yapay zeka platformlarından biri olan Character AI, genç kullanıcıların güvenliğini sağlama amacıyla yeni ebeveyn denetim araçlarını kullanıma sunduğunu duyurdu. Bu yenilik, platformun, kullanıcı gizliliğini koruma ilkesine bağlı kalarak çocukların çevrim içi etkinliklerinin daha sağlıklı bir şekilde takip edilmesine olanak tanıyor.Yeni özellikler kapsamında, ebeveynlere çocuklarının uygulamadaki etkinlikleri hakkında haftalık e-posta güncellemeleri gönderilecek. Bu raporlarda, çocukların platformda geçirdiği süre, hangi karakterlerle daha çok vakit harcadıkları ve uygulamadaki genel kullanım alışkanlıkları gibi bilgiler yer alacak. Ancak, kullanıcıların sohbet içeriklerinin gizliliği korunacak ve ebeveynler içeriklere doğrudan erişim sağlayamayacak.   Character AI, daha önce genç kullanıcılar için özel olarak tasarlanmış bir yapay zeka modeli geliştirerek, uygunsuz içeriklerin engellenmesi adına çeşitli güvenlik önlemleri uygulamıştı. Yeni ebeveyn denetim araçları, bu çabaların devamı niteliğinde bir adım olarak görülüyor. Şirket, bu özelliklerin kullanıcı deneyimini artırırken aynı zamanda ebeveynlerin çocukları için daha güvenli bir dijital deneyim sunmasını hedeflediğini belirtti.   TEKNOLOJİK GELİŞİM VE KULLANICI GÜVENLİĞİ DENGESİ  Yapay zeka teknolojileri, her geçen gün hem bireysel hem de toplumsal yaşamlarımızda daha büyük bir rol oynamaya devam ediyor. Ancak bu gelişim, yalnızca inovasyonu değil, aynı zamanda güvenliği ve etik sorumlulukları da beraberinde getiriyor. Character AI&#039;nin ebeveyn denetim araçlarını tanıtması, bu dengenin gözetilmesi gerektiğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor.   Bir yandan yapay zeka platformları giderek daha karmaşık ve etkili hale geliyor. Bu tür teknolojiler, bireylerin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilir, yaratıcı süreçleri destekleyebilir ve kullanıcı deneyimlerini geliştirebilir. Öte yandan, özellikle genç kullanıcılar söz konusu olduğunda, bu gelişimlerin güvenlik açıkları yaratma riski de bulunuyor. Ebeveyn denetim araçları gibi çözümler, teknolojik ilerlemelerin yalnızca yenilik sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcı güvenliğini nasıl güçlendirdiğini göstermesi açısından büyük önem taşıyor.   Character AI&#039;nin kullanıcı gizliliği ile güvenlik arasında kurduğu bu denge, sadece mevcut kullanıcıları değil, aynı zamanda genel teknoloji ekosistemini de etkileyebilecek bir yaklaşımı temsil ediyor. Şirket, kullanıcıların kişisel bilgilerinin gizliliğini korurken, aynı zamanda ebeveynlere çocuklarının dijital alışkanlıklarını izleme olanağı tanıyor. Bu, kullanıcı merkezli inovasyonun, etik sorumluluk ve duyarlılıkla nasıl birleşebileceğinin bir göstergesi.   Dahası, bu tür adımlar, yalnızca teknolojiyi daha güvenli hale getirmekle kalmıyor, aynı zamanda toplum genelinde yapay zeka platformlarına olan güveni de artırıyor. Ebeveynler, çocuklarının dijital dünyada karşılaşabilecekleri riskleri azaltabilmek için daha fazla araca sahip olduklarını bilmenin rahatlığını yaşıyor. Bu da, güvenli ve sürdürülebilir bir teknoloji kullanım kültürünün oluşmasına katkı sağlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ucBtEFxzXke5JxK7MpIdhQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Character, AI, genç, kullanıcılar, için, ebeveyn, denetim, araçlarını, tanıttı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ucBtEFxzXke5JxK7MpIdhQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Character AI, genç kullanıcılar için ebeveyn denetim araçlarını tanıttı"><p>Dijital dünyanın hızla genişleyen yapay zeka platformlarından biri olan Character AI, genç kullanıcıların güvenliğini sağlama amacıyla yeni ebeveyn denetim araçlarını kullanıma sunduğunu duyurdu. Bu yenilik, platformun, kullanıcı gizliliğini koruma ilkesine bağlı kalarak çocukların çevrim içi etkinliklerinin daha sağlıklı bir şekilde takip edilmesine olanak tanıyor.</p>Yeni özellikler kapsamında, ebeveynlere çocuklarının uygulamadaki etkinlikleri hakkında haftalık e-posta güncellemeleri gönderilecek. Bu raporlarda, çocukların platformda geçirdiği süre, hangi karakterlerle daha çok vakit harcadıkları ve uygulamadaki genel kullanım alışkanlıkları gibi bilgiler yer alacak. Ancak, kullanıcıların sohbet içeriklerinin gizliliği korunacak ve ebeveynler içeriklere doğrudan erişim sağlayamayacak.   Character AI, daha önce genç kullanıcılar için özel olarak tasarlanmış bir yapay zeka modeli geliştirerek, uygunsuz içeriklerin engellenmesi adına çeşitli güvenlik önlemleri uygulamıştı. Yeni ebeveyn denetim araçları, bu çabaların devamı niteliğinde bir adım olarak görülüyor. Şirket, bu özelliklerin kullanıcı deneyimini artırırken aynı zamanda ebeveynlerin çocukları için daha güvenli bir dijital deneyim sunmasını hedeflediğini belirtti.   <strong>TEKNOLOJİK GELİŞİM VE KULLANICI GÜVENLİĞİ DENGESİ</strong>  Yapay zeka teknolojileri, her geçen gün hem bireysel hem de toplumsal yaşamlarımızda daha büyük bir rol oynamaya devam ediyor. Ancak bu gelişim, yalnızca inovasyonu değil, aynı zamanda güvenliği ve etik sorumlulukları da beraberinde getiriyor. Character AI'nin ebeveyn denetim araçlarını tanıtması, bu dengenin gözetilmesi gerektiğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor.   Bir yandan yapay zeka platformları giderek daha karmaşık ve etkili hale geliyor. Bu tür teknolojiler, bireylerin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilir, yaratıcı süreçleri destekleyebilir ve kullanıcı deneyimlerini geliştirebilir. Öte yandan, özellikle genç kullanıcılar söz konusu olduğunda, bu gelişimlerin güvenlik açıkları yaratma riski de bulunuyor. Ebeveyn denetim araçları gibi çözümler, teknolojik ilerlemelerin yalnızca yenilik sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcı güvenliğini nasıl güçlendirdiğini göstermesi açısından büyük önem taşıyor.   Character AI'nin kullanıcı gizliliği ile güvenlik arasında kurduğu bu denge, sadece mevcut kullanıcıları değil, aynı zamanda genel teknoloji ekosistemini de etkileyebilecek bir yaklaşımı temsil ediyor. Şirket, kullanıcıların kişisel bilgilerinin gizliliğini korurken, aynı zamanda ebeveynlere çocuklarının dijital alışkanlıklarını izleme olanağı tanıyor. Bu, kullanıcı merkezli inovasyonun, etik sorumluluk ve duyarlılıkla nasıl birleşebileceğinin bir göstergesi.   Dahası, bu tür adımlar, yalnızca teknolojiyi daha güvenli hale getirmekle kalmıyor, aynı zamanda toplum genelinde yapay zeka platformlarına olan güveni de artırıyor. Ebeveynler, çocuklarının dijital dünyada karşılaşabilecekleri riskleri azaltabilmek için daha fazla araca sahip olduklarını bilmenin rahatlığını yaşıyor. Bu da, güvenli ve sürdürülebilir bir teknoloji kullanım kültürünün oluşmasına katkı sağlıyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apple music, kataloğunu DJ’lere açıyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-music-katalogunu-djlere-aciyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-music-katalogunu-djlere-aciyor</guid>
<description><![CDATA[ Teknoloji devi Apple, Apple Music platformunun erişilebilirliğini artırarak DJ&#039;lere özel araç ve özellikler sunacağını açıkladı. Bu adım, müzik tutkunlarına, Apple Music&#039;in zengin kataloğundan faydalanarak kendi yaratıcı projelerini geliştirme olanağı tanıyor.YENİ ARAÇLAR VE ENTEGRASYON İMKANLARI  Apple Music, müzik yaratıcıları için yeni araçlar ve entegrasyon özellikleri sunuyor. Bu yenilikler, DJ yazılımlarına ve donanımlarına entegre olabilecek şekilde tasarlandı. Böylece kullanıcıların müzik prodüksiyon süreçlerinde daha özgür ve yaratıcı olmalarına olanak tanınacak.   Apple Music&#039;in yeni entegrasyon özellikleri, popüler DJ yazılımlarıyla kusursuz bir uyum sağlayacak şekilde geliştirildi. Traktor, Serato ve Rekordbox gibi endüstri standardı yazılımlarla uyumlu hale gelen Apple Music, DJ&#039;lerin setlerini oluştururken platformun zengin müzik kataloğunu kullanmalarına olanak tanıyor. Ayrıca, cihazlar arası senkronizasyon özelliği sayesinde kullanıcılar, mobil cihazlardan DJ ekipmanlarına kadar birçok farklı platformda müziklerini zahmetsizce yönetebilir.   Apple Music, milyonlarca şarkı içeren geniş kataloğu ile DJ&#039;lere yaratıcı potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunuyor. Kullanıcılar, en sevdikleri şarkıları ve albümleri setlerine ekleyebilir, düzenleyebilir ve kişiselleştirerek kendi tarzlarını yansıtan mixler oluşturabilir. Bu özellik, amatör DJ&#039;lerin profesyonel müzik prodüksiyon araçlarına erişimini kolaylaştırırken, profesyonel DJ&#039;lerin iş akışlarını hızlandırarak daha kapsamlı projeler gerçekleştirmelerine olanak tanıyor.   Yeni entegrasyonlar, DJ&#039;lerin canlı performans sırasında müziklerini kesintisiz bir şekilde yönetmelerine de olanak tanıyor. Şarkılar arasında geçiş yapma, tempo ayarları ve efektleri sorunsuz bir şekilde kontrol etme gibi işlemler, Apple Music platformuyla entegre şekilde çalışarak performans deneyimini zenginleştiriyor. Bununla birlikte, DJ&#039;lerin ses kalitesi üzerinde tam kontrol sahibi olmaları için gelişmiş ses optimizasyon araçları da sunuluyor.   Apple Music, hem amatör hem de profesyonel kullanıcılar için basitleştirilmiş bir arayüz sunarak müzik prodüksiyon sürecini kolaylaştırmayı hedefliyor. Yeni araçlar sayesinde kullanıcılar, herhangi bir teknik uzmanlığa ihtiyaç duymadan platformun sunduğu özellikleri tam anlamıyla kullanabilir. Ayrıca, rehber içerikler ve eğitim modülleri aracılığıyla müzik prodüksiyonuna yeni başlayanlar, yeteneklerini geliştirme fırsatı yakalayabilir.   ENDÜSTRİ ÜZERİNDEKİ ETKİLER  Apple Music&#039;in DJ&#039;ler için sunduğu yeni araçlar, müzik endüstrisinin dijitalleşme sürecinde önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bu yenilik, dijital müzik platformlarının yalnızca tüketim odaklı hizmetlerden, yaratıcı süreçlere doğrudan katkı sağlayan çözümlere dönüşümünü hızlandırabilir. DJ&#039;lerin ve müzik prodüktörlerinin profesyonel araçlara erişimini kolaylaştıran bu özellikler, müzik yaratım süreçlerini daha erişilebilir hale getirerek sektördeki çeşitliliği artırabilir. Özellikle bağımsız sanatçılar ve amatör müzik yaratıcıları için bu tür entegrasyonlar, kendi eserlerini üretme ve yayınlama konusunda daha fazla fırsat sunarak müzik endüstrisine dinamizm kazandırabilir.   Bu yenilik, aynı zamanda müzik tüketim alışkanlıklarını da yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Kullanıcılar, sadece müzik dinlemek yerine, artık aktif bir şekilde müzik yaratım sürecine dahil olabiliyor. Bu durum, dijital müzik platformlarının toplumsal etkisini artırarak kullanıcıların yaratıcılıklarını ön plana çıkarmalarını teşvik edebilir. Apple&#039;ın müzik endüstrisinde üstlendiği liderlik rolü, bu yenilikçi yaklaşımı sektörde bir standart haline getirebilir ve diğer platformları benzer çözümler sunmaya yönlendirebilir. Uzun vadede, bu tür entegrasyonlar, müzik endüstrisinin dijitalleşme sürecini hızlandırarak hem içerik üreticileri hem de tüketiciler için daha çeşitli ve etkileşimli bir deneyim sunabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GBAb8lna4UuNlcKU_j5xzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Apple, music, kataloğunu, DJ’lere, açıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GBAb8lna4UuNlcKU_j5xzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apple music, kataloğunu DJ’lere açıyor"><p>Teknoloji devi Apple, Apple Music platformunun erişilebilirliğini artırarak DJ'lere özel araç ve özellikler sunacağını açıkladı. Bu adım, müzik tutkunlarına, Apple Music'in zengin kataloğundan faydalanarak kendi yaratıcı projelerini geliştirme olanağı tanıyor.</p><strong>YENİ ARAÇLAR VE ENTEGRASYON İMKANLARI</strong>  Apple Music, müzik yaratıcıları için yeni araçlar ve entegrasyon özellikleri sunuyor. Bu yenilikler, DJ yazılımlarına ve donanımlarına entegre olabilecek şekilde tasarlandı. Böylece kullanıcıların müzik prodüksiyon süreçlerinde daha özgür ve yaratıcı olmalarına olanak tanınacak.   Apple Music'in yeni entegrasyon özellikleri, popüler DJ yazılımlarıyla kusursuz bir uyum sağlayacak şekilde geliştirildi. Traktor, Serato ve Rekordbox gibi endüstri standardı yazılımlarla uyumlu hale gelen Apple Music, DJ'lerin setlerini oluştururken platformun zengin müzik kataloğunu kullanmalarına olanak tanıyor. Ayrıca, cihazlar arası senkronizasyon özelliği sayesinde kullanıcılar, mobil cihazlardan DJ ekipmanlarına kadar birçok farklı platformda müziklerini zahmetsizce yönetebilir.   Apple Music, milyonlarca şarkı içeren geniş kataloğu ile DJ'lere yaratıcı potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunuyor. Kullanıcılar, en sevdikleri şarkıları ve albümleri setlerine ekleyebilir, düzenleyebilir ve kişiselleştirerek kendi tarzlarını yansıtan mixler oluşturabilir. Bu özellik, amatör DJ'lerin profesyonel müzik prodüksiyon araçlarına erişimini kolaylaştırırken, profesyonel DJ'lerin iş akışlarını hızlandırarak daha kapsamlı projeler gerçekleştirmelerine olanak tanıyor.   Yeni entegrasyonlar, DJ'lerin canlı performans sırasında müziklerini kesintisiz bir şekilde yönetmelerine de olanak tanıyor. Şarkılar arasında geçiş yapma, tempo ayarları ve efektleri sorunsuz bir şekilde kontrol etme gibi işlemler, Apple Music platformuyla entegre şekilde çalışarak performans deneyimini zenginleştiriyor. Bununla birlikte, DJ'lerin ses kalitesi üzerinde tam kontrol sahibi olmaları için gelişmiş ses optimizasyon araçları da sunuluyor.   Apple Music, hem amatör hem de profesyonel kullanıcılar için basitleştirilmiş bir arayüz sunarak müzik prodüksiyon sürecini kolaylaştırmayı hedefliyor. Yeni araçlar sayesinde kullanıcılar, herhangi bir teknik uzmanlığa ihtiyaç duymadan platformun sunduğu özellikleri tam anlamıyla kullanabilir. Ayrıca, rehber içerikler ve eğitim modülleri aracılığıyla müzik prodüksiyonuna yeni başlayanlar, yeteneklerini geliştirme fırsatı yakalayabilir.   <strong>ENDÜSTRİ ÜZERİNDEKİ ETKİLER</strong>  Apple Music'in DJ'ler için sunduğu yeni araçlar, müzik endüstrisinin dijitalleşme sürecinde önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bu yenilik, dijital müzik platformlarının yalnızca tüketim odaklı hizmetlerden, yaratıcı süreçlere doğrudan katkı sağlayan çözümlere dönüşümünü hızlandırabilir. DJ'lerin ve müzik prodüktörlerinin profesyonel araçlara erişimini kolaylaştıran bu özellikler, müzik yaratım süreçlerini daha erişilebilir hale getirerek sektördeki çeşitliliği artırabilir. Özellikle bağımsız sanatçılar ve amatör müzik yaratıcıları için bu tür entegrasyonlar, kendi eserlerini üretme ve yayınlama konusunda daha fazla fırsat sunarak müzik endüstrisine dinamizm kazandırabilir.   Bu yenilik, aynı zamanda müzik tüketim alışkanlıklarını da yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Kullanıcılar, sadece müzik dinlemek yerine, artık aktif bir şekilde müzik yaratım sürecine dahil olabiliyor. Bu durum, dijital müzik platformlarının toplumsal etkisini artırarak kullanıcıların yaratıcılıklarını ön plana çıkarmalarını teşvik edebilir. Apple'ın müzik endüstrisinde üstlendiği liderlik rolü, bu yenilikçi yaklaşımı sektörde bir standart haline getirebilir ve diğer platformları benzer çözümler sunmaya yönlendirebilir. Uzun vadede, bu tür entegrasyonlar, müzik endüstrisinin dijitalleşme sürecini hızlandırarak hem içerik üreticileri hem de tüketiciler için daha çeşitli ve etkileşimli bir deneyim sunabilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;de güvenlik krizinin odağı olan Signal nedir, yeterince güvenli mi?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/abdde-guvenlik-krizinin-odagi-olan-signal-nedir-yeterince-guvenli-mi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/abdde-guvenlik-krizinin-odagi-olan-signal-nedir-yeterince-guvenli-mi</guid>
<description><![CDATA[ CIA Başkanı John Ratcliffe, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz’ın da bulunduğu Signal grubuna yanlışlıkla The Atlantic&#039;in genel yayın yönetmeni Jeffrey Goldberg’in de dahil edildiği ortaya çıkmıştı.ABD&#039;de savaş planlarının yanlışlıkla bir gazetecinin de eklendiği sohbet grubunda konuşulması üzerine başlayan skandal tartışılmaya devam ediyor.  Salı günü CIA başkanı da dahil olmak üzere bir dizi isim Senato karşısında ifade verdi.  CIA Başkanı John Ratcliffe, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz’ın da bulunduğu Signal grubuna yanlışlıkla The Atlantic&#039;in genel yayın yönetmeni Jeffrey Goldberg’in de dahil edildiği ortaya çıkmıştı.  Grupta Beyaz Saray yetkililerinin Yemen saldırısının geleceği, gerekçeleri, siyasi sonuçları ve kamuoyuna nasıl anlatılması gerektiği konusunda görüş alışverişinde bulunduğu öğrenilmişti.  Signal, açık kaynaklı ve şifrelemeye izin veren bir mesajlaşma uygulaması olduğu için genellikle güvenli görülüyor.  Son olayda federal yetkililerin bile savaş konularını bu uygulamada tartıştığı anlaşılınca Signal daha fazla konuşulmaya başlandı.SIGNAL BAŞKANI UYGULAMAYI SAVUNDUABD&#039;li siyasetçiler bu olayla ortaya çıkan güvenlik açığını hararetle tartışırken, Signal Başkanı Meredith Whittaker, mesajlaşma uygulamasının güvenliğini savundu.  Whittaker, X&#039;teki bir gönderisinde uygulamayı &quot;özel iletişimde altın standart&quot; olarak tanımladı.  &quot;Biz açık kaynaklı, kâr amacı gütmeyen bir kuruluşuz ve sistemimizde meta verileri ve mesaj içeriklerini korumak için (uçtan uca şifreleme) ve gizliliği koruyan teknolojiler geliştirip uyguluyoruz.&quot;,SIGNAL NEDİR?Signal, Signal Messenger firması tarafından yönetilen, merkezi (tek elden yönetilen) sunucular üzerinde çalışan, açık kaynaklı ve tamamen şifrelenmiş bir mesajlaşma hizmeti.  Açık kaynak, bir uygulamanın veya hizmetin yazılımının herkesin erişebileceği, görüntüleyebileceği, değiştirebileceği ve dağıtabileceği şekilde halka açılması, patentlenmemesi anlamına geliyor. Açık kaynak yazılımlar, geliştiriciler tarafından sürekli iyileştirilebilir ve özgürce kullanılabilir. Örneğin, Linux ve Firefox gibi projeler açık kaynaklı. Bu sayede güvenlik uzmanları uygulamanın nasıl çalıştığını doğrulayabilir ve güvenli kaldığından emin olabilir.HANGİ BİLGİLERİ TOPLAR?Signal uygulamasının sunucularında saklanan kullanıcı verileri şunlar: Telefon numaraları, kullanıcının servise katıldığı tarih ve son oturum açma bilgileri.  Kayıt olmak ve bir hesap oluşturmak için bir telefon numarası gereklidir.  Kullanıcıların kişileri, sohbetleri ve diğer iletişimleri ise kullanıcının cihazında yani telefonunda saklanır ve belirli bir süre sonra konuşmaların otomatik olarak silinmesi seçeneği sunulur.  Şirket, web sitesinde belirtildiği üzere hiçbir reklam almıyor veya hiçbir kuruluşa bağlı değil. Bu yüzden de diğer birçok mesajlaşma uygulamasının aksine Signal, kullanıcı verilerini takip etmez veya depolamaz.  Signal ayrıca kullanıcılara telefon numaralarını başkalarından gizlemesine de olanak tanır.NASIL ÇALIŞIR?Signal, uçtan uca şifreleme kullanır.  Uçtan uca şifreleme özelliği, gönderilen içeriklerin yalnızca gönderen ve teslim alan kişi tarafından okunabilmesini ve dinlenebilmesini, mesajların başka hiçbir sunucuda tutulmamasını sağlar. Böylece WhatsApp dahil olmak üzere üçüncü tarafların, mesajların içeriğine erişmesi engellenir.  Bu özellik kabaca şöyle işler: Mesajlaşan taraflar için birer çift anahtar üretiliyor. Gönderilen mesajlar şifreleniyor ve bu şifre yalnızca alıcının elindeki anahtarla açılabilir.  Yani X ve Y mesajlaşırken uca şifrelemeli bir uygulama kullanırsa süreç şöyle işler: Mesajları şifreleyebilen ve şifresini çözebilen anahtarlar, iki kullanıcının da cihazında kayıtlı kalır. Uygulama X&#039;in telefonunda bir anahtar ve Y&#039;nin telefonunda bir anahtar kaydeder. X&#039;in telefonu mesajı anahtarla şifreler, ardından şifrelenmiş mesajı Y&#039;nin telefonuna iletir. Y&#039;nin telefonu anahtarı otomatik olarak devreye sokar ve mesajın şifresini çözer. Böylece Y, mesajın içeriğini görebilir.  Bu, Signal&#039;in kendisinin bile kullanıcıların özel konuşmaları ve aramalarının içeriğine erişemeyeceği ve bunları okuyamayacağı anlamına gelir; böylece kullanıcılarının gizliliği garanti altına alınmış olur.  Bugün WhatsAppd da kullanıcı mesajlarının içeriklerini gizlemek için Signal&#039;in şifreleme sistemini kullanıyor.NE KADAR GÜVENLİ?Siber güvenlik firması iVerify&#039;ın sahibi ve akıllı telefon kullanıcılarını bilgisayar korsanlarından koruyan Rocky Cole, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, Signal&#039;in &quot;büyük bir üne sahip olduğunu, güvenlik camiasında yaygın olarak kullanıldığını&quot; söyledi.  Cole, &quot;Signal&#039;de son derece hassas ulusal güvenlik bilgilerinin tartışılmasının yarattığı risk, Signal&#039;in kendisinin güvenli olmamasından kaynaklanmıyor&quot; diye ekledi.  Ancak Cole&#039;ün aktarımına göre Signal kullanmak, hassas verilerin korunması için tek başına yeterli değil. Zira bilgis ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3BV4rvY3MUmA7wC8JDG0yw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDde, güvenlik, krizinin, odağı, olan, Signal, nedir, yeterince, güvenli, mi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3BV4rvY3MUmA7wC8JDG0yw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Signal nedir, güvenli mi?"><p>CIA Başkanı John Ratcliffe, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz’ın da bulunduğu Signal grubuna yanlışlıkla The Atlantic'in genel yayın yönetmeni Jeffrey Goldberg’in de dahil edildiği ortaya çıkmıştı.</p><p>ABD'de savaş planlarının yanlışlıkla bir gazetecinin de eklendiği sohbet grubunda konuşulması üzerine başlayan skandal tartışılmaya devam ediyor.  Salı günü CIA başkanı da dahil olmak üzere bir dizi isim Senato karşısında ifade verdi.  CIA Başkanı John Ratcliffe, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz’ın da bulunduğu Signal grubuna yanlışlıkla The Atlantic'in genel yayın yönetmeni Jeffrey Goldberg’in de dahil edildiği ortaya çıkmıştı.  Grupta Beyaz Saray yetkililerinin Yemen saldırısının geleceği, gerekçeleri, siyasi sonuçları ve kamuoyuna nasıl anlatılması gerektiği konusunda görüş alışverişinde bulunduğu öğrenilmişti.  Signal, açık kaynaklı ve şifrelemeye izin veren bir mesajlaşma uygulaması olduğu için genellikle güvenli görülüyor.  Son olayda federal yetkililerin bile savaş konularını bu uygulamada tartıştığı anlaşılınca Signal daha fazla konuşulmaya başlandı.</p><h3><strong>SIGNAL BAŞKANI UYGULAMAYI SAVUNDU</strong></h3><p>ABD'li siyasetçiler bu olayla ortaya çıkan güvenlik açığını hararetle tartışırken, Signal Başkanı Meredith Whittaker, mesajlaşma uygulamasının güvenliğini savundu.  Whittaker, X'teki bir gönderisinde uygulamayı "özel iletişimde altın standart" olarak tanımladı.  "Biz açık kaynaklı, kâr amacı gütmeyen bir kuruluşuz ve sistemimizde meta verileri ve mesaj içeriklerini korumak için (uçtan uca şifreleme) ve gizliliği koruyan teknolojiler geliştirip uyguluyoruz.",</p><h3><strong>SIGNAL NEDİR?</strong></h3><p>Signal, Signal Messenger firması tarafından yönetilen, merkezi (tek elden yönetilen) sunucular üzerinde çalışan, açık kaynaklı ve tamamen şifrelenmiş bir mesajlaşma hizmeti.  Açık kaynak, bir uygulamanın veya hizmetin yazılımının herkesin erişebileceği, görüntüleyebileceği, değiştirebileceği ve dağıtabileceği şekilde halka açılması, patentlenmemesi anlamına geliyor. Açık kaynak yazılımlar, geliştiriciler tarafından sürekli iyileştirilebilir ve özgürce kullanılabilir. Örneğin, Linux ve Firefox gibi projeler açık kaynaklı. Bu sayede güvenlik uzmanları uygulamanın nasıl çalıştığını doğrulayabilir ve güvenli kaldığından emin olabilir.</p><h3><strong>HANGİ BİLGİLERİ TOPLAR?</strong></h3><p>Signal uygulamasının sunucularında saklanan kullanıcı verileri şunlar: Telefon numaraları, kullanıcının servise katıldığı tarih ve son oturum açma bilgileri.  Kayıt olmak ve bir hesap oluşturmak için bir telefon numarası gereklidir.  Kullanıcıların kişileri, sohbetleri ve diğer iletişimleri ise kullanıcının cihazında yani telefonunda saklanır ve belirli bir süre sonra konuşmaların otomatik olarak silinmesi seçeneği sunulur.  Şirket, web sitesinde belirtildiği üzere hiçbir reklam almıyor veya hiçbir kuruluşa bağlı değil. Bu yüzden de diğer birçok mesajlaşma uygulamasının aksine Signal, kullanıcı verilerini takip etmez veya depolamaz.  Signal ayrıca kullanıcılara telefon numaralarını başkalarından gizlemesine de olanak tanır.</p><h3><strong>NASIL ÇALIŞIR?</strong></h3><p>Signal, uçtan uca şifreleme kullanır.  Uçtan uca şifreleme özelliği, gönderilen içeriklerin yalnızca gönderen ve teslim alan kişi tarafından okunabilmesini ve dinlenebilmesini, mesajların başka hiçbir sunucuda tutulmamasını sağlar. Böylece WhatsApp dahil olmak üzere üçüncü tarafların, mesajların içeriğine erişmesi engellenir.  Bu özellik kabaca şöyle işler: Mesajlaşan taraflar için birer çift anahtar üretiliyor. Gönderilen mesajlar şifreleniyor ve bu şifre yalnızca alıcının elindeki anahtarla açılabilir.  Yani X ve Y mesajlaşırken uca şifrelemeli bir uygulama kullanırsa süreç şöyle işler: Mesajları şifreleyebilen ve şifresini çözebilen anahtarlar, iki kullanıcının da cihazında kayıtlı kalır. Uygulama X'in telefonunda bir anahtar ve Y'nin telefonunda bir anahtar kaydeder. X'in telefonu mesajı anahtarla şifreler, ardından şifrelenmiş mesajı Y'nin telefonuna iletir. Y'nin telefonu anahtarı otomatik olarak devreye sokar ve mesajın şifresini çözer. Böylece Y, mesajın içeriğini görebilir.  Bu, Signal'in kendisinin bile kullanıcıların özel konuşmaları ve aramalarının içeriğine erişemeyeceği ve bunları okuyamayacağı anlamına gelir; böylece kullanıcılarının gizliliği garanti altına alınmış olur.  Bugün WhatsAppd da kullanıcı mesajlarının içeriklerini gizlemek için Signal'in şifreleme sistemini kullanıyor.</p><h3><strong>NE KADAR GÜVENLİ?</strong></h3><p>Siber güvenlik firması iVerify'ın sahibi ve akıllı telefon kullanıcılarını bilgisayar korsanlarından koruyan Rocky Cole, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, Signal'in "büyük bir üne sahip olduğunu, güvenlik camiasında yaygın olarak kullanıldığını" söyledi.  Cole, "Signal'de son derece hassas ulusal güvenlik bilgilerinin tartışılmasının yarattığı risk, Signal'in kendisinin güvenli olmamasından kaynaklanmıyor" diye ekledi.  Ancak Cole'ün aktarımına göre Signal kullanmak, hassas verilerin korunması için tek başına yeterli değil. Zira bilgisayar korsanları "cep telefonunun kendisini hackleyebilir, cihazlara uzaktan erişebilir.  "Telefonun kendisi güvenli değilse, o cihazdaki tüm Signal mesajları okunabilir."</p><h3><strong>ŞİRKETİN ARKASINDA KİM VAR?</strong></h3><p>Şirketin web sitesine göre Signal, girişimci Moxie Marlinspike ve Whittaker tarafından 2012 yılında kuruldu.  Şubat 2018'de Marlinspike, WhatsApp'ın kurucu ortağı Brian Acton ile birlikte, şu anda uygulamayı denetleyen kar amacı gütmeyen Signal Foundation'ı kurdu. Acton, müşteri verilerinin kullanımı ve hedefli reklamcılık konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle 2017'de WhatsApp'tan ayrıldı.  Signal'in internet sitesinde, şirketin hiçbir büyük teknoloji şirketine bağlı olmadığı ve hiçbir zaman herhangi bir şirket tarafından satın alınmayacağı belirtiliyor.</p><h3><strong>KİMLER SIGNAL KULLANIYOR?</strong></h3><p>Gizlilik savunucuları ve aktivistler tarafından yaygın olarak kullanılan Signal, eskiden daha çok muhaliflerin kullandığı egzotik bir mesajlaşma uygulaması olarak görülüyordu.  Günümüzde ise gazeteciler için bir fısıltı ağına ve hatta devlet kurumları için bir mesajlaşma aracına dönüştü.  Rakibi WhatsApp'ın gizlilik şartlarında tartışmalı bir değişiklik yapılmasının ardından Signal, 2021'de "benzeri görülmemiş" bir büyüme kaydetti. O tarihte WhatsApp, kullanıcı verilerinin Facebook (şu anki adıyla Meta) ile daha fazla paylaşılmasını öngören bir gizlilik politikası güncellemesi duyurmuştu. Bu güncelleme, işletmelerin WhatsApp üzerinden kullanıcılarla iletişim kurmasına ve bazı verilerin Facebook'un diğer uygulamalarıyla paylaşılmasına izin veriyordu. Bu güncelleme Türkiye'de de büyük tartışmaya yol açmıştı.  Tepkiler üzerine WhatsApp, güncellemenin uygulanmasını ertelemişti. Ancak erteleme adımı, Signal ve Telegram gibi alternatif mesajlaşma uygulamalarının hızla popülerleşmesine engel olamamıştı.</p><h3><strong>DEVLET AKTÖRLERİNİN SIGNAL KULLANMASI DOĞRU MU?</strong></h3><p>2017'de ABD Senatosu Silahlı Kuvvetleri personelinin Signal kullanmasını onaylamıştı.  Öte yandan, CCS Insight baş analisti Ben Wood, Donald Trump'ın üst düzey danışmanlarının Yemenli Husi militanlarına yönelik askeri saldırı planlarını Signal'de tartışmasını onaylamadığını dile getirdi.  Reuters'a konuşan Wood, şöyle ekledi:  "Signal'in, uçtan uca şifrelemesi ve çok az kullanıcı verisi toplaması nedeniyle tüketicilere çok güvenli iletişimler sunduğu yaygın olarak kabul edilse de, ulusal güvenlikle ilgili mesajlar için uygun olduğuna inanmak zor."</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çin Hükümetinin, AI tabanlı sansür sistemi kullandığı ortaya çıktı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cin-hukumetinin-ai-tabanli-sansur-sistemi-kullandigi-ortaya-cikti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cin-hukumetinin-ai-tabanli-sansur-sistemi-kullandigi-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ NetAskari adlı bir güvenlik araştırma kuruluşu, büyük dil modelleri kullanılarak hassas içeriklerin otomatik olarak tespit edildiği bir sistem üzerinde kapsamlı veri sızıntılarını gün yüzüne çıkardı.SİSTEMİN İŞLEYİŞİ VE AMACI Sızdırılan verilere göre, Çin&#039;deki AI tabanlı sansür sistemi, hassas içerikleri belirlemek için gelişmiş algoritmalardan ve büyük dil modellerinden (LLM) faydalanıyor. Bu sistemin temel işlevi, politik, sosyal ve askeri konular gibi hassas olarak tanımlanan içerikleri otomatik olarak tespit etmek, sınıflandırmak ve işaretlemek. Bu süreç, geleneksel sansür yöntemlerinden farklı bir yaklaşımı temsil ediyor; çünkü insan müdahalesine duyulan ihtiyacı azaltırken, daha hızlı ve ölçeklenebilir bir çözüm sunuyor.    Sistem, çok sayıda veri kaynağını analiz ederek çalışıyor. Örneğin, çevrimiçi platformlar, sosyal medya, haber siteleri ve kullanıcı etkileşimleri gibi kaynaklardan gelen bilgiler taranıyor ve belirli anahtar kelimelere, içerik türlerine veya önceden tanımlanmış kriterlere dayanarak sınıflandırılıyor. Algoritmalar, herhangi bir ihlal olasılığı taşıyan içerikleri hemen işaretliyor ve bu içeriklerin yayılmasını durdurmak için gerekli müdahaleleri yapıyor.    Sansür mekanizmasının otomasyonu, yalnızca içeriğin hızlı şekilde denetlenmesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bilgi kontrolünün daha kapsamlı bir hale gelmesine de olanak tanıyor. İnsan operatörlerinin sınırlı kapasitesine kıyasla, AI tabanlı sistemler sürekli olarak büyük miktarda veriyi işleme kabiliyetine sahip. Bu durum, rejimin her türlü bilgi akışını daha sıkı bir şekilde kontrol etmesini mümkün kılıyor.    Bu sistemin tasarımı, bilgi akışını izlemek, halk üzerindeki etkilerini yönetmek ve istenmeyen içeriklerin yayılmasını engellemek gibi birincil hedefleri göz önünde bulunduruyor. Özellikle, politik hassasiyet taşıyan içeriklerin kontrol altına alınması, sosyal istikrarın korunması ve hükümet politikalarının eleştirilmesini önlemek gibi stratejik amaçlarla bu teknolojiler aktif bir şekilde kullanılıyor. OTORİTER REJİMLERDE TEKNOLOJİNİN ROLÜ   Uzmanlar, bu tür sistemlerin dünya çapında otoriter rejimler tarafından hızla benimsenebileceği yönünde endişelerini dile getiriyorlar. AI&#039;nın sansür için kullanılması, bireylerin ifade özgürlüğü üzerindeki etkilerden, güvenlik ve etik açmazlara kadar birçok konuyu gündeme taşıyor. Çin&#039;deki uygulamalar, bu teknolojinin sosyal ve politik alanlara olan etkisinin derinleştiğini gösteriyor.    Bu gibi keşifler, yapay zeka ve bilgi kontrolü arasındaki karmaşık dinamikleri anlamak açısından önemli bir rol oynuyor. Sistemin evrimi ve diğer otoriter rejimlerde benzer mekanizmaların ortaya çıkıp çıkmayacağı merak konusu. Ayrıca, bu teknolojilerin etik sınırları hakkında daha geniş çaplı bir tartışmanın başlatılması da bekleniyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w6ROwmdFW0-VxX5wQtVfrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çin, Hükümetinin, tabanlı, sansür, sistemi, kullandığı, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w6ROwmdFW0-VxX5wQtVfrQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çin Hükümetinin, AI tabanlı sansür sistemi kullandığı ortaya çıktı"><p>NetAskari adlı bir güvenlik araştırma kuruluşu, büyük dil modelleri kullanılarak hassas içeriklerin otomatik olarak tespit edildiği bir sistem üzerinde kapsamlı veri sızıntılarını gün yüzüne çıkardı.</p><p><strong>SİSTEMİN İŞLEYİŞİ VE AMACI </strong></p><p>Sızdırılan verilere göre, Çin'deki AI tabanlı sansür sistemi, hassas içerikleri belirlemek için gelişmiş algoritmalardan ve büyük dil modellerinden (LLM) faydalanıyor. Bu sistemin temel işlevi, politik, sosyal ve askeri konular gibi hassas olarak tanımlanan içerikleri otomatik olarak tespit etmek, sınıflandırmak ve işaretlemek. Bu süreç, geleneksel sansür yöntemlerinden farklı bir yaklaşımı temsil ediyor; çünkü insan müdahalesine duyulan ihtiyacı azaltırken, daha hızlı ve ölçeklenebilir bir çözüm sunuyor.    Sistem, çok sayıda veri kaynağını analiz ederek çalışıyor. Örneğin, çevrimiçi platformlar, sosyal medya, haber siteleri ve kullanıcı etkileşimleri gibi kaynaklardan gelen bilgiler taranıyor ve belirli anahtar kelimelere, içerik türlerine veya önceden tanımlanmış kriterlere dayanarak sınıflandırılıyor. Algoritmalar, herhangi bir ihlal olasılığı taşıyan içerikleri hemen işaretliyor ve bu içeriklerin yayılmasını durdurmak için gerekli müdahaleleri yapıyor.    Sansür mekanizmasının otomasyonu, yalnızca içeriğin hızlı şekilde denetlenmesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bilgi kontrolünün daha kapsamlı bir hale gelmesine de olanak tanıyor. İnsan operatörlerinin sınırlı kapasitesine kıyasla, AI tabanlı sistemler sürekli olarak büyük miktarda veriyi işleme kabiliyetine sahip. Bu durum, rejimin her türlü bilgi akışını daha sıkı bir şekilde kontrol etmesini mümkün kılıyor.    Bu sistemin tasarımı, bilgi akışını izlemek, halk üzerindeki etkilerini yönetmek ve istenmeyen içeriklerin yayılmasını engellemek gibi birincil hedefleri göz önünde bulunduruyor. Özellikle, politik hassasiyet taşıyan içeriklerin kontrol altına alınması, sosyal istikrarın korunması ve hükümet politikalarının eleştirilmesini önlemek gibi stratejik amaçlarla bu teknolojiler aktif bir şekilde kullanılıyor. </p><p><strong>OTORİTER REJİMLERDE TEKNOLOJİNİN ROLÜ</strong>   Uzmanlar, bu tür sistemlerin dünya çapında otoriter rejimler tarafından hızla benimsenebileceği yönünde endişelerini dile getiriyorlar. AI'nın sansür için kullanılması, bireylerin ifade özgürlüğü üzerindeki etkilerden, güvenlik ve etik açmazlara kadar birçok konuyu gündeme taşıyor. Çin'deki uygulamalar, bu teknolojinin sosyal ve politik alanlara olan etkisinin derinleştiğini gösteriyor.    Bu gibi keşifler, yapay zeka ve bilgi kontrolü arasındaki karmaşık dinamikleri anlamak açısından önemli bir rol oynuyor. Sistemin evrimi ve diğer otoriter rejimlerde benzer mekanizmaların ortaya çıkıp çıkmayacağı merak konusu. Ayrıca, bu teknolojilerin etik sınırları hakkında daha geniş çaplı bir tartışmanın başlatılması da bekleniyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Cep telefonları 45 kez düşmeye karşı dayanıklı olacak</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cep-telefonlari-45-kez-dusmeye-karsi-dayanikli-olacak</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cep-telefonlari-45-kez-dusmeye-karsi-dayanikli-olacak</guid>
<description><![CDATA[ Cep telefonu, tablet gibi teknolojik ürünler çevreye duyarlı hale getirilecek. Buna göre ürünlerin yedek parçaları için en az 7 yıl garanti verilecek. Cihazların 45 kez düşmeye karşı dayanıklı olması zorunlu olacak. Düzenlemenin haziranda uygulamaya girmesi bekleniyor.Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), akıllı telefon ve tabletler için harekete geçiyor.  Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlanan tebliğ taslağı ile akıllı telefon ve tabletlerin çevreye duyarlı hale getirilmesi planlanıyor.  Türkiye Gazetesi&#039;nde yer alan habere göre şirketler, cep telefonu, tablet, hoparlör, kamera gibi teknolojik ürünlerin piyasa arzı sona erdikten sonra yedek parçalarını en az 7 yıl daha sağlamak zorunda olacak.  SIFIRLAMA YAZILIMI ZORUNLU OLACAK  Tamircilerin faaliyetlerinden kaynaklanan yükümlülükleri kapsayan bir sigortasının bulunması istenecek.  Öte yandan cihazlarda tüm kişisel bilgilerin sıfırlanmasını sağlayan bir yazılım bulundurulması zorunlu olacak.  DAHA DAYANIKLI HALE GETİRİLECEK  Cihazların koruyucu kaplama, folyo veya kılıf olmadan 45 kez düşme karşı dayanıklı olması taahhüt edilecek.  Ayrıca cihazlar, çizilme dayanıklılığı kapsamında belli bir sertlik seviyesinin altına düşürülemeyecek. Boyutu bir milimetreden büyük yabancı cisimlerin girişine ve su sıçramasına karşı dayanıklı olacak.  İşletim sistemi güncellemeleri ile ilgili imalatçı ve ithalatçıya bazı şartlar getirilecek.  Söz konusu düzenlemenin haziran ayında uygulamaya girebileceği belirtiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3DvJ1DWw9E6p7geNUo0fiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cep, telefonları, kez, düşmeye, karşı, dayanıklı, olacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3DvJ1DWw9E6p7geNUo0fiQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Cep telefonları 45 kez düşmeye karşı dayanıklı olacak"><p>Cep telefonu, tablet gibi teknolojik ürünler çevreye duyarlı hale getirilecek. Buna göre ürünlerin yedek parçaları için en az 7 yıl garanti verilecek. Cihazların 45 kez düşmeye karşı dayanıklı olması zorunlu olacak. Düzenlemenin haziranda uygulamaya girmesi bekleniyor.</p>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), akıllı telefon ve tabletler için harekete geçiyor.  Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlanan tebliğ taslağı ile akıllı telefon ve tabletlerin çevreye duyarlı hale getirilmesi planlanıyor.  Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre şirketler, cep telefonu, tablet, hoparlör, kamera gibi teknolojik ürünlerin piyasa arzı sona erdikten sonra yedek parçalarını en az 7 yıl daha sağlamak zorunda olacak.  <strong>SIFIRLAMA YAZILIMI ZORUNLU OLACAK</strong>  Tamircilerin faaliyetlerinden kaynaklanan yükümlülükleri kapsayan bir sigortasının bulunması istenecek.  Öte yandan cihazlarda tüm kişisel bilgilerin sıfırlanmasını sağlayan bir yazılım bulundurulması zorunlu olacak.  <strong>DAHA DAYANIKLI HALE GETİRİLECEK</strong>  Cihazların koruyucu kaplama, folyo veya kılıf olmadan 45 kez düşme karşı dayanıklı olması taahhüt edilecek.  Ayrıca cihazlar, çizilme dayanıklılığı kapsamında belli bir sertlik seviyesinin altına düşürülemeyecek. Boyutu bir milimetreden büyük yabancı cisimlerin girişine ve su sıçramasına karşı dayanıklı olacak.  İşletim sistemi güncellemeleri ile ilgili imalatçı ve ithalatçıya bazı şartlar getirilecek.  Söz konusu düzenlemenin haziran ayında uygulamaya girebileceği belirtiliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bill Gates, yapay zekanın alamayacağı 3 mesleği açıkladı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bill-gates-yapay-zekanin-alamayacagi-3-meslegi-acikladi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bill-gates-yapay-zekanin-alamayacagi-3-meslegi-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Microsoft&#039;un kurucusu ABD&#039;li milyarder Bill Gates, yapay zekanın insanların elinden alamayacağı 3 mesleği açıkladıTeknolojinin hızla gelişmesi birçok sektörü dönüştürürken, yapay zekanın hızlı gelişimi, iş kayıplarına dair endişeleri de artıyor. Microsoft&#039;un kurucusu Bill Gates’e göre, bu endişeler tamamen yersiz değil.  Gates, yapay zekanın birçok mesleği zamanla ortadan kaldıracağını söylerken, üç mesleğin en azından şimdilik güvende olduğunu belirtiyor:  Yazılım Geliştiriciler: Yapay zeka kod yazabiliyor olsa da karmaşık yazılımları geliştirme, hata ayıklama ve sistemleri yönetme konusunda insanlara hâlâ ihtiyaç var. Yapay zekayı geliştiren kişiler, yapay zeka çağında da kritik bir rol oynamaya devam edecek.  Enerji Uzmanları: Enerji sektörü çok büyük ve değişken. Petrol, nükleer veya yenilenebilir enerji fark etmeksizin, düzenleyici süreçleri yönetmek ve krizleri çözmek insan uzmanlığı gerektiriyor. Gates’e göre yapay zeka burada sadece bir yardımcı olabilir.  Biyologlar: Tıp ve bilimsel araştırmalarda sezgi, yaratıcılık ve eleştirel düşünce büyük önem taşıyor. Yapay zeka büyük verileri analiz edebilir, ancak yeni hipotezler üretme veya bilimsel atılımlar yapma yeteneğinden yoksun.  Bill Gates, yapay zekanın iş dünyasını tamamen ele geçirmeyeceğini ancak büyük değişimler yaratacağını belirtiyor. Geleceğe hazırlıklı olmak için becerileri geliştirmek ve yeni alanlara adapte olmak giderek daha önemli hale geliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tpKdiJsAHE-fos3pzUhZmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bill, Gates, yapay, zekanın, alamayacağı, mesleği, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tpKdiJsAHE-fos3pzUhZmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bill Gates'ten yapay zeka açıklaması"><p>Microsoft'un kurucusu ABD'li milyarder Bill Gates, yapay zekanın insanların elinden alamayacağı 3 mesleği açıkladı</p>Teknolojinin hızla gelişmesi birçok sektörü dönüştürürken, yapay zekanın hızlı gelişimi, iş kayıplarına dair endişeleri de artıyor. Microsoft'un kurucusu Bill Gates’e göre, bu endişeler tamamen yersiz değil.  Gates, yapay zekanın birçok mesleği zamanla ortadan kaldıracağını söylerken, üç mesleğin en azından şimdilik güvende olduğunu belirtiyor:  <strong>Yazılım Geliştiriciler:</strong> Yapay zeka kod yazabiliyor olsa da karmaşık yazılımları geliştirme, hata ayıklama ve sistemleri yönetme konusunda insanlara hâlâ ihtiyaç var. Yapay zekayı geliştiren kişiler, yapay zeka çağında da kritik bir rol oynamaya devam edecek.  <strong>Enerji Uzmanları:</strong> Enerji sektörü çok büyük ve değişken. Petrol, nükleer veya yenilenebilir enerji fark etmeksizin, düzenleyici süreçleri yönetmek ve krizleri çözmek insan uzmanlığı gerektiriyor. Gates’e göre yapay zeka burada sadece bir yardımcı olabilir.  <strong>Biyologlar:</strong> Tıp ve bilimsel araştırmalarda sezgi, yaratıcılık ve eleştirel düşünce büyük önem taşıyor. Yapay zeka büyük verileri analiz edebilir, ancak yeni hipotezler üretme veya bilimsel atılımlar yapma yeteneğinden yoksun.  Bill Gates, yapay zekanın iş dünyasını tamamen ele geçirmeyeceğini ancak büyük değişimler yaratacağını belirtiyor. Geleceğe hazırlıklı olmak için becerileri geliştirmek ve yeni alanlara adapte olmak giderek daha önemli hale geliyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sürücüsüz taksi uygulaması hayata geçiyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/surucusuz-taksi-uygulamasi-hayata-geciyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/surucusuz-taksi-uygulamasi-hayata-geciyor</guid>
<description><![CDATA[ Otonom sürüş teknolojisinin öncü şirketlerinden Waymo, 2026 yılı itibarıyla ABD&#039;nin başkenti Washington, D.C.&#039;de robotaksi hizmeti başlatmayı hedeflediğini duyurdu.Şirket, yeni hizmetini mevcut platformu olan Waymo One uygulaması üzerinden sunmayı planlıyor. Kullanıcılar, uygulama aracılığıyla sürücüsüz araçları çağırabilecek ve istedikleri rotada hizmet alabilecek. Ancak, tamamen sürücüsüz araç kullanımının başlaması için bölgedeki düzenlemelerde bazı değişikliklerin yapılması gerekiyor. Waymo, bu süreçte yerel yönetimlerle yakın iş birliği içinde çalışarak gerekli izinleri almayı amaçlıyor.   OTONOM ARAÇ TEKNOLOJİSİNİN GELECEĞİ  Otonom araç teknolojisi, şehir içi ulaşımda yeni bir çağın kapılarını aralıyor. Bu yenilik, yalnızca bireylerin günlük hayatlarını kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumların çevresel, ekonomik ve sosyal sorunlarına çözüm olma potansiyeli taşıyor. Özellikle robotaksi hizmetlerinin yaygınlaşması, ulaşım sistemleri üzerindeki yükü hafifletirken sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik açısından büyük fırsatlar sunuyor.   Otonom araçların benimsenmesi, şehirlerde karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilir. Elektrikli araç teknolojileriyle birleştirildiğinde, bu hizmetler fosil yakıt kullanımını en aza indirebilir ve hava kirliliği gibi çevresel sorunlara çözüm sunabilir. Ayrıca, otonom araçların trafik akışını optimize etme yetenekleri, yakıt tüketimini azaltarak daha sürdürülebilir bir ulaşım modeli yaratabilir.   Robotaksi hizmetleri, ulaşımın erişilebilirliğini artırarak şehir sakinlerine daha uygun maliyetli ve kullanıcı dostu bir seçenek sunabilir. Özellikle yaşlılar, engelliler veya ulaşım seçeneklerine sınırlı erişimi olan gruplar için bu araçlar, bağımsız hareket kabiliyetini güçlendirebilir. Otonom araçların güvenlik standartlarını yükseltme potansiyeli ise trafik kazalarını ve insan hatası kaynaklı riskleri en aza indirebilir.   Otonom araçların entegre bir ulaşım modeli içinde yer alması, şehirlerin daha verimli ve kullanıcı odaklı sistemlere geçiş yapmasına olanak tanıyabilir. Bu araçlar, toplu taşıma ile entegre çalışarak ulaşım ağlarını daha güçlü hale getirebilir. Örneğin, kullanıcıların robotaksi hizmetleri ile toplu taşıma noktalarına kolayca erişmesini sağlayan çözümler, şehirlerin trafiğini ve ulaşım ihtiyaçlarını daha dengeli bir şekilde karşılayabilir.   ZORLUKLAR VE POTANSİYEL  Robotaksi hizmetlerinin hayata geçirilmesi, sadece teknolojinin uygulanmasıyla sınırlı olmayan, çok boyutlu bir süreci içeriyor. Waymo&#039;nun bu girişimi, hem teknik hem de yasal zorluklarla karşılaşabilecek olmasına rağmen, teknolojinin topluma sağlayacağı potansiyel faydaları ön plana çıkararak bu sorunları aşmayı hedefliyor.   Otonom araçların tamamen sürücüsüz bir şekilde çalışması için yüksek hassasiyetli sensörler, gelişmiş algoritmalar ve sürekli veri analizi gereklidir. Araçların karmaşık şehir ortamlarında güvenli bir şekilde çalışabilmesi, beklenmedik durumlara hızlı yanıt verebilmesi ve insan sürücülere eşdeğer bir performans sergileyebilmesi için bu teknolojilerin kusursuz olması gerekiyor. Örneğin, yoğun trafik, kötü hava koşulları veya yayaların davranışlarındaki ani değişiklikler gibi senaryolar, robotaksilerin karşılaşabileceği en büyük teknik zorluklardan bazılarıdır.   Robotaksi hizmetleri, yenilikçi ve heyecan verici bir ulaşım modeli sunsa da, toplumsal algı her zaman olumlu olmayabilir. Otonom araçlara dair güvenlik endişeleri, özellikle teknolojiyle ilgili bilgi eksikliği bulunan kullanıcılar arasında yaygın olabilir. Şirketler, bu algıyı dönüştürmek için eğitim kampanyaları düzenleyebilir ve kullanıcı deneyimlerini şeffaf bir şekilde paylaşarak güven oluşturmayı hedefleyebilir.   Tüm bu zorlukların yanı sıra, robotaksi hizmetlerinin topluma kazandırabileceği fırsatlar oldukça geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Trafik yoğunluğunu azaltma, ulaşımı daha ekonomik hale getirme ve çevresel sürdürülebilirliği artırma gibi avantajlar, bu teknolojinin temel kazanımları arasında yer almaktadır. Ayrıca, robotaksi hizmetleriyle birlikte şehirlerde daha akıllı ulaşım altyapılarının geliştirilmesi, teknolojinin gelecekteki rolünü şekillendiren etkili bir faktör olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PKrcYr5suky5UTfb89wn8Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sürücüsüz, taksi, uygulaması, hayata, geçiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PKrcYr5suky5UTfb89wn8Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sürücüsüz taksi uygulaması hayata geçiyor"><p>Otonom sürüş teknolojisinin öncü şirketlerinden Waymo, 2026 yılı itibarıyla ABD'nin başkenti Washington, D.C.'de robotaksi hizmeti başlatmayı hedeflediğini duyurdu.</p>Şirket, yeni hizmetini mevcut platformu olan Waymo One uygulaması üzerinden sunmayı planlıyor. Kullanıcılar, uygulama aracılığıyla sürücüsüz araçları çağırabilecek ve istedikleri rotada hizmet alabilecek. Ancak, tamamen sürücüsüz araç kullanımının başlaması için bölgedeki düzenlemelerde bazı değişikliklerin yapılması gerekiyor. Waymo, bu süreçte yerel yönetimlerle yakın iş birliği içinde çalışarak gerekli izinleri almayı amaçlıyor.   <strong>OTONOM ARAÇ TEKNOLOJİSİNİN GELECEĞİ</strong>  Otonom araç teknolojisi, şehir içi ulaşımda yeni bir çağın kapılarını aralıyor. Bu yenilik, yalnızca bireylerin günlük hayatlarını kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumların çevresel, ekonomik ve sosyal sorunlarına çözüm olma potansiyeli taşıyor. Özellikle robotaksi hizmetlerinin yaygınlaşması, ulaşım sistemleri üzerindeki yükü hafifletirken sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik açısından büyük fırsatlar sunuyor.   Otonom araçların benimsenmesi, şehirlerde karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltabilir. Elektrikli araç teknolojileriyle birleştirildiğinde, bu hizmetler fosil yakıt kullanımını en aza indirebilir ve hava kirliliği gibi çevresel sorunlara çözüm sunabilir. Ayrıca, otonom araçların trafik akışını optimize etme yetenekleri, yakıt tüketimini azaltarak daha sürdürülebilir bir ulaşım modeli yaratabilir.   Robotaksi hizmetleri, ulaşımın erişilebilirliğini artırarak şehir sakinlerine daha uygun maliyetli ve kullanıcı dostu bir seçenek sunabilir. Özellikle yaşlılar, engelliler veya ulaşım seçeneklerine sınırlı erişimi olan gruplar için bu araçlar, bağımsız hareket kabiliyetini güçlendirebilir. Otonom araçların güvenlik standartlarını yükseltme potansiyeli ise trafik kazalarını ve insan hatası kaynaklı riskleri en aza indirebilir.   Otonom araçların entegre bir ulaşım modeli içinde yer alması, şehirlerin daha verimli ve kullanıcı odaklı sistemlere geçiş yapmasına olanak tanıyabilir. Bu araçlar, toplu taşıma ile entegre çalışarak ulaşım ağlarını daha güçlü hale getirebilir. Örneğin, kullanıcıların robotaksi hizmetleri ile toplu taşıma noktalarına kolayca erişmesini sağlayan çözümler, şehirlerin trafiğini ve ulaşım ihtiyaçlarını daha dengeli bir şekilde karşılayabilir.   <strong>ZORLUKLAR VE POTANSİYEL</strong>  Robotaksi hizmetlerinin hayata geçirilmesi, sadece teknolojinin uygulanmasıyla sınırlı olmayan, çok boyutlu bir süreci içeriyor. Waymo'nun bu girişimi, hem teknik hem de yasal zorluklarla karşılaşabilecek olmasına rağmen, teknolojinin topluma sağlayacağı potansiyel faydaları ön plana çıkararak bu sorunları aşmayı hedefliyor.   Otonom araçların tamamen sürücüsüz bir şekilde çalışması için yüksek hassasiyetli sensörler, gelişmiş algoritmalar ve sürekli veri analizi gereklidir. Araçların karmaşık şehir ortamlarında güvenli bir şekilde çalışabilmesi, beklenmedik durumlara hızlı yanıt verebilmesi ve insan sürücülere eşdeğer bir performans sergileyebilmesi için bu teknolojilerin kusursuz olması gerekiyor. Örneğin, yoğun trafik, kötü hava koşulları veya yayaların davranışlarındaki ani değişiklikler gibi senaryolar, robotaksilerin karşılaşabileceği en büyük teknik zorluklardan bazılarıdır.   Robotaksi hizmetleri, yenilikçi ve heyecan verici bir ulaşım modeli sunsa da, toplumsal algı her zaman olumlu olmayabilir. Otonom araçlara dair güvenlik endişeleri, özellikle teknolojiyle ilgili bilgi eksikliği bulunan kullanıcılar arasında yaygın olabilir. Şirketler, bu algıyı dönüştürmek için eğitim kampanyaları düzenleyebilir ve kullanıcı deneyimlerini şeffaf bir şekilde paylaşarak güven oluşturmayı hedefleyebilir.   Tüm bu zorlukların yanı sıra, robotaksi hizmetlerinin topluma kazandırabileceği fırsatlar oldukça geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Trafik yoğunluğunu azaltma, ulaşımı daha ekonomik hale getirme ve çevresel sürdürülebilirliği artırma gibi avantajlar, bu teknolojinin temel kazanımları arasında yer almaktadır. Ayrıca, robotaksi hizmetleriyle birlikte şehirlerde daha akıllı ulaşım altyapılarının geliştirilmesi, teknolojinin gelecekteki rolünü şekillendiren etkili bir faktör olabilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rekabet Kurulu&amp;apos;ndan Apple ve 4 şirkete soruşturma</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/rekabet-kurulundan-apple-ve-4-sirkete-sorusturma</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/rekabet-kurulundan-apple-ve-4-sirkete-sorusturma</guid>
<description><![CDATA[ Rekabet Kurulu, Apple, Destek Bilişim, Easycep Bilişim, Getmobil Teknoloji ve HB Bilişim hakkında fiyatları koordine ettikleri iddiasıyla soruşturma başlattı.Rekabet Kurulu, Apple Teknoloji ve Satış Limited Şirketi ile Destek Bilişim Proje ve Servis Hizmetleri Sanayi Dış Ticaret A.Ş., Easycep Bilişim ve Ticaret A.Ş., Getmobil Teknoloji A.Ş. ve HB Bilişim Teknolojileri Sanayi Tic. A.Ş. hakkında soruşturma açılmasını kararlaştırdı.  Rekabet Kurumu&#039;nun internet sitesinde yer alan duyuruya göre kurul, bilgisayar, tablet, cep telefonu, kulaklık, çevre birimleri ile Apple veya üçüncü taraf markalı aksesuarlar gibi teknolojik cihazların ithalatı ve ihracatı da dahil olmak üzere Türkiye&#039;de satış ve dağıtım faaliyetlerini yürüten Apple Teknoloji ve Satış Limited Şirketinin yeniden satıcılarının satış fiyatına müdahalede bulunarak Rekabetin Korunması Hakkında Kanun&#039;u ihlal edip etmediği iddiasına yönelik yürüttüğü ön araştırmayı karara bağladı.  Yerinde incelemelerde elde edilen bulgular doğrultusunda Kurul, şirketin, Apple markalı ürünlerin yeniden satış fiyatını veya kampanya koşullarını tespit ederek ve geri alım pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin uyguladığı fiyatları bazı teşebbüslerin dahliyle koordine ederek kanunu ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla 5 şirkete soruşturma açılmasına karar verdi.  Bu kapsamda, Apple Teknoloji ve Satış Limited Şirketi ile Destek Bilişim Proje ve Servis Hizmetleri Sanayi Dış Ticaret AŞ, Easycep Bilişim ve Ticaret AŞ, Getmobil Teknoloji AŞ ve HB Bilişim Teknolojileri Sanayi Tic. AŞ hakkında soruşturma açıldı.  Öte yandan, Kurulca alınan soruşturma kararları, hakkında soruşturma açılan teşebbüslerin ya da teşebbüs birliklerinin kanunu ihlal ettiği ve yaptırımla karşı karşıya kaldıkları veya kalacakları anlamına gelmiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S8k05U7CD0uEHHlhmI-Ing.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Rekabet, Kurulundan, Apple, şirkete, soruşturma</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S8k05U7CD0uEHHlhmI-Ing.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Rekabet Kurulu'ndan Apple ve 4 şirkete soruşturma"><p>Rekabet Kurulu, Apple, Destek Bilişim, Easycep Bilişim, Getmobil Teknoloji ve HB Bilişim hakkında fiyatları koordine ettikleri iddiasıyla soruşturma başlattı.</p>Rekabet Kurulu, Apple Teknoloji ve Satış Limited Şirketi ile Destek Bilişim Proje ve Servis Hizmetleri Sanayi Dış Ticaret A.Ş., Easycep Bilişim ve Ticaret A.Ş., Getmobil Teknoloji A.Ş. ve HB Bilişim Teknolojileri Sanayi Tic. A.Ş. hakkında soruşturma açılmasını kararlaştırdı.  Rekabet Kurumu'nun internet sitesinde yer alan duyuruya göre kurul, bilgisayar, tablet, cep telefonu, kulaklık, çevre birimleri ile Apple veya üçüncü taraf markalı aksesuarlar gibi teknolojik cihazların ithalatı ve ihracatı da dahil olmak üzere Türkiye'de satış ve dağıtım faaliyetlerini yürüten Apple Teknoloji ve Satış Limited Şirketinin yeniden satıcılarının satış fiyatına müdahalede bulunarak Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u ihlal edip etmediği iddiasına yönelik yürüttüğü ön araştırmayı karara bağladı.  Yerinde incelemelerde elde edilen bulgular doğrultusunda Kurul, şirketin, Apple markalı ürünlerin yeniden satış fiyatını veya kampanya koşullarını tespit ederek ve geri alım pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin uyguladığı fiyatları bazı teşebbüslerin dahliyle koordine ederek kanunu ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla 5 şirkete soruşturma açılmasına karar verdi.  Bu kapsamda, Apple Teknoloji ve Satış Limited Şirketi ile Destek Bilişim Proje ve Servis Hizmetleri Sanayi Dış Ticaret AŞ, Easycep Bilişim ve Ticaret AŞ, Getmobil Teknoloji AŞ ve HB Bilişim Teknolojileri Sanayi Tic. AŞ hakkında soruşturma açıldı.  Öte yandan, Kurulca alınan soruşturma kararları, hakkında soruşturma açılan teşebbüslerin ya da teşebbüs birliklerinin kanunu ihlal ettiği ve yaptırımla karşı karşıya kaldıkları veya kalacakları anlamına gelmiyor.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>YouTube’dan önemli adım: Shorts izlenme metrikleri değişiyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/youtubedan-oenemli-adim-shorts-izlenme-metrikleri-degisiyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/youtubedan-oenemli-adim-shorts-izlenme-metrikleri-degisiyor</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın en büyük video paylaşım platformlarından biri olan YouTube, kısa video formatı &quot;Shorts&quot; için izlenme metriklerini güncelleme kararı aldı.YENİ SİSTEMİN ÖZELLİKLERİ VE AMAÇLARI   YouTube’un Shorts formatında izlenme sayımını değiştiren yeni sistemi, kullanıcı alışkanlıklarını daha iyi anlamak ve içerik üreticilerine daha doğru veriler sunmak amacıyla tasarlanmıştır. Yeni sistem, bir Shorts videosunun ilk kez oynatıldığı veya tekrar izlendiği her seferde bir izlenme olarak sayılmasını temel alır. Bu değişiklik, önceki sistemin aksine, kullanıcıların videolarla etkileşimini daha anlık ve hızlı bir şekilde yansıtmayı hedefliyor.   Önceki izlenme metriğinde, bir izlenmenin sayılması için videonun belirli bir süre boyunca izlenmesi gerekiyordu. Bu durum, özellikle kısa video formatında, kullanıcıların hızlı tüketim alışkanlıklarını tam olarak yansıtmıyordu. Yeni sistem, kısa videoların doğasına daha uygun bir yaklaşım sunarak, izlenmelerin tam zamanlı bir şekilde ölçülmesine olanak tanıyor. Böylece, içerik üreticileri, izlenme sayılarını sadece toplam görüntülenme üzerinden değil, videolarının kullanıcılar üzerindeki gerçek etkisi üzerinden değerlendirebilecek.   Bu sistem aynı zamanda, TikTok ve Instagram Reels gibi diğer kısa video platformlarının metrikleriyle uyumlu hale getiriliyor. Bu değişiklik, YouTube Shorts’un rekabet gücünü artırmayı ve sektör genelinde standartlaşmayı sağlamayı amaçlıyor. Bu durum, platformlar arasındaki kıyaslamaları daha kolay hale getirirken, Shorts videolarını üreten kullanıcılar için daha tutarlı bir ölçüm yöntemi sunuyor.   YouTube&#039;un yeni sistemiyle birlikte, içerik üreticileri videolarının hangi sıklıkta izlendiğini, kullanıcıların videolara ne kadar ilgi gösterdiğini ve tekrar izlenme oranlarını daha net bir şekilde analiz edebilecek. Bu, içerik stratejilerinin daha bilinçli bir şekilde oluşturulmasına katkı sağlayacak. Örneğin, kullanıcıların tekrar izlediği videolar, ilgi çekicilik açısından daha başarılı kabul edilebilir ve bu verilere dayanarak içerik üreticileri benzer temalar üzerine yoğunlaşabilir.  Bununla birlikte, yeni sistemin tüm Shorts izlenme metriklerini değiştirmediğini belirtmek gerekir. Kazançlar ve YouTube İş Ortağı Programı’na uygunluk gibi önemli değerlendirme kriterleri, hâlâ önceki “etkileşimli izlenme” metriğine dayanıyor. Bu ayrım, yeni sistemin yalnızca izlenme sayılarını ölçme amacıyla kullanılacağını ve kazanç modeli üzerinde doğrudan bir etkisinin olmayacağını gösteriyor.    UYGULAMA TARİHİ VE BEKLENTİLER  YouTube, yeni izlenme metriklerini 31 Mart 2025 itibarıyla devreye almayı planlıyor. Bu değişikliğin içerik üreticileri arasında farklı tepkiler alması beklenirken, genel anlamda Shorts videolarının görünürlüğünü artıracağı öngörülüyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ze5ubSSTn0GFSUF6fCB10g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>YouTube’dan, önemli, adım:, Shorts, izlenme, metrikleri, değişiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ze5ubSSTn0GFSUF6fCB10g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="YouTube’dan önemli adım: Shorts izlenme metrikleri değişiyor"><p>Dünyanın en büyük video paylaşım platformlarından biri olan YouTube, kısa video formatı "Shorts" için izlenme metriklerini güncelleme kararı aldı.</p><p><strong>YENİ SİSTEMİN ÖZELLİKLERİ VE AMAÇLARI</strong>   YouTube’un Shorts formatında izlenme sayımını değiştiren yeni sistemi, kullanıcı alışkanlıklarını daha iyi anlamak ve içerik üreticilerine daha doğru veriler sunmak amacıyla tasarlanmıştır. Yeni sistem, bir Shorts videosunun ilk kez oynatıldığı veya tekrar izlendiği her seferde bir izlenme olarak sayılmasını temel alır. Bu değişiklik, önceki sistemin aksine, kullanıcıların videolarla etkileşimini daha anlık ve hızlı bir şekilde yansıtmayı hedefliyor.   Önceki izlenme metriğinde, bir izlenmenin sayılması için videonun belirli bir süre boyunca izlenmesi gerekiyordu. Bu durum, özellikle kısa video formatında, kullanıcıların hızlı tüketim alışkanlıklarını tam olarak yansıtmıyordu. Yeni sistem, kısa videoların doğasına daha uygun bir yaklaşım sunarak, izlenmelerin tam zamanlı bir şekilde ölçülmesine olanak tanıyor. Böylece, içerik üreticileri, izlenme sayılarını sadece toplam görüntülenme üzerinden değil, videolarının kullanıcılar üzerindeki gerçek etkisi üzerinden değerlendirebilecek.   Bu sistem aynı zamanda, TikTok ve Instagram Reels gibi diğer kısa video platformlarının metrikleriyle uyumlu hale getiriliyor. Bu değişiklik, YouTube Shorts’un rekabet gücünü artırmayı ve sektör genelinde standartlaşmayı sağlamayı amaçlıyor. Bu durum, platformlar arasındaki kıyaslamaları daha kolay hale getirirken, Shorts videolarını üreten kullanıcılar için daha tutarlı bir ölçüm yöntemi sunuyor.   YouTube'un yeni sistemiyle birlikte, içerik üreticileri videolarının hangi sıklıkta izlendiğini, kullanıcıların videolara ne kadar ilgi gösterdiğini ve tekrar izlenme oranlarını daha net bir şekilde analiz edebilecek. Bu, içerik stratejilerinin daha bilinçli bir şekilde oluşturulmasına katkı sağlayacak. Örneğin, kullanıcıların tekrar izlediği videolar, ilgi çekicilik açısından daha başarılı kabul edilebilir ve bu verilere dayanarak içerik üreticileri benzer temalar üzerine yoğunlaşabilir.  </p><p>Bununla birlikte, yeni sistemin tüm Shorts izlenme metriklerini değiştirmediğini belirtmek gerekir. Kazançlar ve YouTube İş Ortağı Programı’na uygunluk gibi önemli değerlendirme kriterleri, hâlâ önceki “etkileşimli izlenme” metriğine dayanıyor. Bu ayrım, yeni sistemin yalnızca izlenme sayılarını ölçme amacıyla kullanılacağını ve kazanç modeli üzerinde doğrudan bir etkisinin olmayacağını gösteriyor.    <strong>UYGULAMA TARİHİ VE BEKLENTİLER</strong>  YouTube, yeni izlenme metriklerini 31 Mart 2025 itibarıyla devreye almayı planlıyor. Bu değişikliğin içerik üreticileri arasında farklı tepkiler alması beklenirken, genel anlamda Shorts videolarının görünürlüğünü artıracağı öngörülüyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>provokatif içerikler,Sez Us,</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/provokatif-iceriklersez-us</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/provokatif-iceriklersez-us</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda sosyal medya platformları, &quot;rage-bait&quot; olarak adlandırılan, kullanıcıları provoke eden ve tartışma yaratmayı amaçlayan içeriklerle sıkça karşı karşıya kaldı. Bu tür içerikler, platformlarda daha fazla etkileşim sağlamak için kasıtlı olarak oluşturuluyor ve genellikle negatif duyguları tetikliyor. Ancak, &quot;Sez Us&quot; adlı yeni bir sosyal medya uygulaması, bu durumla mücadele etmek için yenilikçi bir çözüm sunmayı hedefliyor.NASIL ÇALIŞIYOR?  Sez Us, geleneksel sosyal medya platformlarının ötesine geçen bir yaklaşım benimseyerek, kullanıcıların içerikleri değerlendirmesinde daha kapsamlı ve düşünceli bir yol sunmayı amaçlıyor. Uygulama, yalnızca beğeni veya paylaşım gibi temel etkileşimlerin ötesinde, içeriklerin daha çeşitli ve anlamlı kriterlere göre analiz edilmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar, platformda karşılaştıkları içerikleri değerlendirirken etki, içgörü, alaka, nezaket ve onay gibi beş ana kategoriyi temel alarak puanlama yapabiliyor.   Bu kriterler, kullanıcıların paylaşımlara yönelik tepkilerini daha derinlemesine düşünmesini sağlamak üzere tasarlanmış. İçeriğin izleyiciler üzerinde olumlu ya da önemli bir etki yaratıp yaratmadığı değerlendiriliyor. Paylaşılan bilginin kullanıcıya yeni bir bakış açısı veya bilgi sunup sunmadığı ölçülüyor. İçeriğin, tartışılan konu veya bağlamla ne kadar ilişkili olduğu belirleniyor. Paylaşımın dil ve üslup açısından nezaket sınırları içinde olup olmadığı ele alınıyor. Son olarak kullanıcının, içeriğin genel niteliği veya mesajıyla ne kadar hemfikir olduğu belirtilir.   Bu yenilikçi sistem, sosyal medya kullanıcılarını sadece hızlıca beğenme veya geçme davranışından uzaklaştırarak, içerik hakkında daha bilinçli bir değerlendirme sürecine yönlendirmeyi amaçlamakta. Kullanıcıların, gönderilerle etkileşimde bulunurken daha fazla düşünmeye teşvik edilerek, paylaşım kültürünü daha medeni ve bilinçli bir hale getirmesi umuluyor.    TEKNOLOJİK VE SOSYAL FAYDALAR  Sez Us platformunun bu yöntemi, sosyal medya deneyiminin temel sorunlarından biri olan &quot;rage-bait&quot; içeriklerin etkisini azaltmayı hedefliyor. Geleneksel platformlarda bu tür içerikler, yüksek etkileşim oranlarına ulaşma amacıyla sıklıkla teşvik ediliyor. Ancak, &quot;Sez Us&quot;, bu durumun aksine, kullanıcılarının pozitif ve yapıcı içeriklerle etkileşim kurmasını ön planda tuttuğunu belirtiyor.   Platform ayrıca, kullanıcıların içerik tüketimi ve paylaşımı üzerinde daha fazla kontrol sağlamasını mümkün kılacağının altını çiziyor.. Bu, bireylerin paylaşım yaparken daha dikkatli davranmalarını ve topluluğun genel kalitesine katkıda bulunmalarını teşvik edecek. Aynı zamanda, etkili moderasyon süreçleri sayesinde, toksik davranışların önlenmesi ve topluluk standartlarının korunması için çalışılacağı vurgulanıyor.    GELECEĞE YÖNELİK BEKLENTİLER  &quot;Sez Us&quot; uygulaması, kullanıcıları daha anlamlı ve pozitif bir dijital deneyime yönlendirmeyi hedeflerken, bu yöntemin sosyal medya alışkanlıklarını değiştirme potansiyeli de merak konusu oldu. Platformun özgün yaklaşımı, gelecekte sosyal medya kültüründe daha etik ve medeni bir dönüşüm için ilham kaynağı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MXCno5hTFUq5n2eyVbr7dg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>provokatif, içerikler, Sez, Us</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MXCno5hTFUq5n2eyVbr7dg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Provokatif içeriklerle mücadele eden yeni sosyal medya platformu"><p>Son yıllarda sosyal medya platformları, "rage-bait" olarak adlandırılan, kullanıcıları provoke eden ve tartışma yaratmayı amaçlayan içeriklerle sıkça karşı karşıya kaldı. Bu tür içerikler, platformlarda daha fazla etkileşim sağlamak için kasıtlı olarak oluşturuluyor ve genellikle negatif duyguları tetikliyor. Ancak, "Sez Us" adlı yeni bir sosyal medya uygulaması, bu durumla mücadele etmek için yenilikçi bir çözüm sunmayı hedefliyor.</p><strong>NASIL ÇALIŞIYOR?</strong>  Sez Us, geleneksel sosyal medya platformlarının ötesine geçen bir yaklaşım benimseyerek, kullanıcıların içerikleri değerlendirmesinde daha kapsamlı ve düşünceli bir yol sunmayı amaçlıyor. Uygulama, yalnızca beğeni veya paylaşım gibi temel etkileşimlerin ötesinde, içeriklerin daha çeşitli ve anlamlı kriterlere göre analiz edilmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar, platformda karşılaştıkları içerikleri değerlendirirken etki, içgörü, alaka, nezaket ve onay gibi beş ana kategoriyi temel alarak puanlama yapabiliyor.   Bu kriterler, kullanıcıların paylaşımlara yönelik tepkilerini daha derinlemesine düşünmesini sağlamak üzere tasarlanmış. İçeriğin izleyiciler üzerinde olumlu ya da önemli bir etki yaratıp yaratmadığı değerlendiriliyor. Paylaşılan bilginin kullanıcıya yeni bir bakış açısı veya bilgi sunup sunmadığı ölçülüyor. İçeriğin, tartışılan konu veya bağlamla ne kadar ilişkili olduğu belirleniyor. Paylaşımın dil ve üslup açısından nezaket sınırları içinde olup olmadığı ele alınıyor. Son olarak kullanıcının, içeriğin genel niteliği veya mesajıyla ne kadar hemfikir olduğu belirtilir.   Bu yenilikçi sistem, sosyal medya kullanıcılarını sadece hızlıca beğenme veya geçme davranışından uzaklaştırarak, içerik hakkında daha bilinçli bir değerlendirme sürecine yönlendirmeyi amaçlamakta. Kullanıcıların, gönderilerle etkileşimde bulunurken daha fazla düşünmeye teşvik edilerek, paylaşım kültürünü daha medeni ve bilinçli bir hale getirmesi umuluyor.    <strong>TEKNOLOJİK VE SOSYAL FAYDALAR</strong>  Sez Us platformunun bu yöntemi, sosyal medya deneyiminin temel sorunlarından biri olan "rage-bait" içeriklerin etkisini azaltmayı hedefliyor. Geleneksel platformlarda bu tür içerikler, yüksek etkileşim oranlarına ulaşma amacıyla sıklıkla teşvik ediliyor. Ancak, "Sez Us", bu durumun aksine, kullanıcılarının pozitif ve yapıcı içeriklerle etkileşim kurmasını ön planda tuttuğunu belirtiyor.   Platform ayrıca, kullanıcıların içerik tüketimi ve paylaşımı üzerinde daha fazla kontrol sağlamasını mümkün kılacağının altını çiziyor.. Bu, bireylerin paylaşım yaparken daha dikkatli davranmalarını ve topluluğun genel kalitesine katkıda bulunmalarını teşvik edecek. Aynı zamanda, etkili moderasyon süreçleri sayesinde, toksik davranışların önlenmesi ve topluluk standartlarının korunması için çalışılacağı vurgulanıyor.    <strong>GELECEĞE YÖNELİK BEKLENTİLER</strong>  "Sez Us" uygulaması, kullanıcıları daha anlamlı ve pozitif bir dijital deneyime yönlendirmeyi hedeflerken, bu yöntemin sosyal medya alışkanlıklarını değiştirme potansiyeli de merak konusu oldu. Platformun özgün yaklaşımı, gelecekte sosyal medya kültüründe daha etik ve medeni bir dönüşüm için ilham kaynağı olabilir.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>OpenAI, rakibinin standartını kabul etti</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/openai-rakibinin-standartini-kabul-etti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/openai-rakibinin-standartini-kabul-etti</guid>
<description><![CDATA[ Yapay zeka alanında iki büyük oyuncu, teknolojik bir standardın iş birliği için bir araya geliyor.MCP NEDİR VE NEDEN ÖNEMLİ?Model Context Protocol (MCP), yapay zeka modelleri ile veri kaynakları arasında etkileşim kurmayı standartlaştıran bir teknoloji olarak tasarlanmıştır. Bu protokol, yapay zeka sistemlerinin dış veri kaynaklarına erişimini optimize ederek, modellerin daha doğru ve alakalı sonuçlar üretmesine olanak tanır. Özellikle büyük dil modelleri (LLM) gibi karmaşık sistemler için MCP&#039;nin sağladığı köprü, veri işleme süreçlerinde önemli bir avantaj yaratmaktadır.   MCP&#039;nin temel işleyişi, farklı türde veri kaynaklarını yapay zeka sistemlerine bağlamak üzerine kuruludur. Veri kaynakları; iş araçları, doküman depoları, uygulama geliştirme platformları ve hatta gerçek zamanlı içerik sağlayıcıları gibi çeşitlilik gösterir. Geliştiriciler, MCP aracılığıyla kendi veri havuzlarını açabilir veya bu protokolle uyumlu sistemler inşa edebilir. Bu, yalnızca bilgiye erişimi artırmakla kalmaz, aynı zamanda yapay zeka uygulamalarının performansını ve doğruluğunu ciddi ölçüde artırır.   MCP&#039;nin önemini belirgin kılan bir diğer faktör, bu protokolün açık kaynaklı olmasıdır. Açık kaynaklı bir sistem olarak MCP, farklı sektörlerden şirketlerin ve bağımsız geliştiricilerin teknolojiye katkıda bulunmasına olanak tanır. Bu durum, inovasyonu teşvik ederken aynı zamanda yapay zeka teknolojilerinin farklı kullanım alanlarına entegrasyonunu hızlandırmaktadır. Ayrıca, MCP&#039;nin açık doğası, veri kaynaklarıyla yapay zeka sistemleri arasındaki uyumu artırarak, sektörde ortak bir standardın benimsenmesini sağlamaktadır.   Bu teknolojinin sektörel etkisi oldukça geniştir. MCP, yapay zeka destekli uygulamaların işlevselliğini artırmanın yanı sıra, kullanıcıların bireysel ve kurumsal ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilmesini sağlar. Örneğin, bir şirketin doküman deposundan bilgi çekme veya bir haber kaynağından gerçek zamanlı veri analizleri yapma gibi görevler, MCP sayesinde daha sorunsuz hale gelir. Bu, yalnızca iş dünyasında değil, eğitim, sağlık, medya ve daha birçok alanda yapay zekanın potansiyelini artırma yolunda kritik bir adımdır.    OPENAI&#039;IN UYARLAMA KARARI OpenAI, MCP teknolojisini ChatGPT masaüstü uygulaması ve Responses API gibi önemli ürünlerinde kullanmayı planlıyor. Bu adım, OpenAI&#039;nin kullanıcılarına daha alakalı ve doğru yanıtlar sunma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. MCP’nin benimsenmesi, yalnızca rekabet ortamını değil, aynı zamanda yapay zeka standartlarının evrimini de etkileyebilir.   Anthropic, MCP&#039;yi açık kaynaklı hale getirerek birçok şirketin bu standardı benimsemesine olanak tanıdı. Şimdiye dek pek çok farklı sektörden kuruluş, MCP&#039;yi veri bağlantı stratejilerine entegre etti. OpenAI&#039;nin bu protokolü benimsemesi, farklı yapay zeka sistemleri ve veri kaynakları arasında daha fazla uyumluluğun teşvik edilmesi açısından kritik bir adım olarak görülüyor.   Uzmanlar, bu tür iş birliği girişimlerinin, yapay zekanın ilerleyişi ve uygulama alanları için yeni kapılar açabileceğine inanıyor. Ayrıca, MCP gibi standartların yaygınlaşması, yapay zeka sektöründe hem rekabeti hem de iş birliğini derinleştirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q1AzNsuVHUm4AAb2rk0tMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>OpenAI, rakibinin, standartını, kabul, etti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q1AzNsuVHUm4AAb2rk0tMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="OpenAI, rakibinin standartını kabul etti"><p>Yapay zeka alanında iki büyük oyuncu, teknolojik bir standardın iş birliği için bir araya geliyor.</p><p><strong>MCP NEDİR VE NEDEN ÖNEMLİ?</strong></p><p>Model Context Protocol (MCP), yapay zeka modelleri ile veri kaynakları arasında etkileşim kurmayı standartlaştıran bir teknoloji olarak tasarlanmıştır. Bu protokol, yapay zeka sistemlerinin dış veri kaynaklarına erişimini optimize ederek, modellerin daha doğru ve alakalı sonuçlar üretmesine olanak tanır. Özellikle büyük dil modelleri (LLM) gibi karmaşık sistemler için MCP'nin sağladığı köprü, veri işleme süreçlerinde önemli bir avantaj yaratmaktadır.   MCP'nin temel işleyişi, farklı türde veri kaynaklarını yapay zeka sistemlerine bağlamak üzerine kuruludur. Veri kaynakları; iş araçları, doküman depoları, uygulama geliştirme platformları ve hatta gerçek zamanlı içerik sağlayıcıları gibi çeşitlilik gösterir. Geliştiriciler, MCP aracılığıyla kendi veri havuzlarını açabilir veya bu protokolle uyumlu sistemler inşa edebilir. Bu, yalnızca bilgiye erişimi artırmakla kalmaz, aynı zamanda yapay zeka uygulamalarının performansını ve doğruluğunu ciddi ölçüde artırır.   MCP'nin önemini belirgin kılan bir diğer faktör, bu protokolün açık kaynaklı olmasıdır. Açık kaynaklı bir sistem olarak MCP, farklı sektörlerden şirketlerin ve bağımsız geliştiricilerin teknolojiye katkıda bulunmasına olanak tanır. Bu durum, inovasyonu teşvik ederken aynı zamanda yapay zeka teknolojilerinin farklı kullanım alanlarına entegrasyonunu hızlandırmaktadır. Ayrıca, MCP'nin açık doğası, veri kaynaklarıyla yapay zeka sistemleri arasındaki uyumu artırarak, sektörde ortak bir standardın benimsenmesini sağlamaktadır.   Bu teknolojinin sektörel etkisi oldukça geniştir. MCP, yapay zeka destekli uygulamaların işlevselliğini artırmanın yanı sıra, kullanıcıların bireysel ve kurumsal ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilmesini sağlar. Örneğin, bir şirketin doküman deposundan bilgi çekme veya bir haber kaynağından gerçek zamanlı veri analizleri yapma gibi görevler, MCP sayesinde daha sorunsuz hale gelir. Bu, yalnızca iş dünyasında değil, eğitim, sağlık, medya ve daha birçok alanda yapay zekanın potansiyelini artırma yolunda kritik bir adımdır.   <strong> OPENAI'IN UYARLAMA KARARI</strong> </p><p>OpenAI, MCP teknolojisini ChatGPT masaüstü uygulaması ve Responses API gibi önemli ürünlerinde kullanmayı planlıyor. Bu adım, OpenAI'nin kullanıcılarına daha alakalı ve doğru yanıtlar sunma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. MCP’nin benimsenmesi, yalnızca rekabet ortamını değil, aynı zamanda yapay zeka standartlarının evrimini de etkileyebilir.   Anthropic, MCP'yi açık kaynaklı hale getirerek birçok şirketin bu standardı benimsemesine olanak tanıdı. Şimdiye dek pek çok farklı sektörden kuruluş, MCP'yi veri bağlantı stratejilerine entegre etti. OpenAI'nin bu protokolü benimsemesi, farklı yapay zeka sistemleri ve veri kaynakları arasında daha fazla uyumluluğun teşvik edilmesi açısından kritik bir adım olarak görülüyor.   Uzmanlar, bu tür iş birliği girişimlerinin, yapay zekanın ilerleyişi ve uygulama alanları için yeni kapılar açabileceğine inanıyor. Ayrıca, MCP gibi standartların yaygınlaşması, yapay zeka sektöründe hem rekabeti hem de iş birliğini derinleştirebilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Frankenstein gerçek mi oluyor? İnsan bedenleri laboratuvarda üretilebilir!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/frankenstein-gercek-mi-oluyor-insan-bedenleri-laboratuvarda-uretilebilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/frankenstein-gercek-mi-oluyor-insan-bedenleri-laboratuvarda-uretilebilir</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, laboratuvar ortamında bilinçsiz insan bedenleri üretmenin mümkün olabileceğini öne sürüyor. Yeni teknoloji, organ nakli ve tıbbi araştırmalar için devrim niteliğinde olabilir, ancak etik tartışmalar da beraberinde geliyor.Bilim insanları, etik tartışmalar yaratan yeni bir teknoloji ile yapay insan bedenleri üretmenin mümkün olabileceğini öne sürüyor.  Stanford Üniversitesi&#039;nden üç bilim insanı tarafından ortaya atılan ve MIT Technology Review&#039;da yayınlanan bir makaleye göre, &#039;bodyoid&#039; adı verilen bilinçsiz insan bedenleri laboratuvar ortamında üretilebilir.  BODYOİD&#039;LER NE İŞE YARAYACAK?   Daily Mail&#039;de yer alan haberde, bilim insanları, bodyoid&#039;lerin tıbbi deneyler, ilaç testleri ve organ nakli gibi alanlarda çığır açabileceğini belirtiyor. Normal bir insan vücudu ile aynı fizyolojik özelliklere sahip olacakları ancak bilinçleri olmadığı için acı hissedemeyecekleri ifade ediliyor.  Araştırmacılar, etik kaynaklı insan bedenlerinin eksikliği nedeniyle modern tıp biliminin geri kaldığını savunuyor. Organ nakli bekleyen hastaların sayısının giderek arttığına dikkat çeken uzmanlar, bu yöntemle sınırsız bir organ, doku ve hücre kaynağı yaratılabileceğini iddia ediyor.  ETİK TARTIŞMALARI BAŞLADI   Bilim insanları, bu teknolojinin ciddi etik sorunlar doğurabileceğini kabul ederken, etik sınırları aşmadan uygulanabileceğini öne sürüyor. İnsan biyolojik materyallerinin yetersizliği nedeniyle bazı tıbbi deneylerin hayvanlar üzerinde yapıldığını belirten araştırmacılar, bunun ideal bir yöntem olmadığını savunuyor.  Teknolojinin temelinde, kök hücrelerin belirli doku türlerine dönüştürülmesi yatıyor. Daha önce laboratuvar ortamında insan embriyosunun erken gelişim aşamalarını taklit eden yapılar oluşturulmuştu. Almanya’da yürütülen EctoLife araştırması ise yapay rahimlerde fetüs geliştirmenin mümkün olabileceğini gösterdi. Bu gelişmeler, insan bedenlerinin laboratuvarda yetiştirilmesi fikrini daha gerçekçi hale getiriyor.  ORGAN NAKLİNDE YENİ BİR DÖNEM Mİ?   ABD&#039;de 100 binden fazla hasta organ nakli beklerken, İngiltere&#039;de bu sayı 8 binin üzerinde. Ancak her yıl yüzlerce hasta organ beklerken hayatını kaybediyor. Bilim insanları, hastanın kendi DNA’sından türetilmiş bodyoid’ler sayesinde organ naklinde mükemmel uyum sağlanabileceğini söylüyor.  Öte yandan, etik kaygılar teknolojik zorluklardan daha büyük bir engel olarak görülüyor. İnsan bedenine benzeyen ancak bilinçsiz olan varlıkların üretilmesi, insan hayatının değerini sorgulayan tartışmalara yol açabilir.  Araştırmacılar, bu yeniliğin ciddi bir kamuoyu tartışması gerektirdiğini belirterek, “Dikkatli olmakta fayda var, ancak cesur bir vizyon da gereklidir; fırsat göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VbD1oy56oUasdusaBSL2FA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Frankenstein, gerçek, oluyor, İnsan, bedenleri, laboratuvarda, üretilebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VbD1oy56oUasdusaBSL2FA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İnsan bedenleri laboratuvarda üretilebilir mi?"><p>Bilim insanları, laboratuvar ortamında bilinçsiz insan bedenleri üretmenin mümkün olabileceğini öne sürüyor. Yeni teknoloji, organ nakli ve tıbbi araştırmalar için devrim niteliğinde olabilir, ancak etik tartışmalar da beraberinde geliyor.</p><p>Bilim insanları, etik tartışmalar yaratan yeni bir teknoloji ile yapay insan bedenleri üretmenin mümkün olabileceğini öne sürüyor.  Stanford Üniversitesi'nden üç bilim insanı tarafından ortaya atılan ve MIT Technology Review'da yayınlanan bir makaleye göre, 'bodyoid' adı verilen bilinçsiz insan bedenleri laboratuvar ortamında üretilebilir.  <strong>BODYOİD'LER NE İŞE YARAYACAK? </strong>  Daily Mail'de yer alan haberde, bilim insanları, bodyoid'lerin tıbbi deneyler, ilaç testleri ve organ nakli gibi alanlarda çığır açabileceğini belirtiyor. </p><p>Normal bir insan vücudu ile aynı fizyolojik özelliklere sahip olacakları ancak bilinçleri olmadığı için acı hissedemeyecekleri ifade ediliyor.  Araştırmacılar, etik kaynaklı insan bedenlerinin eksikliği nedeniyle modern tıp biliminin geri kaldığını savunuyor. Organ nakli bekleyen hastaların sayısının giderek arttığına dikkat çeken uzmanlar, bu yöntemle sınırsız bir organ, doku ve hücre kaynağı yaratılabileceğini iddia ediyor.  <strong>ETİK TARTIŞMALARI BAŞLADI </strong>  Bilim insanları, bu teknolojinin ciddi etik sorunlar doğurabileceğini kabul ederken, etik sınırları aşmadan uygulanabileceğini öne sürüyor. İnsan biyolojik materyallerinin yetersizliği nedeniyle bazı tıbbi deneylerin hayvanlar üzerinde yapıldığını belirten araştırmacılar, bunun ideal bir yöntem olmadığını savunuyor.  Teknolojinin temelinde, kök hücrelerin belirli doku türlerine dönüştürülmesi yatıyor. Daha önce laboratuvar ortamında insan embriyosunun erken gelişim aşamalarını taklit eden yapılar oluşturulmuştu. Almanya’da yürütülen EctoLife araştırması ise yapay rahimlerde fetüs geliştirmenin mümkün olabileceğini gösterdi. Bu gelişmeler, insan bedenlerinin laboratuvarda yetiştirilmesi fikrini daha gerçekçi hale getiriyor.  <strong>ORGAN NAKLİNDE YENİ BİR DÖNEM Mİ? </strong>  ABD'de 100 binden fazla hasta organ nakli beklerken, İngiltere'de bu sayı 8 binin üzerinde. Ancak her yıl yüzlerce hasta organ beklerken hayatını kaybediyor. Bilim insanları, hastanın kendi DNA’sından türetilmiş bodyoid’ler sayesinde organ naklinde mükemmel uyum sağlanabileceğini söylüyor.  Öte yandan, etik kaygılar teknolojik zorluklardan daha büyük bir engel olarak görülüyor. İnsan bedenine benzeyen ancak bilinçsiz olan varlıkların üretilmesi, insan hayatının değerini sorgulayan tartışmalara yol açabilir.  Araştırmacılar, bu yeniliğin ciddi bir kamuoyu tartışması gerektirdiğini belirterek, “Dikkatli olmakta fayda var, ancak cesur bir vizyon da gereklidir; fırsat göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kimse artık bu işi yapmak istemiyor: Mesleğin son temsilcisi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/kimse-artik-bu-isi-yapmak-istemiyor-meslegin-son-temsilcisi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/kimse-artik-bu-isi-yapmak-istemiyor-meslegin-son-temsilcisi</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir&#039;de 4 kuşaktan beri kalaycı olan bir aileden gelen Ramazan Kalay, babasından öğrendiği mesleğin artık bitme noktasına geldiğini, artık kimsenin bu işi yapmak istemediğini söyledi.Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kalaycılık, zamana yenik düşen meslekler arasında yer almaya başladı. Yurt genelinde kalaycıların sayısı her geçen gün azalırken, mesleğini soy isminde taşıyan Ramazan Kalay işini bırakmadı.Kalaycılığın Eskişehir&#039;deki son temsilcisi olduğu belirtilen Kalay, bu işe başladığı yıllarda bakır kapların revaçta ve kıymetli olduğunu ancak zaman içerisinde mesleğin yok olmaya yüz tuttuğunu belirtti.Mesleğinin zor imkanlarla devam ettiğini ancak işini severek yaptığını dile getiren Ramazan Kalay, &quot;Ben bu kalaycılık mesleğine dedem ve babam sayesinde başladım. Onlardan gelerek bu tarihe kadar sürdürdüm. Kalaycılığa 10 yaşımda başladım.Eskiden köyleri gezerdik, babamın yanında ben kap sürterdim. Çıraklıktan, kalfalıktan bu tarihe geldim. Bu meslek ölmese, devam etse daha iyi olur. Şimdi yetişen, hevesi ve isteği olan yok. Olmayınca da mesleği kendim devam ettiriyorum. Aslında yetkililer daha işlek bir yer konusunda yardımcı olurlarsa iyi olur.Ayrıca soyadım da Kalay. Ben 4&#039;üncü kuşağa tekabül ediyorum. Şu anda bir kişi daha çıraklıktan, kalfalıktan ustalığa gelirse o 5&#039;inci kuşağa ulaşacak inşallah&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GBMwIXwEFkei32z5f7mFkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kimse, artık, işi, yapmak, istemiyor:, Mesleğin, son, temsilcisi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GBMwIXwEFkei32z5f7mFkQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Kimse artık bu işi yapmak istemiyor: Mesleğin son temsilcisi"><p>Eskişehir'de 4 kuşaktan beri kalaycı olan bir aileden gelen Ramazan Kalay, babasından öğrendiği mesleğin artık bitme noktasına geldiğini, artık kimsenin bu işi yapmak istemediğini söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/az1PpSUVqU-_o6MvarM09Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kalaycılık, zamana yenik düşen meslekler arasında yer almaya başladı. Yurt genelinde kalaycıların sayısı her geçen gün azalırken, mesleğini soy isminde taşıyan Ramazan Kalay işini bırakmadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hYRfvOUcjUyYcU6cAWW8vw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kalaycılığın Eskişehir'deki son temsilcisi olduğu belirtilen Kalay, bu işe başladığı yıllarda bakır kapların revaçta ve kıymetli olduğunu ancak zaman içerisinde mesleğin yok olmaya yüz tuttuğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-3Eeo365AU2L85W3OujygA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mesleğinin zor imkanlarla devam ettiğini ancak işini severek yaptığını dile getiren Ramazan Kalay, "Ben bu kalaycılık mesleğine dedem ve babam sayesinde başladım. Onlardan gelerek bu tarihe kadar sürdürdüm. Kalaycılığa 10 yaşımda başladım.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6Guebxi_aU2j8BMywejSnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eskiden köyleri gezerdik, babamın yanında ben kap sürterdim. Çıraklıktan, kalfalıktan bu tarihe geldim. Bu meslek ölmese, devam etse daha iyi olur. Şimdi yetişen, hevesi ve isteği olan yok. Olmayınca da mesleği kendim devam ettiriyorum. Aslında yetkililer daha işlek bir yer konusunda yardımcı olurlarsa iyi olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DrL15UT1pEugiI_3CfrI_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca soyadım da Kalay. Ben 4'üncü kuşağa tekabül ediyorum. Şu anda bir kişi daha çıraklıktan, kalfalıktan ustalığa gelirse o 5'inci kuşağa ulaşacak inşallah" dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Satürn alışılmışın dışında görüntülenecek: Halkaları kaybolacak</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/saturn-alisilmisin-disindagoeruntulenecek-halkalari-kaybolacak</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/saturn-alisilmisin-disindagoeruntulenecek-halkalari-kaybolacak</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, Satürn’ün, bu hafta sonu alışılmış görüntüsünden çok farklı görüneceği açıkladı.Bilim insanları, bu hafta sonu gece Satürn’ün alışılmış görüntüsünden farklı olacağını açıkladı. Satürn’ün halkalarının çıplak gözle ya da düşük güçlü teleskoplarla neredeyse hiç görünmeyeceği bildirildi. Uzmanlar, bu durumun gezegenlerin konumları nedeniyle oluşan optik bir yanılsama olduğunu belirtti.  Satürn’ün, yörüngesinde 26,73 derecelik bir eğime sahipken, Dünya’nın eğiminin ise 23,5 derece olduğunu aktaran bilim insanları, iki gezegenin Güneş’in etrafındaki hareketleri sırasında belirli bir hizaya geldiğinde, Satürn’ün halkalarının da neredeyse tamamen yatay bir konumda Dünya’ya dönük hale geldiğini söyledi. Böylece halkaların neredeyse görünmez olduğu kaydedildi.  Michigan Eyalet Üniversitesi Abrams Planetaryumu Direktörü Dr. Shannon Schmoll, “Satürn ve Dünya Güneş’in etrafında dönerken, zaman zaman Satürn’ün halkalarını tam kenarından göreceğimiz bir konumda oluruz. Halkalar son derece ince olduğu için bu açıdan bakıldığında onları görmek neredeyse imkansız hale gelir” dedi.  Bu nadir gökyüzü olayının, mart ayının son haftasında en belirgin halini alacağı ve halkaların, nisan ayına kadar neredeyse tamamen kaybolmuş gibi görüneceği ifade edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zt-RHo67GEuaWRchsxD1_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Satürn, alışılmışın, dışında görüntülenecek:, Halkaları, kaybolacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zt-RHo67GEuaWRchsxD1_Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Satürn halkaları kaybolacak"><p>Bilim insanları, Satürn’ün, bu hafta sonu alışılmış görüntüsünden çok farklı görüneceği açıkladı.</p>Bilim insanları, bu hafta sonu gece Satürn’ün alışılmış görüntüsünden farklı olacağını açıkladı. Satürn’ün halkalarının çıplak gözle ya da düşük güçlü teleskoplarla neredeyse hiç görünmeyeceği bildirildi. Uzmanlar, bu durumun gezegenlerin konumları nedeniyle oluşan optik bir yanılsama olduğunu belirtti.  Satürn’ün, yörüngesinde 26,73 derecelik bir eğime sahipken, Dünya’nın eğiminin ise 23,5 derece olduğunu aktaran bilim insanları, iki gezegenin Güneş’in etrafındaki hareketleri sırasında belirli bir hizaya geldiğinde, Satürn’ün halkalarının da neredeyse tamamen yatay bir konumda Dünya’ya dönük hale geldiğini söyledi. Böylece halkaların neredeyse görünmez olduğu kaydedildi.  Michigan Eyalet Üniversitesi Abrams Planetaryumu Direktörü Dr. Shannon Schmoll, “Satürn ve Dünya Güneş’in etrafında dönerken, zaman zaman Satürn’ün halkalarını tam kenarından göreceğimiz bir konumda oluruz. Halkalar son derece ince olduğu için bu açıdan bakıldığında onları görmek neredeyse imkansız hale gelir” dedi.  Bu nadir gökyüzü olayının, mart ayının son haftasında en belirgin halini alacağı ve halkaların, nisan ayına kadar neredeyse tamamen kaybolmuş gibi görüneceği ifade edildi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nükleer atıkla şarj edilen pil üretildi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nukleer-atikla-sarj-edilen-pil-uretildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nukleer-atikla-sarj-edilen-pil-uretildi</guid>
<description><![CDATA[ Japonya Atom Enerjisi Ajansı (JAEA), dünya genelinde enerji depolama teknolojileri ve nükleer atık yönetimine yönelik devrim niteliğinde bir yenilik sundu.PROTOTİPTE BAŞARI SAĞLANDIJAEA tarafından geliştirilen bu pil, zayıflatılmış uranyumu aktif malzeme olarak kullanıyor. Yapılan testlerde, pilin 1.3 voltluk enerji üretimi sağladığı ve on kez şarj edilip boşaltılmasına rağmen performansında kayda değer bir düşüş yaşanmadığı belirtildi. Bu sonuçlar, uranyumun enerji depolama çözümlerinde güvenilir bir malzeme olabileceğini gösteriyor.Uranyumun şarj edilebilir pillerde kullanımı, nükleer atıkların değerlendirilmesi açısından önemli bir yenilik sunuyor. Zayıflatılmış uranyumun enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi, yalnızca sürdürülebilirlik açısından değil, aynı zamanda ekonomik faydalar sağlama potansiyeli açısından da umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.  POTANSİYEL KULLANIM ALANLARI VE SINIRLAMALAR  Uranyum bazlı şarj edilebilir piller, enerji sektöründe çeşitli ihtiyaçları karşılamak üzere tasarlanmış yenilikçi bir çözüm sunuyor. Bu pillerin en önemli kullanım alanları arasında yenilenebilir enerji santralleri yer alıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi gibi kaynaklar, üretim sürecinde değişkenlik gösterdiği için şebeke istikrarını sağlamak adına etkili depolama çözümlerine ihtiyaç duyuyor. Uranyum bazlı piller, yüksek enerji yoğunlukları ve uzun ömürlü performansları sayesinde bu santrallerde kesintisiz enerji sağlama potansiyeline sahip. Ayrıca, bu pillerin radyoaktif atıklardan elde edilen malzemelerle üretilmesi, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de maliyet verimliliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor.  Bununla birlikte, bu tür pillerin kullanılabileceği alanlar, uranyumun radyoaktif doğası sebebiyle belirli sınırlamalara tabi. Uranyum bazlı pillerin, radyasyon kontrollü ve güvenli bir şekilde yönetilen endüstriyel ortamlarda kullanılması gerekiyor. Örneğin, nükleer enerji santralleri, uranyum bazlı pillerin güvenli bir şekilde depolanıp kullanılabileceği ideal alanlar olarak öne çıkıyor. Ancak bu sınırlamalar, geniş çapta ev tipi veya bireysel kullanım uygulamalarını zorlaştırıyor. Bu nedenle, pillerin yaygınlaştırılmasından önce radyasyon güvenliği ve uygun depolama standartlarının belirlenmesi kritik önem taşıyor.  Bu teknoloji, enerji sektöründe yeni fırsatlar yaratmakla birlikte, uygulama sürecinde dikkate alınması gereken önemli etik, çevresel ve güvenlik sorularını da gündeme getiriyor. JAEA&#039;nın geliştirdiği bu pillerin güvenli bir şekilde kullanılması, inovasyonun daha geniş bir etki alanına yayılması için gerekli temel adımlardan biri olarak görülüyor.  Gelişme, nükleer enerji ve enerji depolama teknolojileri arasındaki bağlantıyı güçlendirme potansiyeline sahip. Nükleer atıkların yeniden değerlendirilmesi, çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlarken, enerji sektöründe daha güvenilir ve uzun vadeli çözümler sunabilir. JAEA&#039;nın bu inovasyonu, enerji sektörünün geleceğini şekillendirme noktasında önemli bir rol oynayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C_Lrl2Qag0i3FsYsCMvO0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nükleer, atıkla, şarj, edilen, pil, üretildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C_Lrl2Qag0i3FsYsCMvO0g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Nükleer atıkla şarj edilen pil üretildi"><p>Japonya Atom Enerjisi Ajansı (JAEA), dünya genelinde enerji depolama teknolojileri ve nükleer atık yönetimine yönelik devrim niteliğinde bir yenilik sundu.</p><p><strong>PROTOTİPTE BAŞARI SAĞLANDI</strong></p><p>JAEA tarafından geliştirilen bu pil, zayıflatılmış uranyumu aktif malzeme olarak kullanıyor. Yapılan testlerde, pilin 1.3 voltluk enerji üretimi sağladığı ve on kez şarj edilip boşaltılmasına rağmen performansında kayda değer bir düşüş yaşanmadığı belirtildi. Bu sonuçlar, uranyumun enerji depolama çözümlerinde güvenilir bir malzeme olabileceğini gösteriyor.</p><p>Uranyumun şarj edilebilir pillerde kullanımı, nükleer atıkların değerlendirilmesi açısından önemli bir yenilik sunuyor. Zayıflatılmış uranyumun enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi, yalnızca sürdürülebilirlik açısından değil, aynı zamanda ekonomik faydalar sağlama potansiyeli açısından da umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.  <strong>POTANSİYEL KULLANIM ALANLARI VE SINIRLAMALAR</strong>  Uranyum bazlı şarj edilebilir piller, enerji sektöründe çeşitli ihtiyaçları karşılamak üzere tasarlanmış yenilikçi bir çözüm sunuyor. Bu pillerin en önemli kullanım alanları arasında yenilenebilir enerji santralleri yer alıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi gibi kaynaklar, üretim sürecinde değişkenlik gösterdiği için şebeke istikrarını sağlamak adına etkili depolama çözümlerine ihtiyaç duyuyor. Uranyum bazlı piller, yüksek enerji yoğunlukları ve uzun ömürlü performansları sayesinde bu santrallerde kesintisiz enerji sağlama potansiyeline sahip. Ayrıca, bu pillerin radyoaktif atıklardan elde edilen malzemelerle üretilmesi, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de maliyet verimliliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor.  Bununla birlikte, bu tür pillerin kullanılabileceği alanlar, uranyumun radyoaktif doğası sebebiyle belirli sınırlamalara tabi. Uranyum bazlı pillerin, radyasyon kontrollü ve güvenli bir şekilde yönetilen endüstriyel ortamlarda kullanılması gerekiyor. Örneğin, nükleer enerji santralleri, uranyum bazlı pillerin güvenli bir şekilde depolanıp kullanılabileceği ideal alanlar olarak öne çıkıyor. Ancak bu sınırlamalar, geniş çapta ev tipi veya bireysel kullanım uygulamalarını zorlaştırıyor. Bu nedenle, pillerin yaygınlaştırılmasından önce radyasyon güvenliği ve uygun depolama standartlarının belirlenmesi kritik önem taşıyor.  Bu teknoloji, enerji sektöründe yeni fırsatlar yaratmakla birlikte, uygulama sürecinde dikkate alınması gereken önemli etik, çevresel ve güvenlik sorularını da gündeme getiriyor. JAEA'nın geliştirdiği bu pillerin güvenli bir şekilde kullanılması, inovasyonun daha geniş bir etki alanına yayılması için gerekli temel adımlardan biri olarak görülüyor.  Gelişme, nükleer enerji ve enerji depolama teknolojileri arasındaki bağlantıyı güçlendirme potansiyeline sahip. Nükleer atıkların yeniden değerlendirilmesi, çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlarken, enerji sektöründe daha güvenilir ve uzun vadeli çözümler sunabilir. JAEA'nın bu inovasyonu, enerji sektörünün geleceğini şekillendirme noktasında önemli bir rol oynayabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Facebook&amp;apos;tan nostaljik adım:  Uygulama köklerine dönüyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/facebooktan-nostaljik-adim-uygulama-koeklerine-doenuyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/facebooktan-nostaljik-adim-uygulama-koeklerine-doenuyor</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medyanın dev ismi Facebook, kullanıcıların arkadaşlarıyla etkileşimlerini artırmayı hedefleyen &quot;Arkadaşlar&quot; adını verdiği yeni bir sekmeyi hayata geçirdi. Bu adım, platformun &quot;Orijinal Facebook&quot; olarak adlandırılan, eski kullanıcı deneyimine dönme stratejisinin bir parçası.Yeni &quot;Arkadaşlar&quot; sekmesi, yalnızca arkadaşlarınızın içeriklerini gösteren bir tasarım sunarak önerilen içeriklerin hakim olduğu genel akıştan ayrışıyor. Kullanıcılar, bu sekme sayesinde yalnızca arkadaşlarının gönderilerini, hikayelerini ve Reels videolarını görebilecek; aynı zamanda doğum günü hatırlatmaları ve arkadaşlık isteklerini de buradan yönetebilecek. KULLANICILAR İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?Facebook&#039;un bu yeni &quot;Arkadaşlar&quot; sekmesi, sosyal medya platformunda kişisel bağlantılara daha fazla odaklanmak için atılmış önemli bir adımı temsil ediyor. Kullanıcılar artık karmaşık algoritmalardan ve önerilen içeriklerden uzak bir alanda, sadece arkadaşlarının paylaşımlarını görebilecek. Bu özellik, bireyler arası etkileşimi güçlendirme ve kullanıcıların daha anlamlı bağlantılar kurmasını sağlama amacı taşıyor.  Algoritmalardan bağımsız bir deneyim, kullanıcıların zaman çizelgelerini daha fazla kontrol etmesine olanak tanırken, paylaşımların daha samimi ve özel bir hale gelmesini de destekliyor. Doğum günü hatırlatmaları ve arkadaşlık isteklerinin bu sekmeye entegre edilmesi, sosyal medya deneyimini yönetilebilir ve düzenli bir biçime sokuyor. Bu durum, kullanıcıların gerçekten önem verdikleri kişilerle olan ilişkilerini ön plana çıkararak sosyal medya tüketim alışkanlıklarını iyileştirme potansiyeline sahip.  Ayrıca, &quot;Arkadaşlar&quot; sekmesinin önerilen içeriklerden arındırılmış yapısı, sosyal medyanın zaman zaman eleştirilen &quot;dikkat dağıtıcı&quot; yönlerini minimize etmeye yönelik bir çözüm olabilir. Böylelikle kullanıcılar, daha anlamlı içeriklere odaklanabilir ve dijital sosyal yaşamlarını daha kişisel bir düzeyde deneyimleyebilir.  HANGİ BÖLGELERDE KULLANIMA SUNULDU?  Şu anda yalnızca ABD ve Kanada’da kullanıma açılan bu yeniliğin, 2025 yılı boyunca daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması bekleniyor. Facebook, ilerleyen dönemde başka &quot;Orijinal Facebook&quot; özelliklerini de geri getirmeyi planladığını açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BLimlhCSOE21QIQy5q7Ydg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Facebooktan, nostaljik, adım: , Uygulama, köklerine, dönüyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BLimlhCSOE21QIQy5q7Ydg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Facebook köklerine dönüyor"><p>Sosyal medyanın dev ismi Facebook, kullanıcıların arkadaşlarıyla etkileşimlerini artırmayı hedefleyen "Arkadaşlar" adını verdiği yeni bir sekmeyi hayata geçirdi. Bu adım, platformun "Orijinal Facebook" olarak adlandırılan, eski kullanıcı deneyimine dönme stratejisinin bir parçası.</p><p>Yeni "Arkadaşlar" sekmesi, yalnızca arkadaşlarınızın içeriklerini gösteren bir tasarım sunarak önerilen içeriklerin hakim olduğu genel akıştan ayrışıyor. Kullanıcılar, bu sekme sayesinde yalnızca arkadaşlarının gönderilerini, hikayelerini ve Reels videolarını görebilecek; aynı zamanda doğum günü hatırlatmaları ve arkadaşlık isteklerini de buradan yönetebilecek. </p><p><strong>KULLANICILAR İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?</strong></p><p>Facebook'un bu yeni "Arkadaşlar" sekmesi, sosyal medya platformunda kişisel bağlantılara daha fazla odaklanmak için atılmış önemli bir adımı temsil ediyor. Kullanıcılar artık karmaşık algoritmalardan ve önerilen içeriklerden uzak bir alanda, sadece arkadaşlarının paylaşımlarını görebilecek. Bu özellik, bireyler arası etkileşimi güçlendirme ve kullanıcıların daha anlamlı bağlantılar kurmasını sağlama amacı taşıyor.  Algoritmalardan bağımsız bir deneyim, kullanıcıların zaman çizelgelerini daha fazla kontrol etmesine olanak tanırken, paylaşımların daha samimi ve özel bir hale gelmesini de destekliyor. Doğum günü hatırlatmaları ve arkadaşlık isteklerinin bu sekmeye entegre edilmesi, sosyal medya deneyimini yönetilebilir ve düzenli bir biçime sokuyor. Bu durum, kullanıcıların gerçekten önem verdikleri kişilerle olan ilişkilerini ön plana çıkararak sosyal medya tüketim alışkanlıklarını iyileştirme potansiyeline sahip.  Ayrıca, "Arkadaşlar" sekmesinin önerilen içeriklerden arındırılmış yapısı, sosyal medyanın zaman zaman eleştirilen "dikkat dağıtıcı" yönlerini minimize etmeye yönelik bir çözüm olabilir. Böylelikle kullanıcılar, daha anlamlı içeriklere odaklanabilir ve dijital sosyal yaşamlarını daha kişisel bir düzeyde deneyimleyebilir.  <strong>HANGİ BÖLGELERDE KULLANIMA SUNULDU?</strong>  Şu anda yalnızca ABD ve Kanada’da kullanıma açılan bu yeniliğin, 2025 yılı boyunca daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması bekleniyor. Facebook, ilerleyen dönemde başka "Orijinal Facebook" özelliklerini de geri getirmeyi planladığını açıkladı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Süpersonik füzeyle yine tam isabet: Bayraktar TB2 işaretledi, TB3 vurdu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/supersonik-fuzeyle-yine-tam-isabet-bayraktar-tb2-isaretledi-tb3-vurdu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/supersonik-fuzeyle-yine-tam-isabet-bayraktar-tb2-isaretledi-tb3-vurdu</guid>
<description><![CDATA[ Bayraktar TB3 SİHA, bir kez daha süpersonik füzeyle hedefi yine tam isabetle vurdu. Havadaki iki SİHA’nın koordineli olarak gerçekleştirdiği testte Bayraktar TB2’nin işaretlediği hedef, Bayraktar TB3 tarafından başarıyla imha edildi.Bayraktar TB3 SİHA, harp tarihinde ilk kez taktik sınıftaki bir SİHA’dan 50+ km menzilden yapılan süpersonik füze atış testlerine devam ediyor.  Baykar&#039;dan yapılan açıklamaya göre, dünya havacılık tarihinde bir ilke imza atarak kısa pistli bir gemiden iniş kalkış yapan Bayraktar TB3 SİHA, Muğla’nın Dalaman ilçesinden ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-122 Süpersonik Füze ile havalandı.  Farklı senaryolara karşı kabiliyetlerini geliştirmek için gökyüzüne yükselen Bayraktar TB3 SİHA, bu kez görüş hattı irtifasının altında gerçekleştirdiği atışla deniz üzerinde bulunan 6X6 metre ebadındaki perdeli hedefi yine tam isabetle vurdu.  Milli SİHA, İHA-122 ile ilk atışını 25 Mart Salı günü 50 kilometreyi geçen mesafeden başarıyla yapmıştı.  İŞARET BAYRAKTAR TB2’DEN, VURUŞ BAYRAKTAR TB3’TEN  Atış testinin lazerle hedefleme görevini yine havada bulunan Bayraktar TB2 SİHA üstlendi. Bayraktar TB2’nin işaretlediği hedef, Bayraktar TB3 tarafından başarıyla imha edildi. Böylece havadaki iki SİHA’nın koordineli olarak gerçekleştirdiği lazerle işaretleme ve hedefe angajman yeteneği de başarısını bir kez daha sergiledi.  HAVACILIK TARİHİNE İMZA ATTI  Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB3 SİHA, 19 Kasım 2024’te TCG Anadolu’nun 12 derece eğimli rampaya sahip kısa pistinden başarıyla havalanmıştı.  Ege ve Akdeniz’in buluşma noktasında 46 dakikalık tarihi bir test uçuşu gerçekleştiren Bayraktar TB3, aynı kısa piste hiçbir iniş destek ekipmanı kullanmadan başarıyla iniş yaparak dünyada bir ilki gerçekleştirmişti.  Bayraktar TB3 SİHA, gemi testlerine başarıyla devam ederek Çanakkale açıklarında seyreden TCG Anadolu gemisinde gerçekleşen ikinci uçuş testinde de iniş destek ekipmanı kullanmadan iki kez daha başarıyla iniş kalkış yapmıştı. Test parametrelerini başarılı bir şekilde icra eden milli SİHA, ortalama 20 bin feet irtifada uçtuğu testi başarıyla tamamlamıştı.  YERLİ MOTOR İLE EN YÜKSEĞE  Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran 2024’te Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen uçuşta 36 bin 310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testini başarıyla bitirmişti.  TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçti. Milli havacılık tarihinin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA’ya ait bulunuyor.  TOPLAM UÇUŞ 968 SAATE ULAŞTI  Bayraktar TB3 SİHA bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 967 saat 55 dakika havada kaldı. Milli SİHA 20 Aralık 2023’te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde ise yere inmeden 32 saat havada kaldı ve gökyüzünde 5 bin 700 km yol katetti.  Bayraktar TB3 SİHA, 26 Mart 2024 tarihinde ilk kez ASELSAN tarafından milli olarak geliştirilen ASELFLIR-500 ile uçtu. İcra edilen test kapsamında dünyadaki muadillerine göre en yüksek performansa sahip olan ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi entegrasyonu başarıyla gerçekleştirildi.  DENİZ AŞIRI GÜÇ ÇARPANI  Bayraktar TB3 SİHA, katlanabilen kanat yapısının yanı sıra sahip olacağı kabiliyetler ile sınıfındaki lider insansız hava aracı olacak. Görüş hattı ötesi haberleşme kabiliyetine de sahip olacak milli SİHA, bu sayede çok uzun mesafelerden kumanda edilebilecek. Böylece keşif-gözetleme, istihbarat ve taşıdığı akıllı mühimmatlar ile taarruz görevlerini deniz aşırı hedeflere karşı icra ederek Türkiye’nin caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlayacak.  İHRACAT ŞAMPİYONUBaşlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA AR-GE sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti.  2023’te 1,8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, Türkiye&#039;deki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı.  Dünya insansız hava aracı ihracat pazarının en büyük firması olan Baykar, 2024 yılında da küresel ölçekteki başarısını sürdürdü ve gelirlerinin yüzde 90’ını ihracattan elde ederek 1,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.  DÜNYANIN EN BÜYÜK İHA ŞİRKETİ BAYKAR  İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu.  Önceki yıl sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024’te de savunma ve havacılık sektörünün toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye’yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı.  Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 11 ülke ile olmak üzere toplam 36 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2j05dXs_aUeCBcyYSGNnzA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Süpersonik, füzeyle, yine, tam, isabet:, Bayraktar, TB2, işaretledi, TB3, vurdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2j05dXs_aUeCBcyYSGNnzA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bayraktar TB3'ten süpersonik füzeyle yine tam isabet"><p>Bayraktar TB3 SİHA, bir kez daha süpersonik füzeyle hedefi yine tam isabetle vurdu. Havadaki iki SİHA’nın koordineli olarak gerçekleştirdiği testte Bayraktar TB2’nin işaretlediği hedef, Bayraktar TB3 tarafından başarıyla imha edildi.</p><p>Bayraktar TB3 SİHA, harp tarihinde ilk kez taktik sınıftaki bir SİHA’dan 50+ km menzilden yapılan süpersonik füze atış testlerine devam ediyor.  Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, dünya havacılık tarihinde bir ilke imza atarak kısa pistli bir gemiden iniş kalkış yapan Bayraktar TB3 SİHA, Muğla’nın Dalaman ilçesinden ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-122 Süpersonik Füze ile havalandı.  Farklı senaryolara karşı kabiliyetlerini geliştirmek için gökyüzüne yükselen Bayraktar TB3 SİHA, bu kez görüş hattı irtifasının altında gerçekleştirdiği atışla deniz üzerinde bulunan 6X6 metre ebadındaki perdeli hedefi yine tam isabetle vurdu.  Milli SİHA, İHA-122 ile ilk atışını 25 Mart Salı günü 50 kilometreyi geçen mesafeden başarıyla yapmıştı.  <strong>İŞARET BAYRAKTAR TB2’DEN, VURUŞ BAYRAKTAR TB3’TEN</strong>  Atış testinin lazerle hedefleme görevini yine havada bulunan Bayraktar TB2 SİHA üstlendi. Bayraktar TB2’nin işaretlediği hedef, Bayraktar TB3 tarafından başarıyla imha edildi. Böylece havadaki iki SİHA’nın koordineli olarak gerçekleştirdiği lazerle işaretleme ve hedefe angajman yeteneği de başarısını bir kez daha sergiledi.  <strong>HAVACILIK TARİHİNE İMZA ATTI</strong>  Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB3 SİHA, 19 Kasım 2024’te TCG Anadolu’nun 12 derece eğimli rampaya sahip kısa pistinden başarıyla havalanmıştı.  Ege ve Akdeniz’in buluşma noktasında 46 dakikalık tarihi bir test uçuşu gerçekleştiren Bayraktar TB3, aynı kısa piste hiçbir iniş destek ekipmanı kullanmadan başarıyla iniş yaparak dünyada bir ilki gerçekleştirmişti.  Bayraktar TB3 SİHA, gemi testlerine başarıyla devam ederek Çanakkale açıklarında seyreden TCG Anadolu gemisinde gerçekleşen ikinci uçuş testinde de iniş destek ekipmanı kullanmadan iki kez daha başarıyla iniş kalkış yapmıştı. Test parametrelerini başarılı bir şekilde icra eden milli SİHA, ortalama 20 bin feet irtifada uçtuğu testi başarıyla tamamlamıştı.  <strong>YERLİ MOTOR İLE EN YÜKSEĞE</strong>  Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran 2024’te Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen uçuşta 36 bin 310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testini başarıyla bitirmişti.  TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçti. Milli havacılık tarihinin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA’ya ait bulunuyor.  <strong>TOPLAM UÇUŞ 968 SAATE ULAŞTI</strong>  Bayraktar TB3 SİHA bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 967 saat 55 dakika havada kaldı. Milli SİHA 20 Aralık 2023’te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde ise yere inmeden 32 saat havada kaldı ve gökyüzünde 5 bin 700 km yol katetti.  Bayraktar TB3 SİHA, 26 Mart 2024 tarihinde ilk kez ASELSAN tarafından milli olarak geliştirilen ASELFLIR-500 ile uçtu. İcra edilen test kapsamında dünyadaki muadillerine göre en yüksek performansa sahip olan ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi entegrasyonu başarıyla gerçekleştirildi.  <strong>DENİZ AŞIRI GÜÇ ÇARPANI</strong>  Bayraktar TB3 SİHA, katlanabilen kanat yapısının yanı sıra sahip olacağı kabiliyetler ile sınıfındaki lider insansız hava aracı olacak. Görüş hattı ötesi haberleşme kabiliyetine de sahip olacak milli SİHA, bu sayede çok uzun mesafelerden kumanda edilebilecek. Böylece keşif-gözetleme, istihbarat ve taşıdığı akıllı mühimmatlar ile taarruz görevlerini deniz aşırı hedeflere karşı icra ederek Türkiye’nin caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlayacak.  <strong>İHRACAT ŞAMPİYONU</strong></p><p>Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA AR-GE sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti.  2023’te 1,8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, Türkiye'deki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı.  Dünya insansız hava aracı ihracat pazarının en büyük firması olan Baykar, 2024 yılında da küresel ölçekteki başarısını sürdürdü ve gelirlerinin yüzde 90’ını ihracattan elde ederek 1,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.  <strong>DÜNYANIN EN BÜYÜK İHA ŞİRKETİ BAYKAR</strong>  İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu.  Önceki yıl sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024’te de savunma ve havacılık sektörünün toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye’yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı.  Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 11 ülke ile olmak üzere toplam 36 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya&amp;apos;dan bir milyar ışık yılı uzakta yeni galaksi keşfedildi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dunyadan-bir-milyar-isik-yili-uzakta-yeni-galaksi-kesfedildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dunyadan-bir-milyar-isik-yili-uzakta-yeni-galaksi-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ Gök bilimciler, Dünya&#039;dan yaklaşık bir milyar ışık yılı uzakta bulunan bir sarmal galaksi keşfetti. Bu galaksinin merkezinde süper kütleli bir kara delik bulunduğu aktarıldı.Space.com internet sitesinde yer alan habere göre, Dünya&#039;nın yaklaşık bir milyar ışık yılı uzaklığında keşfedilen sarmal galaksiye &quot;2MASX J23453268−0449256&quot; adı verildi.  Gök bilimciler, bu galaksinin merkezinde Güneş&#039;in kütlesinden milyarlarca kat daha büyük olan süper kütleli bir kara delik bulunduğunu aktardı.GALAKSİDEKİ YAŞAMI TAMAMEN YOK EDEBİLİR  Bu kara deliğin, altı milyon ışık yılı uzunluğunda radyo jetleri yaydığına dikkati çeken gök bilimciler, söz konusu radyo jetlerinin galaksideki yaşamı tamamen yok edebilecek kadar güçlü olduğu değerlendirmesinde bulundu.  Gök bilimciler, bu kadar güçlü radyo jetlerinin genellikle eliptik galaksilerde gözlemlendiğini belirterek, sarmal galakside tespit edilmesinin &quot;alışılmadık bir durum&quot; olduğunu ifade etti.KİTLESEL YOK OLUŞA NEDEN OLABİLİR  Bu güçteki radyo jetlerinin bir sarmal galaksiyi parçalaması veya bozmasını beklediklerini ifade eden gök bilimciler, ancak bu galaksinin varlığını sürdürmeye devam etmesinin dikkat çekici olduğunu kaydetti.  Gök bilimciler, bu radyo jetlerinin güneş sistemine doğru yönelmesi halinde, gezegenlerin atmosferlerini yok ederek kitlesel yok oluşa neden olabileceğini kaydetti.  Astronomlar, yeni keşfedilen bu galakside Samanyolu galaksisine kıyasla 10 kat daha fazla karanlık madde bulunduğunu aktardı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cglu9jDvcEmMUotO1grNgg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyadan, bir, milyar, ışık, yılı, uzakta, yeni, galaksi, keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cglu9jDvcEmMUotO1grNgg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya'dan bir milyar ışık yılı uzakta yeni galaksi keşfedildi"><p>Gök bilimciler, Dünya'dan yaklaşık bir milyar ışık yılı uzakta bulunan bir sarmal galaksi keşfetti. Bu galaksinin merkezinde süper kütleli bir kara delik bulunduğu aktarıldı.</p><p>Space.com internet sitesinde yer alan habere göre, Dünya'nın yaklaşık bir milyar ışık yılı uzaklığında keşfedilen sarmal galaksiye "2MASX J23453268−0449256" adı verildi.  Gök bilimciler, bu galaksinin merkezinde Güneş'in kütlesinden milyarlarca kat daha büyük olan süper kütleli bir kara delik bulunduğunu aktardı.</p><p><strong>GALAKSİDEKİ YAŞAMI TAMAMEN YOK EDEBİLİR</strong>  Bu kara deliğin, altı milyon ışık yılı uzunluğunda radyo jetleri yaydığına dikkati çeken gök bilimciler, söz konusu radyo jetlerinin galaksideki yaşamı tamamen yok edebilecek kadar güçlü olduğu değerlendirmesinde bulundu.  Gök bilimciler, bu kadar güçlü radyo jetlerinin genellikle eliptik galaksilerde gözlemlendiğini belirterek, sarmal galakside tespit edilmesinin "alışılmadık bir durum" olduğunu ifade etti.</p><p><strong>KİTLESEL YOK OLUŞA NEDEN OLABİLİR</strong>  Bu güçteki radyo jetlerinin bir sarmal galaksiyi parçalaması veya bozmasını beklediklerini ifade eden gök bilimciler, ancak bu galaksinin varlığını sürdürmeye devam etmesinin dikkat çekici olduğunu kaydetti.  Gök bilimciler, bu radyo jetlerinin güneş sistemine doğru yönelmesi halinde, gezegenlerin atmosferlerini yok ederek kitlesel yok oluşa neden olabileceğini kaydetti.  Astronomlar, yeni keşfedilen bu galakside Samanyolu galaksisine kıyasla 10 kat daha fazla karanlık madde bulunduğunu aktardı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TikTok Shop, Avrupa’da yeni lokasyonlara geliyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-shop-avrupada-yeni-lokasyonlara-geliyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-shop-avrupada-yeni-lokasyonlara-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Popüler sosyal medya platformu TikTok, e-ticaret alanındaki faaliyetlerini genişletmek için önemli bir adım atıyor.TikTok Shop, popüler sosyal medya platformu TikTok tarafından geliştirilen bir e-ticaret özelliğidir. Kullanıcılara, uygulama içerisindeki videolar ve canlı yayınlar aracılığıyla ürün satın alma olanağı sunar. Bu özellik, alışveriş deneyimini doğrudan sosyal medya etkileşimleriyle birleştirerek alışveriş sürecini daha hızlı ve kolay hale getirir. TikTok Shop, kullanıcıların içerik tüketimi sırasında gördükleri ürünlere doğrudan erişim sağlamasını ve bu ürünleri tek bir tıklama ile satın almasını mümkün kılar.  TikTok Shop&#039;un içinde yer alan mağaza sekmesi, ürünleri keşfetme, promosyonları takip etme ve sipariş yönetimi gibi işlemleri merkezileştirir. Bu sistem, hem kullanıcıların alışveriş ihtiyaçlarını karşılarken hem de markaların ürünlerini hedef kitlelerine kolaylıkla ulaştırmasını sağlar. Özellik, yaratıcı içerikler aracılığıyla organik bir pazarlama stratejisi sunarak, kullanıcıların daha doğal bir alışveriş deneyimi yaşamasını hedefler.  AVRUPA&#039;DA YENİ TİCARET FIRSATLARI TikTok&#039;un bu hamlesi, sosyal medya platformlarının e-ticaretteki rolünü güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Fransa, Almanya ve İtalya&#039;da kullanıma sunulacak TikTok Shop, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için yeni ticaret fırsatları sunmayı hedefliyor. Platform, Avrupa&#039;daki satıcıları TikTok Shop&#039;a dahil ederek ürün çeşitliliğini artırmayı ve yerel işletmeleri desteklemeyi planlıyor. Bu, bölgesel ekonomilere olumlu katkılar sağlarken, satıcılar için dijital pazarlama ve satış kanallarını geliştirme imkanı sunuyor.  TIKTOK&#039;UN GLOBAL VİZYONU  TikTok Shop, daha önce Birleşik Krallık, ABD, İspanya ve İrlanda gibi ülkelerde uygulanmış ve kullanıcılar tarafından büyük ilgi görmüştü. Şirket, bu özelliği yeni pazarlara taşıyarak global vizyonunu genişletiyor. TikTok&#039;un e-ticaret alanındaki bu yeniliği, hem kullanıcıların hem de işletmelerin platformla olan etkileşimini artırmayı hedefliyor. Şirket, yaratıcı içerik üreticileri ve marka sahipleri için sosyal medya üzerinden yapılan satışları daha kolay ve erişilebilir hale getirerek dijital ticaretin sınırlarını yeniden tanımlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pkBQgP4sZE-nfYA4I4W2dQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TikTok, Shop, Avrupa’da, yeni, lokasyonlara, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pkBQgP4sZE-nfYA4I4W2dQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="TikTok Shop, Avrupa’da yeni lokasyonlara geliyor"><p>Popüler sosyal medya platformu TikTok, e-ticaret alanındaki faaliyetlerini genişletmek için önemli bir adım atıyor.</p><p>TikTok Shop, popüler sosyal medya platformu TikTok tarafından geliştirilen bir e-ticaret özelliğidir. Kullanıcılara, uygulama içerisindeki videolar ve canlı yayınlar aracılığıyla ürün satın alma olanağı sunar. Bu özellik, alışveriş deneyimini doğrudan sosyal medya etkileşimleriyle birleştirerek alışveriş sürecini daha hızlı ve kolay hale getirir. TikTok Shop, kullanıcıların içerik tüketimi sırasında gördükleri ürünlere doğrudan erişim sağlamasını ve bu ürünleri tek bir tıklama ile satın almasını mümkün kılar.  TikTok Shop'un içinde yer alan mağaza sekmesi, ürünleri keşfetme, promosyonları takip etme ve sipariş yönetimi gibi işlemleri merkezileştirir. Bu sistem, hem kullanıcıların alışveriş ihtiyaçlarını karşılarken hem de markaların ürünlerini hedef kitlelerine kolaylıkla ulaştırmasını sağlar. Özellik, yaratıcı içerikler aracılığıyla organik bir pazarlama stratejisi sunarak, kullanıcıların daha doğal bir alışveriş deneyimi yaşamasını hedefler.  <strong>AVRUPA'DA YENİ TİCARET FIRSATLARI</strong> </p><p>TikTok'un bu hamlesi, sosyal medya platformlarının e-ticaretteki rolünü güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Fransa, Almanya ve İtalya'da kullanıma sunulacak TikTok Shop, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için yeni ticaret fırsatları sunmayı hedefliyor. Platform, Avrupa'daki satıcıları TikTok Shop'a dahil ederek ürün çeşitliliğini artırmayı ve yerel işletmeleri desteklemeyi planlıyor. Bu, bölgesel ekonomilere olumlu katkılar sağlarken, satıcılar için dijital pazarlama ve satış kanallarını geliştirme imkanı sunuyor.  <strong>TIKTOK'UN GLOBAL VİZYONU</strong>  TikTok Shop, daha önce Birleşik Krallık, ABD, İspanya ve İrlanda gibi ülkelerde uygulanmış ve kullanıcılar tarafından büyük ilgi görmüştü. Şirket, bu özelliği yeni pazarlara taşıyarak global vizyonunu genişletiyor. TikTok'un e-ticaret alanındaki bu yeniliği, hem kullanıcıların hem de işletmelerin platformla olan etkileşimini artırmayı hedefliyor. Şirket, yaratıcı içerik üreticileri ve marka sahipleri için sosyal medya üzerinden yapılan satışları daha kolay ve erişilebilir hale getirerek dijital ticaretin sınırlarını yeniden tanımlıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meta&amp;apos;dan Instagram kararı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/metadan-instagram-karari</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/metadan-instagram-karari</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medya platformları arasında rekabet giderek kızışırken, Instagram kullanıcı deneyimini geliştirmek adına dikkat çekici bir yeniliği devreye soktu. Artık kullanıcılar, Reels videolarını 2x hızında oynatabilecek ve içerikleri daha hızlı tüketme imkanına sahip olacak.Instagram&#039;ın videoları hızlandırma seçeneği, platformun uzun videoların sonuna kadar izlenme oranlarını artırma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kullanıcılar, bu yenilik sayesinde hem zamanlarını daha verimli bir şekilde değerlendirebilecek hem de içerik tüketim alışkanlıklarını kendi tercihlerine göre şekillendirebilecek. Özellik, yoğun günlük tempoya sahip kullanıcılar için kısa içeriklerin çekiciliğini artırmayı amaçlıyor.  Videoları hızlandırma özelliği, Instagram kullanıcılarının platformda geçirdikleri zamanı optimize etmelerine olanak tanıyor. Özellikle eğitici veya bilgilendirici içeriklerin daha hızlı izlenebilmesi, öğrenme süreçlerini destekliyor. Aynı zamanda, yaratıcı içerik üreticileri, hızlandırılmış videoları kullanarak izleyicilerine daha dinamik bir deneyim sunabilecek.  INSTAGRAM&#039;IN İÇERİK STRATEJİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Instagram&#039;ın videoları hızlandırma özelliği, platformun kullanıcı ihtiyaçlarına daha duyarlı bir içerik stratejisi benimsediğinin güçlü bir göstergesi. Özellikle kısa formattaki içeriklerin popülerliği göz önüne alındığında, bu yenilik, kullanıcıların video içeriklerini daha etkin bir şekilde tüketmelerini sağlamayı hedefliyor. Kısa ve hızlı içerik tüketimi, modern dijital kullanıcıların büyük bir kısmını cezbediyor. Bu nedenle, hızlandırma özelliği, kullanıcıların dikkat süresine uygun bir deneyim sunarak içerik üreticiler ile izleyiciler arasında daha güçlü bir bağ kurulmasını kolaylaştırıyor.  Ayrıca, bu özellik, Instagram&#039;ın içerik yaratıcılarını destekleme stratejisini de derinleştiriyor. Videoların hızlandırılabilir olması, içerik üreticilerine, hikayelerini daha etkili bir şekilde anlatma ve farklı türde içerikler üretme fırsatı veriyor. Örneğin, eğitim içerikleri, hızlandırılmış biçimde sunulduğunda daha fazla bilgi aktarabilirken, eğlence amaçlı içerikler, izleyicilere daha dinamik bir deneyim yaşatabilir. Bu, içerik üreticilerinin etkileşim oranlarını artırarak daha geniş kitlelere ulaşmalarına olanak tanıyor.  Instagram&#039;ın bu hamlesi, platformun kullanıcı deneyimini sürekli olarak yenileme konusundaki kararlılığını da yansıtıyor. Özellik, kullanıcıların platformda geçirdikleri süreyi optimize etmenin yanı sıra, daha fazla içerik tüketmelerine olanak tanıyacak. TikTok gibi rakip platformlardan ilham alan bu hareket, Instagram&#039;ın sürekli değişen sosyal medya trendlerine hızla uyum sağlama becerisini de gözler önüne seriyor. Sonuç olarak, bu yenilik, yalnızca kullanıcı deneyimini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda Instagram&#039;ı sosyal medya pazarındaki rekabetçi konumunu güçlendirme yolunda bir adım daha ileri taşıyor. Instagram&#039;ın bu yeniliği, kullanıcılar tarafından nasıl karşılanacağı konusunda merak uyandırıyor. Özellik, yeni içerik formatlarının ve kullanım alışkanlıklarının şekillenmesinde önemli bir rol oynayabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSjs5kMqiE2-pTzUIGgHHw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Metadan, Instagram, kararı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rSjs5kMqiE2-pTzUIGgHHw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Meta'dan Instagram kararı"><p>Sosyal medya platformları arasında rekabet giderek kızışırken, Instagram kullanıcı deneyimini geliştirmek adına dikkat çekici bir yeniliği devreye soktu. Artık kullanıcılar, Reels videolarını 2x hızında oynatabilecek ve içerikleri daha hızlı tüketme imkanına sahip olacak.</p><p>Instagram'ın videoları hızlandırma seçeneği, platformun uzun videoların sonuna kadar izlenme oranlarını artırma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kullanıcılar, bu yenilik sayesinde hem zamanlarını daha verimli bir şekilde değerlendirebilecek hem de içerik tüketim alışkanlıklarını kendi tercihlerine göre şekillendirebilecek. Özellik, yoğun günlük tempoya sahip kullanıcılar için kısa içeriklerin çekiciliğini artırmayı amaçlıyor.  Videoları hızlandırma özelliği, Instagram kullanıcılarının platformda geçirdikleri zamanı optimize etmelerine olanak tanıyor. Özellikle eğitici veya bilgilendirici içeriklerin daha hızlı izlenebilmesi, öğrenme süreçlerini destekliyor. Aynı zamanda, yaratıcı içerik üreticileri, hızlandırılmış videoları kullanarak izleyicilerine daha dinamik bir deneyim sunabilecek.  <strong>INSTAGRAM'IN İÇERİK STRATEJİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</strong> </p><p>Instagram'ın videoları hızlandırma özelliği, platformun kullanıcı ihtiyaçlarına daha duyarlı bir içerik stratejisi benimsediğinin güçlü bir göstergesi. Özellikle kısa formattaki içeriklerin popülerliği göz önüne alındığında, bu yenilik, kullanıcıların video içeriklerini daha etkin bir şekilde tüketmelerini sağlamayı hedefliyor. Kısa ve hızlı içerik tüketimi, modern dijital kullanıcıların büyük bir kısmını cezbediyor. Bu nedenle, hızlandırma özelliği, kullanıcıların dikkat süresine uygun bir deneyim sunarak içerik üreticiler ile izleyiciler arasında daha güçlü bir bağ kurulmasını kolaylaştırıyor.  Ayrıca, bu özellik, Instagram'ın içerik yaratıcılarını destekleme stratejisini de derinleştiriyor. Videoların hızlandırılabilir olması, içerik üreticilerine, hikayelerini daha etkili bir şekilde anlatma ve farklı türde içerikler üretme fırsatı veriyor. Örneğin, eğitim içerikleri, hızlandırılmış biçimde sunulduğunda daha fazla bilgi aktarabilirken, eğlence amaçlı içerikler, izleyicilere daha dinamik bir deneyim yaşatabilir. Bu, içerik üreticilerinin etkileşim oranlarını artırarak daha geniş kitlelere ulaşmalarına olanak tanıyor.  Instagram'ın bu hamlesi, platformun kullanıcı deneyimini sürekli olarak yenileme konusundaki kararlılığını da yansıtıyor. Özellik, kullanıcıların platformda geçirdikleri süreyi optimize etmenin yanı sıra, daha fazla içerik tüketmelerine olanak tanıyacak. TikTok gibi rakip platformlardan ilham alan bu hareket, Instagram'ın sürekli değişen sosyal medya trendlerine hızla uyum sağlama becerisini de gözler önüne seriyor. Sonuç olarak, bu yenilik, yalnızca kullanıcı deneyimini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda Instagram'ı sosyal medya pazarındaki rekabetçi konumunu güçlendirme yolunda bir adım daha ileri taşıyor. </p><p>Instagram'ın bu yeniliği, kullanıcılar tarafından nasıl karşılanacağı konusunda merak uyandırıyor. Özellik, yeni içerik formatlarının ve kullanım alışkanlıklarının şekillenmesinde önemli bir rol oynayabilir.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>PlayStation Plus kütüphanesine eklenecek oyunlar belli oldu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/playstation-plus-kutuphanesine-eklenecek-oyunlar-belli-oldu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/playstation-plus-kutuphanesine-eklenecek-oyunlar-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Sony, PlayStation Plus üyeleri için Nisan 2025 oyunlarını duyurdu. Bu ay, farklı türlerdeki oyunculara hitap eden üç popüler oyun sunuluyor.ROBOCOP: ROGUE CITY  PlayStation 5 platformunda oynanabilecek olan bu aksiyon oyunu, oyuncuları 1980&#039;lerin klasik bilim kurgu dünyasına geri götürüyor. Oyuncular, Detroit&#039;in suçla dolu sokaklarında düzeni sağlamak için yarı insan, yarı makine olan RoboCop&#039;un kontrolünü ele alıyor. Oyun, RoboCop 2 ve 3 arasındaki orijinal bir hikayeyi konu alıyor ve nostalji ile modern oyun mekaniklerini bir araya getiriyor.  THE TEXAS CHAIN SAW MASSACRE  Hem PlayStation 4 hem de PlayStation 5 için sunulan bu korku oyunu, asimetrik bir oynanış deneyimi sunuyor. Oyuncular, ya Slaughter ailesinden bir üyenin rolünü üstleniyor ya da bu korkunç ailenin elinden kaçmaya çalışan kurbanlardan biri oluyor. Gerilim dolu atmosferi ve hayatta kalma mücadelesiyle dikkat çeken oyun, korku severlere etkileyici bir deneyim vaat ediyor.  DIGIMON STORY: CYBER SLEUTH - HACKER&#039;S MEMORY  Bu PlayStation 4 oyunu, Digimon hayranlarını dijital bir maceraya çıkarıyor. Oyuncular, kendilerini masumiyetlerini kanıtlamaya çalışan bir karakterin hikayesine kaptırırken, 320&#039;den fazla Digimon&#039;u toplamaya ve dijital dünyayı keşfetmeye olanak buluyor. RPG türündeki bu oyun, strateji ve yaratıcı hikaye anlatımı sevenler için ideal bir seçim.  PS PLUS&#039;IN ÇEŞİTLİLİĞİ GENİŞLETME STRATEJİSİ  Sony&#039;nin bu ayki oyun seçimi, PlayStation Plus&#039;ın çeşitliliği artırma ve farklı oyuncu profillerine hitap etme stratejisini yansıtıyor. Nostaljik aksiyon oyunlarından korku dolu deneyimlere ve stratejik RPG&#039;lere kadar geniş bir yelpaze sunarak, oyuncuların tercihlerini ve zevklerini ön planda tutmayı hedefliyor. Ayrıca, bu oyunlar üyelerin platformda geçirdikleri zamanı artırmayı ve Sony&#039;nin abonelik hizmetine olan ilgiyi canlı tutmayı amaçlıyor.  PlayStation Plus, oyunculara farklı seviyelerde içerik ve avantajlar sunan üç abonelik planı sunuyor. Essential Planı, aylık ücretsiz oyunlar, çevrimiçi çok oyunculu erişim ve özel indirimler gibi temel özellikleri kapsıyor. Extra Planı, Essential Planı&#039;nın tüm avantajlarına ek olarak, geniş bir oyun kataloğuna erişim sağlar; bu katalogda PS4 ve PS5 oyunlarından oluşan popüler oyunlar bulunur. Daha kapsamlı bir deneyim isteyenler için Premium denebilecek Deluxe Planı, bu özelliklere ek olarak klasik PlayStation oyunları, bulut oyun oynama seçenekleri ve sınırlı süreli oyun denemeleri gibi ekstra içerikler sunar. Her plan, oyuncuların oyun ihtiyaçlarına ve bütçelerine göre şekillendirilmiştir.   PS PLUS ABONELİKLERİ NE KADAR?  PlayStation Plus Essential: Aylık 175 TL - Senelik 1400 TL  PlayStation Plus Extra: Aylık 260 TL - Senelik 2340 TL  PlayStation Plus Deluxe: Aylık 305 TL - Senelik 2740 TL ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w9wPRA-M90in4Nt4qoZp0g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>PlayStation, Plus, kütüphanesine, eklenecek, oyunlar, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w9wPRA-M90in4Nt4qoZp0g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="PlayStation Plus kütüphanesine eklenecek oyunlar belli oldu"><p>Sony, PlayStation Plus üyeleri için Nisan 2025 oyunlarını duyurdu. Bu ay, farklı türlerdeki oyunculara hitap eden üç popüler oyun sunuluyor.</p><strong>ROBOCOP: ROGUE CITY</strong>  PlayStation 5 platformunda oynanabilecek olan bu aksiyon oyunu, oyuncuları 1980'lerin klasik bilim kurgu dünyasına geri götürüyor. Oyuncular, Detroit'in suçla dolu sokaklarında düzeni sağlamak için yarı insan, yarı makine olan RoboCop'un kontrolünü ele alıyor. Oyun, RoboCop 2 ve 3 arasındaki orijinal bir hikayeyi konu alıyor ve nostalji ile modern oyun mekaniklerini bir araya getiriyor.  <strong>THE TEXAS CHAIN SAW MASSACRE</strong>  Hem PlayStation 4 hem de PlayStation 5 için sunulan bu korku oyunu, asimetrik bir oynanış deneyimi sunuyor. Oyuncular, ya Slaughter ailesinden bir üyenin rolünü üstleniyor ya da bu korkunç ailenin elinden kaçmaya çalışan kurbanlardan biri oluyor. Gerilim dolu atmosferi ve hayatta kalma mücadelesiyle dikkat çeken oyun, korku severlere etkileyici bir deneyim vaat ediyor.  <strong>DIGIMON STORY: CYBER SLEUTH - HACKER'S MEMORY</strong>  Bu PlayStation 4 oyunu, Digimon hayranlarını dijital bir maceraya çıkarıyor. Oyuncular, kendilerini masumiyetlerini kanıtlamaya çalışan bir karakterin hikayesine kaptırırken, 320'den fazla Digimon'u toplamaya ve dijital dünyayı keşfetmeye olanak buluyor. RPG türündeki bu oyun, strateji ve yaratıcı hikaye anlatımı sevenler için ideal bir seçim.  <strong>PS PLUS'IN ÇEŞİTLİLİĞİ GENİŞLETME STRATEJİSİ</strong>  Sony'nin bu ayki oyun seçimi, PlayStation Plus'ın çeşitliliği artırma ve farklı oyuncu profillerine hitap etme stratejisini yansıtıyor. Nostaljik aksiyon oyunlarından korku dolu deneyimlere ve stratejik RPG'lere kadar geniş bir yelpaze sunarak, oyuncuların tercihlerini ve zevklerini ön planda tutmayı hedefliyor. Ayrıca, bu oyunlar üyelerin platformda geçirdikleri zamanı artırmayı ve Sony'nin abonelik hizmetine olan ilgiyi canlı tutmayı amaçlıyor.  PlayStation Plus, oyunculara farklı seviyelerde içerik ve avantajlar sunan üç abonelik planı sunuyor. Essential Planı, aylık ücretsiz oyunlar, çevrimiçi çok oyunculu erişim ve özel indirimler gibi temel özellikleri kapsıyor. Extra Planı, Essential Planı'nın tüm avantajlarına ek olarak, geniş bir oyun kataloğuna erişim sağlar; bu katalogda PS4 ve PS5 oyunlarından oluşan popüler oyunlar bulunur. Daha kapsamlı bir deneyim isteyenler için Premium denebilecek Deluxe Planı, bu özelliklere ek olarak klasik PlayStation oyunları, bulut oyun oynama seçenekleri ve sınırlı süreli oyun denemeleri gibi ekstra içerikler sunar. Her plan, oyuncuların oyun ihtiyaçlarına ve bütçelerine göre şekillendirilmiştir.   <strong>PS PLUS ABONELİKLERİ NE KADAR?</strong>  PlayStation Plus Essential: Aylık 175 TL - Senelik 1400 TL  PlayStation Plus Extra: Aylık 260 TL - Senelik 2340 TL  PlayStation Plus Deluxe: Aylık 305 TL - Senelik 2740 TL]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Eternal Fire&amp;Mouz maçı ne zaman, saat kaçta ve hangi kanalda? BLAST Open Lisbon 2025</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/eternal-fire-mouz-maci-ne-zaman-saat-kacta-ve-hangi-kanalda-blast-open-lisbon-2025</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/eternal-fire-mouz-maci-ne-zaman-saat-kacta-ve-hangi-kanalda-blast-open-lisbon-2025</guid>
<description><![CDATA[ Eternal Fire, BLAST Open Lisbon 2025 play-offları yarı finalinde Mouz ile nefes kesen bir mücadeleye çıkacak. Counter Strike 2 (CS2) turnuvası kapsamında Alman takımı Mouz ile karşı karşıya gelecek olan Eternal Fire, ülkemizi yarı finalde temsil edecek. Peki, Eternal Fire-Mouz maçı ne zaman, saat kaçta?Dünyanın en popüler E-Sports oyunu olan Counter Strike 2&#039;de Türkiye&#039;yi uluslararası turnuvada temsil eden Eternal Fire, bugün Mouz ile yarı finalde karşı karşıya gelecek. BLAST Open Lisbon 2025 turnuvasında mücadele eden temsilcimiz yarı finalde kazanmak için tüm kozlarını oynayacak. Peki, Eternal Fire-Mouz maçı ne zaman, saat kaçta?BLAST Open Lisbon 2025 play-offlarında yarı final eşleşmeleri belli oldu.MOUZ-G2 maçının galibiyle eşleşecek olan Eternal Fire&#039;ın yarı finaldeki rakibi Mouz oldu. Eternal Fire, 29 Mart Cumartesi günü saat 21.30&#039;da yarı final mücadelesine Mouz karşısında çıkacak.Mücadele BLAST Premier YouTube kanalı üzerinden canlı olarak yayınlanacak.Eternal Fire, yarı finalde Mouz ile karşılaşacak. Bu eşleşme, geçen yıl BetBoom Dacha Belgrade 2024&#039;te oynanan ve Eternal Fire&#039;ın kazandığı 2-0’lık serinin rövanşı niteliğinde olacak.Eternal fire yeniden Mouz karşısında mücadeleyi kazanıp adını finale yazdırmak için sahnede olacak.Eternal Fire finale çıktığı taktirde rakibi Vitality-Spirit eşleşmesinin galibi olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pm8w4RTW8kaDA6DZaYo0dA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eternal, Fire-Mouz, maçı, zaman, saat, kaçta, hangi, kanalda, BLAST, Open, Lisbon, 2025</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pm8w4RTW8kaDA6DZaYo0dA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Eternal Fire-Mouz maçı ne zaman, saat kaçta ve hangi kanalda?"><p>Eternal Fire, BLAST Open Lisbon 2025 play-offları yarı finalinde Mouz ile nefes kesen bir mücadeleye çıkacak. Counter Strike 2 (CS2) turnuvası kapsamında Alman takımı Mouz ile karşı karşıya gelecek olan Eternal Fire, ülkemizi yarı finalde temsil edecek. Peki, Eternal Fire-Mouz maçı ne zaman, saat kaçta?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1x68KzrtS0WylK_vSReikA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın en popüler E-Sports oyunu olan Counter Strike 2'de Türkiye'yi uluslararası turnuvada temsil eden Eternal Fire, bugün Mouz ile yarı finalde karşı karşıya gelecek. BLAST Open Lisbon 2025 turnuvasında mücadele eden temsilcimiz yarı finalde kazanmak için tüm kozlarını oynayacak. Peki, Eternal Fire-Mouz maçı ne zaman, saat kaçta?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kSOoRFhLt0SO8mUO82tC7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>BLAST Open Lisbon 2025 play-offlarında yarı final eşleşmeleri belli oldu.MOUZ-G2 maçının galibiyle eşleşecek olan Eternal Fire'ın yarı finaldeki rakibi Mouz oldu. Eternal Fire, 29 Mart Cumartesi günü saat 21.30'da yarı final mücadelesine Mouz karşısında çıkacak.Mücadele BLAST Premier YouTube kanalı üzerinden canlı olarak yayınlanacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j16ZG5VuNU6jKkUC9VyIpw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eternal Fire, yarı finalde Mouz ile karşılaşacak. Bu eşleşme, geçen yıl BetBoom Dacha Belgrade 2024'te oynanan ve Eternal Fire'ın kazandığı 2-0’lık serinin rövanşı niteliğinde olacak.Eternal fire yeniden Mouz karşısında mücadeleyi kazanıp adını finale yazdırmak için sahnede olacak.Eternal Fire finale çıktığı taktirde rakibi Vitality-Spirit eşleşmesinin galibi olacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünya&amp;apos;da mahsur kalan Rosalind, yakında Kızıl Gezegen&amp;apos;e doğru yola çıkabilir</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dunyada-mahsur-kalan-rosalind-yakinda-kizil-gezegene-dogru-yola-cikabilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dunyada-mahsur-kalan-rosalind-yakinda-kizil-gezegene-dogru-yola-cikabilir</guid>
<description><![CDATA[ Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Dünya&#039;da mahsur kalan keşif aracı Rosalind&#039;in yeniden Mars&#039;a doğru yola çıkabileceği belirtiliyor.Ukrayna&#039;daki savaşın başlamasından bu yana Dünya&#039;da sıkışıp kalan İngiliz yapımı Mars keşif aracı, Birleşik Krallık Uzay Ajansı&#039;nın Kızıl Gezegen&#039;e yolculuğu için ödeme yapmayı kabul etmesinin ardından yakında yola çıkabilir.  Avrupa Uzay Ajansı&#039;na (ESA) ait Rosalind Franklin keşif aracının 2023 yılında Mars&#039;a inmesi gerekiyordu.  Ancak kırılgan keşif aracını gezegenin yüzeyine indirmek için tasarlanan roket destekli sistem, Rusya&#039;nın uzay ajansı Roscosmos tarafından sözleşme kapsamında inşa ediliyordu.  Ukrayna&#039;nın işgalinden sonra ESA sözleşmeyi iptal etti ve Mars&#039;ta geçmiş yaşamın izlerini aramak üzere tasarlanan Rosalind keşif aracı mahsur kaldı.150 MİLYON STERLİNLİK SÖZLEŞME  Sky News’te yer alan habere göre Uzay Ajansı&#039;nın Airbus&#039;a Rus iniş sistemini değiştirmesi için verdiği 150 milyon sterlinlik sözleşme, görevi yeniden rayına oturtuyor.  İngiltere’de bilimden sorumlu Devlet Bakanı Peter Kyle, şunları söyledi: &quot;İnsanlığın kendisine sorduğu bazı kilit soruları çözebiliriz. Eğer bunu yapabilirsek ve bazı sonuçlardan ve bundan doğacak yeniliklerden faydalanabilirsek, o zaman bunun İngiltere için oldukça iyi bir yatırım olduğunu düşünüyorum.&quot;  ESA&#039;nın ExoMars programının merkezi bir parçası olan Rosalind keşif aracı için bunun iyi bir haber olduğu belirtiliyor, çünkü bu uzay tarihinin en çok geciken ve sekteye uğrayan görevlerinden biriydi.  İlk planlarda 2018&#039;de fırlatılması öngörülüyordu.  Ancak başlangıçta girişimin ortağı olan NASA, finansman kısıtlamaları nedeniyle çekildi ve ESA üye devletlerini açığı kapatmak zorunda bıraktı.  İniş aracının tamamlanması daha sonra COVID kısıtlamaları nedeniyle ertelendi ve ardından Rusya&#039;nın projeden çıkarılmasıyla da fiilen durduruldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QM772dYjPUWeWvAHOL7abA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, mahsur, kalan, Rosalind, yakında, Kızıl, Gezegene, doğru, yola, çıkabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QM772dYjPUWeWvAHOL7abA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünya'da mahsur kalan Rosalind, yakında Kızıl Gezegen'e doğru yola çıkabilir"><p>Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Dünya'da mahsur kalan keşif aracı Rosalind'in yeniden Mars'a doğru yola çıkabileceği belirtiliyor.</p><p>Ukrayna'daki savaşın başlamasından bu yana Dünya'da sıkışıp kalan İngiliz yapımı Mars keşif aracı, Birleşik Krallık Uzay Ajansı'nın Kızıl Gezegen'e yolculuğu için ödeme yapmayı kabul etmesinin ardından yakında yola çıkabilir.  Avrupa Uzay Ajansı'na (ESA) ait Rosalind Franklin keşif aracının 2023 yılında Mars'a inmesi gerekiyordu.  Ancak kırılgan keşif aracını gezegenin yüzeyine indirmek için tasarlanan roket destekli sistem, Rusya'nın uzay ajansı Roscosmos tarafından sözleşme kapsamında inşa ediliyordu.  Ukrayna'nın işgalinden sonra ESA sözleşmeyi iptal etti ve Mars'ta geçmiş yaşamın izlerini aramak üzere tasarlanan Rosalind keşif aracı mahsur kaldı.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vjF_uABs8kqpG3a-fR7MFg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>150 MİLYON STERLİNLİK SÖZLEŞME</strong>  Sky News’te yer alan habere göre Uzay Ajansı'nın Airbus'a Rus iniş sistemini değiştirmesi için verdiği 150 milyon sterlinlik sözleşme, görevi yeniden rayına oturtuyor.  İngiltere’de bilimden sorumlu Devlet Bakanı Peter Kyle, şunları söyledi: "İnsanlığın kendisine sorduğu bazı kilit soruları çözebiliriz. Eğer bunu yapabilirsek ve bazı sonuçlardan ve bundan doğacak yeniliklerden faydalanabilirsek, o zaman bunun İngiltere için oldukça iyi bir yatırım olduğunu düşünüyorum."  ESA'nın ExoMars programının merkezi bir parçası olan Rosalind keşif aracı için bunun iyi bir haber olduğu belirtiliyor, çünkü bu uzay tarihinin en çok geciken ve sekteye uğrayan görevlerinden biriydi.  İlk planlarda 2018'de fırlatılması öngörülüyordu.  Ancak başlangıçta girişimin ortağı olan NASA, finansman kısıtlamaları nedeniyle çekildi ve ESA üye devletlerini açığı kapatmak zorunda bıraktı.  İniş aracının tamamlanması daha sonra COVID kısıtlamaları nedeniyle ertelendi ve ardından Rusya'nın projeden çıkarılmasıyla da fiilen durduruldu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elon Musk&amp;apos;ın yapay zeka şirketi X&amp;apos;i satın aldı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/elon-muskin-yapay-zeka-sirketi-xi-satin-aldi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/elon-muskin-yapay-zeka-sirketi-xi-satin-aldi</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın en zengin iş insanlarından Elon Musk&#039;ın sahibi olduğu yapay zeka şirketi xAI yine Musk&#039;ın sahibi olduğu sosyal medya platformu X&#039;i satın aldı.Musk, X hesabından yaptığı paylaşımında xAI&#039;ın X&#039;i tamamı hisse senedine dayalı bir şekilde satın aldığını bildirdi. Musk, bu işlemle xAI&#039;ın değerinin 80 milyar dolar, X&#039;in değerinin ise 33 milyar dolar olduğunu kaydetti. Elon Musk, X&#039;in 12 milyar dolar da borcu olduğunu aktardı.  Musk, &quot;xAI, 2 yıl önce kuruluşundan bu yana benzeri görülmemiş hız ve ölçekte modeller ve veri merkezleri inşa ederek hızla dünyanın önde gelen yapay zeka laboratuvarlarından biri haline geldi.&quot; değerlendirmesinde bulundu.  X&#039;in de 600 milyondan fazla aktif kullanıcının başvurduğu bir kaynak olduğuna işaret eden Musk, sosyal medya platformunun son 2 yılda ölçeklenebilir büyüme sağlamak için konumlandırıldığını belirtti.  Musk, xAI ve X&#039;in geleceklerinin iç içe geçtiğini ifade ederek, şunları kaydetti:  &quot;Bugün, verileri, modelleri, bilgi işlem, dağıtım ve yetenekleri birleştirmek için resmi olarak adım atıyoruz. Bu birleşme, xAI&#039;ın gelişmiş yapay zeka kabiliyetini ve uzmanlığını X&#039;in muazzam erişimiyle harmanlayarak büyük bir potansiyelin kilidini açacak. Birleşik şirket, gerçeği arama ve bilgiyi ilerletme temel misyonumuza sadık kalırken milyarlarca insana daha akıllı, daha anlamlı deneyimler sunacak. Bu sayede sadece dünyayı yansıtan değil, aynı zamanda insanlığın ilerlemesini aktif olarak hızlandıran bir platform oluşturabileceğiz.&quot;  Kendilerini bu noktaya getiren xAI ve X&#039;teki herkesin büyük özverisini takdir eden Musk, bunun sadece bir başlangıç olduğuna dikkati çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1EaZfuzl0-8grc0mnGx2w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elon, Muskın, yapay, zeka, şirketi, Xi, satın, aldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M1EaZfuzl0-8grc0mnGx2w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Elon Musk'ın yapay zeka şirketi X'i satın aldı"><p>Dünyanın en zengin iş insanlarından Elon Musk'ın sahibi olduğu yapay zeka şirketi xAI yine Musk'ın sahibi olduğu sosyal medya platformu X'i satın aldı.</p>Musk, X hesabından yaptığı paylaşımında xAI'ın X'i tamamı hisse senedine dayalı bir şekilde satın aldığını bildirdi. Musk, bu işlemle xAI'ın değerinin 80 milyar dolar, X'in değerinin ise 33 milyar dolar olduğunu kaydetti. Elon Musk, X'in 12 milyar dolar da borcu olduğunu aktardı.  Musk, "xAI, 2 yıl önce kuruluşundan bu yana benzeri görülmemiş hız ve ölçekte modeller ve veri merkezleri inşa ederek hızla dünyanın önde gelen yapay zeka laboratuvarlarından biri haline geldi." değerlendirmesinde bulundu.  X'in de 600 milyondan fazla aktif kullanıcının başvurduğu bir kaynak olduğuna işaret eden Musk, sosyal medya platformunun son 2 yılda ölçeklenebilir büyüme sağlamak için konumlandırıldığını belirtti.  Musk, xAI ve X'in geleceklerinin iç içe geçtiğini ifade ederek, şunları kaydetti:  "Bugün, verileri, modelleri, bilgi işlem, dağıtım ve yetenekleri birleştirmek için resmi olarak adım atıyoruz. Bu birleşme, xAI'ın gelişmiş yapay zeka kabiliyetini ve uzmanlığını X'in muazzam erişimiyle harmanlayarak büyük bir potansiyelin kilidini açacak. Birleşik şirket, gerçeği arama ve bilgiyi ilerletme temel misyonumuza sadık kalırken milyarlarca insana daha akıllı, daha anlamlı deneyimler sunacak. Bu sayede sadece dünyayı yansıtan değil, aynı zamanda insanlığın ilerlemesini aktif olarak hızlandıran bir platform oluşturabileceğiz."  Kendilerini bu noktaya getiren xAI ve X'teki herkesin büyük özverisini takdir eden Musk, bunun sadece bir başlangıç olduğuna dikkati çekti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Twin ve Qonto’dan fatura yönetimine yapay zeka yaklaşımı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/twin-ve-qontodan-fatura-yoenetimine-yapay-zeka-yaklasimi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/twin-ve-qontodan-fatura-yoenetimine-yapay-zeka-yaklasimi</guid>
<description><![CDATA[ İş dünyasının ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş finansal çözümler sunan Qonto, yapay zeka şirketi Twin ile birlikte hayata geçirdiği yeni bir araçla dikkatleri üzerine çekiyor.Geleneksel yöntemlerde genellikle manuel işlem gerektiren ve zaman alan bu süreç, Twin&#039;in yenilikçi teknolojisi sayesinde artık çok daha hızlı ve kolay bir hale geliyor. Kullanıcılar, aracın sağladığı esneklikle eksik faturalarını sistem üzerinden hızla bulabiliyor, ilgili hizmetlere erişim sağlayarak bu faturaları indirebiliyor ve Qonto hesaplarına entegre edebiliyor.  TWIN&#039;İN AI TEKNOLOJİSİ İLE FARK YARATAN ÖZELLİKLER  Twin&#039;in geliştirdiği yapay zeka çözümü, robotik süreç otomasyonu (RPA) yazılımlarına göre çok daha esnek bir yapı sunuyor. Geleneksel RPA yazılımlarında her bir platform için özel komut dosyaları gerekliyken, Twin&#039;in yapay zeka modeli, çok daha geniş bir uygulama yelpazesini destekliyor ve değişen koşullara hızla uyum sağlıyor. Bu özellik, sürekli güncellenen çevrimiçi platformlar için büyük bir avantaj olarak öne çıkıyor.  Twin&#039;in AI ajanı, binlerce farklı uygulamayı destekleme kapasitesine sahip. Bu, her bir web sitesi için özel bir komut dosyası gerektiren RPA sistemlerinden önemli bir ayrışma sağlıyor. Ayrıca, Twin&#039;in AI modeli değişikliklere ve güncellemelere hızla uyum sağlayabiliyor. Bu esneklik, çevrimiçi hizmetlerin sıkça değişen yapısı göz önüne alındığında oldukça kritik bir avantaj olarak öne çıkıyor. Fatura toplama süreçlerinde yalnızca otomasyonu sağlamakla kalmayan Twin&#039;in yapay zeka teknolojisi, aynı zamanda süreçlerin analiz edilmesine ve optimize edilmesine olanak tanıyor. Örneğin, AI ajanı, eksik veya hatalı fatura girişlerini tespit ederek kullanıcıya uyarılarda bulunuyor. Bu sayede işletmeler, finansal yönetim süreçlerindeki insan hatası riskini büyük ölçüde azaltabiliyor.  Twin&#039;in teknolojisi, OpenAI&#039;nin Computer-Using Agent (CUA) modelini temel alıyor. CUA modeli, yapay zeka araçlarının insan benzeri web gezintisi gerçekleştirmesine olanak tanıyor. Twin&#039;in AI ajanı, bu modeli kullanarak fatura toplama işlemini otomatikleştirirken aynı zamanda yüksek doğruluk ve hız sağlıyor. Kullanıcılar için daha az çaba gerektiren bu süreç, aynı zamanda güvenilir bir deneyim sunuyor.  İŞLETMELER İÇİN AVANTAJLAR  Twin&#039;in yapay zeka destekli fatura toplama aracı, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için önemli bir zaman ve kaynak tasarrufu sunuyor. Faturaların manuel olarak takip edilmesi ve işlenmesi sürecinin zorluklarını ortadan kaldırarak, işletmelere daha verimli bir çalışma ortamı sağlıyor. Bu araç, eksik veya hatalı faturaları otomatik olarak tespit etme özelliğiyle finansal yönetim süreçlerini kolaylaştırıyor. Böylece işletmeler, hata riskini azaltarak daha güvenilir ve düzenli bir finansal arşiv oluşturabiliyor. Bu da hem iç operasyonların iyileştirilmesine hem de iş ortaklarıyla olan ilişkilerin daha profesyonel bir düzeye taşınmasına katkı sağlıyor.  Ek olarak, Twin&#039;in AI ajanı işletmelere stratejik bir avantaj da sunuyor. Fatura takibi gibi zaman alıcı ve tekrarlayan görevleri otomatikleştiren bu araç, çalışanların enerjilerini daha yaratıcı ve stratejik projelere yönlendirebilmesine olanak tanıyor. Bu, şirketlerin inovasyona odaklanmasını artırırken, rekabet avantajı elde etmelerine de yardımcı oluyor. Ayrıca, AI destekli otomasyon sayesinde, operasyonel maliyetlerde düşüş sağlanarak işletmelerin kaynaklarını daha etkin bir şekilde kullanmaları mümkün hale geliyor. Bu gibi gelişmeler, işletmelerin hızla değişen iş dünyasına uyum sağlamalarına ve sürdürülebilir büyüme elde etmelerine destek oluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uNvjgdfBYU-4WNOqN6uJXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Twin, Qonto’dan, fatura, yönetimine, yapay, zeka, yaklaşımı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uNvjgdfBYU-4WNOqN6uJXQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Twin ve Qonto’dan fatura yönetimine yapay zeka yaklaşımı"><p>İş dünyasının ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş finansal çözümler sunan Qonto, yapay zeka şirketi Twin ile birlikte hayata geçirdiği yeni bir araçla dikkatleri üzerine çekiyor.</p><p>Geleneksel yöntemlerde genellikle manuel işlem gerektiren ve zaman alan bu süreç, Twin'in yenilikçi teknolojisi sayesinde artık çok daha hızlı ve kolay bir hale geliyor. Kullanıcılar, aracın sağladığı esneklikle eksik faturalarını sistem üzerinden hızla bulabiliyor, ilgili hizmetlere erişim sağlayarak bu faturaları indirebiliyor ve Qonto hesaplarına entegre edebiliyor.  <strong>TWIN'İN AI TEKNOLOJİSİ İLE FARK YARATAN ÖZELLİKLER</strong>  Twin'in geliştirdiği yapay zeka çözümü, robotik süreç otomasyonu (RPA) yazılımlarına göre çok daha esnek bir yapı sunuyor. Geleneksel RPA yazılımlarında her bir platform için özel komut dosyaları gerekliyken, Twin'in yapay zeka modeli, çok daha geniş bir uygulama yelpazesini destekliyor ve değişen koşullara hızla uyum sağlıyor. Bu özellik, sürekli güncellenen çevrimiçi platformlar için büyük bir avantaj olarak öne çıkıyor.  Twin'in AI ajanı, binlerce farklı uygulamayı destekleme kapasitesine sahip. Bu, her bir web sitesi için özel bir komut dosyası gerektiren RPA sistemlerinden önemli bir ayrışma sağlıyor. Ayrıca, Twin'in AI modeli değişikliklere ve güncellemelere hızla uyum sağlayabiliyor. Bu esneklik, çevrimiçi hizmetlerin sıkça değişen yapısı göz önüne alındığında oldukça kritik bir avantaj olarak öne çıkıyor. </p><p>Fatura toplama süreçlerinde yalnızca otomasyonu sağlamakla kalmayan Twin'in yapay zeka teknolojisi, aynı zamanda süreçlerin analiz edilmesine ve optimize edilmesine olanak tanıyor. Örneğin, AI ajanı, eksik veya hatalı fatura girişlerini tespit ederek kullanıcıya uyarılarda bulunuyor. Bu sayede işletmeler, finansal yönetim süreçlerindeki insan hatası riskini büyük ölçüde azaltabiliyor.  Twin'in teknolojisi, OpenAI'nin Computer-Using Agent (CUA) modelini temel alıyor. CUA modeli, yapay zeka araçlarının insan benzeri web gezintisi gerçekleştirmesine olanak tanıyor. Twin'in AI ajanı, bu modeli kullanarak fatura toplama işlemini otomatikleştirirken aynı zamanda yüksek doğruluk ve hız sağlıyor. Kullanıcılar için daha az çaba gerektiren bu süreç, aynı zamanda güvenilir bir deneyim sunuyor.  <strong>İŞLETMELER İÇİN AVANTAJLAR</strong>  Twin'in yapay zeka destekli fatura toplama aracı, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için önemli bir zaman ve kaynak tasarrufu sunuyor. Faturaların manuel olarak takip edilmesi ve işlenmesi sürecinin zorluklarını ortadan kaldırarak, işletmelere daha verimli bir çalışma ortamı sağlıyor. Bu araç, eksik veya hatalı faturaları otomatik olarak tespit etme özelliğiyle finansal yönetim süreçlerini kolaylaştırıyor. Böylece işletmeler, hata riskini azaltarak daha güvenilir ve düzenli bir finansal arşiv oluşturabiliyor. Bu da hem iç operasyonların iyileştirilmesine hem de iş ortaklarıyla olan ilişkilerin daha profesyonel bir düzeye taşınmasına katkı sağlıyor.  Ek olarak, Twin'in AI ajanı işletmelere stratejik bir avantaj da sunuyor. Fatura takibi gibi zaman alıcı ve tekrarlayan görevleri otomatikleştiren bu araç, çalışanların enerjilerini daha yaratıcı ve stratejik projelere yönlendirebilmesine olanak tanıyor. Bu, şirketlerin inovasyona odaklanmasını artırırken, rekabet avantajı elde etmelerine de yardımcı oluyor. Ayrıca, AI destekli otomasyon sayesinde, operasyonel maliyetlerde düşüş sağlanarak işletmelerin kaynaklarını daha etkin bir şekilde kullanmaları mümkün hale geliyor. Bu gibi gelişmeler, işletmelerin hızla değişen iş dünyasına uyum sağlamalarına ve sürdürülebilir büyüme elde etmelerine destek oluyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>16 bin yıl önce insanlar böyle görünüyordu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/16-bin-yil-oence-insanlar-boeyle-goerunuyordu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/16-bin-yil-oence-insanlar-boeyle-goerunuyordu</guid>
<description><![CDATA[ Çinli bilim insanları, 16 bin yıl önce yaşamış bir insan yüzünü ortaya çıkardılar.Çinli bilim insanları, üç boyutlu teknoloji kullanarak 16 bin yıl önce yaşamış bir insanın yüzünü yeniden oluşturdu.  Dijital ortamda canlandırılan yüzde, yuvarlak hatlar, dar göz çizgisi, düz burun yapısı dikkat çektiJournal of Archaeological Science dergisinde yayımlanan araştırma, erken dönem insan fizyolojisi ve Çin&#039;in güneyinde yüz hatlarının evrimine dair ipuçları sunuyor. Uzmanlar, bu çalışmanın gelecekteki antropolojik araştırmalar için kritik bir referans oluşturduğunu vurguladı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZPrbVnH60Olc4W18aqcJA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bin, yıl, önce, insanlar, böyle, görünüyordu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZPrbVnH60Olc4W18aqcJA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="16 bin yıl önceki insanın yüzü"><p>Çinli bilim insanları, 16 bin yıl önce yaşamış bir insan yüzünü ortaya çıkardılar.</p><p>Çinli bilim insanları, üç boyutlu teknoloji kullanarak 16 bin yıl önce yaşamış bir insanın yüzünü yeniden oluşturdu.  Dijital ortamda canlandırılan yüzde, yuvarlak hatlar, dar göz çizgisi, düz burun yapısı dikkat çekti</p><p>Journal of Archaeological Science dergisinde yayımlanan araştırma, erken dönem insan fizyolojisi ve Çin'in güneyinde yüz hatlarının evrimine dair ipuçları sunuyor. Uzmanlar, bu çalışmanın gelecekteki antropolojik araştırmalar için kritik bir referans oluşturduğunu vurguladı. </p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ELP73oBevU2Dn0qfXOGoag.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avrupa&amp;apos;nın ilk yörünge roketi yere çakıldı! Canlı yayında devrildi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/avrupanin-ilk-yoerunge-roketi-yere-cakildi-canli-yayinda-devrildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/avrupanin-ilk-yoerunge-roketi-yere-cakildi-canli-yayinda-devrildi</guid>
<description><![CDATA[ Spectrum roketi, Kuzey Kutbu&#039;ndaki Andoya uzay üssünden fırlatıldıktan hemen sonra güçlü bir patlama sesiyle Dünya&#039;ya geri çakıldı.Avrupa kıtasından fırlatılan ilk yörünge roketi, fırlatıldıktan saniyeler sonra düştü.The Guardian gazetesinin bilidirdiğine göre bu, kıtanın yeni bir uzay ekonomisi inşa etme çabalarına darbe vurdu.  Alman girişim Isar Aerospace tarafından geliştirilen Spectrum roketi, Norveç&#039;in Kuzey Kutbu&#039;ndaki Andoya uzay üssünden fırlatıldıktan hemen sonra YouTube&#039;da yayınlanan canlı videoda güçlü bir patlama sesiyle devrildi ve Dünya&#039;ya geri çakıldı.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Zs7Ead9EUyzztrQ_EVkzw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avrupanın, ilk, yörünge, roketi, yere, çakıldı, Canlı, yayında, devrildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Zs7Ead9EUyzztrQ_EVkzw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Avrupa'nın ilk yörünge roketi çakıldı!"><p>Spectrum roketi, Kuzey Kutbu'ndaki Andoya uzay üssünden fırlatıldıktan hemen sonra güçlü bir patlama sesiyle Dünya'ya geri çakıldı.</p><p>Avrupa kıtasından fırlatılan ilk yörünge roketi, fırlatıldıktan saniyeler sonra düştü.</p><p>The Guardian gazetesinin bilidirdiğine göre bu, kıtanın yeni bir uzay ekonomisi inşa etme çabalarına darbe vurdu.  Alman girişim Isar Aerospace tarafından geliştirilen Spectrum roketi, Norveç'in Kuzey Kutbu'ndaki Andoya uzay üssünden fırlatıldıktan hemen sonra YouTube'da yayınlanan canlı videoda güçlü bir patlama sesiyle devrildi ve Dünya'ya geri çakıldı.  </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avrupa Birliği, odağını yapay zeka ve siber güvenliğe çevirdi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/avrupa-birligi-odagini-yapay-zeka-ve-siber-guvenlige-cevirdi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/avrupa-birligi-odagini-yapay-zeka-ve-siber-guvenlige-cevirdi</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Komisyonu iki yıl içinde yapay zeka ve siber güvenliğe 1,3 milyar euro yatırım yapacak.Avrupa Birliği, odağını siber güvenliğe çevirdi.Avrupa Komisyonu, 2027 yılına kadar yapay zeka, veri ve siber güvenlik de dahil olmak üzere dijital teknolojilere 1,3 milyar avro yatırım yapacağını açıkladı.Finansman, AB&#039;nin stratejik teknolojileri geliştirmeyi ve kıtanın teknoloji egemenliğini güçlendirmeyi hedefleyen Dijital Avrupa Programı (DIGITAL) kapsamında sağlanacak. Programın öncelikleri arasında üretken yapay zeka uygulamalarının kullanılabilirlik ve erişilebilirliğini artırmak, AB&#039;nin siber direncini güçlendirmek ve iklim adaptasyonu ve afet risk yönetimini destekleyecek güçlü bir dijital dünya modeli oluşturmak yer alıyor.2021-2027 dönemi için 8,1 milyar avroluk bütçeye sahip olan DIGITAL, AB&#039;nin işletme ve vatandaşlara yönelik tamamen dijital dönüşüme odaklanan ilk finansman programı olma özelliğini taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KD8aV8bSBEK_BcGsngnxSw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avrupa, Birliği, odağını, yapay, zeka, siber, güvenliğe, çevirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KD8aV8bSBEK_BcGsngnxSw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="AB, odağını yapay zeka ve siber güvenliğe çevirdi"><p>Avrupa Komisyonu iki yıl içinde yapay zeka ve siber güvenliğe 1,3 milyar euro yatırım yapacak.</p><p>Avrupa Birliği, odağını siber güvenliğe çevirdi.</p><p><span>Avrupa Komisyonu, 2027 yılına kadar yapay zeka, veri ve siber güvenlik de dahil olmak üzere dijital teknolojilere 1,3 milyar avro yatırım yapacağını açıkladı.</span></p><p>Finansman, AB'nin stratejik teknolojileri geliştirmeyi ve kıtanın teknoloji egemenliğini güçlendirmeyi hedefleyen Dijital Avrupa Programı (DIGITAL) kapsamında sağlanacak. </p><p>Programın öncelikleri arasında üretken yapay zeka uygulamalarının kullanılabilirlik ve erişilebilirliğini artırmak, AB'nin siber direncini güçlendirmek ve iklim adaptasyonu ve afet risk yönetimini destekleyecek güçlü bir dijital dünya modeli oluşturmak yer alıyor.</p><p>2021-2027 dönemi için 8,1 milyar avroluk bütçeye sahip olan DIGITAL, AB'nin işletme ve vatandaşlara yönelik tamamen dijital dönüşüme odaklanan ilk finansman programı olma özelliğini taşıyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mars’ta garip keşif: “Örümcek yumurtaları” bulundu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/marsta-garip-kesif-orumcek-yumurtalari-bulundu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/marsta-garip-kesif-orumcek-yumurtalari-bulundu</guid>
<description><![CDATA[ İnsanlığın Mars&#039;a gönderdiği en gelişmiş robot kaşif, Yüzlerce örümcek yumurtasından oluşan bir kümeye benzeyen gizemli bir kaya keşfetti. NASA&#039;daki bilim insanları kayayla ilgili ilk yorumlarını paylaştı.Kızıl Gezegen&#039;den yeni bir haber geldi.İnsanlığın Mars&#039;a gönderdiği en gelişmiş robot kaşif, garip bir nesne tespit etti: Yüzlerce örümcek yumurtasından oluşan bir kümeye benzeyen gizemli bir kaya.   Jezero Krateri&#039;nin kenarındaki Cadı Fındığı Tepesi&#039;nin yamaçlarında keşfedilen kaya, kırmızı kumla hafifçe tozlanmış olduğu belirtildi.  Perseverance keşif aracı tarafından tespit edilen ve Perseverance ekibinin “St. Paul&#039;s Bay” adını verdiği kaya, bulundukları yerden farklı bir yerde oluşmuş ve bazı jeolojik süreçlerle oraya taşınmış kayalar olan “yüzen kayalar” olarak adlandırılan bir kaya kategorisine ait.   NASA yaptığı açıklamada, “Bu hareketin bir sonucu olarak, garip dokusunu açıklayabilecek çevresel kanıtlar eksik” dedi.  Bir olasılığın, bulunduğu manzaraya tamamen yabancı görünen bu gizemli kayanın Mars&#039;ın başka bir bölgesinde oluştuğu ve bir asteroidin çarpmasıyla yüzeyindeki yüzlerce topağı oluşturduğu ve aynı anda görüldüğü noktaya fırlatmış olması olduğu belirtiliyor.AŞAĞI YUVARLANMIŞ OLMASI MÜMKÜN  NASA&#039;ya göre kayanın Cadı Fındığı Tepesi&#039;nden aşağı yuvarlanmış olması da mümkün. Kaya, bilim insanlarının Mars&#039;ın yörüngesindeki uyduların gözlemlerinden incelemeye çalıştıkları ancak bu alan hakkında fazla veri elde edemedikleri tepenin daha karanlık katmanlarından birinden gelmiş olabilir.  NASA, “Eğer bu koyu katmanlar bileşim olarak kayaya benziyorsa, bu bir volkanik aktivite katmanına, eski bir meteor çarpmasına, geçmişte yeraltı suyunun varlığına veya tamamen başka bir şeye işaret edebilir” diyor.   Bunun gibi kayalar bilim insanlarına Kızıl Gezegen&#039;in zaman içinde nasıl değiştiğine dair önemli ipuçları veriyor. Oluşumları ve taşınmaları Mars&#039;ta su, kayalar ve jeolojik güçler arasındaki karmaşık etkileşimleri ortaya koyuyor ve bu da gezegenin geçmişte yaşama ev sahipliği yapıp yapmadığını yanıtlamaya yardımcı olabilir.  Eğer Cadı Fındığı Tepesi bir zamanlar yeraltı suyuna sahipse, Perseverance&#039;ın topladığı kaya örneklerinden bazıları fosilleşmiş mikrobiyal yaşam içerebilir.   NASA&#039;nın şu anda 2030&#039;larda yapılması planlanan Mars Örnek Dönüşü görevi, bu kaya örneklerini toplayacak ve daha fazla çalışma için Dünya&#039;ya geri getirecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZ11VU8c4UytSUUUIwVGig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mars’ta, garip, keşif:, “Örümcek, yumurtaları”, bulundu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mZ11VU8c4UytSUUUIwVGig.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mars’ta garip keşif"><p>İnsanlığın Mars'a gönderdiği en gelişmiş robot kaşif, Yüzlerce örümcek yumurtasından oluşan bir kümeye benzeyen gizemli bir kaya keşfetti. NASA'daki bilim insanları kayayla ilgili ilk yorumlarını paylaştı.</p><p>Kızıl Gezegen'den yeni bir haber geldi.</p><p>İnsanlığın Mars'a gönderdiği en gelişmiş robot kaşif, garip bir nesne tespit etti: Yüzlerce örümcek yumurtasından oluşan bir kümeye benzeyen gizemli bir kaya.   Jezero Krateri'nin kenarındaki Cadı Fındığı Tepesi'nin yamaçlarında keşfedilen kaya, kırmızı kumla hafifçe tozlanmış olduğu belirtildi.  Perseverance keşif aracı tarafından tespit edilen ve Perseverance ekibinin “St. Paul's Bay” adını verdiği kaya, bulundukları yerden farklı bir yerde oluşmuş ve bazı jeolojik süreçlerle oraya taşınmış kayalar olan “yüzen kayalar” olarak adlandırılan bir kaya kategorisine ait.   NASA yaptığı açıklamada, “Bu hareketin bir sonucu olarak, garip dokusunu açıklayabilecek çevresel kanıtlar eksik” dedi.  Bir olasılığın, bulunduğu manzaraya tamamen yabancı görünen bu gizemli kayanın Mars'ın başka bir bölgesinde oluştuğu ve bir asteroidin çarpmasıyla yüzeyindeki yüzlerce topağı oluşturduğu ve aynı anda görüldüğü noktaya fırlatmış olması olduğu belirtiliyor.</p><p><strong>AŞAĞI YUVARLANMIŞ OLMASI MÜMKÜN</strong>  NASA'ya göre kayanın Cadı Fındığı Tepesi'nden aşağı yuvarlanmış olması da mümkün. Kaya, bilim insanlarının Mars'ın yörüngesindeki uyduların gözlemlerinden incelemeye çalıştıkları ancak bu alan hakkında fazla veri elde edemedikleri tepenin daha karanlık katmanlarından birinden gelmiş olabilir.  NASA, “Eğer bu koyu katmanlar bileşim olarak kayaya benziyorsa, bu bir volkanik aktivite katmanına, eski bir meteor çarpmasına, geçmişte yeraltı suyunun varlığına veya tamamen başka bir şeye işaret edebilir” diyor.   Bunun gibi kayalar bilim insanlarına Kızıl Gezegen'in zaman içinde nasıl değiştiğine dair önemli ipuçları veriyor. Oluşumları ve taşınmaları Mars'ta su, kayalar ve jeolojik güçler arasındaki karmaşık etkileşimleri ortaya koyuyor ve bu da gezegenin geçmişte yaşama ev sahipliği yapıp yapmadığını yanıtlamaya yardımcı olabilir.  Eğer Cadı Fındığı Tepesi bir zamanlar yeraltı suyuna sahipse, Perseverance'ın topladığı kaya örneklerinden bazıları fosilleşmiş mikrobiyal yaşam içerebilir.   NASA'nın şu anda 2030'larda yapılması planlanan Mars Örnek Dönüşü görevi, bu kaya örneklerini toplayacak ve daha fazla çalışma için Dünya'ya geri getirecek.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hafızayı keskinleştirmek çok kolay: Zihin sağlığı için dikkat etmeniz gereken ipuçları</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/hafizayi-keskinlestirmek-cok-kolay-zihin-sagligi-icin-dikkat-etmeniz-gereken-ipuclari</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/hafizayi-keskinlestirmek-cok-kolay-zihin-sagligi-icin-dikkat-etmeniz-gereken-ipuclari</guid>
<description><![CDATA[ Genel inanışın aksine, önemli hafıza kaybı yaşlanmanın normal bir parçası değildir, ancak genellikle Alzheimer gibi rahatsızlıklardan kaynaklanır. Zihinsel olarak aktif kalmak, besleyici bir diyet yemek, düzenli egzersiz, kaliteli uyku, stres yönetimi, sosyal bağlantılar, sürekli öğrenme, beyin koruması, sağlık takibi ve alkol ve sigaradan uzak durmak gibi faktörler bilişsel işlevi koruyabilir.Birçok insan, yaşlanmanın beynin öğrenme ve hatırlama yeteneğini bozduğu ve bu konuda yapılabilecek hiçbir şey olmadığı yönündeki önyargılı bir inançla yaşar. Ancak gerçek, bu inanışın çok uzağındadır.Hafıza kayıpları her yaşta meydana gelebilir, ancak gerekli eylem zamanında yapılmazsa yaşlanma bunu hızlandırır. &quot;Gerçek şu ki, yaşlı insanlarda önemli hafıza kaybı yaşlanmanın normal bir parçası değildir; bunun yerine organik bozukluklar, beyin hasarı veya nörolojik hastalıklardan kaynaklanır ve Alzheimer bunlardan en korkulanıdır,&quot; diye açıklanıyor. Harvard&#039;da yayınlanan bir makalede.HAFIZA VE BEYİN SAĞLIĞIBeyin sağlığı, genetik faktörler, çevresel faktörler ve yaşam tarzı faktörleri dahil olmak üzere çeşitli faktörler tarafından yönetilir. Bu faktörler beynin bilişsel sağlığını sağlam tutmak için birlikte çalışır ve bunlardan herhangi biri bozulduğunda beynin algı ve bilgi tutma yeteneğine müdahale eder ve bunun sonucunda birey araba kullanma, fatura ödeme, ilaç alma ve yemek pişirme gibi basit görevleri yapmayı unutur.Genetik faktörler kontrol edilemezken, diğer faktörlerin beyin sağlığı üzerinde olumlu bir etkisi olduğu kanıtlanmıştır.İşte yaşlandıkça bile hafızayı iyileştirmenin bilimsel olarak desteklenen birkaç yolu:ZİHİNSEL OLARAK AKTİF KALINKasların egzersize ihtiyacı olduğu gibi beyninizin de düzenli uyarılmaya ihtiyacı vardır. Bulmacalar, okuma, yeni bir dil öğrenme veya müzik aleti çalma gibi düşüncenizi zorlayan aktivitelerde bulunun. Ömür boyu öğrenme, beyninizi çevik tutarak yeni sinirsel bağlantılar oluşturmaya yardımcı olur.Besleyici bir diyet, bilişsel sağlıkta önemli bir rol oynar. Meyveler, sebzeler, tam tahıllar, balık ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar açısından zengin Akdeniz diyeti, daha iyi beyin fonksiyonuyla ilişkilendirilmiştir. Antioksidanlar, omega-3 yağ asitleri ve B, D ve E vitaminleri açısından zengin yiyecekler hafızayı destekler ve bilişsel gerileme riskini azaltır.Fiziksel aktivite beyne giden kan akışını artırır ve nöron büyümesini destekleyen bir protein olan beyin kaynaklı nörotrofik faktörün (BDNF) salınımını uyarır. Yürüyüş, yoga, kuvvet antrenmanı ve hatta dans gibi aktiviteler bilişsel işlevi iyileştirebilir ve bunama riskini azaltabilir.Kötü uyku hafızayı ve bilişsel işlevi olumsuz etkiler. Gecede 7-9 saat kaliteli uyku hedefleyin. Yatma vakti rutini oluşturun, yatmadan önce ekranlardan kaçının ve beyin sağlığını ve hafıza konsolidasyonunu desteklemek için uykuya uygun bir ortam yaratın. STRESİ YÖNETİNKronik stres ve kaygı, hafızadan sorumlu beyin bölgesi olan hipokampüsü küçültebilir. Bilişsel işlevi korumak için meditasyon, derin nefes alma, günlük tutma veya hobilerle uğraşma gibi stres azaltıcı teknikler uygulayın.Başkalarıyla etkileşim kurmak beyninizi meşgul eder ve zihinsel gerileme riskini azaltır. Zihninizi keskin tutmak için sosyal gruplara katılın, topluluk faaliyetlerine katılın ve aileniz ve arkadaşlarınızla yakın ilişkiler kurun.ÖĞRENMEYE DEVAM EDİNSürekli öğrenme beyin aktivitesini uyarır ve hafıza kaybını önler. Bilişsel yeteneklerinizi zorlamak için yeni beceriler edinin, kurslara kaydolun, kapsamlı bir şekilde okuyun veya beyin eğitimi oyunlarını deneyin.Baş yaralanmaları uzun vadeli hafıza sorunlarına yol açabilir. Her zaman emniyet kemeri takın, gerektiğinde kask kullanın ve zeminleri engellerden uzak tutarak evde düşmeleri önlemek için önlemler alın.Yüksek tansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi durumlar bilişsel sağlığı etkileyebilir. Düzenli sağlık kontrolleri, dengeli beslenme ve uygun ilaç yönetimi beyin işlevini korumaya yardımcı olabilir. ALKOL VE SİGARADAN UZAK DURUNAşırı alkol tüketimi ve sigara içmek bilişsel gerilemeyi hızlandırabilir. Alkol alımını sınırlamak ve sigarayı bırakmak hafıza kaybı ve bunama riskini önemli ölçüde azaltabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8LEQxO4X8k2Ajc4pFkciUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hafızayı, keskinleştirmek, çok, kolay:, Zihin, sağlığı, için, dikkat, etmeniz, gereken, ipuçları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8LEQxO4X8k2Ajc4pFkciUg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Keskin bir hafıza için ipuçları"><p>Genel inanışın aksine, önemli hafıza kaybı yaşlanmanın normal bir parçası değildir, ancak genellikle Alzheimer gibi rahatsızlıklardan kaynaklanır. Zihinsel olarak aktif kalmak, besleyici bir diyet yemek, düzenli egzersiz, kaliteli uyku, stres yönetimi, sosyal bağlantılar, sürekli öğrenme, beyin koruması, sağlık takibi ve alkol ve sigaradan uzak durmak gibi faktörler bilişsel işlevi koruyabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ne8R5_NaTkOxvs0bU3pnqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok insan, yaşlanmanın beynin öğrenme ve hatırlama yeteneğini bozduğu ve bu konuda yapılabilecek hiçbir şey olmadığı yönündeki önyargılı bir inançla yaşar. Ancak gerçek, bu inanışın çok uzağındadır.Hafıza kayıpları her yaşta meydana gelebilir, ancak gerekli eylem zamanında yapılmazsa yaşlanma bunu hızlandırır. "Gerçek şu ki, yaşlı insanlarda önemli hafıza kaybı yaşlanmanın normal bir parçası değildir; bunun yerine organik bozukluklar, beyin hasarı veya nörolojik hastalıklardan kaynaklanır ve Alzheimer bunlardan en korkulanıdır," diye açıklanıyor. Harvard'da yayınlanan bir makalede.HAFIZA VE BEYİN SAĞLIĞIBeyin sağlığı, genetik faktörler, çevresel faktörler ve yaşam tarzı faktörleri dahil olmak üzere çeşitli faktörler tarafından yönetilir. Bu faktörler beynin bilişsel sağlığını sağlam tutmak için birlikte çalışır ve bunlardan herhangi biri bozulduğunda beynin algı ve bilgi tutma yeteneğine müdahale eder ve bunun sonucunda birey araba kullanma, fatura ödeme, ilaç alma ve yemek pişirme gibi basit görevleri yapmayı unutur.Genetik faktörler kontrol edilemezken, diğer faktörlerin beyin sağlığı üzerinde olumlu bir etkisi olduğu kanıtlanmıştır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h8wcqzlqmk6tYTUOuQvvQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İşte yaşlandıkça bile hafızayı iyileştirmenin bilimsel olarak desteklenen birkaç yolu:ZİHİNSEL OLARAK AKTİF KALINKasların egzersize ihtiyacı olduğu gibi beyninizin de düzenli uyarılmaya ihtiyacı vardır. Bulmacalar, okuma, yeni bir dil öğrenme veya müzik aleti çalma gibi düşüncenizi zorlayan aktivitelerde bulunun. Ömür boyu öğrenme, beyninizi çevik tutarak yeni sinirsel bağlantılar oluşturmaya yardımcı olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sKcKVCJUqkefbyTswthgmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Besleyici bir diyet, bilişsel sağlıkta önemli bir rol oynar. Meyveler, sebzeler, tam tahıllar, balık ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar açısından zengin Akdeniz diyeti, daha iyi beyin fonksiyonuyla ilişkilendirilmiştir. Antioksidanlar, omega-3 yağ asitleri ve B, D ve E vitaminleri açısından zengin yiyecekler hafızayı destekler ve bilişsel gerileme riskini azaltır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2059Fm0st0aNNlWj53hfSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fiziksel aktivite beyne giden kan akışını artırır ve nöron büyümesini destekleyen bir protein olan beyin kaynaklı nörotrofik faktörün (BDNF) salınımını uyarır. Yürüyüş, yoga, kuvvet antrenmanı ve hatta dans gibi aktiviteler bilişsel işlevi iyileştirebilir ve bunama riskini azaltabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SGhnJmqEA0e7OR8BkSl5EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kötü uyku hafızayı ve bilişsel işlevi olumsuz etkiler. Gecede 7-9 saat kaliteli uyku hedefleyin. Yatma vakti rutini oluşturun, yatmadan önce ekranlardan kaçının ve beyin sağlığını ve hafıza konsolidasyonunu desteklemek için uykuya uygun bir ortam yaratın. STRESİ YÖNETİNKronik stres ve kaygı, hafızadan sorumlu beyin bölgesi olan hipokampüsü küçültebilir. Bilişsel işlevi korumak için meditasyon, derin nefes alma, günlük tutma veya hobilerle uğraşma gibi stres azaltıcı teknikler uygulayın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G1lSvwLmrEaTOdVUPw1pnQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başkalarıyla etkileşim kurmak beyninizi meşgul eder ve zihinsel gerileme riskini azaltır. Zihninizi keskin tutmak için sosyal gruplara katılın, topluluk faaliyetlerine katılın ve aileniz ve arkadaşlarınızla yakın ilişkiler kurun.ÖĞRENMEYE DEVAM EDİNSürekli öğrenme beyin aktivitesini uyarır ve hafıza kaybını önler. Bilişsel yeteneklerinizi zorlamak için yeni beceriler edinin, kurslara kaydolun, kapsamlı bir şekilde okuyun veya beyin eğitimi oyunlarını deneyin.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R6NUyIrSc0mJclwBNe3w_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Baş yaralanmaları uzun vadeli hafıza sorunlarına yol açabilir. Her zaman emniyet kemeri takın, gerektiğinde kask kullanın ve zeminleri engellerden uzak tutarak evde düşmeleri önlemek için önlemler alın.Yüksek tansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi durumlar bilişsel sağlığı etkileyebilir. Düzenli sağlık kontrolleri, dengeli beslenme ve uygun ilaç yönetimi beyin işlevini korumaya yardımcı olabilir. ALKOL VE SİGARADAN UZAK DURUNAşırı alkol tüketimi ve sigara içmek bilişsel gerilemeyi hızlandırabilir. Alkol alımını sınırlamak ve sigarayı bırakmak hafıza kaybı ve bunama riskini önemli ölçüde azaltabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>OpenAI 40 milyar dolar yatırım aldı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/openai-40-milyar-dolar-yatirim-aldi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/openai-40-milyar-dolar-yatirim-aldi</guid>
<description><![CDATA[ Yapay zeka şirketi OpenAI, 300 milyar dolarlık değerleme üzerinden 40 milyar dolarlık fon topladı.ABD&#039;li yapay zeka şirketi OpenAI&#039;ın 300 milyar dolarlık değerlemeyle 40 milyar dolarlık fon topladığı bildirildi.  Yapay zeka aracı ChatGPT&#039;nin geliştiricisi OpenAI&#039;dan yapılan açıklamada, şirketin yapay zekanın (AI-YZ) daha da geliştirilmesi için 300 milyar dolarlık değerlemeyle 40 milyar dolarlık yeni fon sağladığı kaydedildi.  Böylece, OpenAI, 157 milyar dolarlık değerlemeyle 6,6 milyar dolarlık fon topladığı Ekim 2024&#039;te yapılan bir önceki finansman turunun değerini ikiye katladı. Aynı zamanda, 40 milyar dolarlık yeni fon, kayıtlara geçen en büyük özel teknoloji finansman turu oldu.  300 milyar dolarlık değerleme, OpenAI&#039;ı dünyanın en yüksek değerlemeye sahip özel şirketleri arasına soktu.  ABD basınında yer alan haberlere göre finansman turuna girişim sermayesi şirketi teknoloji yatırımcısı SoftBank liderlik etti. Microsoft, varlık yöneticileri Coatue, Altimeter ve Thrive de yatırımcılar arasında yer aldı.  Yapay zeka alanında teknolojik liderlik için ABD ve Çin başta olmak üzere çok sayıda şirketle rekabet eden OpenAI, 22 Ocak&#039;ta yapay zeka altyapısını geliştirmek için &quot;Stargate&quot; adı verilen 500 milyar dolarlık özel sektör yatırım projesine de katılacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q1AzNsuVHUm4AAb2rk0tMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>OpenAI, milyar, dolar, yatırım, aldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q1AzNsuVHUm4AAb2rk0tMQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="OpenAI 40 milyar dolar yatırım aldı"><p>Yapay zeka şirketi OpenAI, 300 milyar dolarlık değerleme üzerinden 40 milyar dolarlık fon topladı.</p>ABD'li yapay zeka şirketi OpenAI'ın 300 milyar dolarlık değerlemeyle 40 milyar dolarlık fon topladığı bildirildi.  Yapay zeka aracı ChatGPT'nin geliştiricisi OpenAI'dan yapılan açıklamada, şirketin yapay zekanın (AI-YZ) daha da geliştirilmesi için 300 milyar dolarlık değerlemeyle 40 milyar dolarlık yeni fon sağladığı kaydedildi.  Böylece, OpenAI, 157 milyar dolarlık değerlemeyle 6,6 milyar dolarlık fon topladığı Ekim 2024'te yapılan bir önceki finansman turunun değerini ikiye katladı. Aynı zamanda, 40 milyar dolarlık yeni fon, kayıtlara geçen en büyük özel teknoloji finansman turu oldu.  300 milyar dolarlık değerleme, OpenAI'ı dünyanın en yüksek değerlemeye sahip özel şirketleri arasına soktu.  ABD basınında yer alan haberlere göre finansman turuna girişim sermayesi şirketi teknoloji yatırımcısı SoftBank liderlik etti. Microsoft, varlık yöneticileri Coatue, Altimeter ve Thrive de yatırımcılar arasında yer aldı.  Yapay zeka alanında teknolojik liderlik için ABD ve Çin başta olmak üzere çok sayıda şirketle rekabet eden OpenAI, 22 Ocak'ta yapay zeka altyapısını geliştirmek için "Stargate" adı verilen 500 milyar dolarlık özel sektör yatırım projesine de katılacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>​​Sosyal medya &amp;quot;We Are Clean&amp;quot; akımını konuşuyor: &amp;quot;We Are Clean&amp;quot; ne demek?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sosyal-medya-we-are-clean-akimini-konusuyor-we-are-clean-ne-demek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sosyal-medya-we-are-clean-akimini-konusuyor-we-are-clean-ne-demek</guid>
<description><![CDATA[ Son günlerde sosyal medya platformlarında yeni bir akım hızla yayılmaya başladı. Instagram, TikTok ve X (Twitter) kullanıcıları, ünlü sanatçı Özdemir Erdoğan&#039;ın &quot;Gurbet&quot; şarkısının melodisi eşliğinde &quot;We Are Clean&quot; sözünün yer aldığı videolar paylaşarak bu trende katılıyor. Peki, &quot;We Are Clean&quot; ne demek?&quot;We Are Clean&quot; akımı, son dönemde sosyal medya platformu TikTok&#039;ta popülerlik kazanan bir trend haline geldi. Bu akımın çıkış noktası aslında Fenerbahçe Teknik Sirektörü Jose Mourinho.Sarı lacivertli teknik adam Jose Mourinho, geçen haftalarda oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor karşılaşmasının ardından açıklamalarda bulunmuştu. Mourinho’nun “We are clean” (Biz temiziz) sözleri Türkiye ve dünya spor basınında geniş yankı bulmuştu.Akım, bireylerin sağlıklı ve düzenli bir yaşam tarzını benimsediklerini ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kullanıcılar bu videolarında, spor yaparken, sağlıklı beslenirken veya sosyal hayatlarından kareler paylaşırken &quot;We Are Clean&quot; ifadesini kullanıyor.Akımın temel amacı, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapma ve zihinsel arınma gibi unsurları ön plana çıkararak, bireylerin fiziksel ve mental sağlıklarını korumalarına destek olmaktır.Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bu trend, sosyal medyada geniş bir etkileşim yaratmış ve birçok kullanıcı tarafından benimsenmiştir.Ancak, akım sadece bireysel bir farkındalık hareketi olmanın ötesine geçerek, mizahi içeriklere de ilham kaynağı oldu. Bazı sosyal medya kullanıcıları, temizlik kavramını yalnızca zararlı alışkanlıklardan arınmak olarak değil, genel anlamda hijyen, düzenli yaşam ve disiplinli bir hayat tarzıyla ilişkilendirerek eğlenceli paylaşımlar yapıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UOKN1GY-nEWV2D5PApMArQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:15:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>​​Sosyal, medya, We, Are, Clean, akımını, konuşuyor:, We, Are, Clean, demek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UOKN1GY-nEWV2D5PApMArQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="​​" we are clean ak ilgi devam ediyor: ne demek><p>Son günlerde sosyal medya platformlarında yeni bir akım hızla yayılmaya başladı. Instagram, TikTok ve X (Twitter) kullanıcıları, ünlü sanatçı Özdemir Erdoğan'ın "Gurbet" şarkısının melodisi eşliğinde "We Are Clean" sözünün yer aldığı videolar paylaşarak bu trende katılıyor. Peki, "We Are Clean" ne demek?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-i-1TfulqU-b5n7d9swuzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>"We Are Clean" akımı, son dönemde sosyal medya platformu TikTok'ta popülerlik kazanan bir trend haline geldi. Bu akımın çıkış noktası aslında Fenerbahçe Teknik Sirektörü Jose Mourinho.Sarı lacivertli teknik adam Jose Mourinho, geçen haftalarda oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor karşılaşmasının ardından açıklamalarda bulunmuştu. Mourinho’nun “We are clean” (Biz temiziz) sözleri Türkiye ve dünya spor basınında geniş yankı bulmuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YYB_5570XUK7RbCqiPN1Pw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akım, bireylerin sağlıklı ve düzenli bir yaşam tarzını benimsediklerini ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kullanıcılar bu videolarında, spor yaparken, sağlıklı beslenirken veya sosyal hayatlarından kareler paylaşırken "We Are Clean" ifadesini kullanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jNC_11-ScUSEJoxiU8cFnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akımın temel amacı, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapma ve zihinsel arınma gibi unsurları ön plana çıkararak, bireylerin fiziksel ve mental sağlıklarını korumalarına destek olmaktır.Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bu trend, sosyal medyada geniş bir etkileşim yaratmış ve birçok kullanıcı tarafından benimsenmiştir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_m_RS1RFok6ytOLn5TzYIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak, akım sadece bireysel bir farkındalık hareketi olmanın ötesine geçerek, mizahi içeriklere de ilham kaynağı oldu. Bazı sosyal medya kullanıcıları, temizlik kavramını yalnızca zararlı alışkanlıklardan arınmak olarak değil, genel anlamda hijyen, düzenli yaşam ve disiplinli bir hayat tarzıyla ilişkilendirerek eğlenceli paylaşımlar yapıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Drone Yapım ve Kodlama Nedir ?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/drone-yapim-ve-kodlama-nedir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/drone-yapim-ve-kodlama-nedir</guid>
<description><![CDATA[ Drone yapım ve kodlama, kişisel olarak drone&#039;ları sıfırdan üretme ve onları istenilen görevlere göre programlama sürecidir. Drone yapımı sırasında motorlar, pervaneler, sensörler, pil sistemleri ve elektronik devreler gibi bileşenler kullanılarak fiziksel olarak drone oluşturulur. Drone kodlama aşamasında ise oluşturulan drone&#039;a özel yazılım yüklenerek, drone&#039;un hareketlerini kontrol etmek, sensör verilerini işlemek ve otomatik görevleri yerine getirmesini sağlamak amaçlanır. ]]></description>
<enclosure url="http://gundemakisi.com.tr/uploads/images/202504/image_870x_67ec45f8d6168.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 23:12:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>drone, drone yapım ve kodlama, drone nedir?, drone yapım ve kodlama nedir?</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<h2 data-start="0" data-end="15" class="">Drone Nedir?</h2>
<p data-start="17" data-end="382" class="">Drone, uzaktan kumanda edilebilen veya otonom şekilde hareket edebilen insansız hava araçlarıdır. Drone, genel olarak kameralar ve sensörlerle donatılmış olup, fotoğrafçılık, haritalama, tarım, güvenlik, lojistik, eğlence ve daha pek çok alanda yaygın olarak kullanılır. Teknolojinin gelişmesiyle drone modelleri daha küçük, ekonomik ve ulaşılabilir hale gelmiştir.</p>
<h2 data-start="384" data-end="407" class="">Drone Kodlama Nedir?</h2>
<p data-start="409" data-end="823" class="">Drone kodlama, drone gibi insansız hava araçlarını programlayarak uçuş hareketlerini kontrol etme ve otonom görevleri yerine getirme işlemidir. Drone kodlama ile drone'un uçuş güzergâhını, havadaki hareketlerini ve sensörlerden gelen bilgileri işleyerek özel görevleri yerine getirmesini sağlamak mümkündür. Drone kodlama sayesinde kullanıcılar, drone'ları belirli senaryolara ve ihtiyaçlara göre programlayabilir.</p>
<h2 data-start="825" data-end="857" class="">Drone Yapım ve Kodlama Nedir?</h2>
<p data-start="859" data-end="1339" class="">Drone yapım ve kodlama, kişisel olarak drone'ları sıfırdan üretme ve onları istenilen görevlere göre programlama sürecidir. Drone yapımı sırasında motorlar, pervaneler, sensörler, pil sistemleri ve elektronik devreler gibi bileşenler kullanılarak fiziksel olarak drone oluşturulur. Drone kodlama aşamasında ise oluşturulan drone'a özel yazılım yüklenerek, drone'un hareketlerini kontrol etmek, sensör verilerini işlemek ve otomatik görevleri yerine getirmesini sağlamak amaçlanır.</p>
<h2 data-start="1341" data-end="1375" class="">Drone Yapımı ve Kodlama Eğitimi</h2>
<p data-start="1377" data-end="1871" class=""><a href="https://umens.com.tr/tum-kurslar/drone-yapma-ve-kodlama-egitimi/">Drone yapımı ve kodlama eğitimi</a>, katılımcıların drone'ları sıfırdan üretme ve programlama becerilerini kazanmalarını sağlayan uygulamalı eğitim programıdır. <a href="https://umens.com.tr/tum-kurslar/drone-yapma-ve-kodlama-egitimi/">Online Drone yapımı ve kodlama eğitimi</a> ile katılımcılar, temel elektronik devre kurulumunu, mekanik montajı, motor ve pervane entegrasyonunu öğrenmenin yanı sıra drone'u uçurmak için gerekli yazılım ve kodlama dillerini de öğrenirler. Bu eğitimler sayesinde öğrenciler hem drone teknolojilerini üretme hem de programlama alanında uzmanlaşırlar.</p>
<p data-start="1873" data-end="2162" class="">Drone yapımı ve kodlama eğitimi, drone yapımı ve kodlama becerilerini geliştirmek isteyen her yaş grubuna ve mesleğe uygun şekilde verilebilir. Drone yapımı ve kodlama eğitimi alanlar, teknoloji geliştirme, girişimcilik, mühendislik ve teknoloji alanlarında önemli avantajlar elde ederler.</p>
<h2 data-start="2164" data-end="2196" class="">Drone Yapımı ve Kodlama Kursu</h2>
<p data-start="2198" data-end="2685" class=""><a href="https://umens.com.tr/tum-kurslar/drone-yapma-ve-kodlama-egitimi/">Drone yapımı ve kodlama kursu</a>, drone üretimi ve programlama alanında kapsamlı bilgi ve yetkinlik kazandıran kurs programlarıdır. <a href="https://umens.com.tr/tum-kurslar/drone-yapma-ve-kodlama-egitimi/">Online Drone yapımı ve kodlama kursu</a>, teorik ve pratik içeriklerle katılımcılara drone teknolojileri hakkında temel ve ileri düzey bilgileri verir. Drone yapımı ve kodlama kursu kapsamında katılımcılar, drone tasarımını, elektronik devre kurulumunu, drone montajını, uçuş kontrol sistemlerini ve drone yazılım geliştirme süreçlerini uygulamalı olarak öğrenirler.</p>
<p data-start="2687" data-end="2998" class="">Drone yapımı ve kodlama kursları özellikle teknolojiye ilgisi olan, yenilikçi çözümler geliştirmek isteyen kişiler tarafından tercih edilir. Drone yapımı ve kodlama kurslarına katılarak, drone teknolojisinde uzmanlaşabilir, kariyer fırsatlarını artırabilir ve geleceğin teknolojilerine hakimiyet kurabilirsiniz.</p>
<p data-start="3000" data-end="3213" class="">Drone yapımı ve kodlama eğitimi ve drone yapımı ve kodlama kursu sayesinde drone teknolojilerini detaylıca öğrenebilir, pratik yaparak uzmanlık kazanabilir ve kişisel kariyer gelişiminize katkıda bulunabilirsiniz.</p>
<p data-start="3000" data-end="3213" class="">Her sabah güne <a href="https://gundemakisi.com.tr/">güncel haberler</a>le başlıyor, her saat başı ankara son dakika haber bültenlerimizle Türkiye’nin ve dünyanın nabzını tutuyoruz. İster siyaset, ister ekonomi, ister spor ya da magazin olsun; hangi alanda olursa olsun, en doğru<a href="https://istanbulungundemi.com.tr/"> istanbul haberleri</a>, en hızlı şekilde izleyiciyle buluşturmak bizim önceliğimizdir. <a href="https://www.eskisehirgundemi.com.tr/">eskişehir Son dakika haber</a> konusunda uzmanlaşmış deneyimli ekibimizle, gelişmeleri ilk biz duyuruyor, doğruluğunu teyit etmeden hiçbir <a href="https://izmiringundemi.com.tr/">izmir haber</a> ekranlara taşımıyoruz.</p>
<p data-start="3000" data-end="3213" class=""><a href="https://starmedyahaber.com.tr/">Son dakika haber</a> kuşaklarımızla, anbean gelişen olayları ekranlarınıza taşıyor, stüdyolarımızdan canlı bağlantılarla olay yerinden <a href="https://nowmedyahaber.com.tr/">sıcak haberler</a>i aktarıyoruz. <a href="https://ankarakurshaber.com.tr/">Haber</a>e ulaşmak için ekstra bir çaba harcamanıza gerek yok, çünkü biz sizin için sahadayız. Her yerdeyiz. Nerede bir haber varsa, biz oradayız. Nerede bir <a href="https://ankaraegitimhaber.com.tr/">Ankara son dakika</a> gelişmesi varsa, ilk biz bildiriyoruz.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Nvidia, RTX 5000 serisini tanıttı: Türkiye fiyatı belli oldu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nvidia-rtx-5000-serisini-tanitti-turkiye-fiyati-belli-oldu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nvidia-rtx-5000-serisini-tanitti-turkiye-fiyati-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Nvidia, CES 2025 etkinliğinde Blackwell serisine ait yeni ekran kartlarını tanıttı. RTX 5070, 5070 Ti, 5080 ve amiral gemisi RTX 5090 modelleri, önceki nesillere göre performans artışı sunuyor. Ayrıca teknoloji devi, yapay zeka desteğiyle oyunlardaki FPS performansını iyileştiren DLSS özelliğini de tanıttı.Nvidia, Blackwell serisinden yeni masaüstü ekran kartlarını CES 2025’te düzenlediği sunumda resmi olarak tanıttı.Beklendiği gibi, Kaliforniyalı GPU devi bu etkinlikte yalnızca RTX 5000 serisinin dört üst modelini tanıttı.DLSS ÖZELLİĞİ TANITILDINvidia, DLSS özelliğiyle birlikte yapay zekanın yardımıyla oyunlarda FPS&#039;i artırarak görüntük kalitesini iyileştirebiliyor. DLSS 4, yeni Çoklu Kare Oluşturma, geliştirilmiş Işın Oluşturma ve Süper Çözünürlük özelliklerini sunuyor.RTX 5070 VE 5070 TI  Nvidia GeForce RTX 5070’in ABD’de Ocak ayı içinde 549 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor.  Modelin tavsiye edilen Türkiye fiyatının ise 23.649 TL olduğu öğrenildi.   RTX 5070; 12 GB GDDR7 VRAM, 192-bit bellek arayüzü ve 6.144 CUDA çekirdeği ile birlikte geliyor ve 250 Watt’lık bir TGP’ye sahip.  Ayrıca bu modelin RTX 4090 ile aynı performansı göstereceği kaydedildi.  Bir diğer model olan Nvidia GeForce RTX 5070 Ti da önceki nesle kıyasla daha uygun fiyatla geliyor.  Bu modelin fiyatı 749 dolar olarak belirlendi. Türkiye fiyatının ise 34.959 TL olması bekleniyor.  RTX 5070 Ti, 16 GB GDDR7 bellek, 256-bit bellek arayüzü ve 8.960 CUDA çekirdeği ile donatılmış. Bu modelin TGP değeri 300 Watt, Nvidia bu model için en az 750 Watt’lık bir güç kaynağı öneriyor.  RTX 5080&#039;İN BİR ÖNCEKİ MODELE GÖRE FİYATI DÜŞÜK  En büyük fiyat düşüşü Nvidia GeForce RTX 5080 modelinde gerçekleşti.  Bu model, 999 dolardan satışa sunulacak ve bu fiyat, Ada-Lovelace neslinin 2022’de 1.199 dolara çıkan eşdeğer modeline göre 200 dolar (yüzde 17) daha düşük.  Tavsiye edilen Türkiye fiyatı ise 46.679 TL olarak belirlendi.    RTX 5080’de de 256-bit bellek arayüzü ve 16 GB VRAM bulunuyor. Ancak bu model, 10.752 CUDA çekirdeği ve 360 Watt güç tüketimi ile biraz daha fazla enerji tüketiyor.  AMİRAL GEMİSİ RTX 5090   Blackwell serisinin amiral gemisi olan RTX 5090 ise belirgin bir fiyat artışıyla geliyor. Devasa 32 GB GDDR7 video belleği nedeniyle Nvidia GeForce RTX 5090’ın ABD fiyatı tam 1.999 dolar olarak açıklandı.  Cihazın tavsiye edilen Türkiye fiyatının ise 92.849 TL olduğu ortaya çıktı.   RTX 5090, 21.760 CUDA çekirdeği, 575 Watt TGP ve 512-bit bellek arayüzü ile performans açısından zirveyi zorlayacak.  Bu segmentte AMD veya Intel’in rakip bir ürünü bulunmuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T7aqA2PmGUuhGoBa3f3IzA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nvidia, RTX, 5000, serisini, tanıttı:, Türkiye, fiyatı, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T7aqA2PmGUuhGoBa3f3IzA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Nvidia, RTX 5000 serisini tanıttı: Türkiye fiyatı belli oldu"><p>Nvidia, CES 2025 etkinliğinde Blackwell serisine ait yeni ekran kartlarını tanıttı. RTX 5070, 5070 Ti, 5080 ve amiral gemisi RTX 5090 modelleri, önceki nesillere göre performans artışı sunuyor. Ayrıca teknoloji devi, yapay zeka desteğiyle oyunlardaki FPS performansını iyileştiren DLSS özelliğini de tanıttı.</p><p>Nvidia, Blackwell serisinden yeni masaüstü ekran kartlarını CES 2025’te düzenlediği sunumda resmi olarak tanıttı.</p><p>Beklendiği gibi, Kaliforniyalı GPU devi bu etkinlikte yalnızca RTX 5000 serisinin dört üst modelini tanıttı.</p><p><strong>DLSS ÖZELLİĞİ TANITILDI</strong></p><p>Nvidia, DLSS özelliğiyle birlikte yapay zekanın yardımıyla oyunlarda FPS'i artırarak görüntük kalitesini iyileştirebiliyor. DLSS 4, yeni Çoklu Kare Oluşturma, geliştirilmiş Işın Oluşturma ve Süper Çözünürlük özelliklerini sunuyor.</p><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jQOqOFr-IUKVwyXpIx-zsA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt=""><strong>RTX 5070 VE 5070 TI</strong>  Nvidia GeForce RTX 5070’in ABD’de Ocak ayı içinde 549 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor.  Modelin tavsiye edilen Türkiye fiyatının ise <strong>23.649 TL</strong> olduğu öğrenildi.   RTX 5070; 12 GB GDDR7 VRAM, 192-bit bellek arayüzü ve 6.144 CUDA çekirdeği ile birlikte geliyor ve 250 Watt’lık bir TGP’ye sahip.  Ayrıca bu modelin RTX 4090 ile aynı performansı göstereceği kaydedildi.  Bir diğer model olan Nvidia GeForce RTX 5070 Ti da önceki nesle kıyasla daha uygun fiyatla geliyor.  Bu modelin fiyatı 749 dolar olarak belirlendi. Türkiye fiyatının ise<strong> 34.959 TL</strong> olması bekleniyor.  RTX 5070 Ti, 16 GB GDDR7 bellek, 256-bit bellek arayüzü ve 8.960 CUDA çekirdeği ile donatılmış. Bu modelin TGP değeri 300 Watt, Nvidia bu model için en az 750 Watt’lık bir güç kaynağı öneriyor.  <strong>RTX 5080'İN BİR ÖNCEKİ MODELE GÖRE FİYATI DÜŞÜK</strong>  En büyük fiyat düşüşü Nvidia GeForce RTX 5080 modelinde gerçekleşti.  Bu model, 999 dolardan satışa sunulacak ve bu fiyat, Ada-Lovelace neslinin 2022’de 1.199 dolara çıkan eşdeğer modeline göre 200 dolar (yüzde 17) daha düşük.  Tavsiye edilen Türkiye fiyatı ise<strong> 46.679 TL</strong> olarak belirlendi.    RTX 5080’de de 256-bit bellek arayüzü ve 16 GB VRAM bulunuyor. Ancak bu model, 10.752 CUDA çekirdeği ve 360 Watt güç tüketimi ile biraz daha fazla enerji tüketiyor.  <strong>AMİRAL GEMİSİ RTX 5090 </strong>  Blackwell serisinin amiral gemisi olan RTX 5090 ise belirgin bir fiyat artışıyla geliyor. Devasa 32 GB GDDR7 video belleği nedeniyle Nvidia GeForce RTX 5090’ın ABD fiyatı tam 1.999 dolar olarak açıklandı.  Cihazın tavsiye edilen Türkiye fiyatının ise <strong>92.849 TL</strong> olduğu ortaya çıktı.   RTX 5090, 21.760 CUDA çekirdeği, 575 Watt TGP ve 512-bit bellek arayüzü ile performans açısından zirveyi zorlayacak.  Bu segmentte AMD veya Intel’in rakip bir ürünü bulunmuyor.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_QLOO6fFdEa12C-gCENCmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Xbox&amp;apos;tan PlayStation 5 Pro&amp;apos;ya karşı hamle: Yeni konsol 2026&amp;apos;da çıkabilir</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/xboxtan-playstation-5-proya-karsi-hamle-yeni-konsol-2026da-cikabilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/xboxtan-playstation-5-proya-karsi-hamle-yeni-konsol-2026da-cikabilir</guid>
<description><![CDATA[ Xbox&#039;ın Sony&#039;nin PlayStation 5 Pro hamlesinin ardından &quot;Xbox Prime&quot; isminde yeni nesil bir konsol geliştirdiği ortaya çıktı. 2026 yılında piyasaya sürülmesi beklenen bu konsolla birlikte Call of Duty&#039;nin yeni serisinin de çıkış yapması bekleniyor.. Öte yandan oyun konsolu devinin taşınabilir bir oyun cihazı üretme planının da olduğu kaydedildi.Microsoft, PlayStation 5 Pro ile en güçlü konsola sahip olma unvanını alan Sony&#039;e karşı sessizliğini sürdürürken, yeni bir söylentiye göre Xbox Series X/S modellerinin yerini alacak bir sonraki Xbox konsolu gelecek yıl piyasaya çıkabilir.
Bu haber, genellikle Call of Duty ile ilgili bilgileri sızdırmasıyla tanınan TheGhostofHope adlı bir kaynaktan geliyor.Hope’un son sosyal medya paylaşımlarına göre, Microsoft bu yeni konsolu “Xbox Prime” olarak adlandırıyor.Artık Activision ve Call of Duty stüdyolarının çoğu Microsoft’un çatısı altında olduğuna göre, FPS devinin 2026 yılında piyasaya sürülecek yeni oyununun, bu yeni nesil Xbox konsolunun çıkış gününde hazır olacağı bildiriliyor.
Call of Duty&#039;nin bu yeni oyunu, serinin Modern Warfare alt serisinin yaratıcıları olan Infinity Ward tarafından geliştirilecek.Microsoft&#039;un ayrıca taşınabilir bir oyun cihazı geliştirme konusuna ilgi gösterdiği de öne sürüldü.
Xbox konsol platformunu taşınabilir hale getirecek bu oyun cihazı henüz tanıtılmadı veya açıklanmadı, ancak bu cihazın 2026 Xbox konsolundan sonra piyasaya sürüleceği kaydedildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BYku14qjOEe7LuOMS3ivQQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Xboxtan, PlayStation, Proya, karşı, hamle:, Yeni, konsol, 2026da, çıkabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BYku14qjOEe7LuOMS3ivQQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Xbox'tan PlayStation 5 Pro'ya karşı hamle: Yeni konsol 2026'da çıkabilir"><p>Xbox'ın Sony'nin PlayStation 5 Pro hamlesinin ardından "Xbox Prime" isminde yeni nesil bir konsol geliştirdiği ortaya çıktı. 2026 yılında piyasaya sürülmesi beklenen bu konsolla birlikte Call of Duty'nin yeni serisinin de çıkış yapması bekleniyor.. Öte yandan oyun konsolu devinin taşınabilir bir oyun cihazı üretme planının da olduğu kaydedildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xTN3MX1I2ky0m7Mi67mPxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Microsoft, PlayStation 5 Pro ile en güçlü konsola sahip olma unvanını alan Sony'e karşı sessizliğini sürdürürken, yeni bir söylentiye göre Xbox Series X/S modellerinin yerini alacak bir sonraki Xbox konsolu gelecek yıl piyasaya çıkabilir.
Bu haber, genellikle Call of Duty ile ilgili bilgileri sızdırmasıyla tanınan TheGhostofHope adlı bir kaynaktan geliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/okVP-FSetEG3JgpHodqYNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hope’un son sosyal medya paylaşımlarına göre, Microsoft bu yeni konsolu “Xbox Prime” olarak adlandırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mB_DJohNDkGey0E8jbP-RA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artık Activision ve Call of Duty stüdyolarının çoğu Microsoft’un çatısı altında olduğuna göre, FPS devinin 2026 yılında piyasaya sürülecek yeni oyununun, bu yeni nesil Xbox konsolunun çıkış gününde hazır olacağı bildiriliyor.
Call of Duty'nin bu yeni oyunu, serinin Modern Warfare alt serisinin yaratıcıları olan Infinity Ward tarafından geliştirilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yzwppAIBCk-C9X4b0DJ1oA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Microsoft'un ayrıca taşınabilir bir oyun cihazı geliştirme konusuna ilgi gösterdiği de öne sürüldü.
Xbox konsol platformunu taşınabilir hale getirecek bu oyun cihazı henüz tanıtılmadı veya açıklanmadı, ancak bu cihazın 2026 Xbox konsolundan sonra piyasaya sürüleceği kaydedildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antarktika&amp;apos;da gizli tehdit simüle edildi: Volkanik patlamalara neden olabilir</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/antarktikada-gizli-tehdit-simule-edildi-volkanik-patlamalara-neden-olabilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/antarktikada-gizli-tehdit-simule-edildi-volkanik-patlamalara-neden-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ Antarktika’nın buz tabakasının erimesiyle beraber küresel ısınmanın 100 gizli volkanik patlamayı tetikleyebileceği öne sürüldü. Bilim insanları, gerçekleştirdiği 4.000 bilgisayar simülasyonunda buzun erimesiyle magmatik baskının azaldığını ve bu durumun patlama riskini artırabileceğini ortaya koydu.Antarktika’nın devasa buz tabakasının altında yavaş işleyen bir iklim geri besleme döngüsü meydana geliyor olabilir.
Doğu ve Batı Antarktika’yı Transantarktik Dağları ayırıyor; bu kıta, ünlü lav gölüyle bilinen Erebus Dağı gibi volkanik devlere ev sahipliği yapıyor.
Ancak, Antarktika’da en az 100 gizli volkan bulunuyor ve bunların çoğu batı kıyısı boyunca yoğunlaşmış durumda.Bazı volkanlar yüzeyin üzerine çıkarken, diğerleri Antarktika Buz Tabakası’nın birkaç kilometre altında yer alıyor.
İklim değişikliği, buz tabakasının erimesine ve bu da küresel deniz seviyelerinin yükselmesine neden oluyor.
Ancak erime, sadece küresel değil, yerel düzeyde de etkiler yaratıyor.
Buz tabakasının erimesi, altındaki kayalar üzerindeki ağırlığı azaltıyor.
Bu durumun, dünyanın başka bölgelerinde buzul altı volkanik faaliyetleri artırdığı gösterilmişti.Coonin ve ekibi, Antarktika’daki gömülü volkanların buz tabakası kaybından nasıl etkilendiğini anlamak için 4.000 bilgisayar simülasyonu gerçekleştirdi.
Elde ettikleri sonuçlara göre, kademeli buz erimesinin buzul altındaki patlamaların sayısını ve boyutunu artırabileceği ortaya koyuldu.
Bunun nedeni, buz tabakasının yükünün kalkmasının, yüzeyin altındaki magma odaları üzerindeki baskıyı azaltmasıdır.
Bu baskının azalması, sıkışmış magmanın genleşmesine yol açar.
Bu genişleme ise magma odası duvarları üzerindeki baskıyı artırarak patlamalara neden olabilir.Bazı magma odaları aynı zamanda bol miktarda uçucu gaz içerir.
Bu gazlar genellikle magma içinde çözünmüş durumdadır.
Bu gazların dışarı çıkması, magma odasındaki basıncı artırır ve eriyen buz, buzul altındaki bir volkanın patlama olasılığını hızlandırabilir.
Buzul altındaki volkanların patlamaları yüzeyde görünmeyebilir, ancak buz tabakası üzerinde etkileri olabilir.Bu patlamalardan çıkan ısı, yüzeyin derinliklerinde daha fazla buz erimesine yol açabilir ve üstteki buz tabakasını zayıflatabilir.
Bu durum, yüzeyden gelen baskının daha da azalmasına ve ardından yeni volkanik patlamalara neden olabilecek bir geri besleme döngüsü oluşturabilir.
Yazarlar, bu sürecin yavaş olduğunu ve yüzlerce yıl içinde gerçekleştiğini vurguluyor.
Ancak bu, teorik geri beslemenin, insan kaynaklı ısınma durdurulsa bile devam edebileceği anlamına geliyor.
Antarktika’nın buz tabakası, son buzul çağında çok daha kalındı ve aynı buz yükünün azalması, magmanın ve gazların genişlemesi sürecinin geçmişteki patlamalara da katkıda bulunmuş olabileceği düşünülüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lvSI08vVE0q4f3pZU53k_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antarktikada, gizli, tehdit, simüle, edildi:, Volkanik, patlamalara, neden, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lvSI08vVE0q4f3pZU53k_g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Antarktika'da gizli tehdit simüle edildi: Volkanik patlamalara neden olabilir"><p>Antarktika’nın buz tabakasının erimesiyle beraber küresel ısınmanın 100 gizli volkanik patlamayı tetikleyebileceği öne sürüldü. Bilim insanları, gerçekleştirdiği 4.000 bilgisayar simülasyonunda buzun erimesiyle magmatik baskının azaldığını ve bu durumun patlama riskini artırabileceğini ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hq2d2jgXSES0dCRBskhVRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antarktika’nın devasa buz tabakasının altında yavaş işleyen bir iklim geri besleme döngüsü meydana geliyor olabilir.
Doğu ve Batı Antarktika’yı Transantarktik Dağları ayırıyor; bu kıta, ünlü lav gölüyle bilinen Erebus Dağı gibi volkanik devlere ev sahipliği yapıyor.
Ancak, Antarktika’da en az 100 gizli volkan bulunuyor ve bunların çoğu batı kıyısı boyunca yoğunlaşmış durumda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Xbqn55aK0SiOI6EEaoHXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı volkanlar yüzeyin üzerine çıkarken, diğerleri Antarktika Buz Tabakası’nın birkaç kilometre altında yer alıyor.
İklim değişikliği, buz tabakasının erimesine ve bu da küresel deniz seviyelerinin yükselmesine neden oluyor.
Ancak erime, sadece küresel değil, yerel düzeyde de etkiler yaratıyor.
Buz tabakasının erimesi, altındaki kayalar üzerindeki ağırlığı azaltıyor.
Bu durumun, dünyanın başka bölgelerinde buzul altı volkanik faaliyetleri artırdığı gösterilmişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4yG5izQGNE2EuJBT58-A8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Coonin ve ekibi, Antarktika’daki gömülü volkanların buz tabakası kaybından nasıl etkilendiğini anlamak için 4.000 bilgisayar simülasyonu gerçekleştirdi.
Elde ettikleri sonuçlara göre, kademeli buz erimesinin buzul altındaki patlamaların sayısını ve boyutunu artırabileceği ortaya koyuldu.
Bunun nedeni, buz tabakasının yükünün kalkmasının, yüzeyin altındaki magma odaları üzerindeki baskıyı azaltmasıdır.
Bu baskının azalması, sıkışmış magmanın genleşmesine yol açar.
Bu genişleme ise magma odası duvarları üzerindeki baskıyı artırarak patlamalara neden olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MNNk_bJKkUGrWpEEWSSV3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bazı magma odaları aynı zamanda bol miktarda uçucu gaz içerir.
Bu gazlar genellikle magma içinde çözünmüş durumdadır.
Bu gazların dışarı çıkması, magma odasındaki basıncı artırır ve eriyen buz, buzul altındaki bir volkanın patlama olasılığını hızlandırabilir.
Buzul altındaki volkanların patlamaları yüzeyde görünmeyebilir, ancak buz tabakası üzerinde etkileri olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mo2T8RSPmkqJVkPc2HWZGQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu patlamalardan çıkan ısı, yüzeyin derinliklerinde daha fazla buz erimesine yol açabilir ve üstteki buz tabakasını zayıflatabilir.
Bu durum, yüzeyden gelen baskının daha da azalmasına ve ardından yeni volkanik patlamalara neden olabilecek bir geri besleme döngüsü oluşturabilir.
Yazarlar, bu sürecin yavaş olduğunu ve yüzlerce yıl içinde gerçekleştiğini vurguluyor.
Ancak bu, teorik geri beslemenin, insan kaynaklı ısınma durdurulsa bile devam edebileceği anlamına geliyor.
Antarktika’nın buz tabakası, son buzul çağında çok daha kalındı ve aynı buz yükünün azalması, magmanın ve gazların genişlemesi sürecinin geçmişteki patlamalara da katkıda bulunmuş olabileceği düşünülüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD kuş gribine bağlı ilk insan ölümünü bildirdi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/abd-kus-gribine-bagli-ilk-insan-oelumunu-bildirdi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/abd-kus-gribine-bagli-ilk-insan-oelumunu-bildirdi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;nin Louisiana eyaletinde 65 yaşının üzerinde olduğu belirtilen bir hasta, H5N1 olarak da bilinen kuş gribi virüsü nedeniyle hayatını kaybetti.ABD&#039;nin Louisiana eyaletindeki bir kişi, H5N1 olarak bilinen kuş gribi virüsü nedeniyle hayatını kaybetti.Bu, ABD&#039;de kuş gribiyle bağlantılı olarak bilinen ilk ölüm olarak kayıtlara geçti.Louisiana Sağlık Bakanlığı (LDH), eyalette başka H5N1 vakalarına rastlanmadığını ve insanlara bulaşma riskine dair bir kanıt bulunmadığını belirtti. NASIL BULAŞTI?Hayatını kaybeden kişi, ölü kuşlarla temas ettikten sonra virüsü kaparak Aralık ayında hastaneye kaldırıldı.ABD&#039;deki ilk ciddi kuş gribi vakası olan bu olayda 65 yaşın üzerinde olduğu belirtilen hastanın ağır solunum yolu semptomları yaşadığı kaydedildi.66 KİŞİ POZİTİFABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri&#039;ne (CDC) göre, ABD&#039;de toplam 66 kişi H5N1 için pozitif test verdi.H5N1, dünya genelinde milyonlarca yabani ve evcil kuşun ölümüne neden oldu ve ABD&#039;de yaklaşık bir yıldır süt inekleri arasında dolaşıyor.İNSANLARDAN BULAŞABİLİR Mİ?Louisiana&#039;daki kişiden toplanan örneklerin genetik analizi, bu kişinin D1.1 genotipi ile enfekte olduğunu ortaya koydu.Bu genotip, son zamanlarda yabani kuşlarda tespit edilen virüslere benzerken, sığırlar arasında yayılan versiyondan farklı.Virüsün insanlar arasında bulaşabildiğine dair bir kanıt ise bulunmuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4sP-XgrmH02DMopPJbwmlg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABD, kuş, gribine, bağlı, ilk, insan, ölümünü, bildirdi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4sP-XgrmH02DMopPJbwmlg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD kuş gribine bağlı ilk insan ölümünü bildirdi"><p>ABD'nin Louisiana eyaletinde 65 yaşının üzerinde olduğu belirtilen bir hasta, H5N1 olarak da bilinen kuş gribi virüsü nedeniyle hayatını kaybetti.</p><p>ABD'nin Louisiana eyaletindeki bir kişi, H5N1 olarak bilinen kuş gribi virüsü nedeniyle hayatını kaybetti.</p><p>Bu, ABD'de kuş gribiyle bağlantılı olarak bilinen ilk ölüm olarak kayıtlara geçti.</p><p>Louisiana Sağlık Bakanlığı (LDH), eyalette başka H5N1 vakalarına rastlanmadığını ve insanlara bulaşma riskine dair bir kanıt bulunmadığını belirtti. </p><p><strong>NASIL BULAŞTI?</strong></p><p>Hayatını kaybeden kişi, ölü kuşlarla temas ettikten sonra virüsü kaparak Aralık ayında hastaneye kaldırıldı.</p><p>ABD'deki ilk ciddi kuş gribi vakası olan bu olayda 65 yaşın üzerinde olduğu belirtilen hastanın ağır solunum yolu semptomları yaşadığı kaydedildi.</p><p><strong>66 KİŞİ POZİTİF</strong></p><p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne (CDC) göre, ABD'de toplam 66 kişi H5N1 için pozitif test verdi.</p><p>H5N1, dünya genelinde milyonlarca yabani ve evcil kuşun ölümüne neden oldu ve ABD'de yaklaşık bir yıldır süt inekleri arasında dolaşıyor.</p><p><strong>İNSANLARDAN BULAŞABİLİR Mİ?</strong></p><p>Louisiana'daki kişiden toplanan örneklerin genetik analizi, bu kişinin D1.1 genotipi ile enfekte olduğunu ortaya koydu.</p><p>Bu genotip, son zamanlarda yabani kuşlarda tespit edilen virüslere benzerken, sığırlar arasında yayılan versiyondan farklı.</p><p>Virüsün insanlar arasında bulaşabildiğine dair bir kanıt ise bulunmuyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Havacılık uzmanları değerlendirdi: Boeing&amp;apos;de sular durulacak mı?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/havacilik-uzmanlari-degerlendirdi-boeingde-sular-durulacak-mi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/havacilik-uzmanlari-degerlendirdi-boeingde-sular-durulacak-mi</guid>
<description><![CDATA[ Amerikan gazetesi Wall Street Journal, Amerikan havacılık devi Boeing&#039;in son skandalların ve kalite krizlerinin ardından kendisini toparlamak için ne yapması gerektiğini inceledi. Havada patlayan bir acil çıkış kapısı ,fabrikada yaşanan kalite kontrol krizleri, uzayda mahsur kalan astronotlar, üretimi felç eden bir grev... Son beş yılda Boeing&#039;in karşı karşıya olduğu sorunlar saymakla bitmiyor. İşte uzmanlara göre Boeing&#039;i ipin ucundan alabilecek bazı yöntemler.Havada patlayan bir acil çıkış kapısı. Fabrikada yaşanan kalite kontrol krizleri. Uzayda mahsur kalan astronotlar. Üretimi felç eden bir grev.
Boeing&#039;in karşı karşıya olduğu sorunlar saymakla bitmiyor.
2018 ve 2019&#039;da 346 kişinin ölümüne yol açan iki ölümcül kaza da denkleme dahil olduğunda, şirketin gidişatı hiç iç açıcı değil.Boeing&#039;in yeni CEO&#039;su Kelly Ortberg, kasım ayında şirket çalışanlarıyla düzenlediği toplantıda, &quot;Arkadaşlar, durum çok kötü.&quot; dedi.
Boeing, Avrupa&#039;nın Airbus&#039;ıyla birlikte ABD&#039;nin en büyük ihracatçısı ve dünyanın iki büyük ticari jet uçağı üreticisinden biri. Şirket ayrıca, ABD ordusu için jetler, bombalar ve helikopterlerle birlikte NASA için roketler ve uzay araçları üretiyor.Amerikan gazetesi Wall Street Journal, Boeing&#039;in kendisini toparlamak için ne yapması gerektiğini inceledi.
Mevcut ve eski Boeing liderleri, havayolu yöneticileri, çalışanlar ve tedarikçiler bu konuda fikirlerini paylaştı... İşte Boeing&#039;i ipin ucundan alabilecek bazı yöntemler.Boeing onlarca yıldır havacılık öncüsüydü -ancak Boeing&#039;in yeni bir uçak tanıtmasının üzerinden 20 yıl geçti. O zamandan beri, jet üreticisi mevcut modellerinde güncellemeler yaptı.
1996&#039;dan 2003&#039;e kadar Boeing&#039;in CEO&#039;su olan Phil Condit, Boeing&#039;in mümkün olan en kısa sürede yepyeni bir tasarım üzerinde çalışmaya başlaması gerektiğini söyledi.Boeing&#039;in ABD Temsilcisi Adam Smith ise, &quot;Başarılı şirketler büyük bahisler yapar. Önceden bir maliyeti var ama yapıyorlar.&quot; diye konuştu.
Washington Üniversitesi&#039;nde kariyer merkezi direktörü ve eski Boeing program yöneticisi olan Gail Cornelius, &quot;Mevcut nesil sosyal etkiyle çok ilgileniyor. Blue Origin insanları Mars&#039;a göndermek istiyor. Tesla, gazdan kurtulmak istiyor. Sosyal etki elle tutulur. Boeing&#039;in böyle bir etkisi yok.&quot; dedi.Boeing&#039;in şirket politikası zamanla yaratıcılığa ve kaliteye değer veren bir kültürden hissedar getirilerine öncelik veren bir politikaya dönüştü.
Yetkililere göre, şirketin her katmanına, fabrika zeminini süpüren kişiye kadar, herkes için en önemli odak noktası mükemmellik ve uçuş güvenliği olmalı.737 MAX kazaları halkın güvenini sarstı. Düzenleyiciler, yasa koyucuların baskısı altında, şirketi daha yakından incelemeye başladı, teslimatları ve yeni uçak modellerinin onayını yavaşlattı.
Geçtiğimiz yıl yaşanan olaylar halkın güvenini daha da aşındırdı. Boeing, temmuz ayında ölümcül MAX kazalarından önce hava güvenliği düzenleyicilerini yanılttığı yönündeki bir suçlamayı kabul etti.Boeing&#039;in Starliner uzay aracı, teknik sorunlar nedeniyle iki astronotu Uluslararası Uzay İstasyonu&#039;nda mahsur bıraktıktan sonra şimdi belirsiz bir gelecekle karşı karşıya.
Uzmanlar, Boeing&#039;in yeni bir uçak tasarlamak gibi büyük bir hamle yapmadan önce güvenlik sorunlarını düzene koyması gerektiğini söylüyor.
Boeing&#039;in başka bir hata daha ayapma lüksü yok.Boeing, havayolları arasında popüler hale gelen daha verimli Airbus A330 ile rekabet etmek için geniş gövdeli 787&#039;yi üretti.
787 harika bir uçaktı ancak aşırı mühendislik örnekleri içeriyordu.
Boeing jetlerinin dünyadaki en büyük sahibi olan kiracı AerCap&#039;in CEO&#039;su Aengus Kelly, &quot;Mühendislerin çılgınca hareket etmelerine izin verildi. Ay&#039;a uçabilen bu uçağı yaratma çabaları nedeniyle program maliyetin 26 milyar dolar üzerindeydi. Uçak 19 ay sonra uçmaya hazır hale geldi.&quot; dedi.Dış kaynak kullanımının artması, Boeing&#039;in tasarım ve üretim süreci üzerindeki inisiyatifini azalttı.
Son dönemdeki kalite sorunlarının birçoğu, Boeing&#039;in 2005 yılında ayırdığı bir gövde üreticisi olan Spirit AeroSystems&#039;a dayanıyor.2019&#039;da Etiyopya Havayolları&#039;nın 737 MAX uçağının düşmesi ve 157 yolcu ve mürettebatın ölmesi üzerine Etiyopya Havayolları CEO&#039;su olan Tewolde Gebremariam, mümkün olduğunca tasarım ve üretimi şirket içinde gerçekleştirin dedi. Kaza, uçakların bir yıldan uzun süre küresel olarak yere indirilmesine yol açtı.
Boeing, parçaları tasarlayan mühendisler ile bunları üretmekle görevli tedarikçiler arasında koordinasyon sağlamak için büyük ölçüde aracılara güveniyor. Bu durum, sorunlar ortaya çıktığında işleri yavaşlatıyor ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ScNHHC9p_U-MNuAwnjvJDQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Havacılık, uzmanları, değerlendirdi:, Boeingde, sular, durulacak, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ScNHHC9p_U-MNuAwnjvJDQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20240708040728715" class="type:primaryImage" alt="Havacılık uzmanları değerlendirdi: Boeing'de sular durulacak mı?"><p>Amerikan gazetesi Wall Street Journal, Amerikan havacılık devi Boeing'in son skandalların ve kalite krizlerinin ardından kendisini toparlamak için ne yapması gerektiğini inceledi. Havada patlayan bir acil çıkış kapısı ,fabrikada yaşanan kalite kontrol krizleri, uzayda mahsur kalan astronotlar, üretimi felç eden bir grev... Son beş yılda Boeing'in karşı karşıya olduğu sorunlar saymakla bitmiyor. İşte uzmanlara göre Boeing'i ipin ucundan alabilecek bazı yöntemler.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OpI4oOg8K0ONOX1Nw2uB2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havada patlayan bir acil çıkış kapısı. Fabrikada yaşanan kalite kontrol krizleri. Uzayda mahsur kalan astronotlar. Üretimi felç eden bir grev.
Boeing'in karşı karşıya olduğu sorunlar saymakla bitmiyor.
2018 ve 2019'da 346 kişinin ölümüne yol açan iki ölümcül kaza da denkleme dahil olduğunda, şirketin gidişatı hiç iç açıcı değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XisFml0fbEeSYSbvMZKOyw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boeing'in yeni CEO'su Kelly Ortberg, kasım ayında şirket çalışanlarıyla düzenlediği toplantıda, "Arkadaşlar, durum çok kötü." dedi.
Boeing, Avrupa'nın Airbus'ıyla birlikte ABD'nin en büyük ihracatçısı ve dünyanın iki büyük ticari jet uçağı üreticisinden biri. Şirket ayrıca, ABD ordusu için jetler, bombalar ve helikopterlerle birlikte NASA için roketler ve uzay araçları üretiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bSxwVUYzt0ihkPukdSw9yQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan gazetesi Wall Street Journal, Boeing'in kendisini toparlamak için ne yapması gerektiğini inceledi.
Mevcut ve eski Boeing liderleri, havayolu yöneticileri, çalışanlar ve tedarikçiler bu konuda fikirlerini paylaştı... İşte Boeing'i ipin ucundan alabilecek bazı yöntemler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3FkGc6HIt0WZX_9ELqseuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boeing onlarca yıldır havacılık öncüsüydü -ancak Boeing'in yeni bir uçak tanıtmasının üzerinden 20 yıl geçti. O zamandan beri, jet üreticisi mevcut modellerinde güncellemeler yaptı.
1996'dan 2003'e kadar Boeing'in CEO'su olan Phil Condit, Boeing'in mümkün olan en kısa sürede yepyeni bir tasarım üzerinde çalışmaya başlaması gerektiğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8N7x4zAI00q4F8QbjnB8MQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boeing'in ABD Temsilcisi Adam Smith ise, "Başarılı şirketler büyük bahisler yapar. Önceden bir maliyeti var ama yapıyorlar." diye konuştu.
Washington Üniversitesi'nde kariyer merkezi direktörü ve eski Boeing program yöneticisi olan Gail Cornelius, "Mevcut nesil sosyal etkiyle çok ilgileniyor. Blue Origin insanları Mars'a göndermek istiyor. Tesla, gazdan kurtulmak istiyor. Sosyal etki elle tutulur. Boeing'in böyle bir etkisi yok." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ru7yYrYiu0eMX9nyZp__TA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boeing'in şirket politikası zamanla yaratıcılığa ve kaliteye değer veren bir kültürden hissedar getirilerine öncelik veren bir politikaya dönüştü.
Yetkililere göre, şirketin her katmanına, fabrika zeminini süpüren kişiye kadar, herkes için en önemli odak noktası mükemmellik ve uçuş güvenliği olmalı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vH56aBGMiUW97EfJ78z6Dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>737 MAX kazaları halkın güvenini sarstı. Düzenleyiciler, yasa koyucuların baskısı altında, şirketi daha yakından incelemeye başladı, teslimatları ve yeni uçak modellerinin onayını yavaşlattı.
Geçtiğimiz yıl yaşanan olaylar halkın güvenini daha da aşındırdı. Boeing, temmuz ayında ölümcül MAX kazalarından önce hava güvenliği düzenleyicilerini yanılttığı yönündeki bir suçlamayı kabul etti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NDUjTbHUL06oqs5z7ahP_w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boeing'in Starliner uzay aracı, teknik sorunlar nedeniyle iki astronotu Uluslararası Uzay İstasyonu'nda mahsur bıraktıktan sonra şimdi belirsiz bir gelecekle karşı karşıya.
Uzmanlar, Boeing'in yeni bir uçak tasarlamak gibi büyük bir hamle yapmadan önce güvenlik sorunlarını düzene koyması gerektiğini söylüyor.
Boeing'in başka bir hata daha ayapma lüksü yok.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P_fldoX3RUOfjB4XeerRjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Boeing, havayolları arasında popüler hale gelen daha verimli Airbus A330 ile rekabet etmek için geniş gövdeli 787'yi üretti.
787 harika bir uçaktı ancak aşırı mühendislik örnekleri içeriyordu.
Boeing jetlerinin dünyadaki en büyük sahibi olan kiracı AerCap'in CEO'su Aengus Kelly, "Mühendislerin çılgınca hareket etmelerine izin verildi. Ay'a uçabilen bu uçağı yaratma çabaları nedeniyle program maliyetin 26 milyar dolar üzerindeydi. Uçak 19 ay sonra uçmaya hazır hale geldi." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lgAqeGnNQkSzsFznsDrs8A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dış kaynak kullanımının artması, Boeing'in tasarım ve üretim süreci üzerindeki inisiyatifini azalttı.
Son dönemdeki kalite sorunlarının birçoğu, Boeing'in 2005 yılında ayırdığı bir gövde üreticisi olan Spirit AeroSystems'a dayanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MVQyByClk0KUUNt1OGijVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2019'da Etiyopya Havayolları'nın 737 MAX uçağının düşmesi ve 157 yolcu ve mürettebatın ölmesi üzerine Etiyopya Havayolları CEO'su olan Tewolde Gebremariam, mümkün olduğunca tasarım ve üretimi şirket içinde gerçekleştirin dedi. Kaza, uçakların bir yıldan uzun süre küresel olarak yere indirilmesine yol açtı.
Boeing, parçaları tasarlayan mühendisler ile bunları üretmekle görevli tedarikçiler arasında koordinasyon sağlamak için büyük ölçüde aracılara güveniyor. Bu durum, sorunlar ortaya çıktığında işleri yavaşlatıyor</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA paylaştı: Mars&amp;apos;taki toz şeytanlarının inanılmaz görüntüsü!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-paylasti-marstaki-toz-seytanlarinin-inanilmaz-goeruntusu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-paylasti-marstaki-toz-seytanlarinin-inanilmaz-goeruntusu</guid>
<description><![CDATA[ NASA&#039;nın Mars Keşif Yörünge Aracı&#039;ndaki HiRISE Kızıl Gezegen&#039;in yüzeyini sarsan toz şeytanlarının izlerini gözler önüne serdi. 2022&#039;de kaydedilen görüntülerde toz şeytanlarının örümcek ağlarına benzer izler bıraktığı Haldane Krateri yer alıyor.NASA, Mars yüzeyinde dönen toz şeytanlarını gösteren inanılmaz görüntüleri paylaştı.
Eylül 2022&#039;de NASA&#039;nın Mars Keşif Yörünge Aracı&#039;ndaki HiRISE kamerası tarafından çekilen görüntü, Mars&#039;ın Haldane Krateri&#039;nde oluşan toz şeytanlarının etkisini gösterdi. 
Hem Dünya&#039;da hem de Mars&#039;ta görülebilen ve yüzeydeki tozları birbirine katan hortumlara &#039;toz şeytanı&#039; ismi veriliyor. Bunlar diğer hortumlardan farklı olarak gökyüzünden aşağı doğru değil, yerden yukarı doğru oluşuyor.Bu doğa olayı, Mars yüzeyinde izler bırakırken, diğer toz şeytanları da yer değiştirmeden önce dağılıyor.
Bilim insanları, bu görüntüleri inceleyerek Mars&#039;ın atmosferik süreçlerini daha iyi anlamayı amaçlıyor.
Özellikle, tozun yüzeydeki birikme hızı üzerinde yapılan araştırmalar, gezegenin iklimini yönlendiren hava koşulları hakkında daha fazla bilgi sunuyor.Mars&#039;ın atmosferi, Dünya&#039;nınkinden çok daha ince ve karbondioksit yönünden zengin. Bu, gezegenin yüzeyinde soğuk ve zorlu yaşam koşullarına yol açıyor.
Mars&#039;ta bulunan volkanlar, geniş kanyonlar ve geçmişte sıvı suyun varlığına dair jeolojik kanıtlar, gezegenin bir zamanlar daha kalın bir atmosfere sahip olduğunu ve yaşam barındırabileceğini düşündürüyor.Mars&#039;taki toz şeytanları, bilim insanları için oldukça önemli bir fenomen. Bu doğa olayları, Mars yüzeyindeki tozun hareketini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda gezegenin atmosferini ve iklimini de etkileyebilir.
Toz şeytanlarının etkisi, Mars yüzeyindeki makineler için hem faydalı hem de zararlı olabilir; özellikle güneş panelleri üzerinde toz birikmesi, verimliliği düşürebilirken, güçlü rüzgarlar panelleri temizleyerek faydalı bir etki yaratabilir.NASA&#039;nın JPL ekibi tarafından yayınlanan son görüntüler, Mars yüzeyindeki toz şeytanlarının hareketini ve etkisini daha ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Bilim insanları, bu fenomenin daha iyi anlaşılmasının, gelecekteki Mars görevlerinde önemli bir rol oynayacağına inanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cj8sB09jd0W0-n91yKmCzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, paylaştı:, Marstaki, toz, şeytanlarının, inanılmaz, görüntüsü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Cj8sB09jd0W0-n91yKmCzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA paylaştı: Mars'taki toz şeytanlarının inanılmaz görüntüsü!"><p>NASA'nın Mars Keşif Yörünge Aracı'ndaki HiRISE Kızıl Gezegen'in yüzeyini sarsan toz şeytanlarının izlerini gözler önüne serdi. 2022'de kaydedilen görüntülerde toz şeytanlarının örümcek ağlarına benzer izler bıraktığı Haldane Krateri yer alıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QaF_n6-HMUuhbS6cz2jFsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA, Mars yüzeyinde dönen toz şeytanlarını gösteren inanılmaz görüntüleri paylaştı.
Eylül 2022'de NASA'nın Mars Keşif Yörünge Aracı'ndaki HiRISE kamerası tarafından çekilen görüntü, Mars'ın Haldane Krateri'nde oluşan toz şeytanlarının etkisini gösterdi. 
Hem Dünya'da hem de Mars'ta görülebilen ve yüzeydeki tozları birbirine katan hortumlara 'toz şeytanı' ismi veriliyor. Bunlar diğer hortumlardan farklı olarak gökyüzünden aşağı doğru değil, yerden yukarı doğru oluşuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6kD2rbmQ7E-k7YQ3IfP7LQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu doğa olayı, Mars yüzeyinde izler bırakırken, diğer toz şeytanları da yer değiştirmeden önce dağılıyor.
Bilim insanları, bu görüntüleri inceleyerek Mars'ın atmosferik süreçlerini daha iyi anlamayı amaçlıyor.
Özellikle, tozun yüzeydeki birikme hızı üzerinde yapılan araştırmalar, gezegenin iklimini yönlendiren hava koşulları hakkında daha fazla bilgi sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MYktn08wbkiqUBVgBf09vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mars'ın atmosferi, Dünya'nınkinden çok daha ince ve karbondioksit yönünden zengin. Bu, gezegenin yüzeyinde soğuk ve zorlu yaşam koşullarına yol açıyor.
Mars'ta bulunan volkanlar, geniş kanyonlar ve geçmişte sıvı suyun varlığına dair jeolojik kanıtlar, gezegenin bir zamanlar daha kalın bir atmosfere sahip olduğunu ve yaşam barındırabileceğini düşündürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hQHFjwvaWU-sFTlQ8iMx_A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mars'taki toz şeytanları, bilim insanları için oldukça önemli bir fenomen. Bu doğa olayları, Mars yüzeyindeki tozun hareketini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda gezegenin atmosferini ve iklimini de etkileyebilir.
Toz şeytanlarının etkisi, Mars yüzeyindeki makineler için hem faydalı hem de zararlı olabilir; özellikle güneş panelleri üzerinde toz birikmesi, verimliliği düşürebilirken, güçlü rüzgarlar panelleri temizleyerek faydalı bir etki yaratabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9HM2cDQhfECe2xEhEhr6Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA'nın JPL ekibi tarafından yayınlanan son görüntüler, Mars yüzeyindeki toz şeytanlarının hareketini ve etkisini daha ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Bilim insanları, bu fenomenin daha iyi anlaşılmasının, gelecekteki Mars görevlerinde önemli bir rol oynayacağına inanıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA&amp;apos;dan uzay çağını değiştirecek keşif: Ay saatinin ayrıntıları ortaya çıktı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasadan-uzay-cagini-degistirecek-kesif-ay-saatinin-ayrintilari-ortaya-cikti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasadan-uzay-cagini-degistirecek-kesif-ay-saatinin-ayrintilari-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ NASA&#039;nın Jet İtki Laboratuvarı (JPL) araştırmacıları, Ay&#039;da zaman ölçümünü Dünya&#039;ya göre belirlemek için yeni bir sistem tasarladı. Araştırmacılar mevcut verilere dayanarak Ay zamanının Dünya zamanına göre daha hızlı ilerlediğini ortaya koydu. Buna göre kütleçekim ve göreliliğin etkileri nedeniyle Ay&#039;daki saatin Dünya saatinden farklı çalışacağı kaydedildi. &quot;Zaman genişlemesi&quot; ilkesine dayalı bu sistem, uzay misyonlarında nanosaniye hassasiyeti sağlayarak Ay görevlerini destekleyecek.NASA&#039;nın Jet İtki Laboratuvarı (JPL) araştırmacıları, Ay zamanı ölçümü için yeni bir sistem hesapladı.
Çoğu insanın günlük programları için gerekli olmasa da, Ay yüzeyindeki zamanın Dünya zamanına kıyasla belirlenmesi, Ay&#039;da kalıcı bir insan varlığı sağlamak için hayati önem taşıyor.Geçtiğimiz yılın başlarında ABD Başkanı Joe Biden, NASA&#039;yı Koordine Edilmiş Ay Zamanı (LTC) hesaplaması üzerinde çalışmaya başlaması için görevlendirdi.
Ancak, kütleçekim kuvveti ve göreliliğin karmaşıklıkları nedeniyle, Artemis Üs Kampı&#039;ndaki saatler Dünya&#039;dakilerden farklı çalışacağı belirtildi.
Bu da mümkün olduğunca doğru ve güvenilir çalışacak tamamen yeni saatlerin tasarlanmasını gerektiriyor.Physical Review D dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, yeni sistemin anahtarı “zaman genişlemesi” olarak bilinen görelilik zaman dönüşümleri.
JPL astrofizikçisi ve çalışmanın ortak yazarı Slava Turyshev, Popular Science dergisine yaptığı açıklamada, “Çalışmamız, Ay çevresi ve derin uzay ortamlarında zaman standardizasyonu için daha geniş hedeflerle kavramsal olarak uyumludur. Bu standartlar, navigasyon, iletişim ve bilimsel operasyonlar için nanosaniyenin altındaki bir eşzamanlama gerektiren gelecekteki Ay görevleri için temel teşkil ediyor.” dedi.
AY VE DÜNYA SAATİNİN FARKLILIKLARI
Bir saniyenin uzunluğu, kütleçekim kuvvetine ve göreceli hıza bağlı olarak farklı şekilde algılanır.
Örneğin, Ay&#039;daki bir astronot Dünya merkezli bir saate baktığında, saatin her bir Dünya gününde yaklaşık 56 mikrosaniye kaybettiğini görür.
Bu miktar küçük gibi görünse de zamanla birikir ve milyarlarca dolarlık Ay görevleri ve astronot hayatları söz konusu olduğunda büyük sorunlara yol açabilir.Turyshev’in ekibi, “Bu sistemler, operasyonel verimlilik, bilimsel çalışmalar ve Ay&#039;daki gelecekteki ticari faaliyetler için kritik öneme sahiptir. Mevcut Dünya merkezli çerçeveler bu gereksinimleri karşılamada yetersizdir ve bağımsız bir Ay koordinat ve zaman sistemi geliştirilmesini gerekli kılmaktadır.” ifadelerini kullandı. 
JPL araştırmacıları Dünya&#039;daki zaman ölçümünde kullanılan görelilik ilkelerini Ay ortamına uyarladı.
Bu süreçte daha zayıf Ay yerçekiminin saatlerin daha hızlı çalışmasına neden olması, Ay’ın yörüngesi sırasında meydana gelen periyodik zaman değişiklikleri ve zaman üzerinde etkili olan “kütle yoğunluğu anomalileri” gibi faktörler dikkate alındı.
Araştırmacılar, 2011 yılında fırlatılan ve on yıl süren NASA’nın Gravity Recovery and Interior Laboratory (GRAIL) görevi sırasında toplanan detaylı verilere başvurdu.GRAIL görevi, Ay’ın yüzeyini haritalandırmanın yanı sıra kütleçekim alanını ölçmek için bir çift uydu kullandı.
Ayrıca, Ay ve Dünya arasındaki yörünge mesafelerini milimetre hassasiyetinde ölçen Lunar Laser Ranging (LLR) projesinden elde edilen bilgiler de dikkate alındı.
Son derece yoğun hesaplamalar ve fizik analizlerinin ardından Turyshev ve ekibi, Ay zamanının Dünya zamanına göre günde yaklaşık 56 mikrosaniye ilerlediğini belirledi.Ay’ın yörüngesine bağlı olarak değişen bu yarı düzenli salınımlar, her 27.5 günde sadece yaklaşık 0.47 mikrosaniyelik farklar oluşturuyor.
Ancak bu küçük farklılıklar, güvenli roket inişleri ve görev programları gibi hesaplamalarda büyük fark yaratabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jPjBEPYE-U2lrPk5eF-xOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASAdan, uzay, çağını, değiştirecek, keşif:, saatinin, ayrıntıları, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jPjBEPYE-U2lrPk5eF-xOA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA'dan uzay çağını değiştirecek keşif: Ay saatinin ayrıntıları ortaya çıktı"><p>NASA'nın Jet İtki Laboratuvarı (JPL) araştırmacıları, Ay'da zaman ölçümünü Dünya'ya göre belirlemek için yeni bir sistem tasarladı. Araştırmacılar mevcut verilere dayanarak Ay zamanının Dünya zamanına göre daha hızlı ilerlediğini ortaya koydu. Buna göre kütleçekim ve göreliliğin etkileri nedeniyle Ay'daki saatin Dünya saatinden farklı çalışacağı kaydedildi. "Zaman genişlemesi" ilkesine dayalı bu sistem, uzay misyonlarında nanosaniye hassasiyeti sağlayarak Ay görevlerini destekleyecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5lzK2cFdQUSR2bC0HMKhZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA'nın Jet İtki Laboratuvarı (JPL) araştırmacıları, Ay zamanı ölçümü için yeni bir sistem hesapladı.
Çoğu insanın günlük programları için gerekli olmasa da, Ay yüzeyindeki zamanın Dünya zamanına kıyasla belirlenmesi, Ay'da kalıcı bir insan varlığı sağlamak için hayati önem taşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aZ9fbXJei06UzUvi4W4vYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz yılın başlarında ABD Başkanı Joe Biden, NASA'yı Koordine Edilmiş Ay Zamanı (LTC) hesaplaması üzerinde çalışmaya başlaması için görevlendirdi.
Ancak, kütleçekim kuvveti ve göreliliğin karmaşıklıkları nedeniyle, Artemis Üs Kampı'ndaki saatler Dünya'dakilerden farklı çalışacağı belirtildi.
Bu da mümkün olduğunca doğru ve güvenilir çalışacak tamamen yeni saatlerin tasarlanmasını gerektiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PIapdKRdIkS2-UeS1NB6PQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Physical Review D dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, yeni sistemin anahtarı “zaman genişlemesi” olarak bilinen görelilik zaman dönüşümleri.
JPL astrofizikçisi ve çalışmanın ortak yazarı Slava Turyshev, Popular Science dergisine yaptığı açıklamada, “Çalışmamız, Ay çevresi ve derin uzay ortamlarında zaman standardizasyonu için daha geniş hedeflerle kavramsal olarak uyumludur. Bu standartlar, navigasyon, iletişim ve bilimsel operasyonlar için nanosaniyenin altındaki bir eşzamanlama gerektiren gelecekteki Ay görevleri için temel teşkil ediyor.” dedi.
AY VE DÜNYA SAATİNİN FARKLILIKLARI
Bir saniyenin uzunluğu, kütleçekim kuvvetine ve göreceli hıza bağlı olarak farklı şekilde algılanır.
Örneğin, Ay'daki bir astronot Dünya merkezli bir saate baktığında, saatin her bir Dünya gününde yaklaşık 56 mikrosaniye kaybettiğini görür.
Bu miktar küçük gibi görünse de zamanla birikir ve milyarlarca dolarlık Ay görevleri ve astronot hayatları söz konusu olduğunda büyük sorunlara yol açabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2tbSvN38E0aAUY5hPLHyJw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Turyshev’in ekibi, “Bu sistemler, operasyonel verimlilik, bilimsel çalışmalar ve Ay'daki gelecekteki ticari faaliyetler için kritik öneme sahiptir. Mevcut Dünya merkezli çerçeveler bu gereksinimleri karşılamada yetersizdir ve bağımsız bir Ay koordinat ve zaman sistemi geliştirilmesini gerekli kılmaktadır.” ifadelerini kullandı. 
JPL araştırmacıları Dünya'daki zaman ölçümünde kullanılan görelilik ilkelerini Ay ortamına uyarladı.
Bu süreçte daha zayıf Ay yerçekiminin saatlerin daha hızlı çalışmasına neden olması, Ay’ın yörüngesi sırasında meydana gelen periyodik zaman değişiklikleri ve zaman üzerinde etkili olan “kütle yoğunluğu anomalileri” gibi faktörler dikkate alındı.
Araştırmacılar, 2011 yılında fırlatılan ve on yıl süren NASA’nın Gravity Recovery and Interior Laboratory (GRAIL) görevi sırasında toplanan detaylı verilere başvurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ls45noJMK0ycx3tU3a9WRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GRAIL görevi, Ay’ın yüzeyini haritalandırmanın yanı sıra kütleçekim alanını ölçmek için bir çift uydu kullandı.
Ayrıca, Ay ve Dünya arasındaki yörünge mesafelerini milimetre hassasiyetinde ölçen Lunar Laser Ranging (LLR) projesinden elde edilen bilgiler de dikkate alındı.
Son derece yoğun hesaplamalar ve fizik analizlerinin ardından Turyshev ve ekibi, Ay zamanının Dünya zamanına göre günde yaklaşık 56 mikrosaniye ilerlediğini belirledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SQ6NlVNb4U6x8_885nhTEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ay’ın yörüngesine bağlı olarak değişen bu yarı düzenli salınımlar, her 27.5 günde sadece yaklaşık 0.47 mikrosaniyelik farklar oluşturuyor.
Ancak bu küçük farklılıklar, güvenli roket inişleri ve görev programları gibi hesaplamalarda büyük fark yaratabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Black Mirror gerçek oldu: Yapay zeka için 2 saat yeterli!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/black-mirror-gercek-oldu-yapay-zeka-icin-2-saat-yeterli</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/black-mirror-gercek-oldu-yapay-zeka-icin-2-saat-yeterli</guid>
<description><![CDATA[ Google ve Stanford Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, sadece iki saatlik bir yapay zeka görüşmesinin insan kişiliğini yüksek doğrulukla taklit edebileceğini keşfetti. Bin 52 katılımcıyla gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen verilerle, her bireyin &quot;simülasyon ajanı&quot; (YZ kopyası) oluşturuldu. Uzmanlar, insan davranışlarını modelleme konusunda yeni fırsatlar sunan çalışmanın manipülasyon ve istismar gibi amaçlarla kullanılabileceği uyarısında bulundu.Google ve Stanford Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar tarafından yapılan, ön baskı veritabanı arXiv&#039;de 15 Kasım&#039;da yayınlanan yeni bir çalışma, insan kişiliğinin birebir kopyasını çıkarmak için yapay zeka (YZ) modeliyle iki saatlik bir sohbetin yeterli olduğunu ortaya koydu. 
Çalışma kapsamunda bin 52 katılımcıyla gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen verilerle, her bireyin &quot;simülasyon ajanı&quot; (YZ kopyası) oluşturuldu.Simülasyonların doğruluğunu test etmek için katılımcılar iki farklı zamanda kişilik testleri, sosyal anketler ve mantık oyunları tamamladı.
Aynı testler, yapay zeka simülasyonlarına da uygulandığında, insan yanıtlarıyla yüzde 85 oranında doğru şekilde eşleştiği görüldü.Çalışmada, yapay zeka simülasyonlarının halk sağlığı politikalarının etkisini değerlendirmekten ürün lansmanlarına verilen tepkileri ölçmeye kadar geniş bir kullanım alanı olduğu belirtildi.
Ayrıca, etik ya da lojistik zorluklar nedeniyle insanların katılımının mümkün olmadığı durumlarda, büyük ölçekli toplumsal olaylara verilen tepkileri modellemek için kullanılabileceği ifade edildi.Araştırmacılar tarafından &quot;İnsan tutum ve davranışlarının simülasyonu, araştırmacılara geniş bir yelpazede teoriler ve müdahalelerİ test edebilecekleri bir laboratuvar sunabilir&quot; diyerek teknolojinin potansiyelini vurguladı.Araştırmada kullanılan yöntem, katılımcıların yaşam öyküleri, değerleri ve toplumsal görüşlerini kapsayan detaylı görüşmelerle zenginleştirildi.
Yapay zekanın, standart anketlerin yakalayamayacağı nüansları algılayabildiği, ancak ekonomik karar verme gibi dinamik ve bağlamsal süreçlerde daha düşük doğruluk sergilediği belirtildi.Teknolojinin olası kötüye kullanım riskleri de vurgulandı. Deepfake ve benzeri teknolojiler, sahte kimlikler oluşturmak, manipülasyon ve istismar gibi amaçlarla kullanılabiliyor.
Araştırmacılar, yapay zeka simülasyonlarının da bu tür tehditlere açık olduğunu belirtti.Stanford Üniversitesi&#039;nden çalışmanın başyazarı Joon Sung Park, &quot;Etrafınızda sizin yerinize karar veren bir grup küçük &quot;siz&quot; olduğunu hayal edin. Bu, insan davranışını anlamada yeni bir çağın başlangıcı olabilir.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NE3pYMVDAU2XSQIQQEInwA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Black, Mirror, gerçek, oldu:, Yapay, zeka, için, saat, yeterli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NE3pYMVDAU2XSQIQQEInwA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Black Mirror gerçek oldu: Yapay zeka için 2 saat yeterli!"><p>Google ve Stanford Üniversitesi'nden araştırmacılar, sadece iki saatlik bir yapay zeka görüşmesinin insan kişiliğini yüksek doğrulukla taklit edebileceğini keşfetti. Bin 52 katılımcıyla gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen verilerle, her bireyin "simülasyon ajanı" (YZ kopyası) oluşturuldu. Uzmanlar, insan davranışlarını modelleme konusunda yeni fırsatlar sunan çalışmanın manipülasyon ve istismar gibi amaçlarla kullanılabileceği uyarısında bulundu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xDlZIuzrtUeLPZ-E__Ux5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Google ve Stanford Üniversitesi'nden araştırmacılar tarafından yapılan, ön baskı veritabanı arXiv'de 15 Kasım'da yayınlanan yeni bir çalışma, insan kişiliğinin birebir kopyasını çıkarmak için yapay zeka (YZ) modeliyle iki saatlik bir sohbetin yeterli olduğunu ortaya koydu. 
Çalışma kapsamunda bin 52 katılımcıyla gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen verilerle, her bireyin "simülasyon ajanı" (YZ kopyası) oluşturuldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i8vdxmLNMEGtaxDtbHgnOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Simülasyonların doğruluğunu test etmek için katılımcılar iki farklı zamanda kişilik testleri, sosyal anketler ve mantık oyunları tamamladı.
Aynı testler, yapay zeka simülasyonlarına da uygulandığında, insan yanıtlarıyla yüzde 85 oranında doğru şekilde eşleştiği görüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GTXZZ4ndrUOwxnpRR6DYjA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmada, yapay zeka simülasyonlarının halk sağlığı politikalarının etkisini değerlendirmekten ürün lansmanlarına verilen tepkileri ölçmeye kadar geniş bir kullanım alanı olduğu belirtildi.
Ayrıca, etik ya da lojistik zorluklar nedeniyle insanların katılımının mümkün olmadığı durumlarda, büyük ölçekli toplumsal olaylara verilen tepkileri modellemek için kullanılabileceği ifade edildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3SZ854fMfEa1PLuHGT-knA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar tarafından "İnsan tutum ve davranışlarının simülasyonu, araştırmacılara geniş bir yelpazede teoriler ve müdahalelerİ test edebilecekleri bir laboratuvar sunabilir" diyerek teknolojinin potansiyelini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mVm7bGMlgUGmFliLk3PEPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmada kullanılan yöntem, katılımcıların yaşam öyküleri, değerleri ve toplumsal görüşlerini kapsayan detaylı görüşmelerle zenginleştirildi.
Yapay zekanın, standart anketlerin yakalayamayacağı nüansları algılayabildiği, ancak ekonomik karar verme gibi dinamik ve bağlamsal süreçlerde daha düşük doğruluk sergilediği belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QfeOAjZdtEWhrvbYAYRTtg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teknolojinin olası kötüye kullanım riskleri de vurgulandı. Deepfake ve benzeri teknolojiler, sahte kimlikler oluşturmak, manipülasyon ve istismar gibi amaçlarla kullanılabiliyor.
Araştırmacılar, yapay zeka simülasyonlarının da bu tür tehditlere açık olduğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nJgpRx8bfEyuV4C3e6sFOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stanford Üniversitesi'nden çalışmanın başyazarı Joon Sung Park, "Etrafınızda sizin yerinize karar veren bir grup küçük "siz" olduğunu hayal edin. Bu, insan davranışını anlamada yeni bir çağın başlangıcı olabilir." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA&amp;apos;dan kritik toplantı: Mars&amp;apos;tan toplanan örneklerin geleceği belli oluyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasadan-kritik-toplanti-marstan-toplanan-oerneklerin-gelecegi-belli-oluyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasadan-kritik-toplanti-marstan-toplanan-oerneklerin-gelecegi-belli-oluyor</guid>
<description><![CDATA[ NASA’nın Perseverance gezgini tarafından toplanan Mars örnekleri için kritik karar bugün açıklanacak. NASA yöneticisi Bill Nelson ve yardımcısı Nicky Fox, TSİ 21.00’de görevle ilgili düzenlenecek toplantıda güncelleme yapacak. Mars Örneklerini Geri Getirme misyonu, ESA ile iş birliği içinde devam ederken, bütçe kesintileri ve yönetim zorlukları nedeniyle aksaklıklar yaşanıyor. NASA, örneklerin 2040’tan önce Dünya’ya ulaşması için maliyeti azaltmaya yönelik planlar üzerinde çalışıyor.NASA’nın Perseverance gezgini tarafından toplanan Mars örneklerinin kaderi belli oluyor.
NASA yöneticisi Bill Nelson ve yardımcı yönetici Nicky Fox, 7 Ocak Salı günü, TSİ 21.00&#039;de belirsizlikte kalan bu görevle ilgili bir güncelleme sağlayacak.NASA’dan Jessica Taveau, “Bugün yapılacak toplantı Mars’tan bilimsel olarak seçilmiş örnekleri Dünya’ya geri getirme hedefini tamamlama çabalarını, aynı zamanda maliyeti, riski ve görev karmaşıklığını azaltma çalışmalarını içerecek.” dedi.
BİR SÜREDİR SORUNLARLA BOĞUŞUYOR
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile NASA’nın ortak Mars Örneklerini Geri Getirme görevi bir süredir sıkıntılarla karşı karşıya.
Görev, Şubat 2021’de Perseverance gezgininin konuşlandırılmasıyla başladı.
Perseverance’ın devam eden misyonunun bir parçası, Mars kayalarından ilginç örnekler toplamak.
Bu örnekler şu anda Mars yüzeyinde kapalı kaplarda bulunuyor ve başka bir görev tarafından toplanıp Dünya’ya geri getirilmesi planlanıyor.2023 yılında, Mars örneklerini geri getirme misyonunun geleceği, bağımsız bir incelemenin programın gerçekçi olmayan bütçe ve zaman çizelgesi beklentileri, ağır işleyen bir yapısı olduğunu ve etkili bir şekilde yönetilecek şekilde düzenlenmediğini ortaya koymasının ardından belirsizleşti.
Temsilciler Meclisi ve Senato tahsis komiteleri, ardından, özellikle Mars Örneklerini Geri Getirme misyonundan, NASA’nın 2024 bütçesinden 454 milyon dolarlık kesinti içeren bir bütçe önerdi.NASA da misyon üzerindeki harcamalarını azalttı ve misyonu yöneten Jet Propulsion Laboratory’den (Jet İtki Laboratuvarı) çok sayıda çalışan ve yükleniciyi işten çıkardı.
Bu durum, görevin iptal edilebileceği ve Perseverance tarafından doldurulan kapların belirsiz bir süre boyunca Mars yüzeyinde kalabileceği endişelerini artırdı.
Nisan 2024’te Nelson ve Fox, görevin iptal edilmediğini ve uzay ajansının hem maliyeti düşürmek hem de örnekleri 2040’tan önce Dünya’ya getirmek için bir yol aradığını açıkladı.Ekim 2024’te NASA, Mars Örneklerini Geri Getirme misyonunun geleceğini değerlendirmek üzere yeni bir ekip oluşturduğunu ve bu ekibin tam raporunun 2024 yılı sonuna kadar beklenildiğini duyurdu.
Canlı yayında bu raporun bulgularının açıklanma olasılığı yüksek.
Bu yayın NASA’nın internet sitesinden veya resmi YouTube kanaılndan canlı yayınlanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9nsiUdEEDkWtrERywlggcw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASAdan, kritik, toplantı:, Marstan, toplanan, örneklerin, geleceği, belli, oluyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9nsiUdEEDkWtrERywlggcw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA'dan kritik toplantı: Mars'tan toplanan örneklerin geleceği belli oluyor"><p>NASA’nın Perseverance gezgini tarafından toplanan Mars örnekleri için kritik karar bugün açıklanacak. NASA yöneticisi Bill Nelson ve yardımcısı Nicky Fox, TSİ 21.00’de görevle ilgili düzenlenecek toplantıda güncelleme yapacak. Mars Örneklerini Geri Getirme misyonu, ESA ile iş birliği içinde devam ederken, bütçe kesintileri ve yönetim zorlukları nedeniyle aksaklıklar yaşanıyor. NASA, örneklerin 2040’tan önce Dünya’ya ulaşması için maliyeti azaltmaya yönelik planlar üzerinde çalışıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nzzFFBU-tUaIRqhxYv2I-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA’nın Perseverance gezgini tarafından toplanan Mars örneklerinin kaderi belli oluyor.
NASA yöneticisi Bill Nelson ve yardımcı yönetici Nicky Fox, 7 Ocak Salı günü, TSİ 21.00'de belirsizlikte kalan bu görevle ilgili bir güncelleme sağlayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uLn4Ryv79UWpsGHQ8IEoXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA’dan Jessica Taveau, “Bugün yapılacak toplantı Mars’tan bilimsel olarak seçilmiş örnekleri Dünya’ya geri getirme hedefini tamamlama çabalarını, aynı zamanda maliyeti, riski ve görev karmaşıklığını azaltma çalışmalarını içerecek.” dedi.
BİR SÜREDİR SORUNLARLA BOĞUŞUYOR
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile NASA’nın ortak Mars Örneklerini Geri Getirme görevi bir süredir sıkıntılarla karşı karşıya.
Görev, Şubat 2021’de Perseverance gezgininin konuşlandırılmasıyla başladı.
Perseverance’ın devam eden misyonunun bir parçası, Mars kayalarından ilginç örnekler toplamak.
Bu örnekler şu anda Mars yüzeyinde kapalı kaplarda bulunuyor ve başka bir görev tarafından toplanıp Dünya’ya geri getirilmesi planlanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C8vNdXohwUytWLul2iIBPQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2023 yılında, Mars örneklerini geri getirme misyonunun geleceği, bağımsız bir incelemenin programın gerçekçi olmayan bütçe ve zaman çizelgesi beklentileri, ağır işleyen bir yapısı olduğunu ve etkili bir şekilde yönetilecek şekilde düzenlenmediğini ortaya koymasının ardından belirsizleşti.
Temsilciler Meclisi ve Senato tahsis komiteleri, ardından, özellikle Mars Örneklerini Geri Getirme misyonundan, NASA’nın 2024 bütçesinden 454 milyon dolarlık kesinti içeren bir bütçe önerdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sSPU1-z26Uael55L53GPvw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA da misyon üzerindeki harcamalarını azalttı ve misyonu yöneten Jet Propulsion Laboratory’den (Jet İtki Laboratuvarı) çok sayıda çalışan ve yükleniciyi işten çıkardı.
Bu durum, görevin iptal edilebileceği ve Perseverance tarafından doldurulan kapların belirsiz bir süre boyunca Mars yüzeyinde kalabileceği endişelerini artırdı.
Nisan 2024’te Nelson ve Fox, görevin iptal edilmediğini ve uzay ajansının hem maliyeti düşürmek hem de örnekleri 2040’tan önce Dünya’ya getirmek için bir yol aradığını açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Uaa0SeA7SEKPFQjVuLKgKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekim 2024’te NASA, Mars Örneklerini Geri Getirme misyonunun geleceğini değerlendirmek üzere yeni bir ekip oluşturduğunu ve bu ekibin tam raporunun 2024 yılı sonuna kadar beklenildiğini duyurdu.
Canlı yayında bu raporun bulgularının açıklanma olasılığı yüksek.
Bu yayın NASA’nın internet sitesinden veya resmi YouTube kanaılndan canlı yayınlanacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>780 milyon yıllık kalıntılar ortaya çıkardı: Et seven mağara adamı efsanesi çürütüldü!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/780-milyon-yillik-kalintilar-ortaya-cikardi-et-seven-magara-adami-efsanesi-curutuldu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/780-milyon-yillik-kalintilar-ortaya-cikardi-et-seven-magara-adami-efsanesi-curutuldu</guid>
<description><![CDATA[ Yapılan son araştırmalar, ilk insanların beslenme tarzının büyük ölçüde bitki bazlı gıdalardan oluştuğunu ve et ağırlıklı beslenme klişesinin gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu.Bar-Ilan Üniversitesi&#039;nde yapılan yeni bir araştırma, ilk insanların beslenme alışkanlıklarına dair yaygın bir yanılgıyı ortaya çıkardı. 
Çalışmada, büyük ölçüde et tükettiği düşünülen  mağara adamlarının besinlerinde meşe palamudu, tahıllar, baklagiller ve su bitkileri gibi bitki bazlı yiyeceklerin merkezi bir rol oynadığını keşfetti.Antik bir yerleşim alanında bulunan 780 bin yıllık bazalt aletler üzerinde yapılan analizler, nişasta taneleri gibi mikroskobik kalıntıları gün yüzüne çıkardı.
Çalışmanın baş yazarı Dr. Hadar Ahituv, bu bulguların ilk insanların diyetinde bitkilerin önemini vurguladığını belirterek, “Bitkisel gıdalar, insan beyninin enerji ihtiyacını karşılayan karbonhidratlar açısından zengindi ve evrimsel gelişimimizde kritik bir rol oynadı” dedi.Araştırmacılar, erken insan topluluklarının yalnızca bitki tüketmekle kalmayıp, bunları işlemek için gelişmiş yöntemler kullandığını belirtti. 
Bazalt topuz ve örsler, bitkileri ezmek ve nişasta tanelerini açığa çıkarmak için kullanılıyordu. Bu bulgular, insanların karmaşık gıda hazırlama tekniklerini çok erken dönemlerde geliştirdiğini gösteriyor.Araştırma, &quot;et oburu mağara adamı&quot; klişesinin bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu ve bitki tabanlı beslenmenin insan evrimindeki kilit rolünü doğruladığını vurguluyor.
Bulgular, modern &quot;Paleo Diyeti&quot; konseptine yeni bir perspektif kazandırarak bitkisel gıdaların önemini öne çıkarıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zDoXypLptUOxGV9UMoPDuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>780, milyon, yıllık, kalıntılar, ortaya, çıkardı:, seven, mağara, adamı, efsanesi, çürütüldü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zDoXypLptUOxGV9UMoPDuA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="780 milyon yıllık kalıntılar ortaya çıkardı: Et seven mağara adamı efsanesi çürütüldü!"><p>Yapılan son araştırmalar, ilk insanların beslenme tarzının büyük ölçüde bitki bazlı gıdalardan oluştuğunu ve et ağırlıklı beslenme klişesinin gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/omQ0j0wIIk2QOw1AJaaPRQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bar-Ilan Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırma, ilk insanların beslenme alışkanlıklarına dair yaygın bir yanılgıyı ortaya çıkardı. 
Çalışmada, büyük ölçüde et tükettiği düşünülen  mağara adamlarının besinlerinde meşe palamudu, tahıllar, baklagiller ve su bitkileri gibi bitki bazlı yiyeceklerin merkezi bir rol oynadığını keşfetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dN10e0WeWkyHVNN9htwAAg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antik bir yerleşim alanında bulunan 780 bin yıllık bazalt aletler üzerinde yapılan analizler, nişasta taneleri gibi mikroskobik kalıntıları gün yüzüne çıkardı.
Çalışmanın baş yazarı Dr. Hadar Ahituv, bu bulguların ilk insanların diyetinde bitkilerin önemini vurguladığını belirterek, “Bitkisel gıdalar, insan beyninin enerji ihtiyacını karşılayan karbonhidratlar açısından zengindi ve evrimsel gelişimimizde kritik bir rol oynadı” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/D9CV2VGJFUyS_o0rO88y5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, erken insan topluluklarının yalnızca bitki tüketmekle kalmayıp, bunları işlemek için gelişmiş yöntemler kullandığını belirtti. 
Bazalt topuz ve örsler, bitkileri ezmek ve nişasta tanelerini açığa çıkarmak için kullanılıyordu. Bu bulgular, insanların karmaşık gıda hazırlama tekniklerini çok erken dönemlerde geliştirdiğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3jdLMVGlXE2ZnvEGQSUBIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma, "et oburu mağara adamı" klişesinin bilimsel gerçeklikten uzak olduğunu ve bitki tabanlı beslenmenin insan evrimindeki kilit rolünü doğruladığını vurguluyor.
Bulgular, modern "Paleo Diyeti" konseptine yeni bir perspektif kazandırarak bitkisel gıdaların önemini öne çıkarıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-FyTMvCaAEK9a5PIOWRbUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzun süre telefonla oynamanın az bilinen bir zararı ortaya çıktı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/uzun-sure-telefonla-oynamanin-az-bilinen-bir-zarari-ortaya-cikti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/uzun-sure-telefonla-oynamanin-az-bilinen-bir-zarari-ortaya-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Uzun süre telefonla oynamanın kalp hastalıkları, bellek zayıflaması, kalıcı işitme bozukluklukları gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı uzun zamandır bilinen bir gerçek. Ancak yeni yapılan bir araştırma, uzun saatler boyunca telefona bakmanın, migren ataklarını tetiklediğini de ortaya koydu.Çin’deki Taiyuan Merkez Hastanesi’nden araştırmacılar, uzun süre telefon kullanmanın, migreni tetikleyebilecek iki alışkanlıktan biri olduğunu belirlediler. Diğer tetikleyici faktör ise aşırı kümes hayvanı eti tüketimi olarak açıklandı.Ses getiren çalışmada; kahve içmek ve uskumru, ton balığı gibi yağlı balıklar tüketmenin, migren ağrılarını azalttığı gözlemlendi.
Migren; baş ağrısı atakları, ışığa duyarlılık, yorgunluk ve mide bulantısına yol açabilen şiddetli bir rahatsızlıktır.Türkiye’de bu yılın başlarında yayımlanan bir makalede de, akıllı telefon kullanımının migren hastalarında baş ağrısının süresini ve sıklığını artırdığı açıklanmıştı. Aşırı telefon kullanımı, migren hastalarında uyku kalitesinin düşmesine ve gündüz yorgunluk hissine neden olabiliyor.İngiltere’de yaklaşık altı milyon kişi migrenle mücadele ediyor. Birçoğu, ağrıyı hafifletmek için ağrı kesicilere veya atakların süresini kısaltan &#039;&#039;triptan&#039;&#039; adlı reçeteli ilaçlara başvuruyor.Son yıllarda İngiltere Ulusal Sağlık Servisi, kalsitonin geniyle ilişkili peptit inhibitörleri gibi devrim niteliğinde yeni migren ilaçlarını piyasaya sürmeye başladı. Bu ilaçlar, yalnızca diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalara öneriliyor.Uzmanlar, migren hastalarına atakları tetikleyen alışkanlıkları tespit etmelerini tavsiye ediyor. Stres, düşük kan şekeri ve aşırı kafein tüketimi migren riskini artırabiliyor.The Migraine Trust’ın yöneticisi Pippa Coulter, “Bazı kişiler için ekran parlaması veya ışık, migreni tetikleyebilirken, bazıları uzun süre ekran başında kalmaktan kaynaklanan boyun ve omuz kas gerginliğinden etkileniyor. Eğer telefon kullanımı sonrasında sık sık migren atakları yaşanıyorsa; ekran parlaklığını ayarlamak, yazı boyutunu değiştirmek, duruşu gözden geçirmek veya telefon kullanım süresini azaltmak gibi kararlar almak faydalı olabilir. Düzenli aralıklarla mola vermek, atakların tetiklenmesini engellemeye yardımcı olabilir&#039;&#039; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R938ItGdL06fYa8DeFMDJA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzun, süre, telefonla, oynamanın, bilinen, bir, zararı, ortaya, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R938ItGdL06fYa8DeFMDJA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzun süre telefonla oynamanın az bilinen bir zararı ortaya çıktı"><p>Uzun süre telefonla oynamanın kalp hastalıkları, bellek zayıflaması, kalıcı işitme bozukluklukları gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı uzun zamandır bilinen bir gerçek. Ancak yeni yapılan bir araştırma, uzun saatler boyunca telefona bakmanın, migren ataklarını tetiklediğini de ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Bv3cAIWlYE-XP1EL_kJ7Zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çin’deki Taiyuan Merkez Hastanesi’nden araştırmacılar, uzun süre telefon kullanmanın, migreni tetikleyebilecek iki alışkanlıktan biri olduğunu belirlediler. Diğer tetikleyici faktör ise aşırı kümes hayvanı eti tüketimi olarak açıklandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fyxXPpA5d0GeQ7kqamOuVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ses getiren çalışmada; kahve içmek ve uskumru, ton balığı gibi yağlı balıklar tüketmenin, migren ağrılarını azalttığı gözlemlendi.
Migren; baş ağrısı atakları, ışığa duyarlılık, yorgunluk ve mide bulantısına yol açabilen şiddetli bir rahatsızlıktır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TWtZHgcv-0SZjcddbQotuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye’de bu yılın başlarında yayımlanan bir makalede de, akıllı telefon kullanımının migren hastalarında baş ağrısının süresini ve sıklığını artırdığı açıklanmıştı. Aşırı telefon kullanımı, migren hastalarında uyku kalitesinin düşmesine ve gündüz yorgunluk hissine neden olabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/POT2Fzr9eU-Fp7OMgkGe-A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İngiltere’de yaklaşık altı milyon kişi migrenle mücadele ediyor. Birçoğu, ağrıyı hafifletmek için ağrı kesicilere veya atakların süresini kısaltan ''triptan'' adlı reçeteli ilaçlara başvuruyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AS6hvmo8BkeIXmXD5ycKHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Son yıllarda İngiltere Ulusal Sağlık Servisi, kalsitonin geniyle ilişkili peptit inhibitörleri gibi devrim niteliğinde yeni migren ilaçlarını piyasaya sürmeye başladı. Bu ilaçlar, yalnızca diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalara öneriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I4MZZUuqMUCLWU8qgeqetA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uzmanlar, migren hastalarına atakları tetikleyen alışkanlıkları tespit etmelerini tavsiye ediyor. Stres, düşük kan şekeri ve aşırı kafein tüketimi migren riskini artırabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bTTmsNwJwkem13cUQnSplA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Migraine Trust’ın yöneticisi Pippa Coulter, “Bazı kişiler için ekran parlaması veya ışık, migreni tetikleyebilirken, bazıları uzun süre ekran başında kalmaktan kaynaklanan boyun ve omuz kas gerginliğinden etkileniyor. Eğer telefon kullanımı sonrasında sık sık migren atakları yaşanıyorsa; ekran parlaklığını ayarlamak, yazı boyutunu değiştirmek, duruşu gözden geçirmek veya telefon kullanım süresini azaltmak gibi kararlar almak faydalı olabilir. Düzenli aralıklarla mola vermek, atakların tetiklenmesini engellemeye yardımcı olabilir'' dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA bilim kurgu filmlerindeki yanılgıyı açıkladı: Yaşam mümkün değil!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-bilim-kurgu-filmlerindeki-yanilgiyi-acikladi-yasam-mumkun-degil</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-bilim-kurgu-filmlerindeki-yanilgiyi-acikladi-yasam-mumkun-degil</guid>
<description><![CDATA[ ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Dune ve Star Wars gibi bilimkurgu serilerindeki büyük yanılgıyı açıklığa kavuşturdu. Son yapılan araştırmalara göre, yaşanabilir bölge olarak adlandırılan alanlarda yer alsalar bile, çöl gezegenleri zamanla su rezervlerini kaybederek yaşam için elverişsiz hale geliyor.NASA tarafından yapılan son araştırmalar, bilim kurgu dünyasında popüler olan çöl gezegenlerinin, yaşam barındırma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu ortaya koydu.
“Dune” ve “Star Wars” gibi filmlerle tanınan bu kurak dünyalar, gerçekte yaşamın sürdürülebilmesi için gereken en temel kaynağı, yani suyu uzun vadede muhafaza edemiyor.Amerikan Jeofizik Birliği’nin 2024 yıllık konferansında sunulan ön bulgulara göre, yaşanabilir bölge olarak adlandırılan alanlarda yer alsalar bile, çöl gezegenleri zamanla su rezervlerini kaybederek yaşam için elverişsiz hale geliyor. Araştırmayı yürüten NASA ekibi, suyun bir gezegenin sıcaklığını düzenlemede kritik bir rol oynadığını ve yaşamın sürdürülebilmesi için istikrarlı bir iklimin şart olduğunu vurguluyor.Washington Üniversitesi doktora öğrencisi Haskelle Trigue White-Gianella, “Bir Dünya okyanusundan çok daha az suya sahip olan bu kurak gezegenler evrende yaygın olabilir. Ancak istikrarlı bir iklim için belirli bir su miktarına ihtiyaç var” dedi.Su Kaybı ve İklim KaosuAraştırma, az miktarda suya sahip gezegenlerin karbon döngülerinde bozulmalar yaşayabileceğini ve bu durumun iklim değişikliğini tetikleyebileceğini gösteriyor. Yüzeyinin yüzde 10’undan daha azı suyla kaplı gezegenler ise suyu koruyamadıkları için yaşanabilirliklerini hızla kaybediyor. Bu süreç, bir zamanlar yaşanabilir olduğu düşünülen Venüs’te de yaşanmış olabilir.NASA’nın Yaşanabilir Dünyalar Gözlemevi projesi, uzak güneş sistemlerinde yaşam potansiyeli olan gezegenleri incelemeyi sürdürüyor. Çalışmalar, suyun bir gezegenin yaşam barındırma olasılığında oynadığı hayati rolü daha iyi anlamayı hedefliyor.
Bu bulgular, çöl gezegenlerinde yaşam arayan bilim kurgu hayranlarını hayal kırıklığına uğratabilir, ancak aynı zamanda evrenin farklı köşelerinde yaşam arayışında yeni perspektifler sunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nuVPIsMUdk2cMvek2mZ94w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, bilim, kurgu, filmlerindeki, yanılgıyı, açıkladı:, Yaşam, mümkün, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nuVPIsMUdk2cMvek2mZ94w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA bilim kurgu filmlerindeki yanılgıyı açıkladı: Yaşam mümkün değil!"><p>ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Dune ve Star Wars gibi bilimkurgu serilerindeki büyük yanılgıyı açıklığa kavuşturdu. Son yapılan araştırmalara göre, yaşanabilir bölge olarak adlandırılan alanlarda yer alsalar bile, çöl gezegenleri zamanla su rezervlerini kaybederek yaşam için elverişsiz hale geliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IcQ-EGv5mEGn6JDAAFGuUw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA tarafından yapılan son araştırmalar, bilim kurgu dünyasında popüler olan çöl gezegenlerinin, yaşam barındırma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu ortaya koydu.
“Dune” ve “Star Wars” gibi filmlerle tanınan bu kurak dünyalar, gerçekte yaşamın sürdürülebilmesi için gereken en temel kaynağı, yani suyu uzun vadede muhafaza edemiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EJiKbnAsSUCppmV_sgJR0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikan Jeofizik Birliği’nin 2024 yıllık konferansında sunulan ön bulgulara göre, yaşanabilir bölge olarak adlandırılan alanlarda yer alsalar bile, çöl gezegenleri zamanla su rezervlerini kaybederek yaşam için elverişsiz hale geliyor. Araştırmayı yürüten NASA ekibi, suyun bir gezegenin sıcaklığını düzenlemede kritik bir rol oynadığını ve yaşamın sürdürülebilmesi için istikrarlı bir iklimin şart olduğunu vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-fMw418bgUueWi6el_S5ag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Washington Üniversitesi doktora öğrencisi Haskelle Trigue White-Gianella, “Bir Dünya okyanusundan çok daha az suya sahip olan bu kurak gezegenler evrende yaygın olabilir. Ancak istikrarlı bir iklim için belirli bir su miktarına ihtiyaç var” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CNr7pX9wnk-DDyGIvuw9gw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su Kaybı ve İklim KaosuAraştırma, az miktarda suya sahip gezegenlerin karbon döngülerinde bozulmalar yaşayabileceğini ve bu durumun iklim değişikliğini tetikleyebileceğini gösteriyor. Yüzeyinin yüzde 10’undan daha azı suyla kaplı gezegenler ise suyu koruyamadıkları için yaşanabilirliklerini hızla kaybediyor. Bu süreç, bir zamanlar yaşanabilir olduğu düşünülen Venüs’te de yaşanmış olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aI1A81C9O0qwko8eVCj1fQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA’nın Yaşanabilir Dünyalar Gözlemevi projesi, uzak güneş sistemlerinde yaşam potansiyeli olan gezegenleri incelemeyi sürdürüyor. Çalışmalar, suyun bir gezegenin yaşam barındırma olasılığında oynadığı hayati rolü daha iyi anlamayı hedefliyor.
Bu bulgular, çöl gezegenlerinde yaşam arayan bilim kurgu hayranlarını hayal kırıklığına uğratabilir, ancak aynı zamanda evrenin farklı köşelerinde yaşam arayışında yeni perspektifler sunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>46 milyon sterline kraliçe anıtı: Yapay zeka ve artırılmış gerçeklik içerebilir</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/46-milyon-sterline-kralice-aniti-yapay-zeka-ve-artirilmis-gerceklik-icerebilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/46-milyon-sterline-kralice-aniti-yapay-zeka-ve-artirilmis-gerceklik-icerebilir</guid>
<description><![CDATA[ Kraliçe II. Elizabeth’in anısını yaşatacak ulusal anıt, yapay zeka ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerle donatılabilir. Organizatörler, Londra’nın St. James&#039;s Park’ında yer alacak ve maliyeti 46 milyon sterlini bulacak projenin modern unsurlarla geleceğe uygun bir şekilde tasarlanmasını hedefliyor. Anıt için tasarlanan projenin kraliçenin 100. doğum gününde açıklanması bekleniyor.Kraliçe II. Elizabeth’in anısını yaşatmak için yapılacak olan ulusal anıt,  yapay zeka, artırılmış gerçeklik ya da diğer yeni teknolojiler içerebilir.Sanatçılar, mimarlar ve mühendisler tasarım için yarışırken, komite üyeleri anıtın geleneksel tasarımların ötesine geçebileceğini vurguladı. 
Kraliçe’nin eski özel sekreteri Lord Janvrin&#039;in liderlik ettiği komite, özellikle gençlerden gelen önerilere dikkat çekerek dijital teknolojilere yönelik artan ilgiyi değerlendirmeyi amaçlıyor.Diana Ödülü Başkan Yardımcısı Alex Holmes, komitenin dijital devrimin potansiyelini incelediğini belirterek, “Hiçbir şey ihtimal dışı değil. Yapay zeka veya artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerden gerçekten etkileniyoruz” dedi.Hükümetin projeye ayırdığı 23-46 milyon sterlinlik bütçe, kamuoyunda tartışma yaratırken, komite bütçenin verimli kullanılmasının öncelikli olduğunu ifade ediyor.Komite üyesi tarihçi Anna Keay, yüksek maliyete rağmen kaliteli bir anıt oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Kimse ucuza mal edilmiş hayal kırıklığı yaratan bir projeyi takdir etmez” dedi.Komite, 2026’da Kraliçe’nin 100. doğum günü olan 21 Nisan’da nihai tasarımı duyurmayı planlıyor. Bu anıtın, geçmişe saygı duruşu niteliğinde olurken aynı zamanda geleceğe dönük bir miras bırakması hedefleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VxlRd5_Gs0i2_iawDRTaLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>milyon, sterline, kraliçe, anıtı:, Yapay, zeka, artırılmış, gerçeklik, içerebilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VxlRd5_Gs0i2_iawDRTaLg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="46 milyon sterline kraliçe anıtı: Yapay zeka ve artırılmış gerçeklik içerebilir"><p>Kraliçe II. Elizabeth’in anısını yaşatacak ulusal anıt, yapay zeka ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerle donatılabilir. Organizatörler, Londra’nın St. James's Park’ında yer alacak ve maliyeti 46 milyon sterlini bulacak projenin modern unsurlarla geleceğe uygun bir şekilde tasarlanmasını hedefliyor. Anıt için tasarlanan projenin kraliçenin 100. doğum gününde açıklanması bekleniyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YMU42SuvZ0OxjDxkxjJn6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kraliçe II. Elizabeth’in anısını yaşatmak için yapılacak olan ulusal anıt,  yapay zeka, artırılmış gerçeklik ya da diğer yeni teknolojiler içerebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rmVyYO5paEu_k5n7M2aTjQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sanatçılar, mimarlar ve mühendisler tasarım için yarışırken, komite üyeleri anıtın geleneksel tasarımların ötesine geçebileceğini vurguladı. 
Kraliçe’nin eski özel sekreteri Lord Janvrin'in liderlik ettiği komite, özellikle gençlerden gelen önerilere dikkat çekerek dijital teknolojilere yönelik artan ilgiyi değerlendirmeyi amaçlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gmFw9Vkv10myzxXx2Dv-rw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Diana Ödülü Başkan Yardımcısı Alex Holmes, komitenin dijital devrimin potansiyelini incelediğini belirterek, “Hiçbir şey ihtimal dışı değil. Yapay zeka veya artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerden gerçekten etkileniyoruz” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H5ZPYC4080y0S8rC6nfaWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hükümetin projeye ayırdığı 23-46 milyon sterlinlik bütçe, kamuoyunda tartışma yaratırken, komite bütçenin verimli kullanılmasının öncelikli olduğunu ifade ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NiVL71OAMEiI8CF2Z5N6Dg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Komite üyesi tarihçi Anna Keay, yüksek maliyete rağmen kaliteli bir anıt oluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Kimse ucuza mal edilmiş hayal kırıklığı yaratan bir projeyi takdir etmez” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eVOOAe6_X0euHx_hqXm75Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Komite, 2026’da Kraliçe’nin 100. doğum günü olan 21 Nisan’da nihai tasarımı duyurmayı planlıyor. Bu anıtın, geçmişe saygı duruşu niteliğinde olurken aynı zamanda geleceğe dönük bir miras bırakması hedefleniyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Jeff Bezos, Elon Musk&amp;apos;a karşı: Blue Origin roketinin fırlatma tarihi belli oldu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/jeff-bezos-elon-muska-karsi-blue-origin-roketinin-firlatma-tarihi-belli-oldu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/jeff-bezos-elon-muska-karsi-blue-origin-roketinin-firlatma-tarihi-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Jeff Bezos&#039;ın uzay şirketi Blue Origin, New Glenn roketini fırlatmaya hazırlanıyor. 10 Ocak tarihinde fırlatılacağı açıklanan roket, SpaceX&#039;in Falcon 9 roketinde olduğu gibi denizdeki bir gemiye iniş yapacak. Milyarder Elon Musk&#039;ın uzay şirketi SpaceX&#039;e rakip olmak isteyen Bezos&#039;un roketi NG-1 olarak adlandırılan bu görevde, gelecekteki Blue Ring üretim uzay aracında kullanılacak yere dayalı radyometrik takip sistemini de test edecek.Blue Origin&#039;in güçlü New Glenn roketinin ilk görevine dair fırlatma tarihi nihayet belli oldu.
Planlar sorunsuz ilerlerse, New Glenn ilk uçuşunu 10 Ocak Cuma günü Florida&#039;daki Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu&#039;ndan gerçekleştirecek.
Blue Origin&#039;in New Glenn Kıdemli Başkan Yardımcısı Jarrett Jones, hedef fırlatma tarihini duyurduğu açıklamada, şunları söyledi:
&quot;Bu bizim ilk uçuşumuz ve bunun için titizlikle hazırlandık. Ancak hiçbir yer testi ya da görev simülasyonu bu roketin uçuşunun yerini tutamaz. Artık uçma zamanı. Ne olursa olsun, bu süreçten öğrenip edindiğimiz bilgileri bir sonraki fırlatmamıza uygulayacağız.&quot;Amazon&#039;un kurucusu Jeff Bezos tarafından 2000 yılında kurulan Blue Origin, New Glenn roketini yaklaşık on yıldır geliştiriyor.
98 metre yüksekliğindeki bu roket, yeniden kullanılabilir bir ilk aşamaya sahip ve yaklaşık 50 tonluk yükü düşük Dünya yörüngesine (LEO) taşıyabiliyor.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, SpaceX’in kısmen yeniden kullanılabilir Falcon Heavy roketi, düşük Dünya yörüngesine yaklaşık 70 ton yük taşıyabiliyor.Blue Origin, yaklaşan ilk görevi NG-1 olarak adlandırıyor.
New Glenn, bu uçuşta bir yük taşıyacak: şirketin &quot;Blue Ring&quot; uzay aracı platformunun test versiyonu.
Bu platform, müşteri yüklerini çeşitli yörüngelere ulaştırmak gibi görevler için tasarlandı.
Şirketin geçen ay yaptığı bir görev tanımına göre, bu test modeli Blue Ring’in iletişim yeteneklerini yörüngeden yere doğrulayacak.
Ayrıca Blue Origin şu bilgileri de ekledi:
&quot;Bu görev, uzayda kullanılan telemetri, takip ve komut donanımını, ayrıca gelecekteki Blue Ring üretim uzay aracında kullanılacak yere dayalı radyometrik takip sistemini test edecek. Pathfinder, New Glenn’in ikinci aşamasında kalacak ve altı saat sürmesi beklenen görev boyunca kullanılacak.&quot;NG-1 görevi, Blue Origin’in New Glenn roketini ABD hükümeti için ulusal güvenlik görevlerini fırlatmaya sertifikalandırma sürecine de katkı sağlayacak.
Genel olarak, yeni roketlerin bu tür görevler için onay alabilmesi adına iki başarılı uçuş gerçekleştirmesi gerekiyor.Blue Origin’in New Glenn roketi SpaceX’in Falcon 9 ve Falcon Heavy roketlerinde olduğu gibi denizdeki bir gemiye iniş yapacak.
Blue Origin, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
&quot;Temel hedefimiz, güvenli bir şekilde yörüngeye ulaşmak. İlk denememizde Atlantik Okyanusu’nda açık denizde bir itici inişi gerçekleştirmek iddialı bir hedef ancak bunu deneyeceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pNRnMCWXkEGaZHbfRcd8Dw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Jeff, Bezos, Elon, Muska, karşı:, Blue, Origin, roketinin, fırlatma, tarihi, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pNRnMCWXkEGaZHbfRcd8Dw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Jeff Bezos, Elon Musk'a karşı: Blue Origin roketinin fırlatma tarihi belli oldu"><p>Jeff Bezos'ın uzay şirketi Blue Origin, New Glenn roketini fırlatmaya hazırlanıyor. 10 Ocak tarihinde fırlatılacağı açıklanan roket, SpaceX'in Falcon 9 roketinde olduğu gibi denizdeki bir gemiye iniş yapacak. Milyarder Elon Musk'ın uzay şirketi SpaceX'e rakip olmak isteyen Bezos'un roketi NG-1 olarak adlandırılan bu görevde, gelecekteki Blue Ring üretim uzay aracında kullanılacak yere dayalı radyometrik takip sistemini de test edecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fHUFXQV3PUOYKkzGOW6Mgg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Blue Origin'in güçlü New Glenn roketinin ilk görevine dair fırlatma tarihi nihayet belli oldu.
Planlar sorunsuz ilerlerse, New Glenn ilk uçuşunu 10 Ocak Cuma günü Florida'daki Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndan gerçekleştirecek.
Blue Origin'in New Glenn Kıdemli Başkan Yardımcısı Jarrett Jones, hedef fırlatma tarihini duyurduğu açıklamada, şunları söyledi:
"Bu bizim ilk uçuşumuz ve bunun için titizlikle hazırlandık. Ancak hiçbir yer testi ya da görev simülasyonu bu roketin uçuşunun yerini tutamaz. Artık uçma zamanı. Ne olursa olsun, bu süreçten öğrenip edindiğimiz bilgileri bir sonraki fırlatmamıza uygulayacağız."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9z1eltBT10KqMq5EArGl4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amazon'un kurucusu Jeff Bezos tarafından 2000 yılında kurulan Blue Origin, New Glenn roketini yaklaşık on yıldır geliştiriyor.
98 metre yüksekliğindeki bu roket, yeniden kullanılabilir bir ilk aşamaya sahip ve yaklaşık 50 tonluk yükü düşük Dünya yörüngesine (LEO) taşıyabiliyor.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, SpaceX’in kısmen yeniden kullanılabilir Falcon Heavy roketi, düşük Dünya yörüngesine yaklaşık 70 ton yük taşıyabiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dhIke_ITWEicd2ZGGEyV6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Blue Origin, yaklaşan ilk görevi NG-1 olarak adlandırıyor.
New Glenn, bu uçuşta bir yük taşıyacak: şirketin "Blue Ring" uzay aracı platformunun test versiyonu.
Bu platform, müşteri yüklerini çeşitli yörüngelere ulaştırmak gibi görevler için tasarlandı.
Şirketin geçen ay yaptığı bir görev tanımına göre, bu test modeli Blue Ring’in iletişim yeteneklerini yörüngeden yere doğrulayacak.
Ayrıca Blue Origin şu bilgileri de ekledi:
"Bu görev, uzayda kullanılan telemetri, takip ve komut donanımını, ayrıca gelecekteki Blue Ring üretim uzay aracında kullanılacak yere dayalı radyometrik takip sistemini test edecek. Pathfinder, New Glenn’in ikinci aşamasında kalacak ve altı saat sürmesi beklenen görev boyunca kullanılacak."</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6-o33X27FU-pRuzOOQkErw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NG-1 görevi, Blue Origin’in New Glenn roketini ABD hükümeti için ulusal güvenlik görevlerini fırlatmaya sertifikalandırma sürecine de katkı sağlayacak.
Genel olarak, yeni roketlerin bu tür görevler için onay alabilmesi adına iki başarılı uçuş gerçekleştirmesi gerekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xsTtX7zQiE2dHWkV-UrYcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Blue Origin’in New Glenn roketi SpaceX’in Falcon 9 ve Falcon Heavy roketlerinde olduğu gibi denizdeki bir gemiye iniş yapacak.
Blue Origin, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Temel hedefimiz, güvenli bir şekilde yörüngeye ulaşmak. İlk denememizde Atlantik Okyanusu’nda açık denizde bir itici inişi gerçekleştirmek iddialı bir hedef ancak bunu deneyeceğiz."</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>OpenAI CEO&amp;apos;suna kız kardeşinden cinsel istismar suçlaması: &amp;quot;Akıl sağlığı sorunları olan birinin bakımı çok zor&amp;quot;</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/openai-ceosuna-kiz-kardesinden-cinsel-istismar-suclamasi-akil-sagligi-sorunlari-olan-birinin-bakimi-cok-zor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/openai-ceosuna-kiz-kardesinden-cinsel-istismar-suclamasi-akil-sagligi-sorunlari-olan-birinin-bakimi-cok-zor</guid>
<description><![CDATA[ ABD merkezli yapay zeka araştırma şirketi OpenAI&#039;ın CEO&#039;su Sam Altman&#039;ın kız kardeşi cinsel istismar suçlaması ile abisine dava açtı. İddiaları ailesi ile yaptığı ortak açıklama ile yalanlayan Sam Altman, akıl sağlığı sorunları yaşayan bir aile üyesine bakmanın inanılmaz derecede zor olduğunu açıkladı.ChatGPT&#039;nin geliştiricisi OpenAI&#039;ın CEO&#039;su Sam Altman&#039;ın kız kardeşi Ann Altman, cinsel istismar suçlamasıyla abisine dava açtı.30 yaşındaki Ann Altman, 39 yaşındaki abisi Sam Altman’ın 1997 ile 2006 yılları arasında kendisine cinsel istismarda bulunduğunu iddia etti ve bunu mahkemeye taşıdı.6 Ocak&#039;ta Missouri&#039;nin Doğu Bölgesi&#039;ndeki bir ABD Bölge Mahkemesi&#039;ne sunulan davada, tacizin Ann Altman’ın 3 yaşında olduğu dönemde başladığı belirtildi. Öte yandan Sam Altman’ın, yetişkin olduğu dönemde de benzer istismar olaylarının yaşandığı öne sürüldü.Sam Altman, bu iddiayı X hesabından yaptığı bir paylaşımla reddetti. Ailesiyle yaptığı ortak açıklamada &quot;Tüm bu iddialar tamamen gerçek dışıdır. Ann’in tedaviyi reddetmesi ve gerçekten yardım etmeye çalışan aile üyelerine saldırması içimizi burkuyor. Ann’i elimizden gelen en iyi şekilde desteklemeye devam ederken, herkesten duruma anlayış göstermesini istiyoruz&quot; ifadelerine yer verildi.Davada, Ann Altman’ın yıllar süren istismarın yanı sıra cinsel saldırı da içerdiğini iddia ettiği belirtiliyor. Ann Altman, 75 bin dolar tazminat talep ettiği davanın jürili duruşmasını istiyor.Sam Altman, yapay zeka şirketi OpenAI’nin CEO’su olarak, teknoloji dünyasında tanınan bir isim. 2022 yılında ChatGPT yapay zeka sohbet robotunu piyasaya sürerek geniş çapta dikkat çekmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8knf1WUaBkGd59u3yvuurg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>OpenAI, CEOsuna, kız, kardeşinden, cinsel, istismar, suçlaması:, Akıl, sağlığı, sorunları, olan, birinin, bakımı, çok, zor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8knf1WUaBkGd59u3yvuurg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="OpenAI CEO'suna kız kardeşinden cinsel istismar suçlaması: " ak sa sorunlar olan birinin bak zor><p>ABD merkezli yapay zeka araştırma şirketi OpenAI'ın CEO'su Sam Altman'ın kız kardeşi cinsel istismar suçlaması ile abisine dava açtı. İddiaları ailesi ile yaptığı ortak açıklama ile yalanlayan Sam Altman, akıl sağlığı sorunları yaşayan bir aile üyesine bakmanın inanılmaz derecede zor olduğunu açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fVtwhsjyrUy2zrt36ASIOA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ChatGPT'nin geliştiricisi OpenAI'ın CEO'su Sam Altman'ın kız kardeşi Ann Altman, cinsel istismar suçlamasıyla abisine dava açtı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GJR45PxpZEOvFQSt2fzmvA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>30 yaşındaki Ann Altman, 39 yaşındaki abisi Sam Altman’ın 1997 ile 2006 yılları arasında kendisine cinsel istismarda bulunduğunu iddia etti ve bunu mahkemeye taşıdı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IwUn-1v2GU6V04PDXJmg3w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>6 Ocak'ta Missouri'nin Doğu Bölgesi'ndeki bir ABD Bölge Mahkemesi'ne sunulan davada, tacizin Ann Altman’ın 3 yaşında olduğu dönemde başladığı belirtildi. Öte yandan Sam Altman’ın, yetişkin olduğu dönemde de benzer istismar olaylarının yaşandığı öne sürüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E_aFhQFsV0yVBLIDD8eEag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sam Altman, bu iddiayı X hesabından yaptığı bir paylaşımla reddetti. Ailesiyle yaptığı ortak açıklamada "Tüm bu iddialar tamamen gerçek dışıdır. Ann’in tedaviyi reddetmesi ve gerçekten yardım etmeye çalışan aile üyelerine saldırması içimizi burkuyor. Ann’i elimizden gelen en iyi şekilde desteklemeye devam ederken, herkesten duruma anlayış göstermesini istiyoruz" ifadelerine yer verildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7xuE3UxJtki9fKdWY-UPYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Davada, Ann Altman’ın yıllar süren istismarın yanı sıra cinsel saldırı da içerdiğini iddia ettiği belirtiliyor. Ann Altman, 75 bin dolar tazminat talep ettiği davanın jürili duruşmasını istiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pBcREnWeI0yshv4tFlmlUA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sam Altman, yapay zeka şirketi OpenAI’nin CEO’su olarak, teknoloji dünyasında tanınan bir isim. 2022 yılında ChatGPT yapay zeka sohbet robotunu piyasaya sürerek geniş çapta dikkat çekmişti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zuckerberg&amp;apos;den teyit uygulaması kararı: Sosyal medyada yalanlar çağı mı başlıyor?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/zuckerbergden-teyit-uygulamasi-karari-sosyal-medyada-yalanlar-cagi-mi-basliyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/zuckerbergden-teyit-uygulamasi-karari-sosyal-medyada-yalanlar-cagi-mi-basliyor</guid>
<description><![CDATA[ Meta CEO&#039;su Mark Zuckerberg, ifade özgürlüğünü artırmak için Instagram ve Facebook&#039;taki paylaşımların artık gerçek denetleyiciler tarafından teyitlenmeyeceğini açıkladı. Şirket, doğruluk kontrolü programını sonlandırarak, X/Twitter&#039;ın Topluluk Notları özelliğine benzer bir modeli uygulamaya koyacak. Ayrıca Meta kullanıcıların akışına daha fazla politik içerikler önermeyi hedefliyor. Zuckerberg yaptığı açıklamada, “Köklerimize dönüyoruz ve platformlarımızda ifade özgürlüğünü yeniden tesis ediyoruz” dedi. Yeni sistemin ilk olarak ABD’den başlayarak dünya çapında uygulanacağı belirtildi.Mark Zuckerberg, Facebook, Instagram ve Threads&#039;in artık gerçek denetleyiciler tarafından denetlenmeyeceğini duyurdu.
Zuckerberg, değişikliklerin politik ve sosyal ortamın değişen dinamikleri ile ifade özgürlüğünü benimseme arzusundan kaynaklandığını belirtti.Şirketin CEO&#039;su, Meta’nın güvenilir ortaklarla yürüttüğü doğruluk kontrolü programını sonlandıracağını ve bunun yerine X&#039;in Topluluk notları sistemine benzer, topluluk tarafından yönlendirilen bir sistem getireceğini açıkladı.
Şirket ayrıca politik konularla ilgili içerik moderasyon politikalarını değiştirecek ve kullanıcıların akışlarındaki politik içerik miktarını azaltmaya yönelik önceki değişiklikleri geri alacak.
Bu değişiklikler, her biri milyarlarca kullanıcıya sahip olan Facebook ve Instagram gibi dünyanın en büyük sosyal medya platformlarını etkileyecek.Zuckerberg yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Köklerimize dönüp hataları azaltmaya, politikalarımızı sadeleştirmeye ve platformlarımızda ifade özgürlüğünü yeniden tesis etmeye odaklanacağız. Daha spesifik olmak gerekirse, doğruluk kontrol sisteminden vazgeçiyoruz ve bunun yerine X’e benzer topluluk notlarını devreye sokuyoruz. İlk olarak ABD’den başlayacağız.”
Zuckerberg, bu kararın alınmasında ABD&#039;deki başkanlık seçimlerinin önemli bir etkisi olduğunu ve hükümetler ile geleneksel medyanın giderek artan şekilde sansürü teşvik ettiğini öne sürdü.Zuckerberg, şirketin içerik moderasyonu için oluşturduğu sistemlerin çok karmaşık hale geldiğini ve bu nedenle hatalar yaptığını belirtti.
CEO Mark, “Çok karmaşık sistemler kurduk, ancak karmaşık sistemlerin sorunu şu ki, hata yapıyorlar. Sadece yüzde 1’lik bir hata oranı bile milyonlarca insanı etkileyebilir ve artık bu kadar çok hata ve sansür kabul edilemez bir noktaya ulaştı.&quot; dedi.
Meta, özellikle uyuşturucu, terörizm ve çocuk istismarı ile ilgili içerikleri sert bir şekilde denetlemeye devam edeceğini belirtti.
Ancak, göçmenlik ve toplumsal cinsiyet gibi tartışmalı konularla ilgili bazı içerik politikaları kaldırılacak.
Meta, yüksek derecede ciddi ihlallere odaklanmak için otomatik moderasyon sistemlerini yeniden yapılandıracak ve diğer ihlallerin kullanıcılar tarafından rapor edilmesini isteyecek.X&#039;in Topluluk Notları sistemi, CEO Elon Musk tarafından dezenformasyonla mücadele etmek için getirilmişti.
Ancak, bu sistem doğruluk kontrolü, trolleme ve diğer topluluk temelli davranışların bir karışımını da beraberinde getirdi.Meta, kullanıcıların stresli olduğunu belirttiği politik içeriklerin akışa düşmesini ve önerilmesini durdurmuştu.
Ancak Zuckerberg, bu tür içeriklere yönelik talebin yeniden arttığını ifade ederek, bu içeriklerin Facebook, Instagram ve Threads’e kademeli olarak geri döneceğini belirtti.Multi-milyarder Zuckerberg Kasım ayında ABD&#039;deki seçimler öncesinde Trump ile Mar-a-Lago&#039;daki malikanesinde bir araya gelmiş, ardından Meta Trump&#039;ın açılış fonuna 1 milyon sterlin bağışta bulunmuştu. 
Zuckerberg, ifade özgürlüğünü dünya genelinde teşvik etmek için Trump yönetimiyle çalışacaklarını belirtti.
Meta CEO&#039;su, &quot;Amerikan şirketlerine yönelik sansür girişimlerine karşı ABD hükümetinin desteği olmadan bu küresel eğilime karşı koyamayız.” dedi.
Meta’nın hükümetle ilişkileri, son yıllarda özellikle seçim müdahalesi ve COVID-19 içerik denetimi gibi konularda yoğun bir şekilde sorgulanmıştı.
Zuckerberg, FBI ve diğer devlet kurumlarıyla yapılan görüşmeleri savunarak, bu tür kurumların “meşru” olduğunu ifade etmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eac_-oS2yE-t5fhMwfuC6g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zuckerbergden, teyit, uygulaması, kararı:, Sosyal, medyada, yalanlar, çağı, mı, başlıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eac_-oS2yE-t5fhMwfuC6g.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zuckerberg'den teyit uygulaması kararı: Sosyal medyada yalanlar çağı mı başlıyor?"><p>Meta CEO'su Mark Zuckerberg, ifade özgürlüğünü artırmak için Instagram ve Facebook'taki paylaşımların artık gerçek denetleyiciler tarafından teyitlenmeyeceğini açıkladı. Şirket, doğruluk kontrolü programını sonlandırarak, X/Twitter'ın Topluluk Notları özelliğine benzer bir modeli uygulamaya koyacak. Ayrıca Meta kullanıcıların akışına daha fazla politik içerikler önermeyi hedefliyor. Zuckerberg yaptığı açıklamada, “Köklerimize dönüyoruz ve platformlarımızda ifade özgürlüğünü yeniden tesis ediyoruz” dedi. Yeni sistemin ilk olarak ABD’den başlayarak dünya çapında uygulanacağı belirtildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/279JY6ZzlE2CEvlkRB1WiA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mark Zuckerberg, Facebook, Instagram ve Threads'in artık gerçek denetleyiciler tarafından denetlenmeyeceğini duyurdu.
Zuckerberg, değişikliklerin politik ve sosyal ortamın değişen dinamikleri ile ifade özgürlüğünü benimseme arzusundan kaynaklandığını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mYLvu7rRiEeipC9xTWqCUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şirketin CEO'su, Meta’nın güvenilir ortaklarla yürüttüğü doğruluk kontrolü programını sonlandıracağını ve bunun yerine X'in Topluluk notları sistemine benzer, topluluk tarafından yönlendirilen bir sistem getireceğini açıkladı.
Şirket ayrıca politik konularla ilgili içerik moderasyon politikalarını değiştirecek ve kullanıcıların akışlarındaki politik içerik miktarını azaltmaya yönelik önceki değişiklikleri geri alacak.
Bu değişiklikler, her biri milyarlarca kullanıcıya sahip olan Facebook ve Instagram gibi dünyanın en büyük sosyal medya platformlarını etkileyecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5C-qSxp5CECzL1KDH-y-Kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zuckerberg yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Köklerimize dönüp hataları azaltmaya, politikalarımızı sadeleştirmeye ve platformlarımızda ifade özgürlüğünü yeniden tesis etmeye odaklanacağız. Daha spesifik olmak gerekirse, doğruluk kontrol sisteminden vazgeçiyoruz ve bunun yerine X’e benzer topluluk notlarını devreye sokuyoruz. İlk olarak ABD’den başlayacağız.”
Zuckerberg, bu kararın alınmasında ABD'deki başkanlık seçimlerinin önemli bir etkisi olduğunu ve hükümetler ile geleneksel medyanın giderek artan şekilde sansürü teşvik ettiğini öne sürdü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rXiQMrK98EKBjNmqpdaoUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zuckerberg, şirketin içerik moderasyonu için oluşturduğu sistemlerin çok karmaşık hale geldiğini ve bu nedenle hatalar yaptığını belirtti.
CEO Mark, “Çok karmaşık sistemler kurduk, ancak karmaşık sistemlerin sorunu şu ki, hata yapıyorlar. Sadece yüzde 1’lik bir hata oranı bile milyonlarca insanı etkileyebilir ve artık bu kadar çok hata ve sansür kabul edilemez bir noktaya ulaştı." dedi.
Meta, özellikle uyuşturucu, terörizm ve çocuk istismarı ile ilgili içerikleri sert bir şekilde denetlemeye devam edeceğini belirtti.
Ancak, göçmenlik ve toplumsal cinsiyet gibi tartışmalı konularla ilgili bazı içerik politikaları kaldırılacak.
Meta, yüksek derecede ciddi ihlallere odaklanmak için otomatik moderasyon sistemlerini yeniden yapılandıracak ve diğer ihlallerin kullanıcılar tarafından rapor edilmesini isteyecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JdtVzYQGrUCNqaIXzvoFOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>X'in Topluluk Notları sistemi, CEO Elon Musk tarafından dezenformasyonla mücadele etmek için getirilmişti.
Ancak, bu sistem doğruluk kontrolü, trolleme ve diğer topluluk temelli davranışların bir karışımını da beraberinde getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sc5JAWv2REmd4uUpnkZ98g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meta, kullanıcıların stresli olduğunu belirttiği politik içeriklerin akışa düşmesini ve önerilmesini durdurmuştu.
Ancak Zuckerberg, bu tür içeriklere yönelik talebin yeniden arttığını ifade ederek, bu içeriklerin Facebook, Instagram ve Threads’e kademeli olarak geri döneceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CkZzMe8hck-8FFAUdyns6w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Multi-milyarder Zuckerberg Kasım ayında ABD'deki seçimler öncesinde Trump ile Mar-a-Lago'daki malikanesinde bir araya gelmiş, ardından Meta Trump'ın açılış fonuna 1 milyon sterlin bağışta bulunmuştu. 
Zuckerberg, ifade özgürlüğünü dünya genelinde teşvik etmek için Trump yönetimiyle çalışacaklarını belirtti.
Meta CEO'su, "Amerikan şirketlerine yönelik sansür girişimlerine karşı ABD hükümetinin desteği olmadan bu küresel eğilime karşı koyamayız.” dedi.
Meta’nın hükümetle ilişkileri, son yıllarda özellikle seçim müdahalesi ve COVID-19 içerik denetimi gibi konularda yoğun bir şekilde sorgulanmıştı.
Zuckerberg, FBI ve diğer devlet kurumlarıyla yapılan görüşmeleri savunarak, bu tür kurumların “meşru” olduğunu ifade etmişti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>En ucuz iPhone modeli geliyor! Apple&amp;apos;nin yeni telefonunun çıkış tarihi belli oldu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/en-ucuz-iphone-modeli-geliyor-applenin-yeni-telefonunun-cikis-tarihi-belli-oldu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/en-ucuz-iphone-modeli-geliyor-applenin-yeni-telefonunun-cikis-tarihi-belli-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Apple, üç yıl aradan sonra iPhone SE&#039;nin yeni modelini için hazırlıklarını hızlandırdı. Yeni yılda ekonomik olarak elini güçlendirmek isteyen şirketin iPhone 14&#039;e benzer tasarımla en ucuz modelini piyasaya sunması bekleniyor. Apple&#039;ın yapay zeka özelliğini de kullanıcılara sunacağı tahmin ediliyor. Peki yeni iPhone SE 4 ne kadar olacak? iPhone SE 4&#039;ün özellikleri neler ve ne zaman çıkacak? İşte ayrıntılar...Apple, üç yıllık aradan sonra iPhone SE&#039;nin yeni modelini piyasaya sürmeye hazırlanıyor.
Cihazın, en ucuz iPhone olması bekleniyor.Popüler Apple analisti Mark Gurman tarafından yapılan paylaşımlarda öncesinde iPhone SE 4 modelinin 2025’in ilk yarısında tanıtılacağı belirtilirken bu tarihlerin ilkbahar döneminde olabileceği söyleniyordu.Şimdi yaptığı açıklamalarla birlikte ise Apple’ın yeni iPad’leri ve iPhone SE 4’ü Nisan ayına kadar tanıtacağı belli oldu.Amerikalı şirket yeni yılda ekonomik olarak elini güçlendirmek istiyor.Yeni model, iPhone 14’e benzer bir tasarımla çıkış yapabilir.
Bu da iPhone SE 4&#039;ün 6.1 inç OLED ekran, düz kenar tasarımı, Face ID ve çentiğe sahip olacağı anlamına geliyor.
Ancak, iPhone 14’ün aksine, bu modelin çift kamera yerine tek bir kamera bulunduracağı tahmin ediliyor.iPhone SE 4&#039;ün 499 dolardan satışa sunulması bekleniyor.
Yeni iPhone SE piyasaya sürüldükten sonra, Apple’ın iPhone 14’ü satıştan kaldırması bekleniyor.Mark Gurman’a göre, yeni iPhone SE’nin Apple Intelligence desteği sunması bekleniyor.
Bu da muhtemelen A18 çip ve 8 GB RAM ile sağlanacak.
Apple’ın, bu özellikleri en ucuz yeni iPhone modeline bile getirmek istemesi dikkat çekiyor.
Apple Intelligence, Yazı Araçları, Fotoğraf Temizleme, Genmoji, Görüntü Oyun Alanı, Bildirim Özetleri ve tamamen yeni bir Siri gibi birçok yeni özellik sunuyor.iPhone SE 4, Lightning bağlantısından USB-C’ye geçecek.
Bu değişikliğin, AB düzenlemelerinin tüm cihazlarda birleşik bir bağlantı noktası (USB-C) kullanılmasını şart koşması nedeniyle gerçekleşeceği belirtiliyor.
Apple, geçen yıl iPhone 15 serisiyle USB-C’ye geçmişti ve iPhone SE 4, bu geçişi tamamlayan son iPhone modeli olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/au9NGFNvI0m3BIfHVNcQWA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ucuz, iPhone, modeli, geliyor, Applenin, yeni, telefonunun, çıkış, tarihi, belli, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/au9NGFNvI0m3BIfHVNcQWA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="En ucuz iPhone modeli geliyor! Apple'nin yeni telefonunun çıkış tarihi belli oldu"><p>Apple, üç yıl aradan sonra iPhone SE'nin yeni modelini için hazırlıklarını hızlandırdı. Yeni yılda ekonomik olarak elini güçlendirmek isteyen şirketin iPhone 14'e benzer tasarımla en ucuz modelini piyasaya sunması bekleniyor. Apple'ın yapay zeka özelliğini de kullanıcılara sunacağı tahmin ediliyor. Peki yeni iPhone SE 4 ne kadar olacak? iPhone SE 4'ün özellikleri neler ve ne zaman çıkacak? İşte ayrıntılar...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/igjmaOC1nUygiqLbab_nrw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Apple, üç yıllık aradan sonra iPhone SE'nin yeni modelini piyasaya sürmeye hazırlanıyor.
Cihazın, en ucuz iPhone olması bekleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VCIZmVWeT0GYS-DKQX0B2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Popüler Apple analisti Mark Gurman tarafından yapılan paylaşımlarda öncesinde iPhone SE 4 modelinin 2025’in ilk yarısında tanıtılacağı belirtilirken bu tarihlerin ilkbahar döneminde olabileceği söyleniyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rk6OmnUPJEmPMZ4izs-F3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdi yaptığı açıklamalarla birlikte ise Apple’ın yeni iPad’leri ve iPhone SE 4’ü Nisan ayına kadar tanıtacağı belli oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-86HHEzMokenXSEM6ARGew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amerikalı şirket yeni yılda ekonomik olarak elini güçlendirmek istiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qWMIztsaO02OQt9-PSxTig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni model, iPhone 14’e benzer bir tasarımla çıkış yapabilir.
Bu da iPhone SE 4'ün 6.1 inç OLED ekran, düz kenar tasarımı, Face ID ve çentiğe sahip olacağı anlamına geliyor.
Ancak, iPhone 14’ün aksine, bu modelin çift kamera yerine tek bir kamera bulunduracağı tahmin ediliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tMB2bIuVnUaCXRScGzZahQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>iPhone SE 4'ün 499 dolardan satışa sunulması bekleniyor.
Yeni iPhone SE piyasaya sürüldükten sonra, Apple’ın iPhone 14’ü satıştan kaldırması bekleniyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IMXxxV6ocE6oEFA0iniYcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mark Gurman’a göre, yeni iPhone SE’nin Apple Intelligence desteği sunması bekleniyor.
Bu da muhtemelen A18 çip ve 8 GB RAM ile sağlanacak.
Apple’ın, bu özellikleri en ucuz yeni iPhone modeline bile getirmek istemesi dikkat çekiyor.
Apple Intelligence, Yazı Araçları, Fotoğraf Temizleme, Genmoji, Görüntü Oyun Alanı, Bildirim Özetleri ve tamamen yeni bir Siri gibi birçok yeni özellik sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-YTDsOm-MUyJVGMvPxJpww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>iPhone SE 4, Lightning bağlantısından USB-C’ye geçecek.
Bu değişikliğin, AB düzenlemelerinin tüm cihazlarda birleşik bir bağlantı noktası (USB-C) kullanılmasını şart koşması nedeniyle gerçekleşeceği belirtiliyor.
Apple, geçen yıl iPhone 15 serisiyle USB-C’ye geçmişti ve iPhone SE 4, bu geçişi tamamlayan son iPhone modeli olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Jpe6tLJXE2rUvsleXhTeg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mısır&amp;apos;da  4 bin yıllık tarihi keşif: Saray başhekiminin &amp;quot;büyüleyici&amp;quot; mezarı!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/misirda-4-bin-yillik-tarihi-kesif-saray-bashekiminin-buyuleyici-mezari</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/misirda-4-bin-yillik-tarihi-kesif-saray-bashekiminin-buyuleyici-mezari</guid>
<description><![CDATA[ Mısır’ın Sakkara mezarlığında yapılan kazılarda, yaklaşık 4 bin yıl önce yaşamış olan Teti Neb Fu’nun mezarı ve lahdi ortaya çıkarıldı. Antik Mısır’da kraliyet doktoru, rahip ve &quot;büyücü&quot; gibi saygın unvanlara sahip olan Teti Neb Fu, dönemin tıp ve mistik uygulamalarında önemli bir figür olarak kabul ediliyor.Mısır’ın tarihi Sakkara mezarlığında yapılan kazılarda, yaklaşık 4 bin yıl önce yaşamış ünlü bir kraliyet doktorunun büyüleyici yaşamına ışık tutarak Antik Mısır’ın tıp ve inanç dünyasına dair yeni bilgiler ortaya çıkardı.Arkeologlara göre, Teti Neb Fu’nun mezarı Kral Pepi II dönemine, yani MÖ 2305-2118 yıllarına tarihleniyor.
Mezar, Antik Mısır’ın altıncı hanedanına ait kraliyet mensuplarının mezarlarıyla birlikte keşfedildi. Lahit üzerindeki yazılar, Teti Neb Fu’nun &quot;saray başhekimi&quot;, &quot;tıbbi bitkiler müdürü&quot; ve &quot;baş diş hekimi&quot; gibi unvanlara sahip olduğunu gösteriyor.Teti Neb Fu’nun mezarı, çarpıcı sanat eserleriyle süslenmiş durumda. Mezar duvarlarında çanak çömlekler, mücevherler, cenaze töreni sahneleri ve boyalı bir &quot;sahte kapı&quot; yer alıyor. Ayrıca, Eski Mısır kültürünün günlük yaşamına dair eşsiz bir bakış sunuyor.Lahitte yazılı unvanlara göre Teti Neb Fu, zehirli akrep ve yılan ısırıklarını iyileştiren tanrıça Serket’in rahibi ve &quot;büyücüsü&quot; olarak da tanınıyordu.
Bu, onun dönemin tıp uygulamalarında ileri düzeyde bir şifacı olarak görüldüğünü ve mistik yöntemlerle şifa verdiğini gösteriyor.Antik Mısırlılar, tıbbi bilgileriyle çağlarının ötesindeydi. Eski metinler, onların diş dolguları yapabildiğini, kadın hastalıklarını tedavi ettiğini ve hatta diyabet ile kanseri teşhis edebildiğini ortaya koyuyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, Mısırlıların dini ritüellerle modern cerrahiye benzeyen işlemler uyguladığına dair kanıtlar bulundu.Yaklaşık 7,3 x 1 kilometrelik bir alanı kapsayan Sakkara, Antik Mısır kraliyet ailesinin en önemli mezarlıklarından biri olarak kabul ediliyor. Dünyanın en eski piramidi olarak bilinen Djoser Basamaklı Piramidi de burada yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/195b41T2l0qGrSton2Krcg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mısırda, bin, yıllık, tarihi, keşif:, Saray, başhekiminin, büyüleyici, mezarı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/195b41T2l0qGrSton2Krcg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mısır'da  4 bin yıllık tarihi keşif: Saray başhekiminin " b mezar><p>Mısır’ın Sakkara mezarlığında yapılan kazılarda, yaklaşık 4 bin yıl önce yaşamış olan Teti Neb Fu’nun mezarı ve lahdi ortaya çıkarıldı. Antik Mısır’da kraliyet doktoru, rahip ve "büyücü" gibi saygın unvanlara sahip olan Teti Neb Fu, dönemin tıp ve mistik uygulamalarında önemli bir figür olarak kabul ediliyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hvgmsstcv0egA8tTjKDwiw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mısır’ın tarihi Sakkara mezarlığında yapılan kazılarda, yaklaşık 4 bin yıl önce yaşamış ünlü bir kraliyet doktorunun büyüleyici yaşamına ışık tutarak Antik Mısır’ın tıp ve inanç dünyasına dair yeni bilgiler ortaya çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/emQSBfq0GUal5hBbo1Z0Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arkeologlara göre, Teti Neb Fu’nun mezarı Kral Pepi II dönemine, yani MÖ 2305-2118 yıllarına tarihleniyor.
Mezar, Antik Mısır’ın altıncı hanedanına ait kraliyet mensuplarının mezarlarıyla birlikte keşfedildi. Lahit üzerindeki yazılar, Teti Neb Fu’nun "saray başhekimi", "tıbbi bitkiler müdürü" ve "baş diş hekimi" gibi unvanlara sahip olduğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HTSsyTojXUu21YiOo8BGsA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teti Neb Fu’nun mezarı, çarpıcı sanat eserleriyle süslenmiş durumda. Mezar duvarlarında çanak çömlekler, mücevherler, cenaze töreni sahneleri ve boyalı bir "sahte kapı" yer alıyor. Ayrıca, Eski Mısır kültürünün günlük yaşamına dair eşsiz bir bakış sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NGdkcYEaP0K0MuYWoI6jyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Lahitte yazılı unvanlara göre Teti Neb Fu, zehirli akrep ve yılan ısırıklarını iyileştiren tanrıça Serket’in rahibi ve "büyücüsü" olarak da tanınıyordu.
Bu, onun dönemin tıp uygulamalarında ileri düzeyde bir şifacı olarak görüldüğünü ve mistik yöntemlerle şifa verdiğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yem2GL3cU02P9NSm_dgQZQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antik Mısırlılar, tıbbi bilgileriyle çağlarının ötesindeydi. Eski metinler, onların diş dolguları yapabildiğini, kadın hastalıklarını tedavi ettiğini ve hatta diyabet ile kanseri teşhis edebildiğini ortaya koyuyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, Mısırlıların dini ritüellerle modern cerrahiye benzeyen işlemler uyguladığına dair kanıtlar bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gJYWT9GMdU-29_nd0MM7XQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yaklaşık 7,3 x 1 kilometrelik bir alanı kapsayan Sakkara, Antik Mısır kraliyet ailesinin en önemli mezarlıklarından biri olarak kabul ediliyor. Dünyanın en eski piramidi olarak bilinen Djoser Basamaklı Piramidi de burada yer alıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Farklılık doğuştan geliyor: Kadınlarda gri, erkeklerde beyaz madde baskın!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/farklilik-dogustan-geliyor-kadinlarda-gri-erkeklerde-beyaz-madde-baskin</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/farklilik-dogustan-geliyor-kadinlarda-gri-erkeklerde-beyaz-madde-baskin</guid>
<description><![CDATA[ Cambridge Üniversitesi liderliğinde yapılan ve 500’den fazla yenidoğanın beyin taramalarını inceleyen kapsamlı bir araştırma, erkek ve kadın beyinlerinin doğumdan itibaren farklı şekillerde programlandığını ortaya koydu.Yapılan yeni bir araştırma erkek ve kadın beyinlerinin doğumdan itibaren farklı şekilde geliştiğini ortaya koydu.
Yenidoğan beyin anatomisi üzerine yapılmış en büyük çalışmalardan biri olarak tanımlanan çalışmada bilim insanları, 500&#039;den fazla bebeğin baş taramalarını inceledi.Yapılan taramalarda kız bebeklerin beyinlerinde daha fazla gri madde, erkek bebeklerin beyinlerinde ise daha fazla beyaz madde olduğu tespit edildi.
Gri madde, hafıza, duygular ve bilgi işleme gibi zihinsel işlevlerde kritik bir rol oynadığı, beyaz maddenin ise  beyin hücreleri arasında bilgi aktarımını hızlandırarak vücudun bilgi işleme kapasitesini artırdığı belirtildi.Araştırmanın baş yazarı Yumnah Khan, &quot;Doğumda gözlemlenen cinsiyet farklılıklarının yetişkinliğe kadar uzandığı görülüyor&quot; açıklamasıyla bulguların uzun vadeli etkilerine dikkat çekti.King&#039;s College London, Imperial College London ve Oxford Üniversitesi&#039;nin ortaklığıyla yürütülen çalışma, bugüne kadar yenidoğan beyin anatomisi üzerine yapılan en geniş kapsamlı araştırma olarak tanımlanıyor. Araştırmada, 0-28 günlük 514 bebeğin (236 kız ve 278 erkek) beyin hacimleri MRI ile incelendi.Sonuçlar, erkek bebeklerin beyin hacimlerinin genel olarak kız bebeklere göre daha büyük olduğunu ortaya koyarken, cinsiyete dayalı duyusal işleme ve motor kontrol farklılıklarına da dikkat çekti.Kadınların duygusal farkındalığı ve hafıza işleme yetenekleri daha gelişmişken, erkeklerin yön bulma becerileri ve fiziksel çevre farkındalıkları öne çıkıyor.Bilim insanları, bu farklılıkların anne karnında ortaya çıkmaya başladığını ancak doğumdan sonra daha belirgin hale geldiğini düşünüyor.
Biology of Sex Differences dergisinde yayımlanan araştırma, beynin cinsiyete dayalı farklılıklarını anlamak adına yeni bir kilometre taşı olarak görülüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8wpXbqMIHUGtVdBPeVLvDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Farklılık, doğuştan, geliyor:, Kadınlarda, gri, erkeklerde, beyaz, madde, baskın</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8wpXbqMIHUGtVdBPeVLvDA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Farklılık doğuştan geliyor: Kadınlarda gri, erkeklerde beyaz madde baskın!"><p>Cambridge Üniversitesi liderliğinde yapılan ve 500’den fazla yenidoğanın beyin taramalarını inceleyen kapsamlı bir araştırma, erkek ve kadın beyinlerinin doğumdan itibaren farklı şekillerde programlandığını ortaya koydu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3D3lWM22D0qfZjYuEy6fxg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan yeni bir araştırma erkek ve kadın beyinlerinin doğumdan itibaren farklı şekilde geliştiğini ortaya koydu.
Yenidoğan beyin anatomisi üzerine yapılmış en büyük çalışmalardan biri olarak tanımlanan çalışmada bilim insanları, 500'den fazla bebeğin baş taramalarını inceledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/41eyOefNMUKGZOq5RmMLVw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapılan taramalarda kız bebeklerin beyinlerinde daha fazla gri madde, erkek bebeklerin beyinlerinde ise daha fazla beyaz madde olduğu tespit edildi.
Gri madde, hafıza, duygular ve bilgi işleme gibi zihinsel işlevlerde kritik bir rol oynadığı, beyaz maddenin ise  beyin hücreleri arasında bilgi aktarımını hızlandırarak vücudun bilgi işleme kapasitesini artırdığı belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iwEzzyO2cUusOm2FYCWJuQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmanın baş yazarı Yumnah Khan, "Doğumda gözlemlenen cinsiyet farklılıklarının yetişkinliğe kadar uzandığı görülüyor" açıklamasıyla bulguların uzun vadeli etkilerine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mEDRhxv_NU2kFLFeE5LuKA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>King's College London, Imperial College London ve Oxford Üniversitesi'nin ortaklığıyla yürütülen çalışma, bugüne kadar yenidoğan beyin anatomisi üzerine yapılan en geniş kapsamlı araştırma olarak tanımlanıyor. Araştırmada, 0-28 günlük 514 bebeğin (236 kız ve 278 erkek) beyin hacimleri MRI ile incelendi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kgt6M1i7jUyDrT8xgruhdw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuçlar, erkek bebeklerin beyin hacimlerinin genel olarak kız bebeklere göre daha büyük olduğunu ortaya koyarken, cinsiyete dayalı duyusal işleme ve motor kontrol farklılıklarına da dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0GNhL7OiSEeJvDKDY3QdgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kadınların duygusal farkındalığı ve hafıza işleme yetenekleri daha gelişmişken, erkeklerin yön bulma becerileri ve fiziksel çevre farkındalıkları öne çıkıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J7YXYw_QAUaegtewsuFMAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, bu farklılıkların anne karnında ortaya çıkmaya başladığını ancak doğumdan sonra daha belirgin hale geldiğini düşünüyor.
Biology of Sex Differences dergisinde yayımlanan araştırma, beynin cinsiyete dayalı farklılıklarını anlamak adına yeni bir kilometre taşı olarak görülüyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>4 milyar ışık yılı uzakta: Evrenin en büyük yıldız topluluğu görüntülendi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/4-milyar-isik-yili-uzakta-evrenin-en-buyuk-yildiz-toplulugu-goeruntulendi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/4-milyar-isik-yili-uzakta-evrenin-en-buyuk-yildiz-toplulugu-goeruntulendi</guid>
<description><![CDATA[ James Webb Uzay Teleskobu, gözlemlenebilir evrenin yarısındaki bir galakside 44 ayrı yıldızın görüntüsünü yakalayarak gökbilimcileri büyüledi. Arizona Eyalet Üniversitesi’nden Rogier Windhorst, &quot;Webb&#039;in onları bu kadar çok sayıda görebileceğini hiç hayal etmemiştim. Webb hepimizi şaşırtmaya devam ediyor.&quot; dedi. Ejderha adı verilen galaksiye ait bu yıldızlar, yaşamlarının son aşamalarında kırmızı süper devler olarak tanımlandı. Yaklaşık 4 milyar ışık yılı uzaklıktaki bu keşif, evrendeki en büyük yıldız topluluğu olarak kayda geçti.James Webb Uzay Teleskobu (JWST) gözlemlenebilir evrenin yarısındaki bir galakside 44 ayrı yıldızın görüntülerini yakaladı.
&quot;HEPİMİZİ ŞAŞIRTMAYA DEVAM EDİYOR&quot;
Keşif ekibinin bir parçası olan Arizona Eyalet Üniversitesi&#039;nden gökbilimci Rogier Windhorst yaptığı açıklamada, &quot;Webb&#039;in onları bu kadar çok sayıda görebileceğini hiç hayal etmemiştim ve şimdi burada, sadece bir yıl arayla çekilen görüntülerde bu yıldızların gecenin içindeki ateş böcekleri gibi bir görünüp bir kaybolduğunu gözlemliyoruz. Webb hepimizi şaşırtmaya devam ediyor.&quot; dedi.Yeni keşfedilen 44 yıldız uzak evrende şimdiye kadar gözlemlenen en büyük yıldız topluluğu.
Işığı görüntünün sol ortasında yer alan ve Ejderha olarak adlandırılan çarpıcı uzunluktaki filize dönüşmüş olan uzak, gizli bir galaksiye aittir.
Ejderha&#039;nın ana galaksisinden gelen ışık, kabaca 6,5 milyar yıl önce, evren bugünkü yaşının yarısındayken uzayda yolculuk etmeye başladı.
Araştırmacılar, Ejderha&#039;daki yeni keşfedilen yıldızların her birinin renklerini analiz ederek, Orion takımyıldızının sağ omzuna tünemiş tanıdık belki de yakında patlayacak Betelgeuse gibi yaşamlarının son aşamalarında kırmızı süper devler oldukları sonucuna vardılar.Ejderha aslında, Abell 370 galaksi kümesinin arkasında tesadüfen hizalanmasının neden olduğu çarpıcı kozmik seraplar olan tek bir arka plan spiral galaksinin birkaç kopyalanmış görüntüsünün bir karışımıdır.
Abell 370&#039;in kendisi, bizden yaklaşık 4 milyar ışık yılı uzakta, Cetus takımyıldızında yerçekimiyle birbirine bağlı birkaç yüz galaksiden oluşan şaşırtıcı bir çeşitliliğe ev sahipliği yapmaktadır.Harvard  Smithsonian Astrofizik Merkezi&#039;nde doktora sonrası araştırmacı olan ve çalışmanın ortak yazarlarından Fengwu Sun, 2022 ve 2023 yıllarında JWST tarafından çekilen Ejderha görüntülerinde arka planda yerçekimsel olarak merceklenmiş bir galaksi ararken yıldız hazinesine rastladı.
Sun açıklamasında, &quot;Verileri işlediğimizde, çok sayıda bireysel yıldız noktası gibi görünen şeylerin olduğunu fark ettik. Bu heyecan verici bir bulguydu çünkü ilk kez bu kadar çok bireysel yıldızı bu kadar uzakta görebildik.&quot; dedi.
Bu sonuçlarla ilgili bir çalışma Nature Astronomy dergisinde yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3V9uBRVID0S0LHN8ly2ArQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>milyar, ışık, yılı, uzakta:, Evrenin, büyük, yıldız, topluluğu, görüntülendi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3V9uBRVID0S0LHN8ly2ArQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="4 milyar ışık yılı uzakta: Evrenin en büyük yıldız topluluğu görüntülendi"><p>James Webb Uzay Teleskobu, gözlemlenebilir evrenin yarısındaki bir galakside 44 ayrı yıldızın görüntüsünü yakalayarak gökbilimcileri büyüledi. Arizona Eyalet Üniversitesi’nden Rogier Windhorst, "Webb'in onları bu kadar çok sayıda görebileceğini hiç hayal etmemiştim. Webb hepimizi şaşırtmaya devam ediyor." dedi. Ejderha adı verilen galaksiye ait bu yıldızlar, yaşamlarının son aşamalarında kırmızı süper devler olarak tanımlandı. Yaklaşık 4 milyar ışık yılı uzaklıktaki bu keşif, evrendeki en büyük yıldız topluluğu olarak kayda geçti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/53sLUo_JHkivNA3ef_cyqg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>James Webb Uzay Teleskobu (JWST) gözlemlenebilir evrenin yarısındaki bir galakside 44 ayrı yıldızın görüntülerini yakaladı.
"HEPİMİZİ ŞAŞIRTMAYA DEVAM EDİYOR"
Keşif ekibinin bir parçası olan Arizona Eyalet Üniversitesi'nden gökbilimci Rogier Windhorst yaptığı açıklamada, "Webb'in onları bu kadar çok sayıda görebileceğini hiç hayal etmemiştim ve şimdi burada, sadece bir yıl arayla çekilen görüntülerde bu yıldızların gecenin içindeki ateş böcekleri gibi bir görünüp bir kaybolduğunu gözlemliyoruz. Webb hepimizi şaşırtmaya devam ediyor." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AtPUppr2Cke4zaVjtg1iOQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yeni keşfedilen 44 yıldız uzak evrende şimdiye kadar gözlemlenen en büyük yıldız topluluğu.
Işığı görüntünün sol ortasında yer alan ve Ejderha olarak adlandırılan çarpıcı uzunluktaki filize dönüşmüş olan uzak, gizli bir galaksiye aittir.
Ejderha'nın ana galaksisinden gelen ışık, kabaca 6,5 milyar yıl önce, evren bugünkü yaşının yarısındayken uzayda yolculuk etmeye başladı.
Araştırmacılar, Ejderha'daki yeni keşfedilen yıldızların her birinin renklerini analiz ederek, Orion takımyıldızının sağ omzuna tünemiş tanıdık belki de yakında patlayacak Betelgeuse gibi yaşamlarının son aşamalarında kırmızı süper devler oldukları sonucuna vardılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xvfi9Cpj4Ue5HiDylQ3LFg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ejderha aslında, Abell 370 galaksi kümesinin arkasında tesadüfen hizalanmasının neden olduğu çarpıcı kozmik seraplar olan tek bir arka plan spiral galaksinin birkaç kopyalanmış görüntüsünün bir karışımıdır.
Abell 370'in kendisi, bizden yaklaşık 4 milyar ışık yılı uzakta, Cetus takımyıldızında yerçekimiyle birbirine bağlı birkaç yüz galaksiden oluşan şaşırtıcı bir çeşitliliğe ev sahipliği yapmaktadır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G7zL15ToDkKibNyBbNqCwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Harvard  Smithsonian Astrofizik Merkezi'nde doktora sonrası araştırmacı olan ve çalışmanın ortak yazarlarından Fengwu Sun, 2022 ve 2023 yıllarında JWST tarafından çekilen Ejderha görüntülerinde arka planda yerçekimsel olarak merceklenmiş bir galaksi ararken yıldız hazinesine rastladı.
Sun açıklamasında, "Verileri işlediğimizde, çok sayıda bireysel yıldız noktası gibi görünen şeylerin olduğunu fark ettik. Bu heyecan verici bir bulguydu çünkü ilk kez bu kadar çok bireysel yıldızı bu kadar uzakta görebildik." dedi.
Bu sonuçlarla ilgili bir çalışma Nature Astronomy dergisinde yayımlandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apollo&amp;apos;dan sonra ikinci kez: ABD Ay&amp;apos;a doğru yola çıkıyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apollodan-sonra-ikinci-kez-abd-aya-dogru-yola-cikiyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apollodan-sonra-ikinci-kez-abd-aya-dogru-yola-cikiyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;li Firefly Aerospace, NASA’nın Ticari Ay Yükü Hizmetleri programı kapsamında, Ay’a iniş aracı Blue Ghost’u 15 Ocak’ta SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatmaya hazırlanıyor. Araç, 45 günlük yolculuğun ardından Ay&#039;ın kuzeydoğusuna bilimsel ekipman taşıyacak ve 14 günlük bir operasyon gerçekleştirecek. Bu görev, Apollo döneminden sonra ABD’nin Ay yüzeyine ikinci robotik inişi olacak.ABD şirketi Firefly Aerospace, NASA&#039;nın ticari sektörü maliyetleri azaltmak için ortaklığa aldığı deneysel bir program kapsamında, önümüzdeki hafta Ay&#039;a bir iniş aracı fırlatmayı hedeflediğini duyurdu.
Başarılı olunması halinde, bu, Apollo döneminin sona ermesinden bu yana bir Amerikan robotunun Ay yüzeyine yalnızca ikinci kez iniş yapmış olması anlamına gelecek.Şirket, X üzerinden yaptığı paylaşımda &quot;Kemerlerinizi bağlayın! Ay&#039;a olan yolculuğumuz, 15 Ocak Çarşamba gü bir SpaceX Falcon 9 roketiyle başlıyor.&quot; ifadelerini kullandı.
Blue Ghost, 2 metre yüksekliğinde ve 3,5 metre genişliğinde.Araç, Ay&#039;ın kuzeydoğusundaki Mare Crisium bölgesinde yer alan volkanik bir yapı olan Mons Latreille&#039;e 10 bilimsel araştırma projesi ve teknoloji gösterimi için ekipman taşıma görevini üstlenecek.
Blue Ghost, Ay&#039;a 45 günlük bir yolculuğun ardından Ay yüzeyinde 14 gün sürecek planlı bir operasyon aşaması gerçekleştirecek.
Firefly Aerospace, 2021 yılında NASA&#039;nın Ticari Ay Yükü Hizmetleri (CLPS) girişimi kapsamında 93 milyon dolarlık bir sözleşme kazandı.Bu program, Ay&#039;a bilimsel ve teknolojik yükler taşıma görevlerini gerçekleştirmek için yeni nesil uzay şirketlerini işe alarak özel bir Ay ekonomisi oluşturmayı ve Artemis programının bir parçası olarak Ay&#039;da sürdürülebilir bir varlık kurmayı amaçlıyor.
CLPS&#039;in ilk görevi, Ocak 2024&#039;te Pennsylvania merkezli Astrobotic şirketi tarafından gerçekleştirildi ancak başarısızlıkla sonuçlandı.
Şirketin iniş aracı Peregrine, bir United Launch Alliance Vulcan roketiyle fırlatıldı ancak birkaç gün sonra bir yakıt sızıntısı nedeniyle kayboldu ve nihayetinde Dünya atmosferinde yanarak yok oldu.Bir ay sonra, Teksas merkezli Intuitive Machines şirketi kısmi bir başarı elde etti.
Şirketin iniş aracı, bir SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatıldı ve 22 Şubat&#039;ta Ay&#039;ın güney kutbu yakınlarına başarılı bir şekilde indi.
Ancak araç iniş sırasında bir bacağını kırdı ve eğik bir pozisyonda durdu, bu da güneş panellerinin yeterince güneş ışığı almasını ve radyonun çalışmasını engelledi.
Yine de görev sırasında birkaç test tamamlandı, fotoğraflar gönderildi ve bu, 1972&#039;deki Apollo 17 görevinden bu yana ilk Ay&#039;a iniş olarak kayıtlara geçti.
AY&#039;A UZAY ARACIYLA İNMEYİ BAŞARAN ÜLKELER
Bugüne kadar yalnızca beş ülke Ay&#039;a uzay aracıyla başarılı bir şekilde iniş yapmayı başardı: Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Hindistan ve Japonya. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vu9voAIh9UyRLhqVwmTrTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Apollodan, sonra, ikinci, kez:, ABD, Aya, doğru, yola, çıkıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vu9voAIh9UyRLhqVwmTrTg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apollo'dan sonra ikinci kez: ABD Ay'a doğru yola çıkıyor"><p>ABD'li Firefly Aerospace, NASA’nın Ticari Ay Yükü Hizmetleri programı kapsamında, Ay’a iniş aracı Blue Ghost’u 15 Ocak’ta SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatmaya hazırlanıyor. Araç, 45 günlük yolculuğun ardından Ay'ın kuzeydoğusuna bilimsel ekipman taşıyacak ve 14 günlük bir operasyon gerçekleştirecek. Bu görev, Apollo döneminden sonra ABD’nin Ay yüzeyine ikinci robotik inişi olacak.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_SBBMzlWWU28tB2FqISEMw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD şirketi Firefly Aerospace, NASA'nın ticari sektörü maliyetleri azaltmak için ortaklığa aldığı deneysel bir program kapsamında, önümüzdeki hafta Ay'a bir iniş aracı fırlatmayı hedeflediğini duyurdu.
Başarılı olunması halinde, bu, Apollo döneminin sona ermesinden bu yana bir Amerikan robotunun Ay yüzeyine yalnızca ikinci kez iniş yapmış olması anlamına gelecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/49Cmn1wKLUeFS-n0SMLo1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şirket, X üzerinden yaptığı paylaşımda "Kemerlerinizi bağlayın! Ay'a olan yolculuğumuz, 15 Ocak Çarşamba gü bir SpaceX Falcon 9 roketiyle başlıyor." ifadelerini kullandı.
Blue Ghost, 2 metre yüksekliğinde ve 3,5 metre genişliğinde.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vba6xCgZG0S4s9QGbrMAog.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araç, Ay'ın kuzeydoğusundaki Mare Crisium bölgesinde yer alan volkanik bir yapı olan Mons Latreille'e 10 bilimsel araştırma projesi ve teknoloji gösterimi için ekipman taşıma görevini üstlenecek.
Blue Ghost, Ay'a 45 günlük bir yolculuğun ardından Ay yüzeyinde 14 gün sürecek planlı bir operasyon aşaması gerçekleştirecek.
Firefly Aerospace, 2021 yılında NASA'nın Ticari Ay Yükü Hizmetleri (CLPS) girişimi kapsamında 93 milyon dolarlık bir sözleşme kazandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fTtGzbmhykCpb1KbRrV7EA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu program, Ay'a bilimsel ve teknolojik yükler taşıma görevlerini gerçekleştirmek için yeni nesil uzay şirketlerini işe alarak özel bir Ay ekonomisi oluşturmayı ve Artemis programının bir parçası olarak Ay'da sürdürülebilir bir varlık kurmayı amaçlıyor.
CLPS'in ilk görevi, Ocak 2024'te Pennsylvania merkezli Astrobotic şirketi tarafından gerçekleştirildi ancak başarısızlıkla sonuçlandı.
Şirketin iniş aracı Peregrine, bir United Launch Alliance Vulcan roketiyle fırlatıldı ancak birkaç gün sonra bir yakıt sızıntısı nedeniyle kayboldu ve nihayetinde Dünya atmosferinde yanarak yok oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VUnwJx1FkkSFq_ejkAt5ww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir ay sonra, Teksas merkezli Intuitive Machines şirketi kısmi bir başarı elde etti.
Şirketin iniş aracı, bir SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatıldı ve 22 Şubat'ta Ay'ın güney kutbu yakınlarına başarılı bir şekilde indi.
Ancak araç iniş sırasında bir bacağını kırdı ve eğik bir pozisyonda durdu, bu da güneş panellerinin yeterince güneş ışığı almasını ve radyonun çalışmasını engelledi.
Yine de görev sırasında birkaç test tamamlandı, fotoğraflar gönderildi ve bu, 1972'deki Apollo 17 görevinden bu yana ilk Ay'a iniş olarak kayıtlara geçti.
AY'A UZAY ARACIYLA İNMEYİ BAŞARAN ÜLKELER
Bugüne kadar yalnızca beş ülke Ay'a uzay aracıyla başarılı bir şekilde iniş yapmayı başardı: Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Hindistan ve Japonya.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA, Mars&amp;apos;tan topladığı örnekleri Dünya&amp;apos;ya nasıl getirecek?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-marstan-topladigi-oernekleri-dunyaya-nasil-getirecek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-marstan-topladigi-oernekleri-dunyaya-nasil-getirecek</guid>
<description><![CDATA[ NASA, Mars&#039;tan kaya örneklerini Dünya&#039;ya geri getirme maliyetlerini azaltmak için Elon Musk&#039;ın şirketi SpaceX veya Jeff Bezos&#039;ın sahibi olduğu Blue Origin ile çalışmayı düşünebileceğini açıkladı. Artan masraflar nedeniyle Mars Örnek Dönüş misyonunda yeni çözümler aranıyor.NASA, Perseverance keşif aracı tarafından toplanan Mars kaya örneklerini Dünya&#039;ya geri getirme maliyetlerini düşürmek için Elon Musk&#039;ın SpaceX&#039;i veya Jeff Bezos&#039;un Blue Origin&#039;i ile çalışmayı değerlendirebileceğini duyurdu.
2030&#039;lara kadar 30 örnek tüpünü Dünya&#039;ya getirmesi planlanan Mars Örnek Dönüş misyonu, artan masraflar ve gecikmelerle karşılaştı.
Bu durum, Amerikan uzay ajansını daha verimli çözümler aramaya yöneltti.NASA&#039;nın görevden ayrılacak yöneticisi Bill Nelson, Salı günü yaptığı açıklamada, ajansın Mars&#039;a bir robotik platform indirmek için iki olası mimariyi değerlendirdiğini ve nihai kararın 2026&#039;nın ortasında verilmesinin beklendiğini açıkladı.İlk seçenek, NASA&#039;nın güvenilir Sky Crane sistemini kullanmayı içeriyor.
Bu robotik jetpack, 2012&#039;de Curiosity&#039;yi ve 2021&#039;de Perseverance&#039;ı Mars yüzeyine indirmesiyle tanınıyor.
İkinci seçenek ise, gerekli donanımı Mars yüzeyine yerleştirmek için ticari bir ortak tarafından geliştirilen &quot;ağır yük iniş aracı&quot;nı içeriyor.
Nelson, &quot;Hepiniz biliyorsunuz ki SpaceX ve Blue Origin bu konuda zaten ilgi gösterdi, ancak başka adaylar da olabilir,&quot; dedi.Her iki senaryoda da iniş aracı, Mars yörüngesine örnekleri fırlatmak için tasarlanmış hafif bir roket olan küçültülmüş bir Mars Yükseliş Aracı taşıyacak.
Mars yörüngesinde, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından geliştirilen Dünya Dönüş Yörüngesi Aracı, örnekleri Dünya&#039;ya getirmek için yakalayacak.NASA, iniş aracı için enerji stratejisini de gözden geçiriyor. Ajans, Mars&#039;ın toz fırtınalarına karşı hassas olan güneş panelleri yerine, ısı ve enerji sağlayacak bir nükleer pil kullanmayı planlıyor.
Sky Crane seçeneğiyle NASA, harcamaların 6,6 milyar ila 7,7 milyar dolar arasında olabileceğini tahmin ediyor.
Bu, bağımsız bir denetime göre orijinal plandaki 11 milyar dolarlık tahminden oldukça düşük.
Ticari sağlayıcılarla ortaklık yapmak, maliyetleri daha da azaltarak 5,8 milyar ile 7,1 milyar dolar arasında bir seviyeye çekebilir.Bu arada, Çin&#039;in örnekleri NASA&#039;dan önce teslim edebileceği ve bunu başaran ilk ülke olabileceği belirtildi.
Perseverance, Mars&#039;ın milyarlarca yıl önce daha sıcak ve nemli olduğu dönemde eski mikrobiyal yaşamın kanıtlarını aramak amacıyla 2021&#039;de Mars&#039;a iniş yapmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TR7DZjcG7EGniR1zatUo-w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, Marstan, topladığı, örnekleri, Dünyaya, nasıl, getirecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TR7DZjcG7EGniR1zatUo-w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA, Mars'tan topladığı örnekleri Dünya'ya nasıl getirecek?"><p>NASA, Mars'tan kaya örneklerini Dünya'ya geri getirme maliyetlerini azaltmak için Elon Musk'ın şirketi SpaceX veya Jeff Bezos'ın sahibi olduğu Blue Origin ile çalışmayı düşünebileceğini açıkladı. Artan masraflar nedeniyle Mars Örnek Dönüş misyonunda yeni çözümler aranıyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JrmQl2a3G02UWyw8i_Rktw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA, Perseverance keşif aracı tarafından toplanan Mars kaya örneklerini Dünya'ya geri getirme maliyetlerini düşürmek için Elon Musk'ın SpaceX'i veya Jeff Bezos'un Blue Origin'i ile çalışmayı değerlendirebileceğini duyurdu.
2030'lara kadar 30 örnek tüpünü Dünya'ya getirmesi planlanan Mars Örnek Dönüş misyonu, artan masraflar ve gecikmelerle karşılaştı.
Bu durum, Amerikan uzay ajansını daha verimli çözümler aramaya yöneltti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/whkQOAKg00uAk_7WxMW9zg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA'nın görevden ayrılacak yöneticisi Bill Nelson, Salı günü yaptığı açıklamada, ajansın Mars'a bir robotik platform indirmek için iki olası mimariyi değerlendirdiğini ve nihai kararın 2026'nın ortasında verilmesinin beklendiğini açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sjx9pMASn0aQiaQw3pMwjg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk seçenek, NASA'nın güvenilir Sky Crane sistemini kullanmayı içeriyor.
Bu robotik jetpack, 2012'de Curiosity'yi ve 2021'de Perseverance'ı Mars yüzeyine indirmesiyle tanınıyor.
İkinci seçenek ise, gerekli donanımı Mars yüzeyine yerleştirmek için ticari bir ortak tarafından geliştirilen "ağır yük iniş aracı"nı içeriyor.
Nelson, "Hepiniz biliyorsunuz ki SpaceX ve Blue Origin bu konuda zaten ilgi gösterdi, ancak başka adaylar da olabilir," dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1Z75QbaPwUy8YaiFYbSDgw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her iki senaryoda da iniş aracı, Mars yörüngesine örnekleri fırlatmak için tasarlanmış hafif bir roket olan küçültülmüş bir Mars Yükseliş Aracı taşıyacak.
Mars yörüngesinde, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından geliştirilen Dünya Dönüş Yörüngesi Aracı, örnekleri Dünya'ya getirmek için yakalayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iFTb65P1ikaROCyZjsioYw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA, iniş aracı için enerji stratejisini de gözden geçiriyor. Ajans, Mars'ın toz fırtınalarına karşı hassas olan güneş panelleri yerine, ısı ve enerji sağlayacak bir nükleer pil kullanmayı planlıyor.
Sky Crane seçeneğiyle NASA, harcamaların 6,6 milyar ila 7,7 milyar dolar arasında olabileceğini tahmin ediyor.
Bu, bağımsız bir denetime göre orijinal plandaki 11 milyar dolarlık tahminden oldukça düşük.
Ticari sağlayıcılarla ortaklık yapmak, maliyetleri daha da azaltarak 5,8 milyar ile 7,1 milyar dolar arasında bir seviyeye çekebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NfI4bdJhMEOacVj1UY60-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu arada, Çin'in örnekleri NASA'dan önce teslim edebileceği ve bunu başaran ilk ülke olabileceği belirtildi.
Perseverance, Mars'ın milyarlarca yıl önce daha sıcak ve nemli olduğu dönemde eski mikrobiyal yaşamın kanıtlarını aramak amacıyla 2021'de Mars'a iniş yapmıştı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tam 20 bin yıl önce yapılmış: Bilinen en eski üç boyutlu harita keşfedildi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tam-20-bin-yil-oence-yapilmis-bilinen-en-eski-uc-boyutlu-harita-kesfedildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tam-20-bin-yil-oence-yapilmis-bilinen-en-eski-uc-boyutlu-harita-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ Fransa&#039;daki Segognole 3 mağarasında, tarih öncesi insanların taş zemini oyarak oluşturduğu üç boyutlu bir harita keşfedildi. Yerbilimcilere göre, yaklaşık 20 bin yıl önce yapılan bu harita, çevredeki vadinin minyatür bir modeli olabilirken keşfedilen en eski üç boyutlu harita olma özelliğini taşıyor. Mağara tabanında kanallar ve havzalarla düzenlenen su akış sistemi, yerel coğrafi özellikleri yansıtarak avlanma, eğitim veya ritüel amaçlı kullanılmış olabilir.Bilim insanları Paris&#039;in güneyindeki küçük bir mağarada, zeminde yaptıkları inceleme sonucunda avcı-toplayıcı bir bölgenin günümüze ulaşan en eski üç boyutlu haritasını keşfettiler.
Yerbilimciler Medard Thiry ve Anthony Milnes&#039;e göre, yaklaşık 20 bin yıl önce bu mağarada barınan tarih öncesi insanlar, taş zemini oyup düzleştirerek çevredeki vadinin minyatür bir modelini oluşturmuşlar.Fransa&#039;daki Yerbilimleri Merkezi&#039;nden Thiry ve Avustralya&#039;daki Adelaide Üniversitesi&#039;nden Milnes&#039;e göre bu, dışarıdaki manzaranın kesin bir coğrafi izi değil aslında, çevredeki vadinin kenarları, muhtemelen doğal eğimle birlikte hareket etmek için mağara tabanında ters çevrilmiş gibi görünüyor.
Ancak özellikler açıkça bir kartografiyi çağrıştırıyor.Yakın zamanda Arkeologlar Segognole 3&#039;ün eğimli duvarında bir üçgenin her iki yanında kumtaşına oyulmuş iki oyma at buldular.
Üçgeni oluşturmak için oyulmuş oluklar leğen kemiğine benzemektedir ve tam ortasından geçen bir kanala taşımaktadır.
Tüm bu özelliklerin yanı sıra tekrarlanan şekil veya desenlerin olmaması, bunun yerel arazinin üç boyutlu bir haritası olduğunu düşündürüyor.
Mağaranın üst galerisindeki teras çevredeki vadinin platosunu, ortasından geçen oluklar ise Ecole Nehri ve çeşitli kollarını temsil ediyor olabilir.Havzalardan bazıları gölet olabilirken, bazı bölgelerde görülen yatay olukların vadileri veya olukları temsil ettiği tahmin ediliyor
Thiry ve Milnes, “Tarih öncesi dönemlere ait oymaların yorumlanmasında her zaman ihtiyatlı olmak gerekir” diyor.
Ancak eğer bu gerçekten yerel arazinin resimli bir haritasıysa, tarih öncesi insanların bunu avlanma, eğitim, hikaye anlatma ya da suyla ilgili ritüeller için kullanmış olabileceğini düşünüyorlar.
Çalışma Oxford Journal of Archaeology dergisinde yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/huB2v1P1OkWaaCTjWIP2JQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tam, bin, yıl, önce, yapılmış:, Bilinen, eski, üç, boyutlu, harita, keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/huB2v1P1OkWaaCTjWIP2JQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tam 20 bin yıl önce yapılmış: Bilinen en eski üç boyutlu harita keşfedildi"><p>Fransa'daki Segognole 3 mağarasında, tarih öncesi insanların taş zemini oyarak oluşturduğu üç boyutlu bir harita keşfedildi. Yerbilimcilere göre, yaklaşık 20 bin yıl önce yapılan bu harita, çevredeki vadinin minyatür bir modeli olabilirken keşfedilen en eski üç boyutlu harita olma özelliğini taşıyor. Mağara tabanında kanallar ve havzalarla düzenlenen su akış sistemi, yerel coğrafi özellikleri yansıtarak avlanma, eğitim veya ritüel amaçlı kullanılmış olabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fPu9o1h_kU-R5Ri5tLyJyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları Paris'in güneyindeki küçük bir mağarada, zeminde yaptıkları inceleme sonucunda avcı-toplayıcı bir bölgenin günümüze ulaşan en eski üç boyutlu haritasını keşfettiler.
Yerbilimciler Medard Thiry ve Anthony Milnes'e göre, yaklaşık 20 bin yıl önce bu mağarada barınan tarih öncesi insanlar, taş zemini oyup düzleştirerek çevredeki vadinin minyatür bir modelini oluşturmuşlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ogt2SpbfcUSFsGGl5ReMpA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fransa'daki Yerbilimleri Merkezi'nden Thiry ve Avustralya'daki Adelaide Üniversitesi'nden Milnes'e göre bu, dışarıdaki manzaranın kesin bir coğrafi izi değil aslında, çevredeki vadinin kenarları, muhtemelen doğal eğimle birlikte hareket etmek için mağara tabanında ters çevrilmiş gibi görünüyor.
Ancak özellikler açıkça bir kartografiyi çağrıştırıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kNn8gCyAfUGzy0qud-oxsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yakın zamanda Arkeologlar Segognole 3'ün eğimli duvarında bir üçgenin her iki yanında kumtaşına oyulmuş iki oyma at buldular.
Üçgeni oluşturmak için oyulmuş oluklar leğen kemiğine benzemektedir ve tam ortasından geçen bir kanala taşımaktadır.
Tüm bu özelliklerin yanı sıra tekrarlanan şekil veya desenlerin olmaması, bunun yerel arazinin üç boyutlu bir haritası olduğunu düşündürüyor.
Mağaranın üst galerisindeki teras çevredeki vadinin platosunu, ortasından geçen oluklar ise Ecole Nehri ve çeşitli kollarını temsil ediyor olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sqyh8yCTP0aWphzlv9vpIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Havzalardan bazıları gölet olabilirken, bazı bölgelerde görülen yatay olukların vadileri veya olukları temsil ettiği tahmin ediliyor
Thiry ve Milnes, “Tarih öncesi dönemlere ait oymaların yorumlanmasında her zaman ihtiyatlı olmak gerekir” diyor.
Ancak eğer bu gerçekten yerel arazinin resimli bir haritasıysa, tarih öncesi insanların bunu avlanma, eğitim, hikaye anlatma ya da suyla ilgili ritüeller için kullanmış olabileceğini düşünüyorlar.
Çalışma Oxford Journal of Archaeology dergisinde yayımlandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Plüton &amp;apos;dan &amp;quot;öpüp yakala&amp;quot; yöntemi: En büyük uydusunu kendisine böyle çekmiş!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/pluton-dan-oepup-yakala-yoentemi-en-buyuk-uydusunu-kendisine-boeyle-cekmis</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/pluton-dan-oepup-yakala-yoentemi-en-buyuk-uydusunu-kendisine-boeyle-cekmis</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, Plüton&#039;un en büyük uydusu Charon&#039;un yörüngesine, önceki teorilerin aksine, &quot;öpüp yakala&quot; adı verilen bir süreçle girdiğini öne sürdü. Yeni keşif, Plüton ve Charon&#039;un çarpışarak kısa süreliğine birbirine yapıştığını ve ardından kütleçekimsel bağlılıkla ayrıldığını gösteriyor. Uzmanlar bu sürecin, Plüton&#039;un jeolojik evrimini etkileyebileceğini ve yeraltı okyanuslarının oluşumuna neden olmuş olabileceğini belirtti.Bilim insanları, Plüton&#039;un en büyük uydusu Charon&#039;un yörüngesine, önceki teorilerin aksine, &quot;öpüp yakala&quot; adını verdikleri bir süreçle girdiğini iddia etti.
Önceki teoriler, Charon&#039;un büyük bir çarpışma sonucu Plüton&#039;un yörüngesine girdiğini öne sürüyordu, ancak yeni araştırmalar bu sürecin farklı işlediğini gösteriyor.Arizona Üniversitesi’nden Dr. Adeene Denton liderliğindeki ekip, iki cismin çarpışarak birbirine yapıştığını ve kütleçekimsel bağlılıkla ayrıldığını öne sürdü. Bu, daha önce keşfedilmemiş bir çarpışma süreci olup, Plüton ve Charon&#039;un geçmişini farklı bir şekilde açıklıyor.Araştırmacılar, Charon&#039;un Plüton&#039;a çarptığını ve kısa bir süre birbirine yapıştıktan sonra ayrıldığını belirtti. Bu süreç sırasında her iki cisim büyük ölçüde sağlam kaldı, ancak bir miktar madde alışverişi olmuş olabilir.Bilim insanları, bu çarpışmanın Plüton’un jeolojik evrimini etkileyebileceğini ve yeraltı okyanuslarının bu şekilde oluşmuş olabileceğini düşünüyor.
Çarpışmanın ardından gelen ısı ve gelgit kuvvetlerinin, Plüton&#039;un yüzeyindeki mevcut özellikleri şekillendirmiş olabileceği öne sürülüyor.Araştırmacılar, Plüton’un diğer küçük uydularının da bu çarpışma sırasında oluşup oluşmadığını araştırmayı planlıyor. Ayrıca Kuiper Kuşağı’ndaki benzer cisimlerin de &#039;öpüp yakala&#039; süreciyle evrimleşmiş olabileceği düşünülüyor. Bu, yeni gezegen oluşum süreçlerinin anlaşılmasında önemli bir adım olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8HEbWsOCUEOwad5_d-iJkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Plüton, dan, öpüp, yakala, yöntemi:, büyük, uydusunu, kendisine, böyle, çekmiş</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8HEbWsOCUEOwad5_d-iJkw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Plüton 'dan " yakala y en b uydusunu kendisine><p>Bilim insanları, Plüton'un en büyük uydusu Charon'un yörüngesine, önceki teorilerin aksine, "öpüp yakala" adı verilen bir süreçle girdiğini öne sürdü. Yeni keşif, Plüton ve Charon'un çarpışarak kısa süreliğine birbirine yapıştığını ve ardından kütleçekimsel bağlılıkla ayrıldığını gösteriyor. Uzmanlar bu sürecin, Plüton'un jeolojik evrimini etkileyebileceğini ve yeraltı okyanuslarının oluşumuna neden olmuş olabileceğini belirtti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qWBtvQ9wSk2zgG1reKcGNA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, Plüton'un en büyük uydusu Charon'un yörüngesine, önceki teorilerin aksine, "öpüp yakala" adını verdikleri bir süreçle girdiğini iddia etti.
Önceki teoriler, Charon'un büyük bir çarpışma sonucu Plüton'un yörüngesine girdiğini öne sürüyordu, ancak yeni araştırmalar bu sürecin farklı işlediğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xwbZEJvAsUSHfBlnJdYXhQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Arizona Üniversitesi’nden Dr. Adeene Denton liderliğindeki ekip, iki cismin çarpışarak birbirine yapıştığını ve kütleçekimsel bağlılıkla ayrıldığını öne sürdü. Bu, daha önce keşfedilmemiş bir çarpışma süreci olup, Plüton ve Charon'un geçmişini farklı bir şekilde açıklıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LjP863728kmpTz6aPtZi-w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, Charon'un Plüton'a çarptığını ve kısa bir süre birbirine yapıştıktan sonra ayrıldığını belirtti. Bu süreç sırasında her iki cisim büyük ölçüde sağlam kaldı, ancak bir miktar madde alışverişi olmuş olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J1C_EsBJpUekrDfD0FTIPA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, bu çarpışmanın Plüton’un jeolojik evrimini etkileyebileceğini ve yeraltı okyanuslarının bu şekilde oluşmuş olabileceğini düşünüyor.
Çarpışmanın ardından gelen ısı ve gelgit kuvvetlerinin, Plüton'un yüzeyindeki mevcut özellikleri şekillendirmiş olabileceği öne sürülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T3PCEtzn30KySyKNJDxYJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, Plüton’un diğer küçük uydularının da bu çarpışma sırasında oluşup oluşmadığını araştırmayı planlıyor. Ayrıca Kuiper Kuşağı’ndaki benzer cisimlerin de 'öpüp yakala' süreciyle evrimleşmiş olabileceği düşünülüyor. Bu, yeni gezegen oluşum süreçlerinin anlaşılmasında önemli bir adım olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Alzheimer için robot köpek: Bakım gerektirmiyor, gerçeği gibi sevimli!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/alzheimer-icin-robot-koepek-bakim-gerektirmiyor-gercegi-gibi-sevimli</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/alzheimer-icin-robot-koepek-bakim-gerektirmiyor-gercegi-gibi-sevimli</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de alzheimer ve demans hastaları için robot köpek geliştirildi.Köpeklerin insanın en iyi dostu olduğu söylenir, ancak Alzheimer ve diğer bunama türleriyle yaşayan birçok insan için bir köpek veya evcil hayvana bakmanın getirdiği zorunluluklar zorlu olabilir.  ABD&#039;de Alzheimer ve demans hastaları için robot köpek geliştirildi. Robot köpek Jeanie, evcil hayvana bakacak durumda olmayan ama onların sevgisine muhtaç insanlar için geliştirildi. Üstelik Jeanie köpek gibi bakım gerektirmiyor ama neredeyse gerçekleri kadar sevimli.  Labrador cinsi köpeklerden ilham alınarak geliştirilen Jeanie, özellikle demans ve Alzheimer hastaları için tasarlandı.  Tasarımcısı Tom Stevens, 2011&#039;de annesinin Alzheimer olmasından yola çıkarak Jeanie&#039;yi geliştirdiğini söylüyor.  Jeanie isimli köpek, dokunma ve ses komutlarına yanıt verebiliyor ve kuyruğunu sallıyor.  Bu yıl içinde 2 bin 500 dolara satışa çıkarılması planlanıyor. Düşünülen seçenekler arasında huzurevlerine kiralanması da var. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cNT-nzOI2024fb3Cbul6IQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alzheimer, için, robot, köpek:, Bakım, gerektirmiyor, gerçeği, gibi, sevimli</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cNT-nzOI2024fb3Cbul6IQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Alzheimer için robot köpek: Bakım gerektirmiyor, gerçeği gibi sevimli!"><p>ABD'de alzheimer ve demans hastaları için robot köpek geliştirildi.</p>Köpeklerin insanın en iyi dostu olduğu söylenir, ancak Alzheimer ve diğer bunama türleriyle yaşayan birçok insan için bir köpek veya evcil hayvana bakmanın getirdiği zorunluluklar zorlu olabilir.  ABD'de Alzheimer ve demans hastaları için robot köpek geliştirildi. Robot köpek Jeanie, evcil hayvana bakacak durumda olmayan ama onların sevgisine muhtaç insanlar için geliştirildi. Üstelik Jeanie köpek gibi bakım gerektirmiyor ama neredeyse gerçekleri kadar sevimli.  Labrador cinsi köpeklerden ilham alınarak geliştirilen Jeanie, özellikle demans ve Alzheimer hastaları için tasarlandı.  Tasarımcısı Tom Stevens, 2011'de annesinin Alzheimer olmasından yola çıkarak Jeanie'yi geliştirdiğini söylüyor.  Jeanie isimli köpek, dokunma ve ses komutlarına yanıt verebiliyor ve kuyruğunu sallıyor.  Bu yıl içinde 2 bin 500 dolara satışa çıkarılması planlanıyor. Düşünülen seçenekler arasında huzurevlerine kiralanması da var.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA tarih verdi: Mars&amp;apos;ın sırları en erken 2035&amp;apos;te Dünya&amp;apos;ya taşınıyor!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-tarih-verdi-marsin-sirlari-en-erken-2035te-dunyaya-tasiniyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-tarih-verdi-marsin-sirlari-en-erken-2035te-dunyaya-tasiniyor</guid>
<description><![CDATA[ NASA, Mars&#039;ta toplanan eski mikrobiyal yaşam izlerini taşıyan örneklerin Dünya&#039;ya dönüş tarihi için 2035-2039 arasını işaret etti. Görev maliyetlerini düşürmek için iki alternatif plan üzerinde çalışan ajans, kararını 2025&#039;te açıklayacağını bildirdi.Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, salı günkü açıklamasında Mars&#039;tan toplanan ve eski mikrobiyal yaşamın izlerini bulmak için yararlanılabilecek düzinelerce kaya ve tortu örneğinin, gelecek birkaç ayın gidişatına bağlı olarak en erken 2035&#039;te, en geç ise 2039&#039;da Dünya&#039;ya getirilebileceğini duyurdu.The Independent&#039;ta yer alan habere göre, ajans, Kızıl Gezegen&#039;de 30 örnek toplamış ama bunları geri getirmenin maliyeti Mars Örnek Dönüşü görevini geciktirmişti.
Başlangıçta 11 milyar dolar tutacağı tahmin edilen görevde geri dönüş tarihi 2040 olarak belirlenmişti. Başkan Bill Nelson, bu maliyeti ve zaman çizelgesini &quot;kabul edilemez&quot; diye nitelemişti.Şimdiyse ABD uzay ajansı, daha az maliyetli bir çift seçeneği araştırdığını ve hangisini seçeceğine dair nihai kararını muhtemelen gelecek yıl vereceğini söylüyor.NASA, Curiosity ve Perseverance keşif araçlarını Mars yüzeyine indirmek için daha önce test edilmiş ve başarıyla kullanılmış Sky Crane iniş sisteminden faydalanabilir. Bunun maliyeti 6,6&#039;yla 7,7 milyar dolar arasında olur.Bunun yerine mevcut ticari ortakların tasarladığı ağır bir iniş aracını da seçebilirler. Bu daha ucuza gelir ve 5,8&#039;le 7,1 milyar dolar arasında tutar.
Nelson, gazetecilere yaptığı açıklamada &quot;Her iki seçenek de ilk uçaktan çok daha basitleştirilmiş, daha hızlı ve daha ucuz bir alternatif&quot; dedi.
Geri dönüşün ne zaman gerçekleştirileceğinin yeni yönetime, ABD Kongresi&#039;ne ve ne kadar para harcamak isteyeceklerine bağlı olduğunu söyledi.NASA, geçen yıl nisanda Mars&#039;tan Dünya&#039;ya değerli örnekleri getirmek için yenilikçi tasarımlar aradığını açıklamıştı.Ajans &quot;Bu tür örnekler yalnızca Güneş Sistemi&#039;nin oluşumunu ve evrimini anlamamızı sağlamakla kalmayacak, gelecekteki insan kaşifler için hazırlık yapmak ve NASA&#039;nın eski yaşam belirtileri arayışına desteklemek üzere de kullanılabilir&quot; demişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lN87mJPCfUatJqEm4RRjUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, tarih, verdi:, Marsın, sırları, erken, 2035te, Dünyaya, taşınıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lN87mJPCfUatJqEm4RRjUg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA tarih verdi: Mars'ın sırları en erken 2035'te Dünya'ya taşınıyor!"><p>NASA, Mars'ta toplanan eski mikrobiyal yaşam izlerini taşıyan örneklerin Dünya'ya dönüş tarihi için 2035-2039 arasını işaret etti. Görev maliyetlerini düşürmek için iki alternatif plan üzerinde çalışan ajans, kararını 2025'te açıklayacağını bildirdi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5yQTYYuR2ECnEDfyg0qTyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, salı günkü açıklamasında Mars'tan toplanan ve eski mikrobiyal yaşamın izlerini bulmak için yararlanılabilecek düzinelerce kaya ve tortu örneğinin, gelecek birkaç ayın gidişatına bağlı olarak en erken 2035'te, en geç ise 2039'da Dünya'ya getirilebileceğini duyurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OSi5cZADbUGpXTaNDIk21w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>The Independent'ta yer alan habere göre, ajans, Kızıl Gezegen'de 30 örnek toplamış ama bunları geri getirmenin maliyeti Mars Örnek Dönüşü görevini geciktirmişti.
Başlangıçta 11 milyar dolar tutacağı tahmin edilen görevde geri dönüş tarihi 2040 olarak belirlenmişti. Başkan Bill Nelson, bu maliyeti ve zaman çizelgesini "kabul edilemez" diye nitelemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ME_wxTOJTUSFeydbln35sw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şimdiyse ABD uzay ajansı, daha az maliyetli bir çift seçeneği araştırdığını ve hangisini seçeceğine dair nihai kararını muhtemelen gelecek yıl vereceğini söylüyor.NASA, Curiosity ve Perseverance keşif araçlarını Mars yüzeyine indirmek için daha önce test edilmiş ve başarıyla kullanılmış Sky Crane iniş sisteminden faydalanabilir. Bunun maliyeti 6,6'yla 7,7 milyar dolar arasında olur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gDbAjzQmc06VKHIIHlejDw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bunun yerine mevcut ticari ortakların tasarladığı ağır bir iniş aracını da seçebilirler. Bu daha ucuza gelir ve 5,8'le 7,1 milyar dolar arasında tutar.
Nelson, gazetecilere yaptığı açıklamada "Her iki seçenek de ilk uçaktan çok daha basitleştirilmiş, daha hızlı ve daha ucuz bir alternatif" dedi.
Geri dönüşün ne zaman gerçekleştirileceğinin yeni yönetime, ABD Kongresi'ne ve ne kadar para harcamak isteyeceklerine bağlı olduğunu söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NuZRbg7Xxkm9_xvKgHFDAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA, geçen yıl nisanda Mars'tan Dünya'ya değerli örnekleri getirmek için yenilikçi tasarımlar aradığını açıklamıştı.Ajans "Bu tür örnekler yalnızca Güneş Sistemi'nin oluşumunu ve evrimini anlamamızı sağlamakla kalmayacak, gelecekteki insan kaşifler için hazırlık yapmak ve NASA'nın eski yaşam belirtileri arayışına desteklemek üzere de kullanılabilir" demişti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA, Dünya&amp;apos;nın manyetik alanını Ay&amp;apos;dan gözlemleyecek</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-dunyanin-manyetik-alanini-aydan-goezlemleyecek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-dunyanin-manyetik-alanini-aydan-goezlemleyecek</guid>
<description><![CDATA[ NASA&#039;nın LEXI cihazı, Dünya&#039;nın manyetik alanını küresel olarak görüntülemek için Ocak ayında Ay&#039;a gönderiliyor. Ay yüzeyinden manyetosferi inceleyecek olan cihaz, Dünya’yı güneş rüzgarlarına karşı koruyan bu alanın davranışlarını ilk kez tam kapsamlı olarak gözlemleyecek.NASA&#039;nın Ay Ortamı Heliosferik X-ışını Görüntüleyicisi (LEXI), Dünya&#039;nın manyetosferinin küresel bir görünümünü elde etmek için Ay&#039;a bir yolculuk yapmaya hazırlanıyor.
Ocak ayı ortasında ya da sonrasında Kennedy Uzay Merkezi&#039;nden havalanması planlanan araç, Dünya&#039;nın etrafındaki manyetik alanın ilk tam görüntülerini çekecek ve bu da araştırmacıların alanın güneş rüzgarlarını ve hava koşullarını nasıl savuşturduğunu ortaya çıkarmasına yardımcı olacak.Dünya&#039;nın manyetik alanı, gezegenin etrafında koruyucu bir kalkan görevi görüyor ve Güneş&#039;ten gelen rüzgarları geri püskürtüp hapsediyor.Uydulardan ve diğer araçlardan yapılan çeşitli gözlemler, geçmişte manyetosferin manyetopoz olarak da adlandırılan sınırının parçalarını çeşitli bakış açılarından yakalamıştır.
Bu uydular ve diğer araçlar, güneş rüzgarlarının manyetopoza çarpmasıyla ortaya çıkan X-ışınlarını yakalayarak manyetik alanın ana hatlarını görmüşlerdir.
Ancak Dünya&#039;nın etrafındaki manyetik alanın ana hatlarını tek bir gözlemde göremediler.LEXI, manyetopozu küresel olarak görüntüleyebilmek için Ay&#039;a gidiyor.
Ocak ayı ortalarında Firefly Aerospace&#039;in Blue Ghost Lander&#039;ı ile fırlatılacak olan araç, Dünya&#039;yı çevreleyen manyetik alanı Ay&#039;ın yüzeyinden görebilecek.
NASA gökbilimcilerine göre, manyetopozun görünümü güneş havasının manyetosferi nasıl etkilediğini ortaya çıkarabilir.
Ayrıca bazı güneş rüzgârlarının manyetosferden nasıl geçerek auroralar yarattığını ve Dünya üzerindeki ve çevresindeki güç sistemleri ve uydularda parazite neden olduğunu da ortaya çıkarabilir.
NASA&#039;nın LEXI baş araştırmacısı Hyunju Connor, “Doğanın nasıl davrandığını anlamak istiyoruz. Bunu anlayarak uzaydaki altyapımızı korumaya yardımcı olabiliriz.” dedi.LEXI, Ay&#039;a inişinin ardından altı gün boyunca manyetosferi gözlemleyecek ve manyetik alanın güneş rüzgarının etkisiyle gerilmesini ve büzülmesini izleyecek.
Basın açıklamasına göre Connor, “Manyetosferin ilk kez nefes alıp verdiğini görmeyi bekliyoruz. Güneş rüzgarı çok güçlü olduğunda, manyetosfer büzüşecek ve Dünya&#039;ya doğru geriye doğru itilecek ve daha sonra güneş rüzgarı zayıfladığında genişleyecektir.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lzh6r1yf6kqNKcpofQnGhQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, Dünyanın, manyetik, alanını, Aydan, gözlemleyecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lzh6r1yf6kqNKcpofQnGhQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA, Dünya'nın manyetik alanını Ay'dan gözlemleyecek"><p>NASA'nın LEXI cihazı, Dünya'nın manyetik alanını küresel olarak görüntülemek için Ocak ayında Ay'a gönderiliyor. Ay yüzeyinden manyetosferi inceleyecek olan cihaz, Dünya’yı güneş rüzgarlarına karşı koruyan bu alanın davranışlarını ilk kez tam kapsamlı olarak gözlemleyecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LZMSqgxAPEu8ch2UYxfC8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA'nın Ay Ortamı Heliosferik X-ışını Görüntüleyicisi (LEXI), Dünya'nın manyetosferinin küresel bir görünümünü elde etmek için Ay'a bir yolculuk yapmaya hazırlanıyor.
Ocak ayı ortasında ya da sonrasında Kennedy Uzay Merkezi'nden havalanması planlanan araç, Dünya'nın etrafındaki manyetik alanın ilk tam görüntülerini çekecek ve bu da araştırmacıların alanın güneş rüzgarlarını ve hava koşullarını nasıl savuşturduğunu ortaya çıkarmasına yardımcı olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kWEMb6UeoU28vGmeaBspzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya'nın manyetik alanı, gezegenin etrafında koruyucu bir kalkan görevi görüyor ve Güneş'ten gelen rüzgarları geri püskürtüp hapsediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jA6H4x0y2UeAgGOFK9GKxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uydulardan ve diğer araçlardan yapılan çeşitli gözlemler, geçmişte manyetosferin manyetopoz olarak da adlandırılan sınırının parçalarını çeşitli bakış açılarından yakalamıştır.
Bu uydular ve diğer araçlar, güneş rüzgarlarının manyetopoza çarpmasıyla ortaya çıkan X-ışınlarını yakalayarak manyetik alanın ana hatlarını görmüşlerdir.
Ancak Dünya'nın etrafındaki manyetik alanın ana hatlarını tek bir gözlemde göremediler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2FzYlSQMFkycG5IGHl2w-Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>LEXI, manyetopozu küresel olarak görüntüleyebilmek için Ay'a gidiyor.
Ocak ayı ortalarında Firefly Aerospace'in Blue Ghost Lander'ı ile fırlatılacak olan araç, Dünya'yı çevreleyen manyetik alanı Ay'ın yüzeyinden görebilecek.
NASA gökbilimcilerine göre, manyetopozun görünümü güneş havasının manyetosferi nasıl etkilediğini ortaya çıkarabilir.
Ayrıca bazı güneş rüzgârlarının manyetosferden nasıl geçerek auroralar yarattığını ve Dünya üzerindeki ve çevresindeki güç sistemleri ve uydularda parazite neden olduğunu da ortaya çıkarabilir.
NASA'nın LEXI baş araştırmacısı Hyunju Connor, “Doğanın nasıl davrandığını anlamak istiyoruz. Bunu anlayarak uzaydaki altyapımızı korumaya yardımcı olabiliriz.” dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OwhqJGTAXESAjsiB1ji_qQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>LEXI, Ay'a inişinin ardından altı gün boyunca manyetosferi gözlemleyecek ve manyetik alanın güneş rüzgarının etkisiyle gerilmesini ve büzülmesini izleyecek.
Basın açıklamasına göre Connor, “Manyetosferin ilk kez nefes alıp verdiğini görmeyi bekliyoruz. Güneş rüzgarı çok güçlü olduğunda, manyetosfer büzüşecek ve Dünya'ya doğru geriye doğru itilecek ve daha sonra güneş rüzgarı zayıfladığında genişleyecektir.” dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Jüpiter ve Satürn&amp;apos;ün uydularında yaşam var mı? NASA robot ordusu gönderiyor!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/jupiter-ve-saturnun-uydularinda-yasam-var-mi-nasa-robot-ordusu-goenderiyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/jupiter-ve-saturnun-uydularinda-yasam-var-mi-nasa-robot-ordusu-goenderiyor</guid>
<description><![CDATA[ NASA, Jüpiter&#039;in Europa ve Satürn&#039;ün Enceladus gibi buzlu uydularında 100 kilometre derinliğe sahip olduğu tahmin edilen okyanuslarda yaşam arayışını sürdürüyor. Jet İtki Laboratuvarı’nın SWIM projesi, avuç içi büyüklüğünde otonom su altı robotlarıyla bu okyanusları keşfetmeyi hedefliyor. Robotlar, nükleer enerjiyle çalışan &quot;cryobot&quot; cihazı sayesinde buz kabuğunun altına indirilecek. Sensörlerle donatılmış bu robotlar, suyun sıcaklık, basınç ve kimyasal bileşimini analiz edecek. Europa&#039;nın 100 kilometre derinlikteki tuzlu okyanusu, Dünya&#039;daki tüm okyanuslardan daha fazla su barındırıyor ve yaşam için umut vadediyor.Jüpiter’in Europa ve Satürn’ün Enceladus gibi buzlu uyduları, kalın buz kabuklarının altında yaşamı destekleyebilecek geniş iç okyanusların bulunduğuna inanıldığı için şu anda dünya dışı yaşam arayışının ön saflarında yer alıyor.
NASA, geçtiğimiz yıl Ekim ayında Europa’daki koşulları daha iyi anlamak için Europa Clipper adlı uzay aracını fırlattı ve şu anda bu buzlu uyduların iç okyanuslarını doğrudan keşfetmeye yönelik çeşitli Ar-Ge çalışmaları devam ediyor.
OTONOM SU ALTI ROBOTLARI GÖNDERMEYİ PLANLIYOR
Bu projelerden biri, NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı (JPL) tarafından yürütülen SWIM (Bağımsız Mikro Yüzücülerle Algılama) adlı bir program.
Program, yaşam belirtilerini aramak için buzlu uyduların iç okyanuslarına avuç içi büyüklüğünde otonom su altı robotlarını göndermeyi planlıyor.Jüpiter ve Satürn’ün buzlu uydularının çoğunda, kalın buz kabuklarının altında geniş okyanusların bulunduğu düşünülüyor.
Bu uydular, topluca &quot;okyanus dünyaları&quot; olarak adlandırılıyor. Bunlar arasında en ünlüsü ise Europa.
Europa, yaklaşık 3 bin 120 kilometrelik bir çapa sahip, bu da Dünya’nın çapının yaklaşık dörtte biri büyüklüğünde.
Yüzeyi, 3 ila 30 kilometre kalınlığında olduğu tahmin edilen kalın bir buz kabuğu ile kaplı.Europa, eliptik bir yörüngeye sahip ve Jüpiter’in yerçekimi etkisiyle, gezegene yaklaştığında şekli değişiyor.
Bu şekil değişikliği, gelgit ısınması adı verilen bir mekanizma ile Europa’nın iç kısmında büyük miktarda ısı üretiyor, bu da buzun bir kısmını eriterek kalın buz kabuğunun altında devasa bir iç okyanus oluşmasını sağlıyor.
Europa’nın iç okyanusu tuzlu ve ortalama 100 kilometre derinliğinde olduğu tahmin ediliyor.
Bu okyanusun toplam su hacmi, Europa Dünya’dan çok daha küçük olmasına rağmen, Dünya’daki tüm okyanusların toplam hacminin iki katı kadar.Buna ek olarak, Jüpiter’in diğer uyduları Ganymede ve Callisto ile Satürn’ün Titan ve Enceladus uydularında da iç okyanusların bulunduğuna inanılıyor.
Sıvı su, bildiğimiz anlamda yaşam için hayati önem taşıyor.
Bu nedenle, okyanus dünyaları dünya dışı yaşam arayışının odak noktası konumunda.SWIM projesinde önerilen otonom su altı keşif robotları son derece küçük.
Kama şeklindeki bu robotlar yaklaşık 12 santimetre uzunluğunda.
Cryobot adı verilen bir cihaz, robotları bu uyduların kalın buz kabuklarının altına taşıyacak ve bu süreçte nükleer enerji kullanarak buzu eritecek.
Plan, kryobotun içine yaklaşık 50 robot yerleştirmek ve birkaç yıl süren bir yolculukla kalın buz kabuğunun altına nüfuz etmek.Bu kadar fazla sayıda keşif robotu göndermenin avantajları var.
Bunlardan biri, daha geniş bir alanın keşfedilebilmesi.
Bir diğeri ise robotların ekipler halinde çalışarak aynı bölgeyi farklı yönlerden taraması, böylece gözlem verilerindeki hataların azaltılması.Her robot, keşfettiği suların sıcaklık, basınç, asitlik, elektriksel iletkenlik ve kimyasal bileşimini ölçmek için sensörlerle donatılacak.
Tüm bu sensörler, sadece birkaç milimetre kare büyüklüğünde bir çip üzerine monte edilecek.
NASA’nın JPL’deki proje lideri Ethan Schaller, SWIM projesinin motivasyonunu şöyle açıklıyor:
“İnsanlar, NASA’nın neden uzay keşfi için bir su altı robotu geliştirdiğini sorabilir. Bunun sebebi, güneş sisteminde yaşam aramak istediğimiz yerlerin olması ve yaşamın sıvı su gerektirdiğini düşünmemiz.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TZm8lY2tDE2qWXEKH2lvtQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Jüpiter, Satürnün, uydularında, yaşam, var, mı, NASA, robot, ordusu, gönderiyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TZm8lY2tDE2qWXEKH2lvtQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Jüpiter ve Satürn'ün uydularında yaşam var mı? NASA robot ordusu gönderiyor!"><p>NASA, Jüpiter'in Europa ve Satürn'ün Enceladus gibi buzlu uydularında 100 kilometre derinliğe sahip olduğu tahmin edilen okyanuslarda yaşam arayışını sürdürüyor. Jet İtki Laboratuvarı’nın SWIM projesi, avuç içi büyüklüğünde otonom su altı robotlarıyla bu okyanusları keşfetmeyi hedefliyor. Robotlar, nükleer enerjiyle çalışan "cryobot" cihazı sayesinde buz kabuğunun altına indirilecek. Sensörlerle donatılmış bu robotlar, suyun sıcaklık, basınç ve kimyasal bileşimini analiz edecek. Europa'nın 100 kilometre derinlikteki tuzlu okyanusu, Dünya'daki tüm okyanuslardan daha fazla su barındırıyor ve yaşam için umut vadediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iig7LIE4SkeZgVK9w_bckQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jüpiter’in Europa ve Satürn’ün Enceladus gibi buzlu uyduları, kalın buz kabuklarının altında yaşamı destekleyebilecek geniş iç okyanusların bulunduğuna inanıldığı için şu anda dünya dışı yaşam arayışının ön saflarında yer alıyor.
NASA, geçtiğimiz yıl Ekim ayında Europa’daki koşulları daha iyi anlamak için Europa Clipper adlı uzay aracını fırlattı ve şu anda bu buzlu uyduların iç okyanuslarını doğrudan keşfetmeye yönelik çeşitli Ar-Ge çalışmaları devam ediyor.
OTONOM SU ALTI ROBOTLARI GÖNDERMEYİ PLANLIYOR
Bu projelerden biri, NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı (JPL) tarafından yürütülen SWIM (Bağımsız Mikro Yüzücülerle Algılama) adlı bir program.
Program, yaşam belirtilerini aramak için buzlu uyduların iç okyanuslarına avuç içi büyüklüğünde otonom su altı robotlarını göndermeyi planlıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/94f9z_opIUe-xByMSIzN0g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jüpiter ve Satürn’ün buzlu uydularının çoğunda, kalın buz kabuklarının altında geniş okyanusların bulunduğu düşünülüyor.
Bu uydular, topluca "okyanus dünyaları" olarak adlandırılıyor. Bunlar arasında en ünlüsü ise Europa.
Europa, yaklaşık 3 bin 120 kilometrelik bir çapa sahip, bu da Dünya’nın çapının yaklaşık dörtte biri büyüklüğünde.
Yüzeyi, 3 ila 30 kilometre kalınlığında olduğu tahmin edilen kalın bir buz kabuğu ile kaplı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hKBjKZBGdkaVMdgptQgngA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Europa, eliptik bir yörüngeye sahip ve Jüpiter’in yerçekimi etkisiyle, gezegene yaklaştığında şekli değişiyor.
Bu şekil değişikliği, gelgit ısınması adı verilen bir mekanizma ile Europa’nın iç kısmında büyük miktarda ısı üretiyor, bu da buzun bir kısmını eriterek kalın buz kabuğunun altında devasa bir iç okyanus oluşmasını sağlıyor.
Europa’nın iç okyanusu tuzlu ve ortalama 100 kilometre derinliğinde olduğu tahmin ediliyor.
Bu okyanusun toplam su hacmi, Europa Dünya’dan çok daha küçük olmasına rağmen, Dünya’daki tüm okyanusların toplam hacminin iki katı kadar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/44yLo1MQc0uIdS63fKLC1g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buna ek olarak, Jüpiter’in diğer uyduları Ganymede ve Callisto ile Satürn’ün Titan ve Enceladus uydularında da iç okyanusların bulunduğuna inanılıyor.
Sıvı su, bildiğimiz anlamda yaşam için hayati önem taşıyor.
Bu nedenle, okyanus dünyaları dünya dışı yaşam arayışının odak noktası konumunda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BvV7WdImp0eVrPsn_PEuzw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>SWIM projesinde önerilen otonom su altı keşif robotları son derece küçük.
Kama şeklindeki bu robotlar yaklaşık 12 santimetre uzunluğunda.
Cryobot adı verilen bir cihaz, robotları bu uyduların kalın buz kabuklarının altına taşıyacak ve bu süreçte nükleer enerji kullanarak buzu eritecek.
Plan, kryobotun içine yaklaşık 50 robot yerleştirmek ve birkaç yıl süren bir yolculukla kalın buz kabuğunun altına nüfuz etmek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uP5QKcnYhEK8Q8vq9bCkIQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu kadar fazla sayıda keşif robotu göndermenin avantajları var.
Bunlardan biri, daha geniş bir alanın keşfedilebilmesi.
Bir diğeri ise robotların ekipler halinde çalışarak aynı bölgeyi farklı yönlerden taraması, böylece gözlem verilerindeki hataların azaltılması.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/w_M7NgnjNEOh7DvBRYT0KA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Her robot, keşfettiği suların sıcaklık, basınç, asitlik, elektriksel iletkenlik ve kimyasal bileşimini ölçmek için sensörlerle donatılacak.
Tüm bu sensörler, sadece birkaç milimetre kare büyüklüğünde bir çip üzerine monte edilecek.
NASA’nın JPL’deki proje lideri Ethan Schaller, SWIM projesinin motivasyonunu şöyle açıklıyor:
“İnsanlar, NASA’nın neden uzay keşfi için bir su altı robotu geliştirdiğini sorabilir. Bunun sebebi, güneş sisteminde yaşam aramak istediğimiz yerlerin olması ve yaşamın sıvı su gerektirdiğini düşünmemiz.”</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın ilk &amp;quot;geleceğin şehri&amp;quot; sakinlerini ağırlamaya hazırlanıyor: Yaşamak için tek şart bu!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dunyanin-ilk-gelecegin-sehri-sakinlerini-agirlamaya-hazirlaniyor-yasamak-icin-tek-sart-bu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dunyanin-ilk-gelecegin-sehri-sakinlerini-agirlamaya-hazirlaniyor-yasamak-icin-tek-sart-bu</guid>
<description><![CDATA[ Dünyanın ilk &quot;geleceğin şehri&quot; olarak tanımlanan ve Toyota tarafından geliştirilen Woven City, Japonya’nın Fuji Dağı eteklerinde yükseliyor. Hidrojen enerjisi, yapay zeka ve ileri teknolojilerle donatılmış bu sıra dışı şehir, ilk sakinlerini ağırlamak için gün sayıyor. 10 milyar dolara inşa edilen şehirde yaşayacakların kira ödemeyeceğini ifade eden şirket, proje kapsamında yarının teknolojilerini geliştirmeyi hedeflediklerini açıkladı.Dünyaca ünlü Japon otomobil devi Toyota, eski bir otomobil fabrikasının arazisine geleceğin teknolojilerinin yaratılması amacıyla inşa ettiği Woven City&#039;nin ilk aşamasının tamamlandığını duyurdu.2020’de duyurulan ve 2021’de inşasına başlanan proje, 10 milyar dolarlık bir yatırımla hayata geçti. Hidrojen yakıt hücreleriyle çalışan, tamamen bağlantılı bu ekosistem, inovasyon ve sürdürülebilirlik hedefleriyle tasarlandı. “Dokuma Şehri”, geleceğin teknolojilerini geliştirmek için bir laboratuvar işlevi görecek.Şehir, ilk etapta 100 kişiye kapılarını açmaya hazırlanıyor. Burada ücretsiz yaşayacak olan sakinler, deneysel projelerde görev alarak geleceğin teknolojilerine katkı sunacak. İlerleyen aşamalarda, aileler ve evcil hayvanlarla birlikte bu sayı 2 bin 200 kişiye kadar genişleyecek.Las Vegas’taki CES 2025’te tanıtılan projede, sakinlerin hayatını kolaylaştıracak pek çok yenilik tanıtıldı:
Geceleri eve dönüş yolunda eşlik eden dronlar, yaşlılara destek sağlayacak yapay zeka evcil hayvanları ve günlük işleri üstlenecek yenilikçi çözümler.
Ayrıca, 300’den fazla otomatik uçuş gerçekleştiren uçan taksiler ve otonom sürüş sistemleri de şehirde test edilecek.Proje, yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda yaratıcı fikirlerin özgürce test edilebildiği bir inovasyon merkezi olarak tanımlanıyor. Şehirde yaşayanlar, teknolojinin günlük hayatla buluştuğu benzersiz bir ekosistemin parçası olacak.Şehrin ilk sakinleri, Japon devinin tarihine gönderme yapılarak “Dokumacılar” olarak adlandırılacak. Şehrin ismi konulurken, Toyota&#039;nın geçmişte dokuma tezgahı üreten bir şirket olarak kurulmasına atıfta bulunuldu.
Toyota CEO&#039;su Akio Toyoda, şehrin meddi kâr elde etmesini beklemediğini ancak geleceğin teknolojilerinin çıkacağı kuluçka merkezi olabileceği ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fE9FCBNnIE65OKhnUiWFYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, ilk, geleceğin, şehri, sakinlerini, ağırlamaya, hazırlanıyor:, Yaşamak, için, tek, şart, bu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fE9FCBNnIE65OKhnUiWFYA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın ilk " gelece sakinlerini a haz ya i tek bu><p>Dünyanın ilk "geleceğin şehri" olarak tanımlanan ve Toyota tarafından geliştirilen Woven City, Japonya’nın Fuji Dağı eteklerinde yükseliyor. Hidrojen enerjisi, yapay zeka ve ileri teknolojilerle donatılmış bu sıra dışı şehir, ilk sakinlerini ağırlamak için gün sayıyor. 10 milyar dolara inşa edilen şehirde yaşayacakların kira ödemeyeceğini ifade eden şirket, proje kapsamında yarının teknolojilerini geliştirmeyi hedeflediklerini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uNQFKRYFU0mhOlfqwjtvkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyaca ünlü Japon otomobil devi Toyota, eski bir otomobil fabrikasının arazisine geleceğin teknolojilerinin yaratılması amacıyla inşa ettiği Woven City'nin ilk aşamasının tamamlandığını duyurdu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kWzvnnzVfUy612T-Dx86WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2020’de duyurulan ve 2021’de inşasına başlanan proje, 10 milyar dolarlık bir yatırımla hayata geçti. Hidrojen yakıt hücreleriyle çalışan, tamamen bağlantılı bu ekosistem, inovasyon ve sürdürülebilirlik hedefleriyle tasarlandı. “Dokuma Şehri”, geleceğin teknolojilerini geliştirmek için bir laboratuvar işlevi görecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yOwSuQI3eEqWnhbyyMAkMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şehir, ilk etapta 100 kişiye kapılarını açmaya hazırlanıyor. Burada ücretsiz yaşayacak olan sakinler, deneysel projelerde görev alarak geleceğin teknolojilerine katkı sunacak. İlerleyen aşamalarda, aileler ve evcil hayvanlarla birlikte bu sayı 2 bin 200 kişiye kadar genişleyecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zsYgxyquYESLiR7ccTj2Vg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Las Vegas’taki CES 2025’te tanıtılan projede, sakinlerin hayatını kolaylaştıracak pek çok yenilik tanıtıldı:
Geceleri eve dönüş yolunda eşlik eden dronlar, yaşlılara destek sağlayacak yapay zeka evcil hayvanları ve günlük işleri üstlenecek yenilikçi çözümler.
Ayrıca, 300’den fazla otomatik uçuş gerçekleştiren uçan taksiler ve otonom sürüş sistemleri de şehirde test edilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2t4vYtiPkU-i1HbBAqYc1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Proje, yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda yaratıcı fikirlerin özgürce test edilebildiği bir inovasyon merkezi olarak tanımlanıyor. Şehirde yaşayanlar, teknolojinin günlük hayatla buluştuğu benzersiz bir ekosistemin parçası olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ToJECicSVkeGq6d2eUyLxA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şehrin ilk sakinleri, Japon devinin tarihine gönderme yapılarak “Dokumacılar” olarak adlandırılacak. Şehrin ismi konulurken, Toyota'nın geçmişte dokuma tezgahı üreten bir şirket olarak kurulmasına atıfta bulunuldu.
Toyota CEO'su Akio Toyoda, şehrin meddi kâr elde etmesini beklemediğini ancak geleceğin teknolojilerinin çıkacağı kuluçka merkezi olabileceği ifade etti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA&amp;apos;nın korktuğu kabus senaryo: Bir astronot uzayda ölürse ne olur?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasanin-korktugu-kabus-senaryo-bir-astronot-uzayda-oelurse-ne-olur</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasanin-korktugu-kabus-senaryo-bir-astronot-uzayda-oelurse-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ NASA, astronotların uzayda hayatını kaybetmesi ihtimaline karşı detaylı hazırlıklar yapıyor. Popüler Science’a konuşan eski Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) Komutanı Chris Hadfield, uzay yürüyüşü sırasında ölen bir astronotun öncelikle hava kilidine alınacağını, ardından ISS’teki morg gibi soğuk bir alanda saklanacağını belirtti. Cesedi uzaya fırlatmak veya Dünya atmosferinde yok etmek gibi seçeneklerin ise etik ve yasal sorunlar doğurduğu vurgulandı.NASA, astronotların uzay yürüyüşleri için her ne kadar özel kıyafetlerle önlemler alsa da, kötü senaryoyu düşündüğümüzde bir astronotun uzayda ölmesi durumunda ne olacağı merak konusu.
Bu durum bir bilim kurgu gerilim filminin senaryosu gibi görünse de, gerçeklik oldukça titiz hazırlıklarla şekillenmiştir.
Bu hazırlıklara, üzücü olasılıklar için yapılan ölüm simülasyonları da dahildir.
Astronot ve eski Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) komutanı Chris Hadfield, Popular Science’a verdiği röportajda, yıldızlar arasında bir trajedi yaşanması durumunda neler olabileceğine dair rahatsız edici bazı detayları paylaştı.Hadfield, bir astronotun uzay yürüyüşü sırasında ölürse ilk önceliğin bedeni hava kilidine geri getirmek olacağını açıkladı. 
Cesetler, sıcak ve basınçlı bir ortam olan uzay giysisinde daha hızlı bozulur ve bu durum, hayatta kalan ekip üyeleri için büyük bir tehdit oluşturabilir.
Hadfield, “Çürüyen etin ya da gaz çıkışının kokusunu istemeyiz.&quot; dedi.
Kontaminasyonu önlemek için, ölen kişi giysisinde kalır ve büyük olasılıkla ISS içinde geçici bir morg olarak kullanılan soğuk bir yere yerleştirilir.ISS’te bir mürettebat üyesinin naaşıyla başa çıkma prosedürleri, hem steril hem de rahatsız edicidir.
NASA’nın “İnsan Uzay Uçuşuyla İlgili Ölümler” rehberi, cesetle ilgili üç seçenek sunar:
Cesedi Dünya’ya Geri Getirmek: Tercih edilen yöntem budur, ancak bu her zaman mümkün değildir; görevin süresi ve lojistik zorluklar bunu engelleyebilir.
Uzaya Fırlatma: Belki bu yöntem pratik görünüyor olabilir ancak cesedi uzay boşluğuna bırakmak, uzay çöplüğüyle ilgili uluslararası anlaşmaları ihlal eder ve diplomatik sorunlara yol açar.
Atmosferde Yok Olma: Cesedin Dünya atmosferinde yok edilmesi (bir tür kremasyon), ancak bu yöntem de kendi risklerini ve etik soruları beraberinde getirir.
Bu, distopik bir romanın konusu gibi görünse de, uzayda doğaçlamaya yer olmadığı acı bir gerçek.Peki ya bir astronot Ay yüzeyinde ölürse?
Dünya’nın bakterileri ve nemi olmadan çürüme gerçekleşmez, bu da cesedin ürkütücü bir şekilde korunacağı anlamına gelir. Ancak cesedi orada bırakmak bir seçenek değildir.
NASA’nın gezegen koruma taahhüdü göksel cisimlerin kontaminasyonunu önlemek cesedin geri getirilmesini gerektirir ve bu da zaten zor olan bir göreve yeni bir karmaşıklık katıyor.NASA, akla gelebilecek hemen her senaryo için protokollere sahip olsa da, simüle edemediği bir şey var: Uzayda ölümün duygusal yükü.
Astronotlar için, evden uzakta ölmek sadece bir kabus değil, aynı zamanda varoluşsal bir sorundur.
Ayrıca astronotların yakınları için de yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
Şu an için en iyi senaryo, ölümü Dünya’da karşılamak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OZ_Nck0j0E2KXVDMKq7Svg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASAnın, korktuğu, kabus, senaryo:, Bir, astronot, uzayda, ölürse, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OZ_Nck0j0E2KXVDMKq7Svg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA'nın korktuğu kabus senaryo: Bir astronot uzayda ölürse ne olur?"><p>NASA, astronotların uzayda hayatını kaybetmesi ihtimaline karşı detaylı hazırlıklar yapıyor. Popüler Science’a konuşan eski Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) Komutanı Chris Hadfield, uzay yürüyüşü sırasında ölen bir astronotun öncelikle hava kilidine alınacağını, ardından ISS’teki morg gibi soğuk bir alanda saklanacağını belirtti. Cesedi uzaya fırlatmak veya Dünya atmosferinde yok etmek gibi seçeneklerin ise etik ve yasal sorunlar doğurduğu vurgulandı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-yU_cjF8J0mAqIRWapritw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA, astronotların uzay yürüyüşleri için her ne kadar özel kıyafetlerle önlemler alsa da, kötü senaryoyu düşündüğümüzde bir astronotun uzayda ölmesi durumunda ne olacağı merak konusu.
Bu durum bir bilim kurgu gerilim filminin senaryosu gibi görünse de, gerçeklik oldukça titiz hazırlıklarla şekillenmiştir.
Bu hazırlıklara, üzücü olasılıklar için yapılan ölüm simülasyonları da dahildir.
Astronot ve eski Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) komutanı Chris Hadfield, Popular Science’a verdiği röportajda, yıldızlar arasında bir trajedi yaşanması durumunda neler olabileceğine dair rahatsız edici bazı detayları paylaştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TBgclpeOqUOY7eZL8oh5Kg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hadfield, bir astronotun uzay yürüyüşü sırasında ölürse ilk önceliğin bedeni hava kilidine geri getirmek olacağını açıkladı. 
Cesetler, sıcak ve basınçlı bir ortam olan uzay giysisinde daha hızlı bozulur ve bu durum, hayatta kalan ekip üyeleri için büyük bir tehdit oluşturabilir.
Hadfield, “Çürüyen etin ya da gaz çıkışının kokusunu istemeyiz." dedi.
Kontaminasyonu önlemek için, ölen kişi giysisinde kalır ve büyük olasılıkla ISS içinde geçici bir morg olarak kullanılan soğuk bir yere yerleştirilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xyISi2x6NE-BSvCH5fsMfQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ISS’te bir mürettebat üyesinin naaşıyla başa çıkma prosedürleri, hem steril hem de rahatsız edicidir.
NASA’nın “İnsan Uzay Uçuşuyla İlgili Ölümler” rehberi, cesetle ilgili üç seçenek sunar:
Cesedi Dünya’ya Geri Getirmek: Tercih edilen yöntem budur, ancak bu her zaman mümkün değildir; görevin süresi ve lojistik zorluklar bunu engelleyebilir.
Uzaya Fırlatma: Belki bu yöntem pratik görünüyor olabilir ancak cesedi uzay boşluğuna bırakmak, uzay çöplüğüyle ilgili uluslararası anlaşmaları ihlal eder ve diplomatik sorunlara yol açar.
Atmosferde Yok Olma: Cesedin Dünya atmosferinde yok edilmesi (bir tür kremasyon), ancak bu yöntem de kendi risklerini ve etik soruları beraberinde getirir.
Bu, distopik bir romanın konusu gibi görünse de, uzayda doğaçlamaya yer olmadığı acı bir gerçek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/E7ZowKyuX0KZAbo6Un9gyQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Peki ya bir astronot Ay yüzeyinde ölürse?
Dünya’nın bakterileri ve nemi olmadan çürüme gerçekleşmez, bu da cesedin ürkütücü bir şekilde korunacağı anlamına gelir. Ancak cesedi orada bırakmak bir seçenek değildir.
NASA’nın gezegen koruma taahhüdü göksel cisimlerin kontaminasyonunu önlemek cesedin geri getirilmesini gerektirir ve bu da zaten zor olan bir göreve yeni bir karmaşıklık katıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S5eDiFdxsEa8eg0ZDQjU3A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA, akla gelebilecek hemen her senaryo için protokollere sahip olsa da, simüle edemediği bir şey var: Uzayda ölümün duygusal yükü.
Astronotlar için, evden uzakta ölmek sadece bir kabus değil, aynı zamanda varoluşsal bir sorundur.
Ayrıca astronotların yakınları için de yıkıcı sonuçlar doğurabilir.
Şu an için en iyi senaryo, ölümü Dünya’da karşılamak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QJNUaFRRiUK53TAUEjqG8g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA astronotları uzayda mahsur: &amp;quot;Issız ada gibi değil&amp;quot;</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-astronotlari-uzayda-mahsur-issiz-ada-gibi-degil</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-astronotlari-uzayda-mahsur-issiz-ada-gibi-degil</guid>
<description><![CDATA[ NASA astronotları Butch Wilmore ve Suni Williams, Boeing Starliner uzay aracında yaşanan sorunlar nedeniyle Uluslararası Uzay İstasyonu&#039;nda (ISS) altı aydır mahsur durumdalar. Geçtiğimiz yıl Haziran ayında ilk olarak sekiz gün planlanan görevleri uzayan iki astronot, Dünya’ya dönüşleri sürekli ertelenmesine rağmen moralini yüksek tutuyor. Williams, Tom Hanks&#039;in &quot;Cast Away&quot; filmine atıfta bulunan soruya verdiği yanıtta, &quot;Burada terk edilmiş hissetmiyoruz.&quot; dedi. Öte yandan NASA, astronotların kargo destekleriyle ihtiyaçlarının karşılandığını ve iyi durumda olduğunu belirtti.NASA astronotları Butch Wilmore ve Suni Williams, Haziran 2024&#039;ten bu yana Uluslararası Uzay İstasyonu&#039;nda (ISS) mahsur kalmış olsalar da kendilerini ıssız adaya düşmüş gibi hissetmediklerini söyledi.
Butch Wilmore ve Suni Williams, başlangıçta yalnızca sekiz günlük bir uzay yolculuğu planlamışlardı, ancak Boeing Starliner uzay aracının yaşadığı bir dizi sorun nedeniyle ISS&#039;te mahsur kaldılar.NASA liderleriyle yapılan canlı bir video etkinliğinde konuşan ikili, diğer iki astronotla birlikte neşeli bir görüntü sergiledi.
Tom Hanks&#039;in bir adamın ıssız bir adada mahsur kalmasını anlatan &quot;Cast Away&quot; filmine atıfta bulunan bir soruya yanıt veren Suni Williams, kendisinin ve Wilmore’un terk edilmiş hissetmediklerini söyledi.Wilmore, &quot;Elbette bir gün evimize dönmek istiyoruz. Ailelerimizi bir süre önce geride bıraktık. Ama burada yapmamız gereken çok iş var ve bu işleri bitirmeden dönmemiz mümkün değil.&quot; dedi.
YANGIN BÖLGESİNİ UZAYDAN GÖRÜNTÜLEYECEK
Astronotlar ayrıca, uzay istasyonunun yörüngesi nedeniyle şu ana kadar Kaliforniya&#039;da yayılan orman yangınlarını göremediklerini belirtti.
Ancak yangın bölgesinin üzerinden geçtiklerinde Dünya&#039;daki ekipler için uzaydan fotoğraf çekeceklerini söylediler.Hem Wilmore hem de Williams&#039;ın evlerine dönüşleri sürekli olarak erteleniyor.
Geçen ay, Şubat ayında planlanan dönüşleri, kendilerini alacak olan SpaceX roketindeki sorunlar nedeniyle bir kez daha ertelenmişti.
Astronotların başka bir erteleme olmaması durumunda Mart ayının sonuna doğru Dünya&#039;ya dönüş yapmaları bekleniyor.
Yeni mürettebat geldiğinde Wilmore ve Williams, NASA astronotu Nick Hague ve Roscosmos kozmonotu Aleksandr Gorbunov ile birlikte eve dönüş roketine binecek.Neredeyse altı ay geçti ve iki astronot, ABD seçimlerini, Şükran Günü&#039;nü ve Noel&#039;i ISS&#039;te geçirdi.
Ancak Wilmore, kızının lise son yılının büyük bir kısmını kaçırıyor.
Buna rağmen, Çarşamba günü Dünya’ya yapılan bağlantıda astronotlar mutlu görünüyorlardı.
İKİ KARGO TESLİMATI YAPILDI
NASA&#039;ya göre, ISS&#039;teki astronotlar yakın zamanda kıyafet, yiyecek, su ve oksijen içeren iki kargo teslimatı aldı.
Wilmore ve Williams, ISS&#039;in düzenli ekibinin bir parçası haline geldiler ve uzay istasyonundaki sıhhi tesisat ve onarımlar gibi görevleri üstleniyorlar.
UZAY YÜRÜYÜŞÜ YAPACAK
Önümüzdeki hafta Suni Williams, uzay istasyonunun dışındaki yönelim sistemi için bir cihazı değiştirmek üzere başka bir ekip üyesiyle bir uzay yürüyüşü yapacak.
Ayrıca bir teleskop ve reflektör ile başka ekipmanları da onaracaklar.
Bu, Williams&#039;ın uzun NASA kariyerindeki sekizinci uzay yürüyüşü olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J2Biuyg7QEm6a1r52Hmhsw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, astronotları, uzayda, mahsur:, Issız, ada, gibi, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J2Biuyg7QEm6a1r52Hmhsw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA astronotları uzayda mahsur: " iss ada gibi de><p>NASA astronotları Butch Wilmore ve Suni Williams, Boeing Starliner uzay aracında yaşanan sorunlar nedeniyle Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (ISS) altı aydır mahsur durumdalar. Geçtiğimiz yıl Haziran ayında ilk olarak sekiz gün planlanan görevleri uzayan iki astronot, Dünya’ya dönüşleri sürekli ertelenmesine rağmen moralini yüksek tutuyor. Williams, Tom Hanks'in "Cast Away" filmine atıfta bulunan soruya verdiği yanıtta, "Burada terk edilmiş hissetmiyoruz." dedi. Öte yandan NASA, astronotların kargo destekleriyle ihtiyaçlarının karşılandığını ve iyi durumda olduğunu belirtti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TfSYa1hGlk-pZIWmMxRulA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA astronotları Butch Wilmore ve Suni Williams, Haziran 2024'ten bu yana Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (ISS) mahsur kalmış olsalar da kendilerini ıssız adaya düşmüş gibi hissetmediklerini söyledi.
Butch Wilmore ve Suni Williams, başlangıçta yalnızca sekiz günlük bir uzay yolculuğu planlamışlardı, ancak Boeing Starliner uzay aracının yaşadığı bir dizi sorun nedeniyle ISS'te mahsur kaldılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9rj7Pim-2UmP5xv3Y3TPlw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA liderleriyle yapılan canlı bir video etkinliğinde konuşan ikili, diğer iki astronotla birlikte neşeli bir görüntü sergiledi.
Tom Hanks'in bir adamın ıssız bir adada mahsur kalmasını anlatan "Cast Away" filmine atıfta bulunan bir soruya yanıt veren Suni Williams, kendisinin ve Wilmore’un terk edilmiş hissetmediklerini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fT8bGDou0EGp8gAs3hX7zw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Wilmore, "Elbette bir gün evimize dönmek istiyoruz. Ailelerimizi bir süre önce geride bıraktık. Ama burada yapmamız gereken çok iş var ve bu işleri bitirmeden dönmemiz mümkün değil." dedi.
YANGIN BÖLGESİNİ UZAYDAN GÖRÜNTÜLEYECEK
Astronotlar ayrıca, uzay istasyonunun yörüngesi nedeniyle şu ana kadar Kaliforniya'da yayılan orman yangınlarını göremediklerini belirtti.
Ancak yangın bölgesinin üzerinden geçtiklerinde Dünya'daki ekipler için uzaydan fotoğraf çekeceklerini söylediler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MNww1LFn7EePyRKTk_DP_Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hem Wilmore hem de Williams'ın evlerine dönüşleri sürekli olarak erteleniyor.
Geçen ay, Şubat ayında planlanan dönüşleri, kendilerini alacak olan SpaceX roketindeki sorunlar nedeniyle bir kez daha ertelenmişti.
Astronotların başka bir erteleme olmaması durumunda Mart ayının sonuna doğru Dünya'ya dönüş yapmaları bekleniyor.
Yeni mürettebat geldiğinde Wilmore ve Williams, NASA astronotu Nick Hague ve Roscosmos kozmonotu Aleksandr Gorbunov ile birlikte eve dönüş roketine binecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4O2Cir21JUe3nQ-pmHX_jg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Neredeyse altı ay geçti ve iki astronot, ABD seçimlerini, Şükran Günü'nü ve Noel'i ISS'te geçirdi.
Ancak Wilmore, kızının lise son yılının büyük bir kısmını kaçırıyor.
Buna rağmen, Çarşamba günü Dünya’ya yapılan bağlantıda astronotlar mutlu görünüyorlardı.
İKİ KARGO TESLİMATI YAPILDI
NASA'ya göre, ISS'teki astronotlar yakın zamanda kıyafet, yiyecek, su ve oksijen içeren iki kargo teslimatı aldı.
Wilmore ve Williams, ISS'in düzenli ekibinin bir parçası haline geldiler ve uzay istasyonundaki sıhhi tesisat ve onarımlar gibi görevleri üstleniyorlar.
UZAY YÜRÜYÜŞÜ YAPACAK
Önümüzdeki hafta Suni Williams, uzay istasyonunun dışındaki yönelim sistemi için bir cihazı değiştirmek üzere başka bir ekip üyesiyle bir uzay yürüyüşü yapacak.
Ayrıca bir teleskop ve reflektör ile başka ekipmanları da onaracaklar.
Bu, Williams'ın uzun NASA kariyerindeki sekizinci uzay yürüyüşü olacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sony&amp;apos;den devrim: PlayStation oyunlarının kokusu artık duyulacak!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sonyden-devrim-playstation-oyunlarinin-kokusu-artik-duyulacak</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sonyden-devrim-playstation-oyunlarinin-kokusu-artik-duyulacak</guid>
<description><![CDATA[ Sony, PlayStation oyuncularının oyunlardaki ortamı koklamalarına olanak tanıyacak devrim niteliğinde bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Şirket, bu özelliği bazı oyuncularla beraber The Last of Us oyunu üzerinden test etti.Oyunseverler bunun nasıl mümkün olduğunu tam olarak anlayamıyor ancak Sony’nin PlayStation oyunlarındaki ortamlarda bulunan kokuları oyunculara hissettirme teknolojisi üzerinde çalıştığı bildiriliyor.CES 2025’te Sony, oyun içi ortamların kokusunu almanıza olanak tanıyan konsept teknolojiyi tanıttı.CES 2025 basın konferansında, The Last of Us oyununun bir deneme sürümü gösterildi.
Oyuncular, çevrelerindeki çürük mantar kokusunu hissedebiliyordu.Ancak Sony, bu teknolojinin ne zaman kullanılabilir hale geleceğiyle ilgili bir açıklama yapmadı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PB1uCfrxzEW25kchEAE9bg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sonyden, devrim:, PlayStation, oyunlarının, kokusu, artık, duyulacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PB1uCfrxzEW25kchEAE9bg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sony'den devrim: PlayStation oyunlarının kokusu artık duyulacak!"><p>Sony, PlayStation oyuncularının oyunlardaki ortamı koklamalarına olanak tanıyacak devrim niteliğinde bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Şirket, bu özelliği bazı oyuncularla beraber The Last of Us oyunu üzerinden test etti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y6-yqyZA-0y59NSxjKnCgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Oyunseverler bunun nasıl mümkün olduğunu tam olarak anlayamıyor ancak Sony’nin PlayStation oyunlarındaki ortamlarda bulunan kokuları oyunculara hissettirme teknolojisi üzerinde çalıştığı bildiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yAUPzBrxRU6iVq5LxZK7mw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>CES 2025’te Sony, oyun içi ortamların kokusunu almanıza olanak tanıyan konsept teknolojiyi tanıttı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OrC1Lp-SvE6QzJqupNlX2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>CES 2025 basın konferansında, The Last of Us oyununun bir deneme sürümü gösterildi.
Oyuncular, çevrelerindeki çürük mantar kokusunu hissedebiliyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Lz-FzPJ66EqECwq6_LqA0Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ancak Sony, bu teknolojinin ne zaman kullanılabilir hale geleceğiyle ilgili bir açıklama yapmadı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fransa’yı sarsan dava | Organize tecavüz çetesine aracılık eden internet sitesinin kurucusu tutuklandı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/fransayi-sarsan-dava-organize-tecavuz-cetesine-aracilik-eden-internet-sitesinin-kurucusu-tutuklandi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/fransayi-sarsan-dava-organize-tecavuz-cetesine-aracilik-eden-internet-sitesinin-kurucusu-tutuklandi</guid>
<description><![CDATA[ Fransa’yı sarsan toplu tecavüz davasının yankıları devam ediyor. Coco adlı internet sitesinin sahibi 44 yaşındaki Isaac Steidl, yöneticiliğini yaptığı platformun tecavüz, cinayet ve pedofili dahil 23 binden fazla suçun işlenmesi sırasında kullanıldığı gerekçesiyle tutuklandı. Söz konusu site, 72 yaşındaki Dominique Pelicot’un eşine tecavüz etmeleri için yabancılarla iletişim kurduğu ve tüm istismar sürecini organize ettiği platform olarak dikkat çekmişti. Pelicot, eşini bayıltarak tecavüzlere zemin hazırladığı gerekçesiyle 20 yıl hapis cezası almıştı. Site, Haziran 2024’te kapatılırken, Steidl’in kara para aklama ve suç işlemek için komplo kurma suçlarından sorgulanmaya devam ettiği bildirildi.Dominique Pelicot&#039;un eşine tecavüz etmeleri için yabancılarla haberleşmek amacıyla kullandığı internet sitesinin kurucusu Isaac Steidl, Fransa&#039;da tutuklandı.
44 yaşındaki Isaac Steidl, tecavüz, cinayet ve pedofili dahil olmak üzere 23 binden fazla suçta suçlular tarafından kullanıldığı belirtilen siteyle ilgili olarak Parisli yetkililer tarafından soruşturuluyordu.
France Info radyosunun haberine göre Steidl&#039;ın yurt dışındaki evinden çağrıldıktan sonra Paris’e dönmeyi kabul ederek salı sabahı polise teslim olduğu ve 96 saate kadar gözaltında tutulacağı belirtildi.Coco adlı internet sitesi, Haziran 2024&#039;te Fransız yetkililer tarafından başlatılan bir soruşturma çerçevesinde kapatıldı.
72 yaşındaki Pelicot&#039;un &quot;A son insu&quot; (onun bilgisi olmadan) adlı bir sohbet odasını kullanarak eşine tecavüz ve cinsel tacizde bulunmaları için 80&#039;den fazla erkekle anlaştığı ortaya çıktı.
Pelicot’un, 72 yaşındaki eşi Gisele&#039;i bir dizi reçeteli ilaçla bayılttığı öğrenildi.Aralık ayında Avignon’daki bir mahkeme, Pelicot’u eşini uyuşturmak, tecavüz etmek ve yabancıları kendi evlerinde eşine tecavüz etmeleri için davet etmekten 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Söz konusu suçlar 2011 ve 2020 yılları arasında yaklaşık 10 yıllık bir süreç boyunca işlendi.
Tecavüzcü koca Pelicot, daha önce de yerel bir süpermarkette kadınların etek altını kaydederken yakalanmıştı.Ayrıca, Pelicot&#039;un eşine yönelik taciz ve tecavüz görüntülerini içeren on binlerce video ve fotoğrafın bulunduğu sabit diskinden kimliği tespit edilen 50 erkek daha yargılandı.
Bu kişiler, 3 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Bunlardan 17’si mahkumiyet kararlarına itiraz etti.
SİTE BAŞKA SUÇLARA DA KARIŞTI
Site başka suç soruşturmalarında da yer aldı. Geçen yıl Nisan ayında, Dunkirk yakınlarında 22 yaşındaki bir adam, sitede 18 yaş altı olduğunu düşündüğü bir kızla buluşma ayarladıktan sonra genç bir grup tarafından dövülerek öldürüldü.Fransız medyasına göre, Steidl, 2003 yılında bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olduktan kısa bir süre sonra ailesinin 2 bin euro yatırım desteğiyle siteyi kurdu.
İddiaya göre site, romantik buluşmalar için bir platform olarak tasarlanmıştı, ancak kısa sürede uyuşturucu satıcılarının, pedofillerin ve cinsel suçluların dikkatini çekti.
Pelicot&#039;un tutuklanmasının ardından Fransız sitesi, Manş Adaları&#039;ndaki Guernsey&#039;de kayıtlı bir URL&#039;ye taşındı.Polis, siteyle bağlantılı olarak Macaristan, Litvanya, Almanya ve Hollanda&#039;daki banka hesaplarında 5 milyon Euro&#039;luk fonun dondurulduğunu açıkladı.
Güney Fransa doğumlu Steidl&#039;in, 2023 yılında Fransız vatandaşlığından vazgeçerek İtalyan vatandaşlığına geçtiği bildirildi. Kendisi, Doğu Avrupa’da yaşıyor.Geçen yıl siteyi kapatma kararı alan Paris Savcısı Laure Beccuau, sitenin 480 kurbanı kapsayan 23 bin 51 suç dosyasına karıştığını belirtti.
Beccuau, yaptığı açıklamada, Ocak 1980 doğumlu İtalyan vatandaşlığında bir kişinin &quot;site yöneticisi olduğundan şüphelenildiğini&quot; ve Bulgaristan’da hakimler tarafından sorgulandığını ifade etti.
Le Parisien gazetesine göre, Steidl; &quot;bir suç örgütü kapsamında bir çevrimiçi platformun yasa dışı şekilde yönetilmesi, suç işlemek için komplo kurmak, ağırlaştırılmış fuhuş suçlarına, pedofili videolarının dağıtımına ve paylaşımına ortaklık yapmak ile kara para aklama&quot; suçlamalarıyla sorgulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxtJJoa7_UCB8bzPICpxzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Fransa’yı, sarsan, dava, Organize, tecavüz, çetesine, aracılık, eden, internet, sitesinin, kurucusu, tutuklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lxtJJoa7_UCB8bzPICpxzQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Fransa’yı sarsan dava | Organize tecavüz çetesine aracılık eden internet sitesinin kurucusu tutuklandı"><p>Fransa’yı sarsan toplu tecavüz davasının yankıları devam ediyor. Coco adlı internet sitesinin sahibi 44 yaşındaki Isaac Steidl, yöneticiliğini yaptığı platformun tecavüz, cinayet ve pedofili dahil 23 binden fazla suçun işlenmesi sırasında kullanıldığı gerekçesiyle tutuklandı. Söz konusu site, 72 yaşındaki Dominique Pelicot’un eşine tecavüz etmeleri için yabancılarla iletişim kurduğu ve tüm istismar sürecini organize ettiği platform olarak dikkat çekmişti. Pelicot, eşini bayıltarak tecavüzlere zemin hazırladığı gerekçesiyle 20 yıl hapis cezası almıştı. Site, Haziran 2024’te kapatılırken, Steidl’in kara para aklama ve suç işlemek için komplo kurma suçlarından sorgulanmaya devam ettiği bildirildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SUk1dIrulUCZ5m4FMgIxoQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dominique Pelicot'un eşine tecavüz etmeleri için yabancılarla haberleşmek amacıyla kullandığı internet sitesinin kurucusu Isaac Steidl, Fransa'da tutuklandı.
44 yaşındaki Isaac Steidl, tecavüz, cinayet ve pedofili dahil olmak üzere 23 binden fazla suçta suçlular tarafından kullanıldığı belirtilen siteyle ilgili olarak Parisli yetkililer tarafından soruşturuluyordu.
France Info radyosunun haberine göre Steidl'ın yurt dışındaki evinden çağrıldıktan sonra Paris’e dönmeyi kabul ederek salı sabahı polise teslim olduğu ve 96 saate kadar gözaltında tutulacağı belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gTwrkRJ77k2_lhsoWr8-WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Coco adlı internet sitesi, Haziran 2024'te Fransız yetkililer tarafından başlatılan bir soruşturma çerçevesinde kapatıldı.
72 yaşındaki Pelicot'un "A son insu" (onun bilgisi olmadan) adlı bir sohbet odasını kullanarak eşine tecavüz ve cinsel tacizde bulunmaları için 80'den fazla erkekle anlaştığı ortaya çıktı.
Pelicot’un, 72 yaşındaki eşi Gisele'i bir dizi reçeteli ilaçla bayılttığı öğrenildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jCj96z4xo06LjNVDeboZOg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aralık ayında Avignon’daki bir mahkeme, Pelicot’u eşini uyuşturmak, tecavüz etmek ve yabancıları kendi evlerinde eşine tecavüz etmeleri için davet etmekten 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Söz konusu suçlar 2011 ve 2020 yılları arasında yaklaşık 10 yıllık bir süreç boyunca işlendi.
Tecavüzcü koca Pelicot, daha önce de yerel bir süpermarkette kadınların etek altını kaydederken yakalanmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NAtyQReCc06MRku2AtnO4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca, Pelicot'un eşine yönelik taciz ve tecavüz görüntülerini içeren on binlerce video ve fotoğrafın bulunduğu sabit diskinden kimliği tespit edilen 50 erkek daha yargılandı.
Bu kişiler, 3 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Bunlardan 17’si mahkumiyet kararlarına itiraz etti.
SİTE BAŞKA SUÇLARA DA KARIŞTI
Site başka suç soruşturmalarında da yer aldı. Geçen yıl Nisan ayında, Dunkirk yakınlarında 22 yaşındaki bir adam, sitede 18 yaş altı olduğunu düşündüğü bir kızla buluşma ayarladıktan sonra genç bir grup tarafından dövülerek öldürüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W_dgP2Fv_UeOOXSZnXrO7w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fransız medyasına göre, Steidl, 2003 yılında bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olduktan kısa bir süre sonra ailesinin 2 bin euro yatırım desteğiyle siteyi kurdu.
İddiaya göre site, romantik buluşmalar için bir platform olarak tasarlanmıştı, ancak kısa sürede uyuşturucu satıcılarının, pedofillerin ve cinsel suçluların dikkatini çekti.
Pelicot'un tutuklanmasının ardından Fransız sitesi, Manş Adaları'ndaki Guernsey'de kayıtlı bir URL'ye taşındı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8l_efEsLy0mx7gLlJi73Fg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Polis, siteyle bağlantılı olarak Macaristan, Litvanya, Almanya ve Hollanda'daki banka hesaplarında 5 milyon Euro'luk fonun dondurulduğunu açıkladı.
Güney Fransa doğumlu Steidl'in, 2023 yılında Fransız vatandaşlığından vazgeçerek İtalyan vatandaşlığına geçtiği bildirildi. Kendisi, Doğu Avrupa’da yaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6tYKmXsKRkGH1eO94x83IA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçen yıl siteyi kapatma kararı alan Paris Savcısı Laure Beccuau, sitenin 480 kurbanı kapsayan 23 bin 51 suç dosyasına karıştığını belirtti.
Beccuau, yaptığı açıklamada, Ocak 1980 doğumlu İtalyan vatandaşlığında bir kişinin "site yöneticisi olduğundan şüphelenildiğini" ve Bulgaristan’da hakimler tarafından sorgulandığını ifade etti.
Le Parisien gazetesine göre, Steidl; "bir suç örgütü kapsamında bir çevrimiçi platformun yasa dışı şekilde yönetilmesi, suç işlemek için komplo kurmak, ağırlaştırılmış fuhuş suçlarına, pedofili videolarının dağıtımına ve paylaşımına ortaklık yapmak ile kara para aklama" suçlamalarıyla sorgulanıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Havaalanına yakın yaşayanlar dikkat: Uçak gürültüsü kalbinizi tehdit ediyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/havaalanina-yakin-yasayanlar-dikkat-ucak-gurultusu-kalbinizi-tehdit-ediyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/havaalanina-yakin-yasayanlar-dikkat-ucak-gurultusu-kalbinizi-tehdit-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ University College London&#039;daki araştırmacılar, uçak gürültüsüne maruz kalmanın kalp krizi riskini artırabileceğini ortaya koydu. Yapılan araştırmada havaalanlarına yakın yaşayan 3 bin 635 kişinin kalp görüntüleme verileri incelendi ve uçak gürültüsünün kan pompalama işlevini düşürdüğü ortaya çıktı .Bir araştırmaya göre, uçak gürültüsüne maruz kalmak, kalp krizi geçirme olasılığını artırabilir. University College London (UCL) araştırmacıları, havaalanlarına yakın yaşayan ve uçakların kalkış ve iniş gürültüsüne maruz kalan kişilerin kalp sağlığı açısından daha büyük bir risk altında olabileceğini tespit etti.  Araştırma ekibi, bu durumun kalp krizine, yaşamı tehdit eden anormal kalp ritimlerine ve felçlere yol açabileceğini belirtti. Journal of the American College of Cardiology dergisinde yayımlanan çalışmada, Heathrow, Gatwick, Birmingham veya Manchester havaalanlarına yakın bölgelerde yaşayan 3 bin 635 kişinin kalp görüntüleme verileri incelendi.KAN POMPLAMA İŞLEVİNİN VERİMİ DÜŞÜYOR  Yüksek uçak gürültüsüne maruz kalan kişilerin kalpleri, daha düşük uçak gürültüsü alanlarında yaşayan kişilerin kalpleriyle karşılaştırıldı. Yüksek gürültüye maruz kalanların kalp kaslarının daha sert ve kalın olduğu, bu kasların daha az esneyip büzülebildiği ve vücudun kan pompalama işlevini daha az verimli gerçekleştirdiği görüldü.  Bu durum özellikle gece saatlerinde uçak gürültüsüne maruz kalan kişiler için daha belirgin oldu.Araştırmacılar bunun, uykunun bozulması ve insanların genellikle gece evde bulunması nedeniyle uçak gürültüsüne daha fazla maruz kalmalarından kaynaklanabileceğini düşünüyor.  Uçak gürültüsüne maruz kalmayan kişilerin ayrı bir analizinde, bu tür kalp anormalliklerinin, bu anormalliklere sahip olmayanlara kıyasla kalp krizi, yaşamı tehdit eden kalp ritimleri veya felç gibi olayların riskini dört katına kadar artırabileceği belirlendi.  UCL Kardiyovasküler Bilimler Enstitüsü&#039;nden ve Royal Free Hastanesi&#039;nde kardiyolog olan kıdemli yazar Dr. Gaby Captur, şunları söyledi:“Çalışmamız gözlemsel bir çalışma olduğu için uçak gürültüsü seviyelerinin yüksek olmasının kalp yapısındaki ve işlevindeki bu farklılıklara kesin olarak neden olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bulgularımız, uçak gürültüsünün kalp sağlığını ve genel sağlığımızı olumsuz etkileyebileceğine dair artan kanıtlar arasında yer alıyor. Hükümet ve endüstrinin uçak gürültüsüne maruz kalmamızı azaltmak ve bunun havaalanlarına veya uçuş güzergahlarına yakın yaşayan milyonlarca insan üzerindeki etkisini hafifletmek için ortak çaba göstermesi gerekiyor.”  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KS2_L3MeDEOvQoUTvehF0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Havaalanına, yakın, yaşayanlar, dikkat:, Uçak, gürültüsü, kalbinizi, tehdit, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KS2_L3MeDEOvQoUTvehF0Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Havaalanına yakın yaşayanlar dikkat: Uçak gürültüsü kalbinizi tehdit ediyor"><p>University College London'daki araştırmacılar, uçak gürültüsüne maruz kalmanın kalp krizi riskini artırabileceğini ortaya koydu. Yapılan araştırmada havaalanlarına yakın yaşayan 3 bin 635 kişinin kalp görüntüleme verileri incelendi ve uçak gürültüsünün kan pompalama işlevini düşürdüğü ortaya çıktı .</p><p>Bir araştırmaya göre, uçak gürültüsüne maruz kalmak, kalp krizi geçirme olasılığını artırabilir. </p><p>University College London (UCL) araştırmacıları, havaalanlarına yakın yaşayan ve uçakların kalkış ve iniş gürültüsüne maruz kalan kişilerin kalp sağlığı açısından daha büyük bir risk altında olabileceğini tespit etti.  Araştırma ekibi, bu durumun kalp krizine, yaşamı tehdit eden anormal kalp ritimlerine ve felçlere yol açabileceğini belirtti.</p><p><strong> Journal of the American College of Cardiology dergisinde yayımlanan çalışmada</strong>, Heathrow, Gatwick, Birmingham veya Manchester havaalanlarına yakın bölgelerde yaşayan 3 bin 635 kişinin kalp görüntüleme verileri incelendi.</p><p><strong>KAN POMPLAMA İŞLEVİNİN VERİMİ DÜŞÜYOR</strong>  Yüksek uçak gürültüsüne maruz kalan kişilerin kalpleri, daha düşük uçak gürültüsü alanlarında yaşayan kişilerin kalpleriyle karşılaştırıldı. </p><p>Yüksek gürültüye maruz kalanların kalp kaslarının daha sert ve kalın olduğu, bu kasların daha az esneyip büzülebildiği ve vücudun kan pompalama işlevini daha az verimli gerçekleştirdiği görüldü.  Bu durum özellikle gece saatlerinde uçak gürültüsüne maruz kalan kişiler için daha belirgin oldu.</p><p>Araştırmacılar bunun, uykunun bozulması ve insanların genellikle gece evde bulunması nedeniyle uçak gürültüsüne daha fazla maruz kalmalarından kaynaklanabileceğini düşünüyor.  Uçak gürültüsüne maruz kalmayan kişilerin ayrı bir analizinde, bu tür kalp anormalliklerinin, bu anormalliklere sahip olmayanlara kıyasla kalp krizi, yaşamı tehdit eden kalp ritimleri veya felç gibi olayların riskini dört katına kadar artırabileceği belirlendi.  <strong>UCL Kardiyovasküler Bilimler Enstitüsü'nden ve Royal Free Hastanesi'nde kardiyolog olan kıdemli yazar Dr. Gaby Captur, şunları söyledi:</strong></p><p>“Çalışmamız gözlemsel bir çalışma olduğu için uçak gürültüsü seviyelerinin yüksek olmasının kalp yapısındaki ve işlevindeki bu farklılıklara kesin olarak neden olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bulgularımız, uçak gürültüsünün kalp sağlığını ve genel sağlığımızı olumsuz etkileyebileceğine dair artan kanıtlar arasında yer alıyor. Hükümet ve endüstrinin uçak gürültüsüne maruz kalmamızı azaltmak ve bunun havaalanlarına veya uçuş güzergahlarına yakın yaşayan milyonlarca insan üzerindeki etkisini hafifletmek için ortak çaba göstermesi gerekiyor.” </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA&amp;apos;dan kritik uyarı: Dünya&amp;apos;nın dönüş hızını yavaşlatıyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasadan-kritik-uyari-dunyanin-doenus-hizini-yavaslatiyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasadan-kritik-uyari-dunyanin-doenus-hizini-yavaslatiyor</guid>
<description><![CDATA[ NASA&#039;nın bilim insanları, Çin’in merkezindeki Üç Boğaz Barajı&#039;nın Dünya’nın dönüş hızını etkilediğini öne sürdü. 39 trilyon kilogramlık devasa su kütlesi, Dünya&#039;nın &quot;eylemsizlik momentini&quot; değiştirerek dönüşü yaklaşık 0.06 mikrosaniye yavaşlatıyor. Bu etkiler küçük görünse de, uzun vadede önemli sonuçlar doğurabilir.NASA bilim insanlarına göre, Çin’in merkezindeki Üç Boğaz Barajı, Dünya’nın dönüş hızını yavaşlatıyor olabilir.
Dünyanın en büyük barajı olarak kabul edilen bu yapı, Yangtze Nehri’nden gelen suyu dünyanın en büyük hidroelektrik santraline yönlendiriyor.
Ayrıca baraj, nehrin aşağı kesimlerinde yıkıcı sellere neden olan taşkınları kontrol etmek amacıyla tasarlandı.Dünya’nın dönüşü geçmişte doğal afetler ve Ay’ın etkisi gibi doğal nedenlerle zaman zaman dalgalanmalar yaşamıştı.
Ancak bu baraj, Dünya’nın dönüşünü etkileyen bilinen tek insan yapımı yapı olarak değerlendiriliyor.
Bilim insanları, barajın 39 trilyon kilogramdan fazla olduğu tahmin edilen suyu, deniz seviyesinden yaklaşık 175 metre yüksekte tuttuğunu belirtti.Bu devasa su kütlesi, Dünya’nın &quot;eylemsizlik momenti&quot; üzerinde bir etki yaratıyor.
Eylemsizlik momenti, bir cismin açısal ivmeye direnme eğilimini ifade eder ve bir cismin kütlesinin, kütlenin dönüş eksenine olan uzaklığının karesiyle çarpımından oluşan bir büyüklük olarak tanımlanır.Barajın etkisi, Dünya’nın dönüş hızını yalnızca 0.06 mikrosaniye kadar yavaşlatıyor.
Bu miktar küçük görünse de, fizikçiler bu tür bir yavaşlamanın uzun vadede önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.NASA’ya göre, bu devasa projenin gerçekleştirilmesi, 1,2 milyon insanın yerinden edilmesini ve 13 şehrin su altında kalmasını gerektirdiği için büyük tartışmalara yol açtı.
Ayrıca, inşaat sırasında 1.300’den fazla köy, arkeolojik alan ve tehlikeli atık alanı yok edildi.
NASA bilim insanları, bu durumun deprem riski, toprak kaymaları, ekosistemlere olan etkiler, kirlilik, su kaynaklı hastalıkların artışı ve Yangtze Nehri’ndeki tuzluluk değişimleri gibi sorunlara neden olabileceğinden endişe duyuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_f64B8w11EGTcGBFLZM8Kw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASAdan, kritik, uyarı:, Dünyanın, dönüş, hızını, yavaşlatıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_f64B8w11EGTcGBFLZM8Kw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA'dan kritik uyarı: Dünya'nın dönüş hızını yavaşlatıyor"><p>NASA'nın bilim insanları, Çin’in merkezindeki Üç Boğaz Barajı'nın Dünya’nın dönüş hızını etkilediğini öne sürdü. 39 trilyon kilogramlık devasa su kütlesi, Dünya'nın "eylemsizlik momentini" değiştirerek dönüşü yaklaşık 0.06 mikrosaniye yavaşlatıyor. Bu etkiler küçük görünse de, uzun vadede önemli sonuçlar doğurabilir.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F2FhmBeuKkyLJ3srCYOBxQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA bilim insanlarına göre, Çin’in merkezindeki Üç Boğaz Barajı, Dünya’nın dönüş hızını yavaşlatıyor olabilir.
Dünyanın en büyük barajı olarak kabul edilen bu yapı, Yangtze Nehri’nden gelen suyu dünyanın en büyük hidroelektrik santraline yönlendiriyor.
Ayrıca baraj, nehrin aşağı kesimlerinde yıkıcı sellere neden olan taşkınları kontrol etmek amacıyla tasarlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BjxOw8x920-YFMaC-P4gAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya’nın dönüşü geçmişte doğal afetler ve Ay’ın etkisi gibi doğal nedenlerle zaman zaman dalgalanmalar yaşamıştı.
Ancak bu baraj, Dünya’nın dönüşünü etkileyen bilinen tek insan yapımı yapı olarak değerlendiriliyor.
Bilim insanları, barajın 39 trilyon kilogramdan fazla olduğu tahmin edilen suyu, deniz seviyesinden yaklaşık 175 metre yüksekte tuttuğunu belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S4G2nW_KwESEENY6032P3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu devasa su kütlesi, Dünya’nın "eylemsizlik momenti" üzerinde bir etki yaratıyor.
Eylemsizlik momenti, bir cismin açısal ivmeye direnme eğilimini ifade eder ve bir cismin kütlesinin, kütlenin dönüş eksenine olan uzaklığının karesiyle çarpımından oluşan bir büyüklük olarak tanımlanır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hbnv-rb7r0K9nzxUGXkedA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Barajın etkisi, Dünya’nın dönüş hızını yalnızca 0.06 mikrosaniye kadar yavaşlatıyor.
Bu miktar küçük görünse de, fizikçiler bu tür bir yavaşlamanın uzun vadede önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AcNb793vcU-MSUtwbz5myA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA’ya göre, bu devasa projenin gerçekleştirilmesi, 1,2 milyon insanın yerinden edilmesini ve 13 şehrin su altında kalmasını gerektirdiği için büyük tartışmalara yol açtı.
Ayrıca, inşaat sırasında 1.300’den fazla köy, arkeolojik alan ve tehlikeli atık alanı yok edildi.
NASA bilim insanları, bu durumun deprem riski, toprak kaymaları, ekosistemlere olan etkiler, kirlilik, su kaynaklı hastalıkların artışı ve Yangtze Nehri’ndeki tuzluluk değişimleri gibi sorunlara neden olabileceğinden endişe duyuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>James Webb&amp;apos;den tarihi keşif: 44 yeni yıldız tespit edildi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/james-webbden-tarihi-kesif-44-yeni-yildiz-tespit-edildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/james-webbden-tarihi-kesif-44-yeni-yildiz-tespit-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, James Webb Uzay Teleskobu&#039;nun verileriyle 6,5 milyar ışık yılı uzaklıktaki &quot;Dragon Arc&quot; galaksisinde, evrenin en yoğun yıldız oluşum dönemine ait 44 yeni yıldız keşfetti. Keşif, evrenin sırlarına ışık tutuyorBilim insanları, ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) James Webb Uzay Teleskobu (JWST) verilerini inceleyerek &quot;kozmik öğle vakti&quot; de denen ve çok sayıda yıldızın oluştuğu döneme ait 44 yeni yıldız keşfetti.  Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezinden Fengwu Sun liderliğindeki bilim insanları, Dünya&#039;ya 6,5 milyar yıl uzaklıktaki &quot;Dragon Arc&quot; adı verilen bir galaksinin, evrenin yarı yaşında olduğu döneme ait görüntülerini inceledi.  Sun, &quot;Bu heyecan verici bir buluştu çünkü bu kadar uzaktaki böylesine çok yıldızı ilk kez görebildik.&quot; dedi.  Araştırmacılar, uzak galaksideki 44 yeni yıldızı, JWST&#039;nin hassas kameralarıyla gök cisimlerinin &quot;kütle çekimsel mercekleme&quot; etkisinden faydalanarak tespit etti.  Büyük kütleli gökcisimlerinin yoğun kütle çekim alanlarının tetiklediği doğal bir büyütme etkisi olan &quot;kütle çekimsel mercekleme&quot;, gök cisimlerinin arkasında kalan yıldızların ve galaksilerin görüntülenmesini sağlıyor.  Bu sayede, uzaktaki yıldızların ışıkları yüzlerce hatta binlerce defa büyüyerek JWST gibi hassas teleskoplar tarafından tespit edilebiliyor.  BUGÜNE KADAR EN FAZLA SAYIDAKİ YILDIZ   Araştırma, evrenin derinliklerinde bugüne kadar bulunan en fazla sayıdaki yıldızın keşfiyle başlı başına bir rekor kırdı.  Öte yandan BBC&#039;nin haberine göre, araştırmaya katılan Durham Üniversitesinden bilim insanları, söz konusu 44 yeni yıldızın, 4 milyar ışık yılı uzaklıktaki &quot;Abell 370&quot; adı verilen bir gökada kümesinin arkasında bulunan &quot;Dragon Arc&quot; galaksisine ait olduğunu kaydetti.  KIRMIZI SÜPER DEVLER VAR   Durham Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mathilde Jauzac, &quot;kozmik öğle vaktinin&quot; evrendeki yıldız oluşumlarının en fazla olduğu zaman dilimi olduğunu ancak bu gök cisimlerini gözlemlemenin zor olduğunu belirtti.  Jauzac, &quot;Dragon Arc&#039;ta tespit ettiğimiz bu çok özel yıldız türü, &quot;kırmızı süper dev&quot; olarak adlandırılıyor ve gözlemlenmeleri çok zor. Bunların çevresinde çok fazla toz bulunuyor ve bu toz onları standart aletler için görünmez kılıyor.&quot; ifadesini kullandı.  Araştırma, Nature Astronomy dergisinde yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lWLuf55BDEeBa1R7jYU-SA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>James, Webbden, tarihi, keşif:, yeni, yıldız, tespit, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lWLuf55BDEeBa1R7jYU-SA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="James Webb'den tarihi keşif: 44 yeni yıldız tespit edildi"><p>Bilim insanları, James Webb Uzay Teleskobu'nun verileriyle 6,5 milyar ışık yılı uzaklıktaki "Dragon Arc" galaksisinde, evrenin en yoğun yıldız oluşum dönemine ait 44 yeni yıldız keşfetti. Keşif, evrenin sırlarına ışık tutuyor</p>Bilim insanları, ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) James Webb Uzay Teleskobu (JWST) verilerini inceleyerek "kozmik öğle vakti" de denen ve çok sayıda yıldızın oluştuğu döneme ait 44 yeni yıldız keşfetti.  Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezinden Fengwu Sun liderliğindeki bilim insanları, Dünya'ya 6,5 milyar yıl uzaklıktaki "Dragon Arc" adı verilen bir galaksinin, evrenin yarı yaşında olduğu döneme ait görüntülerini inceledi.  Sun, "Bu heyecan verici bir buluştu çünkü bu kadar uzaktaki böylesine çok yıldızı ilk kez görebildik." dedi.  Araştırmacılar, uzak galaksideki 44 yeni yıldızı, JWST'nin hassas kameralarıyla gök cisimlerinin "kütle çekimsel mercekleme" etkisinden faydalanarak tespit etti.  Büyük kütleli gökcisimlerinin yoğun kütle çekim alanlarının tetiklediği doğal bir büyütme etkisi olan "kütle çekimsel mercekleme", gök cisimlerinin arkasında kalan yıldızların ve galaksilerin görüntülenmesini sağlıyor.  Bu sayede, uzaktaki yıldızların ışıkları yüzlerce hatta binlerce defa büyüyerek JWST gibi hassas teleskoplar tarafından tespit edilebiliyor.  <strong>BUGÜNE KADAR EN FAZLA SAYIDAKİ YILDIZ </strong>  Araştırma, evrenin derinliklerinde bugüne kadar bulunan en fazla sayıdaki yıldızın keşfiyle başlı başına bir rekor kırdı.  Öte yandan BBC'nin haberine göre, araştırmaya katılan Durham Üniversitesinden bilim insanları, söz konusu 44 yeni yıldızın, 4 milyar ışık yılı uzaklıktaki "Abell 370" adı verilen bir gökada kümesinin arkasında bulunan "Dragon Arc" galaksisine ait olduğunu kaydetti.  <strong>KIRMIZI SÜPER DEVLER VAR </strong>  Durham Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mathilde Jauzac, "kozmik öğle vaktinin" evrendeki yıldız oluşumlarının en fazla olduğu zaman dilimi olduğunu ancak bu gök cisimlerini gözlemlemenin zor olduğunu belirtti.  Jauzac, "Dragon Arc'ta tespit ettiğimiz bu çok özel yıldız türü, "kırmızı süper dev" olarak adlandırılıyor ve gözlemlenmeleri çok zor. Bunların çevresinde çok fazla toz bulunuyor ve bu toz onları standart aletler için görünmez kılıyor." ifadesini kullandı.  Araştırma, Nature Astronomy dergisinde yayımlandı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apple&amp;apos;dan Siri savunması: Gizlilik ihlali davasında tazminat ödeyecek</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/appledan-siri-savunmasi-gizlilik-ihlali-davasinda-tazminat-oedeyecek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/appledan-siri-savunmasi-gizlilik-ihlali-davasinda-tazminat-oedeyecek</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;li teknoloji devlerinden Apple, sesli asistan teknolojisi &quot;Siri&quot;nin, kullanıcıların gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla açılan toplu davada anlaşmaya giderek 95 milyon dolar ödemeyi kabul etmesinin ardından Siri verilerinin hiç bir zaman satılmadığını açıkladı.ABD&#039;li teknoloji devlerinden Apple, sesli asistan teknolojisi &quot;Siri&quot;nin kullanıcıların gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla açılan toplu davada anlaşmaya giderek 95 milyon dolar ödemeyi kabul etti.
Söz konusu dava, Siri&#039;nin istem dışı etkinleştirilebildiği ve kullanıcıların rızaları dışında kaydedilen konuşmaların üçüncü taraflarla paylaştığı iddiasıyla açılmıştı.Anlaşmanın onaylanması halinde, Siri özellikli cihazları kullananlar cihaz başına 20 dolara kadar ödeme alabilecek.Apple&#039;dan yapılan açıklamada, şirketin kullanıcı verilerini korumaya yönelik kararlılığı vurgulandı.
Açıklamada, &quot;Apple, Siri verilerini hiçbir zaman pazarlama profilleri oluşturmak için kullanmadı, reklam için kullanıma sunmadı ve hiçbir amaçla kimseye satmadı.&quot; ifadesi kullanıldı.Siri&#039;yi daha da gizli hale getirmek için sürekli olarak teknolojiler geliştirildiği belirtilen açıklamada, şirketin bunu yapmaya devam edeceği kaydedildi.Açıklamada, kullanıcı gizliliğini korumak için Siri&#039;nin mümkün olduğunca çok işlemi doğrudan kullanıcının cihazında yapmak üzere tasarlandığı, bilgilerin Apple sunucularına aktarılmadığı vurgulandı.Apple&#039;ın &quot;Siri&quot;ye ilişkin açıklaması, şirketin sesli asistan teknolojisinin kullanıcıların gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla açılan toplu davada anlaşmaya giderek 95 milyon dolar ödemeyi kabul etmesinin ardından geldi.
Anlaşma, 17 Eylül 2014 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında Siri özellikli iPhone, iPad, Apple Watch, MacBook, iMac, HomePod, iPod touch veya Apple TV sahibi olan ABD&#039;deki kullanıcıları kapsayacak.Sesli asistan teknolojisi Siri, ilk olarak 2011&#039;de piyasaya sürülen iPhone 4S modellerinde yer almıştı.Kullanıcıların Siri&#039;yi eller serbest şekilde etkinleştirmesine olanak tanıyan &quot;Hey Siri&quot; özelliği ise 2014 yılında tanıtılmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wNrCH5dgNEGMWLlgarmqLw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Appledan, Siri, savunması:, Gizlilik, ihlali, davasında, tazminat, ödeyecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wNrCH5dgNEGMWLlgarmqLw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apple'dan Siri savunması: Gizlilik ihlali davasında tazminat ödeyecek"><p>ABD'li teknoloji devlerinden Apple, sesli asistan teknolojisi "Siri"nin, kullanıcıların gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla açılan toplu davada anlaşmaya giderek 95 milyon dolar ödemeyi kabul etmesinin ardından Siri verilerinin hiç bir zaman satılmadığını açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jAqxRnGokka06BLZPcc1lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'li teknoloji devlerinden Apple, sesli asistan teknolojisi "Siri"nin kullanıcıların gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla açılan toplu davada anlaşmaya giderek 95 milyon dolar ödemeyi kabul etti.
Söz konusu dava, Siri'nin istem dışı etkinleştirilebildiği ve kullanıcıların rızaları dışında kaydedilen konuşmaların üçüncü taraflarla paylaştığı iddiasıyla açılmıştı.Anlaşmanın onaylanması halinde, Siri özellikli cihazları kullananlar cihaz başına 20 dolara kadar ödeme alabilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DJN7kIl0RkS1o5xkV4mo5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Apple'dan yapılan açıklamada, şirketin kullanıcı verilerini korumaya yönelik kararlılığı vurgulandı.
Açıklamada, "Apple, Siri verilerini hiçbir zaman pazarlama profilleri oluşturmak için kullanmadı, reklam için kullanıma sunmadı ve hiçbir amaçla kimseye satmadı." ifadesi kullanıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wlq1OWsme0W9Z50kshU3-g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Siri'yi daha da gizli hale getirmek için sürekli olarak teknolojiler geliştirildiği belirtilen açıklamada, şirketin bunu yapmaya devam edeceği kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/r9NBtk8njUylZXCsqsoeLQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Açıklamada, kullanıcı gizliliğini korumak için Siri'nin mümkün olduğunca çok işlemi doğrudan kullanıcının cihazında yapmak üzere tasarlandığı, bilgilerin Apple sunucularına aktarılmadığı vurgulandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zTNWrUt5aUekslugFC_mgA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Apple'ın "Siri"ye ilişkin açıklaması, şirketin sesli asistan teknolojisinin kullanıcıların gizliliğini ihlal ettiği iddiasıyla açılan toplu davada anlaşmaya giderek 95 milyon dolar ödemeyi kabul etmesinin ardından geldi.
Anlaşma, 17 Eylül 2014 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında Siri özellikli iPhone, iPad, Apple Watch, MacBook, iMac, HomePod, iPod touch veya Apple TV sahibi olan ABD'deki kullanıcıları kapsayacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dgOXSn5h00qKWpk4SAgAnw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sesli asistan teknolojisi Siri, ilk olarak 2011'de piyasaya sürülen iPhone 4S modellerinde yer almıştı.Kullanıcıların Siri'yi eller serbest şekilde etkinleştirmesine olanak tanıyan "Hey Siri" özelliği ise 2014 yılında tanıtılmıştı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>NASA, Ay&amp;apos;a &amp;quot;Elektrikli süpürge&amp;quot; gönderiyor: Ay tozlarını toplayacak</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-aya-elektrikli-supurge-goenderiyor-ay-tozlarini-toplayacak</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/nasa-aya-elektrikli-supurge-goenderiyor-ay-tozlarini-toplayacak</guid>
<description><![CDATA[ NASA, Blue Ghost göreviyle birlikte Ay&#039;a bir &quot;Elektrikli süpürge&quot; göndermeye hazırlanıyor. Lunar PlanetVac (LPV) olarak bilinen bu cihaz, 1 santimetreye kadar olan ay tozunu işleyip numuneleri Dünya&#039;ya geri gönderecek.NASA, gelecek hafta Ay’a iniş yapacak Blue Ghost 1 göreviyle birlikte &quot;Elektrikli süpürge&quot; gönderiyor.
Lunar PlanetVac (LPV) olarak bilinen bu cihaz, Firefly Aerospace tarafından geliştirilen Blue Ghost 1 Ay iniş aracının taşıdığı bir NASA yükü.
Bu cihaz, NASA’nın örnek toplama ve yerinde testler yapma konusunda yeni yollar keşfetmesini kolaylaştırmayı hedefliyor.LPV, Honeybee Robotics tarafından geliştirildi ve basınçlı gaz kullanarak Ay yüzeyindeki tozları dönüştürüyor.
Oluşan toz bulutu, pnömatik jetler sayesinde bir aktarım tüpüne yönlendirilerek numune kabına aktarılıyor.
Cihaz, 1 santimetreye kadar olan ay tozu parçacıklarını işleyebiliyor.
Toplanan Ay toprağı daha sonra eleniyor, numune kabında fotoğraflanıyor ve bulgular Dünya’ya iletiliyor.
Ayrıca cihaz, ay tozunun yapışkanlığını ve gaz jetlerinin temizleyici bir ajan olarak verimliliğini test edecek.Bu işlem tamamen otonom şekilde çalışıyor ancak cihaz, gelecekteki mürettebatlı Ay veya Mars görevlerinde astronot gözetimiyle de kullanılabilir.
Bu yöntem, diğer görevlerde kullanılan yüzeyi mekanik olarak kazıma yöntemine göre yenilikçi bir alternatif sunuyor.NASA&#039;nın Marshall Uzay Uçuş Merkezi&#039;ndeki Ticari Ay Yük Hizmetleri (CLPS) girişiminde LPV yükünü yöneten Dennis Harris şöyle dedi:
&quot;Bu cihaz kazı yapmıyor, servis veya değişim gerektirebilecek mekanik bir kola ihtiyaç duymuyor bir vakum temizleyici gibi çalışıyor. CLPS yükünde kullanılan bu teknoloji, su, helyum ve diğer kaynakların aranmasında fayda sağlayabilir ve NASA ile ortaklarına Ay’da habitatlar ve fırlatma rampaları inşa etmek için kullanılabilecek yerinde malzemeler hakkında daha net bir bilgi sağlayabilir. Aynı zamanda, bilimsel bilgileri genişletirken Güneş Sistemi&#039;nin pratik keşfine her adımda katkı sunabilir.&quot;Firefly Aerospace’in Blue Ghost 1 görevi, Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’ndeki Fırlatma Kompleksi 39A’dan SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatılacak.
Görevin Ay’a ulaşması yaklaşık 45 gün sürecek; bu sürenin 25 günü Dünya yörüngesinde geçecek ve inişin Mart ayı başlarında gerçekleşmesi planlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Pn1XkHZr0qncVkn_iu04A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>NASA, Aya, Elektrikli, süpürge, gönderiyor:, tozlarını, toplayacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Pn1XkHZr0qncVkn_iu04A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="NASA, Ay'a " elektrikli s g ay tozlar toplayacak><p>NASA, Blue Ghost göreviyle birlikte Ay'a bir "Elektrikli süpürge" göndermeye hazırlanıyor. Lunar PlanetVac (LPV) olarak bilinen bu cihaz, 1 santimetreye kadar olan ay tozunu işleyip numuneleri Dünya'ya geri gönderecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DFu3-sWoZUmkfLAoHraaZA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA, gelecek hafta Ay’a iniş yapacak Blue Ghost 1 göreviyle birlikte "Elektrikli süpürge" gönderiyor.
Lunar PlanetVac (LPV) olarak bilinen bu cihaz, Firefly Aerospace tarafından geliştirilen Blue Ghost 1 Ay iniş aracının taşıdığı bir NASA yükü.
Bu cihaz, NASA’nın örnek toplama ve yerinde testler yapma konusunda yeni yollar keşfetmesini kolaylaştırmayı hedefliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-rKpu4upe0K1ak8UKf8_4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>LPV, Honeybee Robotics tarafından geliştirildi ve basınçlı gaz kullanarak Ay yüzeyindeki tozları dönüştürüyor.
Oluşan toz bulutu, pnömatik jetler sayesinde bir aktarım tüpüne yönlendirilerek numune kabına aktarılıyor.
Cihaz, 1 santimetreye kadar olan ay tozu parçacıklarını işleyebiliyor.
Toplanan Ay toprağı daha sonra eleniyor, numune kabında fotoğraflanıyor ve bulgular Dünya’ya iletiliyor.
Ayrıca cihaz, ay tozunun yapışkanlığını ve gaz jetlerinin temizleyici bir ajan olarak verimliliğini test edecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Aql5Dq0_fku35iu4poukcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu işlem tamamen otonom şekilde çalışıyor ancak cihaz, gelecekteki mürettebatlı Ay veya Mars görevlerinde astronot gözetimiyle de kullanılabilir.
Bu yöntem, diğer görevlerde kullanılan yüzeyi mekanik olarak kazıma yöntemine göre yenilikçi bir alternatif sunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bySrLBzTM0Sj-QIqsLVhEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA'nın Marshall Uzay Uçuş Merkezi'ndeki Ticari Ay Yük Hizmetleri (CLPS) girişiminde LPV yükünü yöneten Dennis Harris şöyle dedi:
"Bu cihaz kazı yapmıyor, servis veya değişim gerektirebilecek mekanik bir kola ihtiyaç duymuyor bir vakum temizleyici gibi çalışıyor. CLPS yükünde kullanılan bu teknoloji, su, helyum ve diğer kaynakların aranmasında fayda sağlayabilir ve NASA ile ortaklarına Ay’da habitatlar ve fırlatma rampaları inşa etmek için kullanılabilecek yerinde malzemeler hakkında daha net bir bilgi sağlayabilir. Aynı zamanda, bilimsel bilgileri genişletirken Güneş Sistemi'nin pratik keşfine her adımda katkı sunabilir."Firefly Aerospace’in Blue Ghost 1 görevi, Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’ndeki Fırlatma Kompleksi 39A’dan SpaceX Falcon 9 roketiyle fırlatılacak.
Görevin Ay’a ulaşması yaklaşık 45 gün sürecek; bu sürenin 25 günü Dünya yörüngesinde geçecek ve inişin Mart ayı başlarında gerçekleşmesi planlanıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dünyanın en eski buz çekirdeği bulundu: Sekiz Eyfel Kulesi&amp;apos;nden büyük!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dunyanin-en-eski-buz-cekirdegi-bulundu-sekiz-eyfel-kulesinden-buyuk</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dunyanin-en-eski-buz-cekirdegi-bulundu-sekiz-eyfel-kulesinden-buyuk</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, Antarktika&#039;nın derinliklerinden dünyanın en eski buz çekirdeğini çıkardı. 2,8 kilometre uzunluğundaki silindir buzun sekiz Eyfel Kulesi&#039;nden bile daha büyük ve 1,2 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtildi.Antarktika&#039;nın derinliklerinden yaklaşık 1,2 milyon yıl öncesine ait dünyanın en eski buzu çıkarıldı.
Eksi 35 derece sıcaklıkta çalışan bir bilim insanı ekibi, uzunluğu 2,8 kilometreyi bulan bir silindir şeklinde buz çekirdeği çıkardı.
Bu uzunluk, sekiz Eyfel Kulesi’nin uç uca eklenmesinden daha fazla.
Buzun içinde, bilim insanlarının gezegenimizin iklim geçmişiyle ilgili uzun süredir devam eden bir gizemi çözmesine yardımcı olacağını umduğu antik hava kabarcıkları bulunuyor.
Avrupalı bilim insanları, donmuş kıtanın altındaki kayaya ilk ulaşan olmak için yedi ulusla yarışarak dört Antarktika yazı boyunca çalıştı.Bu çalışma, gezegenimizin iklim tarihindeki en büyük gizemlerden birini çözmeye yardımcı olabilir.
&quot;BİR MİLYON YIL ÖNCESİNE AİT HAVA KABARCIKLARI VAR&quot;
Venedik’teki Ca’ Foscari Üniversitesi’nden ve araştırmayı koordine eden Prof. Carlo Barbante, “Bu inanılmaz bir başarı. Elinizde bir milyon yıl öncesine ait bir buz parçası var. Bazen volkanik patlamalardan gelen kül katmanlarını görebiliyorsunuz. İçinde, atalarımızın bir milyon yıl önce soluduğu hava kabarcıklarını görebileceğiniz küçük kabarcıklar var&quot; dedi.Ekip, İtalyan Kutup Bilimleri Enstitüsü liderliğinde ve 10 Avrupa ülkesinin katılımıyla çalıştı.
Matkap ekipmanı, laboratuvarlar ve kamp, en yakın araştırma üssünden kar motorlarıyla 40 kilometre taşındı.
Little Dome C adı verilen sondaj alanı, kıtanın doğusunda, Antarktika platosunda, yaklaşık 3000 metre rakımda yer alıyor.Buz çekirdekleri, bilim insanlarının iklimin nasıl değiştiğini anlaması için hayati öneme sahip.
Bu çekirdekler, sera gazı salınım seviyelerini ve sıcaklık değişimlerini ortaya çıkaran hava kabarcıkları ve parçacıklar içeriyor.
Bu veriler, bilim insanlarının iklim koşullarının zamanla nasıl değiştiğini haritalamasına yardımcı oluyor.Daha önce Epica adlı bir buz çekirdeğinden elde edilen veriler, sıcaklık artışlarının fosil yakıtların insanlar tarafından yakılmasıyla bağlantılı olduğunu göstermişti. Ancak bilim insanları daha eski tarihlere ulaşmayı hedefliyordu.Şimdi, Beyond Epica: Oldest Ice adlı projeyle 400 bin yıl daha geriye gitme şansı elde ettiler.Prof. Barbante, “Geleceğimizde geçmişin büyük bir kısmı var. Geçmişe bakarak iklimin nasıl işlediğini daha iyi anlıyoruz ve bunu geleceğe nasıl yansıtacağımızı öğreniyoruz.&quot; ifadelreini kullandı.
ŞİMDİ NE OLACAK?
Çekirdek şimdi birer metre uzunluğunda parçalara bölünerek, eksi 50 derece sıcaklıkta gemiyle Antarktika’dan taşınıyor. Bu parçalar nihayetinde, Cambridge’deki İngiliz Antarktika Araştırması da dahil olmak üzere birçok Avrupa kurumunun soğutucularına ulaştırılacak ve analizlere başlanacak.
Uzmanlar, 900 bin ila 1,2 milyon yıl önce, Orta Pleistosen Geçişi adı verilen dönemde neler olduğunu anlamak istiyor.
Bu dönemde, soğuk buzul ve sıcak buzul arası dönemler arasındaki döngü süresi, 41 bin yıldan 100 bin yıla geçti. Ancak bilim insanları bu değişikliğin nedenini hala anlayamıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aAmfU5q0L0GVQPJwJBDTeQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, eski, buz, çekirdeği, bulundu:, Sekiz, Eyfel, Kulesinden, büyük</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aAmfU5q0L0GVQPJwJBDTeQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dünyanın en eski buz çekirdeği bulundu: Sekiz Eyfel Kulesi'nden büyük!"><p>Bilim insanları, Antarktika'nın derinliklerinden dünyanın en eski buz çekirdeğini çıkardı. 2,8 kilometre uzunluğundaki silindir buzun sekiz Eyfel Kulesi'nden bile daha büyük ve 1,2 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4VJYkL7zEUiZw2XwQ4Z_zQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Antarktika'nın derinliklerinden yaklaşık 1,2 milyon yıl öncesine ait dünyanın en eski buzu çıkarıldı.
Eksi 35 derece sıcaklıkta çalışan bir bilim insanı ekibi, uzunluğu 2,8 kilometreyi bulan bir silindir şeklinde buz çekirdeği çıkardı.
Bu uzunluk, sekiz Eyfel Kulesi’nin uç uca eklenmesinden daha fazla.
Buzun içinde, bilim insanlarının gezegenimizin iklim geçmişiyle ilgili uzun süredir devam eden bir gizemi çözmesine yardımcı olacağını umduğu antik hava kabarcıkları bulunuyor.
Avrupalı bilim insanları, donmuş kıtanın altındaki kayaya ilk ulaşan olmak için yedi ulusla yarışarak dört Antarktika yazı boyunca çalıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2y98vdqdKEKI0F6yaeMDrA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu çalışma, gezegenimizin iklim tarihindeki en büyük gizemlerden birini çözmeye yardımcı olabilir.
"BİR MİLYON YIL ÖNCESİNE AİT HAVA KABARCIKLARI VAR"
Venedik’teki Ca’ Foscari Üniversitesi’nden ve araştırmayı koordine eden Prof. Carlo Barbante, “Bu inanılmaz bir başarı. Elinizde bir milyon yıl öncesine ait bir buz parçası var. Bazen volkanik patlamalardan gelen kül katmanlarını görebiliyorsunuz. İçinde, atalarımızın bir milyon yıl önce soluduğu hava kabarcıklarını görebileceğiniz küçük kabarcıklar var" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QA8rJLgg70iJHVOAr-u9Fw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ekip, İtalyan Kutup Bilimleri Enstitüsü liderliğinde ve 10 Avrupa ülkesinin katılımıyla çalıştı.
Matkap ekipmanı, laboratuvarlar ve kamp, en yakın araştırma üssünden kar motorlarıyla 40 kilometre taşındı.
Little Dome C adı verilen sondaj alanı, kıtanın doğusunda, Antarktika platosunda, yaklaşık 3000 metre rakımda yer alıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qykpjQmLA0W-n9dS6A4cwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buz çekirdekleri, bilim insanlarının iklimin nasıl değiştiğini anlaması için hayati öneme sahip.
Bu çekirdekler, sera gazı salınım seviyelerini ve sıcaklık değişimlerini ortaya çıkaran hava kabarcıkları ve parçacıklar içeriyor.
Bu veriler, bilim insanlarının iklim koşullarının zamanla nasıl değiştiğini haritalamasına yardımcı oluyor.Daha önce Epica adlı bir buz çekirdeğinden elde edilen veriler, sıcaklık artışlarının fosil yakıtların insanlar tarafından yakılmasıyla bağlantılı olduğunu göstermişti. Ancak bilim insanları daha eski tarihlere ulaşmayı hedefliyordu.Şimdi, Beyond Epica: Oldest Ice adlı projeyle 400 bin yıl daha geriye gitme şansı elde ettiler.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UQ0HG_FFqkCb_41TT1r5pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prof. Barbante, “Geleceğimizde geçmişin büyük bir kısmı var. Geçmişe bakarak iklimin nasıl işlediğini daha iyi anlıyoruz ve bunu geleceğe nasıl yansıtacağımızı öğreniyoruz." ifadelreini kullandı.
ŞİMDİ NE OLACAK?
Çekirdek şimdi birer metre uzunluğunda parçalara bölünerek, eksi 50 derece sıcaklıkta gemiyle Antarktika’dan taşınıyor. Bu parçalar nihayetinde, Cambridge’deki İngiliz Antarktika Araştırması da dahil olmak üzere birçok Avrupa kurumunun soğutucularına ulaştırılacak ve analizlere başlanacak.
Uzmanlar, 900 bin ila 1,2 milyon yıl önce, Orta Pleistosen Geçişi adı verilen dönemde neler olduğunu anlamak istiyor.
Bu dönemde, soğuk buzul ve sıcak buzul arası dönemler arasındaki döngü süresi, 41 bin yıldan 100 bin yıla geçti. Ancak bilim insanları bu değişikliğin nedenini hala anlayamıyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Dev şirketlerde Trump yarışı: Milyonlar akıtıyorlar</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dev-sirketlerde-trump-yarisi-milyonlar-akitiyorlar</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/dev-sirketlerde-trump-yarisi-milyonlar-akitiyorlar</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;nin seçilmiş başkanı Trump&#039;ın göreve başlamasına kısa bir süre kaldı. Trump&#039;ın yemin töreni için dev şirketlerde bağış yarışı başladı. Listenin ön sıralarında teknoloji ve kripto şirketleri yer aldı.ABD&#039;nin seçilmiş başkanı Donald Trump&#039;ın ikinci dönemi 20 Ocak&#039;ta resmen başlayacak.  Trump&#039;ın göreve başlamasına kısa bir süre kala dev şirketler bağış yarışına girişti.   Bağışçılar arasında teknoloji ile kripto şirketlerinin ön sıralarda yer alması dikkat çekti.  Trump&#039;ın yemin töreni için bağış yapanlar arasında Chevron, Meta, Amazon ve Uber gibi devler bulunuyor.Son olarak listeye Boeing ile Google da dahil oldu. İki şirket 1&#039;er milyon dolarlık bağış yaptığını duyurdu.  Otomobil şirketleri Ford, General Motors ve Toyota da açılış komitesine bağış yapanlar arasında yer alıyordu.  ABD piyasa düzenleyicisi SEC ile davalık olan Ripple, tören fonuna 5 milyon dolarlık XRP token&#039;ı aktardı.   Coinbase, Kraken, Circle gibi kripto sektörünün önde gelen şirketleri 1&#039;er milyon dolarlık bağış yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j92fTmhlEU-z394yUArf3Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dev, şirketlerde, Trump, yarışı:, Milyonlar, akıtıyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j92fTmhlEU-z394yUArf3Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Dev şirketlerde Trump yarışı: Milyonlar akıtıyorlar"><p>ABD'nin seçilmiş başkanı Trump'ın göreve başlamasına kısa bir süre kaldı. Trump'ın yemin töreni için dev şirketlerde bağış yarışı başladı. Listenin ön sıralarında teknoloji ve kripto şirketleri yer aldı.</p><p>ABD'nin seçilmiş başkanı Donald Trump'ın ikinci dönemi 20 Ocak'ta resmen başlayacak.  Trump'ın göreve başlamasına kısa bir süre kala dev şirketler bağış yarışına girişti.   Bağışçılar arasında teknoloji ile kripto şirketlerinin ön sıralarda yer alması dikkat çekti.  Trump'ın yemin töreni için bağış yapanlar arasında Chevron, Meta, Amazon ve Uber gibi devler bulunuyor.</p><p>Son olarak listeye Boeing ile Google da dahil oldu. İki şirket 1'er milyon dolarlık bağış yaptığını duyurdu.  Otomobil şirketleri Ford, General Motors ve Toyota da açılış komitesine bağış yapanlar arasında yer alıyordu.  ABD piyasa düzenleyicisi SEC ile davalık olan Ripple, tören fonuna 5 milyon dolarlık XRP token'ı aktardı.   Coinbase, Kraken, Circle gibi kripto sektörünün önde gelen şirketleri 1'er milyon dolarlık bağış yaptı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzayda ahşap uydu çağı başlıyor: LignoSat yörüngede!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/uzayda-ahsap-uydu-cagi-basliyor-lignosat-yoerungede</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/uzayda-ahsap-uydu-cagi-basliyor-lignosat-yoerungede</guid>
<description><![CDATA[ Japon Havacılık ve Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) tarafından yapılan Aralık 2024&#039;te SpaceX Dragon kargo kapsülüyle uzaya gönderilen ahşaptan yapılmış ilk uydu olan LignoSat, dün görevine başladı. Uzayın zorlu koşullarına karşı ahşabın dayanıklılığını test etmeyi amaçlayan bu yenilikçi proje, geleneksel uydu malzemelerine çevre dostu bir alternatif sunmayı hedefliyor. Honoki manolya ağacından üretilen uydu, sürdürülebilir uzay teknolojilerinin kapılarını aralamayı vaat ediyor.Dünyanın ilk ahşap uydusu LignoSat, uzaydaki görevine resmen başladı. Sürdürülebilir uzay teknolojileri için yeni bir dönem başlatan bu yenilikçi uydu, Kyoto Üniversitesi ve Sumitomo Forestry iş birliğiyle hayata geçirildi.Aralık 2024’te SpaceX Dragon kargo kapsülüyle uzaya gönderilen ve dün göreve başladığı açıklanan LignoSat, sürdürülebilirlik ve uzay teknolojisi arasındaki kesişim noktasında çığır açıyor. Japon geleneksel ahşap işleme teknikleriyle tasarlanan uydu, hinoki manolya ağacından yapılmış panellerden oluşuyor.900 gramlık bu yenilikçi uydu, uzayın -100 ila 100 santigrat dereceye ulaşan sıcaklık değişimlerine ve yüksek radyasyona karşı ahşabın dayanıklılığını ölçmeyi hedefliyor. Uydunun elde edeceği veriler, Ay ve Mars gibi uzak gezegenlerde ahşap malzemelerin kullanımı için umut veriyor.Geleneksel alüminyum ve titanyum gibi malzemelere çevre dostu bir alternatif sunan LignoSat, yenilikçi bir tasarımı temsil ediyor. Proje liderlerinden Profesör Koji Murata, ahşabın uzayda su ve oksijen eksikliği nedeniyle Dünya’dan daha dayanıklı olabileceğini ifade ederek, bu projenin uzun vadeli etkilerini vurguladı.Eski astronot Takao Doi, ahşabın gelecekte uzayda koloniler inşa etmede kullanılabileceğine işaret ederek, &quot;Ahşapla uzayda sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmak mümkün olabilir&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EMiPpTFlvUees4c--NvrmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzayda, ahşap, uydu, çağı, başlıyor:, LignoSat, yörüngede</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EMiPpTFlvUees4c--NvrmQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzayda ahşap uydu çağı başlıyor: LignoSat yörüngede!"><p>Japon Havacılık ve Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) tarafından yapılan Aralık 2024'te SpaceX Dragon kargo kapsülüyle uzaya gönderilen ahşaptan yapılmış ilk uydu olan LignoSat, dün görevine başladı. Uzayın zorlu koşullarına karşı ahşabın dayanıklılığını test etmeyi amaçlayan bu yenilikçi proje, geleneksel uydu malzemelerine çevre dostu bir alternatif sunmayı hedefliyor. Honoki manolya ağacından üretilen uydu, sürdürülebilir uzay teknolojilerinin kapılarını aralamayı vaat ediyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d9IwuppykUGhFQYz39DA_g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünyanın ilk ahşap uydusu LignoSat, uzaydaki görevine resmen başladı. Sürdürülebilir uzay teknolojileri için yeni bir dönem başlatan bu yenilikçi uydu, Kyoto Üniversitesi ve Sumitomo Forestry iş birliğiyle hayata geçirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hmAPhuR1HUGo3g2lr-GpTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Aralık 2024’te SpaceX Dragon kargo kapsülüyle uzaya gönderilen ve dün göreve başladığı açıklanan LignoSat, sürdürülebilirlik ve uzay teknolojisi arasındaki kesişim noktasında çığır açıyor. Japon geleneksel ahşap işleme teknikleriyle tasarlanan uydu, hinoki manolya ağacından yapılmış panellerden oluşuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZI-cerdQjUedYBVxijcCEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>900 gramlık bu yenilikçi uydu, uzayın -100 ila 100 santigrat dereceye ulaşan sıcaklık değişimlerine ve yüksek radyasyona karşı ahşabın dayanıklılığını ölçmeyi hedefliyor. Uydunun elde edeceği veriler, Ay ve Mars gibi uzak gezegenlerde ahşap malzemelerin kullanımı için umut veriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Hb2OxyNTPUyieRU0yJZ_Ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geleneksel alüminyum ve titanyum gibi malzemelere çevre dostu bir alternatif sunan LignoSat, yenilikçi bir tasarımı temsil ediyor. Proje liderlerinden Profesör Koji Murata, ahşabın uzayda su ve oksijen eksikliği nedeniyle Dünya’dan daha dayanıklı olabileceğini ifade ederek, bu projenin uzun vadeli etkilerini vurguladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oIfYcCGHVUeKNNhFww4rAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eski astronot Takao Doi, ahşabın gelecekte uzayda koloniler inşa etmede kullanılabileceğine işaret ederek, "Ahşapla uzayda sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmak mümkün olabilir" dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zYVJhjroDkebKCNN2mVVYg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Karıncalarla ilgili ilginç araştırma: Düşmanlarını hatırlayıp daha agresif davranıyorlar!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/karincalarla-ilgili-ilginc-arastirma-dusmanlarini-hatirlayip-daha-agresif-davraniyorlar</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/karincalarla-ilgili-ilginc-arastirma-dusmanlarini-hatirlayip-daha-agresif-davraniyorlar</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, karıncaların kötü deneyimlerini hatırlayarak düşmanlarına karşı kin güdebildiğini ve bu nedenle tanıdık rakiplerine karşı daha agresif davrandıklarını keşfetti.Almanya’daki Freiburg Üniversitesi’nden bilim insanları, karıncaların kötü deneyimlerini hatırlayarak düşmanlarına karşı kin güdebildiğini keşfetti. Araştırmaya göre, karıncalar tanıdık düşmanların kokusunu ayırt ederek daha agresif davranışlar sergiliyor.Karıncalar, kokular sayesinde yuva arkadaşlarını ve yabancıları ayırt etme yeteneğiyle biliniyor. Önceki çalışmalar, karıncaların yakın yuvalardaki komşularına karşı daha saldırgan olduğunu ve ısırma ya da asit püskürtme gibi savunma mekanizmaları kullandığını ortaya koymuştu.
Yeni araştırma, bu davranışların karıncaların kokusal hafızasından kaynaklandığını ortaya koyuyor. Yani, bir karınca tanıdık bir düşmanın kokusunu alınca saldırganlaşıyor.Current Biology dergisinde yayımlanan çalışmada, bilim insanları karıncaların agresif davranışlarının öğrenmeye dayalı olup olmadığını test etmek için iki aşamalı bir deney yürüttü. 
İlk aşamada karıncalar, 5 gün boyunca belirli bir süre kendi yuvalarından veya iki farklı rakip yuvadan karıncalarla karşılaştırıldı. İkinci aşamada ise tüm karıncalar, rakip A yuvasından bireylerle yeniden bir araya getirildi.Sonuçlar, ilk aşamada A yuvasından karıncalarla etkileşimde bulunanların, diğer gruplara kıyasla bu rakiplere karşı çok daha agresif olduğunu gösterdi. Ancak daha pasif rakiplerle karşılaşan karıncaların saldırganlık seviyeleri düşüktü.Araştırmacılar, karıncaların çağrışım yoluyla öğrenme yeteneğine sahip olduğunu ve düşmanlarını kokularıyla tanıyıp hafızalarında saklayabildiğini belirtiyor. Bu bulgular, karıncaların içgüdüsel davranışlarının yanı sıra deneyimlerinden ders çıkarabildiğine dair güçlü kanıtlar sunuyor.
Çalışmanın ortak yazarı Volker Nehring, &quot;Böceklerin genelde önceden programlanmış robotlar gibi davrandığı düşünülüyor. Ancak araştırmamız, karıncaların deneyimlerden öğrenebildiğini ve hatta kin tutabildiğini gösteriyor&quot; ifadelerini kullandı.Karıncaların bu öğrenme ve hatırlama becerisi, sıkı toplumsal bağları ve organize yaşamlarıyla bilinen bu canlıların düşmanlarına karşı daha stratejik savunmalar geliştirebilmesini sağlıyor. Araştırmacılar, bu bulguların böcek davranışlarının karmaşıklığına dair önemli bir bakış açısı sunduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NZCXeQh19E6Fns7VxX3zcw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karıncalarla, ilgili, ilginç, araştırma:, Düşmanlarını, hatırlayıp, daha, agresif, davranıyorlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NZCXeQh19E6Fns7VxX3zcw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Karıncalarla ilgili ilginç araştırma: Düşmanlarını hatırlayıp daha agresif davranıyorlar!"><p>Bilim insanları, karıncaların kötü deneyimlerini hatırlayarak düşmanlarına karşı kin güdebildiğini ve bu nedenle tanıdık rakiplerine karşı daha agresif davrandıklarını keşfetti.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eGwIDIQssECY_L1H1TyUMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Almanya’daki Freiburg Üniversitesi’nden bilim insanları, karıncaların kötü deneyimlerini hatırlayarak düşmanlarına karşı kin güdebildiğini keşfetti. Araştırmaya göre, karıncalar tanıdık düşmanların kokusunu ayırt ederek daha agresif davranışlar sergiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kbBvD-zoQkCToMehmOhddg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karıncalar, kokular sayesinde yuva arkadaşlarını ve yabancıları ayırt etme yeteneğiyle biliniyor. Önceki çalışmalar, karıncaların yakın yuvalardaki komşularına karşı daha saldırgan olduğunu ve ısırma ya da asit püskürtme gibi savunma mekanizmaları kullandığını ortaya koymuştu.
Yeni araştırma, bu davranışların karıncaların kokusal hafızasından kaynaklandığını ortaya koyuyor. Yani, bir karınca tanıdık bir düşmanın kokusunu alınca saldırganlaşıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Xm-QrX8_U--jPzue1l2pg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Current Biology dergisinde yayımlanan çalışmada, bilim insanları karıncaların agresif davranışlarının öğrenmeye dayalı olup olmadığını test etmek için iki aşamalı bir deney yürüttü. 
İlk aşamada karıncalar, 5 gün boyunca belirli bir süre kendi yuvalarından veya iki farklı rakip yuvadan karıncalarla karşılaştırıldı. İkinci aşamada ise tüm karıncalar, rakip A yuvasından bireylerle yeniden bir araya getirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tNfXHKOrrE2Od0x0-ykrlg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sonuçlar, ilk aşamada A yuvasından karıncalarla etkileşimde bulunanların, diğer gruplara kıyasla bu rakiplere karşı çok daha agresif olduğunu gösterdi. Ancak daha pasif rakiplerle karşılaşan karıncaların saldırganlık seviyeleri düşüktü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t4-BpFYy9UOJRP5zczx24Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, karıncaların çağrışım yoluyla öğrenme yeteneğine sahip olduğunu ve düşmanlarını kokularıyla tanıyıp hafızalarında saklayabildiğini belirtiyor. Bu bulgular, karıncaların içgüdüsel davranışlarının yanı sıra deneyimlerinden ders çıkarabildiğine dair güçlü kanıtlar sunuyor.
Çalışmanın ortak yazarı Volker Nehring, "Böceklerin genelde önceden programlanmış robotlar gibi davrandığı düşünülüyor. Ancak araştırmamız, karıncaların deneyimlerden öğrenebildiğini ve hatta kin tutabildiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iQGW7GjJwUedZCOKYLnyWw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Karıncaların bu öğrenme ve hatırlama becerisi, sıkı toplumsal bağları ve organize yaşamlarıyla bilinen bu canlıların düşmanlarına karşı daha stratejik savunmalar geliştirebilmesini sağlıyor. Araştırmacılar, bu bulguların böcek davranışlarının karmaşıklığına dair önemli bir bakış açısı sunduğunu belirtiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Los Angeles küle dönüyor: GTA 5&amp;apos;in ikonik evi yangına teslim oldu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/los-angeles-kule-doenuyor-gta-5in-ikonik-evi-yangina-teslim-oldu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/los-angeles-kule-doenuyor-gta-5in-ikonik-evi-yangina-teslim-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Los Angeles&#039;ta orman yangınıyla mücadele edilirken, Grand Theft Auto 5 (GTA 5) oyununda yer alan Michael karakterinin meşhur evi küle döndü. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde GTA 5&#039;e ilham veren ikonik evin yangına teslim olduğu görüldü.ABD&#039;nin Los Angeles kentinde çıkan yangınlarla günlerdir mücadele sürüyor.
Çıkan yangında 10 kişi hayatını kaybederken, 10 binden fazla yapı tamamen kullanılamaz hale geldi.Bu yapılardan biri de popüler GTA 5 oyunundaki Michael karakterinin &quot;Santa Residence&quot; malikanesiydi.GTA 5&#039;te Michael&#039;ın evine ilham kaynağı olan bu yapı, orman yangınında küle döndü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xraLaq0QMkak5V5DbnKLuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Los, Angeles, küle, dönüyor:, GTA, 5in, ikonik, evi, yangına, teslim, oldu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xraLaq0QMkak5V5DbnKLuA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both&ampv=20250111081843366" class="type:primaryImage" alt="Los Angeles küle dönüyor: GTA 5'in ikonik evi yangına teslim oldu"><p>Los Angeles'ta orman yangınıyla mücadele edilirken, Grand Theft Auto 5 (GTA 5) oyununda yer alan Michael karakterinin meşhur evi küle döndü. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde GTA 5'e ilham veren ikonik evin yangına teslim olduğu görüldü.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xDn_VcmFd0G-f3yRcGeU6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD'nin Los Angeles kentinde çıkan yangınlarla günlerdir mücadele sürüyor.
Çıkan yangında 10 kişi hayatını kaybederken, 10 binden fazla yapı tamamen kullanılamaz hale geldi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfSOb_xH70eIveBTv_iOUQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu yapılardan biri de popüler GTA 5 oyunundaki Michael karakterinin "Santa Residence" malikanesiydi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z6vMiMhVNkKrMfBD8U57dw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>GTA 5'te Michael'ın evine ilham kaynağı olan bu yapı, orman yangınında küle döndü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tHdZgYekakeDYOphw8mk4g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OEG1ypu4r068z5uFWqhyMQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>CES 2025&amp;apos;te öne çıkan otomotiv teknolojileri</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/ces-2025te-oene-cikan-otomotiv-teknolojileri</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/ces-2025te-oene-cikan-otomotiv-teknolojileri</guid>
<description><![CDATA[ Las Vegas’ta düzenlenen Tüketici Elektroniği Fuarı (CES) 2025, bu yıl 140 bin ziyaretçi ağırladı. CES’e son yıllarda otomobil markalarının ilgisi de yoğun. Peki bu yıl fuarda otomotiv alanında hangi yenilikler öne çıktı? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mxjm7tfnFk-hi7PiD-j1kQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>CES, 2025te, öne, çıkan, otomotiv, teknolojileri</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mxjm7tfnFk-hi7PiD-j1kQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="CES 2025'te öne çıkan otomotiv teknolojileri"><p>Las Vegas’ta düzenlenen Tüketici Elektroniği Fuarı (CES) 2025, bu yıl 140 bin ziyaretçi ağırladı. CES’e son yıllarda otomobil markalarının ilgisi de yoğun. Peki bu yıl fuarda otomotiv alanında hangi yenilikler öne çıktı?</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Okyanusun derinliklerinde gizemli &amp;quot;kayıp dünyalar&amp;quot; keşfedildi!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/okyanusun-derinliklerinde-gizemli-kayip-dunyalar-kesfedildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/okyanusun-derinliklerinde-gizemli-kayip-dunyalar-kesfedildi</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, Büyük Okyanus&#039;un altında ve kıtaların içinde açıklanamayan yapılar keşfetti. Tektonik levhaların çarpıştığı ve birinin diğerinin altına girdiği bu bölgelerde, Dünya’nın mantosunda daha önce hiç gözlemlenmemiş &quot;yitim zonları&quot; bulundu. Ancak, bu yapıların tam olarak ne oldukları gizemini koruyor.Bilim insanları, Büyük Okyanus&#039;un altında ve kıtaların derinliklerinde, önceki araştırmalarda keşfedilmemiş gizemli yapılar ve yitim zonları tespit etti. 
*Yitim zonu, tektonik levhaların birbiriyle etkileşime girdiği ve bir levhanın diğerinin altına doğru sürüklendiği bölgelere verilen isimdir.Dünya&#039;nın mantosuna dair bilgilere ulaşmak için genellikle sadece deprem dalgalarının hızları kullanılıyordu. Ancak ETH Zürih ve Caltech&#039;ten araştırmacılar, tüm sismik dalgaları analiz ederek çok daha kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdi.
Çalışmanın bulguları, Scientific Reports dergisinde yayımlandı.Gizemli &quot;Kayıp Dünyalar&quot;Ekip, bu yeni modelle &quot;kayıp dünyalar&quot; olarak adlandırdıkları yapıları keşfetti. İlginç bir şekilde, bu yapılar, tektonik levhaların hareket etmediği yerlerde de bulundu. Yitim zonlarının okyanus tabanlarının altında ve kıtalar içinde yer aldığı ortaya çıktı.Çalışmaya dair bir açıklama yapan ETH Zürih&#039;ten Andreas Fichtner, bulguları bir doktora benzeterek şu şekilde ifade etti: &quot;Yıllarca ultrasonla kan dolaşımını inceleyen bir doktorun, yeni bir muayene aracıyla beklemediği bir atardamarı keşfetmesi gibi bir şey.&quot; Bu benzetme, araştırmacıların karşılaştığı şaşkınlığı ve heyecanı yansıtıyor.Araştırmacılar, özellikle Büyük Okyanus&#039;un altındaki yitim zonlarını ilginç buluyor. Jeolojik açıdan, bu bölgede yitim zonlarının yakın geçmişte oluşmasının imkansız olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte, bu anomalilerin içeriği hakkında hala net bir bilgi bulunmuyor. Yapılar, çevredeki kayalardan daha soğuk ve farklı bir bileşime sahip olabilir.Schouten, bu yapıları eski ve yeni malzemelerin birleşimi olarak açıklıyor. Bu yapılar, 4 milyar yıl önce oluşmuş silika bakımından zengin eski malzemeler veya manto hareketlerinin sonucu olarak biriken demir bakımından zengin kayalar olabilir.Araştırmacılar, sismik dalgaların daha detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sMst5UDuV06nRm_8pz-1wA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Okyanusun, derinliklerinde, gizemli, kayıp, dünyalar, keşfedildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sMst5UDuV06nRm_8pz-1wA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Okyanusun derinliklerinde gizemli " kay d ke><p>Bilim insanları, Büyük Okyanus'un altında ve kıtaların içinde açıklanamayan yapılar keşfetti. Tektonik levhaların çarpıştığı ve birinin diğerinin altına girdiği bu bölgelerde, Dünya’nın mantosunda daha önce hiç gözlemlenmemiş "yitim zonları" bulundu. Ancak, bu yapıların tam olarak ne oldukları gizemini koruyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rabdMFVdqEy4Y_3muJgrOw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları, Büyük Okyanus'un altında ve kıtaların derinliklerinde, önceki araştırmalarda keşfedilmemiş gizemli yapılar ve yitim zonları tespit etti. 
*Yitim zonu, tektonik levhaların birbiriyle etkileşime girdiği ve bir levhanın diğerinin altına doğru sürüklendiği bölgelere verilen isimdir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5ySyP6WmIkulkCtlysEM6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dünya'nın mantosuna dair bilgilere ulaşmak için genellikle sadece deprem dalgalarının hızları kullanılıyordu. Ancak ETH Zürih ve Caltech'ten araştırmacılar, tüm sismik dalgaları analiz ederek çok daha kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdi.
Çalışmanın bulguları, Scientific Reports dergisinde yayımlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oBNP89_yYUyuovoEU0CW1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizemli "Kayıp Dünyalar"Ekip, bu yeni modelle "kayıp dünyalar" olarak adlandırdıkları yapıları keşfetti. İlginç bir şekilde, bu yapılar, tektonik levhaların hareket etmediği yerlerde de bulundu. Yitim zonlarının okyanus tabanlarının altında ve kıtalar içinde yer aldığı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S2PAABxLU0mse4cVn2u6dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çalışmaya dair bir açıklama yapan ETH Zürih'ten Andreas Fichtner, bulguları bir doktora benzeterek şu şekilde ifade etti: "Yıllarca ultrasonla kan dolaşımını inceleyen bir doktorun, yeni bir muayene aracıyla beklemediği bir atardamarı keşfetmesi gibi bir şey." Bu benzetme, araştırmacıların karşılaştığı şaşkınlığı ve heyecanı yansıtıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XAtPGPj6w0GHmNE5WOIF9Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, özellikle Büyük Okyanus'un altındaki yitim zonlarını ilginç buluyor. Jeolojik açıdan, bu bölgede yitim zonlarının yakın geçmişte oluşmasının imkansız olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte, bu anomalilerin içeriği hakkında hala net bir bilgi bulunmuyor. Yapılar, çevredeki kayalardan daha soğuk ve farklı bir bileşime sahip olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZAgqKNGbEEGTKQnq3Gw7kw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Schouten, bu yapıları eski ve yeni malzemelerin birleşimi olarak açıklıyor. Bu yapılar, 4 milyar yıl önce oluşmuş silika bakımından zengin eski malzemeler veya manto hareketlerinin sonucu olarak biriken demir bakımından zengin kayalar olabilir.Araştırmacılar, sismik dalgaların daha detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini vurguluyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şaşırtan büyüklükte asteroit keşfedildi! &amp;quot;Yalnızca kedi boyutunda&amp;quot;</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sasirtan-buyuklukte-asteroit-kesfedildi-yalnizca-kedi-boyutunda</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sasirtan-buyuklukte-asteroit-kesfedildi-yalnizca-kedi-boyutunda</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, 2022&#039;de Niagara Şelalesi üzerinde patlayarak muazzam bir ateş topuna dönüşen meteorun, şimdiye kadar tespit edilen en küçük asteroit olduğunu ortaya koydu.  Bilim insanları, asteroitin 40-60 cm genişliğinde ve kedi büyüklüğünde olduğunu tespit etti.Yeni bir araştırmaya göre, 2022 yılında Niagara Şelalesi üzerinde patlayarak muhteşem bir ateş topuna dönüşen meteorun şimdiye dek ölçülen en küçük asteroit olduğunu ortaya koydu.  Gök bilimciler tarafından Kanada üzerinde gerçekleşen çarpıcı patlamadan birkaç saat önce tespit edilen asteroitin, kedi büyüklüğünde olduğu belirtildi.   2022 WJ1 diye adlandırılan uzay kayası, 19 Kasım 2022&#039;nin erken saatlerinde Dünya&#039;nın alt atmosferine girerken sürtünme nedeniyle parçalara ayrılmıştı.   Asteroit, hızla yanarak gökyüzünden geçerken Ontario yakınlarında yeşil bir ışık şeridiyle bir sonik patlama yaratmıştı.  Gök bilimciler uzay kayasının Dünya&#039;ya doğru geldiğini tespit ettiklerinde, onu atmosferde yakından izlemek için öngörülen rota boyunca aletler yerleştirdiler.2022 WJ1 asteroitinin yörüngesinin, parçalarının çoğunun Ontario Gölü&#039;ne düşmesine, ana kütlesinin ise karaya çarpmasına neden olduğu keşfedildi.   Ancak, yapılan kapsamlı aramalara rağmen 2024 yazına kadar hiçbir meteor parçası bulunamadı. Yerel halk, toprağa gömülü olduğu düşünülen ana parçayı aramaya devam ediyor. Asteroit, atmosferde ilerlerken yaydığı yeşil ışıkla ABD&#039;nin New York ve Pensilvanya eyaletlerinde görüldü. Gökbilimciler, asteroitin yaklaşık 40-60 cm genişliğinde olduğunu ve bunun onu &quot;en küçük asteroit&quot; olarak tanımlandığını belirledi. Yeni çalışma, teleskop ve meteor kameralarından elde edilen verileri birleştirerek asteroitlerin boyut ve kimyasal yapısını daha doğru bir şekilde analiz etmeye olanak sağlıyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/alQM2Fka906wBf_x4mxDzg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şaşırtan, büyüklükte, asteroit, keşfedildi, Yalnızca, kedi, boyutunda</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/alQM2Fka906wBf_x4mxDzg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Şaşırtan büyüklükte asteroit keşfedildi! " yaln kedi boyutunda><p>Yeni bir araştırma, 2022'de Niagara Şelalesi üzerinde patlayarak muazzam bir ateş topuna dönüşen meteorun, şimdiye kadar tespit edilen en küçük asteroit olduğunu ortaya koydu.  Bilim insanları, asteroitin 40-60 cm genişliğinde ve kedi büyüklüğünde olduğunu tespit etti.</p><p>Yeni bir araştırmaya göre, 2022 yılında Niagara Şelalesi üzerinde patlayarak muhteşem bir ateş topuna dönüşen meteorun şimdiye dek ölçülen en küçük asteroit olduğunu ortaya koydu.  Gök bilimciler tarafından Kanada üzerinde gerçekleşen çarpıcı patlamadan birkaç saat önce tespit edilen asteroitin, kedi büyüklüğünde olduğu belirtildi.   2022 WJ1 diye adlandırılan uzay kayası, 19 Kasım 2022'nin erken saatlerinde Dünya'nın alt atmosferine girerken sürtünme nedeniyle parçalara ayrılmıştı.   Asteroit, hızla yanarak gökyüzünden geçerken Ontario yakınlarında yeşil bir ışık şeridiyle bir sonik patlama yaratmıştı.  Gök bilimciler uzay kayasının Dünya'ya doğru geldiğini tespit ettiklerinde, onu atmosferde yakından izlemek için öngörülen rota boyunca aletler yerleştirdiler.</p><p>2022 WJ1 asteroitinin yörüngesinin, parçalarının çoğunun Ontario Gölü'ne düşmesine, ana kütlesinin ise karaya çarpmasına neden olduğu keşfedildi.   Ancak, yapılan kapsamlı aramalara rağmen 2024 yazına kadar hiçbir meteor parçası bulunamadı. Yerel halk, toprağa gömülü olduğu düşünülen ana parçayı aramaya devam ediyor. </p><p>Asteroit, atmosferde ilerlerken yaydığı yeşil ışıkla ABD'nin New York ve Pensilvanya eyaletlerinde görüldü. Gökbilimciler, asteroitin yaklaşık 40-60 cm genişliğinde olduğunu ve bunun onu "en küçük asteroit" olarak tanımlandığını belirledi. </p><p>Yeni çalışma, teleskop ve meteor kameralarından elde edilen verileri birleştirerek asteroitlerin boyut ve kimyasal yapısını daha doğru bir şekilde analiz etmeye olanak sağlıyor. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zuckerberg&amp;apos;den WhatsApp itirafı: CIA  mesajlarınızı okuyabilir!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/zuckerbergden-whatsapp-itirafi-cia-mesajlarinizi-okuyabilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/zuckerbergden-whatsapp-itirafi-cia-mesajlarinizi-okuyabilir</guid>
<description><![CDATA[ Son dönemlerde yaptığı açıklamalarla gündemden düşmeyen, Facebook, Instagram ve WhatsApp&#039;ın sahibi, Meta CEO&#039;su Mark Zuckerberg&#039;ün WhatsApp mesajlarının gizliliği ile ilgili yaptığı itiraf gündeme bomba gibi düştü. Covid döneminde aşının yan etkilerine dair olumsuz paylaşımlarının sansürlendiğini kabul eden Zuckerberg, bu kez WhatsApp mesajlarının CIA tarafından okunabileceğini söyledi.Facebook, Instagram ve WhatsApp&#039;ın sahibi, Meta CEO&#039;su Mark Zuckerberg&#039;ün yaptığı açıklamalar gündemden düşmüyor.Meta CEO&#039;su Mark Zuckerberg&#039;ün ABD istihbarat örgütü CIA&#039;in bireylerin WhatsApp mesajlarına nasıl erişebileceğine dair değerlendirmeleri medyada büyük tartışma konusu oldu.Zuckerberg, şifreleme teknolojisinin Meta&#039;nın kullanıcı mesajlarına erişmesini engellediğini ancak birinin doğrudan bir kullanıcının telefonuna erişmesi durumunda mesajların okunabileceğini söyledi.Joe Rogan Experience podcast&#039;inde konuşan Zuckerberg, CIA dahil ABD yetkililerinin, kullanıcıların cihazlarına uzaktan erişerek WhatsApp mesajlarına ulaşabileceğini kabul etti. Bu açıklamalar, dijital güvenlik ve hükümetlerin veri erişimi konularında yeni bir tartışma başlattı.Meta CEO’su Mark Zuckerberg, uçtan uca şifrelemenin dijital güvenlik sağladığını ancak fiziksel erişim durumunda yetersiz kaldığını vurguladı. “Birinin telefonunuza erişmesi durumunda, cihazda saklanan tüm mesajlar görülebilir,” diyen Zuckerberg, bu nedenle kaybolan mesajlar özelliğinin önemine dikkat çekti.Zuckerberg, geçtiğimiz günlerde, pandemi döneminde ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin sansür için kendilerine baskı yaptığını açıklamıştı. Zuckerberg, &quot;Doğru ve gerçeği yansıtan içerikleri kaldırmamız için bize yoğun baskı yaptılar. Kısaca, aşıların yan etkisi bulunduğunu ifade eden paylaşımların kaldırılmasını istediler&quot; ifadelerini kullanmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nsj-oYo1i02DD6uk0CXl0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zuckerbergden, WhatsApp, itirafı:, CIA, mesajlarınızı, okuyabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nsj-oYo1i02DD6uk0CXl0w.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zuckerberg'den WhatsApp itirafı: CIA  mesajlarınızı okuyabilir!"><p>Son dönemlerde yaptığı açıklamalarla gündemden düşmeyen, Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi, Meta CEO'su Mark Zuckerberg'ün WhatsApp mesajlarının gizliliği ile ilgili yaptığı itiraf gündeme bomba gibi düştü. Covid döneminde aşının yan etkilerine dair olumsuz paylaşımlarının sansürlendiğini kabul eden Zuckerberg, bu kez WhatsApp mesajlarının CIA tarafından okunabileceğini söyledi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RIcYqSR2NkGT6nzJ74pNtA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi, Meta CEO'su Mark Zuckerberg'ün yaptığı açıklamalar gündemden düşmüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mc2EHJQ-p06jeKrTXNg7WA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meta CEO'su Mark Zuckerberg'ün ABD istihbarat örgütü CIA'in bireylerin WhatsApp mesajlarına nasıl erişebileceğine dair değerlendirmeleri medyada büyük tartışma konusu oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zlav2TaqK0KQtfZkya6FwA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zuckerberg, şifreleme teknolojisinin Meta'nın kullanıcı mesajlarına erişmesini engellediğini ancak birinin doğrudan bir kullanıcının telefonuna erişmesi durumunda mesajların okunabileceğini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Yfhg9nrMo0-WRdm2Ay8djQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Joe Rogan Experience podcast'inde konuşan Zuckerberg, CIA dahil ABD yetkililerinin, kullanıcıların cihazlarına uzaktan erişerek WhatsApp mesajlarına ulaşabileceğini kabul etti. Bu açıklamalar, dijital güvenlik ve hükümetlerin veri erişimi konularında yeni bir tartışma başlattı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v3_UKGFByUKMkCmhYZOHAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meta CEO’su Mark Zuckerberg, uçtan uca şifrelemenin dijital güvenlik sağladığını ancak fiziksel erişim durumunda yetersiz kaldığını vurguladı. “Birinin telefonunuza erişmesi durumunda, cihazda saklanan tüm mesajlar görülebilir,” diyen Zuckerberg, bu nedenle kaybolan mesajlar özelliğinin önemine dikkat çekti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VIu8ZvHjmUOXOfczQa14LQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Zuckerberg, geçtiğimiz günlerde, pandemi döneminde ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin sansür için kendilerine baskı yaptığını açıklamıştı. Zuckerberg, "Doğru ve gerçeği yansıtan içerikleri kaldırmamız için bize yoğun baskı yaptılar. Kısaca, aşıların yan etkisi bulunduğunu ifade eden paylaşımların kaldırılmasını istediler" ifadelerini kullanmıştı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Şehir büyüklüğündeki asteroit en yakın geçişini yaptı, ancak işi bitmedi! Bilim insanları anlattı Dünya&amp;apos;ya çarparsa ne olur?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sehir-buyuklugundeki-asteroit-en-yakin-gecisini-yapti-ancak-isi-bitmedi-bilim-insanlari-anlatti-dunyaya-carparsa-ne-olur</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sehir-buyuklugundeki-asteroit-en-yakin-gecisini-yapti-ancak-isi-bitmedi-bilim-insanlari-anlatti-dunyaya-carparsa-ne-olur</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, geçtiğimiz günlerde Dünya&#039;ya en yakın geçişini gerçekleştiren devasa asteroit Alinda&#039;nın hala Dünya&#039;yla işinin bitmediğini açıkladı. Şehir büyüklüğündeki kayalık cisim, bugün parlaklıkta zirveye ulaşacak.Bilim insanları geçtiğimiz günlerde Dünya&#039;ya en yakın geçişini gerçekleştiren asteroitin henüz dünyayla işinin bitmediğini açıkladı. Şehir büyüklüğündeki Alinda isimli asteroitin bugün parlaklıkta zirveye ulaşacağı belirtildi.Devasa asteroit Alinda 8 Ocak&#039;ta Dünya&#039;ya en yakın geçişini gerçekleştirdi. 4,2 kilometre genişliğindeki bu kayalık uzay cismi, 12,3 milyon kilometre mesafeye kadar yaklaşarak son 100 yılda ulaştığı en yakın mesafesini gerçekleştirdi.Bu büyüklükteki bir asteroitDünya ile çarpışması halinde kitlesel bir yok oluşu tetikleyebilecek olsa da, büyük boyutu onu meraklı yıldız gözlemcileri için de harika bir hedef haline getiriyor.
Alinda 12 Ocak Pazar günü 9,4 büyüklüğünde parlaklığının zirvesine ulaşacak.İtalya&#039;da Sanal Teleskop Projesi&#039;ni yürüten gökbilimci Gianluca Masi&#039;ye göre, bu çıplak gözle görülebilecek kadar parlak değil, ancak giriş seviyesi yıldız gözlem dürbünleri veya iyi bir arka bahçe teleskobuyla görülebilecek kadar parlak.
Gökyüzü gözlemcisi Jamie Carter&#039;a göre asteroit, Kuzey Yarımküre&#039;de hava karardıktan hemen sonra ortaya çıkan ve tüm gece boyunca görülebilen İkizler Takımyıldızı&#039;ndan geçerken görülebilecek.Greenwich Kraliyet Gözlemevi&#039;nde görevli bir astronom Jake Foster, Alinda&#039;nın Dünya&#039;ya çarpması durumunda etkilerinin milyonlarca nükleer bombaya eşdeğer olacağını söylüyor. Ancak Alinda, dinozorların yok olmasına neden olan asteroit kadar büyük değil.Asteroitler, güneş sistemi içinde dönen büyük kaya parçalarıdır. Alinda, her 3,89 yılda bir yörüngesini tamamlıyor ve şu an Dünya&#039;ya yaklaşan en büyük asteroitlerden biri olarak dikkat çekiyor.
Eğer Alinda Dünya&#039;ya çarparsa, şok dalgaları, depremler ve devasa gelgit dalgaları oluşacaktır. Uzmanlar, &quot;darbeli kış&quot; gibi iklimsel değişimlerin de yaşanabileceğini belirtiyor.Asteroitlerin Dünya&#039;ya çarpma olasılığı düşük olsa da, gezegen savunma sistemleri bu tür tehditleri tespit etmek ve müdahale etmek için geliştirilmekte. Vera C Rubin Gözlemevi teleskobu, bu alanda önemli bir rol üstlenecek.
Foster, Alinda&#039;nın yakın geçişinin Dünya&#039;yı tehdit etmediğini ve yakın gelecekte böyle bir çarpmanın söz konusu olmadığını vurguluyor. Ancak uzay ajansları, gezegenin güvenliğini sağlamak için bu tür risklerle ilgili çalışmalara devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v3mjFcDtmkS2KVZ--x4JDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şehir, büyüklüğündeki, asteroit, yakın, geçişini, yaptı, ancak, işi, bitmedi, Bilim, insanları, anlattı, Dünyaya, çarparsa, olur</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v3mjFcDtmkS2KVZ--x4JDA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Şehir büyüklüğündeki asteroit en yakın geçişini yaptı, ancak işi bitmedi! Bilim insanları anlattı Dünya'ya çarparsa ne olur?"><p>Bilim insanları, geçtiğimiz günlerde Dünya'ya en yakın geçişini gerçekleştiren devasa asteroit Alinda'nın hala Dünya'yla işinin bitmediğini açıkladı. Şehir büyüklüğündeki kayalık cisim, bugün parlaklıkta zirveye ulaşacak.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4vtZUkuYP0-6eUpgiuTLyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları geçtiğimiz günlerde Dünya'ya en yakın geçişini gerçekleştiren asteroitin henüz dünyayla işinin bitmediğini açıkladı. Şehir büyüklüğündeki Alinda isimli asteroitin bugün parlaklıkta zirveye ulaşacağı belirtildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LYLFw-F3ekSycOfvGKBmmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Devasa asteroit Alinda 8 Ocak'ta Dünya'ya en yakın geçişini gerçekleştirdi. 4,2 kilometre genişliğindeki bu kayalık uzay cismi, 12,3 milyon kilometre mesafeye kadar yaklaşarak son 100 yılda ulaştığı en yakın mesafesini gerçekleştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WDFYWDOgO0qlmGTOnswU2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu büyüklükteki bir asteroitDünya ile çarpışması halinde kitlesel bir yok oluşu tetikleyebilecek olsa da, büyük boyutu onu meraklı yıldız gözlemcileri için de harika bir hedef haline getiriyor.
Alinda 12 Ocak Pazar günü 9,4 büyüklüğünde parlaklığının zirvesine ulaşacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T1na5VOYUUKbgqmU3jM_Ig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İtalya'da Sanal Teleskop Projesi'ni yürüten gökbilimci Gianluca Masi'ye göre, bu çıplak gözle görülebilecek kadar parlak değil, ancak giriş seviyesi yıldız gözlem dürbünleri veya iyi bir arka bahçe teleskobuyla görülebilecek kadar parlak.
Gökyüzü gözlemcisi Jamie Carter'a göre asteroit, Kuzey Yarımküre'de hava karardıktan hemen sonra ortaya çıkan ve tüm gece boyunca görülebilen İkizler Takımyıldızı'ndan geçerken görülebilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kJ-EfUyQokm0HUNEfaZJaQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Greenwich Kraliyet Gözlemevi'nde görevli bir astronom Jake Foster, Alinda'nın Dünya'ya çarpması durumunda etkilerinin milyonlarca nükleer bombaya eşdeğer olacağını söylüyor. Ancak Alinda, dinozorların yok olmasına neden olan asteroit kadar büyük değil.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5T1piZqI302V86oDT1MzEA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asteroitler, güneş sistemi içinde dönen büyük kaya parçalarıdır. Alinda, her 3,89 yılda bir yörüngesini tamamlıyor ve şu an Dünya'ya yaklaşan en büyük asteroitlerden biri olarak dikkat çekiyor.
Eğer Alinda Dünya'ya çarparsa, şok dalgaları, depremler ve devasa gelgit dalgaları oluşacaktır. Uzmanlar, "darbeli kış" gibi iklimsel değişimlerin de yaşanabileceğini belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ib6xbkuaB0WPNJRrqvJ-gA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Asteroitlerin Dünya'ya çarpma olasılığı düşük olsa da, gezegen savunma sistemleri bu tür tehditleri tespit etmek ve müdahale etmek için geliştirilmekte. Vera C Rubin Gözlemevi teleskobu, bu alanda önemli bir rol üstlenecek.
Foster, Alinda'nın yakın geçişinin Dünya'yı tehdit etmediğini ve yakın gelecekte böyle bir çarpmanın söz konusu olmadığını vurguluyor. Ancak uzay ajansları, gezegenin güvenliğini sağlamak için bu tür risklerle ilgili çalışmalara devam ediyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İmkansız olarak görülüyordu: Fizikçiler üçüncü parçacık türünü kanıtladı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/imkansiz-olarak-goeruluyordu-fizikciler-ucuncu-parcacik-turunu-kanitladi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/imkansiz-olarak-goeruluyordu-fizikciler-ucuncu-parcacik-turunu-kanitladi</guid>
<description><![CDATA[ Fizikçiler, daha önce varlıkları imkansız kabul edilen bir tür parçacığın var olabileceğini gösterdi. Yeni bir araştırma, &quot;paraparçacık&quot; adı verilen bu parçacıkların, kuantum sistemlerinde gerçek anlamda bulunabileceğini ortaya koydu.Fizikçiler, yıllardır imkansız olduğu düşünülen bir tür parçacığın var olabileceğini matematiksel olarak kanıtladı.Kuantum fiziğinde parçacıklar genellikle iki grupta sınıflandırılır: Fermiyonlar ve Bozonlar. Fermiyonlar, elektronlar ve kuarklar gibi atomları oluşturan parçacıklardır. Bu parçacıklar, aynı anda aynı yeri işgal edemezler. Bozonlar ise foton gibi parçacıklardır ve sonsuz sayıda aynı alanda bir arada bulunabilirler.  Ancak 20. yüzyılın başlarında bilim insanları, bu iki gruptan başka bir tür parçacığın da var olabileceğini öne sürmüştü. Herbert Green, bu parçacıkların hem fermiyonlar gibi yalnızca bir tane olabileceğini hem de bozonlar gibi sınırsız sayıda bir arada bulunabileceğini savunmuştu. Bu tür parçacıklara paraparçacık deniliyordu.FİZİKSEL OLARAK GÖZLEMLENEBİLİR  Uzun süre yapılan araştırmalar, bu teoriyi doğrulamayı başaramamıştı. Ancak, Rice Üniversitesi&#039;nden Zhiyuan Wang ve Kaden Hazzard, 8 Ocak&#039;ta yayımladıkları makalede paraparçacıkların matematiksel olarak mümkün olduğunu kanıtladılar. Yeni tanımlanan kurallar doğrultusunda, bu parçacıkların bazı kuantum sistemlerinde titreşim şeklinde ortaya çıkabileceği ve fiziksel olarak gözlemlenebileceği gösterildi.  Fizikçiler, paraparçacıkların tam olarak nerelerde bulunabileceğini henüz bilmiyor. Ancak bu çalışma, kuantum fiziğinde ve bilim dünyasında yeni keşiflerin önünü açıyor. Wang, “Makale, fermiyon ve bozonlardan farklı bir şeyin var olduğunu kanıtlıyor” diyor. Hazzard ise, &quot;Bu keşfin bizi nereye götüreceğini bilemiyorum, ama bunun heyecan verici olacağı kesin&quot; diye ekliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AFLsSl8_W0682J-pN7Njxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İmkansız, olarak, görülüyordu:, Fizikçiler, üçüncü, parçacık, türünü, kanıtladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AFLsSl8_W0682J-pN7Njxw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="İmkansız olarak görülüyordu: Fizikçiler üçüncü parçacık türünü kanıtladı"><p>Fizikçiler, daha önce varlıkları imkansız kabul edilen bir tür parçacığın var olabileceğini gösterdi. Yeni bir araştırma, "paraparçacık" adı verilen bu parçacıkların, kuantum sistemlerinde gerçek anlamda bulunabileceğini ortaya koydu.</p><p>Fizikçiler, yıllardır imkansız olduğu düşünülen bir tür parçacığın var olabileceğini matematiksel olarak kanıtladı.</p><p>Kuantum fiziğinde parçacıklar genellikle iki grupta sınıflandırılır: Fermiyonlar ve Bozonlar. Fermiyonlar, elektronlar ve kuarklar gibi atomları oluşturan parçacıklardır. Bu parçacıklar, aynı anda aynı yeri işgal edemezler. Bozonlar ise foton gibi parçacıklardır ve sonsuz sayıda aynı alanda bir arada bulunabilirler.  Ancak 20. yüzyılın başlarında bilim insanları, bu iki gruptan başka bir tür parçacığın da var olabileceğini öne sürmüştü. Herbert Green, bu parçacıkların hem fermiyonlar gibi yalnızca bir tane olabileceğini hem de bozonlar gibi sınırsız sayıda bir arada bulunabileceğini savunmuştu. Bu tür parçacıklara paraparçacık deniliyordu.</p><p><strong>FİZİKSEL OLARAK GÖZLEMLENEBİLİR</strong>  Uzun süre yapılan araştırmalar, bu teoriyi doğrulamayı başaramamıştı. Ancak, Rice Üniversitesi'nden Zhiyuan Wang ve Kaden Hazzard, 8 Ocak'ta yayımladıkları makalede paraparçacıkların matematiksel olarak mümkün olduğunu kanıtladılar. Yeni tanımlanan kurallar doğrultusunda, bu parçacıkların bazı kuantum sistemlerinde titreşim şeklinde ortaya çıkabileceği ve fiziksel olarak gözlemlenebileceği gösterildi.  Fizikçiler, paraparçacıkların tam olarak nerelerde bulunabileceğini henüz bilmiyor. Ancak bu çalışma, kuantum fiziğinde ve bilim dünyasında yeni keşiflerin önünü açıyor. Wang, “Makale, fermiyon ve bozonlardan farklı bir şeyin var olduğunu kanıtlıyor” diyor. Hazzard ise, "Bu keşfin bizi nereye götüreceğini bilemiyorum, ama bunun heyecan verici olacağı kesin" diye ekliyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>161 yıl önce yapay zeka tehlikesini öngören çoban: &amp;quot;Her gün onlara daha fazla güç veriyoruz&amp;quot;</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/161-yil-oence-yapay-zeka-tehlikesini-oengoeren-coban-her-gun-onlara-daha-fazla-guc-veriyoruz</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/161-yil-oence-yapay-zeka-tehlikesini-oengoeren-coban-her-gun-onlara-daha-fazla-guc-veriyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Hızla gelişen yapay zeka teknolojisi büyük bir potansiyele sahip olsa da, günümüzde beraberinde getirdiği endişeler giderek artıyor. Makinelerin bilinç kazanması ve insanları kontrol etmesi gibi senaryolar yalnızca bugün değil, geçmişte de insanlığın korkuları arasında yer alıyordu. Yeni Zelandalı bir çobanın 1863 yılında gazetede yayımlanan mektubu bu endişenin en eski örneklerinden birini içeriyor. İşte 161 yıl önce yapay zeka tehlikesini öngören çobanın yazdıkları.Günümüzde teknolojinin en hızlı ilerlediği alanlardan biri olan yapay zeka, endişeleri de beraberinde getiriyor. Giderek artan tartışmalar yalnızca modern çağda değil, geçmişte de insanlığın gündeminde yer alıyordu.161 yıl önce Yeni Zelandalı bir çobanın makine evrimleriyle ilgili korkularını yazdığı bir mektup ortaya çıktı. Mektubunda makinelerin zamanla bilinç kazanacağından endişe eden çoban, bu durumun insanları tehdit edeceğini söylüyor.13 Haziran 1863 tarihinde Christchurch&#039;teki The Press gazetesinde yayınlanan mektup, bugün popüler olan yapay zeka endişesinin 161 yıl önce bile halkın zihninde önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.Mektubun yazarı Yeni Zelandalı çoban Samuel Butler, &quot;Cellarius&quot; takma adıyla gazete aracılığıyla halkla paylaştığı yazısında, makinelerin bilinç geliştirebileceği ve zamanla insanların yerini alabileceği endişesini dile getiriyor.
Ünlü biyolog Charles Darwin&#039;in evrim teorisiyle makinelerin hızla gelişen doğası arasında bir paralellik kuran Butler, makinelerin kontrolü ele geçirerek insanları aşağı ırk olarak konumlandırabileceği uyarısında bulunuyor.Butler, &quot;Kendi haleflerimizi kendimiz yaratıyoruz. Her gün onlara daha fazla güç veriyoruz ve her türlü yaratıcı düzenekle onlara kendi kendini düzenleme, kendi kendine hareket etme gücü sağlıyoruz ki bu insan ırkı için zeka anlamına geliyor&quot; ifadelerini kullanıyor.Mektupta, makinelerin başlangıçta insanlara yardımcı olan &quot;bakıcılar&quot; olarak sahneye çıkacakları ve insanların bu teknolojilere bağımlı hale geleceği öngörülüyor. Ancak Butler, insan-makine ilişkisini, evcil hayvanlarla olan ilişkiye benzetiyor; fakat gelecekte makinelerin bu denklemi tersine çevirip, insanları kontrol altına alacağına dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jLCcn_swY0murP-rHD1QeQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>161, yıl, önce, yapay, zeka, tehlikesini, öngören, çoban:, Her, gün, onlara, daha, fazla, güç, veriyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jLCcn_swY0murP-rHD1QeQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="161 yıl önce yapay zeka tehlikesini öngören çoban: " her g onlara daha fazla veriyoruz><p>Hızla gelişen yapay zeka teknolojisi büyük bir potansiyele sahip olsa da, günümüzde beraberinde getirdiği endişeler giderek artıyor. Makinelerin bilinç kazanması ve insanları kontrol etmesi gibi senaryolar yalnızca bugün değil, geçmişte de insanlığın korkuları arasında yer alıyordu. Yeni Zelandalı bir çobanın 1863 yılında gazetede yayımlanan mektubu bu endişenin en eski örneklerinden birini içeriyor. İşte 161 yıl önce yapay zeka tehlikesini öngören çobanın yazdıkları.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FAEZnBO6GUSesC5U8wJNEQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde teknolojinin en hızlı ilerlediği alanlardan biri olan yapay zeka, endişeleri de beraberinde getiriyor. Giderek artan tartışmalar yalnızca modern çağda değil, geçmişte de insanlığın gündeminde yer alıyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-l_wOvCLAkmQhYjsnM0Akg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>161 yıl önce Yeni Zelandalı bir çobanın makine evrimleriyle ilgili korkularını yazdığı bir mektup ortaya çıktı. Mektubunda makinelerin zamanla bilinç kazanacağından endişe eden çoban, bu durumun insanları tehdit edeceğini söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s5jOTWqTV0O_lnsUrKyQzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>13 Haziran 1863 tarihinde Christchurch'teki The Press gazetesinde yayınlanan mektup, bugün popüler olan yapay zeka endişesinin 161 yıl önce bile halkın zihninde önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bjNpapq3206JLHh-HuXRRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mektubun yazarı Yeni Zelandalı çoban Samuel Butler, "Cellarius" takma adıyla gazete aracılığıyla halkla paylaştığı yazısında, makinelerin bilinç geliştirebileceği ve zamanla insanların yerini alabileceği endişesini dile getiriyor.
Ünlü biyolog Charles Darwin'in evrim teorisiyle makinelerin hızla gelişen doğası arasında bir paralellik kuran Butler, makinelerin kontrolü ele geçirerek insanları aşağı ırk olarak konumlandırabileceği uyarısında bulunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDP2_myfKUa7CHrt56lcHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Butler, "Kendi haleflerimizi kendimiz yaratıyoruz. Her gün onlara daha fazla güç veriyoruz ve her türlü yaratıcı düzenekle onlara kendi kendini düzenleme, kendi kendine hareket etme gücü sağlıyoruz ki bu insan ırkı için zeka anlamına geliyor" ifadelerini kullanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/urw1Ucb7KkSTf_vde2AoAA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mektupta, makinelerin başlangıçta insanlara yardımcı olan "bakıcılar" olarak sahneye çıkacakları ve insanların bu teknolojilere bağımlı hale geleceği öngörülüyor. Ancak Butler, insan-makine ilişkisini, evcil hayvanlarla olan ilişkiye benzetiyor; fakat gelecekte makinelerin bu denklemi tersine çevirip, insanları kontrol altına alacağına dikkat çekiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Whatsapp mesajlarını istihbarat örgütleri okuyabilir: Şifreleme engel değil</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/whatsapp-mesajlarini-istihbarat-oergutleri-okuyabilir-sifreleme-engel-degil</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/whatsapp-mesajlarini-istihbarat-oergutleri-okuyabilir-sifreleme-engel-degil</guid>
<description><![CDATA[ Meta CEO&#039;su Mark Zuckerberg&#039;ün ABD istihbarat örgütü Amerikan Merkezi İstihbarat kuruluşunun (CIA) WhatsApp mesajlarına erişebileceğini açıklaması, teknoloji alanındaki en büyük itiraflardan birisi. MET CEO&#039;bu bu açıklamayla, bir yanılsamayı da düzeltti:  Şifrelemenin yaptığı şey, hizmeti çalıştıran şirketin bunu görmemesini sağlamaktır. Uçtan uca şifreleme gibi bazı güvenlik önlemleri alınsa da, bu tür şifrelemelerin hiçbir önemi yok.Meta CEO&#039;su Mark Zuckerberg&#039;ün ABD istihbarat örgütü CIA&#039;in bireylerin WhatsApp mesajlarına nasıl erişebileceğine dair değerlendirmeleri medyada büyük tartışma konusu oldu.  Cumartesi günü Joe Rogan Experience&#039;a konuşan Zuckerberg, CIA gibi istihbarat örgütlerinin bireylerin cihazlarına fiziksel olarak erişerek WhatsApp mesajlarını okuyabileceğini hatırlatmıştı.Zuckerberg, WhatsApp&#039;ın şifrelemesinin Meta sunucularının mesajların içeriğini görememesini sağlarken, bu korumanın bir kullanıcının cihazında depolanan verileri kapsamadığını dile getirdi.  &quot;Şifrelemenin yaptığı şey, hizmeti çalıştıran şirketin bunu görmemesini sağlamaktır. WhatsApp kullanıyorsanız, Meta sunucularının o mesajın içeriğini gördüğü hiçbir nokta yoktur.&quot;Euronews&#039;de yer alan habere göre, aslında şifreleme diye birşey neredeyse yok. Haberde şu bilgiler paylaşıldı. META CEO&#039;sunun sözleri &quot;Zuckerberg&#039;ün büyük itirafı&quot; iddialı gibi başlıklarla kendine yer bulurken, bazı basın kurumları WhatsApp&#039;taki uçtan uca şifrelemenin işe yaramadığı yönünde yorumlar ortaya attı.  Ancak uçtan uca şifrelemenin telefona uzaktan erişim halinde mesajları koruma gibi bir özelliği olmadığı zaten biliniyor. Siber güvenlik uzmanları, casus yazılım veya benzer araçlarla insanların telefonlarına erişilebileceğini ve mesajlarının okunabileceğini uzun süredir söylüyor.Meta, popüler mesajlaşma uygulamasına uçtan uca şifreleme özelliğini ilk olarak 2014&#039;te getirmeye başladı. Bugün kullanıcılar uygulamada başka bir kişiyle sohbet ederken bu şifreleme özelliği kullanılıyor.WHATSAPP UÇTAN UCA ŞİFRELEME NEDİR?  Uçtan uca şifreleme özelliği, gönderilen içeriklerin yalnızca gönderen ve teslim alan kişi tarafından okunabilmesini ve dinlenebilmesini, mesajların başka hiçbir sunucuda tutulmamasını sağlıyor. Böylece WhatsApp dahil olmak üzere üçüncü tarafların, mesajların içeriğine erişmesi engelleniyor.   Bu özellik kabaca şöyle işliyor: Mesajlaşan taraflar için birer çift anahtar üretiliyor. Gönderilen mesajlar şifreleniyor ve bu şifre yalnızca alıcının elindeki anahtarla açılabiliyor.Daha net anlaşılabilmesi için X ve Y adlı iki kullanıcı hayal edelim. X ve Y mesajlaşırken WhatsApp gibi uçtan uca şifrelemeli bir uygulama kullanıyor olsun. Mesajları şifreleyebilen ve şifresini çözebilen anahtarlar, iki kullanıcının da cihazında kayıtlı kalır. Uygulama X&#039;in telefonunda bir anahtar ve Y&#039;nin telefonunda bir anahtar kaydeder. X&#039;in telefonu mesajı anahtarla şifreler, ardından şifrelenmiş mesajı Y&#039;nin telefonuna iletir. Y&#039;nin telefonu anahtarı otomatik olarak devreye sokar ve mesajın şifresini çözer. Böylece Y, mesajın içeriğini görebilir.  WhatsApp&#039;ta tüm bu süreç otomatik işliyor. Yani kullanıcının mesajlarını güvenceye almak için herhangi bir ayarı etkinleştirmesine gerek kalmıyor. Böylece uçtan uca şifreleme, WhatsApp’ın elinde herhangi bir mesaj veya görüşme içeriğini tutmasına izin vermiyor.  Bu da hükümetlerin ve başkalarının, WhatsApp&#039;tan belirli kişilerin mesajlarını talep etmesini ve almasını imkansız hale getiriyor.Öte yandan CIA ve diğer istihbarat teşkilatlarının ya da hackerların telefonlara uzaktan erişim sağlama amacıyla casus yazılım kullanmasının uçtan uca şifreleme protokolüyle bir ilgisi yok.  Zira casus yazılımlarla bireylerin cihazlarına bizzat erişim sağlanıyor ve faaliyetleri bu şekilde görüntüleniyor. Bu, otobüste yanınızda giden bir yolcunun WhatsApp mesajlarını görebilmenize benzer bir süreç. Dolayısıyla uçtan uca şifreleme bu konuda koruma sağlayabilecek bir protokol değil.İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ TELEFONA ERİŞEBİLİR  Gerçekten de CIA veya diğer istihbarat teşkilatları, hedefli ve yasal olarak onaylanmış bir operasyon kapsamında bir kişinin telefonuna uzaktan erişebilir. Ancak bu, teknik olarak oldukça karmaşık, pahalı ve genellikle yalnızca yüksek öneme sahip hedefler için uygulanan bir yöntem.  Bunun önemli bir örneği de İsrailli NSO Group firmasının geliştirdiği Pegasus Casus Yazılımı Skandalı&#039;nda görülmüştü. 2021&#039;de Pegasus casus yazılımının dünya genelinde gazeteciler, insan hakları savunucuları, muhalifler, politikacılar ve diğer kişilere karşı kullanıldığını ortaya koyan büyük bir siber güvenlik ve etik ihlal olayı ortaya çıkmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MyuO37bTkUC5NYti7h7fVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Whatsapp, mesajlarını, istihbarat, örgütleri, okuyabilir:, Şifreleme, engel, değil</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MyuO37bTkUC5NYti7h7fVA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Whatsapp mesajlarını istihbarat örgütleri okuyabilir: Şifreleme engel değil"><p>Meta CEO'su Mark Zuckerberg'ün ABD istihbarat örgütü Amerikan Merkezi İstihbarat kuruluşunun (CIA) WhatsApp mesajlarına erişebileceğini açıklaması, teknoloji alanındaki en büyük itiraflardan birisi. MET CEO'bu bu açıklamayla, bir yanılsamayı da düzeltti:  Şifrelemenin yaptığı şey, hizmeti çalıştıran şirketin bunu görmemesini sağlamaktır. Uçtan uca şifreleme gibi bazı güvenlik önlemleri alınsa da, bu tür şifrelemelerin hiçbir önemi yok.</p><p>Meta CEO'su Mark Zuckerberg'ün ABD istihbarat örgütü CIA'in bireylerin WhatsApp mesajlarına nasıl erişebileceğine dair değerlendirmeleri medyada büyük tartışma konusu oldu.  Cumartesi günü Joe Rogan Experience'a konuşan Zuckerberg, CIA gibi istihbarat örgütlerinin bireylerin cihazlarına fiziksel olarak erişerek WhatsApp mesajlarını okuyabileceğini hatırlatmıştı.</p><p>Zuckerberg, WhatsApp'ın şifrelemesinin Meta sunucularının mesajların içeriğini görememesini sağlarken, bu korumanın bir kullanıcının cihazında depolanan verileri kapsamadığını dile getirdi.  "Şifrelemenin yaptığı şey, hizmeti çalıştıran şirketin bunu görmemesini sağlamaktır. WhatsApp kullanıyorsanız, Meta sunucularının o mesajın içeriğini gördüğü hiçbir nokta yoktur."</p><p>Euronews'de yer alan habere göre, aslında şifreleme diye birşey neredeyse yok. Haberde şu bilgiler paylaşıldı. </p><p>META CEO'sunun sözleri "Zuckerberg'ün büyük itirafı" iddialı gibi başlıklarla kendine yer bulurken, bazı basın kurumları WhatsApp'taki uçtan uca şifrelemenin işe yaramadığı yönünde yorumlar ortaya attı.  Ancak uçtan uca şifrelemenin telefona uzaktan erişim halinde mesajları koruma gibi bir özelliği olmadığı zaten biliniyor. Siber güvenlik uzmanları, casus yazılım veya benzer araçlarla insanların telefonlarına erişilebileceğini ve mesajlarının okunabileceğini uzun süredir söylüyor.</p><p>Meta, popüler mesajlaşma uygulamasına uçtan uca şifreleme özelliğini ilk olarak 2014'te getirmeye başladı. Bugün kullanıcılar uygulamada başka bir kişiyle sohbet ederken bu şifreleme özelliği kullanılıyor.</p><p><strong>WHATSAPP UÇTAN UCA ŞİFRELEME NEDİR?</strong>  Uçtan uca şifreleme özelliği, gönderilen içeriklerin yalnızca gönderen ve teslim alan kişi tarafından okunabilmesini ve dinlenebilmesini, mesajların başka hiçbir sunucuda tutulmamasını sağlıyor. Böylece WhatsApp dahil olmak üzere üçüncü tarafların, mesajların içeriğine erişmesi engelleniyor.   Bu özellik kabaca şöyle işliyor: Mesajlaşan taraflar için birer çift anahtar üretiliyor. Gönderilen mesajlar şifreleniyor ve bu şifre yalnızca alıcının elindeki anahtarla açılabiliyor.</p><p>Daha net anlaşılabilmesi için X ve Y adlı iki kullanıcı hayal edelim. X ve Y mesajlaşırken WhatsApp gibi uçtan uca şifrelemeli bir uygulama kullanıyor olsun. Mesajları şifreleyebilen ve şifresini çözebilen anahtarlar, iki kullanıcının da cihazında kayıtlı kalır. Uygulama X'in telefonunda bir anahtar ve Y'nin telefonunda bir anahtar kaydeder. X'in telefonu mesajı anahtarla şifreler, ardından şifrelenmiş mesajı Y'nin telefonuna iletir. Y'nin telefonu anahtarı otomatik olarak devreye sokar ve mesajın şifresini çözer. Böylece Y, mesajın içeriğini görebilir.  WhatsApp'ta tüm bu süreç otomatik işliyor. Yani kullanıcının mesajlarını güvenceye almak için herhangi bir ayarı etkinleştirmesine gerek kalmıyor. Böylece uçtan uca şifreleme, WhatsApp’ın elinde herhangi bir mesaj veya görüşme içeriğini tutmasına izin vermiyor.  Bu da hükümetlerin ve başkalarının, WhatsApp'tan belirli kişilerin mesajlarını talep etmesini ve almasını imkansız hale getiriyor.</p><p>Öte yandan CIA ve diğer istihbarat teşkilatlarının ya da hackerların telefonlara uzaktan erişim sağlama amacıyla casus yazılım kullanmasının uçtan uca şifreleme protokolüyle bir ilgisi yok.  Zira casus yazılımlarla bireylerin cihazlarına bizzat erişim sağlanıyor ve faaliyetleri bu şekilde görüntüleniyor. Bu, otobüste yanınızda giden bir yolcunun WhatsApp mesajlarını görebilmenize benzer bir süreç. Dolayısıyla uçtan uca şifreleme bu konuda koruma sağlayabilecek bir protokol değil.</p><p><strong>İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ TELEFONA ERİŞEBİLİR</strong>  Gerçekten de CIA veya diğer istihbarat teşkilatları, hedefli ve yasal olarak onaylanmış bir operasyon kapsamında bir kişinin telefonuna uzaktan erişebilir. Ancak bu, teknik olarak oldukça karmaşık, pahalı ve genellikle yalnızca yüksek öneme sahip hedefler için uygulanan bir yöntem.  Bunun önemli bir örneği de İsrailli NSO Group firmasının geliştirdiği Pegasus Casus Yazılımı Skandalı'nda görülmüştü. 2021'de Pegasus casus yazılımının dünya genelinde gazeteciler, insan hakları savunucuları, muhalifler, politikacılar ve diğer kişilere karşı kullanıldığını ortaya koyan büyük bir siber güvenlik ve etik ihlal olayı ortaya çıkmıştı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bezos, yarışa dahil olamadı: New Glenn&amp;apos;in fırlatılışı geri sayım sırasında iptal edildi!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bezos-yarisa-dahil-olamadi-new-glennin-firlatilisi-geri-sayim-sirasinda-iptal-edildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bezos-yarisa-dahil-olamadi-new-glennin-firlatilisi-geri-sayim-sirasinda-iptal-edildi</guid>
<description><![CDATA[ Amazon CEO&#039;su ve serveti ile dünyanın en zengin yüz insanından biri olan Jeff Bezos&#039;un sahip olduğu havacılık ve uzay araştırma merkezi Blue Origin, New Glenn adı verilen ilk roketini bugün yörüngeye yerleştirmesi planlanıyordu.  


Şirket &quot;birkaç anormallik&quot; nedeniyle geri sayım sırasında ilk fırlatılışın iptal edildiğini duyurdu.Jeff Bezos’un sahip olduğu havacılık girişimi Blue Origin, on yıldan uzun süredir devam eden çalışmalarının ardından, ilk roketini  bugün yörüngeye yerleştirmeyi planlıyordu. Ancak geri sayım sırasında fark edilen anormallikler nedeniyle  New Glenn&#039;in fırlatılışı iptal edildi.  
Bir sonraki fırlatma denemesinin ne zaman gerçekleştirileceği ise yapılacak incelemeler ardından duyurulacak.Başlangıçta 2020 yılında fırlatılması planlanan New Glenn, bir test uydusunu yörüngeye yerleştirmeyi, fırlatmadan sonra, güçlendiricinin roketin geri kalanından ayrılması ve Bezos&#039;un annesi Jacklyn&#039;in adını taşıyan Atlantik Okyanusu&#039;nda konuşlandırılan özel yapım bir gemiye inmesi planlanıyordu. Bu görev, Blue Origin için uzay keşifleri alanında kritik bir dönüm noktası olarak görülüyordu. 
Şirket, yörüngeye güvenli bir şekilde ulaşmanın &quot;ana hedef&quot; olduğunu ve güçlendiriciyi indirmede herhangi bir başarının &quot;pastanın üzerindeki krema&quot; olacağını söylemişti.Blue Origin bugüne kadar turistleri uzayın kıyısına taşıma görevleri gerçekleştirdi ancak insan ve uydu taşıyabilen bir roketi yörüngeye gönderme kapasitesine ulaşamadı.Öte yandan Bezos geçen yıl NYT Dealbook Zirvesi&#039;nde &quot;Uzaya erişim maliyetini düşürmemiz gerekiyor. Bir sonraki neslin veya ondan sonraki neslin sanayi atıklarını Dünya&#039;dan uzaklaştırabileceği ön koşulları belirleyebiliriz ve sonra bu gezegen olması gerektiği gibi korunacaktır&quot; açıklaması yapmıştı.New Glenn’in geliştirilme süreci, şirket içinde üretilen BE-4 motorlarının tamamlanmasındaki gecikmeler nedeniyle uzadı.
Blue Origin, bu süreçte daha geleneksel bir mühendislik metodu izledi ve planlanmamış patlamaları en aza indirmeyi hedefledi.Blue Origin, yaklaşan ilk görevi NG-1 olarak adlandırıyor.
New Glenn, bu uçuşta bir yük taşıyacak: şirketin &quot;Blue Ring&quot; uzay aracı platformunun test versiyonu.
Bu platform, müşteri yüklerini çeşitli yörüngelere ulaştırmak gibi görevler için tasarlandı.
Şirketin geçen ay yaptığı bir görev tanımına göre, bu test modeli Blue Ring’in iletişim yeteneklerini yörüngeden yere doğrulayacak.
NG-1 görevi, Blue Origin’in New Glenn roketini ABD hükümeti için ulusal güvenlik görevlerini fırlatmaya sertifikalandırma sürecine de katkı sağlayacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oJGAErUDz0Kg3PGksBBlkg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bezos, yarışa, dahil, olamadı:, New, Glennin, fırlatılışı, geri, sayım, sırasında, iptal, edildi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oJGAErUDz0Kg3PGksBBlkg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bezos, yarışa dahil olamadı: New Glenn'in fırlatılışı geri sayım sırasında iptal edildi!"><p>Amazon CEO'su ve serveti ile dünyanın en zengin yüz insanından biri olan Jeff Bezos'un sahip olduğu havacılık ve uzay araştırma merkezi Blue Origin, New Glenn adı verilen ilk roketini bugün yörüngeye yerleştirmesi planlanıyordu.  


Şirket "birkaç anormallik" nedeniyle geri sayım sırasında ilk fırlatılışın iptal edildiğini duyurdu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SbvfoXL_mkeMNN3L2vwYJQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Jeff Bezos’un sahip olduğu havacılık girişimi Blue Origin, on yıldan uzun süredir devam eden çalışmalarının ardından, ilk roketini  bugün yörüngeye yerleştirmeyi planlıyordu. Ancak geri sayım sırasında fark edilen anormallikler nedeniyle  New Glenn'in fırlatılışı iptal edildi.  
Bir sonraki fırlatma denemesinin ne zaman gerçekleştirileceği ise yapılacak incelemeler ardından duyurulacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Noa7WO126EOb0bYPY52g4w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Başlangıçta 2020 yılında fırlatılması planlanan New Glenn, bir test uydusunu yörüngeye yerleştirmeyi, fırlatmadan sonra, güçlendiricinin roketin geri kalanından ayrılması ve Bezos'un annesi Jacklyn'in adını taşıyan Atlantik Okyanusu'nda konuşlandırılan özel yapım bir gemiye inmesi planlanıyordu. Bu görev, Blue Origin için uzay keşifleri alanında kritik bir dönüm noktası olarak görülüyordu. 
Şirket, yörüngeye güvenli bir şekilde ulaşmanın "ana hedef" olduğunu ve güçlendiriciyi indirmede herhangi bir başarının "pastanın üzerindeki krema" olacağını söylemişti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDbM6Uah5k2FzkiiDi8Dhg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Blue Origin bugüne kadar turistleri uzayın kıyısına taşıma görevleri gerçekleştirdi ancak insan ve uydu taşıyabilen bir roketi yörüngeye gönderme kapasitesine ulaşamadı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hLxJKoyrUUCr53vzPHNxWQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Öte yandan Bezos geçen yıl NYT Dealbook Zirvesi'nde "Uzaya erişim maliyetini düşürmemiz gerekiyor. Bir sonraki neslin veya ondan sonraki neslin sanayi atıklarını Dünya'dan uzaklaştırabileceği ön koşulları belirleyebiliriz ve sonra bu gezegen olması gerektiği gibi korunacaktır" açıklaması yapmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F-1f0vb9SEGbYiSMCDC6Bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New Glenn’in geliştirilme süreci, şirket içinde üretilen BE-4 motorlarının tamamlanmasındaki gecikmeler nedeniyle uzadı.
Blue Origin, bu süreçte daha geleneksel bir mühendislik metodu izledi ve planlanmamış patlamaları en aza indirmeyi hedefledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GfnnSlNndE606SHmdOYwNw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Blue Origin, yaklaşan ilk görevi NG-1 olarak adlandırıyor.
New Glenn, bu uçuşta bir yük taşıyacak: şirketin "Blue Ring" uzay aracı platformunun test versiyonu.
Bu platform, müşteri yüklerini çeşitli yörüngelere ulaştırmak gibi görevler için tasarlandı.
Şirketin geçen ay yaptığı bir görev tanımına göre, bu test modeli Blue Ring’in iletişim yeteneklerini yörüngeden yere doğrulayacak.
NG-1 görevi, Blue Origin’in New Glenn roketini ABD hükümeti için ulusal güvenlik görevlerini fırlatmaya sertifikalandırma sürecine de katkı sağlayacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>0850’li numaralara dikkat! Dolandırıcılardan 5G tuzağı: “Almazsanız internetiniz kesilir”</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/0850li-numaralara-dikkat-dolandiricilardan-5g-tuzagi-almazsaniz-internetiniz-kesilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/0850li-numaralara-dikkat-dolandiricilardan-5g-tuzagi-almazsaniz-internetiniz-kesilir</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’de 5G teknolojisinin gelecek yıl devreye alınması bekleniyor. 5G için henüz ihale yapılmadı ama dolandırıcılar vatandaşları yeni teknolojiyi kullanarak mağdur etmeye başladı. 0850’li numaralardan arayıp, 5G destekli olduğunu söyledikleri modemleri satmaya çalışan dolandırıcılar, en az 3 bin liraya satmaya çalıştıkları modemin satın alınmaması durumunda mevcut modemin devre dışı kalacağı yalanıyla korkutuyor.Telefon dolandırıcılarının son yöntemi daha hizmete bile alınmayan 5G teknolojisi oldu.Vatandaşları arayarak semtte 5G altyapı çalışması olduğunu söyleyen dolandırıcılar, “Modeminiz 5G teknolojisiyle uyumlu değil.” yalanıyla tüketiciyi tuzağa çekmeye çalışıyor.
“Yeni bir modem almazsanız mevcut modeminiz devre dışı kalacak” diyerek vatandaşların gözünü korkutan dolandırıcılar, fiyatının en az 3 bin lira olduğunu söyledikleri hayali modemleri satmaya çalışıyor.Dolandırıcıların mağduru olan Sevilay isimli bir vatandaş, Hürriyet’e yaptığı açıklamada, kendisine bu dolandırıcılık yöntemiyle 2 bin 900 TL’ye yeni modem satışı dayatıldığını; satın almaması durumunda da internetinin kesilmesiyle korkutulduğunu söyledi.
Bir başka vatandaş ise söz konusu modemi satın almazsa internet hızının büyük ölçüde düşmesiyle korkutulduğunu anlattı.
“CAYMA BEDELİ” YALANI
Dolandırıcılar, vatandaşları “cayma bedeli” yalanıyla da kandırıyor. Mağdurlardan biri, anlaşmasının iptal edileceğini, bu yüzden de cayma bedeli ödemesi gerektiğinin söylendiğini bildirdi.
Dolandırıcılara inanıp, 2 bin liralık ödeme yapan bir vatandaş ise herhangi bir modem gönderimi olmayınca dolandırıldığını anladığını aktardı.Tüketici Hakları Derneği Başkanı Ergün Kılıç ise vatandaşları, dolandırıcılara karşı uyardı.
Dolandırıcıların bilişim alanındaki kabiliyetleri nedeniyle numaraları kopyalayabildiklerine, bu nedenle 444 ya da 0850 ile başlayan numaralarla arayabildiklerine dikkat çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1X8eTQtV8E2elGttApdJNQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>0850’li, numaralara, dikkat, Dolandırıcılardan, tuzağı:, “Almazsanız, internetiniz, kesilir”</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1X8eTQtV8E2elGttApdJNQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="0850’li numaralara dikkat! Dolandırıcılardan 5G tuzağı: “Almazsanız internetiniz kesilir”"><p>Türkiye’de 5G teknolojisinin gelecek yıl devreye alınması bekleniyor. 5G için henüz ihale yapılmadı ama dolandırıcılar vatandaşları yeni teknolojiyi kullanarak mağdur etmeye başladı. 0850’li numaralardan arayıp, 5G destekli olduğunu söyledikleri modemleri satmaya çalışan dolandırıcılar, en az 3 bin liraya satmaya çalıştıkları modemin satın alınmaması durumunda mevcut modemin devre dışı kalacağı yalanıyla korkutuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Mx7q-Oooak6diGU4grK0AQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Telefon dolandırıcılarının son yöntemi daha hizmete bile alınmayan 5G teknolojisi oldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/irTCBBYYmEG6PIHeMjNJKQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Vatandaşları arayarak semtte 5G altyapı çalışması olduğunu söyleyen dolandırıcılar, “Modeminiz 5G teknolojisiyle uyumlu değil.” yalanıyla tüketiciyi tuzağa çekmeye çalışıyor.
“Yeni bir modem almazsanız mevcut modeminiz devre dışı kalacak” diyerek vatandaşların gözünü korkutan dolandırıcılar, fiyatının en az 3 bin lira olduğunu söyledikleri hayali modemleri satmaya çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hdBbtIImDkC69yqbkqiWow.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dolandırıcıların mağduru olan Sevilay isimli bir vatandaş, Hürriyet’e yaptığı açıklamada, kendisine bu dolandırıcılık yöntemiyle 2 bin 900 TL’ye yeni modem satışı dayatıldığını; satın almaması durumunda da internetinin kesilmesiyle korkutulduğunu söyledi.
Bir başka vatandaş ise söz konusu modemi satın almazsa internet hızının büyük ölçüde düşmesiyle korkutulduğunu anlattı.
“CAYMA BEDELİ” YALANI
Dolandırıcılar, vatandaşları “cayma bedeli” yalanıyla da kandırıyor. Mağdurlardan biri, anlaşmasının iptal edileceğini, bu yüzden de cayma bedeli ödemesi gerektiğinin söylendiğini bildirdi.
Dolandırıcılara inanıp, 2 bin liralık ödeme yapan bir vatandaş ise herhangi bir modem gönderimi olmayınca dolandırıldığını anladığını aktardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Nla3qGNtP0qq0E3JDuDrxw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tüketici Hakları Derneği Başkanı Ergün Kılıç ise vatandaşları, dolandırıcılara karşı uyardı.
Dolandırıcıların bilişim alanındaki kabiliyetleri nedeniyle numaraları kopyalayabildiklerine, bu nedenle 444 ya da 0850 ile başlayan numaralarla arayabildiklerine dikkat çekti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Yapay zekaya karşı ayakta kalacak 3 meslek: Bill Gates açıkladı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yapay-zekaya-karsi-ayakta-kalacak-3-meslek-bill-gates-acikladi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/yapay-zekaya-karsi-ayakta-kalacak-3-meslek-bill-gates-acikladi</guid>
<description><![CDATA[ Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, yapay zekanın bazı meslek gruplarının sonunu getireceği tahmin ediliyor. Ancak Bill Gates, yalnızca üç meslek dalının, yapay zekanın getirdiği dönüşüme ayak uydurabileceğini açıkladı.Bir teknoloji konferansında konuşan Bill Gates, &quot;Yapay zekanın, çalışma saatlerimizi kısaltarak daha yaratıcı ve eleştirel düşünme gerektiren işlere yönelmemizi sağlayacağına inanıyorum&quot; ifadelerini kullandı.Bu dönüşüm, insanların yenilikçi çözümler üretme ve karmaşık problemleri çözme kabiliyetlerini artırarak, daha tatmin edici ve anlamlı bir iş ortamına yol açabilir. Gates, yapay zekanın iş gücünü dönüştürmesinin, insanların işlerine daha fazla değer katmalarını sağlarken verimlilikte de büyük bir artış yaratabileceğini belirtti.Gates, yalnızca üç sektörün yapay zekanın getirdiği değişimlere dayanabileceğini öne sürdü. Bu sektörler; enerji, biyoloji ve yapay zeka sistem programlama olarak sıralanıyor.Gates&#039;e göre bu alanlar, yapay zekanın kolayca taklit edemeyeceği uzmanlık gereksinimlerine sahip. Enerji sektörü, insan müdahalesi ve karmaşık problem çözme becerileri gerektirirken; biyolojik bilimler, özellikle sağlık hizmetleri ve biyoteknoloji, derinlemesine bilgi ve empati gerektiriyor.Birçok okul, müfredatlarına kodlama ve dijital beceriler ekleyerek öğrencileri geleceğin iş gücüne hazırlıyor. Silikon Vadisi&#039;nden gelen örnekler, STEM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) eğitimine olan ilginin arttığını gösteriyor.Gates, yapay zekanın sadece iş gücünü değil, aynı zamanda eğitimi de köklü bir şekilde dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. 
Yapay zeka destekli öğretim araçlarının, her öğrencinin ilerlemesine göre uyarlanması, tıpkı Khan Academy gibi platformlarda olduğu gibi eğitimde büyük bir devrim yaratabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qrs5ymxhN0O0CwsjKe4VtA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yapay, zekaya, karşı, ayakta, kalacak, meslek:, Bill, Gates, açıkladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qrs5ymxhN0O0CwsjKe4VtA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Yapay zekaya karşı ayakta kalacak 3 meslek: Bill Gates açıkladı"><p>Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, yapay zekanın bazı meslek gruplarının sonunu getireceği tahmin ediliyor. Ancak Bill Gates, yalnızca üç meslek dalının, yapay zekanın getirdiği dönüşüme ayak uydurabileceğini açıkladı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zv1pV-8bJUqAxi5YuTQB0A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir teknoloji konferansında konuşan Bill Gates, "Yapay zekanın, çalışma saatlerimizi kısaltarak daha yaratıcı ve eleştirel düşünme gerektiren işlere yönelmemizi sağlayacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7G1AM0j7DUSdsvDvFOoVrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu dönüşüm, insanların yenilikçi çözümler üretme ve karmaşık problemleri çözme kabiliyetlerini artırarak, daha tatmin edici ve anlamlı bir iş ortamına yol açabilir. Gates, yapay zekanın iş gücünü dönüştürmesinin, insanların işlerine daha fazla değer katmalarını sağlarken verimlilikte de büyük bir artış yaratabileceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qljzakd20USTC65y-ScewA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gates, yalnızca üç sektörün yapay zekanın getirdiği değişimlere dayanabileceğini öne sürdü. Bu sektörler; enerji, biyoloji ve yapay zeka sistem programlama olarak sıralanıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QkLzo_El0EembuVyPmPKcQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gates'e göre bu alanlar, yapay zekanın kolayca taklit edemeyeceği uzmanlık gereksinimlerine sahip. Enerji sektörü, insan müdahalesi ve karmaşık problem çözme becerileri gerektirirken; biyolojik bilimler, özellikle sağlık hizmetleri ve biyoteknoloji, derinlemesine bilgi ve empati gerektiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nSHuO_0LOUq3uyGWLcsQmA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Birçok okul, müfredatlarına kodlama ve dijital beceriler ekleyerek öğrencileri geleceğin iş gücüne hazırlıyor. Silikon Vadisi'nden gelen örnekler, STEM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) eğitimine olan ilginin arttığını gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/H65Zwi1ZsEOlflWCtJb1Eg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gates, yapay zekanın sadece iş gücünü değil, aynı zamanda eğitimi de köklü bir şekilde dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. 
Yapay zeka destekli öğretim araçlarının, her öğrencinin ilerlemesine göre uyarlanması, tıpkı Khan Academy gibi platformlarda olduğu gibi eğitimde büyük bir devrim yaratabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Gökyüzünün nadir ziyaretçisi: 160 bin yıl sonra ilk kez bu gece görülecek!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/goekyuzunun-nadir-ziyaretcisi-160-bin-yil-sonra-ilk-kez-bu-gece-goerulecek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/goekyuzunun-nadir-ziyaretcisi-160-bin-yil-sonra-ilk-kez-bu-gece-goerulecek</guid>
<description><![CDATA[ 13 Ocak 2025’te gökyüzünde nadir bir doğa olayı yaşanacak. C/2024 G3 (ATLAS) adı verilen kuyruklu yıldız, hem Güneş’e en yakın konumu olan günberisine ulaşacak hem de Dünya’ya en yakın mesafesinden geçecek. Bu tarihi geçiş, gökyüzü meraklıları için unutulmaz bir fırsat sunuyor. Kuyruklu yıldız, Türkiye dahil birçok ülkede gözlemlenebilecek.C/2024 G3 (ATLAS) adı verilen kuyruklu yıldız 13 Ocak 2025’te hem Güneş’e en yakın konumu olan günberisine ulaşacak hem de Dünya’ya en yakın mesafesinden geçecek.C/2024 G3 Kuyruklu Yıldızı, 5 Nisan 2024’te Şili’deki bir teleskopla keşfedildi. Kuyruklu yıldızın, Güneş Sistemi’nin dış bölgelerindeki Oort Bulutu’ndan geldiği ve daha önce de Güneş’e yaklaştığı anlaşıldı.
Kuyruklu yıldızlar, Güneş Sistemi’nin ilk dönemlerinden kalan kaya ve buz parçalarıdır. Güneş’e yaklaştıkça ısınır ve parlayan bir koma ile milyonlarca kilometre uzanan bir kuyruk oluştururlar.2 Ocak 2025’te kuyruklu yıldız bir parlaklık patlaması yaşadı ve çıplak gözle görülebilecek seviyeye ulaştı. 13 Ocak’ta ise Güneş’e 13 milyon 991 bin 200 kilometre, Dünya’ya ise 140 milyon 173 bin kilometre mesafede olacak. Bazı tahminlere göre, kuyruklu yıldızın parlaklığı -4 kadire kadar yükselebilir ve bu da gökyüzünde eşsiz bir görüntü sunabilir.Kuyruklu yıldız, özellikle Güney Yarımküre’de gün batımından hemen sonra batı ufkunda gözlemlenebilecek.
Kuzey Yarımküre’de ise izleme koşulları daha zor olacak. Türkiye, kuyruklu yıldızın gözlemlenebileceği ülkeler arasında yer alıyor. Ancak, ışık kirliliği ve hava koşulları gözlem açısından belirleyici faktörler olacak.Ocak ayının sonuna kadar, Güney Yarımküre’de gözlem yapmak için koşullar daha da iyileşecek.
Bu tarihi olayı kaçırmayın; çünkü C/2024 G3 Kuyruklu Yıldızı’nın bir sonraki geçişi binlerce yıl sürebilir! ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sa9ZmallrE-xgnx2XoF7uA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gökyüzünün, nadir, ziyaretçisi:, 160, bin, yıl, sonra, ilk, kez, gece, görülecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sa9ZmallrE-xgnx2XoF7uA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Gökyüzünün nadir ziyaretçisi: 160 bin yıl sonra ilk kez bu gece görülecek!"><p>13 Ocak 2025’te gökyüzünde nadir bir doğa olayı yaşanacak. C/2024 G3 (ATLAS) adı verilen kuyruklu yıldız, hem Güneş’e en yakın konumu olan günberisine ulaşacak hem de Dünya’ya en yakın mesafesinden geçecek. Bu tarihi geçiş, gökyüzü meraklıları için unutulmaz bir fırsat sunuyor. Kuyruklu yıldız, Türkiye dahil birçok ülkede gözlemlenebilecek.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TqIAwBpc6E62xIWsByOh1Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C/2024 G3 (ATLAS) adı verilen kuyruklu yıldız 13 Ocak 2025’te hem Güneş’e en yakın konumu olan günberisine ulaşacak hem de Dünya’ya en yakın mesafesinden geçecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3NDPdOCMlEec88cyv43PSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>C/2024 G3 Kuyruklu Yıldızı, 5 Nisan 2024’te Şili’deki bir teleskopla keşfedildi. Kuyruklu yıldızın, Güneş Sistemi’nin dış bölgelerindeki Oort Bulutu’ndan geldiği ve daha önce de Güneş’e yaklaştığı anlaşıldı.
Kuyruklu yıldızlar, Güneş Sistemi’nin ilk dönemlerinden kalan kaya ve buz parçalarıdır. Güneş’e yaklaştıkça ısınır ve parlayan bir koma ile milyonlarca kilometre uzanan bir kuyruk oluştururlar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNmrrQHd3U2hyMQNpFxPIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2 Ocak 2025’te kuyruklu yıldız bir parlaklık patlaması yaşadı ve çıplak gözle görülebilecek seviyeye ulaştı. 13 Ocak’ta ise Güneş’e 13 milyon 991 bin 200 kilometre, Dünya’ya ise 140 milyon 173 bin kilometre mesafede olacak. Bazı tahminlere göre, kuyruklu yıldızın parlaklığı -4 kadire kadar yükselebilir ve bu da gökyüzünde eşsiz bir görüntü sunabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aKqWP7QguEyfhFuNyCRk9w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kuyruklu yıldız, özellikle Güney Yarımküre’de gün batımından hemen sonra batı ufkunda gözlemlenebilecek.
Kuzey Yarımküre’de ise izleme koşulları daha zor olacak. Türkiye, kuyruklu yıldızın gözlemlenebileceği ülkeler arasında yer alıyor. Ancak, ışık kirliliği ve hava koşulları gözlem açısından belirleyici faktörler olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SzBpxtvPsU2i9I1QnpTUJg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ocak ayının sonuna kadar, Güney Yarımküre’de gözlem yapmak için koşullar daha da iyileşecek.
Bu tarihi olayı kaçırmayın; çünkü C/2024 G3 Kuyruklu Yıldızı’nın bir sonraki geçişi binlerce yıl sürebilir!</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zaman yolculuğunun kapısını aralayan gizemli kara delikler: Geçmişe gitmek mümkün mü?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/zaman-yolculugunun-kapisini-aralayan-gizemli-kara-delikler-gecmise-gitmek-mumkun-mu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/zaman-yolculugunun-kapisini-aralayan-gizemli-kara-delikler-gecmise-gitmek-mumkun-mu</guid>
<description><![CDATA[ Kara delikler, sadece evrenin en gizemli cisimleri olmakla kalmayıp, teorik olarak zaman yolculuğu yapabilme potansiyeline de sahip. Peki, kara delikler gerçekten zaman makinesi gibi çalışabilir mi?Evrenin en güçlü ve gizemli cisimlerinden biri olan kara delikler, devasa kütleçekim güçleriyle ışığın bile kaçmasını engelliyor. Ancak, kara deliklerin en dikkat çekici özelliği, teorik olarak zaman makinesi işlevi görebilme potansiyeline sahip olmaları.Albert Einstein&#039;in görelilik teorisine göre, büyük kütleli cisimler uzay-zaman dokusunu büker ve bu bükülme, çevresindeki her şeyi etkiler. Kara delikler, bu bükülmeyi en uç noktalarda gösteren örneklerdir, yaratıkları derin &quot;vadiler&quot; nedeniyle hiçbir şeyin kaçamadığı bir noktaya ulaşılır: Olay ufku.Kara deliklerin yarattığı kütleçekimsel bükülme, zamanın dışarıdan bakıldığında yavaşlamış gibi görünmesine neden olur. Ancak, kara deliğe yaklaşan bir kişi zamanın normal hızda aktığını hisseder. Dışarıdan bakıldığında ise olay ufkuna yaklaşan cisimlerin zamanının giderek yavaşladığı gözlemlenir.Teorik olarak, bir kara deliğe yaklaşarak zaman yolculuğu yapmak mümkündür. Kara deliğin uzay-zamanı bükmesi, zamanın döngüye girmesine yol açabilir, ancak bu durumda yalnızca kara deliğin var olduğu bir döneme seyahat edilebilir. Geçmişe gitmek, kara delik henüz oluşmadığı bir dönemi ziyaret etmek ise mümkün değildir.Kara deliğe yaklaşmak, evrende bilinen en ekstrem koşullarla karşılaşmayı gerektirir. Olay ufkuna yaklaşan bir cisim, spagettileşme denilen bir etkiyle uzar ve parçalanma riskiyle karşı karşıya kalır. Kara deliğin içine düşen bir cismin başına tam olarak ne geleceği ise hala büyük bir bilinmezlik. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QyuocLlabUmiw1sJGHeFnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:13:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zaman, yolculuğunun, kapısını, aralayan, gizemli, kara, delikler:, Geçmişe, gitmek, mümkün, mü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QyuocLlabUmiw1sJGHeFnA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zaman yolculuğunun kapısını aralayan gizemli kara delikler: Geçmişe gitmek mümkün mü?"><p>Kara delikler, sadece evrenin en gizemli cisimleri olmakla kalmayıp, teorik olarak zaman yolculuğu yapabilme potansiyeline de sahip. Peki, kara delikler gerçekten zaman makinesi gibi çalışabilir mi?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6SVM61uZhUaexR0WyCD4wg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Evrenin en güçlü ve gizemli cisimlerinden biri olan kara delikler, devasa kütleçekim güçleriyle ışığın bile kaçmasını engelliyor. Ancak, kara deliklerin en dikkat çekici özelliği, teorik olarak zaman makinesi işlevi görebilme potansiyeline sahip olmaları.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zA3Uf0YQ1EyNE1W0YuZDmQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Albert Einstein'in görelilik teorisine göre, büyük kütleli cisimler uzay-zaman dokusunu büker ve bu bükülme, çevresindeki her şeyi etkiler. Kara delikler, bu bükülmeyi en uç noktalarda gösteren örneklerdir, yaratıkları derin "vadiler" nedeniyle hiçbir şeyin kaçamadığı bir noktaya ulaşılır: Olay ufku.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C1tCGMc3g02-rl2DoBAOTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kara deliklerin yarattığı kütleçekimsel bükülme, zamanın dışarıdan bakıldığında yavaşlamış gibi görünmesine neden olur. Ancak, kara deliğe yaklaşan bir kişi zamanın normal hızda aktığını hisseder. Dışarıdan bakıldığında ise olay ufkuna yaklaşan cisimlerin zamanının giderek yavaşladığı gözlemlenir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lQaMO1Psi0GcvCKHYLtA9g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Teorik olarak, bir kara deliğe yaklaşarak zaman yolculuğu yapmak mümkündür. Kara deliğin uzay-zamanı bükmesi, zamanın döngüye girmesine yol açabilir, ancak bu durumda yalnızca kara deliğin var olduğu bir döneme seyahat edilebilir. Geçmişe gitmek, kara delik henüz oluşmadığı bir dönemi ziyaret etmek ise mümkün değildir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LRncdIUGAkeq8z6W2-K9dA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kara deliğe yaklaşmak, evrende bilinen en ekstrem koşullarla karşılaşmayı gerektirir. Olay ufkuna yaklaşan bir cisim, spagettileşme denilen bir etkiyle uzar ve parçalanma riskiyle karşı karşıya kalır. Kara deliğin içine düşen bir cismin başına tam olarak ne geleceği ise hala büyük bir bilinmezlik.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Rusya&amp;apos;dan Google&amp;apos;a 8 milyar ruble ceza</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/rusyadan-googlea-8-milyar-ruble-ceza</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/rusyadan-googlea-8-milyar-ruble-ceza</guid>
<description><![CDATA[ Rusya, daha önce verilen cezaları ödemediği gerekçesiyle Google&#039;a 8 milyar ruble ceza kesti.Rusya&#039;dan Google&#039;a 8 milyar ruble (yaklaşık 78 milyon dolar) ceza verildi. Teknoloji devi Google aleyhine açılan dava, başkent Moskova&#039;da görüldü.Platformun daha önce verilen para cezalarını ödemediği için yasalara uyulmadığına kanaat getiren mahkeme, Google&#039;ın 8 milyar ruble para cezası ödemesine hükmetti.  Ülkede Google&#039;ın yanı sıra Apple, X, Instagram ve Facebook gibi çeşitli yabancı platformlara da bazı içeriklere erişimi engellemediği gerekçesiyle para cezaları verilmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DKi8fZ9k9kiq9oFJzFextA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Rusyadan, Googlea, milyar, ruble, ceza</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DKi8fZ9k9kiq9oFJzFextA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Rusya'dan Google'a 8 milyar ruble ceza"><p>Rusya, daha önce verilen cezaları ödemediği gerekçesiyle Google'a 8 milyar ruble ceza kesti.</p><p>Rusya'dan Google'a 8 milyar ruble (yaklaşık 78 milyon dolar) ceza verildi. </p><p>Teknoloji devi Google aleyhine açılan dava, başkent Moskova'da görüldü.</p><p>Platformun daha önce verilen para cezalarını ödemediği için yasalara uyulmadığına kanaat getiren mahkeme, Google'ın 8 milyar ruble para cezası ödemesine hükmetti.  Ülkede Google'ın yanı sıra Apple, X, Instagram ve Facebook gibi çeşitli yabancı platformlara da bazı içeriklere erişimi engellemediği gerekçesiyle para cezaları verilmişti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TEKNOFEST KKTC ne zaman yapılacak?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/teknofest-kktc-ne-zaman-yapilacak</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/teknofest-kktc-ne-zaman-yapilacak</guid>
<description><![CDATA[ TEKNOFEST, 2025 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde teknoloji tutkunlarını bir araya getirecek. TEKNOFEST&#039;ten yapılan açıklamaya göre, bu yıl teknoloji ve inovasyonda çığır açacak yeni yarışmaların düzenleneceği etkinlik, Ercan Havalimanı Eski Terminal Binası’nda gerçekleştirilecek. Peki, TEKNOFEST KKTC ne zaman yapılacak?KKTC’de 7 ana kategori ve 14 alt kategoride düzenlenecek yarışmalar Ercan Havalimanı Eski Terminal Binası’nda düzenlenecek. Sosyal İnovasyon Yarışması ile toplumsal faydayı artırmayı hedefleyen gençler, sosyal sorumluluk bilinciyle yenilikçi çözümler üretecek.  TEKNOFEST KKTC NE ZAMAN YAPILACAK?  TEKNOFEST KKTC, 1-4 Mayıs&#039;ta Ercan Havalimanı’nda yapılacak.  5 MİLYON TL&#039;NİN ÜZERİNDE ÖDÜL VE MADDİ DESTEK  KKTC Teknoloji Yarışmalarında katılımcılara toplam 5 milyon TL&#039;nin üzerinde ödül ve maddi destek sağlanacak  TEKNOFEST KKTC Teknoloji Yarışmaları kapsamında katılımcılar, projelerini sergileme ve geliştirme imkanına sahip olurken, takımlara toplamda 2 buçuk milyon TL ödül ve 3 milyon TL maddi destek sağlanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZNbTIPw7Dky3smt9YUEMCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TEKNOFEST, KKTC, zaman, yapılacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZNbTIPw7Dky3smt9YUEMCA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="TEKNOFEST KKTC ne zaman yapılacak?"><p>TEKNOFEST, 2025 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde teknoloji tutkunlarını bir araya getirecek. TEKNOFEST'ten yapılan açıklamaya göre, bu yıl teknoloji ve inovasyonda çığır açacak yeni yarışmaların düzenleneceği etkinlik, Ercan Havalimanı Eski Terminal Binası’nda gerçekleştirilecek. Peki, TEKNOFEST KKTC ne zaman yapılacak?</p>KKTC’de 7 ana kategori ve 14 alt kategoride düzenlenecek yarışmalar Ercan Havalimanı Eski Terminal Binası’nda düzenlenecek. Sosyal İnovasyon Yarışması ile toplumsal faydayı artırmayı hedefleyen gençler, sosyal sorumluluk bilinciyle yenilikçi çözümler üretecek.  <strong>TEKNOFEST KKTC NE ZAMAN YAPILACAK?</strong>  TEKNOFEST KKTC, 1-4 Mayıs'ta Ercan Havalimanı’nda yapılacak.  <strong>5 MİLYON TL'NİN ÜZERİNDE ÖDÜL VE MADDİ DESTEK</strong>  KKTC Teknoloji Yarışmalarında katılımcılara toplam 5 milyon TL'nin üzerinde ödül ve maddi destek sağlanacak  TEKNOFEST KKTC Teknoloji Yarışmaları kapsamında katılımcılar, projelerini sergileme ve geliştirme imkanına sahip olurken, takımlara toplamda 2 buçuk milyon TL ödül ve 3 milyon TL maddi destek sağlanacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;de uzay yarışı: Bezos, Musk&amp;apos;a güveniyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/abdde-uzay-yarisi-bezos-muska-guveniyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/abdde-uzay-yarisi-bezos-muska-guveniyor</guid>
<description><![CDATA[ Uzay şirketi Blue Origin&#039;in sahibi Bezos, rakibi Elon Musk&#039;a güvendiğini açıkladı. Bezos, &quot;Trump yönetiminin uzay gündemi konusunda iyimserim.&quot; dedi.Dünyanın en zengin ikinci ismi Jeff Bezos, listenin zirvesinde yer alan Elon Musk ile ilgili açıklamalarda bulundu.  Uzay şirketi Blue Origin&#039;in sahibi Bezos, Musk&#039;ın uzay yarışında şirketin altını oymak için Trump ile olan yakın ilişkisini kullanmayacağını söyledi.  Musk&#039;ı ciddiye aldığını belirten Bezos, &quot;Trump yönetiminin uzay gündemi konusunda iyimserim&quot; dedi.  SpaceX&#039;in sahibi Musk, geçen ay Ay&#039;a gitmek yerine Mars&#039;a misyon gönderilmesi gerektiğini savundu. Musk&#039;ın açıklamaları NASA&#039;nın uzay keşif programlarına yönelik endişeyi artırdı.   Bezos ise iki misyonun da birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti.  Diğer taraftan Blue Origin&#039;in New Glenn roketinin Florida&#039;da uzaya fırlatılacağı bildirildi. Bu görev, Bezos&#039;un şirketi Blue Origin için uzay keşifleri alanında kritik bir dönüm noktası olarak görülüyordu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2RfNCTBSqkGoEcjWYboAfg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDde, uzay, yarışı:, Bezos, Muska, güveniyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2RfNCTBSqkGoEcjWYboAfg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD'de uzay yarışı: Bezos, Musk'a güveniyor"><p>Uzay şirketi Blue Origin'in sahibi Bezos, rakibi Elon Musk'a güvendiğini açıkladı. Bezos, "Trump yönetiminin uzay gündemi konusunda iyimserim." dedi.</p>Dünyanın en zengin ikinci ismi Jeff Bezos, listenin zirvesinde yer alan Elon Musk ile ilgili açıklamalarda bulundu.  Uzay şirketi Blue Origin'in sahibi Bezos, Musk'ın uzay yarışında şirketin altını oymak için Trump ile olan yakın ilişkisini kullanmayacağını söyledi.  Musk'ı ciddiye aldığını belirten Bezos, "Trump yönetiminin uzay gündemi konusunda iyimserim" dedi.  SpaceX'in sahibi Musk, geçen ay Ay'a gitmek yerine Mars'a misyon gönderilmesi gerektiğini savundu. Musk'ın açıklamaları NASA'nın uzay keşif programlarına yönelik endişeyi artırdı.   Bezos ise iki misyonun da birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti.  Diğer taraftan Blue Origin'in New Glenn roketinin Florida'da uzaya fırlatılacağı bildirildi. Bu görev, Bezos'un şirketi Blue Origin için uzay keşifleri alanında kritik bir dönüm noktası olarak görülüyordu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;de yasaklanabilir: TikTok, Elon Musk&amp;apos;a satılacak mı?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/abdde-yasaklanabilir-tiktok-elon-muska-satilacak-mi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/abdde-yasaklanabilir-tiktok-elon-muska-satilacak-mi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de yasaklanması gündemde olan sosyal medya platformu TikTok&#039;un, dünyanın en zengin insanı Elon Musk tarafından satın alınacağına ilişkin iddialar gündeme geldi. Platformdan konuya ilişkin yapılan açıklamada haberler &quot;tamamen kurgu&quot; olarak tanımladı ve iddialar reddedildi. TikTok sözcüsü BBC News&#039;e yaptığı açıklamada, &quot;Tamamen kurgu olan şeyler hakkında yorum yapmamız beklenemez.&quot; dedi. Biden yönetimi, TikTok&#039;un Çin tarafından casusluk ve siyasi manipülasyon aracı olarak kullanılabileceğini savunuyor.Sosyal medya platformu TikTok, Çin&#039;in sosyal medya şirketinin ABD operasyonlarının Elon Musk&#039;a satılmasına izin vermeyi düşündüğüne dair iddialara yanıt verdi.
Platform, haberleri &quot;tamamen kurgu&quot; olarak nitelendirdi.Yüksek Mahkeme, TikTok&#039;un ABD operasyonlarını satması veya ülkede yasaklanması için 19 Ocak tarihine kadar süre veren yasa hakkında karar verecek.
TikTok, ABD operasyonunu satmayacağını defalarca dile getirdi.TikTok sözcüsü BBC News&#039;e yaptığı açıklamada, &quot;Tamamen kurgu olan şeyler hakkında yorum yapmamız beklenemez.&quot; dedi.Bloomberg&#039;in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, Çinli yetkililerin değerlendirdiği olası senaryolardan birine yer verilmişti.
Haberde, bu senaryonun Musk&#039;ın geçtiğimiz aylarda satın aldığı X sosyal medya platformunun, TikTok&#039;un ABD operasyonlarını kontrol etmesi olduğu vurgulanmıştı.Musk, 20 Ocak&#039;ta Beyaz Saray&#039;a dönmesi beklenen seçilmiş ABD başkanı Donald Trump&#039;ın yakın müttefiki.
Avukatı, Trump&#039;ın &quot;TikTok&#039;un yasaklanmasına karşı çıktığını&quot; ve &quot;görev başına geçtikten sonra sorunları siyasi yollarla çözme yetkisi aradığını&quot; belirten bir hukuki dilekçeyi mahkemeye sundu.
Bu görüşme, Trump&#039;ın TikTok&#039;un CEO&#039;su Shou Zi Chew ile Florida&#039;daki Mar-a-Lago malikanesinde görüşmesinden bir hafta sonra gerçekleşti.Geçtiğimiz hafta Yüksek Mahkeme&#039;de yapılan duruşmada, yargıçlar yasayı destekleme ve son tarihe uyma eğiliminde göründüler.
Yaklaşık üç saat süren savunmalar sırasında dokuz yargıç, ulusal güvenlik endişelerine tekrar tekrar değindi.Biden yönetimi, satış gerçekleşmediği takdirde TikTok&#039;un Çin tarafından casusluk ve siyasi manipülasyon aracı olarak kullanılabileceğini savunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/seet-iVW8kWyesfKx4kBmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDde, yasaklanabilir:, TikTok, Elon, Muska, satılacak, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/seet-iVW8kWyesfKx4kBmw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="ABD'de yasaklanabilir: TikTok, Elon Musk'a satılacak mı?"><p>ABD'de yasaklanması gündemde olan sosyal medya platformu TikTok'un, dünyanın en zengin insanı Elon Musk tarafından satın alınacağına ilişkin iddialar gündeme geldi. Platformdan konuya ilişkin yapılan açıklamada haberler "tamamen kurgu" olarak tanımladı ve iddialar reddedildi. TikTok sözcüsü BBC News'e yaptığı açıklamada, "Tamamen kurgu olan şeyler hakkında yorum yapmamız beklenemez." dedi. Biden yönetimi, TikTok'un Çin tarafından casusluk ve siyasi manipülasyon aracı olarak kullanılabileceğini savunuyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_YaKKZOiDU2EmoV0lJHTMA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sosyal medya platformu TikTok, Çin'in sosyal medya şirketinin ABD operasyonlarının Elon Musk'a satılmasına izin vermeyi düşündüğüne dair iddialara yanıt verdi.
Platform, haberleri "tamamen kurgu" olarak nitelendirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CxA6Qi_uUEWSL2HgoyrsHg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek Mahkeme, TikTok'un ABD operasyonlarını satması veya ülkede yasaklanması için 19 Ocak tarihine kadar süre veren yasa hakkında karar verecek.
TikTok, ABD operasyonunu satmayacağını defalarca dile getirdi.TikTok sözcüsü BBC News'e yaptığı açıklamada, "Tamamen kurgu olan şeyler hakkında yorum yapmamız beklenemez." dedi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EXyYUKnMCkCrh3oUv68n6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bloomberg'in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, Çinli yetkililerin değerlendirdiği olası senaryolardan birine yer verilmişti.
Haberde, bu senaryonun Musk'ın geçtiğimiz aylarda satın aldığı X sosyal medya platformunun, TikTok'un ABD operasyonlarını kontrol etmesi olduğu vurgulanmıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fd3kOw-kLk6WX8f-kq0iUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Musk, 20 Ocak'ta Beyaz Saray'a dönmesi beklenen seçilmiş ABD başkanı Donald Trump'ın yakın müttefiki.
Avukatı, Trump'ın "TikTok'un yasaklanmasına karşı çıktığını" ve "görev başına geçtikten sonra sorunları siyasi yollarla çözme yetkisi aradığını" belirten bir hukuki dilekçeyi mahkemeye sundu.
Bu görüşme, Trump'ın TikTok'un CEO'su Shou Zi Chew ile Florida'daki Mar-a-Lago malikanesinde görüşmesinden bir hafta sonra gerçekleşti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GyoF9GT8c0K1kgkT-7xwJA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz hafta Yüksek Mahkeme'de yapılan duruşmada, yargıçlar yasayı destekleme ve son tarihe uyma eğiliminde göründüler.
Yaklaşık üç saat süren savunmalar sırasında dokuz yargıç, ulusal güvenlik endişelerine tekrar tekrar değindi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7x4iKEf0ZUyX_K4PIdNs7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Biden yönetimi, satış gerçekleşmediği takdirde TikTok'un Çin tarafından casusluk ve siyasi manipülasyon aracı olarak kullanılabileceğini savunuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Milli uyduya adını veren Fergani kimdir? (Ferga&amp;apos;nin hayat hikayesi)</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/milli-uyduya-adini-veren-fergani-kimdir-ferganin-hayat-hikayesi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/milli-uyduya-adini-veren-fergani-kimdir-ferganin-hayat-hikayesi</guid>
<description><![CDATA[ Fergani Uzay tarafından milli olarak geliştirilen ve özel bir firma tarafından üretilen Türkiye&#039;nin en büyük uydusu FGN-100-d1, uzaya fırlatılmasının ardından yörüngesine başarıyla yerleşti. Haberler ardından Fergani ile ilgili araştırmalar başladı. Peki, milli uyduya adını veren Fergani kimdir?Ferghani veya Fergani, tam adıyla Ahmed el-Fergani, 9. yüzyılda yaşamış olan önemli bir Orta Çağ İslam astronomu, matematikçi ve coğrafyacıdır. Batı&#039;da Alfraganus olarak da bilinir. Fergana Vadisi&#039;nde doğduğu düşünülen Fergani, Abbasi Halifesi Memun döneminde Bağdat&#039;ta önemli çalışmalar yapmıştır.  İlim tahsilini zamanın kültür merkezi olan Fergana&#039;da yaptı. Sonra, Bağdat&#039;a gitti. Kısa sürede kendisini tanıtan Fergani, astronomi ve matematik alanında kendisini kabul ettirdi. Abbasi halifeleri Memun, Mutasım, el-Vasık ve el-Mütevekkil devirlerinde önemli ilmi araştırmalar yaptı ve birçok eser yazdı. Halife Mütevekkil, konusunda söz sahibi olan Fergani&#039;yi 861 yılında Nil kıyısındaki ölçümleri yapabilmek için, Ravda adasında bulunan nilometrenin inşasını yönetmesi ve yapılan ölçüm işlerine nezaret etmesi için Mısır&#039;a gönderdi.  Fergani, fizik ve mekanik alanlarında da çalışmalarda bulunmuştur. Çizimini kendi hazırladığı ve yapımına nezaret ettiği Nil nehri sularının hızını ve seviyesini ölçen Mikyas ül-Cedid adında bir alet yapmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W6p4OGhz6EqWXsZjr76ipw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Milli, uyduya, adını, veren, Fergani, kimdir, Ferganin, hayat, hikayesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/W6p4OGhz6EqWXsZjr76ipw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Milli uyduya adını veren Fergani kimdir? (Ferga'nin hayat hikayesi)"><p>Fergani Uzay tarafından milli olarak geliştirilen ve özel bir firma tarafından üretilen Türkiye'nin en büyük uydusu FGN-100-d1, uzaya fırlatılmasının ardından yörüngesine başarıyla yerleşti. Haberler ardından Fergani ile ilgili araştırmalar başladı. Peki, milli uyduya adını veren Fergani kimdir?</p>Ferghani veya Fergani, tam adıyla Ahmed el-Fergani, 9. yüzyılda yaşamış olan önemli bir Orta Çağ İslam astronomu, matematikçi ve coğrafyacıdır. Batı'da Alfraganus olarak da bilinir. Fergana Vadisi'nde doğduğu düşünülen Fergani, Abbasi Halifesi Memun döneminde Bağdat'ta önemli çalışmalar yapmıştır.  İlim tahsilini zamanın kültür merkezi olan Fergana'da yaptı. Sonra, Bağdat'a gitti. Kısa sürede kendisini tanıtan Fergani, astronomi ve matematik alanında kendisini kabul ettirdi. Abbasi halifeleri Memun, Mutasım, el-Vasık ve el-Mütevekkil devirlerinde önemli ilmi araştırmalar yaptı ve birçok eser yazdı. Halife Mütevekkil, konusunda söz sahibi olan Fergani'yi 861 yılında Nil kıyısındaki ölçümleri yapabilmek için, Ravda adasında bulunan nilometrenin inşasını yönetmesi ve yapılan ölçüm işlerine nezaret etmesi için Mısır'a gönderdi.  Fergani, fizik ve mekanik alanlarında da çalışmalarda bulunmuştur. Çizimini kendi hazırladığı ve yapımına nezaret ettiği Nil nehri sularının hızını ve seviyesini ölçen Mikyas ül-Cedid adında bir alet yapmıştır.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>17 yaşındaki gençten satrançta devrim: Geliştirdiği gözlük kusursuz hamleleri gösteriyor!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/17-yasindaki-gencten-satrancta-devrim-gelistirdigi-goezluk-kusursuz-hamleleri-goesteriyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/17-yasindaki-gencten-satrancta-devrim-gelistirdigi-goezluk-kusursuz-hamleleri-goesteriyor</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;nin New York kentinde yaşayan 17 yaşındaki Columbia Üniversitesi öğrencisi Eddy Xu, geliştirdiği teknolojiyle satranç dünyasında büyük bir tartışma başlattı. Xu, Meta x Ray-Ban Akıllı Gözlüklerini modifiye ederek, satranç oyununda her zaman en iyi hamleyi gösterebilen bir cihaz ortaya çıkardı.17 yaşındaki Eddy Xu, Meta x Ray-Ban Akıllı Gözlüklerini hackleyerek satranç oynarken en iyi hamleleri gösteren bir cihaz geliştirdi. Bu yenilik, satranç dünyasında büyük tartışmalara yol açtı.Xu, geliştirdiği bu yenilikçi cihazın bir görüntüsünü sosyal medya platformu X&#039;te (eski adıyla Twitter) paylaşarak dikkatleri üzerine çekti.
Chess.com’un resmi hesabı bu paylaşıma önce “Uh oh” (Eyvah) diyerek ardından “Bu inanılmaz derecede havalı, müthiş bir iş.” yorumuyla karşılık verdi.
Xu, bu modifiye edilmiş yapay zeka destekli gözlükleri, bir diğer öğrenci Caden Li ile birlikte &quot;Teen Hacks LI&quot; etkinliğinde geliştirdiğini açıkladı.Xu, cihazın çalışma prensibiyle ilgili gelen bir soruya yanıt vererek, gerçek hayattaki satranç tahtasının dijital bir forma dönüştürülmesi için &quot;önce köşe noktalarını tespit ettiklerini ve görüntüleri normalleştirdiklerini, ardından standart bir nesne algılama modeli kullandıklarını&quot; belirtti.Akıllı gözlüklerin işleyişine dair yapılan yanlış değerlendirmelere de açıklık getiren Xu, bu gözlüklerin şu anki modellerinde lens üzerinde ekran olmadığını ifade etti.
Gözlüklerin gördüğü bilgiyi bir telefona ya da harici bir ekrana aktardığını, ardından hoparlörler aracılığıyla kullanıcıya ilettiğini söyledi.
Ancak, Meta’nın gelecekteki gözlük modellerinde dahili ekran teknolojisinin entegre edilebileceği yönünde söylentiler mevcut.Satranç topluluğunda tartışmalara yol açtıBazı kişiler bu yeniliği bir teknolojik başarı olarak övgüyle karşılarken, diğerleri satrancın dürüstlük ilkelerine zarar verebileceği gerekçesiyle endişelerini dile getirdi.Washington Square Park’taki satranç oyuncularının bu tür bir teknolojiyi kullanıp kullanmayacağı da tartışılan konular arasında. Bölge sakinleri, bu tür yüksek teknolojili cihazların parkın alışılmış atmosferine uymayacağını düşünüyor.
Ancak teknolojinin hızla geliştiği bir dünyada, daha önce görülmemiş şeylerin gerçekleşmesi pek de şaşırtıcı değil. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eL_pSRyda0G9_imDI3UchQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, gençten, satrançta, devrim:, Geliştirdiği, gözlük, kusursuz, hamleleri, gösteriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eL_pSRyda0G9_imDI3UchQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="17 yaşındaki gençten satrançta devrim: Geliştirdiği gözlük kusursuz hamleleri gösteriyor!"><p>ABD'nin New York kentinde yaşayan 17 yaşındaki Columbia Üniversitesi öğrencisi Eddy Xu, geliştirdiği teknolojiyle satranç dünyasında büyük bir tartışma başlattı. Xu, Meta x Ray-Ban Akıllı Gözlüklerini modifiye ederek, satranç oyununda her zaman en iyi hamleyi gösterebilen bir cihaz ortaya çıkardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t6yMo95dlE6jRhhzBbexng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>17 yaşındaki Eddy Xu, Meta x Ray-Ban Akıllı Gözlüklerini hackleyerek satranç oynarken en iyi hamleleri gösteren bir cihaz geliştirdi. Bu yenilik, satranç dünyasında büyük tartışmalara yol açtı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y9XXaN2BUEevGl_x_ufj6A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Xu, geliştirdiği bu yenilikçi cihazın bir görüntüsünü sosyal medya platformu X'te (eski adıyla Twitter) paylaşarak dikkatleri üzerine çekti.
Chess.com’un resmi hesabı bu paylaşıma önce “Uh oh” (Eyvah) diyerek ardından “Bu inanılmaz derecede havalı, müthiş bir iş.” yorumuyla karşılık verdi.
Xu, bu modifiye edilmiş yapay zeka destekli gözlükleri, bir diğer öğrenci Caden Li ile birlikte "Teen Hacks LI" etkinliğinde geliştirdiğini açıkladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pq8h5imdIE-fzosf1Fp1KQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Xu, cihazın çalışma prensibiyle ilgili gelen bir soruya yanıt vererek, gerçek hayattaki satranç tahtasının dijital bir forma dönüştürülmesi için "önce köşe noktalarını tespit ettiklerini ve görüntüleri normalleştirdiklerini, ardından standart bir nesne algılama modeli kullandıklarını" belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0DRJWM_mD0eqHStFUzVWSA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Akıllı gözlüklerin işleyişine dair yapılan yanlış değerlendirmelere de açıklık getiren Xu, bu gözlüklerin şu anki modellerinde lens üzerinde ekran olmadığını ifade etti.
Gözlüklerin gördüğü bilgiyi bir telefona ya da harici bir ekrana aktardığını, ardından hoparlörler aracılığıyla kullanıcıya ilettiğini söyledi.
Ancak, Meta’nın gelecekteki gözlük modellerinde dahili ekran teknolojisinin entegre edilebileceği yönünde söylentiler mevcut.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0FYhNfYOkk-n_5xWAgnsjw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Satranç topluluğunda tartışmalara yol açtıBazı kişiler bu yeniliği bir teknolojik başarı olarak övgüyle karşılarken, diğerleri satrancın dürüstlük ilkelerine zarar verebileceği gerekçesiyle endişelerini dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FQ3nOq6BaECf8Kwty3oe5g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Washington Square Park’taki satranç oyuncularının bu tür bir teknolojiyi kullanıp kullanmayacağı da tartışılan konular arasında. Bölge sakinleri, bu tür yüksek teknolojili cihazların parkın alışılmış atmosferine uymayacağını düşünüyor.
Ancak teknolojinin hızla geliştiği bir dünyada, daha önce görülmemiş şeylerin gerçekleşmesi pek de şaşırtıcı değil.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Bilim dünyasını şaşkına çevirdi: Gizemli kara delik hareket ediyor!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bilim-dunyasini-saskina-cevirdi-gizemli-kara-delik-hareket-ediyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/bilim-dunyasini-saskina-cevirdi-gizemli-kara-delik-hareket-ediyor</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, gizemli bir kara deliğin daha da tuhaf davranmaya başladığını söyledi. MIT araştırmacıları, 1ES 1927+654 adlı süper kütleli kara delikten gelen X-ışını flaşlarının sıklığının son iki yılda keskin bir şekilde arttığını açıkladı.   Bilim dünyasını şaşkına çeviren bu keşifle ilgili araştırmalar sürüyor.Süper kütleli kara delikler, evrenin en gizemli ve güçlü nesnelerinden biri olarak biliniyor. Ancak, 1ES 1927+654 adlı kara delik, son dönemde olağandışı bir davranış sergileyerek bilim dünyasını şaşkına çevirdi.MIT fizik doçentlerinden Erin Kara, araştırmalarında kara deliğin davranışındaki garipliği vurguladı. Kara, daha önce çok güzel olduğu için bu kara deliği izlediklerini, ancak sonradan çok daha tuhaf bir şey fark ettiklerini söyledi.Kara deliğin X-ışını flaşlarının sıklığının son iki yılda arttığı kaydedildi. Daha önce her 18 dakikada bir meydana gelen bu flaşlar, artık her 7 dakikada bir gerçekleşiyor.
Bu durum, gökbilimcilerin daha önce hiç gözlemediği bir olay olarak kayda geçti. MIT fizik bölümünün yüksek lisans öğrencisi Megan Masterson, &quot;Yanıp sönme hızındaki bu kadar büyük bir değişim, normal bir kara deliğe kesinlikle benzemiyor&quot; ifadelerini kullandı.Araştırmacılar, bu olağan dışı artışın nedeni olarak kara deliğin etrafında dönen bir beyaz cüceyi işaret ediyor. Beyaz cüce, kara deliğin kenarına doğru hareket ediyor olabilir ve bu durum, kara deliğin etrafındaki olayları etkileyen büyük bir faktör olabilir.Masterson, &quot;Beyaz cüceler gibi nesnelerin kara deliğe bu kadar yakın yaşaması, çok uzun süre boyunca bir olay ufkuna yakın kalması mümkün&quot; diyerek bu teorinin doğruluğunu gelecekte yapılacak gözlemlerle sınayabileceklerini belirtti.Keşif, kara deliklerin davranışları ve evrendeki fiziksel süreçler hakkında yeni bilgiler sunuyor. Bulgular, Nature dergisinde yayımlanan &quot;Bir Aşırı Süper Kütleli Kara Deliğin En Yakın Yörüngesine Yakın Mili-Hertz Salınımları&quot; başlıklı makalede yer aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LHtsTlSev0inCo2wCJ6_lg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, dünyasını, şaşkına, çevirdi:, Gizemli, kara, delik, hareket, ediyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LHtsTlSev0inCo2wCJ6_lg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Bilim dünyasını şaşkına çevirdi: Gizemli kara delik hareket ediyor!"><p>Bilim insanları, gizemli bir kara deliğin daha da tuhaf davranmaya başladığını söyledi. MIT araştırmacıları, 1ES 1927+654 adlı süper kütleli kara delikten gelen X-ışını flaşlarının sıklığının son iki yılda keskin bir şekilde arttığını açıkladı.   Bilim dünyasını şaşkına çeviren bu keşifle ilgili araştırmalar sürüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qYDmBHewTk-2k2QAgYCyrg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Süper kütleli kara delikler, evrenin en gizemli ve güçlü nesnelerinden biri olarak biliniyor. Ancak, 1ES 1927+654 adlı kara delik, son dönemde olağandışı bir davranış sergileyerek bilim dünyasını şaşkına çevirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XmUf-3JwWkO0TRWI9YUTug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>MIT fizik doçentlerinden Erin Kara, araştırmalarında kara deliğin davranışındaki garipliği vurguladı. Kara, daha önce çok güzel olduğu için bu kara deliği izlediklerini, ancak sonradan çok daha tuhaf bir şey fark ettiklerini söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g_RecR5wy027b1nIzEA-Ew.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kara deliğin X-ışını flaşlarının sıklığının son iki yılda arttığı kaydedildi. Daha önce her 18 dakikada bir meydana gelen bu flaşlar, artık her 7 dakikada bir gerçekleşiyor.
Bu durum, gökbilimcilerin daha önce hiç gözlemediği bir olay olarak kayda geçti. MIT fizik bölümünün yüksek lisans öğrencisi Megan Masterson, "Yanıp sönme hızındaki bu kadar büyük bir değişim, normal bir kara deliğe kesinlikle benzemiyor" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dmE7AjWOV0-waGZGmhJO4Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmacılar, bu olağan dışı artışın nedeni olarak kara deliğin etrafında dönen bir beyaz cüceyi işaret ediyor. Beyaz cüce, kara deliğin kenarına doğru hareket ediyor olabilir ve bu durum, kara deliğin etrafındaki olayları etkileyen büyük bir faktör olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LjAZ0BtA1kOm7Sh7Ny0-nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Masterson, "Beyaz cüceler gibi nesnelerin kara deliğe bu kadar yakın yaşaması, çok uzun süre boyunca bir olay ufkuna yakın kalması mümkün" diyerek bu teorinin doğruluğunu gelecekte yapılacak gözlemlerle sınayabileceklerini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DxtlNklFr0es128IC-oFDA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Keşif, kara deliklerin davranışları ve evrendeki fiziksel süreçler hakkında yeni bilgiler sunuyor. Bulgular, Nature dergisinde yayımlanan "Bir Aşırı Süper Kütleli Kara Deliğin En Yakın Yörüngesine Yakın Mili-Hertz Salınımları" başlıklı makalede yer aldı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Fergani Uzay&amp;apos;ın ilk uydusu uzaya fırlatıldı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/fergani-uzayin-ilk-uydusu-uzaya-firlatildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/fergani-uzayin-ilk-uydusu-uzaya-firlatildi</guid>
<description><![CDATA[ Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar&#039;ın CEO&#039;su olduğu Fergani Uzay&#039;ın ilk uydusu SpaceX aracılığı ile uzaya fırlatıldı. Falcon 9 roketi başarılı şekilde yörüngeye yerleşti. Fırlatma görüntülerini paylaşan Bayraktar, &quot;20 yıllık hedefimiz Kızıl Elma&#039;dan sonra uzaya ilk adımımız.&quot; dedi.Üst yöneticiliğini (CEO) Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar&#039;ın yaptığı Fergani Uzay&#039;ın ilk uydusu FGN-100-d1, SpaceX&#039;in Falcon 9 roketiyle ABD&#039;deki Vandenberg üssünden uzaya gönderildi.  FGN-100-d1, SpaceX’e ait Falcon 9&#039;un Transporter-12 göreviyle uzaya fırlatıldı.  ABD&#039;deki Vandenberg üssünden gerçekleştirilen Transporter-12 görevinde küp uydular, mikro uydular ve yörünge transfer araçları da dahil olmak üzere 131 yük yer aldı. Bu yükler arasında Fergani Uzay&#039;ın ilk uydusu FGN-100-d1 ile birlikte Türkiye&#039;nin uzay teknolojileri alanındaki şirketlerinden Plan-S&#039;in uyduları da yer aldı.  GÖRÜNTÜLER CANLI YAYINLANDIBaşarıyla gerçekleştirilen Transporter-12 görevine ilişkin görüntüler SpaceX&#039;in X hesabından canlı yayınlandı.  Fergani uydusunun hidrojen peroksit uzay motorunun ateşleme testi geçen yıl mayıs ayında başarıyla gerçekleştirilmişti. Selçuk Bayraktar, Fergani&#039;yi takım uydulardan oluşan küresel konumlama sistemini inşa etmek üzere kurduklarını belirtmişti.  Fergani Uzay, geliştirdiği yenilikçi ve özgün teknolojilerle, uzay taşımacılığı ve alçak yörünge uydu servislerinde sürdürülebilir ve maliyet etkin çözümler üreterek dünyada öne çıkmayı hedefliyor. KACIR: UZAY EKOSİSTEMİMİZ GÜÇLENECEK  Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, &quot;Uzay ekosistemimiz, Milli Uzay Programı hedeflerimiz doğrultusunda her geçen gün daha da güçlenecek.&quot; açıklamasını yaptı.  TUA: GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİNE ÖNCÜLÜK EDECEK  Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ise Türkiye&#039;nin uzay ekosisteminin büyümeye devam ettiğini belirterek şu paylaşımı yaptı:  &quot;Fergani Uzay, ilk uydusu FGN-100-d1&#039;i SpaceX&#039;in Falcon 9 roketiyle uzaya göndererek Small-GEO kategorisinde yeni bir dönemi başlattı. Haberleşme ve coğrafi konumlandırma alanında küresel kapsama sunacak uydu, geleceğin teknolojilerine öncülük edecek. Plan-S, yeni ticari uydularıyla IoT ve 6G NTN haberleşme teknolojilerinde global çözümler geliştirmeye devam ediyor. Şirket, bugüne kadar 9 uyduyu başarıyla uzaya gönderdi ve IoT uydu ağı hedefini büyütmeye devam ediyor. Ülkemizin öncü uzay şirketleri Fergani Uzay ve Plan-S Uydu ve Uzay Teknolojilerini bu önemli başarıları için tebrik ediyoruz. Türkiye&#039;nin uzay alanındaki bu değerli adımları, Milli Teknoloji Hamlesi&#039;nin gücünü bir kez daha gösteriyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yz32yd1FyEqFbj-zziTTdg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Fergani, Uzayın, ilk, uydusu, uzaya, fırlatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yz32yd1FyEqFbj-zziTTdg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Fergani Uzay'ın ilk uydusu uzaya fırlatıldı"><p>Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'ın CEO'su olduğu Fergani Uzay'ın ilk uydusu SpaceX aracılığı ile uzaya fırlatıldı. Falcon 9 roketi başarılı şekilde yörüngeye yerleşti. Fırlatma görüntülerini paylaşan Bayraktar, "20 yıllık hedefimiz Kızıl Elma'dan sonra uzaya ilk adımımız." dedi.</p><p>Üst yöneticiliğini (CEO) Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'ın yaptığı Fergani Uzay'ın ilk uydusu FGN-100-d1, SpaceX'in Falcon 9 roketiyle ABD'deki Vandenberg üssünden uzaya gönderildi.  FGN-100-d1, SpaceX’e ait Falcon 9'un Transporter-12 göreviyle uzaya fırlatıldı.  ABD'deki Vandenberg üssünden gerçekleştirilen Transporter-12 görevinde küp uydular, mikro uydular ve yörünge transfer araçları da dahil olmak üzere 131 yük yer aldı. Bu yükler arasında Fergani Uzay'ın ilk uydusu FGN-100-d1 ile birlikte Türkiye'nin uzay teknolojileri alanındaki şirketlerinden Plan-S'in uyduları da yer aldı.  <strong>GÖRÜNTÜLER CANLI YAYINLANDI</strong></p><p>Başarıyla gerçekleştirilen Transporter-12 görevine ilişkin görüntüler SpaceX'in X hesabından canlı yayınlandı.  Fergani uydusunun hidrojen peroksit uzay motorunun ateşleme testi geçen yıl mayıs ayında başarıyla gerçekleştirilmişti. Selçuk Bayraktar, Fergani'yi takım uydulardan oluşan küresel konumlama sistemini inşa etmek üzere kurduklarını belirtmişti.  Fergani Uzay, geliştirdiği yenilikçi ve özgün teknolojilerle, uzay taşımacılığı ve alçak yörünge uydu servislerinde sürdürülebilir ve maliyet etkin çözümler üreterek dünyada öne çıkmayı hedefliyor. </p><strong>KACIR: UZAY EKOSİSTEMİMİZ GÜÇLENECEK</strong>  Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Uzay ekosistemimiz, Milli Uzay Programı hedeflerimiz doğrultusunda her geçen gün daha da güçlenecek." açıklamasını yaptı.  <strong>TUA: GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİNE ÖNCÜLÜK EDECEK</strong>  Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ise Türkiye'nin uzay ekosisteminin büyümeye devam ettiğini belirterek şu paylaşımı yaptı:  "Fergani Uzay, ilk uydusu FGN-100-d1'i SpaceX'in Falcon 9 roketiyle uzaya göndererek Small-GEO kategorisinde yeni bir dönemi başlattı. Haberleşme ve coğrafi konumlandırma alanında küresel kapsama sunacak uydu, geleceğin teknolojilerine öncülük edecek. Plan-S, yeni ticari uydularıyla IoT ve 6G NTN haberleşme teknolojilerinde global çözümler geliştirmeye devam ediyor. Şirket, bugüne kadar 9 uyduyu başarıyla uzaya gönderdi ve IoT uydu ağı hedefini büyütmeye devam ediyor. Ülkemizin öncü uzay şirketleri Fergani Uzay ve Plan-S Uydu ve Uzay Teknolojilerini bu önemli başarıları için tebrik ediyoruz. Türkiye'nin uzay alanındaki bu değerli adımları, Milli Teknoloji Hamlesi'nin gücünü bir kez daha gösteriyor."]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TikTok yerine Rednote: ABD&amp;apos;de yasak öncesi ilk sıraya yerleşti!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-yerine-rednote-abdde-yasak-oencesi-ilk-siraya-yerlesti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-yerine-rednote-abdde-yasak-oencesi-ilk-siraya-yerlesti</guid>
<description><![CDATA[ Amerika Birleşik Devletleri TikTok&#039;u yasaklamaya hazırlanıyor. TikTok, Amerikalı alıcı bulamazsa, 19 Ocak&#039;ta kapanacak.Yasak öncesi, kullanıcılar Rednote adlı başka bir uygulamayı indiriyor.Amerikan basınına göre, TikTok yasağı öncesi, kullanıcılar Rednote adlı başka bir uygulamayı indiriyor. Rednote çevrimiçi mağazalarda indirme sıralamasında ilk sıraya yerleşti.   Bu uygulama, İnstagram, TikTok ve Pinterest karışımı bir işlev sunuyor. Bu uygulamanın geliştirici şirketi de Çinli bir firma.   Uygulamanın şu an aylık 300 milyondan fazla aktif kullanıcısı bulunuyor. Yine de bu sayı TikTok&#039;un kullanıcı sayısının epey altında kalıyor.   Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde TikTok kullanımı bu pazar günü yasaklanacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvMsYGUUuUq_UrnpCVB3tQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TikTok, yerine, Rednote:, ABDde, yasak, öncesi, ilk, sıraya, yerleşti</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvMsYGUUuUq_UrnpCVB3tQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="TikTok yerine Rednote: ABD'de yasak öncesi ilk sıraya yerleşti!"><p>Amerika Birleşik Devletleri TikTok'u yasaklamaya hazırlanıyor. TikTok, Amerikalı alıcı bulamazsa, 19 Ocak'ta kapanacak.Yasak öncesi, kullanıcılar Rednote adlı başka bir uygulamayı indiriyor.</p>Amerikan basınına göre, TikTok yasağı öncesi, kullanıcılar Rednote adlı başka bir uygulamayı indiriyor. Rednote çevrimiçi mağazalarda indirme sıralamasında ilk sıraya yerleşti.   Bu uygulama, İnstagram, TikTok ve Pinterest karışımı bir işlev sunuyor. Bu uygulamanın geliştirici şirketi de Çinli bir firma.   Uygulamanın şu an aylık 300 milyondan fazla aktif kullanıcısı bulunuyor. Yine de bu sayı TikTok'un kullanıcı sayısının epey altında kalıyor.   Amerika Birleşik Devletleri'nde TikTok kullanımı bu pazar günü yasaklanacak.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Blue Origin ilk roketini fırlattı: SpaceX ile rekabette önemli adım</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/blue-origin-ilk-roketini-firlatti-spacex-ile-rekabette-oenemli-adim</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/blue-origin-ilk-roketini-firlatti-spacex-ile-rekabette-oenemli-adim</guid>
<description><![CDATA[ Amazon CEO&#039;su ve serveti ile dünyanın en zengin yüz insanından biri olan Jeff Bezos&#039;un sahip olduğu havacılık ve uzay araştırma merkezi Blue Origin, New Glenn adı verilen roketini ilk denemenin iptal edilmesinin ardından bugün fırlattı. New Glenn&#039;in fırlatılması, Elon Musk&#039;ın sahip olduğu havacılık şirketi SpaceX ile rekabette ve uzay yarışında önemli bir adım olarak görülüyor.Amazon CEO’su  Jeff Bezos’un uzay ve havacılık şirketi Blue Origin, New Glenn adlı roketini başarılı bir şekilde fırlattı.
Bu, şirketin daha önce iptal edilen ilk denemesinin ardından elde edilen büyük bir başarı olarak kaydedildi.New Glenn roketi, adını dünyanın yörüngesinde dolaşan ilk Amerikalı astronot, eski denizci ve senatör John Glenn’den alıyor.
Florida&#039;dan fırlatılan roket, NASA’nın Mariner ve Pioneer uzay araçlarını fırlatmak için kullanılan aynı platformdan yükseldi.
Bu fırlatış, Blue Origin’in SpaceX ile rekabet açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.Perşembe sabahı, ABD&#039;nin çoğu bölgesinde insanlar uyurken, Jeff Bezos&#039;un uzay şirketi ilk roketini yörüngeye göndermeyi başardı. Bu başarı, Blue Origin&#039;in özel uzay yarışına daha ciddi bir şekilde girmeye karar verdiği bir dönüm noktası olarak dikkat çekiyor.New Glenn’in başarılı bir uçuş gerçekleştirmesi, onu büyük uydular ve uzay araçları fırlatmak isteyen devlet kurumları ve şirketler için yeni bir seçenek haline getiriyor. Bu, Bezos’un şirketinin SpaceX’e karşı güçlü bir rakip olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.Yıllardır Blue Origin’i eleştirenler, şirketin SpaceX&#039;ten iki yıl önce kurulmuş olmasına rağmen yörüngeye hiçbir şey göndermediğini vurgulamışlardı. Ancak New Glenn&#039;in başarılı fırlatışı, bu eleştirileri geçersiz kılarak, Blue Origin’in artık rekabet edebilecek seviyeye geldiğini gösteriyor.SpaceX&#039;in sahibi Elon Musk, X hesabından Blue Origin gönderisine yorum yaptı. Musk &quot;İlk denemede yörüngeye ulaştığınız için tebrikler!&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AfRPsiwQrkOjmbf3xFPVIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Blue, Origin, ilk, roketini, fırlattı:, SpaceX, ile, rekabette, önemli, adım</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AfRPsiwQrkOjmbf3xFPVIQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Blue Origin ilk roketini fırlattı: SpaceX ile rekabette önemli adım"><p>Amazon CEO'su ve serveti ile dünyanın en zengin yüz insanından biri olan Jeff Bezos'un sahip olduğu havacılık ve uzay araştırma merkezi Blue Origin, New Glenn adı verilen roketini ilk denemenin iptal edilmesinin ardından bugün fırlattı. New Glenn'in fırlatılması, Elon Musk'ın sahip olduğu havacılık şirketi SpaceX ile rekabette ve uzay yarışında önemli bir adım olarak görülüyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/09UmHX7kd025-Y2_KbuJHw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Amazon CEO’su  Jeff Bezos’un uzay ve havacılık şirketi Blue Origin, New Glenn adlı roketini başarılı bir şekilde fırlattı.
Bu, şirketin daha önce iptal edilen ilk denemesinin ardından elde edilen büyük bir başarı olarak kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_T5lRjXdb0iW_Oq4_m9aTA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New Glenn roketi, adını dünyanın yörüngesinde dolaşan ilk Amerikalı astronot, eski denizci ve senatör John Glenn’den alıyor.
Florida'dan fırlatılan roket, NASA’nın Mariner ve Pioneer uzay araçlarını fırlatmak için kullanılan aynı platformdan yükseldi.
Bu fırlatış, Blue Origin’in SpaceX ile rekabet açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a1uPjzmG_0Kiph1wK54xcw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Perşembe sabahı, ABD'nin çoğu bölgesinde insanlar uyurken, Jeff Bezos'un uzay şirketi ilk roketini yörüngeye göndermeyi başardı. Bu başarı, Blue Origin'in özel uzay yarışına daha ciddi bir şekilde girmeye karar verdiği bir dönüm noktası olarak dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bcTJTYhXl0uFZ_KGrL-OAw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>New Glenn’in başarılı bir uçuş gerçekleştirmesi, onu büyük uydular ve uzay araçları fırlatmak isteyen devlet kurumları ve şirketler için yeni bir seçenek haline getiriyor. Bu, Bezos’un şirketinin SpaceX’e karşı güçlü bir rakip olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Dv366zwdtEirsoX7-5yo2g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yıllardır Blue Origin’i eleştirenler, şirketin SpaceX'ten iki yıl önce kurulmuş olmasına rağmen yörüngeye hiçbir şey göndermediğini vurgulamışlardı. Ancak New Glenn'in başarılı fırlatışı, bu eleştirileri geçersiz kılarak, Blue Origin’in artık rekabet edebilecek seviyeye geldiğini gösteriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K13UjUWYOUe1drRwGBItzg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>SpaceX'in sahibi Elon Musk, X hesabından Blue Origin gönderisine yorum yaptı. Musk "İlk denemede yörüngeye ulaştığınız için tebrikler!" ifadelerini kullandı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>25 yıllık hayal gerçek oluyor: Ay’ın ilk evi yola çıktı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/25-yillik-hayal-gercek-oluyor-ayin-ilk-evi-yola-cikti</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/25-yillik-hayal-gercek-oluyor-ayin-ilk-evi-yola-cikti</guid>
<description><![CDATA[ Uzayın derinliklerine sanatsal bir dokunuş eklemek isteyen İsveçli sanatçı Mikael Genberg, 25 yıllık hayalini sonunda gerçeğe dönüştürdü. Bugün, Ay’a gönderilmek üzere tasarlanan minik bir ev, SpaceX’in Falcon 9 roketiyle NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden yola çıktı.Ay&#039;ın yüzeyine konması planlanan ilk ev bugün  yola çıktı. Minik evin arkasındaki sanatçı, 25 yıldır bu hayalini gerçekleştirmeye çalışıyor.“Moonhouse” (Ay Evi) adı verilen bu minyatür yapı, klasik İsveç evlerinden ilham alıyor. 12 cm uzunluğunda, 8 cm genişliğinde ve 10 cm yüksekliğindeki ev, Ay yüzeyine beyaz köşeleri olan kırmızı bir İsveç evi eklemek gibi şiirsel bir fikri temsil ediyor.Genberg, “Bu fikir, çılgınca ve belki de aptalca ama aynı zamanda zihnimde gerçekten şiirsel bir düşünceydi” diyerek projenin anlamını dile getirdi.Moonhouse, Japonya merkezli ispace’in Resilience aracı tarafından Ay’ın Mare Frigoris bölgesine bırakılacak. İsveçli mühendis Emil Vinterhav liderliğindeki ekip, minyatür evin Ay yolculuğu sırasında karşılaşacağı zorluklara dayanıklı olması için iki yıl boyunca tasarım ve test çalışmaları yürüttü.Moonhouse, Genberg’ün uzaya taşıdığı ilk sanat eseri değil. Projenin daha önceki bir modeli, İsveç’in ilk astronotu Christer Fuglesang tarafından Uluslararası Uzay İstasyonu’na çıkarılmıştı. Ancak bu kez ev, Dünya’yı aşarak Ay yüzeyinde kalıcı bir iz bırakacak.Resilience’ın, 4 ay içinde Ay yüzeyine iniş yapması planlanıyor. Evin bırakılmasının ardından keşif aracı Tenacious, bu sanatsal projeyi görüntülemek için fotoğraflar çekecek.Mikael Genberg ve ekibi, bu minik evin Ay’da büyük bir sembol haline gelmesini umuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hJ2kCW0-ykWwPAkxncrQEw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıllık, hayal, gerçek, oluyor:, Ay’ın, ilk, evi, yola, çıktı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hJ2kCW0-ykWwPAkxncrQEw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="25 yıllık hayal gerçek oluyor: Ay’ın ilk evi yola çıktı"><p>Uzayın derinliklerine sanatsal bir dokunuş eklemek isteyen İsveçli sanatçı Mikael Genberg, 25 yıllık hayalini sonunda gerçeğe dönüştürdü. Bugün, Ay’a gönderilmek üzere tasarlanan minik bir ev, SpaceX’in Falcon 9 roketiyle NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden yola çıktı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/znHZs9zgqU2SkuRi3aX9PQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ay'ın yüzeyine konması planlanan ilk ev bugün  yola çıktı. Minik evin arkasındaki sanatçı, 25 yıldır bu hayalini gerçekleştirmeye çalışıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1KmEmztphEWE5UL12L6tAQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>“Moonhouse” (Ay Evi) adı verilen bu minyatür yapı, klasik İsveç evlerinden ilham alıyor. 12 cm uzunluğunda, 8 cm genişliğinde ve 10 cm yüksekliğindeki ev, Ay yüzeyine beyaz köşeleri olan kırmızı bir İsveç evi eklemek gibi şiirsel bir fikri temsil ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-j-2Ixilj02WmxTJoKtZig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Genberg, “Bu fikir, çılgınca ve belki de aptalca ama aynı zamanda zihnimde gerçekten şiirsel bir düşünceydi” diyerek projenin anlamını dile getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XQLQCctPJU67sKd4BOMmXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Moonhouse, Japonya merkezli ispace’in Resilience aracı tarafından Ay’ın Mare Frigoris bölgesine bırakılacak. İsveçli mühendis Emil Vinterhav liderliğindeki ekip, minyatür evin Ay yolculuğu sırasında karşılaşacağı zorluklara dayanıklı olması için iki yıl boyunca tasarım ve test çalışmaları yürüttü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YVqpnKIX-0mv7I6F9YJo7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Moonhouse, Genberg’ün uzaya taşıdığı ilk sanat eseri değil. Projenin daha önceki bir modeli, İsveç’in ilk astronotu Christer Fuglesang tarafından Uluslararası Uzay İstasyonu’na çıkarılmıştı. Ancak bu kez ev, Dünya’yı aşarak Ay yüzeyinde kalıcı bir iz bırakacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NvfNa-pnBUCmHkCox5337A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Resilience’ın, 4 ay içinde Ay yüzeyine iniş yapması planlanıyor. Evin bırakılmasının ardından keşif aracı Tenacious, bu sanatsal projeyi görüntülemek için fotoğraflar çekecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eoLiOezM-0211jhTVvf92Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mikael Genberg ve ekibi, bu minik evin Ay’da büyük bir sembol haline gelmesini umuyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trump, TikTok&amp;apos;u kurtaracak mı?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/trump-tiktoku-kurtaracak-mi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/trump-tiktoku-kurtaracak-mi</guid>
<description><![CDATA[ Sosyal medya devi TikTok, ABD&#039;ye veda etmeye hazırlanıyor. Amerikalı alıcı bulamaması halinde uygulama, 19 Ocak&#039;ta kapanacak. ABD&#039;nin seçilmiş başkanı Donald Trump&#039;ın TikTok için farklı seçenekleri araştırdığı belirtildi.ABD&#039;de sosyal medya platformu TikTok&#039;un yasaklanması için geri sayım başladı. Amerikalı alıcı bulamaması halinde TikTok, 19 Ocak&#039;ta kapanacak.  Görevi devralmaya hazırlanan başkan Donal Trump&#039;ın TikTok için farklı seçenekleri araştırdığı belirtildi.  Trump&#039;ın ulusal güvenlik danışmanlığına aday gösterdiği Mike Waltz, 20 Ocak&#039;taki yemin töreni sonrası Trump&#039;ın TikTok&#039;u kurtarmak için seçenekleri araştırdığını açıkladı.  Washington Post&#039;un haberine göre Trump, TikTok yasaklama veya satış yasasının uygulanmasını 60 ila 90 gün askıya alacak bir yürütme emri çıkarabilir.  Çin merkezli teknolji devi ByteDance&#039;in uygulamayı 19 Ocak&#039;a kadar satması gerekiyor.  Waltz, TikTok&#039;un Amerikalının kullandığı ve başkanın kampanyasını iletmek için harika bir ugulama olduğunu dile getirdi. Verilerin korunması gerektiğine de vurgu yapan Waltz, &quot; Başkan Trump harika bir arabulucu, alan yaratacağız&quot; dedi.  Trump, başkanlık kampanyasında genç seçmenleri etkilemek için TikTok&#039;u aktif bir şekilde kullanmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fX5ck4X9mkeT2zJ3qLNsUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trump, TikToku, kurtaracak, mı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fX5ck4X9mkeT2zJ3qLNsUQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Trump, TikTok'u kurtaracak mı?"><p>Sosyal medya devi TikTok, ABD'ye veda etmeye hazırlanıyor. Amerikalı alıcı bulamaması halinde uygulama, 19 Ocak'ta kapanacak. ABD'nin seçilmiş başkanı Donald Trump'ın TikTok için farklı seçenekleri araştırdığı belirtildi.</p>ABD'de sosyal medya platformu TikTok'un yasaklanması için geri sayım başladı. Amerikalı alıcı bulamaması halinde TikTok, 19 Ocak'ta kapanacak.  Görevi devralmaya hazırlanan başkan Donal Trump'ın TikTok için farklı seçenekleri araştırdığı belirtildi.  Trump'ın ulusal güvenlik danışmanlığına aday gösterdiği Mike Waltz, 20 Ocak'taki yemin töreni sonrası Trump'ın TikTok'u kurtarmak için seçenekleri araştırdığını açıkladı.  Washington Post'un haberine göre Trump, TikTok yasaklama veya satış yasasının uygulanmasını 60 ila 90 gün askıya alacak bir yürütme emri çıkarabilir.  Çin merkezli teknolji devi ByteDance'in uygulamayı 19 Ocak'a kadar satması gerekiyor.  Waltz, TikTok'un Amerikalının kullandığı ve başkanın kampanyasını iletmek için harika bir ugulama olduğunu dile getirdi. Verilerin korunması gerektiğine de vurgu yapan Waltz, " Başkan Trump harika bir arabulucu, alan yaratacağız" dedi.  Trump, başkanlık kampanyasında genç seçmenleri etkilemek için TikTok'u aktif bir şekilde kullanmıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Çinli hackerlardan ABD Hazinesi&amp;apos;ne saldırı: 400&amp;apos;den fazla bilgisayar hedefte</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cinli-hackerlardan-abd-hazinesine-saldiri-400den-fazla-bilgisayar-hedefte</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/cinli-hackerlardan-abd-hazinesine-saldiri-400den-fazla-bilgisayar-hedefte</guid>
<description><![CDATA[ Çin destekli hackerlar, ABD Hazine Bakanlığı&#039;na büyük bir siber saldırı düzenleyerek 3 binden fazla dosyaya erişim sağladı. Kritik birimlere odaklanan saldırının veri hırsızlığı amacı taşıdığı düşünülüyor.Bloomberg&#039;in haberine göre, Çin destekli bilgisayar korsanları, ABD Hazine Bakanlığı&#039;na büyük bir siber saldırı düzenleyerek 400&#039;den fazla bilgisayara sızdı. Elde edilen rapora göre, saldırıda 3 binden fazla dosyaya erişim sağlandı.  Sızılan bilgiler arasında, politika ve seyahat belgelerinden yaptırımlara ve yabancı yatırımlarla ilgili materyallere kadar kritik içerikler bulunuyor. Hackerların özellikle Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi, Uluslararası İlişkiler Ofisi ve İstihbarat ve Analiz Ofisi gibi stratejik birimlere odaklandığı belirtiliyor. 2 AY SÜREN SİBER SALDIRI Eylül sonundan Kasım ortasına kadar devam eden saldırıda, toplam 419 bilgisayara yetkisiz erişim sağlandığı tespit edildi. Ancak raporda, hackerların Hazine’nin gizli sistemlerine veya e-posta altyapısına ulaşamadığı vurgulandı.  VERİ ÇALINMA İHTİMALİ Uzmanlar, saldırının büyük olasılıkla veri hırsızlığı amacı taşıdığını belirtiyor. İstihbarat yetkilileri ise olayın kapsamlı bir hasar değerlendirmesini yapmak için çalışmalarını sürdürüyor.  Bu tür siber saldırılar, ulusal güvenlik ve ekonomi üzerinde ciddi etkiler yaratma potansiyeline sahip olduğundan, ABD yetkililerinin konuyu uluslararası düzeyde ele alması bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wlaEE_NNekGJ0j82K1UVhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çinli, hackerlardan, ABD, Hazinesine, saldırı:, 400den, fazla, bilgisayar, hedefte</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wlaEE_NNekGJ0j82K1UVhA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Çinli hackerlardan ABD Hazinesi'ne saldırı: 400'den fazla bilgisayar hedefte"><p>Çin destekli hackerlar, ABD Hazine Bakanlığı'na büyük bir siber saldırı düzenleyerek 3 binden fazla dosyaya erişim sağladı. Kritik birimlere odaklanan saldırının veri hırsızlığı amacı taşıdığı düşünülüyor.</p><p>Bloomberg'in haberine göre, Çin destekli bilgisayar korsanları, ABD Hazine Bakanlığı'na büyük bir siber saldırı düzenleyerek 400'den fazla bilgisayara sızdı. Elde edilen rapora göre, saldırıda 3 binden fazla dosyaya erişim sağlandı.  Sızılan bilgiler arasında, politika ve seyahat belgelerinden yaptırımlara ve yabancı yatırımlarla ilgili materyallere kadar kritik içerikler bulunuyor. Hackerların özellikle Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi, Uluslararası İlişkiler Ofisi ve İstihbarat ve Analiz Ofisi gibi stratejik birimlere odaklandığı belirtiliyor. </p><p><strong>2 AY SÜREN SİBER SALDIRI </strong></p><p>Eylül sonundan Kasım ortasına kadar devam eden saldırıda, toplam 419 bilgisayara yetkisiz erişim sağlandığı tespit edildi. Ancak raporda, hackerların Hazine’nin gizli sistemlerine veya e-posta altyapısına ulaşamadığı vurgulandı.  <strong>VERİ ÇALINMA İHTİMALİ </strong></p><p>Uzmanlar, saldırının büyük olasılıkla veri hırsızlığı amacı taşıdığını belirtiyor. İstihbarat yetkilileri ise olayın kapsamlı bir hasar değerlendirmesini yapmak için çalışmalarını sürdürüyor.  Bu tür siber saldırılar, ulusal güvenlik ve ekonomi üzerinde ciddi etkiler yaratma potansiyeline sahip olduğundan, ABD yetkililerinin konuyu uluslararası düzeyde ele alması bekleniyor.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Meghan Markle ve Prens Harry&amp;apos;den Zuckerberg&amp;apos;e tepki: İfade özgürlüğünü baltalıyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/meghan-markle-ve-prens-harryden-zuckerberge-tepki-ifade-oezgurlugunu-baltaliyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/meghan-markle-ve-prens-harryden-zuckerberge-tepki-ifade-oezgurlugunu-baltaliyor</guid>
<description><![CDATA[ Son dönemlerde yaptığı açıklamalarla gündemden düşmeyen, Facebook, Instagram ve WhatsApp&#039;ın sahibi, Meta CEO&#039;su Mark Zuckerberg&#039;e bir tepki de Sussex Dükü ve Düşesi&#039;nden geldi. Prens Harry ve Meghan Markle Zuckerberg&#039;ün teyit politikalarında yaptığı değişiklikleri geri çekmesini istedi.Sussex Dükü ve Düşesi, sosyal medya devleri Facebook ve Instagram’ın ana şirketi Meta&#039;nın doğruluk teyit politikalarını kaldırmasına sert tepki gösterdi. Çift, Mark Zuckerberg&#039;ün bu kararı geri alması çağrısında bulunarak, &quot;Bu, ifade özgürlüğünü baltalayan bir adım&quot; açıklamasını yaptı.Geçtiğimiz hafta Zuckerberg, Meta’nın uzun süredir uyguladığı doğruluk teyit sistemini kaldırarak, Elon Musk&#039;ın X platformunda kullandığı &quot;topluluk notları&quot; modeline geçileceğini duyurdu.
Ancak bu karar, birçok kesimden tepki topladı. Özellikle LGBTQ+ topluluğu, bu değişikliklerin nefret söylemini artırabileceği endişesiyle tepki gösteriyor.
Yeni politikalarla birlikte, LGBTQ+ bireylerin “akıl hastası” olarak tanımlanmasına bile izin verileceği öne sürüldü.Prens Harry ve Meghan Markle, resmi internet sitelerinde yayımladıkları açıklamada, Meta&#039;nın değişikliklerinin &quot;herkesi derinden endişelendirmesi gerektiğini&quot; vurguladı. Çift, şu ifadelere yer verdi:&quot;Görüşlerinizin sol, sağ ya da başka bir yerde olması fark etmez. Meta&#039;nın bu kararı, doğrudan ifade özgürlüğünü baltalıyor. Daha fazla istismara izin vermek ve nefret söylemini normalleştirmek, söylem özgürlüğünü desteklemek yerine kısıtlayacaktır.&quot;
Çift, Meta’nın “insani bağ kurma” misyonuna aykırı bir yol izlediğini ve bu politikaların toplumsal ayrışmayı derinleştireceğini belirtti.Mark Zuckerberg, yaptığı  değişikliği savundu. 
&quot;Hataları azaltmaya, politikalarımızı basitleştirmeye ve platformlarımıza ifade özgürlüğünü yeniden kazandırmaya odaklanıyoruz.&quot;dedi.
Bu süreçte yanlış bilgilere daha az müdahale edeceklerini söyleyen Zuckerberg &quot;Masum kullanıcıların paylaşımlarını haksız yere kaldırmaktan da kaçınacağız.&quot; ifadelerini kullandı.Meta’nın bu değişiklikleri, sadece kendi platformlarını değil, Threads gibi yeni sosyal medya uygulamalarını da etkileyecek. Eleştirmenler, bu kararın nefret söylemi ve yanlış bilginin daha fazla yayılmasına yol açacağını savunuyor.Prens Harry ve Meghan Markle, Meta’yı politikalarını yeniden gözden geçirmeye çağırırken, &quot;Dürüstlük ve kamu güvenliği sözünü tutan liderlere ihtiyaç var&quot; mesajı verdi. Çift, ayrıca bu tür politikaların sağlıklı bir demokrasiyi tehdit ettiğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y-dZlqu16UGN4NQ2mIs7Jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meghan, Markle, Prens, Harryden, Zuckerberge, tepki:, İfade, özgürlüğünü, baltalıyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y-dZlqu16UGN4NQ2mIs7Jw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Meghan Markle ve Prens Harry'den Zuckerberg'e tepki: İfade özgürlüğünü baltalıyor"><p>Son dönemlerde yaptığı açıklamalarla gündemden düşmeyen, Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi, Meta CEO'su Mark Zuckerberg'e bir tepki de Sussex Dükü ve Düşesi'nden geldi. Prens Harry ve Meghan Markle Zuckerberg'ün teyit politikalarında yaptığı değişiklikleri geri çekmesini istedi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BGg7c09vok2JYHJFXkFOIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sussex Dükü ve Düşesi, sosyal medya devleri Facebook ve Instagram’ın ana şirketi Meta'nın doğruluk teyit politikalarını kaldırmasına sert tepki gösterdi. Çift, Mark Zuckerberg'ün bu kararı geri alması çağrısında bulunarak, "Bu, ifade özgürlüğünü baltalayan bir adım" açıklamasını yaptı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h7OLMSTCrUqkdhJQ0IGxIA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Geçtiğimiz hafta Zuckerberg, Meta’nın uzun süredir uyguladığı doğruluk teyit sistemini kaldırarak, Elon Musk'ın X platformunda kullandığı "topluluk notları" modeline geçileceğini duyurdu.
Ancak bu karar, birçok kesimden tepki topladı. Özellikle LGBTQ+ topluluğu, bu değişikliklerin nefret söylemini artırabileceği endişesiyle tepki gösteriyor.
Yeni politikalarla birlikte, LGBTQ+ bireylerin “akıl hastası” olarak tanımlanmasına bile izin verileceği öne sürüldü.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jxIgrrmmO02HClaRKErozg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prens Harry ve Meghan Markle, resmi internet sitelerinde yayımladıkları açıklamada, Meta'nın değişikliklerinin "herkesi derinden endişelendirmesi gerektiğini" vurguladı. Çift, şu ifadelere yer verdi:"Görüşlerinizin sol, sağ ya da başka bir yerde olması fark etmez. Meta'nın bu kararı, doğrudan ifade özgürlüğünü baltalıyor. Daha fazla istismara izin vermek ve nefret söylemini normalleştirmek, söylem özgürlüğünü desteklemek yerine kısıtlayacaktır."
Çift, Meta’nın “insani bağ kurma” misyonuna aykırı bir yol izlediğini ve bu politikaların toplumsal ayrışmayı derinleştireceğini belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HulqQwQ86kCNKKgn3hGNng.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mark Zuckerberg, yaptığı  değişikliği savundu. 
"Hataları azaltmaya, politikalarımızı basitleştirmeye ve platformlarımıza ifade özgürlüğünü yeniden kazandırmaya odaklanıyoruz."dedi.
Bu süreçte yanlış bilgilere daha az müdahale edeceklerini söyleyen Zuckerberg "Masum kullanıcıların paylaşımlarını haksız yere kaldırmaktan da kaçınacağız." ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KGYN1S4hoEiMWT4Mwe4c5Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meta’nın bu değişiklikleri, sadece kendi platformlarını değil, Threads gibi yeni sosyal medya uygulamalarını da etkileyecek. Eleştirmenler, bu kararın nefret söylemi ve yanlış bilginin daha fazla yayılmasına yol açacağını savunuyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1iKTAdaEG0SVKQh4Hb7X3Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Prens Harry ve Meghan Markle, Meta’yı politikalarını yeniden gözden geçirmeye çağırırken, "Dürüstlük ve kamu güvenliği sözünü tutan liderlere ihtiyaç var" mesajı verdi. Çift, ayrıca bu tür politikaların sağlıklı bir demokrasiyi tehdit ettiğini belirtti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apple iOS 18.2’yi duyurdu: Tarihin en büyük güncellemesi geliyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-ios-182yi-duyurdu-tarihin-en-buyuk-guncellemesi-geliyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/apple-ios-182yi-duyurdu-tarihin-en-buyuk-guncellemesi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Apple, iOS 18.2 güncellemesiyle kullanıcı deneyimini yeniden tanımlıyor. Dünyanın en popüler teknoloji firmaları arasında yer alan Apple, bu sürümün iOS tarihindeki en büyük güncelleme olduğunu iddia ediyor. ChatGPT, görsel zeka, Apple Cash gibi kolaylıkları kullanıcılarına sunacak olan şirketin, İOS 18.2 güncellemesinde getireceği başka farklı özelliklerde yer alıyor. İşte herkesin merakla beklediği güncellemenin sunduğu 7 devrim niteliğindeki özellik.Apple, iOS 18.2 güncellemesini resmen duyurdu. iOS tarihinin en büyük güncellemesi olarak tanıtılan bu sürüm, devrim niteliğindeki 7 yenilikçi özelliğiyle kullanıcı deneyimini farklı boyutlara taşımayı planlıyor. Apple, bu güncellemeyle kullanıcılarını hem şaşırtmayı hem de hayatlarını kolaylaştırmayı hedefliyor.İşte İOS 18.2 ile gelmesi beklenen 7 özellik;Artık ChatGPT&#039;yi doğrudan Siri ile kullanabilirsiniz! Siri&#039;ye herhangi bir soru sormanız yeterli; o, fotoğraflar veya belgelerle ilgili soruları da yanıtlayabilir.Çevrenizdeki her şey hakkında anında bilgi alıp, metni yüksek sesle okuyabilir, telefon numaralarını veya adresleri Rehber&#039;e kaydedebilir, metni kopyalayabilir ve hatta saniyeler içinde bilgileri özetleyebilirsiniz.Fikirlerinizi etkileyici görsellere dönüştürebilirsiniz. Basit talimatlarla temalar, mekanlar ve kostümler seçerek hayal gücünüzden harika görseller oluşturabilirsiniz.Uygulamalarınızı güvende tutmak için belirli uygulamaları kilitleyerek, bunlara sadece sizin erişebilmenizi sağlayabilirsiniz. Face ID&#039;yi kendinizi yapılandırabilirsiniz.Apple Cash göndermek veya almak artık çok kolay hale getiriliyor. İki iPhone’u yaklaştırmanızla ödeme anında basit, hızlı ve güvenli şekilde gerçekleşiyor.Gizliliği korumak yalnızca birkaç dokunuşla olabiliyor. Fotoğraflardaki yüzleri bulanıklaştırın veya karartın.İOS 18.2&#039;de Genmoji, özel emojiler tasarlamanıza olanak tanır! Yaratıcılığınızın uçmasına izin verin ve daha önce hiç olmadığı gibi benzersiz emojilerle kendinizi ifade edin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pvmCqKkSHkK3WcET3ZD9BA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Apple, iOS, 18.2’yi, duyurdu:, Tarihin, büyük, güncellemesi, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pvmCqKkSHkK3WcET3ZD9BA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apple iOS 18.2’yi duyurdu: Tarihin en büyük güncellemesi geliyor"><p>Apple, iOS 18.2 güncellemesiyle kullanıcı deneyimini yeniden tanımlıyor. Dünyanın en popüler teknoloji firmaları arasında yer alan Apple, bu sürümün iOS tarihindeki en büyük güncelleme olduğunu iddia ediyor. ChatGPT, görsel zeka, Apple Cash gibi kolaylıkları kullanıcılarına sunacak olan şirketin, İOS 18.2 güncellemesinde getireceği başka farklı özelliklerde yer alıyor. İşte herkesin merakla beklediği güncellemenin sunduğu 7 devrim niteliğindeki özellik.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ctzcpiGHvkeBLjhA5jKY7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Apple, iOS 18.2 güncellemesini resmen duyurdu. iOS tarihinin en büyük güncellemesi olarak tanıtılan bu sürüm, devrim niteliğindeki 7 yenilikçi özelliğiyle kullanıcı deneyimini farklı boyutlara taşımayı planlıyor. Apple, bu güncellemeyle kullanıcılarını hem şaşırtmayı hem de hayatlarını kolaylaştırmayı hedefliyor.İşte İOS 18.2 ile gelmesi beklenen 7 özellik;</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t-7fRaQ7iU-LqmrL8T7-qg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Artık ChatGPT'yi doğrudan Siri ile kullanabilirsiniz! Siri'ye herhangi bir soru sormanız yeterli; o, fotoğraflar veya belgelerle ilgili soruları da yanıtlayabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OHsVMBua6EO-GmN93toSUg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Çevrenizdeki her şey hakkında anında bilgi alıp, metni yüksek sesle okuyabilir, telefon numaralarını veya adresleri Rehber'e kaydedebilir, metni kopyalayabilir ve hatta saniyeler içinde bilgileri özetleyebilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cF68URAR8ECEgjlv0rvEug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fikirlerinizi etkileyici görsellere dönüştürebilirsiniz. Basit talimatlarla temalar, mekanlar ve kostümler seçerek hayal gücünüzden harika görseller oluşturabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cYY0gJiD9kmvWvTrzRDO2A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uygulamalarınızı güvende tutmak için belirli uygulamaları kilitleyerek, bunlara sadece sizin erişebilmenizi sağlayabilirsiniz. Face ID'yi kendinizi yapılandırabilirsiniz.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C4eiFbVFOkm25ZWt5HWq6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Apple Cash göndermek veya almak artık çok kolay hale getiriliyor. İki iPhone’u yaklaştırmanızla ödeme anında basit, hızlı ve güvenli şekilde gerçekleşiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bKd7JpWbFk2c4MAh-ueqBQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Gizliliği korumak yalnızca birkaç dokunuşla olabiliyor. Fotoğraflardaki yüzleri bulanıklaştırın veya karartın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uI9yvZ6fcUuYwo3PE2J69Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İOS 18.2'de Genmoji, özel emojiler tasarlamanıza olanak tanır! Yaratıcılığınızın uçmasına izin verin ve daha önce hiç olmadığı gibi benzersiz emojilerle kendinizi ifade edin.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>James Webb Teleskobu&amp;apos;ndan yeni keşif: 350 yıl önce patlayan süpernova</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/james-webb-teleskobundan-yeni-kesif-350-yil-oence-patlayan-supernova</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/james-webb-teleskobundan-yeni-kesif-350-yil-oence-patlayan-supernova</guid>
<description><![CDATA[ NASA&#039;nın James Webb Uzay Teleskobu, 350 yıl önce meydana gelen bir süpernovanın ışık yankısını görüntüleyerek uzaydaki gaz ve toz bulutlarının detaylı üç boyutlu haritasını çıkardı. Bu yeni gözlemler, bilim insanlarının yıldızlararası ortamın yapısını daha iyi anlamayı hedeflemesine olanak tanıdı.NASA&#039;nın James Webb Uzay Teleskobu, 350 yıl önce gerçekleşen bir süpernovanın ışık yankısını inceleyerek, uzaydaki gaz ve toz bulutlarının üç boyutlu yapısını ortaya koydu ve yıldızlararası ortamın daha önce keşfedilmeyen detaylarını gün yüzüne çıkardı.Cassiopeia Takımyıldızı&#039;nda bulunan süpernova kalıntısı, patlama sırasında yayılan güçlü X-ışınları ve morötesi ışık sayesinde uzaydaki gaz ve toz bulutlarını ısıtarak parlamalarına neden olmuştu.
Webb Teleskobu, bu ışık yankısını detaylı bir şekilde inceleyerek daha önce bilinmeyen düğüm, katman ve bulut yapılarının ortaya çıkmasını sağladı.Araştırma ekibinden Dr. Jacob Jencson, &quot;Bu kadar detaylı bir görüntü beklemiyorduk. Ortaya çıkan katmanlar tıpkı bir soğanın halkaları gibi&quot; dedi. Uzmanlar, elde edilen görüntülerin yıldızlararası ortamın gerçek yapısına dair önemli ipuçları sunduğunu belirtiyor.Webb Teleskobu&#039;nun NIRCam (Yakın Kızılötesi Kamera) ile çekilen görüntüler, toz ve gaz bulutlarının daha önce bilinmeyen karmaşık yapısını gözler önüne serdi. Bilim insanları, bu verilerin yıldızlararası manyetik alanlar ve galaksilerdeki toz dinamikleri hakkında yeni bilgiler sağlayacağını düşünüyor.
Araştırmaya katılan Dr. Armin Rest, &quot;Bu çalışma, tıpkı bir tıbbi tomografi taraması gibi, uzaydaki yapıları üç boyutlu olarak anlamamıza yardımcı olacak&quot; şeklinde açıklama yaptı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1eC4zoHGk0ipDIy-SsnjgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>James, Webb, Teleskobundan, yeni, keşif:, 350, yıl, önce, patlayan, süpernova</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1eC4zoHGk0ipDIy-SsnjgA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="James Webb Teleskobu'ndan yeni keşif: 350 yıl önce patlayan süpernova"><p>NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu, 350 yıl önce meydana gelen bir süpernovanın ışık yankısını görüntüleyerek uzaydaki gaz ve toz bulutlarının detaylı üç boyutlu haritasını çıkardı. Bu yeni gözlemler, bilim insanlarının yıldızlararası ortamın yapısını daha iyi anlamayı hedeflemesine olanak tanıdı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ytwdwI2J0kiflH-zjmWYag.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu, 350 yıl önce gerçekleşen bir süpernovanın ışık yankısını inceleyerek, uzaydaki gaz ve toz bulutlarının üç boyutlu yapısını ortaya koydu ve yıldızlararası ortamın daha önce keşfedilmeyen detaylarını gün yüzüne çıkardı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sXQbUofKukmHMUhbqSCFBA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Cassiopeia Takımyıldızı'nda bulunan süpernova kalıntısı, patlama sırasında yayılan güçlü X-ışınları ve morötesi ışık sayesinde uzaydaki gaz ve toz bulutlarını ısıtarak parlamalarına neden olmuştu.
Webb Teleskobu, bu ışık yankısını detaylı bir şekilde inceleyerek daha önce bilinmeyen düğüm, katman ve bulut yapılarının ortaya çıkmasını sağladı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ehy4O2i0Q0Cud0biWJbbzQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırma ekibinden Dr. Jacob Jencson, "Bu kadar detaylı bir görüntü beklemiyorduk. Ortaya çıkan katmanlar tıpkı bir soğanın halkaları gibi" dedi. Uzmanlar, elde edilen görüntülerin yıldızlararası ortamın gerçek yapısına dair önemli ipuçları sunduğunu belirtiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pnybSeokvk2IAknBuHhnkA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Webb Teleskobu'nun NIRCam (Yakın Kızılötesi Kamera) ile çekilen görüntüler, toz ve gaz bulutlarının daha önce bilinmeyen karmaşık yapısını gözler önüne serdi. Bilim insanları, bu verilerin yıldızlararası manyetik alanlar ve galaksilerdeki toz dinamikleri hakkında yeni bilgiler sağlayacağını düşünüyor.
Araştırmaya katılan Dr. Armin Rest, "Bu çalışma, tıpkı bir tıbbi tomografi taraması gibi, uzaydaki yapıları üç boyutlu olarak anlamamıza yardımcı olacak" şeklinde açıklama yaptı.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Uzayda hayatta kalma mücadelesi: 7 ay sonra ilk adım</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/uzayda-hayatta-kalma-mucadelesi-7-ay-sonra-ilk-adim</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/uzayda-hayatta-kalma-mucadelesi-7-ay-sonra-ilk-adim</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası Uzay İstasyonu’nda mahsur kalan astronotlardan Suni Williams, 7 aylık bekleyişin ardından uzay yürüyüşü yaptı. NASA&#039;nın Boeing&#039;in arızalı kapsülüyle Dünya&#039;ya geri getirmenin çok riskli olduğuna karar vermesinin ardından iki astronotun dönüşü aylardır gecikiyor.Uluslararası Uzay İstasyonu&#039;nda (ISS) yedi aydır mahsur durumdaki iki astronottan biri olan Suni Williams, Perşembe günü istasyona vardığından bu yana ilk kez uzay yürüyüşüne çıktı.NASA TV’nin canlı yayınladığı görüntülerde, Williams ve Butch Wilmore&#039;un uzay yürüyüşü sırasında iş birliği yaptığı anlar yer aldı. Williams’ın telsizden duyulan, “Dışarı çıkıyorum” sözleri, uzaydaki uzun bekleyişlerine bir hareketlilik kazandırdı. Uzay yürüyüşü sırasında ISS, Türkmenistan&#039;ın 420 kilometre üzerindeki yörüngede ilerliyordu.Williams ve Wilmore, 5 Haziran 2024’te Boeing’in yeni Starliner kapsülüyle bir haftalık test uçuşu için ISS’ye gönderilmişti. Ancak Starliner kapsülünde çıkan teknik sorunlar nedeniyle iki astronotun dönüşü ertelendi ve kapsülün boş olarak Dünya’ya dönmesi kararlaştırıldı.Sorunlar bununla sınırlı kalmadı. NASA’nın astronot kıyafetindeki soğutma döngüsünden kaynaklanan su sızıntısı nedeniyle uzay yürüyüşleri geçici olarak askıya alınmıştı. Ancak sorunun çözülmesiyle birlikte astronotlar yeniden harekete geçti.Görevi devralması planlanan SpaceX’in yedek kapsülünün fırlatılış tarihi de ertelendi. NASA’dan yapılan açıklamaya göre, astronotların Dünya’ya dönüşü mart sonu ya da nisan başına kadar gerçekleşemeyecek. İstasyonda geçen süre, toplamda yaklaşık 10 ayı bulacak.
Haziran ayından beri uzayda yaşayan astronotların uzun süreli kalışı, radyasyona maruz kalma risklerini de artırdı. Bu durumun kanser ve diğer sağlık sorunlarına yol açabileceği kaydedildi.Bu zorlu bekleyiş, sadece teknik arızaların değil, aynı zamanda astronotların dayanıklılık ve problem çözme kabiliyetlerinin de sınandığı bir süreç olarak tarihe geçiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F3sn4EZ0cEitISBSXjg03Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzayda, hayatta, kalma, mücadelesi:, sonra, ilk, adım</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F3sn4EZ0cEitISBSXjg03Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Uzayda hayatta kalma mücadelesi: 7 ay sonra ilk adım"><p>Uluslararası Uzay İstasyonu’nda mahsur kalan astronotlardan Suni Williams, 7 aylık bekleyişin ardından uzay yürüyüşü yaptı. NASA'nın Boeing'in arızalı kapsülüyle Dünya'ya geri getirmenin çok riskli olduğuna karar vermesinin ardından iki astronotun dönüşü aylardır gecikiyor.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6FOYn9dbjUSoN8uaO5o20g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (ISS) yedi aydır mahsur durumdaki iki astronottan biri olan Suni Williams, Perşembe günü istasyona vardığından bu yana ilk kez uzay yürüyüşüne çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fhP1PmC2FESk9XglIM7YHA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA TV’nin canlı yayınladığı görüntülerde, Williams ve Butch Wilmore'un uzay yürüyüşü sırasında iş birliği yaptığı anlar yer aldı. Williams’ın telsizden duyulan, “Dışarı çıkıyorum” sözleri, uzaydaki uzun bekleyişlerine bir hareketlilik kazandırdı. Uzay yürüyüşü sırasında ISS, Türkmenistan'ın 420 kilometre üzerindeki yörüngede ilerliyordu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MQy9rNzrZEuwwdo25d4Vyg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Williams ve Wilmore, 5 Haziran 2024’te Boeing’in yeni Starliner kapsülüyle bir haftalık test uçuşu için ISS’ye gönderilmişti. Ancak Starliner kapsülünde çıkan teknik sorunlar nedeniyle iki astronotun dönüşü ertelendi ve kapsülün boş olarak Dünya’ya dönmesi kararlaştırıldı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d07by7laWUq8PYQybSnbkw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sorunlar bununla sınırlı kalmadı. NASA’nın astronot kıyafetindeki soğutma döngüsünden kaynaklanan su sızıntısı nedeniyle uzay yürüyüşleri geçici olarak askıya alınmıştı. Ancak sorunun çözülmesiyle birlikte astronotlar yeniden harekete geçti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qs698gUvDUiA5f8OvGj3WQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Görevi devralması planlanan SpaceX’in yedek kapsülünün fırlatılış tarihi de ertelendi. NASA’dan yapılan açıklamaya göre, astronotların Dünya’ya dönüşü mart sonu ya da nisan başına kadar gerçekleşemeyecek. İstasyonda geçen süre, toplamda yaklaşık 10 ayı bulacak.
Haziran ayından beri uzayda yaşayan astronotların uzun süreli kalışı, radyasyona maruz kalma risklerini de artırdı. Bu durumun kanser ve diğer sağlık sorunlarına yol açabileceği kaydedildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Djo4FrMjYk2b42tEbz42NQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu zorlu bekleyiş, sadece teknik arızaların değil, aynı zamanda astronotların dayanıklılık ve problem çözme kabiliyetlerinin de sınandığı bir süreç olarak tarihe geçiyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hafıza gücünü artıran 9 basit alışkanlık: Bilgiyi depolama ve hatırlama yeteneğini geliştiriyor</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/hafiza-gucunu-artiran-9-basit-aliskanlik-bilgiyi-depolama-ve-hatirlama-yetenegini-gelistiriyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/hafiza-gucunu-artiran-9-basit-aliskanlik-bilgiyi-depolama-ve-hatirlama-yetenegini-gelistiriyor</guid>
<description><![CDATA[ Hafızamız ve bildiklerimizi zihnimizde tutma gücümüz günlük hayatımızda önemli bir rol oynar. Hafızanızı güçlü tutmak sağlıklı bir beyne sahip olmak için önemlidir. Küçük alışkanlıkların beynimizin bilgiyi depolama ve hatırlama yeteneğini büyük ölçüde geliştirebileceğini biliyor muydunuz? Bu küçük değişiklikler çok fazla çaba gerektirmez ancak zamanla büyük sonuçlar verebilir. İşte beynimize hafıza desteği sağlayabilecek ve bilgileri daha iyi tutmamıza yardımcı olabilecek 9 basit alışkanlık.Güne bir bardak suyla başlamak beynimiz için harikalar yaratabilir. Saatlerce uykudan sonra vücudumuz susuz kalır ve bu da beyin performansını düşürebilir.Su içmek konsantrasyonu, hafızayı ve genel bilişsel işlevi iyileştirir. Hatırlatıcı olarak yatağımızın yanında bir bardak su bulundurun!Sağlıklı bir beyin için kaliteli uyku vazgeçilmezdir. Beyninizin anıları pekiştirdiği ve gün boyunca edindiği bilgileri işlediği yer uykudur. Yatmadan bir saat önce ekran kullanmaktan kaçının ve hafızanızı geliştirmek için tutarlı bir uyku programına bağlı kalın.Bir şeyleri yazmak sadece hatırlamanıza yardımcı olmaz; aynı zamanda düşüncelerinizi de düzenler. Görevleri, fikirleri veya hatta rastgele düşünceleri not ettiğinizde, beyniniz bilgileri önemli olarak ele alır ve daha iyi hatırlamanıza yardımcı olur. Bonus ipucu: Daha ilgi çekici hale getirmek için renkli kalemler veya yapışkan notlar kullanın!Meyveler, ıspanak, kuruyemişler ve bitter çikolata gibi hafızayı güçlendiren yiyecekleri beslenmenize dahil edin. Bunlar beyin hücrelerini hasardan koruyan ve bilişsel işlevleri geliştiren antioksidanlarla doludur. Bir avuç ceviz veya badem sizin için vazgeçilmez beyin atıştırmalığı olabilir.Sohbetlere katılırken, tamamen diğer kişiye odaklanın. Telefonunuzu kontrol etmek veya dalıp gitmek gibi dikkat dağıtıcı şeylerden kaçının. Aktif dinleme, beyninizin bilgiyi işleme ve saklama yeteneğini güçlendirir ve daha sonra ayrıntıları hatırlamanızı kolaylaştırır.Tempolu bir yürüyüş kadar basit bir fiziksel aktivite bile beyne giden kan akışını artırarak hafızayı ve dikkati geliştirir. Her gün en az 20 dakika yürümeyi hedefleyin; bu, zihninizi keskinleştirirken formda kalmanın kolay bir yoludur.Bulmacalar, bulmacalar, hafıza oyunları veya hatta beyin eğitimi için tasarlanmış uygulamalar hafızanızı geliştirebilir. Bu aktiviteler beyninizi zorlar, yeni sinirsel bağlantılar oluşturmasını ve bilişsel esnekliğini geliştirmesini teşvik eder.Stres hafızanızı bulandırabilir ve odaklanmanızı azaltabilir. Derin nefes alma gibi basit bir alışkanlık zihninizi sakinleştirebilir ve beyninizin bilgi depolama yeteneğini geliştirebilir. Zihninizi temizlemek için her gün 5 dakika yavaş, derin nefesler alarak pratik yapın.Bilgiyi saklamanın en iyi yollarından biri onu başkasına öğretmektir. Bir şeyi açıkladığınızda, beyniniz bilgiyi daha derinden işler ve hatırlamayı kolaylaştırır. İster bir arkadaşınız, ister aile üyeniz, hatta aynadaki kendiniz olsun, bilgi paylaşımı hafızayı güçlendirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3p691nO1cUaXq1u8T-v8JA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hafıza, gücünü, artıran, basit, alışkanlık:, Bilgiyi, depolama, hatırlama, yeteneğini, geliştiriyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3p691nO1cUaXq1u8T-v8JA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Hafıza gücünü artıran 9 basit alışkanlık: Bilgiyi depolama ve hatırlama yeteneğini geliştiriyor"><p>Hafızamız ve bildiklerimizi zihnimizde tutma gücümüz günlük hayatımızda önemli bir rol oynar. Hafızanızı güçlü tutmak sağlıklı bir beyne sahip olmak için önemlidir. Küçük alışkanlıkların beynimizin bilgiyi depolama ve hatırlama yeteneğini büyük ölçüde geliştirebileceğini biliyor muydunuz? Bu küçük değişiklikler çok fazla çaba gerektirmez ancak zamanla büyük sonuçlar verebilir. İşte beynimize hafıza desteği sağlayabilecek ve bilgileri daha iyi tutmamıza yardımcı olabilecek 9 basit alışkanlık.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UYPgocv8K0uXhYn9jiIvVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Güne bir bardak suyla başlamak beynimiz için harikalar yaratabilir. Saatlerce uykudan sonra vücudumuz susuz kalır ve bu da beyin performansını düşürebilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oMp79fpzIUuWQqfVe8l3zA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Su içmek konsantrasyonu, hafızayı ve genel bilişsel işlevi iyileştirir. Hatırlatıcı olarak yatağımızın yanında bir bardak su bulundurun!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SZ1vJpzykkWX-BuHrQENuA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sağlıklı bir beyin için kaliteli uyku vazgeçilmezdir. Beyninizin anıları pekiştirdiği ve gün boyunca edindiği bilgileri işlediği yer uykudur. Yatmadan bir saat önce ekran kullanmaktan kaçının ve hafızanızı geliştirmek için tutarlı bir uyku programına bağlı kalın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/STvvmRPSok6GZyWT_8f75w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bir şeyleri yazmak sadece hatırlamanıza yardımcı olmaz; aynı zamanda düşüncelerinizi de düzenler. Görevleri, fikirleri veya hatta rastgele düşünceleri not ettiğinizde, beyniniz bilgileri önemli olarak ele alır ve daha iyi hatırlamanıza yardımcı olur. Bonus ipucu: Daha ilgi çekici hale getirmek için renkli kalemler veya yapışkan notlar kullanın!</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v713ayJ860WRqXsFTgSoRA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Meyveler, ıspanak, kuruyemişler ve bitter çikolata gibi hafızayı güçlendiren yiyecekleri beslenmenize dahil edin. Bunlar beyin hücrelerini hasardan koruyan ve bilişsel işlevleri geliştiren antioksidanlarla doludur. Bir avuç ceviz veya badem sizin için vazgeçilmez beyin atıştırmalığı olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/G2sLmM8VTk2izNFhEf6B8Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sohbetlere katılırken, tamamen diğer kişiye odaklanın. Telefonunuzu kontrol etmek veya dalıp gitmek gibi dikkat dağıtıcı şeylerden kaçının. Aktif dinleme, beyninizin bilgiyi işleme ve saklama yeteneğini güçlendirir ve daha sonra ayrıntıları hatırlamanızı kolaylaştırır.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3YqGsZtnF0iFGuJI_Sxjfg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Tempolu bir yürüyüş kadar basit bir fiziksel aktivite bile beyne giden kan akışını artırarak hafızayı ve dikkati geliştirir. Her gün en az 20 dakika yürümeyi hedefleyin; bu, zihninizi keskinleştirirken formda kalmanın kolay bir yoludur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eamIMn0nrkG5-qiMxR242Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bulmacalar, bulmacalar, hafıza oyunları veya hatta beyin eğitimi için tasarlanmış uygulamalar hafızanızı geliştirebilir. Bu aktiviteler beyninizi zorlar, yeni sinirsel bağlantılar oluşturmasını ve bilişsel esnekliğini geliştirmesini teşvik eder.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zS8R4wEVHEa8yNDRrf9ynQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Stres hafızanızı bulandırabilir ve odaklanmanızı azaltabilir. Derin nefes alma gibi basit bir alışkanlık zihninizi sakinleştirebilir ve beyninizin bilgi depolama yeteneğini geliştirebilir. Zihninizi temizlemek için her gün 5 dakika yavaş, derin nefesler alarak pratik yapın.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0HwG4kHbsk6Qe2aVSO87bw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilgiyi saklamanın en iyi yollarından biri onu başkasına öğretmektir. Bir şeyi açıkladığınızda, beyniniz bilgiyi daha derinden işler ve hatırlamayı kolaylaştırır. İster bir arkadaşınız, ister aile üyeniz, hatta aynadaki kendiniz olsun, bilgi paylaşımı hafızayı güçlendirir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Musk&amp;apos;ın hayal kırıklığı: Starship test uçuşunda parçalandı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/muskin-hayal-kirikligi-starship-test-ucusunda-parcalandi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/muskin-hayal-kirikligi-starship-test-ucusunda-parcalandi</guid>
<description><![CDATA[ SPACEX, Starship&#039;in gerçekleştirdiği test uçuşu sırasında parçalandığını duyurdu. Sosyal medyada paylaşılan videolarda, gökyüzünde enkaz parçaları görüldü. Şirketin CEO&#039;su Elon Musk, olayın ardından “Başarı garantili değil, ancak eğlence kesin” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5euYafi8Z0C0Lb1VXgf7Iw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muskın, hayal, kırıklığı:, Starship, test, uçuşunda, parçalandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5euYafi8Z0C0Lb1VXgf7Iw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Musk'ın hayal kırıklığı: Starship test uçuşunda parçalandı"><p>SPACEX, Starship'in gerçekleştirdiği test uçuşu sırasında parçalandığını duyurdu. Sosyal medyada paylaşılan videolarda, gökyüzünde enkaz parçaları görüldü. Şirketin CEO'su Elon Musk, olayın ardından “Başarı garantili değil, ancak eğlence kesin” ifadelerini kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Avrupa Birliği&amp;apos;nin X davası: Yeni önlemler alındığı açıklandı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/avrupa-birliginin-x-davasi-yeni-oenlemler-alindigi-aciklandi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/avrupa-birliginin-x-davasi-yeni-oenlemler-alindigi-aciklandi</guid>
<description><![CDATA[ Avrupa Birliği (AB), X sosyal medya platformuna yönelik soruşturmasının kapsamını genişletti ve algoritmalarına ilişkin daha fazla bilgi talep etti. AB, Dijital Hizmetler Yasası&#039;nı ihlal edip etmediğini değerlendirmek üzere X&#039;e resmi soruşturma başlatmıştı.AB Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası kapsamında X&#039;e yönelik devam eden soruşturmada yeni önlemler alındığını açıkladı.  Açıklamada, X platformundan tavsiye sistemlerine ilişkin ek taleplerde bulunulduğu belirtilerek, &quot;Komisyon, şirketten 15 Şubat 2025&#039;e kadar tavsiye sistemleri ve bunlarda yapılan son değişiklikler hakkında dahili dokümanlar sunmasını talep ediyor.&quot; ifadesi kullanıldı.  Soruşturma kapsamında X&#039;e, 31 Aralık tarihine kadar tavsiye algoritmalarının tasarımında ve işleyişinde yapılacak gelecekteki değişikliklere ilişkin dahili dokümanları ve bilgileri saklama emri gönderildiği ifade edilen açıklamada, X&#039;ten içeriğine yönelik teknik arayüzlere erişim talebinde de bulunulduğu kaydedildi.  AB Komisyonunun Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen de konuyla ilgili açıklamasında, &quot;Bugün, X&#039;in tavsiye sistemlerinin Dijital Hizmetler Yasası kapsamındaki yükümlülüklere uyumuna ışık tutmak için daha fazla adım atıyoruz.&quot; değerlendirmesinde bulundu.  Virkkunen, AB&#039;de faaliyet gösteren her platformun, adil, güvenli ve demokratik olmasını amaçladıklarını belirtti.  AB, 2023 Aralık ayında X&#039;in risk yönetimi, içerik denetimi, modelleri, reklam şeffaflığı ve araştırmacıların veri erişimi gibi alanlarda Dijital Hizmetler Yasası&#039;nı ihlal edip etmediğini değerlendirmek üzere resmi soruşturma başlatmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nRNeEpfAOEChqjgpMvJStQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avrupa, Birliğinin, davası:, Yeni, önlemler, alındığı, açıklandı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nRNeEpfAOEChqjgpMvJStQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Avrupa Birliği'nin X davası: Yeni önlemler alındığı açıklandı"><p>Avrupa Birliği (AB), X sosyal medya platformuna yönelik soruşturmasının kapsamını genişletti ve algoritmalarına ilişkin daha fazla bilgi talep etti. AB, Dijital Hizmetler Yasası'nı ihlal edip etmediğini değerlendirmek üzere X'e resmi soruşturma başlatmıştı.</p>AB Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası kapsamında X'e yönelik devam eden soruşturmada yeni önlemler alındığını açıkladı.  Açıklamada, X platformundan tavsiye sistemlerine ilişkin ek taleplerde bulunulduğu belirtilerek, "Komisyon, şirketten 15 Şubat 2025'e kadar tavsiye sistemleri ve bunlarda yapılan son değişiklikler hakkında dahili dokümanlar sunmasını talep ediyor." ifadesi kullanıldı.  Soruşturma kapsamında X'e, 31 Aralık tarihine kadar tavsiye algoritmalarının tasarımında ve işleyişinde yapılacak gelecekteki değişikliklere ilişkin dahili dokümanları ve bilgileri saklama emri gönderildiği ifade edilen açıklamada, X'ten içeriğine yönelik teknik arayüzlere erişim talebinde de bulunulduğu kaydedildi.  AB Komisyonunun Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen de konuyla ilgili açıklamasında, "Bugün, X'in tavsiye sistemlerinin Dijital Hizmetler Yasası kapsamındaki yükümlülüklere uyumuna ışık tutmak için daha fazla adım atıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.  Virkkunen, AB'de faaliyet gösteren her platformun, adil, güvenli ve demokratik olmasını amaçladıklarını belirtti.  AB, 2023 Aralık ayında X'in risk yönetimi, içerik denetimi, modelleri, reklam şeffaflığı ve araştırmacıların veri erişimi gibi alanlarda Dijital Hizmetler Yasası'nı ihlal edip etmediğini değerlendirmek üzere resmi soruşturma başlatmıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Beyin cerrahisinde çığır açıcı keşif: Pirinç tanesi boyutunda &amp;quot;Mikro Robotlar&amp;quot;</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/beyin-cerrahisinde-cigir-acici-kesif-pirinc-tanesi-boyutunda-mikro-robotlar</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/beyin-cerrahisinde-cigir-acici-kesif-pirinc-tanesi-boyutunda-mikro-robotlar</guid>
<description><![CDATA[ Fransa merkezli Robeauté şirketi, beyin cerrahisinde devrim yaratacak mikro robotlarını tanıttı. Pirinç tanesi boyutundaki bu robotlar, nörolojik rahatsızlıkların teşhis ve tedavisi için geliştirildi.Fransa merkezli Robeauté şirketi, beyin cerrahisinde devrim yaratacak pirinç tanesi boyutunda mikro robotlar geliştirdi.Sadece birkaç milimetre boyutunda olan robotlar, kafatasında açılan 3 milimetrelik küçük bir delikten beyne yerleştiriliyor. Beyindeki hücrelerarası maddede ilerleyerek erişilmesi zor bölgelere ulaşabilen bu robotlar, cerrahide yeni bir dönemin habercisi olabilir.Fransız mühendisler, bu mikro robotların beyin dokusuna, geleneksel iğne veya elektrot tekniklerinden çok daha az zarar verdiğini vurguluyor. Otonom şekilde hareket edebilen robotlar, beyin cerrahlarının belirlediği rotaları takip etmek üzere tasarlandı ve hareketleri gerçek zamanlı olarak izlenebiliyor.Mikroskobik robotlar, hayvanlarda yapılan deneylerde tümör biyopsisi uygulamalarında başarı gösterdi. Ayrıca beyne ilaç iletimi, elektrot yerleştirme ve veri toplama gibi işlemlerde de kullanılabilecek.Şirket, insan deneylerinin başarılı geçmesi durumunda, bu yenilikçi teknolojiyi 2030 yılına kadar ilaç iletiminde kullanmak üzere ruhsatlandırmayı hedefliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a0QRSoMjH0unclm0XYHJRA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, cerrahisinde, çığır, açıcı, keşif:, Pirinç, tanesi, boyutunda, Mikro, Robotlar</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a0QRSoMjH0unclm0XYHJRA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Beyin cerrahisinde çığır açıcı keşif: Pirinç tanesi boyutunda " mikro robotlar><p>Fransa merkezli Robeauté şirketi, beyin cerrahisinde devrim yaratacak mikro robotlarını tanıttı. Pirinç tanesi boyutundaki bu robotlar, nörolojik rahatsızlıkların teşhis ve tedavisi için geliştirildi.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zeFntf2YU0Sg_ZLZ_VkTYQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fransa merkezli Robeauté şirketi, beyin cerrahisinde devrim yaratacak pirinç tanesi boyutunda mikro robotlar geliştirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1hVaQlMKQkWX1DQ1ubkyww.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sadece birkaç milimetre boyutunda olan robotlar, kafatasında açılan 3 milimetrelik küçük bir delikten beyne yerleştiriliyor. Beyindeki hücrelerarası maddede ilerleyerek erişilmesi zor bölgelere ulaşabilen bu robotlar, cerrahide yeni bir dönemin habercisi olabilir.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FnZcaSpFWEmnUFsWOuOH7g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Fransız mühendisler, bu mikro robotların beyin dokusuna, geleneksel iğne veya elektrot tekniklerinden çok daha az zarar verdiğini vurguluyor. Otonom şekilde hareket edebilen robotlar, beyin cerrahlarının belirlediği rotaları takip etmek üzere tasarlandı ve hareketleri gerçek zamanlı olarak izlenebiliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RJ_EFGsIBEanftfpiP-5DQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mikroskobik robotlar, hayvanlarda yapılan deneylerde tümör biyopsisi uygulamalarında başarı gösterdi. Ayrıca beyne ilaç iletimi, elektrot yerleştirme ve veri toplama gibi işlemlerde de kullanılabilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/77EYQZDP10yVKh_SPK0s2Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Şirket, insan deneylerinin başarılı geçmesi durumunda, bu yenilikçi teknolojiyi 2030 yılına kadar ilaç iletiminde kullanmak üzere ruhsatlandırmayı hedefliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HİSAR&amp;O hedefi tam isabetle vurdu</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/hisar-o-hedefi-tam-isabetle-vurdu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/hisar-o-hedefi-tam-isabetle-vurdu</guid>
<description><![CDATA[ HİSAR-O orta irtifa hava savunma füze sistemi, atışlı test faaliyetinde hedefini tam isabetle vurdu.Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, HİSAR-O&#039;nun atışlı test faaliyetinde hedefi tam isabetle vurduğunu duyurdu.   Test atışına ilişkin görüntüleri de paylaşan Görgün, &quot;Türk savunma sanayinin göz bebeği HİSAR-O hava ve füze savunma sistemi, seri üretim atışlı testlerinden bir tanesini daha başarıyla tamamladı. Bu başarı, savunma sanayimizin seri üretim kabiliyetlerini ve teknolojik üstünlüğünü bir kez daha kanıtladı. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine teslim etmeye devam ettiğimiz bu yeni nesil sistem, uzak menzil ve yüksek irtifadaki hedefleri tam isabetle vurdu.&quot; dedi.Görgün, &quot;Bu gurur verici başarıda emeği geçen başta ASELSAN, Roketsan ve başkanlığımız personeli olmak üzere, tüm alt yüklenicilerimize teşekkür ederiz. Ülkemizin savunma teknolojilerindeki yükselişi, her geçen gün daha da güçlenerek devam ediyor&quot; ifadelerini de kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DZUnZ2ymk0KMj_rD9Vmebw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>HİSAR-O, hedefi, tam, isabetle, vurdu</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DZUnZ2ymk0KMj_rD9Vmebw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="HİSAR-O hedefi tam isabetle vurdu"><p>HİSAR-O orta irtifa hava savunma füze sistemi, atışlı test faaliyetinde hedefini tam isabetle vurdu.</p><p><strong>Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün</strong>, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, HİSAR-O'nun atışlı test faaliyetinde hedefi tam isabetle vurduğunu duyurdu.   Test atışına ilişkin görüntüleri de paylaşan Görgün, "Türk savunma sanayinin göz bebeği <strong>HİSAR-O hava ve füze savunma sistemi</strong>, seri üretim atışlı testlerinden bir tanesini daha başarıyla tamamladı. Bu başarı, savunma sanayimizin seri üretim kabiliyetlerini ve teknolojik üstünlüğünü bir kez daha kanıtladı. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine teslim etmeye devam ettiğimiz bu yeni nesil sistem, uzak menzil ve yüksek irtifadaki hedefleri tam isabetle vurdu." dedi.</p><p>Görgün, "Bu gurur verici başarıda emeği geçen başta ASELSAN, Roketsan ve başkanlığımız personeli olmak üzere, tüm alt yüklenicilerimize teşekkür ederiz. Ülkemizin savunma teknolojilerindeki yükselişi, her geçen gün daha da güçlenerek devam ediyor" ifadelerini de kullandı.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır: Ay&amp;apos;a erişmeye hedefliyoruz</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-fatih-kacir-aya-erismeye-hedefliyoruz</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-fatih-kacir-aya-erismeye-hedefliyoruz</guid>
<description><![CDATA[ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Ay&#039;a erişmeye hedefliyoruz. Bu yönelik bir proje yürütüyoruz. Ay 380 bin kilometre &#039;de bunu da Türkiye kendi insan kaynağıyla kendi mühendisleriyle başaracağız” dedi.Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye&#039;nin Türkiye Yüz yılına hazırlanma sürecinin en önemli, en kıymetli unsuru olarak gördüğümüz Milli Teknoloji Hamlesinin yolculuğunun öznesi, sahibi Türk gençleri, Teknofest kuşağı. Türk gençleri ile yapılan her iş bizim için çok kıymetli. Ümit ediyorum ki sizlerin arasından Türkiye&#039;nin geleceğine ışık tutacak, geleceğe taşıyacak, dünyada süper lige çıkaracak nice işlere imza atan bilim insanlarımız araştırmacılarımız, mühendislerimiz yetişecek. Sizlerin arasında Aziz Sancarlar geleceğin Selçuk Bayraktarları gelişecek.” şeklinde konuştu.  “AY&#039;A ERİŞMEYİ HEDELİYORUZ&quot;  Konuşmasının devamında Türkiye&#039;nin teknoloji sistemleri ürünleri geliştiren bir ülke olduğuna vurgu yapan Bakan Kacır, &quot;Türkiye artık bazı alanlarda başkalarında çok nitelikli yüksek teknoloji sistemleri ürünleri geliştiren üreten bir ülke haline geldi. Daha da öteye geçeceğiz, Ay&#039;a erişmeye hedefliyoruz. Bu yönelik bir proje yürütüyoruz. Bunu da Türkiye kendi insan kaynağıyla kendi mühendisleriyle başaracağız. Geçen sene ilk astronotumuzu uzaya gönderdik. Alper Gezeravcı Uluslararası Uzay İstasyonuna gitti. Bilim insanların hazırladığı 13 bilimsel deneyi orada 14 gün aşan sürede bir görev kapsamında gerçekleştirdi” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b0ctntHd60yDs1CeU_Hhsw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sanayi, Teknoloji, Bakanı, Fatih, Kacır:, Aya, erişmeye, hedefliyoruz</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b0ctntHd60yDs1CeU_Hhsw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır: Ay'a erişmeye hedefliyoruz"><p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Ay'a erişmeye hedefliyoruz. Bu yönelik bir proje yürütüyoruz. Ay 380 bin kilometre 'de bunu da Türkiye kendi insan kaynağıyla kendi mühendisleriyle başaracağız” dedi.</p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye'nin Türkiye Yüz yılına hazırlanma sürecinin en önemli, en kıymetli unsuru olarak gördüğümüz Milli Teknoloji Hamlesinin yolculuğunun öznesi, sahibi Türk gençleri, Teknofest kuşağı. Türk gençleri ile yapılan her iş bizim için çok kıymetli. Ümit ediyorum ki sizlerin arasından Türkiye'nin geleceğine ışık tutacak, geleceğe taşıyacak, dünyada süper lige çıkaracak nice işlere imza atan bilim insanlarımız araştırmacılarımız, mühendislerimiz yetişecek. Sizlerin arasında Aziz Sancarlar geleceğin Selçuk Bayraktarları gelişecek.” şeklinde konuştu.  <strong>“AY'A ERİŞMEYİ HEDELİYORUZ"</strong>  Konuşmasının devamında Türkiye'nin teknoloji sistemleri ürünleri geliştiren bir ülke olduğuna vurgu yapan Bakan Kacır, "Türkiye artık bazı alanlarda başkalarında çok nitelikli yüksek teknoloji sistemleri ürünleri geliştiren üreten bir ülke haline geldi. Daha da öteye geçeceğiz, Ay'a erişmeye hedefliyoruz. Bu yönelik bir proje yürütüyoruz. Bunu da Türkiye kendi insan kaynağıyla kendi mühendisleriyle başaracağız. Geçen sene ilk astronotumuzu uzaya gönderdik. Alper Gezeravcı Uluslararası Uzay İstasyonuna gitti. Bilim insanların hazırladığı 13 bilimsel deneyi orada 14 gün aşan sürede bir görev kapsamında gerçekleştirdi” dedi.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Karanlık Oksijen&amp;quot; görevi: Okyanusun derinliklerinde yaşam aranacak!</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/karanlik-oksijen-goerevi-okyanusun-derinliklerinde-yasam-aranacak</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/karanlik-oksijen-goerevi-okyanusun-derinliklerinde-yasam-aranacak</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, güneş ışığı ulaşmayan deniz tabanındaki metal yığınlarının oksijen üretebildiğini keşfetti. Bu ilginç olayı anlamak isteyen araştırmacılar, Dünya okyanuslarının en derinlerine dalacak. Bilim insanları, bu görevin &quot;diğer gezegenlerde yaşam olasılığına bakışı da değiştirebileceğini&quot; söylüyor. Keşif aynı zamanda, dünya çapında bilimsel bir tartışmaya da yol açtı. Deniz tabanındaki değerli metalleri çıkarmayı planlayan derin deniz madenciliği şirketleri, durumdan şikayetçi. Deniz tabanında gelişmiş bir yaşam formu bulunması ihtimali, şirketlere milyarlar kazandıran madencilik faaliyetlerini sekteye uğratabilir...Bilim insanları yakın zamanda karanlık deniz tabanındaki metal yığınlarının oksijen ürettiğini keşfetti.
Araştırmacılar, bu garip olayı anlamak amacıyla Dünya okyanuslarının en derin kısımlarını incelemeyi planladıklarını duyurdu.
Bilim insanları, bu görevin &quot;diğer gezegenlerde yaşam olasılığına bakış açımızı da değiştirebileceğini&quot; söylüyor.İlk keşif deniz bilimcilerini şaşırttı. Daha önce oksijenin yalnızca bitkiler tarafından güneş ışığında -fotosentez ile- üretilebileceği kabul ediliyordu.
Yaşamın hayati bir bileşeni olan oksijenin karanlıkta metal yığınları tarafından üretiliyor olması, bu sürecin başka gezegenlerde de gerçekleşebileceği ihtimalini getirdi.Araştırmanın başındaki Prof. Andrew Sweetman, &quot;NASA&#039;daki uzmanlarla görüşüyoruz. Onlar, karanlık oksijenin, doğrudan güneş ışığı olmayan diğer gezegenlerde yaşamın nasıl sürdürülebileceğine dair anlayışımızı yeniden şekillendirebileceğine inanıyorlar. Dünya&#039;dan dışarı çıkıp tam olarak neler olup bittiğini anlamak istiyoruz.&quot; diye konuştu.İlk keşif, dünya çapında bilimsel bir tartışmaya yol açtı; bazı bilim insanları ve deniz tabanındaki nodüllerdeki değerli metalleri çıkarmayı planlayan derin deniz madenciliği şirketleri, bulguları eleştirdi.
Eğer oksijen bu aşırı derinliklerde, tamamen karanlıkta üretiliyorsa, bu durum deniz tabanında hangi canlı formlarının yaşayabileceği ve madencilik faaliyetlerinin deniz yaşamı üzerinde nasıl bir etkisi olabileceği sorusunu gündeme getiriyor.Bu, deniz tabanı madenciliği şirketleri ve çevre örgütlerinin bu yeni araştırmayı yakından takip edeceği anlamına geliyor. Bazıları bulguların deniz tabanı madenciliği planlarının durdurulması gerektiğine dair kanıt sağladığını iddia etti.
Uzaktan kumandalı su altı ekipmanları kullanılarak deniz tabanının 10 kilometreden daha derin olduğu yerlerde çalışma yapılması planlanıyor.
Prof. Sweetman, &quot;Eğer oksijen varsa. Bundan faydalanan mikrobiyal yaşam olabilir.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_MnTycf8Yk-irp1ElS9hUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karanlık, Oksijen, görevi:, Okyanusun, derinliklerinde, yaşam, aranacak</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_MnTycf8Yk-irp1ElS9hUw.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="" karanl oksijen g okyanusun derinliklerinde ya aranacak><p>Bilim insanları, güneş ışığı ulaşmayan deniz tabanındaki metal yığınlarının oksijen üretebildiğini keşfetti. Bu ilginç olayı anlamak isteyen araştırmacılar, Dünya okyanuslarının en derinlerine dalacak. Bilim insanları, bu görevin "diğer gezegenlerde yaşam olasılığına bakışı da değiştirebileceğini" söylüyor. Keşif aynı zamanda, dünya çapında bilimsel bir tartışmaya da yol açtı. Deniz tabanındaki değerli metalleri çıkarmayı planlayan derin deniz madenciliği şirketleri, durumdan şikayetçi. Deniz tabanında gelişmiş bir yaşam formu bulunması ihtimali, şirketlere milyarlar kazandıran madencilik faaliyetlerini sekteye uğratabilir...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tmeBX1jaR0WgkuBLhNAzMg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bilim insanları yakın zamanda karanlık deniz tabanındaki metal yığınlarının oksijen ürettiğini keşfetti.
Araştırmacılar, bu garip olayı anlamak amacıyla Dünya okyanuslarının en derin kısımlarını incelemeyi planladıklarını duyurdu.
Bilim insanları, bu görevin "diğer gezegenlerde yaşam olasılığına bakış açımızı da değiştirebileceğini" söylüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ERB6jOrpdUKRPX3yjsegfA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk keşif deniz bilimcilerini şaşırttı. Daha önce oksijenin yalnızca bitkiler tarafından güneş ışığında -fotosentez ile- üretilebileceği kabul ediliyordu.
Yaşamın hayati bir bileşeni olan oksijenin karanlıkta metal yığınları tarafından üretiliyor olması, bu sürecin başka gezegenlerde de gerçekleşebileceği ihtimalini getirdi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_ac_7v36OECnhvHK-n2G7Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Araştırmanın başındaki Prof. Andrew Sweetman, "NASA'daki uzmanlarla görüşüyoruz. Onlar, karanlık oksijenin, doğrudan güneş ışığı olmayan diğer gezegenlerde yaşamın nasıl sürdürülebileceğine dair anlayışımızı yeniden şekillendirebileceğine inanıyorlar. Dünya'dan dışarı çıkıp tam olarak neler olup bittiğini anlamak istiyoruz." diye konuştu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2YR5quRHcEeRveShOlT2jw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>İlk keşif, dünya çapında bilimsel bir tartışmaya yol açtı; bazı bilim insanları ve deniz tabanındaki nodüllerdeki değerli metalleri çıkarmayı planlayan derin deniz madenciliği şirketleri, bulguları eleştirdi.
Eğer oksijen bu aşırı derinliklerde, tamamen karanlıkta üretiliyorsa, bu durum deniz tabanında hangi canlı formlarının yaşayabileceği ve madencilik faaliyetlerinin deniz yaşamı üzerinde nasıl bir etkisi olabileceği sorusunu gündeme getiriyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pNcf85JNlUaES67-Xh7wdA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu, deniz tabanı madenciliği şirketleri ve çevre örgütlerinin bu yeni araştırmayı yakından takip edeceği anlamına geliyor. Bazıları bulguların deniz tabanı madenciliği planlarının durdurulması gerektiğine dair kanıt sağladığını iddia etti.
Uzaktan kumandalı su altı ekipmanları kullanılarak deniz tabanının 10 kilometreden daha derin olduğu yerlerde çalışma yapılması planlanıyor.
Prof. Sweetman, "Eğer oksijen varsa. Bundan faydalanan mikrobiyal yaşam olabilir." dedi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Instagram&amp;apos;ın yeni güncellemesi tepki çekti! Şirket nedenini açıklad</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/instagramin-yeni-guncellemesi-tepki-cekti-sirket-nedenini-aciklad</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/instagramin-yeni-guncellemesi-tepki-cekti-sirket-nedenini-aciklad</guid>
<description><![CDATA[ Instagram, uzun zamandır kullandığı profil formatını değiştirdi.Bir zamanlar kusursuzca düzenlenmiş kare ızgaralar artık geçmişte kaldı ve yerine dikey profiller yerleşti. Sosyal medya kullanıcılarının dikkatinden kaçmayan yeni özellik tepkilere neden oldu.Instagram kullanıcıları, profil düzenlerinde önemli bir değişiklik fark etti. Artık kare ızgaralar yerini dikey profillere bırakıyor. Peki, Instagram’ın bu radikal güncellemesinin arkasındaki nedenler neler?Instagram, Ağustos 2024&#039;te belirli kullanıcılar üzerinde dikdörtgen  ızgarayı test etmeye başlamıştı. Ancak, bu değişikliğin temelleri çok daha önce atıldı. Üç yıl önce X platformunda haberi duyuran Alessandro Paluzzi’ye göre, bu yenilik 2022’den beri gündemdeydi.Instagram Başkanı Adam Mosseri, değişikliğin nedenini şu sözlerle açıkladı:
&quot;Kare, Instagram’a sadece kare fotoğraflar yükleyebildiğimiz günlerden kalma bir özellikti. Bugün Instagram’a yüklenenlerin büyük çoğunluğu dikey. Bunları kare olarak kırpmak oldukça zorlayıcı. &quot; dedi.
Değişikliğin ilk aşamada can sıkıcı olabileceğini kabul eden Instagram patronu, bunun uzun vadede daha iyi olacağını belirtti.Instagram’ın bu güncellemesi, sosyal medya kullanıcıları tarafından tepki çekti. 
Birçok kullanıcı, yeni düzenlemeye alışmaya çalışırken zorluk yaşarken dijital grafik tasarımcısı olan bir kullanıcı  &quot;Dijital grafik tasarımcısı olarak, ızgara yönelimini bozan Instagram güncellemesi kadar rahatsız olduğum bir şey olmamıştı. Yıllarımı, Instagram için mükemmel şekilde sığacak 1080×1080 grafikler yapmaya harcadım,&quot; şeklinde bir paylaşımda bulundu.Ayrıca takipçi ve takip edilen sayılarının gösterildiği bölüm de biraz daha sola dayalı yerleştirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BBOPzxRDlU6P0FfWR2bZ2Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Instagramın, yeni, güncellemesi, tepki, çekti, Şirket, nedenini, açıklad</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BBOPzxRDlU6P0FfWR2bZ2Q.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Instagram'ın yeni güncellemesi tepki çekti! Şirket nedenini açıklad"><p>Instagram, uzun zamandır kullandığı profil formatını değiştirdi.Bir zamanlar kusursuzca düzenlenmiş kare ızgaralar artık geçmişte kaldı ve yerine dikey profiller yerleşti. Sosyal medya kullanıcılarının dikkatinden kaçmayan yeni özellik tepkilere neden oldu.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T7PeUwXgjEyZ8cMe_XNYTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Instagram kullanıcıları, profil düzenlerinde önemli bir değişiklik fark etti. Artık kare ızgaralar yerini dikey profillere bırakıyor. Peki, Instagram’ın bu radikal güncellemesinin arkasındaki nedenler neler?</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3afI1bQV-EuaxAIkNXAK1w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Instagram, Ağustos 2024'te belirli kullanıcılar üzerinde dikdörtgen  ızgarayı test etmeye başlamıştı. Ancak, bu değişikliğin temelleri çok daha önce atıldı. Üç yıl önce X platformunda haberi duyuran Alessandro Paluzzi’ye göre, bu yenilik 2022’den beri gündemdeydi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kaw15qdSmkCT8yyLTnZ7dQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Instagram Başkanı Adam Mosseri, değişikliğin nedenini şu sözlerle açıkladı:
"Kare, Instagram’a sadece kare fotoğraflar yükleyebildiğimiz günlerden kalma bir özellikti. Bugün Instagram’a yüklenenlerin büyük çoğunluğu dikey. Bunları kare olarak kırpmak oldukça zorlayıcı. " dedi.
Değişikliğin ilk aşamada can sıkıcı olabileceğini kabul eden Instagram patronu, bunun uzun vadede daha iyi olacağını belirtti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7OqBr1PwoUaK1tpUhLoTig.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Instagram’ın bu güncellemesi, sosyal medya kullanıcıları tarafından tepki çekti. 
Birçok kullanıcı, yeni düzenlemeye alışmaya çalışırken zorluk yaşarken dijital grafik tasarımcısı olan bir kullanıcı  "Dijital grafik tasarımcısı olarak, ızgara yönelimini bozan Instagram güncellemesi kadar rahatsız olduğum bir şey olmamıştı. Yıllarımı, Instagram için mükemmel şekilde sığacak 1080×1080 grafikler yapmaya harcadım," şeklinde bir paylaşımda bulundu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VUp8Vxqy-U6MECB7DsIvWA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Ayrıca takipçi ve takip edilen sayılarının gösterildiği bölüm de biraz daha sola dayalı yerleştirildi.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TikTok kapandı mı? TikTok erişim sıkıntısı haberleriyle gündemde</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-kapandi-mi-tiktok-erisim-sikintisi-haberleriyle-gundemde</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-kapandi-mi-tiktok-erisim-sikintisi-haberleriyle-gundemde</guid>
<description><![CDATA[ TikTok erişim sıkıntısı haberleriyle gündemde. ABD&#039;de Çinli sosyal paylaşım uygulaması TikTok, Yüksek Mahkeme&#039;nin kararıyla birlikte faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. Amerikalı kullanıcılar platforma erişmeye çalıştığında &quot;Üzgünüz, TikTok şu anda kullanılamıyor.&quot; uyarısıyla karşılaşıyor. Peki, TikTok kapandı mı?Yüksek Mahkeme, TikTok&#039;un 19 Ocak&#039;a kadar ABD merkezli bir şirkete satılmaması durumunda yasaklanmasını öngören yasayı onaylamıştı. Verilen bu süre dolarken, TikTok&#039;un ABD&#039;deki geleceği belirsizliğini koruyordu. Ancak, gece yarısına sadece birkaç saat kala, ABD&#039;de yaklaşık 170 milyon kişinin aktif olarak kullandığı popüler sosyal medya platformu TikTok&#039;un erişimi kapatıldı.Oy birliğiyle onanan karara göre, sosyal medya uygulaması, kararın yürürlüğe gireceği 19 Ocak&#039;a kadar satılmaması durumunda, Google ve Apple gibi platformlardan silinecek ve uygulamanın söz konusu tarihten sonra telefon, tablet gibi cihazlara indirilmesi engellenmiş olacak.Bu karar, milyonlarca kullanıcıyı doğrudan etkileyerek, hem bireysel kullanıcılar hem de içerik üreticileri için büyük bir şok yarattı. Özellikle TikTok’u gelir kaynağı olarak kullanan içerik üreticileri, platformun kapanmasıyla ciddi bir gelir kaybıyla karşı karşıya kaldılar.Kullanıcılar; “ABD&#039;de TikTok&#039;u yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi. Maalesef bu, TikTok&#039;u şimdilik kullanamayacağınız anlamına geliyor. Şanslıyız ki Başkan Trump göreve gelir gelmez TikTok&#039;u eski haline getirecek bir çözüm üzerinde bizimle birlikte çalışacağını belirtti.&quot; mesajıyla bilgilendirildi.20 Ocak&#039;ta mevcut Başkan Joe Biden yönetimi devir alacak olan Donald Trump, konuyla ilgili açıklamasında, TikTok&#039;un ilgili yasaya uyup yasaktan kurtulabilmesi için şirkete 90 günlük ilave süre tanımayı düşündüğünü açıklamıştı.ABD’nin kararının, diğer ülkelerde de benzer adımların tartışılmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BMbB2jfBLkuhPviJwGezcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TikTok, kapandı, mı, TikTok, erişim, sıkıntısı, haberleriyle, gündemde</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BMbB2jfBLkuhPviJwGezcQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="TikTok kapandı mı? TikTok erişim sıkıntısı haberleriyle gündemde"><p>TikTok erişim sıkıntısı haberleriyle gündemde. ABD'de Çinli sosyal paylaşım uygulaması TikTok, Yüksek Mahkeme'nin kararıyla birlikte faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. Amerikalı kullanıcılar platforma erişmeye çalıştığında "Üzgünüz, TikTok şu anda kullanılamıyor." uyarısıyla karşılaşıyor. Peki, TikTok kapandı mı?</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kwLJRaH4q0CWG40nYD7CeQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yüksek Mahkeme, TikTok'un 19 Ocak'a kadar ABD merkezli bir şirkete satılmaması durumunda yasaklanmasını öngören yasayı onaylamıştı. Verilen bu süre dolarken, TikTok'un ABD'deki geleceği belirsizliğini koruyordu. Ancak, gece yarısına sadece birkaç saat kala, ABD'de yaklaşık 170 milyon kişinin aktif olarak kullandığı popüler sosyal medya platformu TikTok'un erişimi kapatıldı.Oy birliğiyle onanan karara göre, sosyal medya uygulaması, kararın yürürlüğe gireceği 19 Ocak'a kadar satılmaması durumunda, Google ve Apple gibi platformlardan silinecek ve uygulamanın söz konusu tarihten sonra telefon, tablet gibi cihazlara indirilmesi engellenmiş olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q4xoTmZMf0mcQaLZYh_8ug.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Bu karar, milyonlarca kullanıcıyı doğrudan etkileyerek, hem bireysel kullanıcılar hem de içerik üreticileri için büyük bir şok yarattı. Özellikle TikTok’u gelir kaynağı olarak kullanan içerik üreticileri, platformun kapanmasıyla ciddi bir gelir kaybıyla karşı karşıya kaldılar.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dMi4sF2_xUujjjl-rPb_vA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Kullanıcılar; “ABD'de TikTok'u yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi. Maalesef bu, TikTok'u şimdilik kullanamayacağınız anlamına geliyor. Şanslıyız ki Başkan Trump göreve gelir gelmez TikTok'u eski haline getirecek bir çözüm üzerinde bizimle birlikte çalışacağını belirtti." mesajıyla bilgilendirildi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zz1soo2Nik6KYFpCEnRFEw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>20 Ocak'ta mevcut Başkan Joe Biden yönetimi devir alacak olan Donald Trump, konuyla ilgili açıklamasında, TikTok'un ilgili yasaya uyup yasaktan kurtulabilmesi için şirkete 90 günlük ilave süre tanımayı düşündüğünü açıklamıştı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/agQxTAehYk6BF7F63WGz5w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>ABD’nin kararının, diğer ülkelerde de benzer adımların tartışılmasına yol açabileceği değerlendiriliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>10 soruda 5G teknolojisi: Vatandaş ne zaman kullanabilecek?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/10-soruda-5g-teknolojisi-vatandas-ne-zaman-kullanabilecek</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/10-soruda-5g-teknolojisi-vatandas-ne-zaman-kullanabilecek</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye, iletişim hizmetlerinde yeni bir döneme hazırlanıyor. Yüksek veri hızına geçilmesi planlanan 5G için bu yıl ihaleye çıkılacak. Peki, yeni nesil teknoloji ne zaman kullanılabilir hale gelecek? İşte 5G&#039;ye ilişkin merak edilen sorular ve yanıtları...Türkiye, iletişim hizmetlerinde son 20 yılda önemli ivme yakalarken, bu yıl ihalesi yapılıp 2026&#039;da kullanılma sunulması planlanan 5G ile yeni bir döneme girilecek.1991&#039;de araç telefonları aracılığıyla 1G teknolojisiyle tanışan Türkiye&#039;de, internet kullanımı 1993&#039;te, cep telefonuyla görüşme, veri aktarımı ve SMS gönderimine olanak sağlayan 2G teknolojisi de 1994&#039;te kullanılmaya başlandı.Sesin yanında datanın da önem kazanmasıyla 2009 itibarıyla 3G&#039;ye geçen Türkiye, 1 Nisan 2016&#039;da mobil cihazlarda internet hızını 10 kat artıran 4,5G teknolojisi sayesinde yeni imkanlara kavuştu.Türkiye ile birlikte dünyanın bu dönemde kullanmaya başladığı her yere kesintisiz iletişim sağlamak için geliştirilen bu teknolojide hız ön plana çıkarken farklı hizmetler de önem kazandı.Yüksek veri hızı, yüksek sistem kapasitesi ve düşük gecikme süresiyle dikkati çeken 5G&#039;ye ilişkin merak edilen 10 soru ve cevabı şöyle:5G nedir?Yeni nesil kablosuz telefon teknolojisidir.
5G ihalesini kim yapacak, ihaleye kimler katılabilecek?Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 5G için ihale yapılacak. Türkiye&#039;yi yeni teknolojiyle tanıştırmaya hazırlanan BTK, 5G için teknik ve yetkilendirme çalışmalarını yıl sonuna kadar tamamlayacak.BTK tarafından yapılacak ihaleye ülkede hizmet veren tüm operatörler katılabilecek.5G için hangi frekanslar ihale edilecek?Bu amaçla 700 MHz, 3,5 GHz, 26 GHz’deki frekansları hazır hale getirildi.5G ne getirecek?5G, sadece daha hızlı bir bağlantı değil, aynı zamanda daha akıllı, daha güvenilir ve daha kapsayıcı bir dijital ekosistemin temel taşı olacak.İndirme hızlarını saniyede 10 gigabit hıza çıkaracak 5G, 4G&#039;ye kıyasla daha yüksek radyo frekanslarını kullanacak.5G Türkiye&#039;de kullanılıyor mu?5G teknolojisi, Türkiye&#039;de de başta İstanbul Havalimanı olmak üzere 34 noktada test amaçlı kullanılıyor.5G&#039;nin 4,5G&#039;den farkı nedir?5G teknolojisiyle gerçek şebekelerde saniyede 4,7 gigabit hıza, laboratuvar ortamında ise saniyede 7,5 gigabit hıza ulaşıldı. Yani 5G, 4,5G&#039;den yaklaşık 10 kat daha hızlı olacak.5G teknolojisinde yerli ürünler kullanılacak mı?5G mobil haberleşme teknolojisi kapsamındaki ekipman ve teçhizatın yerli tasarımcılar, mühendisler ve işçiler tarafından üretilmesi için çalışmalar yapılıyor.5G nasıl aktif edilir?Öncelikle 5G uyumlu cihaz ve 4,5G/5G uyumlu SIM karta sahip olunması, ardından 5G&#039;ye kayıt olunması gerekiyor.5G&#039;ye geçince telefonların ekranlarında hangi ifade yer alacak?Telefon ekranlarında LTE yerine 5G ifadesi kullanılacak.5G ne zaman kullanıma sunulacak?Bu yıl ihalesi yapılacak 5G, 2026&#039;da hem vatandaşların hem de sanayinin hizmetine sunulacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lrQhc9ppiUur-A1aFaNy7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>soruda, teknolojisi:, Vatandaş, zaman, kullanabilecek</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lrQhc9ppiUur-A1aFaNy7A.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="10 soruda 5G teknolojisi: Vatandaş ne zaman kullanabilecek?"><p>Türkiye, iletişim hizmetlerinde yeni bir döneme hazırlanıyor. Yüksek veri hızına geçilmesi planlanan 5G için bu yıl ihaleye çıkılacak. Peki, yeni nesil teknoloji ne zaman kullanılabilir hale gelecek? İşte 5G'ye ilişkin merak edilen sorular ve yanıtları...</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tl2m_lRQ1EKGdSnVC1nejg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Türkiye, iletişim hizmetlerinde son 20 yılda önemli ivme yakalarken, bu yıl ihalesi yapılıp 2026'da kullanılma sunulması planlanan 5G ile yeni bir döneme girilecek.1991'de araç telefonları aracılığıyla 1G teknolojisiyle tanışan Türkiye'de, internet kullanımı 1993'te, cep telefonuyla görüşme, veri aktarımı ve SMS gönderimine olanak sağlayan 2G teknolojisi de 1994'te kullanılmaya başlandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZTRUXiGmkuvLiaLItFbbw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Sesin yanında datanın da önem kazanmasıyla 2009 itibarıyla 3G'ye geçen Türkiye, 1 Nisan 2016'da mobil cihazlarda internet hızını 10 kat artıran 4,5G teknolojisi sayesinde yeni imkanlara kavuştu.Türkiye ile birlikte dünyanın bu dönemde kullanmaya başladığı her yere kesintisiz iletişim sağlamak için geliştirilen bu teknolojide hız ön plana çıkarken farklı hizmetler de önem kazandı.Yüksek veri hızı, yüksek sistem kapasitesi ve düşük gecikme süresiyle dikkati çeken 5G'ye ilişkin merak edilen 10 soru ve cevabı şöyle:</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gEWubro5u0yST4EVSEMYrQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5G nedir?Yeni nesil kablosuz telefon teknolojisidir.
5G ihalesini kim yapacak, ihaleye kimler katılabilecek?Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 5G için ihale yapılacak. Türkiye'yi yeni teknolojiyle tanıştırmaya hazırlanan BTK, 5G için teknik ve yetkilendirme çalışmalarını yıl sonuna kadar tamamlayacak.BTK tarafından yapılacak ihaleye ülkede hizmet veren tüm operatörler katılabilecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wfjxuc9uAkOzwJBxgzVlyA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5G için hangi frekanslar ihale edilecek?Bu amaçla 700 MHz, 3,5 GHz, 26 GHz’deki frekansları hazır hale getirildi.5G ne getirecek?5G, sadece daha hızlı bir bağlantı değil, aynı zamanda daha akıllı, daha güvenilir ve daha kapsayıcı bir dijital ekosistemin temel taşı olacak.İndirme hızlarını saniyede 10 gigabit hıza çıkaracak 5G, 4G'ye kıyasla daha yüksek radyo frekanslarını kullanacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iv1TdHXL30ulwYaIDKenQQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5G Türkiye'de kullanılıyor mu?5G teknolojisi, Türkiye'de de başta İstanbul Havalimanı olmak üzere 34 noktada test amaçlı kullanılıyor.5G'nin 4,5G'den farkı nedir?5G teknolojisiyle gerçek şebekelerde saniyede 4,7 gigabit hıza, laboratuvar ortamında ise saniyede 7,5 gigabit hıza ulaşıldı. Yani 5G, 4,5G'den yaklaşık 10 kat daha hızlı olacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vF23nRNRA0Wut0sbCdnVXg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5G teknolojisinde yerli ürünler kullanılacak mı?5G mobil haberleşme teknolojisi kapsamındaki ekipman ve teçhizatın yerli tasarımcılar, mühendisler ve işçiler tarafından üretilmesi için çalışmalar yapılıyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RfMCSLePKEGhaOCja3gHsw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>5G nasıl aktif edilir?Öncelikle 5G uyumlu cihaz ve 4,5G/5G uyumlu SIM karta sahip olunması, ardından 5G'ye kayıt olunması gerekiyor.5G'ye geçince telefonların ekranlarında hangi ifade yer alacak?Telefon ekranlarında LTE yerine 5G ifadesi kullanılacak.5G ne zaman kullanıma sunulacak?Bu yıl ihalesi yapılacak 5G, 2026'da hem vatandaşların hem de sanayinin hizmetine sunulacak.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>TikTok ABD&amp;apos;de erişime kapatıldı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-abdde-erisime-kapatildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-abdde-erisime-kapatildi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de Çinli sosyal paylaşım uygulaması TikTok, Yüksek Mahkeme&#039;nin kararıyla birlikte faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. Uygulamaya herhangi bir şekilde erişim sağlanamıyor. Diğer yandan ABD&#039;nin seçilmiş başkanı Donald Trump, firmanın  ilgili yasaya uyması için TikTok’a muhtemelen 90 günlük bir ek süre vereceğini söyledi.ABD&#039;de Çinli firma Bytedance&#039;in sahip olduğu iki uygulamanın da erişimi kısıtlandı.TikTok kullanıcılarına gönderdiği mesajda “ABD&#039;de TikTok&#039;u yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi. Maalesef bu, TikTok&#039;u şimdilik kullanamayacağınız anlamına geliyor. Şanslıyız ki Başkan Trump göreve gelir gelmez TikTok&#039;u eski haline getirecek bir çözüm üzerinde bizimle birlikte çalışacağını belirtti.&quot; ifadelerini kullandı.TRUMP, 90 GÜN EK SÜRE VEREBİLİRABD&#039;nin seçilmiş başkanı Trump, NBC News kanalında telefonla katıldığı bir programda TikTok yasağına ilişkin açıklamalarda bulundu.  Trump, Çin merkezli ana şirketi tarafından bir ABD firmasına satılmadıkça sosyal medya uygulamasının ABD’de kapatılmasını gerektiren ilgili yasaya uyması için TikTok’a muhtemelen 90 günlük bir uzatma vereceğini söyledi.  &quot;90 günlük uzatma muhtemelen olacak, bunun uygun bir adım olduğunu düşünüyorum.&quot; diyen Trump, söz konusu kararını muhtemelen 20 Ocak&#039;ta göreve başladığı gün duyurabileceğini de sözlerine ekledi.NE OLMUŞTU?ABD Yüksek Mahkemesi, Çinli sosyal paylaşım platformu TikTok&#039;un ABD&#039;de yasaklanmasını ya da bir Amerikan şirketine satılmasını öngören yasal düzenlemeyle ilgili davada kararını vermişti.Mahkeme yasak kararının ifade özgürlüğüne aykırı olmadığına hükmetmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BMbB2jfBLkuhPviJwGezcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>TikTok, ABDde, erişime, kapatıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BMbB2jfBLkuhPviJwGezcQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="TikTok ABD'de erişime kapatıldı"><p>ABD'de Çinli sosyal paylaşım uygulaması TikTok, Yüksek Mahkeme'nin kararıyla birlikte faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. Uygulamaya herhangi bir şekilde erişim sağlanamıyor. Diğer yandan ABD'nin seçilmiş başkanı Donald Trump, firmanın  ilgili yasaya uyması için TikTok’a muhtemelen 90 günlük bir ek süre vereceğini söyledi.</p><p>ABD'de Çinli firma Bytedance'in sahip olduğu iki uygulamanın da erişimi kısıtlandı.</p><p>TikTok kullanıcılarına gönderdiği mesajda “ABD'de TikTok'u yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi. Maalesef bu, TikTok'u şimdilik kullanamayacağınız anlamına geliyor. Şanslıyız ki Başkan Trump göreve gelir gelmez TikTok'u eski haline getirecek bir çözüm üzerinde bizimle birlikte çalışacağını belirtti." ifadelerini kullandı.</p><p><strong>TRUMP, 90 GÜN EK SÜRE VEREBİLİR</strong></p><p>ABD'nin seçilmiş başkanı Trump, NBC News kanalında telefonla katıldığı bir programda TikTok yasağına ilişkin açıklamalarda bulundu.  Trump, Çin merkezli ana şirketi tarafından bir ABD firmasına satılmadıkça sosyal medya uygulamasının ABD’de kapatılmasını gerektiren ilgili yasaya uyması için TikTok’a muhtemelen 90 günlük bir uzatma vereceğini söyledi.  "90 günlük uzatma muhtemelen olacak, bunun uygun bir adım olduğunu düşünüyorum." diyen Trump, söz konusu kararını muhtemelen 20 Ocak'ta göreve başladığı gün duyurabileceğini de sözlerine ekledi.</p><p><strong>NE OLMUŞTU?</strong></p><p>ABD Yüksek Mahkemesi, Çinli sosyal paylaşım platformu TikTok'un ABD'de yasaklanmasını ya da bir Amerikan şirketine satılmasını öngören yasal düzenlemeyle ilgili davada kararını vermişti.</p><p>Mahkeme yasak kararının ifade özgürlüğüne aykırı olmadığına hükmetmişti.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Zenginler ve fakirler arasında gelir uçurumu büyüyecek mi? &amp;apos;&amp;apos;Yapay zekanın atası&amp;apos;&amp;apos; cevapladı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/zenginler-ve-fakirler-arasinda-gelir-ucurumu-buyuyecek-mi-yapay-zekanin-atasi-cevapladi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/zenginler-ve-fakirler-arasinda-gelir-ucurumu-buyuyecek-mi-yapay-zekanin-atasi-cevapladi</guid>
<description><![CDATA[ &#039;&#039;Yapay zekanın atası&#039;&#039; olarak tanınan Geoffrey Hinton, zenginler ve fakirler arasındaki gelir uçurumu hakkında dikkat çekici tahminlerde bulundu. Hinton, yapay zekanın ekonomi alanında yol açtığı problemlerin, toplumsal çatışmalara dönüşebileceğini belirterek uyardı.Yapay sinir ağlarının bugünlere gelmesinde önemli katkıları olan bir isim olan Geoffrey Hinton, son zamanlarda yapay zekânın hızlı gelişimiyle birlikte ortaya çıkacak olumsuz sonuçlar hakkında yaptığı uyarılarla dikkat çekiyor.Hinton, yakın zamanda yaptığı bir açıklamada, yapay zekânın aşırı zenginlerle fakirler arasındaki uçurumu daha da derinleştireceğini belirtti. Uzman isim, yapay zeka teknolojisinin gelişmesiyle birlikte verimliliğin büyük oranda artacağını ancak bu durumun, zenginlerin lehine olacağını öne sürdü.
Hinton, kapitalist bir toplumda, büyük şirketlerin artan verimlilikten daha fazla kazanç elde edeceğini, bunun ise işlerini kaybeden bireylerin daha da yoksullaşmasına yol açacağını söyledi.Günümüzde teknolojinin bazı iş kollarını ortadan kaldırması tahmin edilemez bir gelişme değil ancak Hinton&#039;a göre, yapay zekâ bu sürecin son halkası olacak ve toplumsal ayrışmayı derinleştirecek.Daha önce Google&#039;ın araştırma ekibinde de görev alan Hinton, “Verimlilik artışı herkes için daha fazla mal ve hizmet anlamına gelir ancak kapitalist bir sistemde bu, zenginlerin daha fazla kazanç sağlamasına neden olacak. İşlerini kaybedenlerin gelirleri azalacak ve aradaki uçurum büyüyecek” ifadelerini kullandı.Hinton gelir uçurumunun artmasının faşizmin gelişimine zemin hazırlayabileceğini de iddia etti. Zenginlerin daha fazla güç kazanması, toplumsal dengeyi bozacak ve bu da büyük sosyolojik çatışmalara  yol açacak.Hinton’ın endişeleri yalnızca gelir eşitsizliğiyle sınırlı değil. 2023 yılında Kanada’nın CBC News kanalına yaptığı açıklamada, büyük şirketlerin yapay zekâ yatırımlarının gelecekteki potansiyel tehlikelerinden bahsetti.Hinton, &quot;Bizden daha zeki yapay zekâ sistemleri üretirsek, onları kontrol edebileceğimizden nasıl emin olabiliriz?&quot; şeklinde bir soru sorarak, bu alandaki belirsizliklere dikkat çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lj79Q4J18UCusuaFmFbZZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zenginler, fakirler, arasında, gelir, uçurumu, büyüyecek, mi, Yapay, zekanın, atası, cevapladı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lj79Q4J18UCusuaFmFbZZA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Zenginler ve fakirler arasında gelir uçurumu büyüyecek mi? ''Yapay zekanın atası'' cevapladı"><p>''Yapay zekanın atası'' olarak tanınan Geoffrey Hinton, zenginler ve fakirler arasındaki gelir uçurumu hakkında dikkat çekici tahminlerde bulundu. Hinton, yapay zekanın ekonomi alanında yol açtığı problemlerin, toplumsal çatışmalara dönüşebileceğini belirterek uyardı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wkmFOHIu9EqVS8jUMiAXTw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Yapay sinir ağlarının bugünlere gelmesinde önemli katkıları olan bir isim olan Geoffrey Hinton, son zamanlarda yapay zekânın hızlı gelişimiyle birlikte ortaya çıkacak olumsuz sonuçlar hakkında yaptığı uyarılarla dikkat çekiyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tGyS7kJ2qEGIB8uiqEiWcg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hinton, yakın zamanda yaptığı bir açıklamada, yapay zekânın aşırı zenginlerle fakirler arasındaki uçurumu daha da derinleştireceğini belirtti. Uzman isim, yapay zeka teknolojisinin gelişmesiyle birlikte verimliliğin büyük oranda artacağını ancak bu durumun, zenginlerin lehine olacağını öne sürdü.
Hinton, kapitalist bir toplumda, büyük şirketlerin artan verimlilikten daha fazla kazanç elde edeceğini, bunun ise işlerini kaybeden bireylerin daha da yoksullaşmasına yol açacağını söyledi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JdYNVac_-U-N5SK3JyvBbg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Günümüzde teknolojinin bazı iş kollarını ortadan kaldırması tahmin edilemez bir gelişme değil ancak Hinton'a göre, yapay zekâ bu sürecin son halkası olacak ve toplumsal ayrışmayı derinleştirecek.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/afEhLEI-WUSTIXegDkmr6Q.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Daha önce Google'ın araştırma ekibinde de görev alan Hinton, “Verimlilik artışı herkes için daha fazla mal ve hizmet anlamına gelir ancak kapitalist bir sistemde bu, zenginlerin daha fazla kazanç sağlamasına neden olacak. İşlerini kaybedenlerin gelirleri azalacak ve aradaki uçurum büyüyecek” ifadelerini kullandı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nAHcV3Q3206D6meyzNuwVQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hinton gelir uçurumunun artmasının faşizmin gelişimine zemin hazırlayabileceğini de iddia etti. Zenginlerin daha fazla güç kazanması, toplumsal dengeyi bozacak ve bu da büyük sosyolojik çatışmalara  yol açacak.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hYQ39sn-QkOw_6BpRx6S2w.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hinton’ın endişeleri yalnızca gelir eşitsizliğiyle sınırlı değil. 2023 yılında Kanada’nın CBC News kanalına yaptığı açıklamada, büyük şirketlerin yapay zekâ yatırımlarının gelecekteki potansiyel tehlikelerinden bahsetti.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1k5ZYZwxKEGr_zsdQBzVTQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Hinton, "Bizden daha zeki yapay zekâ sistemleri üretirsek, onları kontrol edebileceğimizden nasıl emin olabiliriz?" şeklinde bir soru sorarak, bu alandaki belirsizliklere dikkat çekti.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Instagram&amp;apos;dan TikTok ve CapCut&amp;apos;a rakip uygulama: Video oluşturma uygulaması Edits tanıtıldı</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/instagramdan-tiktok-ve-capcuta-rakip-uygulama-video-olusturma-uygulamasi-edits-tanitildi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/instagramdan-tiktok-ve-capcuta-rakip-uygulama-video-olusturma-uygulamasi-edits-tanitildi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de TikTok ile CapCut&#039;ın yasal mücadeleleri sürerken Instagram, yeni uygulaması Edits&#039;i tanıttı. Edits, cep telefonları üzerinden video oluşturulmasını sağlıyor.Meta çatısı altındaki sosyal medya platformu Instagram, yeni video oluşturma uygulaması &quot;Edits&#039;i&quot; duyurdu.  Çinli çatı şirketi ByteDance bünyesindeki sosyal paylaşım uygulaması TikTok ile mobil video düzenleme uygulaması CapCut&#039;ın ABD&#039;de karşılaştığı yasal mücadeleler sürerken, Instagram Başkanı Adam Mosseri, sosyal medya hesabı üzerinden yayınladığı videoda, geliştirilen yeni uygulamayı tanıttı.  Mosseri, paylaşımında, &quot;Şu anda dünyada pek çok şey oluyor ama ne olursa olsun, sadece Instagram değil, tüm platformlar için video hazırlayan sizlere en ilgi çekici araçları yaratmanın görevimiz olduğunu düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.  Edits&#039;in sadece bir video düzenleme aracı olmadığını vurgulayan Mosseri, uygulamanın cep telefonları üzerinden video oluşturulmasını sağlayan &quot;eksiksiz bir yaratıcı araçlar paketi&quot; olmasının amaçlandığını belirtti.  Mosseri, halihazırda sadece ücretsiz ön siparişle indirilebilen Edits&#039;in şubatta piyasaya sürülmesinin planlandığını kaydetti.App Store&#039;da ise uygulamanın kullanıma sunulma tarihi 13 Mart olarak belirtiliyor.  TikTok, bir Amerikan firmasına satılmaması halinde ABD&#039;de yasaklanmasını öngören yasa uyarınca dün ABD&#039;de kullanıma kapatılmıştı. TikTok&#039;un yanı sıra CapCut da ülkede erişime engellenmişti.  ABD&#039;nin seçilmiş başkanı Donald Trump, Truth Social adlı sosyal medya platformundan TikTok yasağına ilişkin yaptığı açıklamada, &quot;Pazartesi günü, yasanın hükümlerinin yürürlüğe girme süresini uzatacak bir kararname yayımlayacağım, böylece ulusal güvenliğimizi korumak için bir anlaşma yapabiliriz.&quot; ifadelerini kullanmıştı.  Söz konusu kararnameyle TikTok&#039;un yasaklı kalmasını önlemek için destek veren şirketlerin yasal sorumluluğunun olmayacağını da belirten Trump, ancak TikTok&#039;un yarısının ABD&#039;lilere ait olmasını istediğini aktarmıştı.  Daha sonra TikTok, ülkede yeniden hizmet sağlamaya başlamıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nmioCGbIPkGaC-LdCOVzIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Instagramdan, TikTok, CapCuta, rakip, uygulama:, Video, oluşturma, uygulaması, Edits, tanıtıldı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nmioCGbIPkGaC-LdCOVzIQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Instagram'dan TikTok ve CapCut'a rakip uygulama: Video oluşturma uygulaması Edits tanıtıldı"><p>ABD'de TikTok ile CapCut'ın yasal mücadeleleri sürerken Instagram, yeni uygulaması Edits'i tanıttı. Edits, cep telefonları üzerinden video oluşturulmasını sağlıyor.</p>Meta çatısı altındaki sosyal medya platformu Instagram, yeni video oluşturma uygulaması "Edits'i" duyurdu.  Çinli çatı şirketi ByteDance bünyesindeki sosyal paylaşım uygulaması TikTok ile mobil video düzenleme uygulaması CapCut'ın ABD'de karşılaştığı yasal mücadeleler sürerken, Instagram Başkanı Adam Mosseri, sosyal medya hesabı üzerinden yayınladığı videoda, geliştirilen yeni uygulamayı tanıttı.  Mosseri, paylaşımında, "Şu anda dünyada pek çok şey oluyor ama ne olursa olsun, sadece Instagram değil, tüm platformlar için video hazırlayan sizlere en ilgi çekici araçları yaratmanın görevimiz olduğunu düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.  Edits'in sadece bir video düzenleme aracı olmadığını vurgulayan Mosseri, uygulamanın cep telefonları üzerinden video oluşturulmasını sağlayan "eksiksiz bir yaratıcı araçlar paketi" olmasının amaçlandığını belirtti.  Mosseri, halihazırda sadece ücretsiz ön siparişle indirilebilen Edits'in şubatta piyasaya sürülmesinin planlandığını kaydetti.<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C5_wNmY5WEeAwL_bNU0RSQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" alt="">App Store'da ise uygulamanın kullanıma sunulma tarihi 13 Mart olarak belirtiliyor.  TikTok, bir Amerikan firmasına satılmaması halinde ABD'de yasaklanmasını öngören yasa uyarınca dün ABD'de kullanıma kapatılmıştı. TikTok'un yanı sıra CapCut da ülkede erişime engellenmişti.  ABD'nin seçilmiş başkanı Donald Trump, Truth Social adlı sosyal medya platformundan TikTok yasağına ilişkin yaptığı açıklamada, "Pazartesi günü, yasanın hükümlerinin yürürlüğe girme süresini uzatacak bir kararname yayımlayacağım, böylece ulusal güvenliğimizi korumak için bir anlaşma yapabiliriz." ifadelerini kullanmıştı.  Söz konusu kararnameyle TikTok'un yasaklı kalmasını önlemek için destek veren şirketlerin yasal sorumluluğunun olmayacağını da belirten Trump, ancak TikTok'un yarısının ABD'lilere ait olmasını istediğini aktarmıştı.  Daha sonra TikTok, ülkede yeniden hizmet sağlamaya başlamıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Tiktok ABD&amp;apos;de geri döndü.Yasak sadece12 saat sürdü</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-abdde-geri-doenduyasak-sadece12-saat-surdu</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/tiktok-abdde-geri-doenduyasak-sadece12-saat-surdu</guid>
<description><![CDATA[ Ulusal güvenlik gerekçesiyle kapatılmasını öngören yasanın yürürlüğe girmesinin ardından ABD&#039;de erişimi engellenen Tiktok, 12 saat sonra geri döndü. Ülkedeki bazı kullanıcılar uygulamaya erişmeye başladı. ABD&#039;nin Seçilmiş Başkanı Başkan Donald Trump, pazartesi günü göreve başlamasının ardından, yasağın uygulamaya giriş süresini uzatan bir emir yayınlayacağını söylemişti.ABD&#039;de kapatılan TikTok, yaklaşık 12 saat sonra geri döndü. Cumartesi günü, TikTok kullanıcılarına gönderdiği mesajda “ABD&#039;de TikTok&#039;u yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi. Maalesef bu, TikTok&#039;u şimdilik kullanamayacağınız anlamına geliyor. Şanslıyız ki Başkan Trump göreve gelir gelmez TikTok&#039;u eski haline getirecek bir çözüm üzerinde bizimle birlikte çalışacağını belirtti.&quot; ifadelerini kullandı.170 milyon kullanıcı uygulamaya erişemedi. ABD&#039;nin Seçilmiş BaşkanıTrump, NBC News kanalında telefonla katıldığı bir programda TikTok yasağına ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.   Trump, Çin merkezli ana şirketi tarafından bir ABD firmasına satılmadıkça sosyal medya uygulamasının ABD’de kapatılmasını gerektiren ilgili yasaya uyması için TikTok’a muhtemelen 90 günlük bir uzatma vereceğini söylemişti.  &quot;90 günlük uzatma muhtemelen olacak, bunun uygun bir adım olduğunu düşünüyorum.&quot; diyen Trump, söz konusu kararını muhtemelen 20 Ocak&#039;ta göreve başladığı gün duyurabileceğini de sözlerine ekledi.Turmp&#039;ın bu açıklamasının ardından pazar günü Tiktok&#039;a bazı ABD&#039;li kullanıcılar erişmeye başladı. TİKTOK TRUMP&#039;A TEŞEKKÜR ETTİ Tiktok bir açıklama ile Turmp&#039;a teşekkür etti. Açıklamada, &quot;Hizmet sağlayıcılarımızla anlaşarak, TikTok hizmeti geri yükleme sürecindedir. Başkan Trump&#039;a, hizmet sağlayıcılarımıza TikTok&#039;u 170 milyondan fazla Amerikalıya sunmaları ve 7 milyondan fazla küçük işletmenin gelişmesine izin vermeleri nedeniyle hiçbir ceza ile karşılaşmayacakları konusunda gerekli netliği ve güvenceyi sağladığı için teşekkür ediyoruz&quot; denildi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BMbB2jfBLkuhPviJwGezcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tiktok, ABDde, geri, döndü.Yasak, sadece12, saat, sürdü</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BMbB2jfBLkuhPviJwGezcQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Tiktok ABD'de geri döndü.Yasak sadece12 saat sürdü"><p>Ulusal güvenlik gerekçesiyle kapatılmasını öngören yasanın yürürlüğe girmesinin ardından ABD'de erişimi engellenen Tiktok, 12 saat sonra geri döndü. Ülkedeki bazı kullanıcılar uygulamaya erişmeye başladı. ABD'nin Seçilmiş Başkanı Başkan Donald Trump, pazartesi günü göreve başlamasının ardından, yasağın uygulamaya giriş süresini uzatan bir emir yayınlayacağını söylemişti.</p><p>ABD'de kapatılan TikTok, yaklaşık 12 saat sonra geri döndü. Cumartesi günü, TikTok kullanıcılarına gönderdiği mesajda “ABD'de TikTok'u yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi. Maalesef bu, TikTok'u şimdilik kullanamayacağınız anlamına geliyor. Şanslıyız ki Başkan Trump göreve gelir gelmez TikTok'u eski haline getirecek bir çözüm üzerinde bizimle birlikte çalışacağını belirtti." ifadelerini kullandı.</p><p>170 milyon kullanıcı uygulamaya erişemedi. </p><p>ABD'nin Seçilmiş BaşkanıTrump, NBC News kanalında telefonla katıldığı bir programda TikTok yasağına ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.   Trump, Çin merkezli ana şirketi tarafından bir ABD firmasına satılmadıkça sosyal medya uygulamasının ABD’de kapatılmasını gerektiren ilgili yasaya uyması için TikTok’a muhtemelen 90 günlük bir uzatma vereceğini söylemişti.  "90 günlük uzatma muhtemelen olacak, bunun uygun bir adım olduğunu düşünüyorum." diyen Trump, söz konusu kararını muhtemelen 20 Ocak'ta göreve başladığı gün duyurabileceğini de sözlerine ekledi.</p><p>Turmp'ın bu açıklamasının ardından pazar günü Tiktok'a bazı ABD'li kullanıcılar erişmeye başladı. </p><p><strong>TİKTOK TRUMP'A TEŞEKKÜR ETTİ </strong></p><p>Tiktok bir açıklama ile Turmp'a teşekkür etti. Açıklamada, "Hizmet sağlayıcılarımızla anlaşarak, TikTok hizmeti geri yükleme sürecindedir. Başkan Trump'a, hizmet sağlayıcılarımıza TikTok'u 170 milyondan fazla Amerikalıya sunmaları ve 7 milyondan fazla küçük işletmenin gelişmesine izin vermeleri nedeniyle hiçbir ceza ile karşılaşmayacakları konusunda gerekli netliği ve güvenceyi sağladığı için teşekkür ediyoruz" denildi. </p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Apple&amp;apos;den TikTok hamlesi: İşte kaldırılan uygulamaların listesi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/appleden-tiktok-hamlesi-iste-kaldirilan-uygulamalarin-listesi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/appleden-tiktok-hamlesi-iste-kaldirilan-uygulamalarin-listesi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de TikTok ve birçok uygulama kullanıma kapatıldı. Apple, erişim yasağı getirilen uygulamaların listesini yayınladı. CapCut, Lemon8, Marvel Snap gibi popüler uygulamalar da listede yer aldı.Çinli sosyal paylaşım uygulaması TikTok, bir Amerikan firmasına satılmaması halinde ABD&#039;de yasaklanmasını öngören yasa uyarınca ülkede kullanıma kapatıldı.  ABD&#039;de 170 milyondan fazla kullanıcısı olan TikTok&#039;a giriş yapmak isteyen kullanıcılar, &quot;Üzgünüz, TikTok şu anda kullanılamıyor. ABD&#039;de TikTok&#039;u yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi. Maalesef, şu anda TikTok&#039;u kullanamazsınız.&quot; şeklinde bir mesajla karşılaştı.İŞTE YASAKLANAN UYGULAMALAR  Karar nedeniyle Apple ve Google&#039;ın TikTok ve diğer uygulamaları mağazalarından kaldırmaya başladı. Yasaya uymayan şirketlere para cezası ile karşı karşıya kalacak.  Apple, erişim yasağından etkilenen uygulamaların listesini yayınladı. Listede Tiktok&#039;un ana şirketi ByteDance ile ilişkili diğer uygulamaların yer alması dikkat çekti.ABD&#039;YE GİREN KULLANAMAYACAK  Apple&#039;dan yapılan açıklamada, söz konusu uygulamaların Amerika Birleşik Devletleri&#039;ndeki tarafından App Store&#039;dan indirilemeyeceği ya da güncellenemeyeceği belirtildi.  Ayrıca ABD&#039;yi ziyaret eden veya App Store&#039;u ABD dışı bir bölgeye ayarlayan kişilere de erişim yasağı getirildiği belirtildi.  İşte Apple&#039;ın kaldırdığı uygulamaların listesi:  TikTokTikTok StudioTikTok Shop Seller CenterCapCutLemon8HypicLark – Team CollaborationLark – Rooms DisplayLark Rooms ControllerGauth: AI Study CompanionMARVEL SNAP ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1N6Zh5CackiPI_MADAUTOQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Appleden, TikTok, hamlesi:, İşte, kaldırılan, uygulamaların, listesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1N6Zh5CackiPI_MADAUTOQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Apple'den TikTok hamlesi: İşte kaldırılan uygulamaların listesi"><p>ABD'de TikTok ve birçok uygulama kullanıma kapatıldı. Apple, erişim yasağı getirilen uygulamaların listesini yayınladı. CapCut, Lemon8, Marvel Snap gibi popüler uygulamalar da listede yer aldı.</p><p>Çinli sosyal paylaşım uygulaması TikTok, bir Amerikan firmasına satılmaması halinde ABD'de yasaklanmasını öngören yasa uyarınca ülkede kullanıma kapatıldı.  ABD'de 170 milyondan fazla kullanıcısı olan TikTok'a giriş yapmak isteyen kullanıcılar, "Üzgünüz, TikTok şu anda kullanılamıyor. ABD'de TikTok'u yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi. Maalesef, şu anda TikTok'u kullanamazsınız." şeklinde bir mesajla karşılaştı.</p><p><strong>İŞTE YASAKLANAN UYGULAMALAR</strong>  Karar nedeniyle Apple ve Google'ın TikTok ve diğer uygulamaları mağazalarından kaldırmaya başladı. Yasaya uymayan şirketlere para cezası ile karşı karşıya kalacak.  Apple, erişim yasağından etkilenen uygulamaların listesini yayınladı. Listede Tiktok'un ana şirketi ByteDance ile ilişkili diğer uygulamaların yer alması dikkat çekti.</p><p><strong>ABD'YE GİREN KULLANAMAYACAK</strong>  Apple'dan yapılan açıklamada, söz konusu uygulamaların Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tarafından App Store'dan indirilemeyeceği ya da güncellenemeyeceği belirtildi.  Ayrıca ABD'yi ziyaret eden veya App Store'u ABD dışı bir bölgeye ayarlayan kişilere de erişim yasağı getirildiği belirtildi.  İşte Apple'ın kaldırdığı uygulamaların listesi:  </p><ul><li>TikTok</li><li>TikTok Studio</li><li>TikTok Shop Seller Center</li><li>CapCut</li><li>Lemon8</li><li>Hypic</li><li>Lark – Team Collaboration</li><li>Lark – Rooms Display</li><li>Lark Rooms Controller</li><li>Gauth: AI Study Companion</li><li>MARVEL SNAP</li></ul>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trump Stargate&amp;apos;i duyurdu: 500 milyar dolarlık yapay zeka projesi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/trump-stargatei-duyurdu-500-milyar-dolarlik-yapay-zeka-projesi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/trump-stargatei-duyurdu-500-milyar-dolarlik-yapay-zeka-projesi</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Donald Trump, Stargate adında 500 milyar dolarlık yapay zeka projesini duyurdu.ABD Başkanı Trump, OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman, SoftBank Üst Yöneticisi Masayoshi Son ve Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Larry Ellison&#039;un katılımıyla konuya ilişkin basın toplantısı düzenledi.  OpenAI, Oracle ve SoftBank&#039;ın Stargate adlı ortak bir girişim oluşturacağını duyuran Trump, söz konusu ortak girişimle ABD&#039;nin yapay zeka altyapısına en az 500 milyar dolar yatırım yapılacağını aktardı.  Trump, söz konusu yatırımı &quot;tarihteki en büyük yapay zeka altyapı projesi&quot; olarak nitelendirerek 100 binden fazla Amerikalıya istihdam yaratılmasının öngörüldüğünü kaydetti.  Acil durum kararlarıyla yatırımın gerçekleşmesine yardımcı olacağını belirten Trump, &quot;Çok fazla elektrik üretmeleri gerekiyor ve bu üretimi kendi tesislerinde çok kolay bir şekilde yapmalarını mümkün kılacağız.&quot; dedi.  Trump, &quot;Stargate, yapay zeka alanındaki yeni nesil gelişmeleri desteklemek için fiziksel ve sanal altyapıyı inşa edecek ve buna devasa veri merkezlerinin inşası da dahil olacak.&quot; diye konuştu.  Trump&#039;ın söz hakkı verdiği Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Ellison da grubun veri merkezlerinin ilkinin Texas&#039;ta yapım aşamasında olduğunun bilgisini paylaştı.ÇİN&#039;E YÜZDE 10 GÜMRÜK VERGİSİ  Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Trump, tarifeleri ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) müzakerelerini erkene almak için mi uygulamayı planladığına dair soruya &quot;Bununla hiçbir ilgisi yok.&quot; yanıtını verdi.  Trump, Meksika ve Kanada&#039;nın bunu durdurabilecekleri halde ABD&#039;de olmaması gereken çok sayıda insanın sınırdan geçmesine izin verdiklerini öne sürerek bu ülkelerden çok büyük oranda fentanilin de ABD&#039;ye girdiğini kaydetti.  ABD Başkanı Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmesinde de bu &quot;saçmalığı&quot; (fentanil) ülkede görmek istemediğini söylediğini aktardı.  Çin&#039;e de Meksika ve Kanada&#039;ya gönderdikleri fentanil nedeniyle yüzde 10 gümrük vergisi uygulamayı değerlendirdiklerini yineleyen Trump, tarifeler için 1 Şubat tarihini düşündüklerini dile getirdi. ELON MUSK&#039;IN TİKTOK&#039;U SATIN ALMASINA SICAK BAKIYORÖte yandan Trump, Elon Musk&#039;ın TikTok&#039;u satın almasına sıcak bakıp bakmadığının sorulması üzerine, Musk ya da Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Larry Ellison&#039;ın şirketi satın alma fikrine açık olduğunu ifade etti.  Toplantının sonunda, TikTok&#039;u telefonuna indirebileceğini de belirten Trump, &quot;Gençlerin oylarını kazandık. Sanırım Tiktok sayesinde kazandım, bu yüzden Tiktok&#039;un kalbimde özel bir yeri var.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OePmrxq0xkejEPQeAQxcmg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trump, Stargatei, duyurdu:, 500, milyar, dolarlık, yapay, zeka, projesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OePmrxq0xkejEPQeAQxcmg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Trump Stargate'i duyurdu: 500 milyar dolarlık yapay zeka projesi"><p>ABD Başkanı Donald Trump, Stargate adında 500 milyar dolarlık yapay zeka projesini duyurdu.</p><p>ABD Başkanı Trump, OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman, SoftBank Üst Yöneticisi Masayoshi Son ve Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Larry Ellison'un katılımıyla konuya ilişkin basın toplantısı düzenledi.  OpenAI, Oracle ve SoftBank'ın Stargate adlı ortak bir girişim oluşturacağını duyuran Trump, söz konusu ortak girişimle ABD'nin yapay zeka altyapısına en az 500 milyar dolar yatırım yapılacağını aktardı.  Trump, söz konusu yatırımı "tarihteki en büyük yapay zeka altyapı projesi" olarak nitelendirerek 100 binden fazla Amerikalıya istihdam yaratılmasının öngörüldüğünü kaydetti.  Acil durum kararlarıyla yatırımın gerçekleşmesine yardımcı olacağını belirten Trump, "Çok fazla elektrik üretmeleri gerekiyor ve bu üretimi kendi tesislerinde çok kolay bir şekilde yapmalarını mümkün kılacağız." dedi.  Trump, "Stargate, yapay zeka alanındaki yeni nesil gelişmeleri desteklemek için fiziksel ve sanal altyapıyı inşa edecek ve buna devasa veri merkezlerinin inşası da dahil olacak." diye konuştu.  Trump'ın söz hakkı verdiği Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Ellison da grubun veri merkezlerinin ilkinin Texas'ta yapım aşamasında olduğunun bilgisini paylaştı.</p><p><strong>ÇİN'E YÜZDE 10 GÜMRÜK VERGİSİ</strong>  Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Trump, tarifeleri ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) müzakerelerini erkene almak için mi uygulamayı planladığına dair soruya "Bununla hiçbir ilgisi yok." yanıtını verdi.  Trump, Meksika ve Kanada'nın bunu durdurabilecekleri halde ABD'de olmaması gereken çok sayıda insanın sınırdan geçmesine izin verdiklerini öne sürerek bu ülkelerden çok büyük oranda fentanilin de ABD'ye girdiğini kaydetti.  ABD Başkanı Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmesinde de bu "saçmalığı" (fentanil) ülkede görmek istemediğini söylediğini aktardı.  Çin'e de Meksika ve Kanada'ya gönderdikleri fentanil nedeniyle yüzde 10 gümrük vergisi uygulamayı değerlendirdiklerini yineleyen Trump, tarifeler için 1 Şubat tarihini düşündüklerini dile getirdi. </p><p><strong>ELON MUSK'IN TİKTOK'U SATIN ALMASINA SICAK BAKIYOR</strong></p><p>Öte yandan Trump, Elon Musk'ın TikTok'u satın almasına sıcak bakıp bakmadığının sorulması üzerine, Musk ya da Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Larry Ellison'ın şirketi satın alma fikrine açık olduğunu ifade etti.  Toplantının sonunda, TikTok'u telefonuna indirebileceğini de belirten Trump, "Gençlerin oylarını kazandık. Sanırım Tiktok sayesinde kazandım, bu yüzden Tiktok'un kalbimde özel bir yeri var." dedi.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>iPhone&amp;apos;un aşırı ısınma sorununa yeni çözüm: Buhar odası soğutma sistemi mi geliyor?</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/iphoneun-asiri-isinma-sorununa-yeni-coezum-buhar-odasi-sogutma-sistemi-mi-geliyor</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/iphoneun-asiri-isinma-sorununa-yeni-coezum-buhar-odasi-sogutma-sistemi-mi-geliyor</guid>
<description><![CDATA[ Özellikle iPhone 15 modellerinde meydana gelen aşırı ısınma, birçok Apple kullanıcısının ortak problemlerinden biri. MyDrivers&#039;ta yer alan habere göre, bu yılın sonunda tanıtılması beklenen iPhone 17&#039;de aynı sorununun yaşanmaması için &#039;buhar odası soğutma sistemi&#039; kullanılacak.Apple, daha önceki modellerinde oluşan aşırı ısınma problemine karşı &#039;buhar odası soğutma&#039; teknolojisinden yararlanmayı hedefliyor.Buhar odası soğutma sistemi, özellikle Samsung Galaxy ve Google Pixel gibi Android telefonlarda yaygın olarak tercih ediliyor ancak Apple, bu teknolojiyi daha önce iPhone modellerinde hiç kullanmamıştı. Bu sistem, buharlaşan sıvının telefon içinde bir odadan geçmesini sağlayarak soğutma işlevi görüyor.Apple’ın bu çözümü iPhone&#039;larda kullanmama sebebinin, geleneksel soğutma sistemlerine göre daha fazla alan kaplaması olduğu düşünülüyor.Buhar odası soğutma sistemi, yüksek performans gerektiren oyunlar gibi işlemler sırasında cihazın verimli bir şekilde çalışmasını sağlayarak ısınma sorununu engelliyor.Apple, özellikle iPhone 15&#039;lerde yaşanan aşırı ısınma sorununu çözmek için bir yazılım güncellemesi yayınlamıştı. İlk başta bu güncellemenin cihazın performansını yavaşlatacağı düşünülse de, yapılan testlerde herhangi bir performans kaybı yaşanmadığı ortaya çıktı.Eylül ayında tanıtılması beklenen iPhone 17 serisi hakkında birçok farklı iddia gündeme geliyor. Apple&#039;ın iPhone 17 Pro modelinde A19 işlemciyi kullanabileceği öne sürülürken; iPhone 17 serisinin kamerasının, diğer bütün serilerin kameralarından daha güçlü olacağı da tahmin ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IfFyAly6e0qSbcZImwpnzA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>iPhoneun, aşırı, ısınma, sorununa, yeni, çözüm:, Buhar, odası, soğutma, sistemi, geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IfFyAly6e0qSbcZImwpnzA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="iPhone'un aşırı ısınma sorununa yeni çözüm: Buhar odası soğutma sistemi mi geliyor?"><p>Özellikle iPhone 15 modellerinde meydana gelen aşırı ısınma, birçok Apple kullanıcısının ortak problemlerinden biri. MyDrivers'ta yer alan habere göre, bu yılın sonunda tanıtılması beklenen iPhone 17'de aynı sorununun yaşanmaması için 'buhar odası soğutma sistemi' kullanılacak.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WJzAfpp6EEGiXO8eTacbNg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Apple, daha önceki modellerinde oluşan aşırı ısınma problemine karşı 'buhar odası soğutma' teknolojisinden yararlanmayı hedefliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HBTOGjhaTEOks_evh0h5Lw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buhar odası soğutma sistemi, özellikle Samsung Galaxy ve Google Pixel gibi Android telefonlarda yaygın olarak tercih ediliyor ancak Apple, bu teknolojiyi daha önce iPhone modellerinde hiç kullanmamıştı. Bu sistem, buharlaşan sıvının telefon içinde bir odadan geçmesini sağlayarak soğutma işlevi görüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/518WT06YtEKVDaOwYcOeLA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Apple’ın bu çözümü iPhone'larda kullanmama sebebinin, geleneksel soğutma sistemlerine göre daha fazla alan kaplaması olduğu düşünülüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VtEOJm0bM0mQfAQYae16jA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Buhar odası soğutma sistemi, yüksek performans gerektiren oyunlar gibi işlemler sırasında cihazın verimli bir şekilde çalışmasını sağlayarak ısınma sorununu engelliyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BSC4kMyjbEG1aG25zxOqXw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Apple, özellikle iPhone 15'lerde yaşanan aşırı ısınma sorununu çözmek için bir yazılım güncellemesi yayınlamıştı. İlk başta bu güncellemenin cihazın performansını yavaşlatacağı düşünülse de, yapılan testlerde herhangi bir performans kaybı yaşanmadığı ortaya çıktı.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NWuhqfvamESeX3jJVc42cQ.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Eylül ayında tanıtılması beklenen iPhone 17 serisi hakkında birçok farklı iddia gündeme geliyor. Apple'ın iPhone 17 Pro modelinde A19 işlemciyi kullanabileceği öne sürülürken; iPhone 17 serisinin kamerasının, diğer bütün serilerin kameralarından daha güçlü olacağı da tahmin ediliyor.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Trump&amp;apos;tan TikTok kararı: 75 gün erteledi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/trumptan-tiktok-karari-75-gun-erteledi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/trumptan-tiktok-karari-75-gun-erteledi</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Trump, TikTok&#039;u yasaklayan kararnameyi 75 gün erteledi. Trump, ABD&#039;nin TikTok&#039;un yarısını alma hakkının olması gerektiğini savundu.ABD Başkanı Donald Trump, Adalet Bakanlığına TikTok&#039;u ülke çapında yasaklayan yasanın 75 günlüğüne uygulanmaması talimatını verdi.  ABD Başkanı Trump, Oval Ofis&#039;teki ilk imza töreninde çok sayıda başkanlık kararnamesine imza attı. Bu kararnamelerden biri de TikTok yasağının ertelenmesine yönelik oldu.  Beyaz Saray&#039;ın internet sitesinde yayımlanan kararnameye göre Trump, Adalet Bakanlığından TikTok yasağının 75 günlüğüne uygulanmamasını istedi.  Kararnamede bunun milyonlarca Amerikalı tarafından kullanılan bir iletişim platformunun aniden kapatılmasını önleyeceği ve ulusal güvenliği koruyan ileriye dönük uygun rotayı belirleme fırsatı vereceği aktarıldı.  Trump, imza törenindeki konuşmasında da onaylamazsa TikTok&#039;un değersiz olduğunu ve kapanmak zorunda kalacağını söyledi.  TikTok&#039;un 1 trilyon dolar edeceğini düşündüğünü belirten Trump, ABD&#039;nin TikTok&#039;un yarısını alma hakkının olması gerektiğini savundu.  TİKTOK NEDEN YASAKLANDI?  TikTok, bir Amerikan firmasına satılmaması halinde ABD&#039;de yasaklanmasını öngören yasa uyarınca hafta sonu ABD&#039;de kullanıma kapatılmıştı.  Trump, Truth Social adlı sosyal medya platformundan TikTok yasağına ilişkin yaptığı açıklamada, &quot;Pazartesi günü, yasanın hükümlerinin yürürlüğe girme süresini uzatacak bir kararname yayımlayacağım, böylece ulusal güvenliğimizi korumak için bir anlaşma yapabiliriz.&quot; ifadelerini kullanmıştı.  Söz konusu kararnameyle TikTok&#039;un yasaklı kalmasını önlemek için destek veren şirketlerin yasal sorumluluğunun olmayacağını da belirten Trump, ancak TikTok&#039;un yarısının ABD&#039;lilere ait olmasını istediğini aktarmıştı.  Daha sonra TikTok, ülkede yeniden hizmet sağlamaya başlamıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1N6Zh5CackiPI_MADAUTOQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trumptan, TikTok, kararı:, gün, erteledi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1N6Zh5CackiPI_MADAUTOQ.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Trump'tan TikTok kararı: 75 gün erteledi"><p>ABD Başkanı Trump, TikTok'u yasaklayan kararnameyi 75 gün erteledi. Trump, ABD'nin TikTok'un yarısını alma hakkının olması gerektiğini savundu.</p>ABD Başkanı Donald Trump, Adalet Bakanlığına TikTok'u ülke çapında yasaklayan yasanın 75 günlüğüne uygulanmaması talimatını verdi.  ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'teki ilk imza töreninde çok sayıda başkanlık kararnamesine imza attı. Bu kararnamelerden biri de TikTok yasağının ertelenmesine yönelik oldu.  Beyaz Saray'ın internet sitesinde yayımlanan kararnameye göre Trump, Adalet Bakanlığından TikTok yasağının 75 günlüğüne uygulanmamasını istedi.  Kararnamede bunun milyonlarca Amerikalı tarafından kullanılan bir iletişim platformunun aniden kapatılmasını önleyeceği ve ulusal güvenliği koruyan ileriye dönük uygun rotayı belirleme fırsatı vereceği aktarıldı.  Trump, imza törenindeki konuşmasında da onaylamazsa TikTok'un değersiz olduğunu ve kapanmak zorunda kalacağını söyledi.  TikTok'un 1 trilyon dolar edeceğini düşündüğünü belirten Trump, ABD'nin TikTok'un yarısını alma hakkının olması gerektiğini savundu.  <strong>TİKTOK NEDEN YASAKLANDI?</strong>  TikTok, bir Amerikan firmasına satılmaması halinde ABD'de yasaklanmasını öngören yasa uyarınca hafta sonu ABD'de kullanıma kapatılmıştı.  Trump, Truth Social adlı sosyal medya platformundan TikTok yasağına ilişkin yaptığı açıklamada, "Pazartesi günü, yasanın hükümlerinin yürürlüğe girme süresini uzatacak bir kararname yayımlayacağım, böylece ulusal güvenliğimizi korumak için bir anlaşma yapabiliriz." ifadelerini kullanmıştı.  Söz konusu kararnameyle TikTok'un yasaklı kalmasını önlemek için destek veren şirketlerin yasal sorumluluğunun olmayacağını da belirten Trump, ancak TikTok'un yarısının ABD'lilere ait olmasını istediğini aktarmıştı.  Daha sonra TikTok, ülkede yeniden hizmet sağlamaya başlamıştı.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Ünlü YouTuber&amp;apos;dan TikTok’u satın alma hamlesi</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/unlu-youtuberdan-tiktoku-satin-alma-hamlesi</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/unlu-youtuberdan-tiktoku-satin-alma-hamlesi</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de TikTok&#039;un geleceğine ilişkin belirsizlik devam ederken, ilk resmi teklifin yapıldığı bildirildi. Teklif verenler arasında ünlü YouTuber MrBeast&#039;in de olduğu öğrenildi.Sosyal medya platformu TikTok&#039;un ABD&#039;deki geleceği belirsizliğini koruyor.  Haftasonu kapatılan TikTok, ABD Başkanı Donald Trump&#039;ın kararı ile yeniden açılmıştı.  Trump, Adalet Bakanlığı&#039;na TikTok&#039;u ülke çapında yasaklayan yasanın 75 günlüğüne uygulanmaması talimatını vermişti.  TikTok&#039;un bu süre içerisinde bir Amerikan şirketine satılması gerekirken, ilk teklif YouTuber MrBeast&#039;den geldi.  Dünyaca ünlü YouTuber MrBeast, TikTok&#039;u satın almak için resmi bir teklif sunduğunu açıkladı.  MrBeast, şirketin yeni CEO&#039;su olma ihtimalini dile getirdi. Ancak teklifin rakamsal ayrıntılarına ilişkin bilgi verilmedi.  Teklif, MrBeast, işgücü yönetim platformu Employer.com CEO&#039;su Jesse Tinsley ve bir grup yatırımcı tarafından yapıldı. Grubun hukuk danışmanları arasında Trump&#039;ın başsavcı adayı Pam Bondi&#039;nin kardeşi Brad Bondi de yer alıyor.  Bloomberg&#039;in haberine göre TikTok&#039;un sahibi ByteDance&#039;in teklifi ciddi olarak değerlendirip değerlendirmediği henüz bilinmiyor.  Trump, Elon Musk ya da Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Larry Ellison&#039;ın TikTok&#039;u satın alma fikrine açık olduğunu ifade etmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DeHLCVkDkK6wAf7zp6EkA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ünlü, YouTuberdan, TikTok’u, satın, alma, hamlesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2DeHLCVkDkK6wAf7zp6EkA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Ünlü YouTuber'dan TikTok’u satın alma hamlesi"><p>ABD'de TikTok'un geleceğine ilişkin belirsizlik devam ederken, ilk resmi teklifin yapıldığı bildirildi. Teklif verenler arasında ünlü YouTuber MrBeast'in de olduğu öğrenildi.</p>Sosyal medya platformu TikTok'un ABD'deki geleceği belirsizliğini koruyor.  Haftasonu kapatılan TikTok, ABD Başkanı Donald Trump'ın kararı ile yeniden açılmıştı.  Trump, Adalet Bakanlığı'na TikTok'u ülke çapında yasaklayan yasanın 75 günlüğüne uygulanmaması talimatını vermişti.  TikTok'un bu süre içerisinde bir Amerikan şirketine satılması gerekirken, ilk teklif YouTuber MrBeast'den geldi.  Dünyaca ünlü YouTuber MrBeast, TikTok'u satın almak için resmi bir teklif sunduğunu açıkladı.  MrBeast, şirketin yeni CEO'su olma ihtimalini dile getirdi. Ancak teklifin rakamsal ayrıntılarına ilişkin bilgi verilmedi.  Teklif, MrBeast, işgücü yönetim platformu Employer.com CEO'su Jesse Tinsley ve bir grup yatırımcı tarafından yapıldı. Grubun hukuk danışmanları arasında Trump'ın başsavcı adayı Pam Bondi'nin kardeşi Brad Bondi de yer alıyor.  Bloomberg'in haberine göre TikTok'un sahibi ByteDance'in teklifi ciddi olarak değerlendirip değerlendirmediği henüz bilinmiyor.  Trump, Elon Musk ya da Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Larry Ellison'ın TikTok'u satın alma fikrine açık olduğunu ifade etmişti.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Elon Musk, TikTok&amp;apos;u satın alacak mı? Trump&amp;apos;tan açıklama</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/elon-musk-tiktoku-satin-alacak-mi-trumptan-aciklama</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/elon-musk-tiktoku-satin-alacak-mi-trumptan-aciklama</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Donald Trump, TikTok&#039;un Elon Musk tarafından satın alınması fikrine sıcak baktığını ifade etti.ABD Başkanı Donald Trump, Tiktok&#039;u satışına ilişkin bir açıklama yaptı.  500 milyar dolarlık Stargate isimli yapay zeka projesi ile ilgili basın toplantısında Trump&#039;a Elon Musk&#039;ın TikTok&#039;u satın almasına sıcak bakıp bakmadığı soruldu.  Trump, Musk ya da Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Larry Ellison&#039;ın şirketi satın alma fikrine açık olduğunu ifade etti.  Toplantının sonunda, TikTok&#039;u telefonuna indirebileceğini de belirten Trump, &quot;Gençlerin oylarını kazandık. Sanırım Tiktok sayesinde kazandım, bu yüzden Tiktok&#039;un kalbimde özel bir yeri var.&quot; dedi.  YASAĞA 75 GÜN ERTELEME  TikTok, bir Amerikan firmasına satılmaması halinde ABD&#039;de yasaklanmasını öngören yasa uyarınca hafta sonu ABD&#039;de kullanıma kapatılmıştı.  Başkan Trump, Adalet Bakanlığı&#039;na TikTok&#039;u ülke çapında yasaklayan yasanın 75 günlüğüne uygulanmaması talimatını verdi.  TikTok&#039;un 1 trilyon dolar edeceğini düşündüğünü belirten Trump, ABD&#039;nin TikTok&#039;un yarısını alma hakkının olması gerektiğini savundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CawBI2TxBUKfbYxqIRt6dg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elon, Musk, TikToku, satın, alacak, mı, Trumptan, açıklama</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CawBI2TxBUKfbYxqIRt6dg.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Elon Musk, TikTok'u satın alacak mı? Trump'tan açıklama"><p>ABD Başkanı Donald Trump, TikTok'un Elon Musk tarafından satın alınması fikrine sıcak baktığını ifade etti.</p>ABD Başkanı Donald Trump, Tiktok'u satışına ilişkin bir açıklama yaptı.  500 milyar dolarlık Stargate isimli yapay zeka projesi ile ilgili basın toplantısında Trump'a Elon Musk'ın TikTok'u satın almasına sıcak bakıp bakmadığı soruldu.  Trump, Musk ya da Oracle Yönetim Kurulu Başkanı Larry Ellison'ın şirketi satın alma fikrine açık olduğunu ifade etti.  Toplantının sonunda, TikTok'u telefonuna indirebileceğini de belirten Trump, "Gençlerin oylarını kazandık. Sanırım Tiktok sayesinde kazandım, bu yüzden Tiktok'un kalbimde özel bir yeri var." dedi.  <strong>YASAĞA 75 GÜN ERTELEME</strong>  TikTok, bir Amerikan firmasına satılmaması halinde ABD'de yasaklanmasını öngören yasa uyarınca hafta sonu ABD'de kullanıma kapatılmıştı.  Başkan Trump, Adalet Bakanlığı'na TikTok'u ülke çapında yasaklayan yasanın 75 günlüğüne uygulanmaması talimatını verdi.  TikTok'un 1 trilyon dolar edeceğini düşündüğünü belirten Trump, ABD'nin TikTok'un yarısını alma hakkının olması gerektiğini savundu.]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Mars’ta 3,7 milyar yıllık dalga izleri: Yaşam barındırmış olabilir</title>
<link>https://ankaraegitimhaber.com.tr/marsta-37-milyar-yillik-dalga-izleri-yasam-barindirmis-olabilir</link>
<guid>https://ankaraegitimhaber.com.tr/marsta-37-milyar-yillik-dalga-izleri-yasam-barindirmis-olabilir</guid>
<description><![CDATA[ NASA&#039;nın Curiosity keşif aracı, Mars yüzeyinde 3,7 milyar yıl öncesine ait olduğu düşünülen antik dalga izlerini ortaya çıkardı. Bu izler, gezegende bir zamanlar açıkta duran sıvı su kütlelerinin varlığına işaret ediyor. Bilim insanlarına göre bu bulgu, Mars&#039;ın geçmişte daha sıcak ve yoğun bir atmosfere sahip olduğunun kanıtı.NASA’nın Curiosity keşif aracı, Mars yüzeyinde çığır açan bir keşfe imza attı. Yaklaşık 3,7 milyar yıl öncesine ait olduğu düşünülen antik dalga izleri, gezegende bir zamanlar açık yüzeyli sıvı su kütlelerinin bulunduğuna işaret ediyor.Curiosity’nin bulduğu izler, Dünya’daki göl yataklarında görülen küçük dalgalanmalara benziyor. Araştırmacılar, bu dalgalanmaların, rüzgarın suyu yüzeyde ileri geri hareket ettirmesiyle oluştuğunu belirtiyor. Bunun anlamı, bu suyun buzla kaplı değil, açık bir yüzeye sahip olduğudur.Dalga izleri, Gale Krateri&#039;nde bulundu ve analizler, bu dalgaların yaklaşık 3,7 milyar yıl önce oluştuğunu gösteriyor. Jeolojik incelemelere göre, bu su kütlesi sığ bir gölet olmalıydı ve derinliği yaklaşık 2 metreydi.Mars, günümüzde soğuk ve kuru bir yüzeye sahip olsa da, antik izler, gezegenin bir dönem yaşamı destekleyebilecek koşullara sahip olduğunu gösteriyor. Curiosity&#039;nin bu keşfi, Mars atmosferinin zamanla incelmeden önce daha yoğun olduğunu ve yüzeyde sıvı suyun yaygın olabileceğini düşündürüyor.Caltech’ten John Grotzinger ve Michael Lamb’in Science Advances dergisinde yayımladığı çalışmaya göre, keşfedilen dalga izleri, sığ su kütlelerinde oluşan dalgalanmalarla birebir benzerlik gösteriyor. Araştırmacılar, “Prow” adı verilen bölgedeki bu izlerin yanı sıra sülfat açısından zengin “Amapari Marker Band” adlı kayalarda da benzer oluşumlar buldu.2011 yılında NASA tarafından fırlatılan Curiosity, 2012’den bu yana Gale Krateri çevresinde araştırmalar yürütüyor. Görevin temel amacı, Mars’ın geçmişte ilkel yaşamı destekleyip desteklemediğini anlamak. Keşif aracı, yüzeyde sondaj yapmaktan atmosferik analizlere kadar çeşitli teknolojilerle donatılmış durumda.Curiosity’nin bulguları, Mars’ın erken dönem iklimine dair yeni bilgiler sunarken, gezegenin sıvı suya ev sahipliği yaptığı dönemlere daha yakından bakma fırsatı sağlıyor. NASA&#039;nın Opportunity aracı geçmişte benzer dalga izleri keşfetmiş olsa da, bu izlerin ne tür su kütlelerine ait olduğu belirsizdi. Yeni keşif, Mars’ın eski atmosfer koşullarını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/biY6Bu-cNEOJ89DUw26ZtA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 00:12:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mars’ta, 3, 7, milyar, yıllık, dalga, izleri:, Yaşam, barındırmış, olabilir</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/biY6Bu-cNEOJ89DUw26ZtA.jpg?width=1200&ampmode=crop&ampscale=both" class="type:primaryImage" alt="Mars’ta 3,7 milyar yıllık dalga izleri: Yaşam barındırmış olabilir"><p>NASA'nın Curiosity keşif aracı, Mars yüzeyinde 3,7 milyar yıl öncesine ait olduğu düşünülen antik dalga izlerini ortaya çıkardı. Bu izler, gezegende bir zamanlar açıkta duran sıvı su kütlelerinin varlığına işaret ediyor. Bilim insanlarına göre bu bulgu, Mars'ın geçmişte daha sıcak ve yoğun bir atmosfere sahip olduğunun kanıtı.</p><section class="type:slideshow"><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/g1rPm7K7l0mQ-oXa5Dqieg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>NASA’nın Curiosity keşif aracı, Mars yüzeyinde çığır açan bir keşfe imza attı. Yaklaşık 3,7 milyar yıl öncesine ait olduğu düşünülen antik dalga izleri, gezegende bir zamanlar açık yüzeyli sıvı su kütlelerinin bulunduğuna işaret ediyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rhQr1yfiUUWF9wjaKpCOSw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Curiosity’nin bulduğu izler, Dünya’daki göl yataklarında görülen küçük dalgalanmalara benziyor. Araştırmacılar, bu dalgalanmaların, rüzgarın suyu yüzeyde ileri geri hareket ettirmesiyle oluştuğunu belirtiyor. Bunun anlamı, bu suyun buzla kaplı değil, açık bir yüzeye sahip olduğudur.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZSYUpMiUBUy4nhcUe8J-1A.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Dalga izleri, Gale Krateri'nde bulundu ve analizler, bu dalgaların yaklaşık 3,7 milyar yıl önce oluştuğunu gösteriyor. Jeolojik incelemelere göre, bu su kütlesi sığ bir gölet olmalıydı ve derinliği yaklaşık 2 metreydi.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/deIM3S8xMkCEEiMvHpDBcA.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Mars, günümüzde soğuk ve kuru bir yüzeye sahip olsa da, antik izler, gezegenin bir dönem yaşamı destekleyebilecek koşullara sahip olduğunu gösteriyor. Curiosity'nin bu keşfi, Mars atmosferinin zamanla incelmeden önce daha yoğun olduğunu ve yüzeyde sıvı suyun yaygın olabileceğini düşündürüyor.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3F5u46RjcEq80doimJ6qIg.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Caltech’ten John Grotzinger ve Michael Lamb’in Science Advances dergisinde yayımladığı çalışmaya göre, keşfedilen dalga izleri, sığ su kütlelerinde oluşan dalgalanmalarla birebir benzerlik gösteriyor. Araştırmacılar, “Prow” adı verilen bölgedeki bu izlerin yanı sıra sülfat açısından zengin “Amapari Marker Band” adlı kayalarda da benzer oluşumlar buldu.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/803PPj7dWUCwXrvnOZQ2Nw.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>2011 yılında NASA tarafından fırlatılan Curiosity, 2012’den bu yana Gale Krateri çevresinde araştırmalar yürütüyor. Görevin temel amacı, Mars’ın geçmişte ilkel yaşamı destekleyip desteklemediğini anlamak. Keşif aracı, yüzeyde sondaj yapmaktan atmosferik analizlere kadar çeşitli teknolojilerle donatılmış durumda.</figcaption></figure><figure><img src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l2FHpqRsr0msI74TpzIh6g.jpg?width=1200&mode=crop&scale=both" width="1200"><figcaption>Curiosity’nin bulguları, Mars’ın erken dönem iklimine dair yeni bilgiler sunarken, gezegenin sıvı suya ev sahipliği yaptığı dönemlere daha yakından bakma fırsatı sağlıyor. NASA'nın Opportunity aracı geçmişte benzer dalga izleri keşfetmiş olsa da, bu izlerin ne tür su kütlelerine ait olduğu belirsizdi. Yeni keşif, Mars’ın eski atmosfer koşullarını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.</figcaption></figure></section>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>